Uyku, bildiğimiz birçok tür için vazgeçilmez bir davranış kalıbıdır. Özellikle de türümüz için… Son derece iri bir beyne sahip olduğumuz ve oldukça farklı yetilere sahip karmaşık bir tür olduğumuz için günlük uyku düzenimiz büyük önem arz etmektedir. Ancak birçok insan uyku pozisyonları konusunda eksik bilgilere sahiptir. Bu da uyku kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu görselimizde, en sağlıklı uyuma pozisyonlarına yer vermeye çalıştık. Umuyoruz ki belki de farkında olmadan, sadece uyku pozisyonunuz dolayısıyla sahip olduğunuz bazı sorunlarınızı çözmenize katkı sağlayacaktır.
Mit 1:“Abartılacak bir şey yok ! Benim anne-babam da bana hamile iken sigara kullanıyormuş.”
Gerçek: Anne ve babanız aldığı riskin farkında değilmiş. Bebek ölümlerinin %40’nda (büyük bir oran, neredeyse yarı yarıya) hamilelik sırasında sigara kullanımının sebep olduğu düşünülüyor. Hamilelik sırasında sigara kullanımı düşük yapma ve premature doğum riskini artırıyor.
Mit 2:“Sigarayı bırakırsam daha stresli olurum, bu da bebeğimi daha fazla etkiler.”
Gerçek: Araştırmalara göre; sigarayı bırakmanın getirdiği stres, fetusun sağlığını sigara kullanımı kadar fazla etkilemiyor.
Mit 3:“Zaten hafif (light) sigara kullanıyorum. Bu daha güvenli.”
Gerçek: Öncelikle light sigaralar daha güvenli değildir. Pazarlamacının ne söylediğinin hiçbir öneminin olmamasıyla birlikte (nihayetinde kapitalist; hiçbir kapitalist kârına verdiği önemi insan sağlığına vermez); normal, light ya da süper-light sigara kullanımı da bebeğinize çokça zarar verir.
Karbonmonoksit (CO) yanma reaksiyonu sonucu ortaya çıkan zehirli bir gazdır. Bu gazı direkt olarak göremez ve koklayamazsınız, ancak sigara dumanında, gaz kazanlarında ve araçların egzos gazlarında bolca bulunur.
Nefes aldığınızda, CO ve oksijen ciğerleriniz vasıtasıyla kan damarlarınıza taşınır. Karbonmonoksit gazı kırmızı kan hücrelerinizdeki hemoglobine oksijenden 200 kat daha hızlı bir şekilde bağlanabilme özelliğindedir. Bu durum kırmızı kan hücrelerinizin vücudunuza ve bebeğinize oksijen taşımasını engeller.
Bebeğiniz her şeyde size bağımlıdır. Vücudunuza aldığınız her şey onu etkiler. Oksijen ve besin maddeleri; plasentanızdan bebeğinizin kan damarlarına taşındığı gibi, aldığınız bazı toksinler de aynı yol ile bebeğinizin kan dolaşımına katılır.
Yeni yapılan bir araştırma, hamile kadınlarda sigara kullanımının zararlı etkilerine daha fazla ışık tutuyor. 4D ultrasonla yapılan taramalarda, rahimdeki fetusun minik hareketleri gözlemlendi.
Fetuslar geliştikçe, genellikle ağızlarını hareket ettirirler ve kendilerine dokunurlar ve kollarını kontrol edebilme yetisi kazanırlar. Bebeklerin büyümesini gözlemleme ile bilimciler rahimdeki fetusun dakika düzeyindeki hareketlerinin değerlendirilmesiyle potansiyel problemlerin saptanabileceğine inanıyorlar. Araştırmanın hamile kadınları sigara içme alışkanlığına son vermeleri noktasında tetikleyici olacağı ümit ediliyor.
Yukarıdaki görüntü grubu sigara kullanan annenin rahmindeki fetusu gösteriyor. Aşağıdaki görüntü grubu ise hamilelik sırasında sigara kullanmayan annenin rahmindeki fetusun görüntüsü.
Dr. Nadja Reissland, 20 anne adayının hareketli 4D ultrason taramaları üzerinde çalıştı. Anne adaylarının sigara kullanan dördünde, fetusun gelişiminin 24., 28., 32. ve 36. haftalarında binlerce minik hareketi kaydedildi.Middlesbrough ‘da James Cook University Hospital ‘da yapılan çalışmada, hamileliği sürecinde sigara kullanan bu dört anne adayının rahimlerindeki bebeklerin yüzlerine daha sık dokundukları görüldü.
Dr. Reissland’in sonuçları –kendisi çalışmayı daha geniş bir örneklemde tekrarlamayı umuyor– sigara kullanan annelerin bebeklerinin merkezi sinir sistemi gelişimini yavaşlatabileceğini ortaya çıkardı.
Dr. Reissland; bu bulguların doğrulanabilmesi için, annenin stres durumu ve sigara kullanma bağlantısını da içeren daha spesifik etkilerin araştırılması için daha geniş ölçekli bir araştırmaya ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Her ne kadar gebelik sürecinde sigara kullanan anne sayısının geçen yıl toplanan verilere göre sürekli düşüşte olmasına rağmen, anne adaylarının %12′si sigara kullanımına hala devam ediyorlar. Araştırma; sigara kullanan hamile annelerin doğacak çocuklarının kalplerine zarar verme riski taşıdıklarını ve aynı zamanda da düşük yapma ve erken doğum riskini de arttırabildiğini ortaya koydu.
Fetus gelişim uzmanı olan Dr. Reissland, sigara kullanan annelerin korkuya kapılmamalarını bunun yerine onları sigarayı bırakmaları için yardım almaya çağırdığını söylüyor.
Aşağıdaki linkten orijinal çalışmaya ulaşabilir, .pdf olarak indirebilirsiniz.
Orijinal Araştırma: Bilimfili, http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/apa.13001/abstract
Montreal Üniversitesi ve CHU Sainte-Justine Çocuk Hastanesi’nde yapılan bir araştırmada hamilelik sırasında antidepresan kullanılmasının otizm riskini büyük ölçüde arttırdığı ortaya kondu. Prof. Bérard, hamilelik esnasında ilaç kullanımı üzerine araştırmasını 145,456 hamileliği değerlendirerek yaptı.
“Otizme sebep olan etkenlerin çeşitliliği halen belli olmamasına rağmen, bu problemde hem genetik hem de çevre faktörü rol oynamaktadır. Çalışmamızda hamileliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde alınan antidepresanların, çocuklara 7 yaşına kadar otizm teşhisi konulmasında özellikle de seçici serotonin geri alınım inhibitörleriyle (SSRI) riskin iki katına çıkarttığını gözledik,” diyor Professor Anick Bérard.
Araştırma bulguları JAMA Pediatrics’de yayınlandı . Quebec Hamilelik Kohort çalışmasında alınan veriler on yaşına kadar 145,456 çocuktan alınan veriler incelendi.
Annelik ve depresyonun otizmle ilişkilendirildiği biliniyor. Ayrıca sosyo ekonomik durum da değerlendirildi.
“Antidepresan maruziyetini anneden gelen (genetik) veya artan antidepresan kullanımı hamileliğin ikinci –üçüncü trimesteri boyunca incelendi. Bu periyotta kritik beyin gelişimi gerçekleştiği için seçildi,” diyor Prof. Berard. Annelik ve depresyonun otizmle ilişkilendirildiği biliniyor. Ayrıca sosyo ekonomik durum da değerlendirildi.
Bütün çocuklar arasında yapılan araştırmada, sonradan otizm teşhisi konulan çocuklar atipik otizm, Asperger sendromu ve yayılmış gelişimsel bozukluklara bakıldı. Sonuç olarak bu iki grubun istatiksel ilişkisi incelendi ve riskin % 87 arttığı gözlendi. Bu sonuçlar uzmanlar taradından teşhis edilen çocuklarda değişmeden kaldı.
Elde edilen bulgular çalışmada , otizm teşhisi konulan 1,054 çocuğun annelerinin hamilelikte antidepresanla tedavi edildiği görüldü. Ayrıca 1966’da 10,000’de 4 olan otizm riskinin, bugün 10,000’de 100’e çıktığı tespit edildi. Tabi bu artışta daha iyi teşhis ve otizm çeşitlerinin artışı da rol oynasa da , araştırmacılar çevresel faktörlerin de rol oynadığını belirtiyor.
Serotonin rahimde hücre bölünmesi, nöron göçü, hücre farklılaşması ve sinaptogenesis gibi pek çok prosesi etkiliyor. Bazı depresanlar serotoninin inhibisyonu üzerinden işlediğinden, rahim içinde fetüsün beyin gelişimine negatif etki gösterebilir .
Bu uzun süreli çalışma sayesinde gebelikte antidepresan kullanımının çocuklar üzerindeki uzun süreli nörogelişimsel etkilerini aydınlatıyor.
Referans : Takoua Boukhris, Odile Sheehy, Laurent Mottron, Anick Bérard.Antidepressant Use During Pregnancy and the Risk of Autism Spectrum Disorder in Children. JAMA Pediatrics, 2015; 1 DOI:10.1001/jamapediatrics.2015.3356
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.