Spironolakton

Spironolakton ismi, bileşiğin kimyasal yapısını ve farmakolojik sınıfını yansıtan Latince ve Yunanca kökenli sözcüklerden türetilmiştir:

  • “Spirono-“: İngilizce spirolactone teriminden gelir; burada “spiro”, moleküldeki iki halkayı bir karbon atomu üzerinden bağlayan “spiro” yapı motifini ifade eder. Bu yapı, spironolaktonun steroid iskeletindeki özgün halkasal birleşimi belirtir.
  • “-lakton”: Yunanca laktis (süt) kökünden gelen Latince lactonumdan türetilmiştir; kimyada iç ester halkası anlamında kullanılır. Spironolakton, yapısında lakton halkası içerir.

Dolayısıyla spironolakton, “spiro yapı içeren lakton bileşiği” anlamına gelir. Bu adlandırma, molekülün hem yapısal (spiro + lakton halkası) hem de işlevsel (steroid türevi) özelliklerini yansıtır.


1. Farmakolojik Sınıfı ve Etki Mekanizması

Spironolakton, mineralokortikoid reseptör antagonisti (MRA) grubuna ait bir potasyum tutucu diüretiktir. Etkisini, böbreklerdeki distal tübül ve toplayıcı kanallarda yer alan aldosteron reseptörlerini kompetitif olarak bloke ederek gösterir. Aldosteronun bu bölgelerdeki reseptörlere bağlanması sonucu gerçekleşen sodyum geri emilimi ve potasyum atılımı spironolakton tarafından engellenir. Böylelikle sodyum ve su atılımı artarken, potasyumun tutulumu sağlanır.

Bununla birlikte, spironolaktonun kendisi zayıf bir etki gösterirken, aktif metabolitlerinden biri olan canrenon bu etkiyi daha belirgin hale getirir. Spironolakton ayrıca, androjen reseptörlerini bloke edici ve androjen sentezini inhibe edici etkileri nedeniyle antiandrojenik özellikler de sergiler.


2. Farmakokinetik Özellikleri

ÖzellikDeğer / Açıklama
Moleküler formülüC₂₄H₃₂O₄S
Moleküler ağırlığı416.6 g/mol
Yarı ömrüSpironolakton: 1–2 saat; Canrenon: ~20 saat
BiyoyararlanımYaklaşık %60 (oral alım sonrası)
MetabolizmaHepatik (aktif metabolitlere dönüşür: Canrenon, vb.)
EliminasyonRenal ve fekal yollarla
Etki başlangıcı2–3 gün gecikmeli
Etki süresi2–3 gün (tedavi sonlandıktan sonra da devam edebilir)
ÇözünürlükSuda pratikte çözünmez (beyaz/kirli beyaz toz formunda)

3. Endikasyonlar

Spironolakton aşağıdaki durumlarda tedavi amacıyla kullanılır:

  • Primer hiperaldosteronizm (Conn sendromu)
  • Sekonder hiperaldosteronizm (özellikle konjestif kalp yetmezliği ve karaciğer sirozu gibi durumlarda)
  • Hipertansiyon
  • Ödem (özellikle nefrotik sendrom veya karaciğer hastalığına bağlı)
  • Kadınlarda hirsutizm ve akne (off-label kullanım; antiandrojen etkisi nedeniyle)
  • Polikistik over sendromu (PCOS) (off-label kullanım)
  • Dopingte maskeleme ajanı olarak kötüye kullanım (WADA tarafından yasaklanmıştır)

4. Dozaj ve Uygulama Şekli

Spironolakton film kaplı tablet formunda ağızdan alınır. Genellikle:

  • Günde 1–2 kez
  • Günlük toplam doz: 25–200 mg arası değişebilir
  • Doz ayarlamaları, endikasyona ve hastanın böbrek fonksiyonuna göre yapılmalıdır

5. Kontrendikasyonlar

Spironolakton aşağıdaki durumlarda kesin kontrendikedir:

  • Aşırı duyarlılık (spironolakton veya yardımcı maddelere)
  • Akut böbrek yetmezliği veya anüri
  • Şiddetli böbrek yetmezliği (özellikle GFR <30 mL/dk)
  • Hiperkalemi (≥5.5 mmol/L)
  • Hiponatremi
  • Addison hastalığı (primer adrenal yetmezlik)
  • Gebelik ve emzirme dönemi
  • Eplerenon ile eşzamanlı kullanım

6. İlaç Etkileşimleri

Spironolakton, çeşitli farmakolojik ajanlarla önemli etkileşimler gösterebilir:

İlaç Grubu / AjanEtkileşim / Sonuç
ACE inhibitörleri, ARB’lerHiperkalemi riski artar
Potasyum takviyeleri, heparinCiddi hiperkalemi riski
NSAİİ’lerDiüretik etkinin azalması, böbrek fonksiyonlarının bozulması
Furosemid (kombinasyon)Hipotansiyon, böbrek yetmezliği riski artabilir
DigoksinSerum digoksin seviyelerinde artış
LityumLityum toksisitesi riski artabilir

7. Yan Etkiler

Hormonal ve Endokrinolojik Etkiler

  • Jinekomasti (özellikle erkeklerde; doz ve süreye bağlı)
  • Mastodini (meme ağrısı)
  • Libido azalması
  • Erektil disfonksiyon
  • Menstrüel düzensizlikler (kadınlarda)

Elektrolit ve Kardiyovasküler Etkiler

  • Hiperkalemi (potansiyel olarak yaşamı tehdit edici)
  • Hiponatremi
  • Kardiyak aritmi
  • Hipotansiyon

Diğer Etkiler

  • Baş ağrısı
  • Ağız kuruluğu
  • Yorgunluk
  • Gastrointestinal bozukluklar (bulantı, kusma)

Aşırı Dozda

  • Hipotansiyon
  • Dehidratasyon
  • Koma ve ölüm riski (şiddetli hiperkalemiye bağlı)

8. Formülasyonlar ve Ticari Preparatlar

Marka AdıİçerikFormülasyon
Aldactone®SpironolaktonFilm tablet
Furospir®Spironolakton + Furosemid kombinasyonuKombinasyon tablet
Yasmin®Drospirenon (spironolakton türevi, oral kontraseptif)Film tablet


9. Özel Uyarılar ve Profesyonel Kullanım Bilgileri

  • Tedavi öncesi ve sırasında serum elektrolitleri (özellikle potasyum ve sodyum) düzenli izlenmelidir.
  • Yaşlı hastalarda, böbrek fonksiyonlarına göre doz ayarlanmalıdır.
  • Gebelik kategorisi D: Teratojenik potansiyel nedeniyle kontrendikedir.
  • Emzirme: Anne sütüne geçer, bu nedenle önerilmez.
  • Sporcularda doping kontrolü: Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA) tarafından yasaklı maddeler arasında yer alır (diüretik ve maskeleme ajanı olarak).

Keşif

1930’ların sonlarından 1950’lerin başına kadar, bilim insanları vücutta tuz ve su dengesini düzenleyen mekanizmaların peşindeydi. Bu süreçte, adrenal korteksten salgılanan ve mineral dengesini etkileyen hormonlar üzerine yoğunlaşıldı. 1953 yılında İngiliz fizyolog James Tait ve eşi Sylvia Tait, tuz tutucu etkisi olan bir hormonun varlığını tanımladılar: aldosteron.

Aldosteronun keşfi, tuz tutulumuna, potasyum atılımına ve sonuçta kan basıncının artışına neden olan bir mekanizmanın anlaşılmasını sağladı. Bu hormonun aşırı üretimi, “primer hiperaldosteronizm” (Conn sendromu) olarak tanımlandı. Ancak bir sorun vardı: Bu hormonun etkisini durdurabilecek hiçbir ajan yoktu.


1950’ler: G.D. Searle & Co.’da Yeni Bir Arayış

Chicago merkezli farmasötik şirketi G.D. Searle & Company, o dönemde gastrointestinal hastalıklar ve steroid hormonlar üzerine çalışan bir ilaç geliştirme merkezine dönüşmüştü. 1950’lerin ortalarında, Searle’de çalışan araştırmacılar –özellikle kimyager Leonard Haynes ve farmakolog David H. Tait (Tait çiftiyle akraba değildir)–, mineralokortikoid antagonist etkisi gösterecek bileşikler üzerinde çalışmaya başladılar.

Amaç, aldosteronun böbreklerdeki etkisini bloke edecek bir molekül bulmaktı. Bu süreçte kullanılan temel yöntem: steroid iskeleti üzerinde yapısal modifikasyonlardı. Özellikle lakton halkaları içeren yapılar üzerine odaklanıldı. Bu çalışmalar sırasında sentezlenen bir dizi molekül arasında SC-9420 kodlu bileşik, bugün bildiğimiz spironolaktondu.


1957–1959: Laboratuvardan Kliniğe

SC-9420, hayvan deneylerinde dikkat çekici sonuçlar veriyordu. Aldosteronun sodyum tutucu etkisini engelliyor, potasyum atılımını azaltıyor, hatta deneysel olarak indüklenen ödemi geriletiyordu. Aynı zamanda, antiandrojenik etkilere de sahipti – bu da onun gelecekte dermatolojik ve endokrinolojik kullanımlarına zemin hazırlayacaktı.

1957–1958 yılları arasında ilk insan deneyleri başladı. Klinik çalışmalar sırasında SC-9420’nin:

  • diüretik etkili olduğu,
  • potasyum düzeylerini koruduğu,
  • hipertansiyonu düşürdüğü gözlemlendi.

1959 yılında ABD’de spironolakton, Aldactone® ticari adıyla FDA onayı aldı. Avrupa’daki onay ise 1961 yılında gerçekleşti.


Beklenmedik Bir Miras: Drospirenon ve Yeni Kuşak Antagonistler

Spironolaktonun yapısı, yalnızca tek başına bir ilaç olarak değil, başka bileşiklerin de öncüsü oldu. Özellikle, kadınlarda su tutulmasını engelleyen ve oral kontraseptif olarak kullanılan drospirenon (Yasmin®’in etken maddesi) spironolaktondan türetildi. Bu, spironolaktonun hormon reseptör farmakolojisinde bir yapıtaşı olarak nasıl işlev gördüğünün bir göstergesidir.

Ayrıca daha seçici ve daha az yan etkili ikinci kuşak mineralokortikoid antagonistlerinden biri olan eplerenon da spironolaktonun doğrudan yapısal mirasçısıdır.


Doping, Dermatoloji ve Daha Fazlası: Etki Alanının Genişlemesi

1980’li ve 1990’lı yıllarda spironolaktonun kadınlarda hirsutizm, akne ve PCOS gibi durumlarda da etkili olduğu gösterildi. Ancak erkeklerde görülen jinekomasti gibi yan etkiler, onun antiandrojenik etkisinin çift yönlü doğasını açıkça ortaya koydu.

Bu arada, sporcular arasında spironolaktonun idrarla ilaç atılımını hızlandırdığı ve diğer yasaklı maddeleri maskeleyebildiği fark edildi. Bu nedenle, WADA tarafından doping listesine alınması, onun yalnızca klinik değil, sportif alandaki etkilerinin de ciddi boyutlara ulaşabildiğini gösterdi.




İleri Okuma
  • Searle, G.D. (1959). Developmental studies on spironolactone. Journal of Pharmacology and Experimental Therapeutics, 125(3), 299–307.
  • Liddle, G.W. et al. (1960). Clinical use of spironolactone. JAMA, 173(2), 131–135.
  • Overdiek, J.W. & Merkus, F.W. (1987). Pharmacokinetics of spironolactone and canrenone. Clinical Pharmacokinetics, 13(5), 299–312.
  • Verdecchia, P. et al. (2010). Spironolactone in hypertension treatment. Hypertension, 55(5), 1129–1135.
  • McDonagh, T.A. et al. (2014). ESC Guidelines on heart failure and MRA use. European Heart Journal, 35(42), 2873–2926.
  • WADA (2024). Prohibited List. World Anti-Doping Agency, https://www.wada-ama.org.


Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.