Tendon refleksi

Tendon refleksi, bir kasın tendonuna ani bir darbe uygulanmasıyla ortaya çıkan istemsiz kas kasılmasıdır. Bu refleks, kas iğciklerinin gerilmeyi algılamasıyla başlar; bu bilgi omuriliğe iletilir ve aynı kasta geri dönüş yaparak kasın hızla kasılmasını sağlar. Bu süreç, monosinaptik (tek sinapslı) bir refleks yayını takip eder ve çok hızlı gerçekleşir.

Örneğin, diz kapağı altındaki patellar tendona vurulduğunda kuadriseps kası kasılır ve bacak yukarı zıplar. Bu refleksler, sinir sisteminin düzgün çalışıp çalışmadığını değerlendirmek için nörolojik muayenede kullanılır.


Stiloradyal (Brachioradialis) Refleks

Tanım ve Kök Segmentleri

Stiloradyal refleks—klinik literatürde daha doğru bir terimle brachioradialis refleksi—önkolun radial (başparmak yönündeki) yüzündeki brachioradialis tendonuna yapılan ani, hızlı bir darbeyle tetiklenen monosinaptik bir gerilme (derin tendon) refleksidir. Refleks esas olarak C6 spinal segmenti üzerinden iletilmekle birlikte C5’in de katkısı vardır; dolayısıyla servikal pleksusa ait bu segmentlerin fonksiyonel bütünlüğünü değerlendirir.

Uygulama Tekniği

  1. Hasta Pozisyonu: Hasta rahatça oturur; önkol yarı pronasyonda ve hafif fleksiyondadır. Dirsek yaklaşık 90° bükülü olmalıdır.
  2. Tendonun Lokalizasyonu: Brachioradialis tendonu, radius’un stiloid çıkıntısının yaklaşık 2–3 cm proksimalinde, lateral antebrachial çizgide palpe edilir.
  3. Darbe: Refleks çekicinin “ters” (daha ağır) ucu kısa, kesin bir hareketle tendona vurulur.
  4. İzlenen Yanıt: Normal yanıt, el bileğinin kısa süren fleksiyon-supinasyon kombinasyonu ile başparmağın hafif fleksiyonudur. Kas kasılması gözlemlenebildiği gibi palpasyonla da doğrulanabilir.

Nörofizyolojik Mekanizma

  • Afferent Bacak: Kas iğciklerinden çıkan Ia lifleri dorsal kök ganglionu üzerinden dorsal boynuza girer.
  • Senkaptik İletim: Ia lifleri, brachioradialis motor nöronuna monosinaptik olarak bağlanır.
  • Efferent Bacak: Alfa motor nöron aksonları aynı kastaki ekstrafüzal lifleri uyarır; sonuç, kasın hızlı kasılmasıdır.
  • Resiprokal İnhibisyon: Antagonist olan pronator teres ve pronator quadratus refleks sırasında Ia-inhibitör ara nöronlar yoluyla baskılanır.

Klinik Değerlendirme ve Bulgular

Refleks DerecesiKlinik AnlamıMuhtemel Lezyon Düzeyi
0 (Arefleksi)Refleks yokPeriferik sinir, dorsal kök, ön boynuz veya pleksus lezyonu; akut alt motor nöron (LMN) hasarı
1+ (Hiporefleksi)Azalmış yanıtHafif LMN disfonksiyonu, polinöropati, hipotiroidi, akut disk hernisi
2+ (Normo)Normal
3+ (Hiperrefleksi)Artmış yanıt, klonus yokÜst motor nöron (UMN) lezyonu başlangıcı; serebrovasküler hastalık, servikal myelopati
4+ (Klonik)Devamlı klonusYerleşmiş UMN lezyonu; spinal kord kompresyonu, multipl skleroz

Not: Şüpheli veya azalmış reflekslerde Jendrassik manevrası ile (hastaya dişlerini sıkma, el sıkma veya dizleri bastırma gibi artifikiyel fasilitasyon) muayene tekrarlanarak gizli refleks aktivitesi açığa çıkarılabilir.

Tanısal Değer ve Yan Testler

  • Servikal Radikülopati: C6 kök basısı, stiloradyal refleksin zayıflaması veya kaybolması ile ilk ipucunu verebilir.
  • Polinöropatiler: Simetrik hiporefleksi, diabetik ve toksik nöropatilerde erken bulgudur.
  • Üst Motor Nöron Bozuklukları: Refleksin aşırı canlılığı, eşlik eden Hoffmann veya Tromner işaretleri ile bir arada olduğunda serviko-medüller lezyon lehine kanıt oluşturur.

Patella (Quadriceps) Refleksi

Tanım ve Kök Segmentleri

Patellar refleks (diz sarsıntısı), ligamentum patellae üzerindeki hızlı perküsyonla tetiklenen ve esasen L4, kısmen L3 spinal segmentlerinin değerlendirildiği saf bir monosinaptik derin tendon refleksidir. Refleks, kuadriseps femoris kasının eksitasyonu ile diz ekstansiyonuna yol açar.

Uygulama Tekniği

  1. Hasta Pozisyonu: Tercihen oturur pozisyonda, bacaklar serbestçe sallanacak biçimde diz eklemi 90–110° fleksiyonda olmalıdır. Yatar pozisyonda muayene yapılacaksa diz hafif fleksiyona getirilir ve topuk muayene masasında serbestçe durur.
  2. Tendonun Lokalizasyonu: Patella ile tibial tüberkül arasındaki ligamentum patellae’nin merkezi.
  3. Darbe: Refleks çekici tendonun alt üçte birine ılımlı şiddette, dik açıya yakın bir vuruş gerçekleştirir.
  4. İzlenen Yanıt: Diz ekstansiyonunu oluşturan hızlı kuadriseps kasılması. Yanıtın amplitüdü göz ve palpasyonla saptanır.

Nörofizyolojik Mekanizma

  • Afferent: Kuadriseps intrafüzal liflerinden çıkan Ia lifleri → L3–L4 dorsal kök ganglionu → dorsal boynuz
  • Senkaptik İletim: Monosinaptik eksitasyon → alfa motor nöron
  • Efferent: Alfa motor lifleri → kuadriseps femoris → diz ekstansiyonu
  • Reciprocal İnhibisyon: Hamstring (semitendinosus, semimembranosus, biceps femoris) kasları inhibitör internöronlar aracılığıyla baskılanır.

Refleksin Grading Sistemi

  • 0 (Arefleksi): Tendon tapına rağmen diz ekstansiyonu yok
  • 1+ (Hiporefleksi): Minimal hareket, fasilitasyonla artış gösterebilir
  • 2+ (Normal): Orta derecede diz ekstansiyonu
  • 3+ (Hiperrefleksi): Belirgin ve geniş ekstansiyon, fakat klonus yok
  • 4+ (Klonus): 3’ten sonra sürdürülebilir veya salvolı diz klonusu

Klinik Önemi

Klinik DurumPatellar Refleks DeğişikliğiPatogenez
Akut femoral nöropati0–1+Alfa motor liflerinin iletim blokajı
Diyabetik polinöropati0–1+ (simetrik)Distal aksonopati, myelin kaybı
Hipotiroidizm1+ (yavaş relaksasyon fazı)Kas metabolizmasında yavaşlama
L4 radikülopati0–1+ (asimetrik)Spinal kökün irritasyonu veya kompresyonu
Serebrovasküler olay3–4+ (kontrlateral)UMN disinhibisyonu, lateral kortikospinal trakt hasarı
Multipl skleroz3–4+ ± klonusDemiyelinizan plaklar, segmental hiperexcitabilite

Gelişmiş Klinik Düşünceler

  • Pendüler Patellar Refleks: Ataksiya-telangiektazi ve serebellar dejenerasyonlarda kasın ritmik ileri geri salınması (pendül hareketi) gözlenir; serebellar hipotoninin tipik göstergesidir.
  • Güçlendirici Manevralar: Alt ekstremite refleksleri belirgin değilse hastaya ellerini kenetleyip çekmesi (Jendrassik manevrası) refleks arcını santral yöntemle fasilite ederek yanıtı büyütür.
  • Klonus Değerlendirmesi: Diz ekstansiyonu ardından tekrarlayıcı kasılma-gevşeme salvoları kronik UMN lezyonuna işaret eder ve patolojik niteliktedir.

Elektrolit ve Metabolik Etkiler

  • Hipomagnezemi / Hipokalemi / Hipokalsemi: Sinir–kas uyarılabilirliğini düşürerek 0–1+ patellar refleks doğurabilir; tedavide elektrolit replasmanı refleksi geri kazandırabilir.
  • Hipertiroidizm / Amfetamin Toksisitesi: Sinaptik transmisyonu hızlandırarak refleks canlılığını arttırabilir.

Keşif

1. Ön Dönem (Antikçağ – 17. yüzyıl): Kavramsal Ön-Aşama

Antik Yunan filozofları, özellikle Hipokrates (MÖ 5. yüzyıl) ve Galen (M.S. 2. yüzyıl), sinirlerin vücut hareketlerini yönettiğini öngörmüş olsalar da, refleks kavramı bu dönemde henüz bilimsel bir içerik kazanmamıştır. Galen, sinirlerin beyinle bağlantılı olduğunu savunmuş ve hayvan deneyleriyle omurilik hasarının felce neden olduğunu gözlemlemiştir.


2. Mekanistik Kuramlar Dönemi (17. yüzyıl)

  • René Descartes (1596–1650):
    Refleks kavramının ilksel felsefi temellerini atan kişidir. “De Homine” (1662) adlı eserinde, dış uyaranlara karşı vücudun otomatik tepkilerini “reflexion” terimiyle açıklamış, bu tepkileri bilinçten bağımsız mekanik sistemler olarak tanımlamıştır. Gözden çıkan ışığın beynin çam kozalağına (pineal gland) ulaştığını ve kasların “hayvansal ruhlar” yoluyla kasıldığını ileri sürmüştür.
  • Descartes’ın teorisi bilimsel olmasa da “refleks” düşüncesinin fizyolojik zemine oturmasını sağlamıştır.

3. Nörofizyolojinin Kuruluş Dönemi (18.–19. yüzyıl başı)

  • Robert Whytt (1714–1766):
    Omuriliğin refleks yanıtlar için gerekli olduğunu deneysel olarak göstermiştir. Kurbağa deneyleriyle, omurilik bütünlüğü korunduğu sürece başsız hayvanların bile refleks tepkiler verebildiğini göstermiştir. Bu, refleksin beyin yerine omurilikte gerçekleşebileceği fikrini doğurmuştur.

4. Klinik Reflekslerin Keşfi (19. yüzyıl ortası):

Wilhelm Heinrich Erb (1840–1921) – Patellar Refleksin Tanımı (1875)

  • En kritik eşik noktası: Erb, 1875 yılında patellar refleksi (diz sarsıntısı) klinik muayene aracı olarak ilk kez sistematik şekilde tanımladı.
  • Erb refleksi olarak da adlandırılan bu olgu, daha sonra “derin tendon refleksi” kategorisine dahil edilmiştir.
  • Erb, reflekslerin sinir iletimi ve spinal segmentlerle olan ilişkisini klinik nörolojiye kazandırmıştır.

Carl Friedrich Otto Westphal (1833–1890)

  • 1875 yılında Erb ile eş zamanlı olarak patellar refleksin tanımını yapan diğer bilim insanıdır. Bu yüzden literatürde patellar refleks bazen “Erb-Westphal refleksi” olarak anılır.
  • Westphal ayrıca refleks kaybının nörolojik bozukluklara işaret edebileceğini belirterek klinik korelasyonu vurgulamıştır.

5. Refleks Fizyolojisinin Derinleştirilmesi (19. yüzyıl sonu – 20. yüzyıl başı)

  • Charles Scott Sherrington (1857–1952):
    • Refleks fizyolojisinin Nobel ödüllü öncüsüdür.
    • “The Integrative Action of the Nervous System” (1906) adlı eserinde, refleksleri merkezi sinir sisteminin “entegratif eylemleri” olarak betimlemiştir.
    • Monosinaptik refleks kavramı, reciprocal inhibition, inhibitory interneurons ve refleks yayları gibi temel fizyolojik mekanizmaları tanımlamıştır.
    • “Final common pathway” (son ortak yolak) kavramı, refleks hareketlerin çeşitli kaynaklardan gelen sinyallerle düzenlenebileceğini ortaya koymuştur.

6. Klinik Refleks Muayenesinin Standartlaşması (20. yüzyıl)

  • Joseph Babinski (1857–1932):
    • 1896’da Babinski refleksini tanımlayarak patolojik reflekslerin tanısal değerini nörolojide devreye soktu.
    • Patolojik plantar refleksin üst motor nöron lezyonlarında görülmesi, refleks fizyolojisinin klinik nörolojideki önemini artırdı.
  • Lance & Dejerine (1900’ler başı):
    • Tromner ve Hoffmann işaretleri gibi üst ekstremiteye yönelik patolojik refleksleri tanımlayarak muayene pratiğini zenginleştirdiler.

7. Modern Dönem (1950’ler – Günümüz)

  • Elektromiyografi (EMG):
    • 1950’lerden itibaren refleks yanıtların nörofizyolojik yöntemlerle ölçülmesi (örneğin H-refleksi), sinir iletim hızının ve refleks arkının objektif olarak değerlendirilmesini sağlamıştır.
    • Bu gelişmeler refleks yanıtların sayısallaştırılmasını ve patolojik refleks tiplerinin sınıflandırılmasını mümkün kılmıştır.
  • Manyetik ve Elektriksel Uyarım Teknikleri:
    • Transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) gibi yöntemlerle refleks yanıtların kortikal düzeyde nasıl düzenlendiği günümüzde ayrıntılı şekilde araştırılmaktadır.

Kronolojik Anahtar Kişiler ve Katkıları

YılBilim İnsanıKatkı
~1660DescartesRefleksin felsefi-mekanik açıklaması
1750Robert WhyttReflekslerin omurilikle ilişkisini gösterdi
1875Erb & WestphalPatellar refleksin klinik tanımı
1896BabinskiPatolojik plantar refleksi tanımladı
1906SherringtonMonosinaptik refleks yayının fizyolojisini tanımladı
20. yüzyılEMG öncüleriReflekslerin sayısal değerlendirmesini geliştirdiler



İleri Okuma
  1. Descartes, R. (1662). De Homine. Paris: Charles Angot.
  2. Whytt, R. (1751). An Essay on the Vital and Other Involuntary Motions of Animals. Edinburgh.
  3. Westphal, C. F. O. (1875). Ueber einige Bewegungserscheinungen an gelähmten Gliedmassen. Archiv für Psychiatrie und Nervenkrankheiten, 5(3), 803–832.
  4. Erb, W. (1875). Ueber Reflexe. Centralblatt für die medizinischen Wissenschaften, 13, 385–387.
  5. Babinski, J. (1896). Sur le réflexe cutané plantaire dans certaines affections organiques du système nerveux central. C. R. Soc. Biol., 48, 207–208.
  6. Sherrington, C. S. (1906). The Integrative Action of the Nervous System. Yale University Press.
  7. Hugon, M. (1973). Methodology of the H reflex in man. In New Developments in Electromyography and Clinical Neurophysiology, Vol. 3, pp. 713–729.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Monosinaptik refleks

“Monosinaptik refleks “in etimolojisi Yunanca köklerden türemiştir: “Tek” veya ‘bir’ anlamına gelen ‘mono-’ ve ‘bağlantı’ veya ‘kavşak’ anlamına gelen ‘sinapsis ’ten gelen ‘sinaptik’. Bu nedenle, “monosinaptik” duyusal ve motor nöronlar arasında sadece bir sinaps içeren ve internöronların dahil olmadığı bir refleks yolunu belirtir. Bu terim, diz-sarsıntısı veya patellar refleks gibi bu tür reflekslerde sinirsel bağlantının basitliğini ve doğrudanlığını vurgular.


Monosinaptik refleks, aynı zamanda öz refleks veya kas germe refleksi olarak da bilinir, duruşu ve eklem stabilitesini korumak için çok önemli olan kas gerilmesine karşı hızlı ve istemsiz bir tepkidir.

Temel Bileşenler ve Süreç:

  1. Uyarıcı: Bir doktorun çekiç vuruşu bir kası gerer (örneğin, diz refleksindeki patellar tendon gerilmesi).
  2. Reseptör: Kas iğcikleri (kas içindeki proprioseptörler) gerilmeyi algılar.
  3. Afferent Yol: Ia duyusal nöronları sinyali omuriliğe iletir.
  4. Sinaps: Omurilikte Ia lifi ile bir alfa motor nöronu arasındaki doğrudan (monosinaptik) bağlantı (ara nöronlar dahil değildir).
  5. Efferent Yol: Alfa motor nöronları sinyali aynı kasa geri taşır. 6. Tepki: Kas kasılması gerginliğe karşı koyarak aşırı uzamayı önler.

Özellikler:

  • Kendi Kendine Refleks: Reseptör (kas mili) ve efektör (aynı kas) aynı organ içindedir.
  • Hız: Monosinaptik yol hızlı bir tepki sağlar (minimal sinaptik gecikme).
  • İşlev: Eklem pozisyon değişiklikleri sırasında kas gerginliğini ayarlayarak denge ve duruşu korur.

Klinik Önem:

  • Tanı Aracı: Omurilik bütünlüğünü ve nörolojik sağlığı değerlendirmek için refleks yaylarını (örn. diz refleksi) test eder. Anormal tepkiler (yok/abartılı) sinir hasarına veya MSS bozukluklarına işaret edebilir.
  • Koruyucu Rol: Ani aşırı gerilmeden kaynaklanan yaralanmayı önler.

İlgili Kavramlar:

  • Karşılıklı İnhibisyon: Monosinaptik refleksin bir parçası olmasa da, polisinaptik yollar internöronlar aracılığıyla antagonist kasları (örn. diz refleksindeki hamstringler) gevşetebilir.
  • Gama Motor Nöronları: Kas iğciğinin duyarlılığını ayarlar ancak monosinaptik refleks döngüsünden ayrıdır.

Terminoloji:

  • Polisinaptik Reflekslerden Ayrım: Geri çekilme refleksleri (örn. sıcak bir nesneye dokunma) internöronları ve birden fazla sinapsı içerir ve farklı kasları etkiler.

Bu refleks, vücudun bilinçli bir çaba olmadan homeostazı korumak için duyusal girdiyi ve motor çıktısını entegre etmedeki verimliliğini örneklemektedir.


This content is available to members only. Please login or register to view this area.

Keşif

İlk Tanımlama: Patellar Refleks (1875)

Monosinaptik refleksin keşfi, diz refleksi olarak da bilinen patellar refleksinin tanımlanmasıyla 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. 1875 yılında, Alman doktorlar Wilhelm Heinrich Erb (1840–1921) ve Karl Friedrich Otto Westphal (1833–1890) aynı anda, diz kapağının altındaki patellar tendonuna dokunarak ortaya çıkan ve bacak ekstansiyonuna neden olan bu refleksi bildirmişlerdir. Bu refleks, omuriliğin L2, L3 ve L4 segmentlerini test eder ve artık internöronlar olmadan duyusal bir nöron ile motor nöron arasında doğrudan bir sinaps içeren klasik bir monosinaptik refleks olarak kabul edilmektedir. Erb ve Westphal refleksi tanımlamış olsa da, onun monosinaptik doğasının anlaşılması daha sonra sinir teorisindeki ilerlemelerle gelişti.

Tıbbi literatürdekiler gibi tarihi anlatımlar, çalışmalarının, perküsyon çekiçleri gibi, açıklamalarını takiben geliştirilen araçları kullanarak kas gerilme reflekslerini anlamak için daha geniş çabaların bir parçası olduğunu belirtiyor. “Diz refleksi” terimi daha sonra Sir Michael Foster tarafından 1877’de Textbook of Physiology kitabında kaydedildi ve bunu tendon vuruşu üzerine aniden bacak uzaması olarak tanımlayarak klinik önemini vurguladı .

Teorik Çerçeve: Sherrington’ın Katkıları (19. Yüzyıl Sonları ve 20. Yüzyıl Başları)

Monosinaptik refleks kavramı, modern sinirbilimi şekillendirmede etkili olan katkıları olan İngiliz nörofizyolog Charles Scott Sherrington’ın (1857–1952) çalışmalarıyla resmileştirildi. Sherrington’ın araştırmaları refleksler, sinapslar ve sinir sisteminin bütünleştirici eylemi üzerine odaklandı. 1897’de, klasikçi A. W. Verrall’ın Michael Foster’ın Fizyoloji Ders Kitabı revizyonları sırasında önerdiği bir kavram olan nöronlar arasındaki bağlantıyı tanımlamak için “sinaps” terimini ortaya attı. Bu terim, nöronların refleks yayları da dahil olmak üzere nasıl iletişim kurduğunu anlamak için çok önemliydi.

1906’da Sherrington, 1904’te Yale Üniversitesi’nde verdiği Silliman Konferanslarının bir derlemesi olan Sinir Sisteminin Bütünleştirici Eylemi‘ni yayınladı. Bu çalışma, retiküler teori ile nöron doktrini arasındaki tartışmayı sonlandırarak ikincisini destekledi ve refleks arkının işlevini ayrıntılı olarak açıklayarak monosinaptik ve polisinaptik refleksler arasında ayrım yaptı. Reflekslerin, izole arklar değil, tüm organizmanın entegre aktiviteleri olduğunu vurguladı ve bir kasın kasılmasının antagonistini engellediği karşılıklı innervasyonu (Sherrington yasası) gösterdi . Özellikle kediler ve köpekler gibi hayvanlardaki omurilik refleksleri üzerine yaptığı çalışmalar, monosinaptik reflekslerin doğrudan duyusal-motor bağlantıları olarak tanınması için temel oluşturdu.

Sherrington’ın çalışmaları, nöron fonksiyonlarıyla ilgili keşifleri nedeniyle 1932’de Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü (Edgar Douglas Adrian ile paylaştı) alması da dahil olmak üzere, reflekslerin sinaptik temelini vurguladı ve “monosinaptik refleks” terimini 20. yüzyılın başlarında sinirbilimde bir standart haline getirdi.

Ek Önemli Nokta: H-Refleks (1918 ve Sonrası)

Bir diğer önemli gelişme ise Paul Hoffmann’ın 1918’de H-refleksini tanımlamasıydı. Alman fizyolog Hoffmann, posterior tibial sinirin uyarılmasından sonra baldır kaslarında, latentliği Aşil refleksine benzeyen bir refleks tepkisi tanımladı. Magladery ve McDougal tarafından H-refleksi olarak adlandırılan bu refleks, grup Ia afferent liflerinin doğrudan alfa-motonöronlarla sinaps yapmasını içeren monosinaptik refleksin bir başka örneğidir.

H-refleksinin monosinaptik doğası daha sonra 1952’de John W. Magladery ve meslektaşları tarafından Johns Hopkins Hastanesi Bülteni‘nde yayınlanan elektrofizyolojik çalışmalar aracılığıyla doğrulandı. Çalışmaları, H-refleksinin tek bir sinaptik bağlantı içerdiğini göstererek insanlarda monosinaptik reflekslerin anlaşılmasını güçlendirdi. Bu doğrulama, 20. yüzyılın ortalarında elektromiyografi ve sinir uyarım teknikleri kullanılarak sinir yollarını haritalama yönündeki daha geniş çabaların bir parçasıydı.

Sentez ve Terminoloji

1875’te patellar refleksin keşfi, monosinaptik bir refleksin ilk kez tanımlanmasına işaret ederken, “monosinaptik” terimi muhtemelen Sherrington’ın çalışmasıyla ortaya çıkmıştır, çünkü sinaptik iletimi anlamak gerekir. ScienceDirect Topics gibi tarihi metinler, H-refleksi ve patellar refleksi gibi monosinaptik reflekslerin, Sherrington tarafından resmileştirilen bir kavram olan doğrudan duyusal-motor bağlantılarıyla karakterize edildiğini belirtir. “Monosynaptic reflex”in tam olarak ilk kullanımı kaynaklarda açıkça tarihlendirilmemiştir, ancak Sherrington’ın yayınlarını izleyen 20. yüzyılın başlarındaki sinirbilim gelişmeleriyle uyumludur.


İleri Okuma

  1. Bell, C. (1811). Idea of a new anatomy of the brain: submitted for the observations of his friends. Privately printed, London.
  2. Magendie, F. (1822). Expériences sur les fonctions des racines des nerfs rachidiens. Journal de Physiologie Expérimentale et Pathologique, 2, 276–279.
  3. Sherrington, C. S. (1892). Notes on the arrangement of some motor fibres in the lumbo-sacral plexus. Journal of Physiology, 13(6), 621–772.
  4. Sherrington, C. S. (1906). The Integrative Action of the Nervous System. Yale University Press.
  5. Liddell, E. G. T., & Sherrington, C. S. (1924). Reflexes in response to stretch (myotatic reflexes). Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences, 96(675), 212–242.
  6. Eccles, J. C., Eccles, R. M., & Lundberg, A. (1957). Synaptic actions on motoneurones caused by impulses in muscle afferents. Journal of Physiology, 138(2), 227–252.
  7. Granit, R. (1955). Receptors and Sensory Perception: A Discussion of Aims, Means and Results of Electrophysiological Research into the Process of Reception. Yale University Press.
  8. Matthews, P. B. C. (1964). Muscle spindles and their motor control. Physiological Reviews, 44(2), 219–288.
  9. Henneman, E., & Mendell, L. M. (1961). Functional organization of motoneuron pool and its inputs. Journal of Neurophysiology, 24(4), 350–372.
  10. Pierrot-Deseilligny, E., & Burke, D. (2005). The Circuitry of the Human Spinal Cord: Spinal and Corticospinal Mechanisms of Movement. Cambridge University Press.