Rüyalarımızı Nasıl Hatırlayabiliyoruz?

Hemen hemen hepimizin malûmudur; rüyaları hatırlamak zordur. Aslında, eğer ki bir rüya uyanmamızdan önce sona ermişse, bu rüyayı hatırlamıyoruz. Uzun süreli hafızalar oluşturmamızı sağlayan beyin süreci, uyku anında pasiftir. Bu yüzden de uyanmamızdan kısa bir süre sonra gördüğümüz rüyaların büyük bir çoğunluğunu unuturuz. Örneğin; hatırlamada oldukça önemli bir nörotransmitter olan norepinefrin; uzun süreli hafızalar için elektriksel aktivitenin görüldüğü prefrontal korteks gibi bölgelerde rüya anında çok düşük seviyelerdedir.

Beyin uyandıkça, uzun süreli hafıza için gerekli süreçleri aktif hale getirmeye başlar. Böylece, eğer bir rüyadan fırlayarak uyanırsak, bu rüyayı hatırlama şansımız çok daha fazladır. 2011 yılında yapılan bir çalışma; REM uykusundan uyandıktan sonra prefrontal kortekslerinde daha fazla teta beyin-dalgası aktivitesine sahip insanların rüyaları hatırlamada daha iyi oldukları sonucuna ulaştı. Teta aktivitesi; daha yavaş bir tempoya, daha rahatlamış bir beyin haline işaret eder ve fazla teta aktivitesi ise uyanıkken hafızayı güçlendirmeyle bağlantılıdır.

Bir rüyanın duygusal içeriği ve mantıksal tutarlılığı da rüyalarımızın ne kadarını hatırladığımızda etkilidir. Yapılan bir çalışma; daha az mantıklı rüyaların, içeriği berrak ve organize bir hikaye çizgisi olan rüyalara kıyasla daha zor hatırlandığını ortaya koydu. Hatırlamamıza en uygun olan rüyalar –kâbuslar ve oldukça parlak, duygusal rüyalar– beynin ve vücudun canlanmasına eşlik eder ve bizi uyandırmaya daha yatkın rüyalardır.

Belli bazı teknikler rüya hatırlama oranımızı artırmaya yardımcı olabilir. Uyandıktan hemen sonra dikkatimizi çeken herhangi bir şey de rüya hatırlamayı engelleyebilir, bu yüzden uykuya dalarken kendinize rüyalarınızı hatırlamak istediğiniz hatırlatın. Uykudan hemen önce son düşündüğünüz şeyler bunlar olsun. Yatağınızın yanında bir defter ve bir kalem bulundurun ve tanımlayabildiğiniz bir görüntü ya da his varsa bunu not edin. Basit olan bu adımları izlemek bütün bir rüyayı geriye sarmanıza sebep olabilir.


Kaynak:

  • Bilimfili,
  • “What Processes in the Brain Allow you to Remember Dreams?” ScientificAmerican MIND. (2014, July 1)

Kabuslar Görmek ve İntihar Davranışları Arasında İlişki Bulundu

Kabus rüyalarla, intihara meyilli olma durumu veya intihara teşebbüs etme davranışı arasındaki bağıntıyı gösteren ilk araştırma Journal of Clinical Sleep Medicine dergisinde yayımlandı ve araştırmaya göre bu bağıntı; yenilgi, umutsuzluk ve kapana kısılma hisleri ve/veya durumlarının çok katmanlı işlemleri ile yönetiliyor.

Çoklu analizler, kabusların PTSD (post-travmatik stres bozukluğu) olan insanlarda, stres sebebi veya yaratıcısı olarak işlev gösterdiğini ortaya çıkarıyor. Bununla beraber kabuslar yukarıda sözü edilen; yenilgi, umutsuzluk ve kısıtlanmışlık; gibi belli bir takım negatif bilişsel düşünceleri de tetikleyebiliyor; ki bu etmenler aynı zamanda intihar düşüncesi ve girişimlerine sebep olabilmektedir. Sonuçlara göre, kabuslar gören, bunları tecrübe eden katılımcıların yüzde 62’si ve kabus görmeyenlerin de yalnızca yüzde 20’si intihar düşünceleri, planları ve girişimlerinde bulunuyor.

Sonuçlara göre intihar davranışları ve kabuslar arasındaki bağıntı yolları, depresyon ve komorbid insomnia (eş-zamanlı uyku bozukluğu) rahatsızlıklarından bağımsız olarak işliyor.

University of Manchester’dan araştırmacı Donna L. Littlewood yaptıkları çalışmaya dair şunları belirtiyor : ” PTSD, intihar düşünceleri ve davranışlarını artırmaktadır. Bizim çalışmamızda PTSD’nin işaretçi semptomlarından biri olan kabusların, intihar riskine karşı bu rahatsızlığa sahip olan insanlar için bir tedavi yöntemi olarak da kullanılabilmesinin mümkün olduğunu gösteriyor. Bu çalışma ile, PTSD’den muzdarip olan insanlarda spesifik olarak kabusların, kabus görülme zamanlarının hedeflenmesinin önemi ortaya koyulmuş oldu. Buna ek olarak negatif bilişsel değerlendirmelerin tespit edilmesi, ortaya çıkarılması ve hedeflenmesi de intihar düşüncelerinin ve davranışlarının azaltılmasına yardımcı olacaktır.”

The American Academy of Sleep Medicine’ın raporunda, kabusların yalın, gerçekçi ve rahatsız edici rüyalar olduğu tanımlanıyor. Bu rüya tipinde çoğunlukla yaşamın devamlılığı veya güvenlilik durumları tehlike altında kaldığından veya böyle hissedildiği için, anksiyete, korku ve dehşet duyguları ortaya çıkmaktadır.

Kabus rahatsızlığı ise, sosyal veya mesleki fonksiyonlarda eksiklik, sıkıntı veya genel anlamda üzüntü durumlarında tekrarlanan kabuslar görme olarak tanımlanmaktadır. PTSD’den muzdarip olan hastaların yüzde sekseninde, travmanın ilk üç ayında kabusların başladığı biliniyor ve bu post-travmatik (travma sonrası) kabuslar silsilesi ömür boyu da devam edebiliyor.

Bu araştırma için elde edilen veriler, travmatik olaylar yaşamış olan 91 katılımcıdan toparlandı. Bu katılımcıların 51 tanesinde devam etmekte olan PTSD tespit edilirken, 24’ünün geçmişinde PTSD teşhisinin bulunduğu kaydedildi. Kabuslar ise, PTSD ölçeği dahilinde, ilintili bir takım ögelerin frekansı ve şiddetinin toplamları ile ölçüldü.

Katılımcılar ayrıca, intihar davranışları, umutsuzluk, yenilgi ve kısıtlanmışlık duygu-durumlarına dair ölçümleri yapmayı sağlayacak bir anketi de tamamlayarak araştırmacılara sundu. Uykusuzluk, PTSD ve intihar arasındaki ilişki; uykusuzluğun direkt bir etken olmaktan çok eş-değişken olduğunu gösteriyor.


Kaynak :

  • Bilimfili,
  • Donna L. Littlewood, Patricia A. Gooding, Maria Panagioti, Simon D. Kyle. Nightmares and Suicide in Posttraumatic Stress Disorder: The Mediating Role of Defeat, Entrapment, and Hopelessness. Journal of Clinical Sleep Medicine, 2016; 12 (03): 393 DOI: 10.5664/jcsm.5592