Neden Halüsinasyon Deneyimleriz?

Franz Radziwill Kaynak: https://i.pinimg.com/736x/3b/80/29/3b802916139aa152fbb14c27d38f79ed–new-objectivity-degenerate-art.jpg

Yaklaşık 350 yıl kadar önce ünlü filozof Descartes o huzur bozucu soruyu sordu: Eğer duyularımız her zaman güvenilir değilse, illüzyonla gerçeği nasıl ayırabiliriz? Ağustos 2017`de Science’ta yayınlanan yeni bir çalışma, beynimizin bu ayrımı yapabildiğimizi öne sürüyor: Beynimiz kendi geçmişine dayanan beklenti ve inançlarıyla mevcut gerçekliği devamlı sorguluyor.  Halüsinasyonlar ise bu iç kontrol mekanizması sekteye uğradığı zaman gerçekleşiyor. Yeni bulgu şizofrenler ve diğer psikiyatrik engele sahip olanlar için daha iyi bir tedavinin yolunu açabilir.

Duyularımızdan gelen bilgiyle algıladığımız dünya her zaman aynı değildir. Örneğin 1890’larda Yale Üniversitesi’nde gerçekleştiren bir deneyde, araştırmacılar gönüllülere arka arkaya bir resmi ona eşlik eden bir ses tonuyla birlikte gösterdiler. Bilim insanları sonrasında sesi kapatmalarına karşın gönüllüler resim gösterildiğinde, sesi duymaya devam ettiler. Bu gündelik hayatımızda yaşadığımız işitsel halüsinasyonlardan farklı değildir, mesela cep telefonumuzun çaldığını ya da titreştiğini zannettiğimiz zamanlar gibi. Makalenin yazarlarından ve Yale Üniversitesi’nden psikiyatrist Albert Powers bu durumu “İnsanlar sesi duyma beklentileri çok yüksekse, beyin onların yerine duyuyor.” cümlesiyle açıklıyor.

Çalışmanın yazarlarından ve yine Yale psikiyatristlerinden Philip Corlett, bu örneklerin beyinin dünyaya dair kendi beklenti ve inançlarına, dışarıdan aldığı duyusal kanıtlardan daha fazla ağırlık verdiği zaman ortaya çıktığını söylüyor. Araştırmacılar bu fikri sınamak için, 1890’larda geliştirilen deneyin yeni bir sürümünü dört farklı gurupla gerçekleştirdiler: Sağlıklı insanlar, psikoza sahip ama sesler duymayan insanlar, şizofreniye (psikozun bir biçimi) sahip insanlar ve düzenli olarak sesler duyan ama bundan rahatsız olmayan insanlar (kendilerini medyum ya da psişik olarak tanımlayanlar gibi).

Araştırmacılar önce tüm gönüllüleri 1 kilohertzlik ve bir saniyelik bir tınıyı bir dama tahtası görseli ile ilişki kurmaya alıştırdılar. Ekip tınının şiddetini değiştirirken ve bazen tamamen kapatırken, katılımcılardan artan ya da azalan basınç kararlarına ne kadar güvendiklerini gösterecek biçimde sesi duydukları zaman bir butona basmaları istendi. Aynı zamanda manyetik rezonans görüntüleme (MRI) cihazı kullanılarak, gönüllülerin yaptıkları kararlara göre anlık beyin aktiviteleri kaydedildi.

Araştırma ekibi sesi duyan insanların daha büyük ihtimalle işitsel halüsinasyona inananlar olduğunu hipotezleştirdiler. Tam olarak keşfettikleri şey: Hem şizofrenler hem de kendini psişik olarak tanımlayanların sağlıklı insanlara göre var olmayan bir sesi duyduklarını söylemeleri yaklaşık 5 kat daha muhtemel.

Aynı zamanda ortada ses yokken tınıyı duyduklarına dair kendilerine güvenlere kontrol grubuna göre %28 daha fazla. Aynı zamanda hem şizofrenler hem de kendini psişik olarak tanımlayanlarda gerçeklerin içsel temsillerini görüntülemekle sorumlu beyin bölgelerinde anormal bir aktivite gözlendi. Örneğin daha şiddetli halüsinasyon deneyimleyen insanlarda beyincikte daha az aktivite gözlendi. Beyincik gelecekteki hareketlerin planlanmasında, kontrol edilmesinde çok önemli bir rol oynar ve bu işlem kişinin dış dünya algısının devamlı olarak güncellenmesini gerektirir.

Powers’a göre bulgular konu dünyayı nasıl algıladığımız olunca fikir ve inançlarımızın duyularımız üzerinde kolayca güç sahibi olduğunu doğruluyor. Çalışma aynı zamanda bilginin bozulmasında beyinciğin kilit önemde olduğunu da öneriyor.

Northoff’a gore gelecek deneyler dinlenme sırasında psikozlu ve sağlıklı beyinler arasında bir fark olup olmadığını araştırmalı. Bu tür çalışmalar elektrik akımları aracılığıyla hedeflenen beyin bölgelerinin aktivitesini baskılamayı ya dar arttırmayı hedefleyen transkraniyal manyetik stimülasyon gibi deneysel tedaviler için yol gösterici olabilir. Corlett’e göre daha fazla gelecek vadeden ise bu tür çalışmaların klinik uygulamalarda kimlerin şizofreni geliştirmeye yatkın olduklarının tahmin edilmesine ve erken tedaviye başlanmasına gelecekte olanak sağlayabilecek olması.

Referans:

Çeviri kaynağı: How your mind protects you against hallucinations | Science | AAAS İlgili makale: Powers, A. R., Mathys, C., & Corlett, P. R. (2017). Pavlovian conditioning–induced hallucinations result from overweighting of perceptual priors. Science, 357(6351), 596-600. doi:10.1126/science.aan3458

Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/neden-halusinasyon-deneyimleriz/

Güncellenen Beyin Haritasında 100 Yeni Bölge Keşfedildi

Güncellenen Beyin Haritasında 100 Yeni Bölge Keşfedildi

1900’lü yılların başında nöronları ve sinaptik bağlantıları kara kalem ile resmeden Santiago Ramon y Cajal’ın yanı sıra bu alanda anılması gereken isimlerden birisi de aynı yıllarda insan beyin kabuğunun (korteks) bilinen ilk diyagramlarını çizen Korbinian Brodmann’dır. Brodmann bu çizimlerini mikroskop altında görebildiği kadarıyla, korteksteki hücresel mimari farklılıklarına dayanarak gerçekleştirmiş ve o günden bu yana nöroanatomistlere esin kaynağı olmuştur.

100 yılı aşkın süredir temel anlamda bu diyagramlara bağlı olarak çalışan en azından dayanak olarak kullanan bilimciler, son yıllarda artan fMRI çalışmaları ve gelişen teknoloji ile daha detaylı incelenen beyin ve korteksin yeni haritasını çıkarttı.

Kafa karışıklığına mahal vermemek için şunu söylemekte de fayda var ki, elbette bilimciler her geçen gün güncellenen literatüre göre araştırmalarını yönetmekte ve güncellenen beyin modellerine dayanarak incelemelerini gerçekleştirmekteydi.

Şimdi ise İngiltere, Amerika ve Hollanda’dan araştırmacıların oluşturduğu uluslararası bir araştırma ekibi tarafından bahsi geçen vadesi çoktan geçmiş diyagramlar, İnsan Konektom Projesi (Human Connectome Project*) verilerine dayanarak güncellendi. Beynin üst kısmını oluşturan engebeli, kıvrımlı ve dil, duyusal ve motor işlemleme, sebep-sonuç ilişkisi kurma gibi görevleri ve daha nicelerini yürüten korteksi haritalamak üzere bugüne kadar bulunulan girişimler, ya tek bir bölge veya fonksiyona odaklandığı için ya da örnek grubu küçük olduğu için başarısız olmuş ve ileri gidememiştir.

Araştırmacılar yüksek detaylı bir harita oluşturabilmek için, dört yapı ve fonksiyon parametresinin ölçümü üzerinde durdu. Bunların içinde, beyin kabuğu kalınlığı (ve kalınlıktaki bölgelere göre değişimler), kıvrım sayısı ve belirli testler sırasında fMRI (functional magnetic resonance imaging) ile alınan tarama görüntülerine dayanarak elde edilen, korteks bölgelerinin bilinen işlevleri gibi veriler bulunuyor.

210 sağlıklı yetişkin bireyden alınan verilere uyarlanan öğrenebilir algoritma ile farklı bölgelerin kendilerine has özellikleri yani bir anlamda parmak izleri tespit edildi. Program bu farklı izlere bakarak bölgeleri birbirinden ayırmayı ve 180 ayrı bölgenin varlığını göstermeyi başardı.

Nature dergisinde yayımlanan bu çığır açıcı çalışmanın en ilginç yanı ise şu: tespit edilen bölgelerden 100 tanesi daha önce tanımlanmış değildi. Bu sebepten ötürü şimdi de yapılan haritayı daha keskin sınırlar ile çizmeyi ve bölgelerin daha alt katmanlar ile ilişkilerinin anlaşılmasına çalışacak olan araştırmacılar; elde edilen verilerle beynimizin ve beyin bölgelerimizin evrimini ve de diğer primatlar ile hem davranışsal hem morfolojik hem de fizyolojik farklarımızın daha iyi biçimde ortaya konulabileceğini öne sürüyor.

Bununlu birlikte, beyin cerrahlarının işini kolaylaştıracak detaylı üç boyutlu haritaların oluşturulabileceği ve ön cerrahi müdahalelerin bu yapılar üzerinden gerçekleştirilebileceği düşünülüyor.

*Bu proje, beynin yapılarını ve fonksiyonlarını haritalamak üzere yüzlerce insandan toplanan veriler ile dijital ortama aktarılan çok büyük ölçekli bir konektom projesidir. Konektom ise beyindeki tüm sinirlerin ve sinirlerin oluşturduğu fonksiyonel bölgelerin birbirleri ile kurduğu bağları açıklayan terimdir.


Kaynak:

  • Bilimfili,
  • Emily Underwood, Updated human brain map reveals nearly 100 new regions, 20 Temmuz 2016, www.sciencemag.org/news/2016/07/updated-human-brain-map-reveals-nearly-100-new-regions

Referans : Matthew F. Glasser, Timothy S. Coalson, Emma C. Robinson, Carl D. Hacker, John Harwell, Essa Yacoub, Kamil Ugurbil, Jesper Andersson, Christian F. Beckmann, Mark Jenkinson, Stephen M. Smith & David C. Van Essen A multi-modal parcellation of human cerebral cortex Nature (2016) doi:10.1038/nature18933 Received 12 November 2015 Accepted 15 June 2016 Published online 20 July 2016