Nekrotizan fasiit, tıp literatüründe “et yiyen bakteri hastalığı” olarak bilinen, yumuşak dokuları hızla tahrip eden nadir fakat son derece ciddi bir enfeksiyondur. Bu hastalığın etkeni çoğunlukla Grup A Streptokok bakterileri, özellikle Streptococcus pyogenes‘tir. Ancak bu hastalığın yalnızca tek bir mikroorganizmadan kaynaklandığını düşünmek yanıltıcı olacaktır; Staphylococcus aureus, Clostridium perfringens ve anaerobik bakterilerin karışımından oluşan polimikrobiyal enfeksiyonlar da nekrotizan fasiite yol açabilmektedir (Bisno & Stevens, 1996; Stevens & Bryant, 1997).
Hastalığın patofizyolojisi oldukça karmaşıktır. Bakteriler cilt altı dokulara girdiklerinde, toksinler ve enzimler salgılayarak fasya adı verilen bağ dokusunu ve çevresindeki kas, deri ve yağ dokularını hızla harap ederler. Bu süreçte salgılanan streptokokal pirojenik ekzotoksinler, konakçının immün yanıtını manipüle ederken, hyalüronidaz ve streptolizin gibi enzimler dokular arası yayılımı kolaylaştırır (Kaul ve diğerleri, 1997). Enfeksiyonun bu agresif seyri, hastalığın “et yiyen” olarak adlandırılmasına neden olmaktadır.
Klinik olarak nekrotizan fasiit, genellikle bir travma veya cerrahi insizyon bölgesinde başlar. Başlangıç aşamasında, bölgesel ağrı ve şişlik ile kendini gösterirken, hastalık ilerledikçe cilt renginde değişim, vezikül oluşumu, nekroz ve sistemik toksisite bulguları ortaya çıkar. Erken tanı konulmazsa, vakaların yaklaşık %25-30’u ölümle sonuçlanmaktadır (Anaya & Dellinger, 2007). Bu nedenle, hastalık tıbbi çevrelerde büyük bir ciddiyetle ele alınmakta ve halk sağlığı otoriteleri tarafından yakından takip edilmektedir.