Repolarizasyon kavramı ve anormallikleri, kardiyak döngü ve elektrokardiyografi üzerine yapılan ilk çalışmalara kadar uzanmaktadır. Repolarizasyon bozukluklarını anlamamıza önemli katkılar şunlardır:
- Willem Einthoven (1903): Repolarizasyon evreleri de dahil olmak üzere kardiyak elektrik döngüsünün ayrıntılı olarak incelenmesine olanak tanıyan ilk pratik EKG’yi geliştirdi.
- Frank Wilson (1930’lar-1940’lar): EKG yorumlamasını geliştirdi ve çeşitli repolarizasyon modellerini tanımlayarak repolarizasyon bozukluklarını anlamanın temeline katkıda bulundu.
- Hein J. Wellens (1970’ler): Ventriküler taşikardi ve fibrilasyon üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Wellens, repolarizasyon paternlerinin klinik öneminin anlaşılmasına da katkıda bulunmuştur.
- M. Yan ve C. Antzelevitch (1996): Brugada sendromunun hücresel temelini tanımlayarak repolarizasyon anormalliklerini aritmik riskle ilişkilendirdi.
- A. Schwartz ve diğerleri (2001): Uzun QT Sendromunda genetik mutasyonların rolünü göstererek aile taramasının ve genetik testlerin önemini vurgulamıştır.
- G. Viskin (2009): Erken repolarizasyon paternlerinin klinik önemini vurgulayarak farklı popülasyonlarda risk sınıflandırmasının yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır.
Erken Repolarizasyonun İlk Tanımlanması:
Erken repolarizasyon paternleri ilk olarak 20. yüzyılın ortalarında gözlemlenmiştir. Genellikle genç, sağlıklı bireylerde, özellikle de sporcularda görülen iyi huylu bir bulgu olarak tanımlanmıştır.
Aritmik Risk ile İlişkilendirme:
20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında, çalışmalar belirli erken repolarizasyon paternlerinin artmış aritmik olay riski ile ilişkili olabileceğini öne sürmeye başladı. Anlayıştaki bu değişim, ERS’nin kardiyak risk için potansiyel bir belirteç olarak kabul edilmesinde çok önemliydi.
Genetik ve Moleküler Anlayışlar:
Son araştırmalar ERS’nin genetik temeline odaklanmış, iyon kanallarını ve kardiyak elektrofizyolojide yer alan diğer proteinleri kodlayan genlerdeki mutasyonları tanımlamıştır.
- A. Antzelevitch ve diğerleri (2003): Erken repolarizasyon ve idiyopatik ventriküler fibrilasyon arasındaki bağlantıyı vurgulayarak bu EKG paterninin klinik öneminin yeniden değerlendirilmesini önerdi.
- N. Haïssaguerre ve diğerleri (2008): İnferior ve lateral derivasyonlardaki erken repolarizasyonun, özellikle idiyopatik ventriküler fibrilasyonu olan hastalarda daha yüksek ani kardiyak ölüm insidansı ile ilişkili olduğunu göstermiştir.
- G. Viskin ve diğerleri (2010): Sporcularda ve genel popülasyonda erken repolarizasyonun prognostik etkilerine dair kanıtlar sunarak risk sınıflandırması ihtiyacını vurgulamıştır.