yağ cisimciği. (bkz: lipos) (bkz: soma)
Tıp terimleri sözlüğü
yağ cisimciği. (bkz: lipos) (bkz: soma)
“Lipoma” kelimesi, Yunanca “yağ” anlamına gelen “lipos” ve “tümör” anlamına gelen “oma” kelimelerinden gelir. İlk olarak 1830’larda tıbbi literatürde iyi huylu bir yağ dokusu tümörünü tanımlamak için kullanıldı.
Lipomlar en sık görülen yumuşak doku tümörüdür. Genellikle ağrısızdırlar ve yavaş büyürler. Vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilirler, ancak en sık gövde, boyun ve omuzlarda görülürler.
Yunanca: “lipos” (yağ) + “oma” (tümör) = “lipoma” (yağ tümörü)
Latince: “lipomatoz” (lipom oluşumu)
İngilizce: “lipom” (yağ tümörü)
Yağ dokusundaki hücrelerden oluşan şişkinliktir. (Bkz: Lip–om)
Lipomlar, adipoz (yağ) dokusundan oluşan iyi huylu tümörlerdir. Vücudun yağ bulunan hemen hemen her yerinde oluşabilirler, ancak en yaygın olarak gövde ve ekstremitelerin deri altı dokularında görülürler. Özofagus lipomları nadirdir ve iyi huylu özofagus tümörlerinin %1’inden daha azını oluşturur.
Özofagus lipomları tipik olarak yavaş büyür ve sıklıkla asemptomatiktir. Ancak yeterince büyürlerse disfaji (yutma güçlüğü), retrosternal rahatsızlık veya kilo kaybı gibi semptomlara neden olabilirler. Nadiren, büyük bir lipom obstrüktif semptomlara neden olabilir veya ülserleşerek kanamaya neden olabilir.
Özofagus lipomunun teşhisi tipik olarak özofagogram veya CT taraması gibi görüntüleme çalışmaları ile yapılır ve endoskopi ile doğrulanır. Endoskopik ultrason, lipomları (ultrasonda hiperekoik veya parlak görünecek) diğer submukozal tümör türlerinden ayırt etmeye yardımcı olabileceğinden özellikle yardımcı olabilir.
Özofagus lipomlarının tedavisi, tümörün boyutuna ve neden olduğu semptomlara bağlıdır. Küçük, asemptomatik lipomlar genellikle tedavi olmaksızın izlenebilir. Daha büyük lipomlar veya semptomlara neden olanlar için endoskopik veya cerrahi olarak çıkarılması endike olabilir.
Lipomun geçmişi nispeten kısadır. Bir lipomun bilinen ilk tanımı 1552’de İsviçreli doktor Felix Platter tarafından yapıldı. Bununla birlikte, lipomların uygun şekilde sınıflandırılması ve adlandırılması 1830’lara kadar değildi.
Lipom anlayışımız 20. ve 21. yüzyıllarda büyümeye devam etti. Son yıllarda, bilim adamları lipomun genetik ve moleküler temelini anlamada ilerleme kaydetmiştir. Ayrıca lipom için liposuction gibi yeni tedaviler geliştirdiler.
Günümüzde lipom yaygın bir durumdur. İnsanların yaklaşık %1-2’sini etkilerler. Çoğu durumda, lipomlar iyi huyludur ve herhangi bir belirtiye neden olmaz. Bununla birlikte, bazı durumlarda, lipomlar büyüyebilir ve ağrı, basınç ve diğer sorunlara neden olabilir.
Bir lipomunuz varsa, doktorunuz sizin için en iyi tedavi seçeneklerini tartışacaktır. Tedavi gözlem, liposuction veya ameliyatı içerebilir.
Yağlı karaciğer. (Bkz; Hepatik) (Bkz; steatoz)
Karaciğer yağlanması. (bkz: steatosis) (bkz: hepatis)
Karaciğer yağlanması hastalığının (steatoz hepatis) bir parçası olarak ortaya çıkan ve alkol tüketiminden kaynaklanmayan bir karaciğer iltihabıdır (hepatit).
bkz; Hemostasis
Latincedeki coniungō‘nun isim halidir.
Latincedeki(f) anlamları;
| Sayı | Tekil | Çoğul | |||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Hal / Cins. | Mask | Fem. | Nötr | Mask. | Fem. | Nötr | |
| nominatif | conjunctīvus | conjunctīva | conjunctīvum | conjunctīvī | conjunctīvae | conjunctīva | |
| genitif | conjunctīvī | conjunctīvae | conjunctīvī | conjunctīvōrum | conjunctīvārum | conjunctīvōrum | |
| datif | conjunctīvō | conjunctīvō | conjunctīvīs | ||||
| akusatif | conjunctīvum | conjunctīvam | conjunctīvum | conjunctīvōs | conjunctīvās | conjunctīva | |
| ablatif | conjunctīvō | conjunctīvā | conjunctīvō | conjunctīvīs | |||
| vokatif | conjunctīve | conjunctīva | conjunctīvum | conjunctīvī | conjunctīvae | conjunctīva |
Konjonktiva gözyaşı filmine katkıda bulunur ve gözü yabancı cisimlerden ve enfeksiyondan korur. Sklera, gözü çevreleyen ve şeklini koruyan yoğun bağ dokusundan oluşan kalın beyaz küredir.
Göz konjonktivası, mukus ve gözyaşı üretimi ile gözün korunmasını ve kayganlaşmasını sağlar. Göze mikrop girişini engeller ve bağışıklık gözetiminde rol oynar. Göz kapaklarının iç kısmını kaplar ve skleraya bir örtü sağlar.
Konjonktival: Konjonktiva ile ilgili, göz kapaklarının iç yüzeylerini ve göz küresinin önünü kaplayan berrak nemli zar.
Konjonktiva gözünüzü koruyan ince, şeffaf bir zardır. Göz kapağınızın iç kısmını ve gözünüzün beyaz kısmını (sklera) kaplar.
Konjonktiva, göz kapağını ve göz yüzeyini kaplayan mukoza zarıdır. Sağlıklı bir gözde konjonktiva berrak ve renksizdir. Sklera, göz küresinin sert dış tabakasıdır (gözün beyazı).
Sinonim: cornea.
Latincedeki(f) cornu (“boynuz”)’den türeyen cornea tela (“boynuzlu doku”)’den türemiştir.

Sorgu kornea (Hornhaut) durumları, cerrahi müdahaleler ve ameliyat sonrası yönetimle ilgilidir.
Korneanın gözün ayrı bir parçası olarak keşfi ve anlaşılması, çeşitli kültürlerin ve bilim insanlarının katkılarıyla yüzyıllar boyunca evrimleşmiştir.
Yunancada ῥάξ (rháx, “üzüm”) → χιτών (rhagoeidḗs khitṓn, “[kılıf] üzüm gibi”) → Latincede uva (“üzüm”)’e türemiştir. Anatomide anlamı;
Gözü oluşturan üç eşmerkezli tabakanın ortası; Pigmentli ve vaskülerdir; koroid, siliyer cisim ve irisi içerir.
| Hal | Tekil | Çoğul |
|---|---|---|
| Nominatif | ūva | ūvae |
| Genitif | ūvae | ūvārum |
| Datif | ūvae | ūvīs |
| Akusatif | ūvam | ūvās |
| Ablatif | ūvā | ūvīs |
| Vokatif | ūva | ūvae |

Bu tabakanın iltihaplanmasına üveit denir.
Küçültme eki almış hali; ūvula,
Sinonim: kerat-, keratos.
Ana Hint-Avrupadaki *ḱerh₂-‘dan türemiştir. Antik Yunancadaki(n) anlamları;
Keratit (Sin: Keratitis, Hornhautentzündung): Kornea’nın iltihaplanmasıdır.
