Nöron Oluşturan Kök Hücreler Bulundu

Araştırmacılar beynin öğrenme ve hafıza için önemli kısmı olan hipokampuste iki tip kök hücre tespit ettiler.

Çalışmanın yürütücülerinden ve makalenin yazarlarından Dhanisha Jhaveri bu hücrelerin saf popülasyonlarını ilk kez izole ettiklerini söyledi.

The Journal of Neuroscience ‘da yayımlananın çalışmanın bulguları; öğrenme ve duygu durum ilişkili hastalıkların tedavisine dair çıkarımlar yapabilmeye yardımcı olabilir.

Jhaveri:

“Tespit ettiğimiz kök hücreler yeni nöronlara sebep oluyor. Beyinde yeni sinir hücrelerinin oluşumu yaşlandıkça azalan bir süreçtir ve yeni nöronlar öğrenme ve bilişsel yetiler için oldukça önemlidir” diyor.

Bulgularının, hipokampuste yeni nöronların doğumuna dair uzun süredir süregelen bir gizemi çözdüğünü söyleyen Queensland Brain Institute’den Profesör Perry Bartlett:

“Daha önceden, bu nöronların hepsinin aynı olduğu düşünülüyordu, bu yüzden de bölgenin öğrenme ve duygu durumu davranışlarını nasıl düzenleyebildiği anlaşılamamıştı. Ayrı kök hücre popülasyonlarının varlığı –hipokampusün çeşitli işlevlerini açıklayan– farklı tipte nöronlara sebep olduğunu gösteriyor” diyor.

Jhaveri:

“İki hücre grubu hipokampusün farklı bölgelerinde bulunuyor, bu da hipokampusteki ayrı alanların konumsal öğrenme ve duygu durumunu kontrol ettiğini gösteriyor. Hücreleri arıttığımızda, hücrelerin farklı mekanizmalarla aktifleştiğini ve gen expresyonlarında farklılaşan yeni nöronlar oluşturduğunu gördük” diyor.


Kaynak:

  1. Bilimfili,
  2. Mikaeli Costello, “Team Discovers Stem Cells That Make New Neurons”, http://www.futurity.org/hippocampus-memory-mood-936652/
  3. J Neurosci Res. 2013 May;91(5):642-59. doi: 10.1002/jnr.23199. Epub 2013 Feb 13. SIRT1 regulates the neurogenic potential of neural precursors in the adult subventricular zone and hippocampus. Saharan S1, Jhaveri DJ, Bartlett PF.

Hafızaya Açılan Kapı Tam Olarak Saptandı

İnsan beyni sürekli olarak bilgi depolar. Fakat, yeni deneyimlerimizin hafızamızda nasıl kalıcı hale geldiğine dair sınırlı bilgimiz vardı. Magdeburg Üniversitesi ve German Center for Neurodegenerative Diseases (DZNE)’ araştırmacıların içerisinde bulunduğu uluslararası bir araştırma ekibi daha önce başarılamayn bir ilke imza atarak; hafızaların nerede oluşturulduğuna dair net olarak bir saptamada bulundular. Ekip bu yeri beyindeki en spesifik devrelerine kadar belirlemeyi başardı. Araştırmacılar bu saptamaya, çok hassas bir Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) teknolojisini kullanarak ulaştılar.Nature Communications ‘da yayınlanan makalenin elde edilen sonuçları ve kullanılan çalışma metodunun Alzheimer Hastalığının beyindeki etkilerini belirlemede yardımcı olabileceği noktasındaki umutları artırdı.

Geçmiş tecrübeleri ve olayları hatırlatmak için beynin değişik bölgelerinde bir çalışma yürütülmeli. Fakat bu birbirine bağımlı etkileşim hala tam olarak belirlenebilmiş değil, öte yandan, hafızaların; öncelikli olarak beynin hafıza içeriğinin oluşturulmasında ve onları hatırlamada kontrol merkezi olan ve beynin iç kesiminde bulunan serebral kortekste depolandığı biliniyor. Bu olay hipokampüste ve ona komşu entorhinal kortekste meydana geliyor. Magdeburg’da DZNE sözcüsü ve Magdeburg Üniversitesi Bilişsel Nöroloji ve Dementia Araştırmaları bölüm başkanı olan Profesör Emrah Düzel “Beynin bu alanlarının (bilginin toplandığı ve işlendiği yerler) hafızaların oluşturulmasından sorumlu olduğu bugüne kadar yapılan çalışmalarla az çok biliniyordu. Bizim çalışmamız bu duruma bakışımızı daha da belirgin hale getirdi” diyor ve ekliyor: “Biz hipokampus ve entorhinal korteksteki nöronal katmanlarda insan hafızalarının oluşum yerini saptayabildik. Hangi nöronal katmanın aktif halde olduğunu belirledik. Bu durum da bilginin direkt olarak hipokampüse mi yönlendirildiğini yoksa hipokampüsten serebral kortekse mi taşındığını ortaya çıkardı. Daha önce kullanılan MRI teknikleri bilginin bu akış yönünü tam olarak belirlemede yetersizdi. Bu yüzden ilk olarak biz beyinde hafızaya açılan kapının tam olarak nerede olduğunu saptamış olduk.”

Çalışmada, araştırmacılar hafıza testine gönüllü olarak katılan kişilerin beyinlerinde ölçümler yaptılar. Ölçümler “7 Tesla ultra-high field MRI” denilen özel bir manyetik rezonans görüntüleme yöntemi kullanılarak yapıldı. Bu yöntem araştırmacılara, insan beyninin bölgelerinin aktivitelerini daha önce eşi görülmemiş bir şekilde belirlemelerini sağladı.

Alzheimer Araştırmaları İçin Kesin Bir Yöntem

Prof. Düzel: “Bu ölçüm tekniği bizlerin beyindeki bilgi akışını parçalara bölmemize ve hafıza oluşumundan sorumlu bölgeleri ayrıntısına kadar incelememize olanak sağladı. Sonuç olarak, umuyoruz ki; Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıklara dair yeni bakış açıları elde edebileceğiz. Dementia’yı gözününe alırsak; bilgi “dokunulmamış” bir halde hala hafızaya açılan kapıda bekliyor mu? Hafızalar işlendiğinde daha sonrasında sorunlar ortaya çıkacak mı? gibi soruları cevaplandırmayı umuyoruz.” dedi.


Kaynak:

  1. Bilimfili,
  2.  DZNE
  3. Anne Maass, Hartmut Schütze, Oliver Speck, Andrew Yonelinas, Claus Tempelmann, Hans-Jochen Heinze, David Berron, Arturo Cardenas-Blanco, Kay H. Brodersen, Klaas Enno Stephan & Emrah Düzel Laminar activity in the hippocampus and entorhinal cortex related to novelty and episodic encoding Nature Communications 5, Article number: 5547 doi:10.1038/ncomms6547

Erkek ve Kadın Hipokampusu Ne Kadar Farklı?

Rosalind Franklin University of Medicine and Science’da yapılan bir çalışma ile, geniş bir kitle tarafından kabul gören ‘beynin yeni hatıralar oluşturan ve duyguları hislerle ilişkilendiren bölgesi hipokampusun dişilerde erkeklerden daha büyük olduğu’ savını çürütüldü.

 Üniversiteye ait Tıp Fakültesinde Sinirbilimi dalında Yardımcı Doçent olarak görev yapan Lise Eliot önderliğindeki analiz ekibi, MR üzerinden hacimlerin karşılaştırıldığı bir meta-analiz yürüttü ve erkek / dişi hipokampusları arasında gözle görülür bir fark olmadığı sonucuna vardı.

Erkek ve dişi arasındaki stereotipik farklılıkları açıklamaya çalışırken, araştırmacılar için cinsiyete göre beyinde farklılık gözlemlemek kaçınılmaz bir sonuçtur. Dr. Eliot’a göre bu incelemelerde küçük örnek gruplarına dayanılmasına rağmen sonuçlar çok genelleniyor ve popüler olarak da bu çalışmalara sükse yaptırılıyor. Ancak çoklu veri setleri ve veri havuzları incelendiğinde, hem erkek hem de kadınlardan oluşan büyük örnek gruplarının verilerini bir araya getirdiğinde; bu iddialar çoğunlukla çöküyor veya çok önemsiz (küçük) farklar olarak kalıyor.

Hipokampi (tekil. hipokampus) beynin iki lobundada serebral korteksin altında konuçlanmıştır. Neuroimage’da yayımlanan çalışmanın bulguları “dişilerin oransız şekilde daha büyük hipokampusları olduğu için daha duygusal olarak dışa-vurumcu, insanlar-arası ilişkilerde daha güçlü ve daha iyi işitsel hafıza sahibi oldukları” iddiasını ciddi anlamda zora soktu.

Birçok insan ‘erkek beyni’ ve ‘dişi beyni’ diye bir ayrım olduğuna inanmaktadır. Ancak popülarize çalışmaların ötesine, tüm verilerin toplamına baktığımız zaman bu farklılıkların hiç de bu yargılara varacak kadar büyük olmadığı ile karşı karşıya kalırız.

Dr. Eliot’un notlarına göre, başka araştırmacıların yürüttüğü meta-analizlerde de beyindeki diğer cinsiyet farklılıklarının yanlışlandığı biliniyor. Örneğin corpus callosum boyutları arasında inanılanın aksine hiç bir fark bulunmamıştır. Bu bölge beynin en büyük beyaz madde yapısı olup iki ayrı -sağ ve sol- serebral yarı küreyi birbirine bağlayarak iletişim kurmalarını sağlayan bölgedir. Ne kadınlar ne de erkekler dil ve dilin işlenmesi noktasında birbirlerinden herhangi bir farklılık göstermemektedir.

 


Kaynak :

  • Bilimfili,
  • Anh Tan, Wenli Ma, Amit Vira, Dhruv Marwha, Lise Eliot. The human hippocampus is not sexually-dimorphic: Meta-analysis of structural MRI volumes. NeuroImage, 2016; 124: 350 DOI:10.1016/j.neuroimage.2015.08.050