Sinir Sistemimiz Davranışlarımızı Kontrol Ederken; Diktatörlüğü mü, Oligarşiyi mi, Yoksa Demokrasiyi mi İşletiyor?

Sinir Sistemimiz Davranışlarımızı Kontrol Ederken; Diktatörlüğü mü, Oligarşiyi mi, Yoksa Demokrasiyi mi İşletiyor?

Beynimizin ve nöronlarımızın mimarisi bireysel davranış seçimlerimizi belirlerken nasıl bir sistem işletiyor? Bilim insanları uzun bir süredir sinir sistemimizin karar verme sürecimizi nasıl organize ettiğini açıklamak için devlet metaforunu kullanıyorlar. Peki bu süreçte demokrasiyi mi işletiyoruz, yoksa diktatörlüğü mü? Ya da ülkemizde olduğu gibi oligarşik güçlerin çoğunlukla uyum içerisinde olduğu ancak zaman zaman çelişkiye düşüp kontrolü kendi lehine çevirmek için birbiriyle savaşa girdiği oligarşik bir yönetimi mi?

1890 yılında psikolog William James; hepimizin içinde “bilincimizin bağlı olduğu bir merkez ya da –tek güç– bir sinir hücresi var” olduğunu ileri sürdü. Fakat 1941 yılında Nobel ödüllü fizyolog Sir Charles Sherrington; bu tek gücün [sinir hücresinin] hüküm sürdüğü fikrine karşı çıkarak; sinir sisteminin içerisinde milyonlarca hücrenin katılımını içeren bir demokrasi olduğunu ileri sürdü.

Peki Kim Haklı?

Etik sebeplerden kaynaklı, sağlıklı insanların beyinlerindeki tek hücre gözlemlerini nadiren doğru buluyoruz. Fakat, insan dışındaki diğer birçok hayvanın beynindeki hücresel mekanizmayı ortaya çıkarmak mümkün. University of Oklahoma’dan nörobiyolog Ari Berkowitz; Governing Behavior (Hükmeden Davranış) isimli kitabında, sinir sistemimizdeki karar verme sürecinin diktatörlükten, oligarşiye, demokrasiye kadar çeşitli yapıları işlettiğini ortaya koyan deneylerden bashediyor.

Nöral Diktatörlük

Society for Neuroscience: Herberholz, J., Antonsen, B. L., and Edwards, D. H., Journal of Neuroscience 22: 9078–9085, copyright, 2002

Lateral dev nöron (kırmızı), duyu nöronları (yeşil)/Society for Neuroscience: Herberholz, J., Antonsen, B. L., and Edwards, D. H., Journal of Neuroscience 22: 9078–9085, copyright, 2002

Bazı davranışlar için, tek bir sinir hücresi, mesaj göndermek için kullandığı elektriksel sinyaller aracılığıyla bütün bir hareket setini tetikleyerek bir diktatör gibi davranır. Nörobiyologlar bu sinyalleri; aksiyon potansiyelleri ya da elektrostimülüs olarak isimlendirir. Tatlı su ıstakozunun (kerevit) kuyruğuna dokunma örneğini ele alalım;lateral dev nöronda bulunan tek bir elektrotimülüs, hayvanı tehlikeden uzaklaştıran yukarıya doğru bir sıçrama hareketini ortaya çıkarır. Bu hareketler dokunma saniyesinin yaklaşık yüzde birlik bir zamanında gerçekleşir.

Benzer şekilde, balık beyninde bulunan büyük Mauthner nöronundaki tek bir elektrotimülüs balığın tehlikeden kaçmasına sebep olan hızlı bir dönüş hareketini ortaya çıkarır. (Bu durum bir omurgalıda doğrulanan tek “komuta nöronu” örneğidir.)

Bu diktatör nöronlarının her biri genellikle büyüktür, özellikle de elektrotimülüsleri uzak mesafelere taşıyan uzun aksonları vardır. Her diktatör nöronu hiyerarşinin tepesinde bulunur ve birçok duyu nöronundan gelen sinyalleri birleştirerek emirleri kas kasılmalarına da sebep olan bir dizi “itaatkâr” nörona iletir.

Bu tarz bir hücresel diktatörlük özellikle de omurgalılarda genellikle kaçma hareketlerinden sorumludur. Bunun yanısıra cırcır böceğinin cıvıldamasını da içeren diğer birçok hareketin de kontrolünden sorumludur.

tatli-su-istakozu-kuyruk-sicramasi-bilimfilicom

Tatlı su ıstakozu diktatör nöronu sayesinde kaçabiliyor. Her fotoğraf saniyenin onda birinde  çekildi. / Jens Herberholz and Abigail Schadegg, University of Maryland, College Park

Nöronal Oligarşi

Fakat ne var ki; bu diktatör hücreler hikâyenin tamamı değildir. Tatlı su ıstakozu kuyruk sıçramasını bir başka şekilde daha gerçekleştirebilir. Bunu da bir dizi küçük nöronun bir oligarşi gibi birlikte çalışmasıyla yapar.

Bu “devasa olmayan” kaçışlar, büyük nöronlar tarafından tetiklenen kaçışlara çok benzerdir, fakat görece biraz daha geç ve ayrıntılı gerçekleşir. Böylece, bir tatlı su ıstakozu tehlikede olduğunu fark ettiğinde, cevap için biraz daha uzun süre geçer ve diktatörlük yerine oligarşiyi kullanır.

Benzer şekilde, balığın Mauthner nöronu zarar görse bile, hayvan tehlikeli durumlardan kaçabiliyor. Balık aynı kaçış hareketini; görece daha geç tepkiye sebep olsa da bir dizi küçük nöronu kullanarak da gerçekleştirir.

Bu dolambaçlılık mantıklı olabilir, çünkü tek bir nöronun desteksiz bir kararına güvenerek avcıdan kaçmak oldukça risklidir. Şöyle ki; bu nörondaki bir fonksiyon kaybı ya da yaralanma daha sonrası için yaşamsal bir tehlikeye sebep olabilir. İşte tam bu noktada da evrime bir kez daha “teşekkür” etmek gerekiyor, çünkü evrim kaçış için birden fazla yol sağlamıştır.

Nöronal oligarşiler aynı zamanda da; örneğin insan yüzünü tanırken olduğunda gibi üst-seviye algılarımıza aracılık edebilir.

Demokrasi

Diğer birçok davranış için, sinir sistemimiz, Sherrington’ın söylediği “milyonlarca hücrenin katılımının olduğu bir demokrasi”aracılığıyla kararlar alır.

Örneğin, bir maymun kolunu uzattığında, beyninin motor korteksindeki birçok nöron elektrotimülüs oluşturur. Her nöron birçok doğrultuda hareket için elektrotimülüs oluşturur, fakat her birinin de belirli bir yönü vardır. Araştırmacılar, her nöronun bütün ulaşma hareketlerine bazı açılardan katkıda bulunduğunu, fakat çoğunluğun elektrotimülüsünün daha fazla katkıda bulunduğunu ileri sürüyorlar. Bu durumu ortaya çıkarmak için de birçok nöronu gözlemlediler ve biraz matematiksel işlem uyguladılar.

Maymun bir şeye ulaşmaya çalıştığında nöron elektrotimülüsünü gösteren vektör diagramı. / American Association for the Advancement of Science: Georgopoulos, A. P., Schwartz, A. B., and Kettner, R. E., Science 233: 1416-1419, copyright, 1986

Maymun bir şeye ulaşmaya çalıştığında nöron elektrotimülüsünü gösteren vektör diagramı. / American Association for the Advancement of Science: Georgopoulos, A. P., Schwartz, A. B., and Kettner, R. E., Science 233: 1416-1419, copyright, 1986

Ekip, maymun çeşitli hedeflere uzanmaya çalıştığında çeşitli nöronlardakielektrotimülüs hızını hesapladılar. Sonrasında, tek bir hedef için, her nöronu bir vektör olarak gösterimlediler. Vektörün açısı, nöronun ulaşım yönünü temsil ederken,uzunluğu ise bu belirli hedef için elektrotimülüsün bağıl hızını temsil ediyor. Matematiksel hesaplamalar ile bu etkileri topladılar (ağırlıklı vektör ortalaması) ve nöronun gönderdiği bütün mesajlardan hatasız bir hareket çıktısını tahmin ettiler.

Bu durum, bazı nöronların diğerlerinden daha baskın çıktığı nöronal bir seçime benziyor. Görselde bir öneğini görebilirsiniz. Soluk mavi çizgiler tekil nöronların oylarının hareketini temsil ediyor. Turuncu çizgi (populasyon vektörü) vektörlerin toplam yönünü temsil ediyor. Sarı çizgi ise gerçek hareket yönünü temsil ediyor ve populasyon vektörüyle hemen hemen aynı yönde. Araştırmacılar buna populasyon kodlaması ismini veriyorlar.

Bazı hayvanlar ve davranışlar için, sinir sisteminin demokrasi versiyonunu test etmek mümkündür. Örneğin, maymunlar (ve insanlar) göz seğirmesi hareketi yaparlar. Göz seğirmesi hareketleri, beyinde üst kolikulus isimli bir bölgede bulunan nöronlar tarafından tetiklenir.

Tıpkı yukarıdaki maymunun ulaşma örneğindeki gibi, bu nöronların hepsi elektrotimülüs ile çok geniş bir yelpazede göz seğirmesine sebep olur ancak çoğunluğun yönü ve mesafesi geçerli olur. Eğer üst kolikulusun bir parçası anestezilenirse –bazı nöronların “oy pusulalarını” yakmak ya da çalmak gibi— bütün göz seğirmelerinin yönü ve mesafesi değiştirilebilir, işte bu noktada da azınlığın tercihi ön plana çıkabilir. Buna da birçok “demokrasi” de olduğu gibi seçime hile karışması diyebiliriz.

Tek-hücre manipülasyonu, sülüklerin seçimlerinde de geçerlidir. Sülükler, vücutlarını derilerine yapılan bir dokunuştan uzaklaştırmak için başka yöne çevirirler. Bu hareket küçük sayıdaki nöronun kolektif etkisinden kaynaklanır. Bazı nöronlar ortaya çıkan davranışa oy verirler, bazıları da aksi bir davranışa oy verirler, fakat oy üstünlüğü olan taraf kazanır.

suluk-secim-hareketi-bilimfilicom

Sülük “seçim” hareketi. Soldaki: Araştırmacılar hayvanın derisine ok işaretinin gösterdiği yerden dokundular. Her düz çizgi bir denemede sülüğün bu dokunuşta ne tarafa yöneldiğini gösteriyor. Ortadaki: Farklı bir duyu nöronuna elektriksel uyarım verilmesi sülüğün farklı bir yöne yöneldiğini gösteriyor. Sağdaki: Sülük hem dokunuşla hem de elektriksel uyarımla eş zamanlı uyarılıyor ve sülüğün orta yöne yöneldiğini gösteriyor. / Reprinted by permission from Macmillan Publishers Ltd: J. E. Lewis and W. B. Kristan, Nature 391: 76-79, copyright 1998

Eğer sülüğün baş kısmına dokunulursa, sülük bu dokunuştan uzaklaşma eğilimi gösterir. Eğer normalde alt kısımlara yapılan bir dokunuşa cevap veren nöron elektriksel olarak uyarılırsa, sülük zıt yönde bir yönelim gösterme eğilimindedir. Eğer bu dokunuşve elektriksel uyarım eş zamanlı yapılırsa, sülük orta yola doğru eğilim gösterir.

Bu çıktı her tekil dokunuş için optimal değildir, fakat yine de seçim sonucu iki uç arasındaki bir uzlaşma türüdür. Tıpkı bir partinin bir başka parti ile koalisyon kurarak, asgari müştereklerde bir araya gelmesi gibi.
Nöronal demokrasinin sayısız örneği gösterilebilir. Demokrasiler, cırcır böceklerinden, meyve sineklerinden insanlara kadar ne gördüğümüzü, duyduğumuzu ve kokladığımızı belirler.Örneğin, fizikçi Tomas Young’ın 1802 yılında ileri sürdüğü gibi; renkleri, ışığın farklı dalga boylarına tepki veren üç çeşit fotoreseptörün orantılı oylaması sonucu algılamamız gibi. Nöronal demokrasilerin bir avantajı; tek bir nöron elektrotimülüsüne bağlamak yerine, birden fazla nörona bağlanan algılar ve hareketler aslında kesinlik kazanırlar. Öte yandan, eğer bazı nöronlar zarar görürse, geride açığı kapatacak birçok nöron vardır.

Sonuç olarak, ülkelerin aksine, sinir sistemimiz birden fazla yönetim biçimini eş zamanlı olarak işletebilir. Nöral bir diktatörlük, bir oligarşiyle ya da demokrasiyle birlikte çalışabilir. Öte yandan biyolojik temelde, hayatta kalabilme ve üreme olasılığını artıran davranışsal sonuçlar için tek bir yönetime ihtiyaç olmayabilir.


Kaynaklar:

Bilimfili

– The Editors of Encyclopædia Britannica, “Action Potential.” https://global.britannica.com/science/action-potential (Reached on 2016, July 22)
– Berkowitz, A. “Is your nervous system a democracy or a dictatorship when controlling your behavior?” https://theconversation.com/is-your-nervous-system-a-democracy-or-a-dictatorship-when-controlling-your-behavior-61888 (Access on 2016, July 22)
–  Schrameck, Joan E. “Crayfish swimming: alternating motor output and giant fiber activity.” Science 169, no. 3946 (1970): 698-700.
– Eaton, Robert C., William A. Lavender, and Chris M. Wieland. “Alternative neural pathways initiate fast-start responses following lesions of the Mauthner neuron in goldfish.Journal of comparative physiology 145, no. 4 (1982): 485-496.
– Quiroga, R. Quian, Leila Reddy, Gabriel Kreiman, Christof Koch, and Itzhak Fried. “Invariant visual representation by single neurons in the human brain.Nature 435, no. 7045 (2005): 1102-1107.
– Georgopoulos, Apostolos P., Andrew B. Schwartz, and Ronald E. Kettner. “Neuronal population coding of movement direction.Science 233, no. 4771 (1986): 1416-1419.
– Sparks, David L., Richard Holland, and Barton L. Guthrie. “Size and distribution of movement fields in the monkey superior colliculus.Brain research 113, no. 1 (1976): 21-34.
– Sparks, D. “Population coding of saccadic eye movements by neurons in the superior colliculus.Nature 332 (1988): 357-360.
– Young, Thomas. “The Bakerian lecture: On the theory of light and colours.Philosophical transactions of the Royal Society of London 92 (1802): 12-48.

Heyecanlandığımızda Neden Midemizde Kelebekler Uçuşur?

Aşık olduğunuz birisinin, birden karşınıza çıktığını düşünün. Ne hissedersiniz? Kalbiniz muhtemelen hızla atmaya başlar, heyecanlanırsınız, avuçlarınız terler ve karnınızda tatlı bir sızı hissedersiniz. Peki, karnınızda hissettiğiniz bu sızının ya da vücudunuzda hissettiğiniz bu değişimlerin sebebi nedir?

Vücudumuzdaki Değişimlerin Duygularımızla Bağlantısı

Ünlü bir filozof ve psikolog olan William James, 1884 yılında oldukça radikal bir hipotez sundu. Sağduyuya göre, şansız bir olay yaşadığımızda üzülüp ağlarız ve bir ayıyla karşılaştığımızda da korkup kaçarız. Ayrıca bir rakibimiz tarafından hakarete uğradığımızda sinirleniriz ve kavga ederiz. Fakat James bu görüşü eleştiriyor. Bu tanımlamada, örneğin kaçma durumuna yol açan etmek korkmaktır. Yani, kaçmamız için gerekli olan zihinsel güdü korkmaktır. Ayrıca yine bu görüşten, kaçma hali olmadan da korkmanın gerçekleşebileceği çıkartılabilir. James’e göre; neden sonuç ilişkisi olarak kurduğumuz bu durumların sıralaması aslında doğru değil (üzülmek-ağlamak, korkmak-kaçmak ve sinirlenmek-kavga etmek gibi). James’e göre, yalnızca fizyolojik nedenler güdüleyici olabilir. Yani ağladığımız için kendimizi üzgün hissederiz, kavga ettiğimiz için sinirleniriz ya da titrediğimiz için korkarız. Ayrıca, yine James’in öne sürdüğüne göre; bu fizyolojik sonuçları ortaya çıkartan da duygunun bilincidir. Yani James’in kendi betimlemesiyle: ‘’Uyaran olgunun yarattığı algıyı takip eden bedensel değişimler ve ortaya çıkan bu değişimlerin hissedilmesi duygudur.‘’

Duygular ve vücudumuzdaki bu etkinin bağlantısının incelenmesi için, çok detaylı çalışmalar gerekiyor.

Journal of Neuroscience’da yayımlanan bir çalışmada, aslında tam olarak da bizim sorduğumuz soruya cevap aranmış.

Bilim insanları yaptıkları çalışmada, araştırmaya dahil olan katılımcılara rahatsız edici videolar izlettiler ve aynı zamanda da katılımcıların mide, kalp ve beyin aktivitelerini gözlemlediler. Videoların bir kısmı iğrenmeyi tetikleyecek açık ameliyat videolarından oluşuyordu. İkinci set videolar ise, insanların yedikleri tiksindirici yiyeceklerle iğrenmeyi tetikliyordu. Bu iki grup video da, aynı duygu yoğunluğunun üretilmesine sebep oldu. Fakat bu videolara verilen vücut reaksiyonları farklıydı. Örneğin ameliyat videoları daha çok kalp atış hızınıartırırken, tiksindirici yiyeceklerin yendiği videolar daha çok mide bulantısına sebep oldu.

Araştırmacılar katılımcıların beyinlerini incelediklerinde ise, iki grup videonun beyinde etkilediği bölgelerin birbirlerinden yalnızca çok az farklı olduğunun bulgularına ulaştılar. Bu küçük farklılıklar, vücut üzerinde oluşan etkinin değişmesiyle doğrudan ilişkili. Daha da detaylandıracak olursak, iki tip video da izlenirken beynin ön kısmındaki insüler korteksin farklı ve belirli bölgeleri aktif hale getirdi. Bu deneylerin önermesine göre de; iç organlarımızın değişen durumları beynimizde anlık olarak/an ve an gözlemlenebilir.

Fakat hala bu açıklamalar sorumuzun cevabı değil. Yani ‘’Yumurta mı tavuktan yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar’’ sorusunun benzeri, ‘’Beynin aktivesi mi vücuttaki değişiklikleri oluşturuyor yoksa vücuttaki değişiklikler mi duyguyu ve beyin aktivitesini oluşturuyor?’’

Ya da diğer bir soru; beyin ve vücut arasındaki bir geri besleme mekanizması mı duygularımızı oluşturuyor olabilir mi? Belki de bu durum, bazen duygularımızın kontrolden çıkmasının bir açıklamasıdır.

Aslında yukarıda sorulan sorunun çevresinde verdiğimiz bilgiler, duyguların kontrol edilebilmesi açısından da bir ipucu verebilir. Karanlıkta ıslık çalmak, duygusal bir şiir okumaktan daha faydalı olabilir; ıslık çalmanın yaratacağı etki, korkunun vücut üzerindeki göstergelerinin açığa çıkmasını engelleyebilir. Benzer şekilde ve hep önerildiği gibi, ona kadar saymak ve derin nefes almak panik ya da kızgınlık duygularının uzaklaşmasını sağlayabilir. James’in öne sürdüğü bu fikrin uygulaması için kendi hayatınızdan da birçok örnek bulabilirsiniz tabii ki.

Midemizde Kelebekler Uçuşmasının Anatomisi

Önemli bir sınavdan önce, aşık olduğumuz kişiyle karşılaştığımızda, bir haber beklediğimizde, ormanda yürüyüş yaparken bir ayıyla karşılaştığımızda kısacası bizi heyecanlandıracak her durumda midemizin içerisinde kelebekler uçtuğu hissine kapılabiliriz. Peki vücudumuzun içerisinde ne oluyor da böylesi bir hisse kapılıyoruz?

Tabii ki cevap kelebeklerle, midenizdeki ayaklanmış bakteriler ya da parazitlerle ilgili değil. Bu durum tamamen mide çevresinde meydana gelen kas kasılmalarının değişmesiyle ilgili.

Midemizde kelebekler uçuşması hissine kapılmamızın birçok sebebi olabilir fakat bunlar içinde en yaygın olanıstrestir. Ayıyla karşılaşmanın yarattığı negatif stres ya da hoşlanılan kişinin yanında yaşanılan pozitif stresolması fark etmez vücudumuz bütün pozitif ve negatif streslere benzer tepkiler verir.

Stres yaratan durum, beynin hipokampüs bölgesinde aktivasyona sebep olur. Hipokampüs, hipotalamushormon salgı bezine sinyal yollar. Bu sinyale cevap olarak hipotalamustan diğer bir salgı bezi olan hipofiz beziyle haberleşen CRH gibi belirli hormonlar salgılanır. Daha sonra hipofiz bezi de kan içerisine ACTH gibi hormonları salgılayarak böbrek üstü bezlerine sinyal iletip stres hormonları salgılanmasını sağlar. Beyin ayrıca böbrek üstü bezleriyle sempatik sinir sistemi vasıtasıyla da haberleşip, hormon salgılanmasını sağlayabilir. Üç ana stres hormonu vardır:

  • Adrenalin
  • Noradrenalin
  • Kortizol

Bu hormonların vücut üzerinde birçok etkisi vardır. Bu etkiler, hayati tehlikemiz olan stresli durumlarla karşılaştığımızda hayatta kalma şansımızı artırır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, vücudumuz hayati tehlike yaratan stresli durumlar ile hayati tehlike yaratmayan stresli durumlar arasında ayrım yapmaz.

Stres hormonlarının vücudumuzda yarattığı etkilerden birisi, intestinal kaslara giden kanın yönünün kaçmak ya da savaşmak için kullanacağımız bölgelere doğru çevrilmesidir. Çünkü bir kaplandan ya da ayıdan kaçmanız gereken durumda, acil ve kuvvetli olarak kullanmanız gereken kaslarınız bağırsaklarınızda ya da midenizde değildir. Kanın bu bölgelerden yönlendirilmesi anındaki kan damarlarının hareketinden kaynaklı, karnınızda kelebekler uçtuğu hissine kapılabilirsiniz.

Bu his aynı zamanda intestinal kasların stres hormonları tarafından etkilenmesinden de kaynaklanıyor olabilir. Çünkü bu bölgedeki kasların bazıları, kan damarlarının büzülmesinde görevli kaslar ile aynı yapıdadır yani düz kaslardır. Burada bir ek bilgi daha verelim; ”korkudan altına kaçırma” olayı da hem kanın yönünün değişmesinden hem de vücut biran önce ağırlıklarından kurtulup daha hızlı tehlike bölgesinden uzaklaşmayı hedeflediği için bir efsane değildir. Bu sebeple stresli durumlarda tuvaletinizin gelmesi normaldir.

Karında kelebekler uçuşması hali, sadece stres hormonlarından da kaynaklanmıyor olabilir. Stresli durumlarda vücudun mutluluk hormonu olarak da bilinen seratonin dengesi değişeceğinden, intestinal kasların kasılma durumlarında değişiklik olabilir. Bu da aynı hissi yaratabilir.


Kaynaklar:

  1. Bilimfili,
  2. ”What is an Emotion?” William James, published in Mind, 9, 188-205 on 1984
  3. Disgust trait modulates frontal-posterior coupling as a function of disgust domain” Soc Cogn Affect Neurosci (2013) 8(3): 351-358.doi: 10.1093/scan/nss006 
  4. The Embodiment of Emotional Feelings in the Brain” The Journal of Neuroscience, 22 September 2010,30(38): 12878-12884; doi: 10.1523/JNEUROSCI.1725-10.2010
  5. ”Stress Effects on the Body” American Psychological Association retrieved from http://www.apa.org/helpcenter/stress-body.aspx