Diğer Primatlardan Farkımız Beynimizdeki Asimetrik Oluk

Kavramsal çerçeve: Asimetri, oluk ve kıvrım

Merkezi sinir sisteminde “asimetri”, iki hemisferin biçimsel (morfolojik) ya da işlevsel (fonksiyonel) olarak tam örtüşmemesini ifade eder. Serebral korteksin yüzey mimarisi iki temel morfolojik motif üzerinden tanımlanır:

  1. gir(us) (Lat. gyrus, “halka, kıvrım”;
  2. Yun. gyros) ve sulk(us) (Lat. sulcus, “saban izi, oluk”).

Bu çift motifin kombinasyonu, sinir dokusunun yüzey alanını arttırıp bağlantısal kapasiteyi optimize eder. “Temporal” terimi Latincede tempus (şakak) kökünden gelir; üst temporal oluğun (sulcus temporalis superior, STS) lateral yüzeyde yayılan hattı, işitme, konuşma-ilişkili çözümleme, yüz-ses tanıma ve sosyal ipuçlarının bütünleşmesi gibi süreçler için çok-ortamlı (multimodal) bir düğümdür. Broca alanı (Brodmann 44/45), adını 19. yüzyıl cerrah-antropolog Paul Broca’dan alır ve konuşma üretimi ile sözdizimsel işlemlemeyle ilişkilendirilir. Heschl girusu (birincil işitsel korteksin çekirdeği) ise Avusturyalı anatomist Richard Heschl’ın adıyla anılır.

“Üst Temporal Asimetrik Çukur” (STAP): Tanım, yerleşim ve ölçüm

İnsan beyninde Heschl girusunun ventralinde ve üst temporal oluğun kalbinde, yaklaşık 4–5 cm’lik, sağ hemisferde daha derin izlenen belirgin bir mikromorfolojik çöküklük tanımlanmıştır: Üst Temporal Asimetrik Çukur (Superior Temporal Asymmetrical Pit; STAP). Bu çukur, sağda ses niteliği, yüz-ses eşleştirme ve niyet-inanç çıkarımı (zihin kuramı) gibi sosyal algı bileşenlerine aracılık eden STS alt-bölgeleriyle anatomik komşuluk içindedir; solda ise konuşmanın akustik-fonolojik ve giderek daha dile-özgü hâle gelen çözümlemesini sırtlayan kuşakla karşılıklıdır. Morfometrik olarak STAP, “oluk derinliği” (sulcal depth) ve “oluk taban genişliği” gibi metriklerle kuantifiye edilir; yüzey tabanlı morfometri (freesurfer benzeri boru hatları), katmanlı mesh-haritalama ve grup-düzeyi sulkal izohipslerin karşılaştırılması sık kullanılan yöntemlerdir.

Karşılaştırmalı perspektif: Şempanzede durum, insana özgüllük derecesi

Karşılaştırmalı MRG analizleri, STAP’ın insanda güçlü bir sağ-sol derinlik asimetrisi gösterdiğini; şempanzede ise bu izlek/vurgu ya zayıf ya da yok denecek kadar nadir olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, insan beyninde sağ STS’nin doku düzenlenişinin (laminar/sütunsal mikromimarinin ve bağlantısal kalıpların) farklı bir şekillenme (patterning) sürecinden geçmiş olabileceğini düşündürür. Dikkate değer bir nokta, bu asimetrik işaretin bebeklikten erişkinliğe süreklilik göstermesi ve el tercihi ya da klasik dil yanallaşması örüntülerinden bağımsız biçimde gözlenebilmesidir; bu da gelişimsel programın erken dönemlerde (fetal/erken postnatal) kurulduğunu ima eder.

Fonksiyonel bağlam: Sağ STS, sosyal biliş ve multimodal bütünleşme; sol STS, dil ve konuşma

Fonksiyonel çalışmalarda sağ STS, yüz-göz bakışı, biyolojik hareket, ses kimliği ve prosodi gibi sosyal ipuçlarını bütünleştiren bir “hub” olarak öne çıkar. Sol STS boyunca ise akustik karmaşıklıktan fonolojiye ve oradan dilsel işlemlemeye uzanan bir hiyerarşi tanımlanır. STAP’ın sağda daha derin olması, ses-yüz, ses-jest ve bağlamsal niyet çıkarımı gibi multimodal süreçlerin insanda genişlemiş bir işlevsel alt-yapısına işaret edebilir. Bu çerçevede STAP, konuşma (speech) ve dil (language) ile sosyal bilişin (social cognition) kesişiminde yer alan, iletişimin içerik ve niyet boyutlarının eşzamanlı kurgulanmasına destek veren bir morfolojik belirteç olarak değerlendirilebilir.

Broca alanı ve STS/STAP ilişkisi: Ayrışma ve birlikte-çalışırlık

Klasik modelde Broca alanı “ifade edici” dil ile, Wernicke/üst temporal kompleks ise “alımsal” dil ile özdeşleştirilmişti. Güncel ağ-temelli çerçeveler, fronto-temporo-parietal bir konuşma-dil ağı tarif eder. Bu ağda sol inferior frontal (Broca) düğümler sıralama/bağlama (sequencing/binding) ve sözdizimsel işlemlere, üst temporal düğümler ise fonolojik-semantik eşleştirmeye ve konuşma algısına aracılık eder. STAP, bu dorsal-ventral yolların temporal uç noktasına yakın konumuyla, dil ve sosyal ipuçlarının eş-zamanlı bütünleşmesinde morfolojik bir “işaret direği” (landmark) işlevi görür.

Gelişimsel ve genetik ipuçları

Sulkal morfogenez, kortikal levhanın büyüme anizotropileri, aksonal çekiş (tension-based folding), tabaka-spesifik proliferasyon ve bağlantısal kısıtların birlikte etkisiyle şekillenir. STAP’ın erken ortaya çıkışı, bu çukurun gelişimsel programlanmış bir özellik olduğuna işaret eder. İnsanlarda üst temporal asimetriyle ilişkili regülatör bölgeler (ör. DACT1 ile ilişkili bir enhancer) rapor edilmiştir; bu düzenleyici motiflerin ekspresyon farkları, sağ-sol derinlik asimetrisinin moleküler temelini kısmen açıklayabilir. Bu bağlam, FOXP2 gibi “tek-gen-tek-özellik” açıklamalarından ziyade, çok-genli ve düzenleyici-ağ odaklı bir evrimsel mimariyi destekler.

Evrimsel yorumsama: Neden insanlarda “sağ-ağır” bir STS çukuru?

Paleoantropolojik ve bilişsel arkeoloji verileri, alet yapımı, taklit becerileri, ortak dikkat ve temsili iletişimin artan karmaşıklıkta bir eş-evriminin yaşandığını gösterir. Bu eş-evrim, sosyal grup büyüklüğü, öngörü-planlama, niyet okuma ve sesli-jestsel sinyalizasyonun birlikte optimize edilmesini gerektirir. Sağ STS/STAP derinliğinin artması, bu multimodal sosyal iletişim gereksinimlerine bağlantısal verimlilik (ör. daha kısa yollar, daha yoğun lokal kümeleşme) ve işitsel-görsel eşleştirmede gürültüye dayanıklılık sağlayacak şekilde uyarlanmış olabilir. Morfolojik derinliğin, altta yatan kıvrım-içi yüzey alanını artırarak nöronal-glial altyapı için ek hacim ve daha zengin bağlantısal mikromimari sunması akla yakındır.

Klinik ve bireysel farklılıklar: Nörotipikler ve “atipikler”

STAP asimetrisinin cinsiyet, el tercihi, dil yanallaşması ve hatta bazı nörogelişimsel farklılıklar (ör. otizm spektrumunda heterojen biçimde) boyunca sürdüğü rapor edilmiştir. Bu durum, özelliğin “yalnızca tek bir bilişsel modül”e indirgenemeyeceğini; bunun yerine iletişimin çoklu bileşenlerine katkıda bulunan bir yapısal zemin sunduğunu düşündürür. Yine de birey-içi değişkenlik yüksektir: Asimetri derecesi ile belirli bilişsel alt-ölçekler arasında probabilistik ilişkiler bulunur; deterministik haritalar beklemek hatalı olur.

Yöntemsel notlar: Nasıl saptanıyor?

  • Yüksek-çözünürlüklü T1-ağırlıklı MRG ve yüzey-bazlı yeniden yapılandırma (kortikal mesh).
  • Sulkal derinlik haritaları ve yerel eğrilik ölçütleri; grup-düzeyi sulkal şablonlarla eşleştirme.
  • Gelişimsel kohortlar (yenidoğan-çocuk-erişkin) ve karşılaştırmalı örnekler (şempanze vb.).
  • Bağlantısal eşleştirme: Dinlenim-durumu işlevsel bağlantısallık (rs-fMRI) ve difüzyon temelli lif anatomisi ile morfoloji-bağlantısallık korelasyonları.
  • Genotip-fenotip eşleştirmesi: Düzenleyici bölgelerin varyantları ile sulkal metriklerin ilişkilendirilmesi.

Broader nörobilimsel bağlam: Lateralizasyonun yeniden okunması

İnsan beynindeki yapısal-işlevsel asimetri yalnızca “sol-dil / sağ-mekânsal” dikotomisi ile açıklanamaz. STAP gibi mikromorfolojik işaretler, sağ hemisferin sosyal-işitsel vurgusunu ve sol hemisferin dilsel-dizgesel vurgusunu birbirine eklemleyen bir mimariye işaret eder. Bu, dilin yalnızca sembolik değil, aynı zamanda sosyal etkileşimsel doğasını (prosidik ipuçlar, konuşmacı niyeti, alıcıya uyum) yansıtır. Böyle bir çerçeve, Cambridge geleneğinden bilişsel arkeoloji ve nöroarkeoloji yaklaşımlarıyla da uyumludur: Beynin maddi kültürle ortak evrimi, morfolojik “işaret direkleri” üzerinden izlenebilir.

Açık sorular ve araştırma yönleri

  • Nedensellik: STAP derinliği, sosyal-dilsel performansın nedeni mi, belirteci mi? Gelişimsel boylamsal ve genetik-nedensel (ör. Mendelyan rasgeleleme) çalışmalar gereklidir.
  • Bağlantısal mekanizma: Derinliğin artışı, yerel mikromimari (katman-spesifik piramidal yoğunluk, interneuron dağılımı) ve uzun-menzilli lif demetleri (arcuatus, SLF/temporal uçlar) ile nasıl bağlanıyor?
  • Türler arası çeşitlilik: Şempanze dışında bonobo, makak ve insansı maymunlar spektrumunda STAP benzeri motiflerin seyreklik/şiddet dereceleri nedir?
  • Bilişsel haritalama: Prosodi, yüz-ses eşleşmesi, zihin kuramı alt-bileşenleri ile bölgesel STAP ölçümleri arasındaki ince taneli (fine-grained) eşleşmeler nasıl modellenebilir?
  • Hastalık-ilişkisi: Sosyal iletişim ve dilin etkileşimli bozuluşunu gösteren durumlarda (ör. afazilerde sosyal pragmatik etkilenim, şizofrenide niyet çıkarımı bozukluğu), STAP metrikleri biyobelirteç olabilir mi?



İleri Okuma
  1. Stout, D., Toth, N., Schick, K., & Chaminade, T. (2008). Neural correlates of Early Stone Age toolmaking: technology, language and cognition in human evolution. Philosophical Transactions of the Royal Society B, 363(1499), 1939–1949.
  2. Renfrew, C. (2012). Towards a Cognitive Archaeology. In Handbook of Cognitive Archaeology: Psychology in Prehistory (pp. 15–30). Routledge.
  3. Leroy, F., Cai, Q., Bogart, S. L., Dubois, J., Coulon, O., Monzalvo, K., Fischer, C., Glasel, H., Van der Haegen, L., Bénézit, A., Lin, C.-P., Kennedy, D. N., Ihara, A. S., Hertz-Pannier, L., Moutard, M.-L., Poupon, C., Brysbaert, M., Roberts, N., Hopkins, W. D., Mangin, J.-F., & Dehaene-Lambertz, G. (2015). New human-specific brain landmark: The depth asymmetry of superior temporal sulcus. Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS), 112(4), 1208–1213. https://doi.org/10.1073/pnas.1412389112
  4. Beauchamp, M. S. (2015). The social mysteries of the superior temporal sulcus. Trends in Cognitive Sciences, 19(9), 489–490.
  5. Deen, B., Koldewyn, K., Kanwisher, N., & Saxe, R. (2015). Functional Organization of Social Perception and Cognition in the Superior Temporal Sulcus. Cerebral Cortex, 25(11), 4596–4609.
  6. Le Guen, Y., et al. (2019). A DACT1 enhancer modulates brain asymmetric temporal regions in humans. bioRxiv (Preprint). https://doi.org/10.1101/539189
  7. Kausel, L., et al. (2024). The role of the left superior temporal sulcus in social communication. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 160, 105322.
  8. Sanders, R. (2025). Are groovy brains more efficient? Berkeley News.

Yaratıcılığın Gerçek Sinirbilimi: Sağ ve Sol Beyin Safsatasına Artık Son Verin!

Evet… Sizin de bildiğiniz gibi sol beyin gerçekten gerçekçi, analitik, pratik, düzenli ve mantıklı; sağ beyin çok yaratıcı, tutkulu, şehvetli, zevkli, renkli, canlı ve şiirsel, değil mi?
Hayır.
Sadece hayır.
Kesin şunu.
Lütfen.
Anna Abraham, Mark Beeman, Adam Bristol, Kalina Christoff, Andreas Fink, Jeremy Gray, Adam Green, Rex Jung, John Kounios, Hikaru Takeuchi, Oshin Vartanian, Darya Zabelina ve diğerleri gibi uzman bilişsel sinirbilimciler, yaratıcı süreç sırasında beyinde gerçekten neler olduğunu araştırıyorlar. Ve onların bulguları yaratıcılığın sinirbilimini saran geleneksel ve aşırı basit görüşleri yıkıyor.
Yaratıcılığın gerçek sinirbiliminin en son bulguları, sağ-sol beyin ayrımının yaratıcılığın beyinde nasıl uygulandığına dair tüm resmi sunmadığını göstermektedir. Yaratıcılığın beynin tek bölgesinde ya da beynin tek bir tarafında olması gerekmez.
Bunun yerine hazırlıktan tasarlama, bilgi edinme ve doğrulamaya kadar tüm yaratıcı süreç, birbirini etkileyen birçok (bilinçli veya bilinçsiz) bilişsel süreç ve duygudan oluşmaktadır. Yaratıcı sürecin hangi aşamasında olduğumuza ve aslında ne yaratmaya çalıştığımıza bağlı olarak, beynin farklı bölgeleri görev almaktadır.
En önemlisi, bu beyin bölgelerinin birçoğu görevi tamamlamak için takım olarak çalışmaktadır ve görev alan bölgeler beynin hem sağ hem de sol tarafındadır. Son yıllarda edinilen kanıtlar şunu göstermektedir:
“Biliş, beynin tümüne dağılmış çeşitli bölgelerin büyük ölçekli ağlarda çalışarak dinamik etkileşimde bulunmaları sonucunda gerçekleşmektedir.”
Yapılacak işe bağlı olarak farklı beyin ağları görev alacaktır. Örneğin çevremizdeki bir şeye dikkat ettiğimizde ya da fiziksel bir görüntüyü zihnimizde döndürmeye kalkıştığımızda (mesela arabanın bagajına bir bavulun nasıl sığacağını anlamaya çalıştığımızda) muhtemelen Dorsal (Arka) Dikkat/Görsel-Mekansal Ağ aktiftir. Bu ağ, frontal göz alanları (beyinde bir bölüm, bir şeyi istemli olarak takip etmekten sorumludur)  ve intraparyetal sulkus (beyindeki duvariçi girintiler) arasındaki iletişimi içermektedir.
Eğer yapacağınız iş dille ilgiliyse, Broca alanı (beynin ses üretimiyle bağlantılı işlevleri yürüten bir bölgesidir) ve Wernicke alanı (konuşmaları anlamada görev almaktadır) büyük olasılıkla görevlendirilecek demektir.
Ya yaratıcı biliş? Büyük ölçekli üç beyin ağı, yaratıcılığın sinirbilimini anlamak için önemlidir. Bunları bir gözden geçirelim:
Ağ 1: Yürütücü Dikkat Ağı
Yapılacak iş, dikkatin bir lazer ışını gibi odaklanmasını gerektirdiğinde Yürütücü Dikkat Ağı görevlendirilmektedir. Bu ağ, zorlu bir ders üzerinde yoğunlaşırken, kompleks bir problemin cevabını ararken veya kısa süreli belleğin çok çalışmasına dayalı olarak akıl yürütürken aktiftir. Bu sinir mimarisi, prefrontal (beynin alın lobunun önünde olan) korteksin lateral (yan, dışsal) bölgeleri ile yan lobun arkası arasında verimli ve güvenilir bir iletişim sağlamaktadır.
Ağ 2: Hayal Ağı
Randy Buckner ve meslektaşlarına göre:
 
“Varsayılan Ağ (burada Hayal Ağı olarak anılacaktır) kişisel geçmiş deneyimlere dayanarak dinamik zihinsel simülasyonlar oluşturma, örneğin hatırlama, gelecek hakkında düşünme ve genel olarak şimdiye ait alternatif görüşleri ve senaryoları hayal etmeyi içermektedir.”
Hayal Ağı aynı zamanda sosyal bilişi de içermektedir. Örneğin başka birinin düşüncelerini hayalimizde kurarken bu beyin ağı aktiftir. Hayal Ağı, paryetal korteksin çeşitli iç ve dış bölgeleriyle iletişimin yanı sıra prefrontal korteks ve temporal lobun (konuşma, hafıza ve duymanın da dahil olduğu birçok görevi bulunmaktadır) iç bölgelerini içermektedir.
Ağ 3: Dikkat Çekerlik Ağı
Dikkat Çekerlik Ağı sürekli hem dışsal olayları hem de içsel bilinçlilik akışlarını izlemektedir ve hangi bilgi eldeki görevi çözmek için en dikkat çekici ise görevi ona devretmektedir. Bu ağ, dorsal anterior singulat korteks (beynin duygularla ilgili sisteminin bir parçasıdır) ve anterior insulardan (beyinde empatinin işlendiği yerdir) oluşmaktadır ve ağlar arasındaki dinamik geçiş açısından önemlidir.
Yaratıcı Bilişin Sinirbilimi: Bir İlk Yaklaşıklık Çalışması
Yaratıcılığın sinirbilimini anlamanın anahtarı sadece büyük ölçekli ağları bilmekte değildir, yaratıcı sürecin farklı aşamalarında nöral aktivasyon ve deaktivasyonların (etkisizleştirme) farklı örüntüleri olduğunu fark etmek de önemlidir. Bazen ağların birlikte çalışması daha yararlıdır bazen de bu iş birliği yaratıcı süreci engeller.
Rex Jung ve arkadaşları son ayrıntılı raporlarında, yaratıcı bilişin insan beyninde çalıştırdığı bölgelerle ilgili bir “ilk yaklaşıklık” çalışması sunmaktadırlar. Raporlarında önerilen şudur: Eğer ilişkilerinize biraz ara vermek, zihninizin özgürce düşünmesini sağlamak, yeni olasılıklar hayal etmek ve iç eleştirinizi susturmak istiyorsanız, Yürütücü Dikkat Ağının aktivasyonlarını azaltmak (biraz, ama tamamen değil) ve Hayal ve Dikkat Çekerlik Ağının aktivasyonunu arttırmak iyidir. Gerçekten de, yaratıcı doğaçlama yapan caz müzisyenleri ve rapçiler üzerinde yapılan son araştırmalar, bu sanatçıların trans halinde performanslarını sergilerlerken beyinlerinde tam da bunların olduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte, bazen Yürütücü Dikkat Ağını yeniden çevrimiçi yapıp yaratıcı fikirlerinizi eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmeniz ve uygulamanız önemlidir. Yoksa ortaya çok komik ve saçma sapan şeyler çıkabilir.
Jung ve arkadaşlarının belirttiklerine göre, önerdikleri yaratıcı biliş yapısı modeli sadece bir ilk yaklaşıklık çalışmasıdır. Bu noktada, yaratıcılığın gerçek sinirbilimi üzerine elimizde sadece ipuçları vardır. Büyük ölçekli beyin ağlarının incelenmesi,  tamamen sağ ve sol yarımküreye odaklanarak yapılan araştırmalardan daha umut verici görünüyor; yaratıcı sürecin, bu büyük ölçekli ağların dinamik etkileşimi ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. Ayrıca araştırma bulguları, yaratıcı bilişin hayal kurma, geleceği hayal etme, son derece kişisel anıları hatırlama, yapıcı iç yansıma, anlam çıkarma ve sosyal biliş için kritik olan beyin bölgelerini görevlendirdiği noktasında yoğunlaşmaktadır.
Bununla birlikte beynin farklı konularda, farklı türlerde ve farklı zaman ölçeklerinde nasıl yarattığını sorgulayan daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır.
Yaratıcılığın nasıl çalıştığına dair tarihi geçmiş kavramlardan kurtulduğunuz sürece, yaratıcılığın sinirbilimi heyecan vericidir. Bunu başarmak için, yaratıcı sürecin dağınıklığını ve bu sürece olanak tanımak için farklı beyinler arasında dinamik beyin aktiviteleri ve işbirliğini kabullenmek gerekmektedir.
Düzenleyen: Şule Ölez (Evrim Ağacı)
Kaynak:
  1. Scientific American
  2. Valerie Bonnelle, Timothy E. Hama, Robert Leecha, Kirsi M. Kinnunenc, Mitul A. Mehtad, Richard J. Greenwoode, and David J. Sharpa, Salience network integrity predicts default mode network function after traumatic brain injury proceedings of the national academy of sciences February 7, 2012  vol. 109 no. 12 > Valerie Bonnelle, 4690–4695, doi: 10.1073/pnas.1113455109
  3. Rex E. Jung, Brittany S. Mead, Jessica Carrasco and Ranee A. Flores The structure of creative cognition in the human brain Front. Hum. Neurosci., 08 July 2013 | http://dx.doi.org/10.3389/fnhum.2013.00330
  4. Charles J. Limb , Allen R. Braun Neural Substrates of Spontaneous Musical Performance: An fMRI Study of Jazz Improvisation Plos One February 27, 2008DOI: 10.1371/journal.pone.0001679
  5. Siyuan Liu, Ho Ming Chow, Yisheng Xu, Michael G. Erkkinen, Katherine E. Swett, Michael W. Eagle, Daniel A. Rizik-Baer & Allen R. Braun Neural Correlates of Lyrical Improvisation: An fMRI Study of Freestyle Rap Scientific Reports 2, 15 November 2012 Article number: 834 (2012) doi:10.1038/srep00834
  6. Jerome Bruner Acts of Meaning: Four Lectures on Mind and Culture (The Jerusalem-Harvard Lectures) ISBN-13: 978-0674003613 ISBN-10: 0674003616

Bir Kişinin Endişeli Olup Olmadığını Yürüyüşünden Anlayabilir miyiz?

Birisi size dün akşam düz bir çizgide yürüyemediğini söylediğinde, bu kişinin alkol almış olabileceğini düşünebilirsiniz. Evet bu durum yeterince akıllıca bir düşünüş biçimi olabilir. Fakat bir psikoloji araştırması; bir tarafa yalpalamanın farklı bir sonuca işaret ettiğini ileri sürüyor. Buradaki taraf ise; sol taraf. Sol tarafa doğru bir yalpalama söz konusu ise bu araştırmaya göre; kişi endişeli demektir.

University of Kent’ten araştırmacılar; endişeli insanların genel olarak sola eğilimli olduklarını belirlemek için basit bir deney tasarladılar. Cognition ‘da yayımlanan çalışmada; gözleri bağlı katılımcılar bir oda zeminine çizilmiş düz bir çizgide tekrar tekrar yürümeye çalıştılar. Kişilik testlerine dayanarak daha fazla endişeli olduğu görülen katılımcıların sola sapma eğiliminde oldukları görüldü. Araştırmacılar; sola sapma durumunun beynin sağ kısmında sol kısmına kıyasla daha fazla aktivite gerçekleştiğine işaret ediyor.

Ortaokul Fen Bilimleri derslerindeki öğrendiklerinize dair bir tarama yaparsanız, beynin her lobunun vücudun zıt kısımılarındaki kasları kontrol ettiğini hatırlarsınız (sağ gözünüzü, sol beyniniz sayesinde kırpabilirsiniz.) Buradan yola çıkıldığında çapraz yarım küresel ilişki biraz karmaşıklaşıyor. Beynin iki tarafı birlikte çalışabilmelerinin ve hatta farklı yoğunlukta olmalarının yanı sıra aynı zamanda da asimetriktirler. Ancak, bilişsel, duygusal ve davranışsal işlevlerin bir arada olduğu kişilik özellikleri düşünüldüğünde ise karakteristikler ile beyin lobları arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu saptamak oldukça güçtür.

Araştırmadaki durumda ise; araştırma ekibi, yanal konumsal sapma (sağa ya da sola eğimli yürümek) ve motivasyon ile alakalı iki karakter arasındaki ilişkiye dair inceleme yürüttü. İlki, hedef yönelimli (en. goal-oriented behavior) davranışı göz önüne alan davranışsal yaklaşım. Burada, gözünü ödüle dikmiş rakipler daha iyi bir skor elde ederler. İkincisi ise; engelleme (burada; endişe). Olumsuz tehditleri (gri göküyüzü = kıyamet yaklaşıyor)  algılamakta hızlı olan insanlar engelleme gösterirler.

Sağ Yanal Eğilim- Sol Beyin İlişkisi

Geçmişte yapılan sinirbilimi ve biliş araştırmaları; hedef odaklı davranışta, orantısız seviyede yüksek sol beyin aktivitesi ve sağ yanal eğilim arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koymuştu. Örneğin; merivenden çıkarken sağa doğru yönelenlerin sol beyinlerinde bir aktivite gerçekleşiyor demektir.

Öte yandan, bağlantının ne zaman ortaya çıktığı ise belirsiz durumda. Bazı psikologlar, yarış içindeki bireylerin yoğun baskı altındaki durumlarda (örneğin; şampiyonluk maçı gibi) sağa eğilmeye başladıklarını düşünüyor. Esasında, sağa yönelme (sol ön-lob aktivitesi) ve kişisel tatmin arasında bazı bağlantılar var, ancak bu bağlantılar yalnızca bazen ortaya çıkabiliyorlar ve ne zaman çıktıklarını bilmiyoruz.

Endişeliler ne tarafa yöneliyorlar?

Sinirbilimi araştırmaları, endişe ve sağ beyin lobu aktivitesi arasında bir bağlantı olduğuna işaret ediyor. Fakat, üçgenin üçüncü kenarına yani sol yanal sapmaya dair destekleyici parçalar çok güçlü değil. Araştırma ekibi; engellemenin, tek başına sola hareket etmeyi belirlediğine dair kesin bir kanıt olmadığını söylüyor.

Ekip; anksiyete testinde yüksek skorlara sahip insanlarda; hedef yönelimli olmak ile sağa doğru hareket arasında bir bağlantının ortaya çıkmadığını ve bu durumun da ilk kez kayıp bağlantıya dair deliller sağladığını düşünüyor. Katılımcının anksiyete seviyesi arttıkça, sola eğilimli yürümenin de arttığı gözlemlendi.


Araştırma Referansı: Bilimfili, Weick, Mario, John A. Allen, Milica Vasiljevic, and Bo Yao. “Walking blindfolded unveils unique contributions of behavioural approach and inhibition to lateral spatial bias.” Cognition 147 (2016): 106-112.