Eviserasyon

“Evisceration” kelimesi Latince “eviscerare” kelimesinden gelmektedir ve “bağırsakları deşmek” anlamına gelmektedir. Kelimenin İngilizcede kayıtlı ilk kullanımı 16. yüzyılda olmuştur.

İç çıkarma, tarih boyunca çeşitli bağlamlarda kullanılmıştır. Tıpta, iç organları vücuttan çıkarmak için uygulanan cerrahi bir prosedürdür. Savaşta, kurbanın iç organlarının çıkarıldığı bir işkence veya infaz yöntemidir. Sanat ve edebiyatta, iç çıkarma genellikle şiddet veya yıkım için bir metafor olarak kullanılır.

Sanatta iç boşaltmanın en ünlü örneği muhtemelen Rembrandt’ın “Asılmış Bir Suçlunun Vücudunun Diseksiyonu” adlı tablosudur. 1632’de tamamlanan bu tablo, asılmış bir suçlunun halka açık bir şekilde parçalara ayrılmasını göstermektedir. Resim, iç çıkarmanın vahşetini yakalayan güçlü ve rahatsız edici bir görüntüdür.

İç çıkarma, edebiyatta da şiddet veya yıkım için bir metafor olarak kullanılmıştır. Örneğin, Joseph Conrad’ın “Karanlığın Yüreği” romanında Kurtz karakteri Kongo’nun vahşeti tarafından “içi boşaltılmış” olarak tanımlanır. “İç çıkarma” kelimesi Kurtz’ün fiziksel ve ahlaki çürümesini ifade etmek için kullanılır.

İç çıkarma günümüzde de tıpta ve savaşta kullanılmaktadır. Bununla birlikte, daha mecazi bir anlamda, temel veya önemli bir şeyin ortadan kaldırılmasını ifade etmek için de kullanılır. Örneğin, çok sayıda çalışanı işten çıkarmak zorunda kalan bir şirketin “içinin boşaltıldığı” söylenebilir.

İç çıkarma, tıbbi bağlamda, çoğunlukla, özellikle göz veya karın ameliyatı bağlamında, iç organların çıkarılmasına yönelik cerrahi bir prosedürü ifade eder.

Oküler eviserasyon: Bu, göz küresinin içeriğinin çıkarıldığı, ancak gözün beyaz kısmının (sklera) geride bırakıldığı bir prosedürdür1.

Abdominal eviserasyon: Bu, karın organlarının karındaki bir yara veya cerrahi kesiden dışarı çıktığı bir durumu ifade eder. Daha az yaygın olmakla birlikte, bu organların cerrahi olarak çıkarılması anlamına da gelebilir2.

Endikasyonlar

Oküler eviserasyon tipik olarak ağrılı kör gözler, son dönem glokom veya ciddi oküler travma veya enfeksiyon sonrası kozmetik görünümü iyileştirmek için yapılır. Abdominal eviserasyon çoğunlukla abdominal cerrahi veya travmayı takiben beklenmedik bir olaydır3.

Prosedür

Oküler eviserasyonda, gözün içeriği çıkarıldıktan sonra, genellikle göz boşluğuna bir implant yerleştirilir ve ardından kalan skleral kabuk implantın üzerine kapatılır. Abdominal eviserasyon durumunda, bu bir cerrahi acil durumdur ve organları karın boşluğuna geri döndürmek ve yarayı veya insizyonu onarmak için acil cerrahi müdahale gerektirir4.

Riskler ve Komplikasyonlar

Oküler eviserasyonun komplikasyonları arasında enfeksiyon, implant ekstrüzyonu ve soket kontraktürü yer alabilir. Abdominal eviserasyon için komplikasyonlar enfeksiyon, organ hasarı ve yara iyileşmesi ve herniasyon ile ilgili potansiyel uzun vadeli sorunları içerebilir5.

Etiketler (hashtag’ler olmadan): Eviserasyon, Oküler Eviserasyon, Abdominal Eviserasyon, Göz Cerrahisi, Abdominal Cerrahi, Kör Göz, Glokom, Travma, İmplant, Yara İyileşmesi, Fıtıklaşma, Enfeksiyon.

Kaynak:

  1. Dutton JJ. (1993). Atlas of Clinical and Surgical Orbital Anatomy. Philadelphia: WB Saunders.
  2. Lippincott Williams & Wilkins. (2009). Professional Guide to Diseases. 9th ed. Philadelphia: Wolters Kluwer Health/Lippincott Williams & Wilkins.
  3. Kirkby GR, et al. (2019). Ocular evisceration: a modification of the implant technique to prevent migration. Ophthalmic Plastic & Reconstructive Surgery, 35(1), 69–71.
  4. Zan T, et al. (2013). Open Abdomen Treatment for Abdominal Compartment Syndrome: A 6-Year Experience. Journal of Trauma and Acute Care Surgery, 74(1), 242-247.
  5. Bosanquet D, et al. (2019). Systematic review and meta-analysis of the incidence of incisional hernia at the site of stoma closure. World Journal of Surgery, 42(4), 1526-1534.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Glokom

Glokom terimi Eski Yunanca’da “kristal lensin opaklığı” anlamına gelen λαύκωμα (glaúkōma) kelimesinden türemiştir ve bu da “mavi-yeşil” anlamına gelen γλαυκός (glaukós) kelimesinden türemiştir. Tarihsel olarak, muhtemelen durumla ilişkili değişen görsel algıya atıfta bulunarak “baykuş görüşü” olarak da adlandırılır. Çağdaş dilde genellikle “Göz Tansiyonu” veya “Karasu Hastalığı” olarak adlandırılır.

Glokom, tipik olarak göz içi basıncının (GİB) artmasına bağlı olarak optik sinirin hasar görmesiyle karakterize bir göz hastalığıdır. Bu artan basınç, göz içi sıvısının üretimi ve drenajındaki dengesizlikten kaynaklanır. Hastalık ilerledikçe görmede azalmaya yol açar ve tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilir.

Patofizyoloji

Glokomun birincil nedeni, GİB’nin normal aralık olan 22 mmHg’nin altına düştüğü oküler hipertansiyondur. Glokom şüphesi, GİB 22 ila 26 mmHg arasında ölçüldüğünde ortaya çıkar ve 26 mmHg üzerindeki değerler kesin olarak patolojik kabul edilir.

Risk Faktörleri

  • Genetik: Pozitif bir aile öyküsü glokom gelişme riskini önemli ölçüde artırır.
  • Etnik köken: Doğu Asyalılar açık açılı glokoma daha yatkınken, Güney Asyalıların kapalı açılı glokoma eğilimi daha yüksektir.
  • Konjenital Glokom: Bu tip glokom doğumda mevcuttur ve klasik bir semptom üçlüsü ile karakterizedir:
  • Gözde aşırı sulanma (epifora)
  • Işığa karşı aşırı duyarlılık (fotofobi)
  • Göz kapaklarının sıkıca kapanması (blefarospazm)
  • Diğer belirtiler arasında gözün büyümesi (buphthalmos), kornea büyümesi (megalocornea), kornea bulanıklığı ve Descemet membranında yırtıklar (Haab’s striae) yer alır ve bunların tümü GİB artışından kaynaklanır.

Patogenez

Glokomun patogenezi, aköz hümörün gözden dışarı akışıyla yakından bağlantılıdır ve göz içi sıvısının bozulmuş bir homeostazını ima eder. Bu sıvının üretimi ve drenajı arasındaki denge, normal GİB seviyelerinin korunmasında çok önemlidir.

Glokomun Sınıflandırılması

Glokom, optik sinire zarar veren ve genellikle göz içi basıncının artmasıyla ilişkili olan çeşitli göz hastalıkları grubudur. Birincil ve ikincil tipler olarak sınıflandırılır ve her kategori içinde çeşitli varyantları vardır.

Primer Glokom (H40.1-H40.2)

Primer Açık Açılı Glokom (PAAG)

  • Kronik açık açılı glokom, kronik basit glokom veya glokom simpleks olarak da bilinir.

Alt Tipler:

  • Yüksek Tansiyonlu Glokom: Sistemik hipertansiyon ile birlikte göz içi basıncının yükselmesi.
  • Düşük Tansiyonlu Glokom: Normal göz içi basıncına rağmen optik sinir hasarı oluşur.

Primer Açı Kapanması Glokomu (PAKG)

Primer kapalı açılı glokom, dar açılı glokom, pupil bloğu glokomu veya akut konjestif glokom olarak da bilinir.

Alt Tipler:

  • Akut Açı Kapanması Glokomu (AAKG): Ani başlayan, ağrı ve görme kaybına neden olan göz içi basınç artışı.
  • Kronik Açı Kapanması Glokomu: Optik sinir hasarına yol açan açı kapanmasının kademeli olarak ilerlemesi.
  • Aralıklı Açı Kapanması Glokomu: Periyodik göz içi basınç artışı atakları.
  • Kombine Mekanizmalı Glokom: Kronik açık açılı ve açı kapanması mekanizmalarının bir arada bulunduğu nadir bir durumdur.

Primer Glokom Varyantları

  • Pigmenter Glokom: İristeki pigment granüllerinin drenaj açısını tıkamasından kaynaklanır.
  • Eksfoliasyon Glokomu: Psödoeksfolyatif glokom veya glokom kapsüler olarak da bilinir, lensin dış tabakasından soyulan pul pul materyalin drenaj sistemini tıkamasından kaynaklanır.
  • Primer Pediatrik Glokom: Doğumda veya erken çocukluk döneminde ortaya çıkan konjenital glokom.

İkincil Glokom

İnflamatuvar Glokom

  • Çeşitli üveit tipleri ile ilişkilidir.
  • Fuchs Heterokromik İridosiklit: Heterokromi ile seyreden kronik üveit.

Fakojenik Glokom

  • Olgun Kataraktlı Açı Kapanması Glokomu: Lens şişmesi irisi öne doğru iterek drenaj açısını tıkar.
  • Fakofanfilaktik Glokom: Lens kapsülünün yırtılmasına ikincil.
  • Fakolitik Glokom: Trabeküler ağın lens proteinleri tarafından tıkanması.
  • Lens Subluksasyonu: Açı tıkanıklığına neden olan lensin yer değiştirmesi.

Göz İçi Kanamaya Bağlı Glokom

  • Hifema: Ön kamarada kan görülmesi.
  • Hemolitik Glokom: Eritroklastik glokom olarak da bilinir, kırmızı kan hücresi parçalanmasından kaynaklanır.

Travmatik Glokom

Açı Durgunluğu Glokomu: Ön kamara açısının travmatik durgunluğu.

Ameliyat Sonrası Glokom

  • Afakik Pupiller Blok: Lens yokluğu nedeniyle göz bebeğinin tıkanması.
  • Siliyer Blok Glokom: Siliyer cismin öne doğru dönerek açıyı tıkaması.
  • Neovasküler Glokom: Yeni kan damarlarının drenaj açısını tıkaması, genellikle retinal iskemiye ikincil olarak ortaya çıkar.

İlaca Bağlı Glokom

  • Kortikosteroid Kaynaklı Glokom: Kortikosteroid kullanımına bağlı olarak göz içi basıncının artması.
  • Alfa-Kimotripsin Glokomu: Alfa-kimotripsin kullanımına bağlı ameliyat sonrası oküler hipertansiyon.

Çeşitli Kökenli Glokomlar

  • Göz İçi Tümörleri ile İlişkili: Drenaj açısını tıkayan tümörler.
  • Retina Dekolmanları ile İlişkili: Açı kapanmasına neden olan retina dekolmanı.
  • Gözün Şiddetli Kimyasal Yanıklarına İkincil: Drenaj açısının skarlaşması ve tıkanması.
  • Esansiyel İris Atrofisi ile İlişkili: Açı kapanmasına yol açan iris dejenerasyonu.
  • Toksik Glokom: Trabeküler ağ yapısını etkileyen toksinlerden kaynaklanır.

Genetik

Genellikle primer konjenital glokom (PKG) olarak adlandırılan çocuklarda büyük veya konjenital glokom kalıtsal olabilir. En yaygın olarak otozomal resesif bir şekilde aktarılırken, otozomal dominant kalıtım da mümkündür ancak daha az yaygındır. Genetik temel, CYP1B1 geni otozomal resesif vakalarda en sık görülenlerden biri olmak üzere çeşitli genlerdeki mutasyonları içerir. Riskleri ve kalıtım modellerini anlamak için etkilenen ailelere genetik danışmanlık önerilmektedir.

Klinik Sunum

Açık Açılı Glokom

  • Erken evrelerde genellikle belirti vermez.
  • İleri evrelerde ani görme kaybı oluşabilir.

Kapalı Açılı Glokom

  • Ani, şiddetli göz ağrısı.
  • Işıkların etrafında haleler.
  • Kırmızı göz.
  • Yüksek göz içi basıncı.
  • Mide bulantısı ve kusma.
  • Azalmış görüş.
  • Sabit, orta derecede dilate göz bebeği.

Teşhis

Glokom taraması genellikle optometristler ve göz doktorları tarafından yapılan standart göz muayeneleri sırasında gerçekleştirilir. Kapsamlı değerlendirme şunları içerir:

Göz İçi Basınç Ölçümü (Tonometri):

  • Yüksek göz içi basıncını (GİB) tespit etmek için gereklidir.
  • Genellikle Goldmann aplanasyon tonometrisi kullanılarak gerçekleştirilir.

Ön Kamara Açı Muayenesi (Gonyoskopi):

  • İrisin kornea ile birleştiği açıyı değerlendirir.
  • Açık açılı ve açı kapanması glokomu arasında ayrım yapılmasına yardımcı olur.

Optik Sinir Muayenesi:

Aşağıdakiler de dahil olmak üzere optik sinir başındaki değişiklikler için görsel inceleme:

  • Çanak-disk oranı değişiklikleri.
  • Marjinal değişiklikler.

Görme Alanı Testi:

  • Periferik görme kaybını değerlendirir.
  • Otomatik perimetri kullanılarak gerçekleştirilir.

Retina Sinir Lifi Katmanı Görüntüleme:

  • Optik koherens tomografi (OCT), taramalı lazer polarimetri ve taramalı lazer oftalmoskopi (Heidelberg retinal tomogram) tekniklerini içerir.
  • Kornea Kalınlığı Ölçümü (Pakimetri):
  • GİB okumaları üzerindeki kornea etkilerini ayarlamak için merkezi kornea kalınlığını (CCT) ölçer.
  • Frekans Katlama Teknolojisi (FDT) Perimetri:
  • Erken görme alanı kaybını tespit etmek için kullanılır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Cinsiyet, ırk, ilaç kullanım öyküsü, kırma kusuru ve aile öyküsü glokom risk değerlendirmesinde önemli hususlardır.

Tedavi

Glokom tedavisinin birincil amacı, daha fazla optik sinir hasarını önlemek için göz içi basıncını (GİB) düşürmektir. Tedavi yöntemleri şunları içerir:

İlaçlar:

  • Asetazolamid: Aköz hümör üretimini azaltır.
  • Pilokarpin Damlalar: Aköz çıkışını artırır.

Cerrahi Tedaviler:

  • Trabekülektomi: Aköz hümör için bir drenaj yolu oluşturur.
  • Gonyotomi: Drenajı artırmak için trabeküler ağda kesi.

Lazer Tedavileri:

  • Seçici Lazer Trabeküloplasti (SLT): Dışa akışı iyileştirmek için trabeküler ağ örgüsünü hedefler.
  • Lazer İridotomi: Açı kapanması glokomu için iriste bir açıklık oluşturur.
  • Transskleral Siklofotokoagülasyon: Siliyer cisim dokusunu tahrip ederek aköz humor üretimini azaltır.

Tarih

1622: Richard Banister: İngiliz cerrah “A Treatise of One Hundred and Thirteen Diseases of the Eyes and Eye-lids” adlı kitabında körlük nedeni olarak ilk kez “glokom “u tanımladı.

1857: Albrecht von Graefe: İridektomi prosedürüne öncülük ederek glokomun cerrahi tedavisini önemli ölçüde ilerletti.

1915: Paul Henkind: Glokomun histopatolojisi üzerinde çalışarak optik sinir hasarını yüksek göz içi basıncına bağladı.

1920’ler Herbert E. Kaufman: Göz içi basıncını ölçmek için teknikler geliştirerek glokom teşhisinde tonometrinin kullanılmasına öncülük eder.

1950’ler Goldmann Aplanasyon Tonometresi: Hans Goldmann, göz içi basıncını ölçmek için altın standart olan Goldmann aplanasyon tonometresini icat etti.

1960’ler Lazer Tedavileri: Açık açılı glokomun tedavisi için Argon lazer ile lazer trabeküloplastinin tanıtılması.

1970’ler Oküler Hipertansiyon Tedavi Çalışması (OHTS): Çalışmalar, oküler hipertansiyonu olan hastalarda glokom başlangıcını önlemede göz içi basıncını düşürmenin önemini ortaya koymaktadır.

1980’ler Taramalı Lazer Polarimetri: Retina sinir lifi tabakasını değerlendirmek için taramalı lazer polarimetri gibi görüntüleme tekniklerinin geliştirilmesi.

1990’ler Optik Koherens Tomografi (OCT): Retina sinir lifi tabakası ve optik sinir başının görüntülenmesinde devrim yaratan OCT’nin tanıtımı.

2002’ler Erken Belirgin Glokom Çalışması (EMGT): Göz içi basıncını düşürmenin glokomun ilerlemesini yavaşlatmadaki faydasını teyit eder.

2010’lar Genetik Araştırmalarda Gelişmeler: Primer açık açılı glokom ile ilişkili genlerin tanımlanması ve hastalığın kalıtsal faktörlerinin daha iyi anlaşılması.

2014 Küresel Hastalık Yükü Çalışması: Dünya çapında glokomun yaygınlığı ve yükü hakkında kapsamlı veriler sağlayarak halk sağlığı müdahalelerine duyulan ihtiyacı vurguladı.

  • Albrecht von Graefe (1828-1870): Bilimsel oftalmolojinin kurucusu ve glokom tedavisi için iridektominin mucidi.
  • Hans Goldmann (1899-1991): Göz içi basıncını ölçmek için çok önemli bir araç olan Goldmann aplanasyon tonometresinin geliştiricisi.
  • Herbert E. Kaufman (1928-2011): Glokomda cerrahi ve tanısal tekniklere önemli katkılarda bulunmuştur.

İleri Okuma

  1. Bejjani, B. A., Lewis, R. A., Tomey, K. F., et al. (1998). “Mutations in CYP1B1, the Gene for Cytochrome P4501B1, Are the Predominant Cause of Primary Congenital Glaucoma in the US.” Journal of Medical Genetics, 35(6), 377-380.
  2. Sarfarazi, M., & Stoilov, I. (2000). “Molecular Genetics of Primary Congenital Glaucoma.Eye, 14(3), 422-428.
  3. Heijl, A., Leske, M. C., Bengtsson, B., Hyman, L., Hussein, M. (2002). Reduction of Intraocular Pressure and Glaucoma Progression: Results from the Early Manifest Glaucoma Trial. Archives of Ophthalmology, 120(10), 1268-1279.
  4. Foster, P. J., Buhrmann, R., Quigley, H. A., Johnson, G. J. (2002). The Definition and Classification of Glaucoma in Prevalence Surveys. British Journal of Ophthalmology, 86(2), 238-242.
  5. Gordon, M. O., Beiser, J. A., Brandt, J. D., Heuer, D. K., Higginbotham, E. J., Johnson, C. A., Keltner, J. L., Miller, J. P., Parrish, R. K., Wilson, M. R., Kass, M. A. (2002). The Ocular Hypertension Treatment Study: Baseline Factors That Predict the Onset of Primary Open-Angle Glaucoma. Archives of Ophthalmology, 120(6), 714-720.
  6. Nouri-Mahdavi, K., Hoffman, D., Coleman, A. L., Liu, G., Li, G., Gaasterland, D., Caprioli, J. (2004). Predictive Factors for Glaucoma Progression in the Advanced Glaucoma Intervention Study. Ophthalmology, 111(9), 1627-1635.
  7. Shields, M. B., Ritch, R., Krupin, T. (2005). Classification of Glaucomas. In: Ritch R, Shields MB, Krupin T, (Eds.), The Glaucomas, 2nd Edition. Mosby, 711-726.
  8. Quigley, H. A., Broman, A. T. (2006). The Number of People with Glaucoma Worldwide in 2010 and 2020. British Journal of Ophthalmology, 90(3), 262-267.
  9. Leske, M. C., Heijl, A., Hyman, L., Bengtsson, B., Dong, L., Yang, Z. (2007). Predictors of Long-term Progression in the Early Manifest Glaucoma Trial. Ophthalmology, 114(11), 1965-1972.
  10. Allingham, R. R., Liu, Y., Rhee, D. J. (2009). The Genetics of Primary Open-Angle Glaucoma: A Review. Experimental Eye Research, 88(4), 837-844.
  11. Weinreb, R. N., Aung, T., Medeiros, F. A. (2014). The Pathophysiology and Treatment of Glaucoma: A Review. JAMA, 311(18), 1901-1911.
  12. Tham, Y. C., Li, X., Wong, T. Y., Quigley, H. A., Aung, T., Cheng, C. Y. (2014). Global Prevalence of Glaucoma and Projections of Glaucoma Burden through 2040: A Systematic Review and Meta-Analysis. Ophthalmology, 121(11), 2081-2090.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.