RAAS’ın keşfi ve anlaşılması 20. yüzyılda gelişti. Hikaye, 19. yüzyılın sonlarında reninin izole edilmesiyle başlıyor ve reninin kan basıncının düzenlenmesinde rol oynadığının anlaşılmasıyla başlıyor. 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, renin’den anjiyotensine ve ardından aldosterona giden reaksiyonlar zinciri çözüldü.
Renin’in Keşfi: 1898’de Robert Tigerstedt ve Per Bergman tavşan böbreklerinden “renin” adını verdikleri bir madde izole ettiler.
Anjiyotensin Keşfi: 1930’larda Goldblatt ve ark. reninin plazmadan daha sonra anjiyotensin olarak adlandırılan hipertansif bir madde üretebildiğini keşfetti.
Aldosteronun Rolü: 1950’lerde aldosteronun, adrenal korteks tarafından üretilen ve sodyum ve potasyum dengesini düzenleyen mineralokortikoid hormon olduğu tanımlandı.
Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sistemi, kan basıncı ve sıvı dengesinin ana düzenleyici sistemidir.
- Kan basıncı düştüğünde veya böbreklerdeki sodyum konsantrasyonu düşük olduğunda böbreklerdeki jukstaglomerüler hücreler renin salgılar.
- Renin, karaciğer tarafından üretilen anjiyotensinojeni anjiyotensin I‘e ayırır.
- Anjiyotensin I ayrıca çoğunlukla akciğer kılcal damarlarında bulunan anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) tarafından anjiyotensin II‘ye dönüştürülür.
- Anjiyotensin II’nin birden fazla etkisi vardır:
- Güçlü bir vazokonstriktördür ve kan basıncının artmasına neden olur.
- Adrenal korteksten aldosteron salgılanmasını uyarır.
- Sodyumun yeniden emilimini ve potasyum atılımını teşvik eder.
- Antidiüretik hormonun (ADH) salgılanmasını uyarır.
Sistem kan basıncının, elektrolit dengesinin ve sıvı hacmi homeostazisinin korunmasına yardımcı olur. Hipertansiyon, kalp yetmezliği ve böbrek hastalıkları gibi patofizyolojik durumlarda çok önemli bir rol oynar.
Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sisteminin (RAAS) kardiyovasküler, renal ve elektrolit homeostazisinde önemli rolleri vardır. Fizyolojik önemi iyi belirlenmiş olsa da, moleküler bir teşhis aracı olarak kullanımı, özellikle hipertansif bozuklukların tanı ve ayrımında, renal arter stenozunun değerlendirilmesinde ve primer aldosteronizmin değerlendirilmesinde olmak üzere spesifik klinik senaryolarda da kabul edilmiştir.