Kral mezarı duvarlarındaki zehir

Mısır firavunlarının mezarları gibi antik mezarlarda potansiyel toksin varlığı, tarihi ve bilimsel açıdan ilgi çekici bir konudur. Bu toksinlerin birincil kaynağı tipik olarak mezar veya gömü eserlerinin kendileri değil, bu kapalı ortamlarda yüzyıllar boyunca meydana gelen mikrobiyolojik ve fungal faaliyetlerdir. Arsenik, cıva ve küf sporlarını içeren bu toksinlerin, mezarları açan ve giren kaşiflerden bazılarının başına gelen bir dizi talihsizlik ve ölüm olan “firavunların laneti” olarak adlandırılan olayın nedeni olduğu tahmin edilmektedir.

Mantar toksinleri (mikotoksinler): Antik mezarlarda en yaygın sağlık riskleri, belirli koşullar altında çoğalarak ince bir spor tozu oluşturabilen Aspergillus ve Penicillium mantarlarından kaynaklanmaktadır. Solunması halinde bu sporlar aspergilloz adı verilen bir akciğer hastalığına yol açabilir. Aspergillus flavus türleri aflatoksin adı verilen oldukça toksik ve kanserojen bir bileşik üretebilir.

Bakteriyel toksinler: Mezar ortamında bulunan bakteriler, bakteri türüne, maruz kalma miktarına ve bireyin bağışıklık tepkisine bağlı olarak hafif alerjik reaksiyonlardan ciddi sistemik enfeksiyonlara kadar çeşitli semptomlara neden olabilen potansiyel olarak zararlı maddeler olan endotoksinler ve ekzotoksinler üretebilir.

Tehlikeli Maddeler: Bazı mezarlar defin törenlerinde veya mezarın yapımında kullanılan tehlikeli maddeler içerebilir. Örneğin, eski Mısır mezarları genellikle koruma ve dekorasyon da dahil olmak üzere çeşitli amaçlarla kullanılan cıva, arsenik veya kurşun gibi maddelerin izlerini içerir. Bu maddelere uzun süre maruz kalmak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Radon Gazı: Radon doğal olarak oluşan radyoaktif bir gazdır ve mezarlar gibi kapalı alanlarda, özellikle de kayaya oyulmuş olanlarda birikebilir. Radonun solunması zamanla akciğer kanserine yol açabilir.

Firavunların laneti

Bu tehlikelerin öncelikle arkeologlar, araştırmacılar ve uygun koruyucu önlemler almadan bu ortamlara giren işçiler için risk oluşturduğunu belirtmek önemlidir. Genel halk, bu tür alanları ziyaret etmesine izin verildiğinde, bunu genellikle potansiyel toksinlere maruz kalmayı en aza indiren koşullar altında yapar.

Duvarlarda tehlikeli maddelerin bulunması genellikle doğal bir süreçtir; mezarın yapımında ve dekorasyonunda kullanılan malzemelerden veya zaman içinde mikroorganizmaların üremesinden kaynaklanır.

Örneğin eski Mısırlıların birincil amacı, gelecekte mezara girebilecek kişilere kasıtlı olarak zarar vermek değil, ölen kişinin öbür dünyaya başarılı bir şekilde geçmesini sağlayacak son bir dinlenme yeri yaratmaktı.

“Firavunların laneti” – bir mezarı rahatsız edenlerin kötü şans, hastalık veya ölümle cezalandırılacağı fikri – herhangi bir tarihsel uygulamadan ziyade sansasyonel medya ve halkın eski Mısır’a olan hayranlığından kaynaklanan modern bir efsanedir. Bazen mezarlara yazılan uyarılar, mezara izinsiz girenlere zehir veya toksinlerle fiziksel olarak zarar vermeyi değil, ölüyü korumayı amaçlıyordu.

Sonuç olarak, antik mezarların duvarlarında bulunan toksinler büyük olasılıkla doğal süreçlerin bir sonucudur ve kasıtlı insan eyleminin bir sonucu değildir.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Kaynak:

  1. “Fungal exposure in homes of patients with sarcoidosis – an environmental exposure study.” Environmental Health, 2013, link
  2. “Endotoxin and other bacterial cell wall components.” U.S. National Library of Medicine, 2012, link
  3. “Radon in the Living Environment, and Lung Cancer: Perception of Risk and Social Construction of Danger.” Social Science & Medicine, 2000, link

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.