Flexura coli sinistra

Tanım ve Terminoloji
Flexura coli sinistra, kalın bağırsağın enine kolon (colon transversum) ile inen kolon (colon descendens) arasındaki anjüasyonudur ve karın boşluğunun sol üst kadranında, dalak (lien) hilusu ile alt polu hizasında yerleşir. Anatomik literatürde angulus lienalis, flexura splenica veya halk arasındaki klinik kullanımda splenik bükülme olarak da adlandırılır. Bu bükülme, barsak geçişinin enine mesenden inen mese doğruudaki topografik dönüşümünü temsil eder ve abdominal organların sistematik haritalanması bakımından önemli bir anatomik referans noktasıdır.
Anatomik Yerleşim ve Topografya
Sol kolik bükülme, fundus gastrikus’un sol yanında, dalak alt polu ile sol böbrek üstü bezinin (glandula suprarenalis sinistra) ön yüzü arasındaki retroperitoneal geçiş bölgesinde bulunur. Üst sınırı diaframanın sol hemidiaphragması ve alt sınırı sol böbrek üstü bezidir. Transvers kolonun flexura coli dextra’dan (sağ kolik bükülme) başlayıp splenik hilus seviyesine kadar uzanan segmenti, burada ani bir açı değişikliğiyle inen kolona devam eder. Bu geçiş, peritoneal kavite içinde yaklaşık 45° ile 75° arasında değişen bir anjüasyon oluşturur ve barsak lümeninin bu bölgedeki geometrik yapısı, ilerleyici peristaltizm açısından fizyolojik bir direnç noktası işlevi görür.

Peritoneal İlişkiler, Bağ Dokusu ve Hareketlilik
Sol kolik bükülme, sağ kolik bükülmesine kıyasla anatominde daha az hareketli (mobil) bir yapıdır. Bu sabitlik, büyük ölçüde ligamentum phrenicocolicum (frenikokolik ligament) adı verilen peritoneal kıvrım tarafından sağlanır. Ligamentum phrenicocolicum, diaframanın sol hemidiaphragmasının karın yüzünden (facies abdominalis diaphragmatis) başlayarak splenik fleksurun üst yüzüne ve dalak kapsülüne yapışan bir peritoneal katlantıdır. Bu bağ, splenik fleksuru diaframa asarak, sol subfrenik alan ile inen kolon arasındaki anatomik bütünlüğü sağlar ve aynı zamanda sol kolonun volvüler dönüşlere karşı kısmen korunmasına katkıda bulunur. İnen kolonun retroperitonealizasyonunun başladığı bölge olması nedeniyle, sol kolik bükülme peritoneal refleksler açısından geçiş bölgesi özelliği taşır.
Embriyolojik Köken
Splenik fleksur, embriyolojik olarak midgut (orta barsak) ile hindgut (arka barsak) geçişinin sol lateral devamı olarak değerlendirilebilir. Treitz ligamenti (ligamentum suspensorium duodeni) hizasındaki flexura duodenojejunalis’in sol alt kadrandaki uzantısı gibi, splenik fleksur da barsak rotasyonunun son aşamalarında karın sol üst kadranına yerleşir. Bu embriyolojik konum, yetişkin anatomisinde bükülmenin dalak ve sol üst kadran organlarıyla olan yakın komşuluğunu açıklar.
Vaskülarizasyon ve Mikrosirkülasyon
Arteriyel kanlanması, arteria mesenterica inferior (İMA; alt mezenterik arter)’in sol kolik dalı olan arteria colica sinistra tarafından sağlanır. Arteria colica sinistra, retroperitoneal alanda ilerleyerek splenik fleksura ulaşır ve burada arcus Riolani (Riolan arkı; mezenterik ark) üzerinden arteria mesenterica superior (üst mezenterik arter) sisteminin arteria colica media dalı ile anastomoz oluşturur. Bu anastomoz, mezenterik arterler arasındaki kritik bir kolateral bağlantı olup, özellikle alt mezenterik arter tıkanıklığında inen kolon ve splenik fleksurun iskemik korunmasında hayati rol oynar. Venöz drenaj, vena mesenterica inferior aracılığıyla gerçekleşir; bu ven, vena splenica ile birleşerek vena portae hepatis’i oluşturur. Lenfatik drenaj, nodi lymphoidei colici ve nodi lymphoidei mesenterici inferiores üzerinden truncus intestinalis’e ulaşır.
İnnervasyon ve Ağrı Fizyolojisi
İnnervasyonu, plexus mesentericus inferior üzerinden splaniknik sinirler (T10–T12 ve L1 segmentleri) tarafından sağlanır. Parasempatik innervasyon nervus vagus (X. kraniyal sinir)’un abdominal devamı üzerinden, sempatik innervasyon ise truncus sympathicus’un nn. splanchnici’leri aracılığıyla iletilir. Splenik fleksurun ağrı innervasyonu, diaframanın peritonel ve plevral yüzeyleriyle ortak segmental düzeyleri (T8–T10) paylaşır. Bu nedenle, splenik fleksurdeki distansiyon, gaz birikimi veya iskemi, n. phrenicus’ün (C3–C5) peritoneal dalı aracılığıyla omuz ve göğüs duvarına yansıyan ağrıya (referred pain) yol açabilir. Sol üst kadran ağrısının göğüs duvarına, hatta sol precordial bölgeye yayılması, bu anatomik temele dayanır ve akut koroner sendrom ile ayırıcı tanı gerektirir.
Klinik ve Patolojik Önem
Splenik fleksur, klinik pratikte splenik fleksur sendromu (splenic flexure syndrome) olarak bilinen, aşırı gaz birikimi ve geçici distansiyona bağlı akut sol üst kadran ağrısı ataklarıyla tanınır. Bu sendrom, özellikle irritabl barsak sendromu (IBS) olan hastalarda, fleksurun anatomik darlığı ve az mobil yapısı nedeniyle belirginleşir. Ağrı, epigastrium’dan sol hipokondrium’a yayılır, zaman zaman sol skapula ve omuz ucuna (akromiyon) ulaşır ve plevritik veya anjinal ağrıyı taklit edebilir.
İskemik kolit açısından splenik fleksur, Griffith noktası olarak adlandırılan ve arteria colica sinistra ile arteria colica media arasındaki anastomotik bölgenin (watershed area) sol ucu üzerinde yer alır. Bu bölgede kan akımı, sistemik hipotansiyon veya mezenterik arter darlığı durumlarında özellikle savunmasızdır.
Cerrahi perspektiften, sol hemikolektomi ve splenik fleksur mobilizasyonu sırasında ligamentum phrenicocolicum’un kesilmesi (take down), transvers ve inen kolon arasındaki anatomik bütünlüğün sağlanması açısından zorunludur; bu işlem sırasında dalak kapsülüne zarar gelmemesi ve ligamentum gastrosplenicum ile ligamentum splenorenale’nin korunması büyük önem taşır.
Ayrıca, splenik fleksur bölgesi kolorektal karsinomların, divertiküler hastalığın ve volvulusların (özellikle inen kolon volvulusu) lokalize olabileceği bir bölgedir. Endoskopik incelemede (kolonoskopi), splenik fleksurun anjüasyonu ve sabit yapısı nedeniyle intübasyon teknik olarak zorlayıcı olabilir; bu bölgede splenik bükülme olarak adlandırılan endoskopik dönüş noktası, işlemin sol kolon segmentlerine ilerlemesinde belirleyicidir.
Ayırıcı Tanı ve Değerlendirme
Sol üst kadran ağrısının splenik fleksur kökenli olabileceği, özellikle ağrının postprandial dönemlerde şişkinlikle ilişkili olması, radyasyonu ve kardiyak risk faktörleri bulunmayan hastalarda düşünülmelidir. Ancak ağrının göğüs duvarına ve sol precordial bölgeye yayılması, n. phrenicus aracılığıyla diafragmatik yansıma nedeniyle akut miyokard infarktüsü, perikardit veya plevrit ile karışabilir. Bu nedenle, sol üst kadran ağrısının değerlendirilmesinde elektrokardiyografi, kardiyak enzimler ve görüntüleme yöntemleri (abdominal ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, kolonoskopi) ile abdominal ve torasik patolojilerin dışlanması esastır. Kalıcı, tekrarlayıcı veya şiddetli semptomlar varlığında, tanı ve tedavi planlaması için gastroenteroloji veya genel cerrahi uzmanına başvurulması zorunludur.
