Estradiol, Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlara Karşı Koruma Sağlıyor

McMaster Üniversitesi’nden Charu Kaushic’in önderlik ettiği bir araştırma ekibi; ilk kez estradiol hormonunun, kadınları cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyonlara karşı koruyabileceğini gösterdi.

Estradiol, kolesterol yapılı bir dişi cinsiyet hormonudur ve menstrüasyon döngüsü boyunca yüksek seviyelerde -birçok oral kontraseptifin içinde de- bulunmakta, östrojenik aktivite bakımından predominant düzenleyici olarak görev yapmaktadır. PLOS Pathogens dergisinde yayımlanan çalışmalarında, Kaushic ve ekibi; estradiol hormonunun hangi mekanizma ile anti-viral tepkileri geliştirdiğini araştırdılar. Üzerinde bu araştırmanın yürütüldüğü fareler, cinsel yolla bulaşan en yaygın viral enfeksiyon olan tip 2 HSV (HSV 2 – herpes simplex virus) ile enfekte olmuştu.

HSV-2 enfeksiyonu, dünya genelinde son derece yaygın olmakla ve daha çok kadınları etkilemekle birlikte, 530 milyon insanı etkisi altında bulundurmaktadır.

Moleküler Tıp ve Patoloji Bölümü Profesörü Kaushic, literatüre göre estradiolün bağışıklık sistemini uyararak viral enfeksiyonlara karşı savaşmasını sağladığını gösteren ilk çalışmanın kendi araştırmaları olduğunu belirtiyor.

Eğer bu mekanizma kadınlarda da dişi farelerde olduğu gibi mevcut ise Afrika’nın bir takım bölgelerinde yaygın olan ve büyük kitleleri etkileyen HIV-1, HIV-2 gibi viral enfeksiyonlara karşı önemli terapötik gelişmeler kaydedilebilir. Yine bu alt bilgiye dayanarak belli hormonal kontraseptiflerin diğerlerinden daha güvenli ve sağlıklı olduğu belirlenebilir ve kadınlar için cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyonlara karşı ön korunma yolları geliştirilebilir.

Çalışmanın bir parçası olarak, yumurtalıkları alınmış olan dişi farelere estradiol-salgılayan tanecikler yerleştirildi. Bunun üzerine bu farelere iki kür HSV-2 aşısı ve akabinde yüksek doz virüs verildi.

Deneyin üzerine fareleri takibe alan araştırmacılar, kontol grubu ile karşılaştırınca farelerin büyük çoğunluğunun yaşamını sürdürdüğünü ve çok daha yumuşak semptomlar gösterdiklerini kaydetti. Bu savunma mekanizmasının altında yatan moleküler işlemlerin analizi ise estradiol hormonunun vajina kanalındaki dendritik hücreleri uyararak, T-hücrelerinden anti-viral bağışıklığın başlatılmasını sağladığını açığa çıkardı.

Daha özele inecek olursak, araştırmacılar vajina kanalına has bir anti-viral aktivitenin başlatıldığını vücudun diğer mukozal katmanlarında böyle bir aktivitenin uyarılmadığını rapor etti. Buna ek olarak, bahsi geçen bağışıklık tipinin ve mekanizmalarının anlaşılması, kadınları cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyonlara karşı koruyacak oral kontraseptiflerin ve aşıların geliştirileceği ön görülüyor.


Kaynak :

  • Bilimfili,
  • Varun C. Anipindi, Puja Bagri, Kristy Roth, Sara E. Dizzell, Philip V. Nguyen, Christopher R. Shaler, Derek K. Chu, Rodrigo Jiménez-Saiz, Hong Liang, Stephanie Swift, Aisha Nazli, Jessica K. Kafka, Jonathan Bramson, Zhou Xing, Manel Jordana, Yonghong Wan, Denis P. Snider, Martin R. Stampfli, Charu Kaushic. Estradiol Enhances CD4 T-Cell Anti-Viral Immunity by Priming Vaginal DCs to Induce Th17 Responses via an IL-1-Dependent Pathway. PLOS Pathogens, 2016; 12 (5): e1005589 DOI: 10.1371/journal.ppat.1005589

Kanser Uçuklatan Virüs

Bir kanser türüne karşı geliştirilmiş türünün ilk örneği ilacın (tedavi şekli demek daha doğru olabilir) kullanımı Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandı.

Bir tür cilt kanseri olan malign melanom (MM), güneşten gelen mor ötesi ışınların kişisel özelliklerle birleşmesi sonucu ortaya çıkan, tedavisi güç, tedavi sonuçları her zaman yüz güldürücü olmayan ciddi bir hastalıktır. Bu olumsuz özelliklerine, görülme sıklığının artış eğiliminde oluşu da eklenince tıp bilimi dünyası ve ilaç endüstrisinin öncelik listesinde hızla yukarıya tırmanmaktadır. MM’ye karşı verilen savaşta bulunan bu biyolojik silah, kanser tedavisini yeniden şekillendirecek kadar sıra dışı olmasıyla heyecan yaratıyor.

Herpes Simplex Virus tip 1 (HSV-1), dudaklarınızda ortaya çıkan sevimsiz uçuklardan sorumlu bir hastalık etkeniyken, genetik olarak kurcalanması sonucunda elde edilen talimogene laherparepvec (T-VEC) tarihteki ilkonkolitik (kanser öldürücü) virus olarak savaş alanına sürüldü. Gen eklenmesi ve gen silinmesi şeklindeki moleküler seviyedeki bazı genetik uyarlamalar sonucunda uçuk yapıcı etkisi kaybolan, öldürücü etkisi kanser hücrelerine karşı seçici olan ve insan bağışıklık sistemine ait bazı hücre dizilerinin gelişimini uyaran GM-CSF (granülosit-makrofaj koloni stimüle edici faktör) salgılayan bu zombiye verilen piyasa ismi Imlygic®.

FDA onayını “cerrahi olarak çıkartılamayan, ciltte veya lenf bezlerinde bulunan MM lezyonlarına karşı uygulanmak üzere” alan Imlygic, hastalıklı bölgeye ilk enjeksiyondan 3 hafta sonra ikinci ve sonrasında en az 6 ay süreyle 2 haftada 1 tekrar eden enjeksiyonlar şeklinde uygulanıyor ki bu kürün ortalama maliyetinin 65000 ABD doları olduğu, üretici şirket olan Amgen tarafından belirtiliyor.

Onay almasına bilimsel temel oluşturan OPTiM çalışmasında, uygulandığı hastaların %16.3’ünde lezyonları küçülttüğü veya tamamen yok ettiği izlenen kanser öldürücü bu mutant virüsün, hastaların yaşam sürelerini uzattığı gösterilememiş olsa da, kurgu-bilim gibi görünen bir mekanizmanın bu derece büyük bir başarıyı kabul edilebilir yan etkilerle in vivo (canlı ortamda) göstermiş olması bile kanser tedavisinde moleküler bir devrim olarak nitelendirilebilir.


Kaynaklar :

  1. Bilimfili,
  2. fda.gov,
  3. amgen.com