Evrimsel Süreçte Erkekler Neden Var Oldu?

Evrimsel seçilim tamamen verimliliğe dayalıdır. Peki bu süreçte erkeklerin varlığını sürdürmelerinin sebebi nedir? Ya da seks; üreme için neden baskın mekanizma olmuştur? Nature‘da yayımlanan yeni bir araştırmada bu sorular cevaplandı.

University of East Anglia’s School of Biological Sciences’dan Matt Gage; cinsel seçilimin (eş seçiminde erkeklerin dişi bireyler tarafından seçilebilmek için yarışmaları) yüksek düzeyde soy içi üremeden (ensest) kaynaklanan genetik stresin varlığı olsa bile, popülasyonların yok olmasını engellediği gibi popülasyonun genel sağlığını da güçlendirdiğini söylüyor.

Seksteki Sorunlar

İki farklı cinsiyetin varlığı; türün hangi bireyinin genlerinin bir sonraki nesile aktarılacağını belirleyen cinsel seçilim sürecini destekleyicidir. Gage seksin yaygın ve güçlü bir etki olduğunu ancak pratikte ortaya çıkan kalıtsal sorunlardan kaynaklı olarak neden böyle bir şeyin varolduğuna dair açıklama yapmanın zor olduğunu söylüyor.

Matt Gage:

“Seks, aseksüel üremeye kıyasla önemli sınırlandırmalara sahiptir. Sekste şu sınırlılıklar söz konusudur; 

a) döllerin yarısı (erkekler) yavru üretmezler
b) yavrudaki genlerin yalnızca yarısı size aittir
c) eş bulma ve onunla çiftleşme için gereken bedelleri ödemek zorundasınız; zaman harcamalı, efor göstermeli ve “acı” çekmelisiniz
d) eğer tamamen adapte olmuş gen komplekslerini taşıyorsanız, bu genler cinsel birleşme ile bir sonraki nesile “bozulmuş” ve derişimi biraz daha seyrelmiş halde taşınır.

Seksin bu dört sonucu, yalnızca dişi yavruların erkeğe ihtiyaç duymadan yeni dişiler ürettiği aseksüel üremeye kıyasla ciddi sınırlandırmalar içerir. Peki durum böyleyse neden sex ve erkeklerin varlığı üremedeki baskınlıklardan birisi olarak evrimleşmiştir?” diyor.

Cinsel Seçilim Modeli Olarak Tribolium Un Böceklerinin Kullanılması

Araştırmanın bir parçası olarak, ekip kontrollü laboratuvar koşullarında Tribolium un böceklerinin 50 neslini 10 yılı aşkın bir süre boyunca gözlemlediler. Araştırma çerçevesinde türün üremek için neden sekse başvurduğunu ve cinsel seçilimin evrimdeki rolünü anlamaya çalıştılar.

Peki araştırma için neden Tribolium un böcekleri seçildi?

Tribolium un böcekleri üremenin evrimini anlık gözlemleyebilmek için en iyi modeldir ve oldukça fazla sayıda deneysel deneme durumu araştırmaya istatistiksel güç gerçeklik katar. Bu türün nesil üretme süresi yaklaşık bir aydır, bu da deneysel evrimin gerçekleştirilmesine ve böceğin soy ve popülasyonlarının kontrol edilen durumlar altında gözlemlenebilmesine olanak sunar.

Ayrıca Gage; Tribolium un böceklerinin; erkeklerin yavrular için doğrudan bir ilgi göstermediği gelişi güzel bir eşleşme aracılığıyla ürediklerini söylüyor. Bu durum doğada oldukça yaygındır, dolayısıyla bu canlıların “denek” olarak kullanılması bulguların daha genele yayılabileceğine olanak tanır.

Erkekler Genom Sağlığında Önemli Bir Role Sahipler

Deneylerde, cinsel seçilim etkisi; yoğun yarıştan (bir dişiye dokuz erkek oranında) yarışın olmadığı (bir dişiye bir erkek) bir duruma değiştirildi. Yani cinsel seçilim ortadan kaldırıldı. 7 yılın ve yaklaşık 50 nesilin ardından araştırma ekibi; soy içi çiftleştirme (ensest) yaptılar ve cinsel seçilimin olduğu popülasyonlarda (1 dişiye 9 erkek oranı) yok olma tehditinin, cinsel seçilim olmayan popülasyonlara (1 dişiye 1 erkek oranı) kıyasla yok olma tehdidini daha çabuk aşabildikleri sonucuna ulaştılar.

Cinsel seçilimin bulunduğu bazı popülasyonlar 20 nesil soy içi döllenme yapılmasına rağmen hayatta kalmayı başardılar. Buna karşın, cinsel seçilim etkisinin olmadığı popülasyonlar ise soy içi döllenmenin onuncu neslinde tamamen yok oldular. Gage bulguların; erkekler arasındaki yarışın popülasyonun genel genetik sağlığını geliştirdiğini gösterdiğini söylüyor.

Gage; erkekler ve seksin evrimsel süreçte varlığını sürdürmesinin iki temel sebebi olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Seks “kötü” genomları popülasyondan temizliyor ve/veya seks “iyi” genomların tür boyunca yayılmasına yardımcı oluyor.”

Seks, aseksüel üremeye kıyasla bazı sınırlılıklar içerse de evrimsel süreçte önemli bir parametre olan çeşitliliğin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Çeşitliliği ortaya çıkaran iki cinsiyetli (erkek ve dişi) üreme biçimi evrimsel süreçte bir avantaj sunuyor. Dolayısıyla erkeğin evrimsel süreçteki varlığını sürdürmesi ve eşeyli üremenin (seks) süregelmesi popülasyonların genel genom sağlığını iyileştirerek türü yok olmaktan kurtarıp, çevreye uyumlu hale getiriyor.


Kaynak: Chuck Bednar, “Why does evolution allow males to exist?”, http://www.redorbit.com/news/science/1113392650/why-does-evolution-allow-males-to-exist-051815/

Evrimsel seçilim tamamen verimliliğe dayalıdır. Peki bu süreçte erkeklerin varlığını sürdürmelerinin sebebi nedir? Ya da seks; üreme için neden baskın mekanizma olmuştur? Nature‘da yayımlanan yeni bir araştırmada bu sorular cevaplandı.

University of East Anglia’s School of Biological Sciences’dan Matt Gage; cinsel seçilimin (eş seçiminde erkeklerin dişi bireyler tarafından seçilebilmek için yarışmaları) yüksek düzeyde soy içi üremeden (ensest) kaynaklanan genetik stresin varlığı olsa bile, popülasyonların yok olmasını engellediği gibi popülasyonun genel sağlığını da güçlendirdiğini söylüyor.

Seksteki Sorunlar

İki farklı cinsiyetin varlığı; türün hangi bireyinin genlerinin bir sonraki nesile aktarılacağını belirleyen cinsel seçilim sürecini destekleyicidir. Gage seksin yaygın ve güçlü bir etki olduğunu ancak pratikte ortaya çıkan kalıtsal sorunlardan kaynaklı olarak neden böyle bir şeyin varolduğuna dair açıklama yapmanın zor olduğunu söylüyor.

Matt Gage:

“Seks, aseksüel üremeye kıyasla önemli sınırlandırmalara sahiptir. Sekste şu sınırlılıklar söz konusudur; 

a) döllerin yarısı (erkekler) yavru üretmezler
b) yavrudaki genlerin yalnızca yarısı size aittir
c) eş bulma ve onunla çiftleşme için gereken bedelleri ödemek zorundasınız; zaman harcamalı, efor göstermeli ve “acı” çekmelisiniz
d) eğer tamamen adapte olmuş gen komplekslerini taşıyorsanız, bu genler cinsel birleşme ile bir sonraki nesile “bozulmuş” ve derişimi biraz daha seyrelmiş halde taşınır.

Seksin bu dört sonucu, yalnızca dişi yavruların erkeğe ihtiyaç duymadan yeni dişiler ürettiği aseksüel üremeye kıyasla ciddi sınırlandırmalar içerir. Peki durum böyleyse neden sex ve erkeklerin varlığı üremedeki baskınlıklardan birisi olarak evrimleşmiştir?” diyor.

Cinsel Seçilim Modeli Olarak Tribolium Un Böceklerinin Kullanılması

Araştırmanın bir parçası olarak, ekip kontrollü laboratuvar koşullarında Tribolium un böceklerinin 50 neslini 10 yılı aşkın bir süre boyunca gözlemlediler. Araştırma çerçevesinde türün üremek için neden sekse başvurduğunu ve cinsel seçilimin evrimdeki rolünü anlamaya çalıştılar.

Peki araştırma için neden Tribolium un böcekleri seçildi?

Tribolium un böcekleri üremenin evrimini anlık gözlemleyebilmek için en iyi modeldir ve oldukça fazla sayıda deneysel deneme durumu araştırmaya istatistiksel güç gerçeklik katar. Bu türün nesil üretme süresi yaklaşık bir aydır, bu da deneysel evrimin gerçekleştirilmesine ve böceğin soy ve popülasyonlarının kontrol edilen durumlar altında gözlemlenebilmesine olanak sunar.

Ayrıca Gage; Tribolium un böceklerinin; erkeklerin yavrular için doğrudan bir ilgi göstermediği gelişi güzel bir eşleşme aracılığıyla ürediklerini söylüyor. Bu durum doğada oldukça yaygındır, dolayısıyla bu canlıların “denek” olarak kullanılması bulguların daha genele yayılabileceğine olanak tanır.

Erkekler Genom Sağlığında Önemli Bir Role Sahipler

Deneylerde, cinsel seçilim etkisi; yoğun yarıştan (bir dişiye dokuz erkek oranında) yarışın olmadığı (bir dişiye bir erkek) bir duruma değiştirildi. Yani cinsel seçilim ortadan kaldırıldı. 7 yılın ve yaklaşık 50 nesilin ardından araştırma ekibi; soy içi çiftleştirme (ensest) yaptılar ve cinsel seçilimin olduğu popülasyonlarda (1 dişiye 9 erkek oranı) yok olma tehditinin, cinsel seçilim olmayan popülasyonlara (1 dişiye 1 erkek oranı) kıyasla yok olma tehdidini daha çabuk aşabildikleri sonucuna ulaştılar.

Cinsel seçilimin bulunduğu bazı popülasyonlar 20 nesil soy içi döllenme yapılmasına rağmen hayatta kalmayı başardılar. Buna karşın, cinsel seçilim etkisinin olmadığı popülasyonlar ise soy içi döllenmenin onuncu neslinde tamamen yok oldular. Gage bulguların; erkekler arasındaki yarışın popülasyonun genel genetik sağlığını geliştirdiğini gösterdiğini söylüyor.

Gage; erkekler ve seksin evrimsel süreçte varlığını sürdürmesinin iki temel sebebi olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Seks “kötü” genomları popülasyondan temizliyor ve/veya seks “iyi” genomların tür boyunca yayılmasına yardımcı oluyor.”

Seks, aseksüel üremeye kıyasla bazı sınırlılıklar içerse de evrimsel süreçte önemli bir parametre olan çeşitliliğin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Çeşitliliği ortaya çıkaran iki cinsiyetli (erkek ve dişi) üreme biçimi evrimsel süreçte bir avantaj sunuyor. Dolayısıyla erkeğin evrimsel süreçteki varlığını sürdürmesi ve eşeyli üremenin (seks) süregelmesi popülasyonların genel genom sağlığını iyileştirerek türü yok olmaktan kurtarıp, çevreye uyumlu hale getiriyor.


Kaynak:

  1. Bilimfili,
  2. Chuck Bednar, “Why does evolution allow males to exist?”, 
  3. Alyson J. Lumley, Łukasz Michalczyk, James J. N. Kitson, Lewis G. Spurgin, Catriona A. Morrison, Joanne L. Godwin, Matthew E. Dickinson, Oliver Y. Martin, Brent C. Emerson, Tracey Chapman & Matthew J. G. Gage Sexual selection protects against extinction Nature 522, 470–473 (25 June 2015) doi:10.1038/nature14419 Received 12 January 2015 Accepted 18 March 2015 Published online 18 May 2015 Corrected online 24 June 2015

Devrim Niteliğindeki 10 Bilimsel Teori!

Kapak Görseli: Nuremburg`da 1742 yılında basılan Johann Doppelmayr`ın Atlas coelestis adlı harita ve illüstrasyon derlemesinden Güneş merkezli Kopernik sistemi. [görselin yüksek boyutlu hali]

Son yüzyıllar içerisinde, bilimsel alanların çoğu en az bir tane devrim niteliğinde teori üretmiştir. Bazı yenilemeler ya da paradigma değişimleri; var olan bilgiyi yeni bir uygulamada yeniden kullanagelmiştir. Devrim niteliğindeki teoriler; yeni uygulamanın önceki düşünsel sistemlerin çözemediği problemleri alt etmesiyle başarıya ulaşmıştır. İşte favori diyebileceğimiz 10 bilimsel teori. Umuyoruz ki, daha fazlası da gelecek.

10. Bilgi Kuramı: Claude Shannon, 1948

Claude E. Shannon
Claude E. Shannon

Tam olarak devrim niteliğinde bir teori denemez, çünkü öncesinde; yıkıp yerine yenisinin inşa edileceği bir teori yoktu. Fakat Shannon; elektronik iletişim ve bilgisayar bilimini içeren diğer birçok devrim niteliğindeki teorinin gelişmesine matematiksel bir temel sağlamıştır. Bilgi kuramı olmasaydı, matkap uçları hala yalnızca matkaplar için kullanılıyor olacaktı.

9. Oyun Teorisi : John von Neumann ve Oscar Morgenstern, 1944 (1950’lerde John Nash’in önemli katkılarıyla birlikte)

John Nash
John Nash

Ekonomi için geliştirilmiştir ve bazı başarıları olmuştur, ancak oyun teorisi bu alanı kökten değiştirmemiştir. Öte yandan diğer birçok sosyal bilimler alanlarına uyarlanmıştır. Oyun Teorisi, bireyin, başarısının diğerlerinin seçimlerine dayalı olduğu seçimler yapması olan bazı stratejik durumların matematiksel olarak davranış biçimlerini yakalamaya çalışır. İlk başlarda bir bireyin kazancının ötekinin zararına olduğu (sıfır toplamlı oyunlar) yarışmaları çözümlemek için geliştirilmişse bile, daha sonradan birçok kısıta dayanan çok geniş bir etkileşim alanını incelemeye başlamıştır. Bugün, oyun kuramı, ‘sosyal’ kelimesinin geniş anlamda insan ve insan-dışı oyuncuları (bilgisayarlar, hayvanlar ve bitkiler) kapsayacak biçimde tanımlandığı, sosyal bilimlerin rasyonel yönü için bir ‘birleşik alan’ kuramı veya bir tür şemsiyedir(1). Ve evrimsel oyun teorisi, evrimsel biyolojinin önemli bir çalışma branşı halindedir. Hatta bu teori; poker ve futbol gibi aktivitelere de uygulanıyor.  Oyun teorisi, akademik ilginin yanı sıra, popüler kültürde de ilgi çekmiştir. Teoriye katkılarından dolayı Nobel Ödülü alan John Nash‘in sorunlu yaşamı harika bir kitabın da ilham kaynağı olmuştur; A Beautiful Mind. Ancak filmini izleyerek oyun teorisi hakkında bir şey öğrenmeyi beklemeyin.1983 yapımı WarGames filminin de ana teması oyun teorisi olmuştur. Friend or Foe, kısmen Survivor gibi televizyonda yayınlanan bazı yarışma programlarında bile oyun teorisinin izlerini sürmek mümkündür.

8. Oksijenli Yanma Teorisi: Antoine Lavoisier, 1970ler

Lavoisier'in ünlü Flogiston Deneyi
Lavoisier’in ünlü Flogiston Deneyi

Lavoisier, oksijeni keşfetmedi, ancak maddelerin yanmasına sebep olan gazın oksijen olduğunu ortaya çıkardı. Böylelikle de Lavoisier, yaygın olan Flogiston teorisini alt etmiş ve modern kimyanın gelişimine ortam hazırlamıştır. Ancak Lavoisier’in sonu da Galileo‘nun sonuna benzerdir. 1700’lerin son çeyreğinde kapitalizmin temeli sayılabilecek Fransız Sanayi Devrimi ile,“Cumhuriyetin bilginlere ihtiyacı yoktur” diyen yargıç; Lavoisier’in giyotinle idam edilmesinde karar kılmıştır.

7. Levha Tektonikleri : Alfred Wegener, 1912; J. Tuzo Wilson, 1960lar

Wegener kıtaların henüz 1912 yılında sürüklendiğini fark etmiştir. Fakat, bu durum 1960lara kadar bilim isanlarının levha tektoniklerinin kapsamlı bir teorisi altında topladıkları parçalardan birisi değildi. Kanadalı jeofizikçi, Wilson ise bazı eksik önemli parçaların teoriye katılmasına katkı sunmuştur.

6. İstatistiksel Mekanik: James Clerk Maxwell, Ludwig Boltzmann, J Willard Gibbs, 19. Yüzyıl’ın sonları

Isıyı, atom ve moleküllerin istatistiksel davranışıyla açıklamasıyla, istatistiksel mekanik; termodinamiğe anlam kazandırmış ve atomların gerçekliğine güçlü deliller sağlamıştır. Bunun yanı sıra, istatistiksel mekanik; fiziksel bilimlerde olasılıksal matematiğin rolünü de ortaya koydu. İstatistiksel mekanikteki (istatistiksel fizik de denir) modern genişlemeler; malzeme biliminden trafik sıkışıklıklarına ve oy verme davranışlarına ve hatta oyun teorisine kadar birçok şeye uygulanabilmiştir.

5. Özel Görelilik: Albert Einstein, 1905

1905 yılında Albert Einstein fizik yasalarının tüm ivmelenmeyen (duran veya sabit hızla ilerleyen) gözlemciler için aynı olacağını ve ışığın boşluktaki hızının gözlemcinin hareketinden bağımsız olduğunu ortaya koydu. Bu özel görelilik kuramıydı. Özel göreliliğin, klasik fiziğin büyük bir bölümü üzerinde yükselmesinden kaynaklı kavramsal düzeyde pek de devrimsel olduğu söylenemez, ancak uzay ile zamanı, madde ile enerjiyi birleştirmesiyle ve uzay seyahati sırasında yaşlanmanın daha yavaş olduğunu teorik olarak ortaya koymasıyla tam bir devrim yaptığını söyleyebiliriz.

4. Genel Görelilik: Einstein, 1915

Albert Einstein
Albert Einstein

Özel göreliliğe kıyasla, Genel Görelilik çok daha devrimseldir, çünkü Newton’ın kütle çekimi yasasından kurtularak bükülmüş uzay-zamanı ortaya koymuştur. Genel Görelilik kuramı denklemleri üzerinde çalıştıkça Einstein, kütleli nesnelerin uzay-zamanda bir çarpıtmaya yol açtığının farkına vardı. Bir trambolinin tam ortasına büyük bir nesne bıraktığınızı düşünün. Nesne kumaşı aşağı iterek çukurluk oluşturur. Tramboline bir de bilye bırakırsanız, bilye büyük nesnenin oluşturduğu çukurun sınırını geçtiğinde, sarmallar çizerek nesneye doğru iner. Bu tıpkı bir gezegenin çekim alanına giren bir göktaşının durumuna benzer. Bu devrim niteliğindeki teori; genişleyen evrenin bütün bir tarihine bakmaları noktasında bilim insanlarının gözlerini açtı.  (Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı ve Bilinmesi Gereken 12 Madde)

3. Kuantum Teorisi: Max Planck, Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Max Born, Paul Dirac, 1900-1926

Schrödinger'in kedisi
Schrödinger’in kedisi

Kuantum teorisi, klasik fiziğin bütün parçalarını deyim yerindeyse lime lime etmiş, gerçekliğin doğasına ait sıradan kavramları yıkmış, neden-sonucun bütün felsefesini çöpe atmış ve doğanın garipliklerini ortaya çıkarmıştır. Kuantum mekaniğinin temelleri Max Planck, Albert Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Max Born,John von Neumann, Paul Dirac, Wolfgang Pauli  tarafından atılmıştır. Öyle ki, Albert Einstein tarafından da 1935’te ortaya atılmıştır ve tamamlanamamış olmasından kaynaklı olacak ki Einstein ve çalışma arkadaşlarını son derece rahatsız eden bir teori olmayı başarmıştır. Kuantum mekaniğigenel olarak küçük parçacıkların ve kuvvetlerinin mekanizmasını inceleyen bir teoridir.  Belirsizlik ilkesi, anti madde, Planck sabiti, kara cisim ışınımı, dalga kuramı, alan teorileri gibi kuramlar bu mekanik sayesinde geliştirilmiş ve klasik fiziğin bir anlamda çözemediği sorunları çözmeye çalışmıştır. Gerçekten de 3 numarada yer alıyor olmasına inanmak güç.

2. Evrim Teorisi (Doğal Seçilim): Charles Darwin, 1859

Charles Darwin
Charles Darwin

Darwin yaşamın dallı budaklı karmaşasını ve yaşam-formları arasındaki dallanmış ilişkiyi, doğal süreçlerden geçerek hayatta kalmayı; yaşamın herhangi bir doğa üstü yaratıcıya ya da Nuh gemisi gibi kurgu senaryolara bağlanamayacağını ortaya koyarak tam bir bilimsel devrim yapmıştır. Evrim teorisi; doğa üstü yargılarla gerçekten saptırılmayan doğa bilimlerinin geliştirilmesi noktasında insanlığın ufkunu ve beynini açmıştır. Darwin’in bu teorisi öyle bir devrim yapmıştır ki; bazı insanlar hala kabul edememiştir, ancak gerçek şu ki; EVRİM YÜRÜYOR. (Evrim konulu araştırmalar ve yazılarımız için)

1. Heliosentrizm (Güneş Merkezlilik) : Kopernik, 1543

Bazı antik Yunanlılar tarafından tasarlanmış ancak 2000 yıl sonra yer edinmiş, gelmiş geçmiş en önemli kavrayışlardan birisidir: Dünya ve diğer gezegenler Güneş etrafında dolanırlar. 1 numaramızda yer aldı çünkü birincidir. Başlığımızdaki “devrim” kelimesi de buradan geliyor. Kopernik’in 1543 yılında ölümünden çok kısa bir süre önce yayımlanan kitabı “De revolutionibus orbium coelestium” (Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine) bilim tarihinde önemli bir olay olarak yer edinmiştir. Kitap, Kopernik Devrimini başlatmış ve bilimsel devrime büyük ölçüde katkı sunmuştur.

Nicolaus Copernicus Heliosentrik Model "De revolutionibus orbium coelestium"
Nicolaus Copernicus, Heliosentrik Model “De revolutionibus orbium coelestium”

Kaynakça: Bilimfili

1- Aumann, Robert J. “Correlated equilibrium as an expression of Bayesian rationality.” Econometrica: Journal of the Econometric Society (1987): 1-18.
2- Enwikipedia, https://tr.wikipedia.org/wiki/Oyun_kuram%C4%B1#CITEREFAumann1987
3- Tom Siegfried, Science News. https://www.sciencenews.org/blog/context/top-10-revolutionary-scientific-theories
4- American Chemical Society International Historic Chemical Landmarks. Antoine-Laurent Lavoisier: The Chemical Revolution. http://www.acs.org/content/acs/en/education/whatischemistry/landmarks/lavoisier.html (accessed December 26, 2015)
5- Plate Tectonic Theory: Plate Boundaries and Interplate Relationships. http://csmres.jmu.edu/geollab/vageol/vahist/plates.html
6- Enwikipedia, “Statistical mechanics.” https://en.wikipedia.org/wiki/Statistical_mechanics
7- Bilimfili, “Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı ve Bilinmesi Gereken 12 Madde,” http://bilimfili.com/einsteinin-genel-gorelilik-kurami-ve-bilinmesi-gereken-12-madde/
8- Bilimfili, “Neredeyse gerçek olamayacak kadar ilginç bir teori-kuantum,” http://bilimfili.com/neredeyse-gercek-olamayacak-kadar-ilginc-bir-teori-kuantum/
9- Bilimfili, “Kuantum Teori: Einstein Schrödinger’in Kedisini Kurtarıyor,” http://bilimfili.com/kuantum-teori-einstein-schrodingerin-kedisini-kurtarir/
10- Bilimfili, “Evrim”, http://bilimfili.com/kategori/biyoloji/evrim-biyoloji/
11- University of Nebrasca Lincoln, “Heliocentrism,” http://astro.unl.edu/naap/ssm/heliocentric.html
12- Enwikipedia. “Copernican heliocentrism,” https://en.wikipedia.org/wiki/Copernican_heliocentrism