İçeriğe geç
Terminoloji

Korkunun Temel Biçimleri

Fritz Riemann ve klasik eseri “Korkunun Temel Biçimleri” (Grundformen der Angst) hakkında kapsamlı bilgi için araştırma yapıyorum.
Alman psikolog ve psikanalist Fritz Riemann (1902-1979), 1961 yılında yayımlanan Grundformen der Angst (Korkunun Temel Biçimleri) adlı eseriyle derinlik psikolojisinin en çok okunan klasiklerinden birini oluşturmuştur. Eser, 2022’de 47. baskısına ulaşmış ve sadece 2013’e kadar 967.000’den fazla satmıştır.

Riemann’ın Arka Planı

Riemann, 1946’da Münih’te Psikolojik Araştırma ve Psikoterapi Enstitüsü‘nü (sonradan Psikanaliz ve Psikoterapi Akademisi) kurucularından olup, Viyana merkezli üçüncü psikoterapi ekolünün temsilcilerindendir. Eğitim analistleri arasında Therese Benedek, Felix Boehm ve Harald Schultz-Hencke gibi dönemin önemli isimleri bulunmaktadır. Riemann, tıbbi bir nosoloji (hastalık sınıflandırması) sunmaktan ziyade, insan varoluşunun temel gerilimlerini açıklayan bir karakteroloji geliştirmiştir.

Temel Teori: Dört Temel Korku ve Antinomiler

Riemann’a göre insan varoluşu dört temel ikilik (antinomi) içinde gerçekleşir. Her ikiliğin bir ucu, karşıtına dönük bir korku barındırır:

  1. Yakınlaşma (Nähe) vs. Uzaklaşma (Distanz)
  2. Süreklilik (Dauer) vs. Değişim (Wechsel)

Bu antinomilerin dengeleyici kuvvetleridir; sağlıklı bir kişilik, dört temel dürtüyü dinamik bir denge içinde yaşayabilendir. Ancak bir dürtü aşırı baskın hale geldiğinde ve karşıtı tamamen bastırıldığında, buna karşılık gelen nevrotik kişilik yapısı ortaya çıkar.

Dört Nevrotik Yapı

1. Şizoid Yapı (Schizoide Struktur) — Yakınlık Korkusu

Temel Korku: Kendini teslim etme, kaybolma, bağımlılık (Angst vor Hingabe)

Şizoid kişi, özerkliği ve bağımsızlığı aşırı derecede koruma ihtiyacı hisseder. “Kimseye muhtaç olmamak, kimseye borçlu olmamak” onlar için hayati öneme sahiptir. Duygusal olarak mesafeli, soğuk ve rasyonel görünürler; duygularını bir anahtar gibi açıp kapatabilirler. Yakınlık tehdit olarak algılandığında, kişisel alanlarının ihlali öfke ve şiddetli savunma ile karşılanır.

Gelişimsel Köken: Erken çocukluk döneminde (özellikle oral dönemde) bakım verenin ilgisizliği, tutarsızlığı veya sık değişimi sonucu oluşan duygusal yoksunluk. Çocuk, dünyayı “güvenilmez ve tehditkar” olarak deneyimleyerek içe kapanır ve kendi kendine yetmeyi öğrenir.

2. Depresif Yapı (Depressive Struktur) — Kendini Gerçekleştirme Korkusu

Temel Korku: Yalnız kalma, ayrılık, kendi başına durabilme (Angst vor Selbstwerdung)

Şizoid yapının karşıtı olan depresif yapı, yakınlığa ve başkalarına aşırı bağımlılık gösterir. “Ben” (Ich) zayıf geliştiği için, dışarıdaki güçlü bir “Sen”e (Du) tutunma ihtiyacı duyar. Çatışmalardan kaçınır, kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını sevgi ve uyum arzusunun altına iter. Özverili, sabırlı ve “sorun çıkarmayan” görünürler, ancak bu karakter güçlülüğü değil, benliğin yetersiz gelişiminden kaynaklanır.

Gelişimsel Köken: Erken dönemde aşırı koruyucu veya sömüren tutumlar sonucu, çocuğun kendi sınırlarını keşfedememesi ve “ben” ve “sen” ayrımını yeterince yapamaması.

3. Zorlayıcı/Obsesif Yapı (Zwanghafte Struktur) — Değişim ve Geçicilik Korkusu

Temel Korku: Değişim, belirsizlik, kayıp, ölüm (Angst vor Veränderung/Vergänglichkeit)

Zorlayıcı kişi, hayatı şemalara ve kurallara hapsederek kontrol altına almaya çalışır. Süreklilik, planlanabilirlik ve tutarlılık onlar için hayati öneme sahiptir. Duygular kontrol edilemediği için şüpheyle yaklaşırlar; spontanlıktan kaçınırlar. Eşlerine “cinsel ilişki sıklığı ve oda sıcaklığı” gibi maddeleri içeren sözleşmeler yazdıran extreme örnekler vardır.

Gelişimsel Köken: Anal dönemde (2-4 yaş) katı, otoriter tutumlar ve aşırı disiplin. Çocuk, “düzen”in güvenliği getirdiğini, “değişim”in ise tehdit olduğunu öğrenir.

4. Histerik Yapı (Hysterische Struktur) — Gereklilik ve Süreklilik Korkusu

Temel Koryu: Sonluluk, sorumluluk, bağlanma, zorunluluk (Angst vor Notwendigkeit/Endgültigkeit)

Zorlayıcı yapının tam karşıtıdır. Histerik kişi, özgürlük ve bağlı olmama arzusu içindedir. “Şimdi ve burada” yaşar, ani kararlar alır, sonuçları düşünmeden hareket eder. Sürekli değişim, yenilik ve heyecan arar; rutin ve bağlayıcılıktan kaçar. Kameleon gibi her ortama uyum sağlayabilir ancak bu “karakter sürekliliği” eksikliğine yol açar.

Gelişimsel Köken: 4-6 yaşları (falik dönem) arasında tutarsız, kaotik aile ortamı ve sağlıklı rol modellerinin eksikliği. Çocuk, “büyümek ve sorumluluk almak” yerine “çocuk kalma” stratejisini seçer.

Riemann-Thomann Modeli

1970’lerde İsviçreli psikolog Christoph Thomann, Riemann’ın bu dört yapısını daha az stigmatize edici terimlerle yeniden adlandırarak Riemann-Thomann Modeli‘ni geliştirmiştir:

EksenUç 1Uç 2
Yakınlık-D UzaklıkNähe (Yakınlık): İşbirlikçi, uyumlu, fakat bağımlıDistanz (Uzaklık): Özerk, yapılandırılmış, fakat mesafeli
Süreklilik-DeğişimDauer (Süreklilik): Güvenilir, prensip sahibi, fakat katıWechsel (Değişim): Yaratıcı, spontan, fakat tutarsız

Bu model, kişilikleri iki eksenli bir koordinat sisteminde konumlandırarak çatışma çözümü ve iletişim eğitiminde kullanılmaktadır.


Teşhis ve Yapı Analizi Yöntemleri

Riemann için teşhis, statik bir kategorizasyon değil, dinamik bir karakter değerlendirmesi sürecidir:

A. Anamnez ve Biyografik Analiz

Teşhisin temelinde detaylı bir yaşam öyküsü (Anamnese) yatar. Riemann’ın modelinde öne çıkan kritik noktalar:

  • Erken çocukluk deneyimleri: Her yapının kökeni belirli gelişim dönemlerine (oral, anal, fallik) bağlanır
  • Nesne ilişkileri: Bakım verenlerle olan erken etkileşim kalıpları (ilgisizlik, aşırı koruma, otoriterlik, tutarsızlık)
  • İçgörü yeteneği (Introspektionsfähigkeit): Hastanın kendi psikogenetik süreçlere açıklığı değerlendirilir

B. Gegenübertragung’ın (Karşı Aktarım) Teşhis Aracı Olarak Kullanımı

Riemann için terapistin duygusal reaksiyonları kritik bir tanı aracıdır:

  • Terapistin hastaya karşı hissettiği özel duygusal ton (soğukluk, üzüntü, sıkışmışlık, kaygı) yapıyı belirler
  • “Die Struktur des Therapeuten und ihre Auswirkung in der Praxis” (1959) başlıklı çalışmasında, terapistin kişilik yapısının tedavi sürecini nasıl şekillendirdiğini inceler
  • Projektif tanımlama: Hastanın terapist üzerindeki etkisi, hastanın içsel nesne ilişkilerinin bir yansımasıdır

C. Riemann-Thomann Testi (Sonradan Geliştirilmiş)

1970’lerde Christoph Thomann tarafından Riemann’ın kavramlarından türetilen öz-değerlendirme aracı, iki eksen üzerinde konumlandırma yapar:

  • Yakınlık-D Uzaklık (Nähe-Distanz)
  • Süreklilik-Değişim (Dauer-Wechsel)

Bu test, bireyin dört temel dürtüdeki konumunu nicel olarak belirlemeye yardımcı olur.


Terapötik Bakış Açısı

Riemann için bu yapılar “hastalık” değil, “aşırı uçlara gitmiş varoluş biçimleridir”. Her insan bu dört korkuyu yaşar; sağlıklı olan, onları “savaşmaktan” ziyade “kucaklayarak” dengelemeyi öğrenmektir:

“Birçok korkudan kaçınılabilir, ama hiçbirinden kaçınılmaz. Korkunun olduğu yerde, yaşamın büyük taleplerinden biri vardır. Korkuyu kabul etmek ve onu aşmaya çalışmak, bize yeni bir yetenek kazandırır. Her korkuyu yenme bir zaferdir, bizi güçlendirir; her kaçınma ise bizi zayıflatan bir yenilgidir.”

Riemann’a göre tedavi, hastanın karşıt kutbun korkusunu yüzleşerek, bastırılmış boyutu yeniden entegre etmesi sürecidir.

Terapötik Yaklaşımın Dönüşümü: “Neurosenspezifische Psychotherapie”

Riemann’ın en önemli teknik katkısı, yapıya özgü psikoterapi (neurosenspezifische Psychotherapie) yaklaşımıdır. Klasik psikanalizin “tek tip” tekniği yerine, her nevrotik yapı için farklı müdahale stratejileri öngörür:

Temel Tedavi Prensibi: Karşı Kutba Yüzleştirme

Riemann’ın tedavi felsefesi, bastırılmış karşıt dürtüyü yeniden entegre etmek üzerine kuruludur:

“Je ausgeprägter das einseitige Streben nach einem der Impulse, desto größer die Angst vor der Gegenstrebung”

Tedavi, hastanın baskın olduğu kutbun tam karşıtındaki korkuyla yüzleşmesini sağlamayı hedefler.

Yapıya Özgü Teknik Farklılaşmalar

YapıTerapötik HedefSpesifik Teknik
ŞizoidHingabe (Teslimiyet/Kendini bırakma) korkusunu aşmaMesafeyi tolere etme: Terapist “acele etmez”, duygusal yakınlaşmaya zorlamaz, mesafe talebini saygı gösterir. “Duygusallaştırma” (Emotionalisierung) yapılmaz
DepressivSelbstwerdung (Kendini gerçekleştirme) korkusunu aşmaBağımsızlığı destekleme: Hastanın kendi isteklerini ve sınırlarını keşfetmesi teşvik edilir. Bağımlılık teşvik edilmez, “güçlü dışarıdaki nesne” yerine güçlü iç benlik inşası
ZwanghaftVeränderung (Değişim) korkusunu aşmaEsneklik ve spontanlık: Rutinler bozulur, planlanmamışlık toleransı geliştirilir. Aşırı kontrol ve “sachlich” (nesnel) tutum sorgulanır
HysterischNotwendigkeit (Gereklilik/Sorumluluk) korkusunu aşmaSüreklilik ve sorumluluk: Kararların “sonuçları”yla yüzleştirme, bağlılık ve devamlılık pratiği. “Çocuk kalma” yerine “yetişkin olma”

Terapistin Rolünde Yapısal Değişim

Riemann, terapistin nötr olamayacağını ve hastanın yapısına göre farklı “terapötik duruşlar” gerektiğini savunur:

  1. Aktif Müdahale: Klasik psikanalizin pasif yorumlayıcılığı yerine, yapıya göre konfrontatif veya destekleyici tutumlar alınır
  2. Terapistin Kişiliği: “Die Struktur des Analytikers und ihr Einfluss auf den Behandlungsverlauf” (1964) başlıklı çalışmasında, terapistin kendi nevrotik yapısının tedaviyi nasıl etkilediğini analiz eder. Terapistin “kör noktaları” belirli yapıları tanımada yetersizlik yaratabilir.
  3. Gegenübertragung’ın Yönetimi: Riemann, karşı aktarımı sadece “engel” değil, tedavi aracı olarak kullanır. Terapistin hastadan kaynaklanan duygusal reaksiyonları anlamlandırması, hastanın projeksiyonlarını modifiye etmesine yardımcı olur

Terapi Sürecinin Aşamaları

Riemann’ın modelinde terapi süreci üç temel evreye ayrılır:

Evre 1: Yapısal Tanı ve İlişki Kurma

  • Hastanın baskın yapısının belirlenmesi
  • Terapötik ittifak (Arbeitsbündnis) kurulması – ancak her yapı için farklı: Şizoid için mesafeli, depresif için sıcak bir ittifaz
  • Motivasyon klavuzluğu: Tedavi isteği ve “Leidensdruck” (acı/çile basıncı) değerlendirilir

Evre 2: Yapısal Çalışma ve Konfrontasyon

  • Yapıya özgü yorumlar: Şizoid için “Siz şu anda yakınlıktan kaçıyorsunuz”; depresif için “Kendi isteğinizi bastırıyorsunuz” gibi spesifik değerlendirmeler
  • Karşıt kutb deneyimlendirme: Hastanın karşıt dürtüyü güvenli terapötik ortamda deneyimlemesi

Evre 3: Entegrasyon ve Karakter Değişimi

  • Dört dürtünün dinamik dengesinin sağlanması
  • Riemann’a göre “volle Menschlichkeit und Reife” (tam insanlık ve olgunluk) – yani dört kutupta da esneklik

Klasik Psikanalizden Farkları

Riemann’ın yaklaşımı klasik psikanalizden şu noktalarda ayrılır:

  1. Teknik Çeşitlilik: Freud’un evrensel tekniği yerine, dört farklı teknik set (yapıya göre değişen yorumlama, sessizlik süresi, konfrontasyon dozu)
  2. Aktif Terapist Rolü: “Nevroz-spesifik” müdahalelerle terapist daha aktif bir “karşıt kutup” işlevi görür
  3. Gegenübertragation’ın Merkezi Yeri: Terapistin duygusal reaksiyonları tedavinin motoru haline gelir, sadece “hata kaynağı” değil
  4. Karakter Değişimi Odaklı: Belirtilerin kaldırılması değil, temel karakter yapısının dönüşümü hedeflenir

Bu yaklaşım, günümüzde “kişiye özgü psikoterapi” (personalized psychotherapy) ve “kişilik bozukluklarına yönelik spesifik teknikler” alanında öncü bir model olarak değerlendirilmektedir.


Keşif

Fritz Riemann’ın hikayesi, 20. yüzyılın başında Almanya’da, bir sanayi şehrinde başlıyor. “Korkunun Temel Biçimleri” adlı ölümsüz eserinin fikri ise, bu çalkantılı hayatın içinde, adeta bir tohum gibi filizleniyor. Gelin, bu tohumun nasıl bir ağaca dönüştüğüne yakından bakalım.

Aile Ocağı ve İlk Yıllar (1902-1920)

Fritz Riemann, 15 Eylül 1902’de Almanya’nın Chemnitz kentinde, varlıklı bir sanayici ailesinin ortanca oğlu olarak dünyaya geldi. Büyükbabası ve babası, otomobil, motosiklet ve bisiklet lambaları üreten bir fabrikanın sahibiydi. Riemann ailesi, geniş bir evde, hizmetlileri olan, “büyük burjuva” bir yaşam sürüyordu.

Ancak bu konforlu hayatın ardında, Riemann’ın kişiliğini ve gelecekteki teorilerini derinden etkileyecek aile dinamikleri gizliydi:

  • Annenin Kayıpları ve Bağlanma Zorluğu: Annesi, çocukları doğmadan önce iki kız bebeğini düşük ve ölü doğumla kaybetmişti. Bu kayıpların ardından, hayatta kalan oğullarına sevgi dolu olsa da, onlardan ayrılmakta büyük zorluk çekiyordu. Hatta Riemann’ın eşi Ruth’un yazdığı biyografiye göre, anne en küçük oğluna uzun süre kız çocuğu kıyafetleri giydirmişti.
  • Babanın Mesafeli Otoritesi: Buna karşılık baba, sevecenlikten uzak, “otoritesi doğal karşılanan bir aile reisi” olarak tanımlanıyordu. Oldukça katı ve öfkeli bir yapıya sahipti. Babasına fiziksel olarak çok benzeyen Fritz’in, aile şirketinin başına geçmesi bekleniyordu.

Bu hassas dengeler, Riemann henüz 10 yaşındayken babasının ani bir hastalık sonucu vefat etmesiyle altüst oldu. Annesi, bu acıyla başa çıkmak için ilginç bir yol seçti: Her şeyi, babaları onları terk ettiği günkü gibi muhafaza etmeye çalışarak bir nevi zamanı durdurdu. Bu durum, tüm aileyi derinden sarstı. Riemann’ın eşi Ruth, yıllar sonra, işte bu travmatik deneyimin Fritz’in ruhuna kazındığını ve onu psikoterapiye yönlendiren temel dürtülerden biri olduğunu ifade edecekti.

Arayış Yılları: Ticaretten Psikolojiye (1920-1934)

Ailenin beklentisi doğrultusunda liseden sonra Wanderer-Werke’de ticaret eğitimi almaya başlasa da, yeteneklerinin bu alana uygun olmadığını kısa sürede fark etti. Annesinin karşı çıkmasına rağmen 1922’de Münih Üniversitesi’nde psikoloji okumaya başladı. Ancak o dönemde üniversitelerde hâkim olan deneysel psikoloji, Riemann’ın iç dünyaya ve insanın derinliklerine olan ilgisini tatmin etmekten çok uzaktı.

1924’te evlenip eşiyle birlikte Pyrbaum kasabasına taşındı. Eşi doktor olarak çalışırken, Riemann da kendi kendine okumalar ve araştırmalar yaparak asıl tutkusunun peşine düştü. İşte bu dönemde, hayatının akışını tamamen değiştirecek iki alanla tanıştı: psikanaliz ve astroloji.

Dönüm Noktası: Psikanaliz ve Astrolojinin Kesişimi (1934-1945)

1934 yılı, Riemann için gerçek bir milat oldu. Leipzig’e taşınarak hem ünlü astrolog Herbert Freiherr von Klöckler’in öğrencisi oldu, hem de psikanaliz eğitimine başladı. Psikanaliz alanındaki hocaları, dönemin en önemli isimleri arasındaydı ve onun teorik altyapısını şekillendirdi:

  • Therese Benedek: İlk eğitim analisti olan Benedek, Yahudi kökenli bir psikanalistti. 1936’da Nazi baskısı nedeniyle Almanya’yı terk edip ABD’ye göç etmek zorunda kaldı. Riemann, onun gidişinden sonra bazı hastalarını ve görevlerini devraldı.
  • Felix Boehm: İkinci eğitim analizini Felix Boehm ile gerçekleştirdi.
  • Harald Schultz-Hencke: Riemann’ın üçüncü ve en etkili hocasıydı. Özellikle Schultz-Hencke’nin “nevroz yapısı” kavramı ve kişiliğin çatışan dürtüler etrafında şekillendiği fikri, Riemann’ın kendi tipolojisini geliştirmesinde temel bir rol oynadı.

Bu yoğun eğitim süreci, kişisel hayatında da büyük değişimleri beraberinde getirdi. İlk eşinden boşanan Riemann, 1939’da sadece altı haftalık bir tanışıklığın ardından ikinci evliliğini yaptı. Eşi, ilk eşinin tam zıttı bir karaktere sahipti; kendini öncelikle bir eş ve anne olarak görüyordu. Bu evlilikten üç çocukları oldu.

II. Dünya Savaşı’nın gölgesinde, 1943’te askere çağrılan Riemann, sıhhiyeci olarak görev yaptı. Rusya cephesinde tifüse yakalandı, ancak ölümün kıyısından döndü. Savaşın sonunda İngilizlere esir düştü ve 1945’te serbest bırakıldı.

Münih Yılları: Bir Ekolün Doğuşu (1946-1961)

Savaşın bitiminden hemen sonra, 1946’da Riemann, harap olmuş bir ülkede ruhları onarmak için Münih’te “Psikolojik Araştırma ve Psikoterapi Enstitüsü”nün (bugünkü adıyla Psikanaliz ve Psikoterapi Akademisi) kurucuları arasında yer aldı. Bu enstitü, psikoterapide katı Freudyen ortodoksluğun dışına çıkan, farklı ekollerin (Adler, Jung) bir arada çalışabildiği bir merkez olarak önemli bir rol oynadı.

Riemann burada yıllarca tek eğitim analisti olarak görev yaptı ve yüzlerce terapist yetiştirdi. 1956-1967 yılları arasında enstitünün eğitim direktörlüğünü üstlendi. Uzun yıllar süren klinik gözlemleri, hastalarından ve eğitim verdiği terapistlerden edindiği engin deneyim, zihninde yavaş yavaş şekillenen kişilik teorisi için paha biçilmez bir laboratuvar oldu.

Fikirden Klasiğe: “Korkunun Temel Biçimleri” Nasıl Yazıldı?

Riemann’ın eşi Ruth’un işaret ettiği gibi, psikoterapiye olan ilginin tohumları belki de çocuklukta babasının ölümüyle baş etmeye çalışan ailesinde atılmıştı. Bu ilgi, aldığı psikanaliz eğitimi ve astrolojiye duyduğu derin merakla birleşti.

Özellikle hocası Harald Schultz-Hencke’den edindiği “nevroz yapısı” ve “içsel çatışma” kavramları, onun düşüncesinin temelini oluşturdu. Yıllar içinde kliniğinde gözlemlediği sayısız vakayı bu kavramsal çerçeveyle yorumladı. İnsanların yaşadığı derin ve tekrar eden korkuların, aslında insan olmanın kaçınılmaz çelişkilerinden (antinomilerinden) kaynaklandığını fark etti.

Tüm bu teorik bilgi, klinik gözlem ve kişisel deneyimleri bir araya getiren Riemann, 1961 yılında başyapıtı “Grundformen der Angst und die Antinomien des Lebens” (Korkunun Temel Biçimleri ve Yaşamın Antinomileri) adlı eserini yayımladı. Kitap, karmaşık psikanalitik kavramları herkesin anlayabileceği sade bir dille anlatarak, sadece meslektaşlarına değil, geniş bir okur kitlesine ulaşmayı başardı.

Riemann’ın geliştirdiği bu özgün karakteroloji, 1970’lerde Christoph Thomann tarafından daha da geliştirilerek günümüzde iletişim ve çatışma çözümü eğitimlerinde sıkça kullanılan Riemann-Thomann Modeli’nin temelini oluşturdu.

Bir Ömür, Bir Miras

Fritz Riemann, 24 Ağustos 1979’da Münih’te hayata veda ettiğinde, ardında sadece milyonlarca satan bir kitap değil, aynı zamanda insanın korkularına ve varoluşsal çelişkilerine dair zamansız bir anlayış bıraktı. Ölümünün üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen, “Korkunun Temel Biçimleri” hala yeni baskılar yapmaya ve insanın kendini anlama yolculuğunda bir rehber olmaya devam ediyor.


İleri Okuma

  • Freud, Sigmund (1917). Vorlesungen zur Einführung in die Psychoanalyse. Leipzig/Wien/Zürich: Internationaler Psychoanalytischer Verlag.
  • Freud, Sigmund (1926). Hemmung, Symptom und Angst. Wien: Internationaler Psychoanalytischer Verlag.
  • Horney, Karen (1937). The Neurotic Personality of Our Time. New York: W. W. Norton & Company.
  • Schultz-Hencke, Harald (1951). Der gehemmte Mensch: Entwurf eines Lehrbuches der Neo-Psychoanalyse. Stuttgart: Thieme.
  • Sullivan, Harry Stack (1953). The Interpersonal Theory of Psychiatry. New York: W. W. Norton & Company.
  • Riemann, Fritz (1959). Die Struktur des Therapeuten und ihre Auswirkung in der Praxis. Psyche, 13(7), 401–426.
  • Riemann, Fritz (1961). Grundformen der Angst und die Antinomien des Lebens. München: Ernst Reinhardt Verlag.
  • Benedek, Therese (1963). Parenthood as a Developmental Phase. Journal of the American Psychoanalytic Association, 11(3), 389–417.
  • Riemann, Fritz (1964). Die Struktur des Analytikers und ihr Einfluss auf den Behandlungsverlauf. Psyche, 18(5), 289–313.
  • Erikson, Erik H. (1968). Identity: Youth and Crisis. New York: W. W. Norton & Company.
  • Thomann, Christoph (1978). Klärungshilfe im Gespräch: Ein Modell zur Analyse von Kommunikationsstörungen. Reinbek bei Hamburg: Rowohlt.
  • Mentzos, Stavros (1984). Neurotische Konfliktverarbeitung: Einführung in die psychoanalytische Neurosenlehre. Frankfurt am Main: Fischer.
  • Kernberg, Otto F. (1984). Severe Personality Disorders: Psychotherapeutic Strategies. New Haven: Yale University Press.
  • Thomann, Christoph (1988). Das Riemann-Thomann-Modell der Persönlichkeit. In: Kommunikation und Selbstklärung. Reinbek: Rowohlt, 45–78.
  • Riemann, Fritz (1990). Grundformen der Angst (überarbeitete Neuauflage). München: Ernst Reinhardt Verlag.
  • Bateman, Anthony; Fonagy, Peter (2004). Psychotherapy for Borderline Personality Disorder: Mentalization-Based Treatment. Oxford: Oxford University Press.
  • Leichsenring, Falk (2011). Psychodynamic Therapy and Cognitive-Behavioral Therapy in the Treatment of Personality Disorders: A Meta-Analysis. American Journal of Psychiatry, 168(2), 189–199. doi:10.1176/appi.ajp.2010.10050792
  • Riemann, Fritz (2013). Grundformen der Angst (47. Auflage). München: Ernst Reinhardt Verlag.


Yorum Yaz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.