Sizin Bellek Tipiniz Hangisi?

Yalnızca olayların hatırlanmasına karşın epizodik detayları hatırlama eğilimi karmaşık beyin paternleriyle açıklanıyor. Neden bazı insanlarin geçmiş olaylara dair anıları çok ayrıntılıyken (epizodik bellek) diğerleri ayrıntı olmaksızın sadece olayların kendisini hatırlar (semantik bellek)?

Sağlık Bilimleri Rotman Araştırma Enstitüsü’nde (Rotman Research Institute at Baycrest Health Sciences’da Baypcrest ) bir araştırma ekibi ilk kez, geçmişi farklı şekillerde deneyimlemenin bireyde doğuştan gelen ve ömür boyu süren bir “bellek özelliği” olarak kabul edilen belli beyin bağlantı paternleriyle ilişkili olduğunu gösterdi.

Çalışma yakın zamanda Cortex dergisinde çevrimiçi olarak yayınlandı.

McGill  Üniversitesi, Psikoloji Bölümü’nde Assis. Prof.  Dr. Signy Sheldon “Onlarca yıldır, bellek ve beyin fonksiyonu üzerine yapılan çalışmaların neredeyse hepsi  bireyleri belli ortalama içinde kabul ederek insanları aynı şekilde ele aldı,” diye ifade etti.

“Deneyimlerden ve hafızamızın diğerlerininkiyle mukayesesinden anladığımız kadarıyla insanların hafıza özellikleri farklılık gösteriyor. Çalışmamız, tarama testinde insanlardan bellek görevleri gerçekleştirmelerini istemiyorken dahi, bu bellek özelliklerinin beyin fonksiyonunda istikrarlı farklılıklara karşılık geldiğini gösteriyor.”

Çalışmada, 66 genç yetişkin (ortalama yaş 24 olmak üzere) The Survey of Autobiographical Memory (SAM) (Otobiyografik Bellek Araştırması) adında çevrimiçi bir anketi doldurdu. Bu anket katılımcıların olayları ve olguları ne kadar iyi hatırladıklarını belirliyor. Yanıtlar, bellek araştırmacılarının yakın zamandaki açıklamalarına göre, üst düzeyde otobiyografik belleğe sahip olanlar ya da ciddi düzeyde otobiyografik bellek yetersizliği olanlar arasında iki uç dağılım gösterdi. Bu sonuç, araştırmacıların otobiyografik bellekteki normal varyasyonu araştırmalarına imkân verdi.

Çevrimiçi anketi doldurduktan sonra, 66 katılımcı dinlenme hali – manyetik rezonans görüntüleme tekniğiyle beyin tarama testinden geçirildi. Bu teknik beyin bağlantı paternlerini ya da farklı bölgeler arasında beyin aktivitesinin nasıl ilinti kurduğunu haritalandırıyor.

Araştırmacılar, beynin medial temporal lobları ve beynin diğer bölgeleri arasındaki bağlantılara odaklandılar. Medial temporal lobların temel olarak bellek fonksiyonuyla ilintili olduğu iyi bilinir. Ayrıntılı otobiyografik belleğe sahip olduğu anlaşılan kişilerin görmeyle ilgili işlemleri kapsayan beynin arka kısmındaki bölgelerle güçlü medial temporal lob bağlantısallığı vardı. Buna karşın geçmişi sadece olaylar düzeyinde hatırlama eğiliminde olanlar (çeşitli ayrıntıların olmayışı da hesaba katılmalı) oraganizasyon ve akıl yürütmeyi kapsayan beynin ön kısmındaki alanlarla güçlü medial temporal lob bağlantısallığı gösterdi.

Bu bulgular bilişsel alanda çalışan bilim insanları açısından yaşlanma ve beyin sağlığıyla ilgili ilginç soruları akla getiriyor. Daha provokatif sorulardan biri de şu: Belli bellek özellikleri, ileriki yıllarda yaşlanmayla ilgili bilişsel gerilemenin belirtilerini geciktirmekte koruyucu olabilir mi?

Dr. Brian Levine “Yaşlanmayla ve erken bunmayla ilgili ilk farkedilenlerden biri olayların detaylarını anımsamadaki zorluktur,” diye belirtti. Çalışmanın başyazarı Dr. Brian Levine Toronto Üniversitesi, Psikoloji Profesörü ve Baycrest’s Rotman Araştırma Enstitüsü’nde kıdemli bilim adamıdır.

“Henüz bunun bellek özellikleriyle nasıl ilişkili olduğunu kimse incelemedi. Ayrıntılı halde anıları hatırlayanlar yaşlandıkça küçük hafıza değişimlerine çok duyarlı olabiliyorken, yalnızca olayları temel alan bir bellek tipine dayalı olanlar bu tür değişimlere daha dirençli çıkabiliyorlar,” diye ifade etti.

Bir insanın bellek özelliklerinin profili hayatının ileriki yıllarında hafızayla ilgili sorunlarının tedavisinde yol göstermeye yardımcı olabilir mi? The Rotman bulguları daha çok bilimsel araştırma gerektiren heyecan verici olasılıkların kapısını açıyor, diye ifade etti Dr. Levine. Kişilik, depresyon, bilişsel ölçümlerdeki performans gibi psikolojik şartlar ve genetikle bellek özellikleri arasındaki ilişkiye dair takip çalışmaları halen yürütülmektedir.

Bu araştırma sağlıklı insanlardaki beyin yapısı ve fonksiyonu üzerindeki farklılıklara odaklanan yeni bir akımın bir parçasıdır. Bu çalışma, bu tür beyin farklılıklarıyla günlük otobiyografik bellek işleyişi farklılıklarını ilişkilendiren ilk araştırmadır.

Kaynak :  GerçekBilim

Araştırma Referansı :  Signy Sheldon, Norman Farb, Daniela J. Palombo, Brian Levine.Intrinsic medial temporal lobe connectivity relates to individual differences in episodic autobiographical remembering. Cortex, 2015; DOI: 1016/j.cortex.2015.11.005 Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases/2015/12/151210125637.htm

Fareler Uykudayken Beyinlerine Yeni Hafızalar Nakledildi !

Inception ya da Total Recall filmlerini hatırlıyor musunuz?

Hafıza nakli (implantasyonu) bilim kurgu filmlerinde bilinen senaryolardan birisidir. Fakat bu kez kurgular bilim sayesinde gerçeğe dönüştü. İlk defa olarak, farelerin beyinlerine uyku esnasında bilinçli bellek aktarımı sağlandı.

Paris’teki Industrial Physics and Chemistry Higher Educational Institution ‘dan bilimciler farelerin beyinlerine yeni bir hafızayı naklettiler.Çalışmada; düşünmeyi başlatan ya da spesifik bir yerdeki nöronlar hedeflendi ve “geri çağırma süreci” çıkarıldı. Çalışmanın başarısı aynı tekniğin günün birinde insanlarda sık sık akla gelen travmatikolaylar gibi bazı kötü hafızaları değiştirmede kullanılabilir olacağı ümidini artırıyor.

İnsanlar ya da hayvanlar uyku sırasında genellikle o günün aktivitelerini hatırlarlar, düşünürler, geri çağırırlar. Bu geri çağırma yeni bir aktivitenin öğrenilmesine ve pekiştirilmesine katkı sunar.

Uzmanlar; kemirgenlerin beynindeki bu geri çağırma işlemi bozulduğunda, bir önceki gün öğrendiklerini hatırlama yetilerinin de bozulduğu sonucuna ulaştılar. Örneğin; fare bugün yeni bir ambar keşfetti ve nerede olduğunu öğrendi, beynindeki geri çağırma işlemi bozulduğunda ertesi gün fare bu yeni ambarla ilgili bir şey hatırlayamıyor.

Araştırmacılar; fareler uykudayken beyinlerinde yeni hafızalar oluşturmak için beyindeki bu geri çağırma işlemini kullandılar. Karim Benchenane öncülüğündeki araştırma ekibi; beyindeki düşünmeyi başlatan ya da spesifik bir yerdeki nöronları hedefledi.

hafiza-implantasyonu-bilimfilicomFare uyuyorken, araştırma ekibi canlının beyin aktivitelerinigözlemledi ve spesifik bölge hücreleri “canlandığında”, ödülle ilişkili beyin bölgeleri bir elektrotla uyarıldı.

Fareler uyandığında, hızlıca ödül hissiyle ilişkilendirilen bölgeye doğru koşuşturdukları görüldü. Bu durum da; bu yeni ödülle ilişkili hafızanın bilimciler tarafından oluşturulduğunu gösteriyor.

Bu durum; uyku sırasında gerçekleşen ilk bilinçli bellek aktarımı olurken, daha öncesinde de bilimciler uyku sırasında insanların beyinlerinde bilinçaltı ilişkiler oluşturmayı başarmıştı. Örneğin, sigara kullanan insanlar için yapılan bir çalışma neticesinde, sigara kullananlar sigarayı çürük yumurta kokusu ile ilişkilendirmişti.

Farenin ödülle ilişkilendirilen bölgeye doğru hedef odaklı bir davranış geliştirdiğini söyleyen Dr. Benchenane:

“Bu da, bu davranışın otomatik bir davranış olmadığını kanıtlıyor. Oluşturduğumuz şey; farenin ödülle ilişkilendirilen bölgeye bilinçli bir şekilde erişim sağlamasıdır” diyor.

Araştırma ekibi, tekniğin; yetenek gibi daha farklı türde hafızaların aktarımını yapabilecek duruma gelmesinin yıllar alacağını düşünüyorlar, ancak tekniğin insanlarda travmatik olaylarla ilgili hafızaları değiştirme noktasında geliştirilebileceğini ümit ediyorlar.

Eğer insan beynindeki korku-ilişkili tecrübelerin tekrar aktive olduğu yer tam olarak saptanabilirse, burada pozitif bir ilişki geliştirilebilir. Böylelikle travmatik olayların etkisiyle sürekli kabuslar gören insanlarda kötü hafızalar pozitif düşünceler ile eşleştirilebilir.


Araştırmanın Makalesi İçin: Naure Neuroscience, http://www.nature.com/doifinder/10.1038/nn.3970
Kaynaklar: Bilimfili, Jessica Hamzelou, “New memories implanted in mice while they sleep”, http://www.newscientist.com/article/dn27115-new-memories-implanted-in-mice-while-they-sleep.html#.VSLzQfmsUYO

Hafızaya Açılan Kapı Tam Olarak Saptandı

İnsan beyni sürekli olarak bilgi depolar. Fakat, yeni deneyimlerimizin hafızamızda nasıl kalıcı hale geldiğine dair sınırlı bilgimiz vardı. Magdeburg Üniversitesi ve German Center for Neurodegenerative Diseases (DZNE)’ araştırmacıların içerisinde bulunduğu uluslararası bir araştırma ekibi daha önce başarılamayn bir ilke imza atarak; hafızaların nerede oluşturulduğuna dair net olarak bir saptamada bulundular. Ekip bu yeri beyindeki en spesifik devrelerine kadar belirlemeyi başardı. Araştırmacılar bu saptamaya, çok hassas bir Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) teknolojisini kullanarak ulaştılar.Nature Communications ‘da yayınlanan makalenin elde edilen sonuçları ve kullanılan çalışma metodunun Alzheimer Hastalığının beyindeki etkilerini belirlemede yardımcı olabileceği noktasındaki umutları artırdı.

Geçmiş tecrübeleri ve olayları hatırlatmak için beynin değişik bölgelerinde bir çalışma yürütülmeli. Fakat bu birbirine bağımlı etkileşim hala tam olarak belirlenebilmiş değil, öte yandan, hafızaların; öncelikli olarak beynin hafıza içeriğinin oluşturulmasında ve onları hatırlamada kontrol merkezi olan ve beynin iç kesiminde bulunan serebral kortekste depolandığı biliniyor. Bu olay hipokampüste ve ona komşu entorhinal kortekste meydana geliyor. Magdeburg’da DZNE sözcüsü ve Magdeburg Üniversitesi Bilişsel Nöroloji ve Dementia Araştırmaları bölüm başkanı olan Profesör Emrah Düzel “Beynin bu alanlarının (bilginin toplandığı ve işlendiği yerler) hafızaların oluşturulmasından sorumlu olduğu bugüne kadar yapılan çalışmalarla az çok biliniyordu. Bizim çalışmamız bu duruma bakışımızı daha da belirgin hale getirdi” diyor ve ekliyor: “Biz hipokampus ve entorhinal korteksteki nöronal katmanlarda insan hafızalarının oluşum yerini saptayabildik. Hangi nöronal katmanın aktif halde olduğunu belirledik. Bu durum da bilginin direkt olarak hipokampüse mi yönlendirildiğini yoksa hipokampüsten serebral kortekse mi taşındığını ortaya çıkardı. Daha önce kullanılan MRI teknikleri bilginin bu akış yönünü tam olarak belirlemede yetersizdi. Bu yüzden ilk olarak biz beyinde hafızaya açılan kapının tam olarak nerede olduğunu saptamış olduk.”

Çalışmada, araştırmacılar hafıza testine gönüllü olarak katılan kişilerin beyinlerinde ölçümler yaptılar. Ölçümler “7 Tesla ultra-high field MRI” denilen özel bir manyetik rezonans görüntüleme yöntemi kullanılarak yapıldı. Bu yöntem araştırmacılara, insan beyninin bölgelerinin aktivitelerini daha önce eşi görülmemiş bir şekilde belirlemelerini sağladı.

Alzheimer Araştırmaları İçin Kesin Bir Yöntem

Prof. Düzel: “Bu ölçüm tekniği bizlerin beyindeki bilgi akışını parçalara bölmemize ve hafıza oluşumundan sorumlu bölgeleri ayrıntısına kadar incelememize olanak sağladı. Sonuç olarak, umuyoruz ki; Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıklara dair yeni bakış açıları elde edebileceğiz. Dementia’yı gözününe alırsak; bilgi “dokunulmamış” bir halde hala hafızaya açılan kapıda bekliyor mu? Hafızalar işlendiğinde daha sonrasında sorunlar ortaya çıkacak mı? gibi soruları cevaplandırmayı umuyoruz.” dedi.


Kaynak:

  1. Bilimfili,
  2.  DZNE
  3. Anne Maass, Hartmut Schütze, Oliver Speck, Andrew Yonelinas, Claus Tempelmann, Hans-Jochen Heinze, David Berron, Arturo Cardenas-Blanco, Kay H. Brodersen, Klaas Enno Stephan & Emrah Düzel Laminar activity in the hippocampus and entorhinal cortex related to novelty and episodic encoding Nature Communications 5, Article number: 5547 doi:10.1038/ncomms6547