Kelvin Sıcaklık Ölçeği

Kelvin sıcaklık ölçeğinin fikir babası, Lord Kelvin olarak da tanınan İngiliz mucit ve bilimci William Thomson’dır. Celcius ve Fahrenheit sıcaklık ölçekleriyle birlikte, en iyi bilinen üç sıcaklık ölçeğinden biridir. Diğer sıcaklık ölçeklerinde olduğu gibi, Kelvin ölçeğinin aralıklarının belirlenmesinde de suyun donma ve kaynama noktalarıdikkate alınmıştır. Suyun donduğu sıcaklık (273.16 K) ile kaynadığı sıcaklık (373.16 K) arasında 100 birim vardır. Bu ölçekteki herbir birime bir derece denmez; bir Kelvin denir. Bu nedenle Celsius ve Fahrenheit ölçeklerinde sayı belirtilirken derece simgesi kullanılırken, Kelvin ölçeği sayılarına sadece K eklenir. Kelvin ölçeğinde negatif sayı olmaz ve en düşük sıcaklık 0 K olabilir.

Mutlak Sıfır

Kelvin ölçeğinin düşünce bazında doğuşu, gazların hacmi ile sıcaklığı arasındaki ilişkinin keşfi ile olmuştur. Ayrıca Carnot makinesinden de etkilenmiştir. Basınç, iş ve sıcaklık arasındaki ilişkinin ele alındığı bu konu, bir makinenin veriminin ölçülmesi ile ilgilenir. Bilimciler tarafından 1800’lerde kuramsal olarak -273.15°C sıcaklıktaki bir gazın hacminin sıfır olması gerektiği ortaya konmuştu. 1848 yılında Kelvin bu gerçeği kullanarak mutlak sıcaklık ölçeği oluşturmaya karar verdi. Burada “mutlak” sözcüğünü şöyle tanımlıyordu: Moleküllerin hareket edemez olacakları sıcaklık, yanisonsuz soğuk.

Bu mutlak sıfır noktasından başlayarak, artış miktarını belirlemek için yine Celsius’un yaptığı gibi birimlendirme yaptı. Mutlak sıfıra teknik olarak erişilemez. Bununla birlikte, araştırmacılar lazerli parçacık yavaşlatma gibi yöntemler kullanarak, sıcaklığı mutlak sıfırın çok az üzerine kadar düşürebiliyorlar.

Kelvin yetenekli bir matematikçiydi. Aralarında telgraf kablosunun ve çok sayıda denizcilik aygıtının da bulunduğu icatlar yaptı. Isının yapısına ilişkin araştırmaları sonucunda termodinamiğin ikinci yasasını ortaya koydu. İkinci yasa, ısının soğuk cisimden sıcak cisime akmayacağını söyler.

Kelvin Ölçeğinin Kullanımı

Kelvin ölçeği, negatif sayı barındırmaması nedeniyle bilimsel uygulamalarda oldukça yaygın kullanılır. Sıvı helyum ve sıvı azot gibi çok düşük sıcaklıklı maddelerin ölçümü için uygundur. Negatif sayı olmamasının iyi yanlarından biri de sıcaklıklar arası fark hesabını kolaylaştırmasıdır. Ayrıca bazı mühendislik uygulamalarında, bir diğer mutlak sıcaklık ölçeği olan Rankine sıcaklık ölçeği kullanılır. Kelvin ölçeğinden ayrıca renk sıcaklığının belirlenmesinde yararlanılır. Işıklandırma uygulamalarında Kelvin sıcaklığı, renk sıcaklığını temsil eder.

Dönüşüm Formülleri

Kelvin’den Fahrenheit’a: 273,15 çıkar. 1,8 ile çarp. 32 ekle.
Fahrenheit’tan Kelvin’e: 32 çıkar. 5 ile çarp. 9’a böl. 273,15 ekle.
Kelvin’den Celsius’a: 273 ekle.
Celsius’tan Kelvin’e: 273 çıkar.

temp-scales

 


Kaynak:

  • Bilimfili,
  • Live Science, “Kelvin Temperature Scale: Facts and History”
    < http://www.livescience.com/39994-kelvin.html >

Maddenin Sıradışı Bir Hâli: Bose-Einstein Yoğuşuk Maddesi

Maddenin bulunabileceği beş durumdan en ilginci Bose-Einstein yoğuşuk madde durumu olsa gerek. Gazlar, sıvılar, katılar ve plazmalar yıllardan beri inceleniyor ama Bose-Einstein yoğuşuk maddeleri 1990’lara kadar laboratuvarda üretilemiyordu.

Bir grup atom mutlak sıfıra çok yakın bir sıcaklığa kadar soğutulduğunda, Bose-Einstein yoğuşuk madde haline geçerler. Atomlar o kadar soğurlar ki, birbirlerine göre neredeyse hiç hareket etmiyor gibidirler. Bunu yapacak serbest enerjileri neredeyse hiç kalmamıştır. O noktada atomlar kümelenerek, aynı enerji durumlarına girmeye başlar. Fiziksel bakış açısından özdeş bir duruma gelirler ve grubun bütünü sanki tek bir atommuş gibidavranmaya başlar.

Bir Bose-Einstein yoğuşuk maddesi oluşturmak için homojen dağılmış gaz bulutu ile işe başlanır. Deneylerin çoğurubidyum atomları ile başlar. Bulut, atomların enerjisini alması için gönderilen ışınlar kullanılarak, lazer ile soğutulur. Daha sonra onları biraz daha soğutmak için bilimciler buharlaştırıcı soğutma kullanır. New York Eyalet Üniversitesi’nin Buffalo Kampüsü’nde çalışan fizik profesörü Xuedong Hu şöyle anlatıyor: “Bose-Einstein yoğuşuk maddesi üzerinde çalışırken, kinetik enerjinin potansiyel enerjiden daha büyük olduğu düzensiz bir durum ile başlarsınız. Onu soğutursunuz, ama katılar gibi bir örgü oluşturmaz.”

Onun yerine atomlar aynı kuantum durumlarına düşerler ve birbirlerinden ayırt edilemezler. Böylece atomlarBose-Einstein istatistiğine uymaya başlar. Normalde bu istatistik, fotonlar gibi ayırt edilemez olan parçacıklara uygulanır.

Bose-Einstein yoğuşuk maddesi ilk olarak Hintli fizikçi Satyendra Nath Bose (1894-1974) tarafından kuramsal olarak öngörülmüştür. Bose ayrıca kendi adı ile anılan atomaltı parçacıkları da, yani bozonları da keşfeden kişidir. Kuantum mekaniğindeki istatistiksel problemler üzerinde çalışan araştırmacı, düşüncelerini Albert Einstein’a göndermişti. Einstein bu çalışmanın basılmaya değer önemde olduğu kanısına vardı. En önemlisi de Einstein, Bose’un matematiğinin (daha sonraları Einstein-Bose istatistiği olarak adlandırılarak) ışığın yanı sıra atomlara da uygulanabileceğini fark etti.

Normalde atomların belli enerji değerlerinde olmaları gerekir. Zaten kuantum mekaniğinin en temel düşüncelerinden biri, atomların veya atomaltı parçacıkların enerjilerinin keyfi her değeri alamayacağıdır. Örneğin elektronların doldurmak zorunda oldukları ayrık orbitallerin olmasının ve bir orbitalden (yani enerji düzeyinden) düştüklerinde belli dalgaboyunda foton salmalarının nedeni budur. Ama Einstein ile Bose şunu buldu: Atomları mutlak sıfıra çok yakın bir değere soğutunca, bazı atomlar aynı enerji düzeyine düşerek, ayırt edilemez duruma geliyorlardı. İşte bir Bose-Einstein yoğuşuk maddesindeki atomların “süper atomlar” gibi davranmalarının nedeni buydu. Nerede oldukları ölçülmek istendiğinde, ayrık atomlar yerine bulanık bir top görülebiliyordu.

Maddenin tüm diğer halleri Pauli Dışarlama İlkesi‘ine uyar. Bu ilkeye göre, fermiyonlar (maddeyi oluşturan parçacık türündekiler) özdeş kuantum durumlarında bulunamazlar. Aynı orbitalde bulunan elektronların spinlerinin zıt olarak, net toplamlarının sıfır olma gerekliliği buradan gelir. Kimyanın olduğu biçimde olmasının nedeni ve birden fazla atomun aynı anda aynı yerde bulunamasının nedeni de bu ilkeye dayanır. Bose-Einstein yoğuşuk maddeleri tüm bu kuralları hiçe sayar.

Böyle madde durumlarının varolması gerektiği kuram tarafından söylenmiş olmasın karşın, deneysel keşfi ancak 1995 yılında, JILA Enstitüsü araştırmacıları olan Eric A. Cornell ve Carl E. Wieman ile MIT’den Wolfgang Ketterle tarafından gerçekleştirilebildi. Bu çalışmalarından ötürü 2001 yılında Nobel Fizik Ödülü aldılar.

Konu ile ilgili aşağıda yer alan videoyu da izlemenizi öneririz.


Kaynak:

  • Bilimfili,
  • Live Science, “States of Matter: Bose-Einstein Condensate”
    < http://www.livescience.com/54667-bose-einstein-condensate.html?cmpid=514645 >
  • M. H. Anderson, J. R. Ensher, M. R. Matthews, C. E. Wieman, E. A. Cornell Observation of Bose-Einstein Condensation in a Dilute Atomic Vapor Science 14 Jul 1995: Vol. 269, Issue 5221, pp. 198-201 DOI: 10.1126/science.269.5221.198