Görme duyusunun ölçülmesi. (bkz: opsis–metri)

Tıp terimleri sözlüğü
Sinonim: Araknoid villi, Arachnoid granulations, arachnoid villi, Pacchioni-Granulationen, Arachnoidealzotten, arachnoid granulation, granulationes arachnoideales.
(m);zayıflılıkla birlikte, kas gücü zayıflaması
(f);küçülme, vücut yıkımı.
yumuşak, zarif. (bkz: lepto)
Tanım:
Doğum eylemi sırasında fetüsün vajinal kanaldan geçişi esnasında, perine bölgesinde — yani vulva ile anüs arasında yer alan yumuşak doku bölgesinde — çeşitli derecelerde travmatik yırtılmalar meydana gelebilir. Bu yırtılmalar, vajinal mukozadan başlayarak deri, subkutan dokular, pelvik taban kasları ve hatta anal sfinkter kompleksine kadar derinleşebilir. Bu tür travmalar genel olarak doğumla ilişkili yumuşak doku yaralanmaları olarak tanımlanır ve klinik olarak Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD-10) kapsamında O70 koduyla tanımlanır.
Perineal yırtıklar, histolojik ve anatomik katmanlara göre dört ana derece altında sınıflandırılır. Bu sınıflama, tedavi planlamasında, prognozun belirlenmesinde ve olası komplikasyonların öngörülmesinde hayati önem taşır.
Nadir görülen ancak klinik olarak önemli bir varyant ise, yalnızca anal mukozanın yırtıldığı, ancak eksternal anal sfinkter kasının sağlam kaldığı durumdur. Bu tür yırtıklara halk arasında “ilik yırtığı” denir. Özellikle dışkı geçişi esnasında rektal mukozada geçici kontinens problemlerine yol açabilir.
Yüksek dereceli perineal yırtıklar için başlıca risk faktörleri şunlardır:
Doğum sırasında perineal yırtılmaların tanısı ve doğru sınıflandırılması, doğum sonrası iyileşme süreci, pelvik taban sağlığı, anal kontinens ve uzun vadeli yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır. Doğru sınıflandırma, uygun onarım tekniklerinin seçilmesini kolaylaştırır ve komplikasyonların önlenmesine katkı sağlar.
Doğum sırasında meydana gelen yumuşak doku yaralanmaları, insanlık tarihi boyunca doğum pratiğinin doğal bir parçası olarak görülmüş; ancak bu travmaların anatomik olarak sınıflandırılması ve patofizyolojik sonuçlarının sistematik biçimde anlaşılması, ancak modern tıbbın gelişimiyle mümkün olabilmiştir.
Antik Yunan’da Hipokrat ve takipçileri kadın hastalıklarını sistematik olarak tanımlamaya çalışmışlarsa da, doğuma bağlı perineal travmalar yalnızca doğum sürecine ait “kaçınılmaz acılar” olarak görülmüş, spesifik yırtılmalar tanımlanmamıştır. Roma döneminden kalma bazı metinlerde vajinal yırtıklardan kabaca söz edilse de, anal sfinkter hasarları ve uzun dönem sonuçları tanımlanmamıştır. Ortaçağ’da ise tıbbi bilgiler büyük ölçüde dini dogmalarla şekillendiğinden, kadın doğumuna ilişkin ayrıntılı anatomik gözlemler oldukça sınırlı kalmıştır.
Modern tıbbi sınıflandırmanın temelleri 1970’li yıllarda atılmıştır. İngiltere’de yapılan bazı retrospektif çalışmalar, doğum sonrası anal inkontinans yaşayan kadınlarda eksternal anal sfinkterin doğum sırasında fark edilmeden yırtıldığını ortaya koymuştur. Bunun ardından özellikle 1980’li yıllarda transrektal ultrasonografi gibi tanısal araçların gelişimi ile sfinkter yaralanmaları doğrudan görüntülenebilmiştir. Bu gelişmeler ışığında doğum sırasındaki perineal travmaların sadece yüzeysel olmadığını ve farklı anatomik derinliklerde hasarlar oluşturduğunu gösteren sistematik çalışmalar yapılmıştır.
Bu alandaki devrim niteliğindeki gelişme, İngiliz obstetrisyen Dr. Abdul H. Sultan’ın 1999 yılında yayımladığı çalışmayla gerçekleşmiştir. Sultan, perineal yırtıkları yüzeysel deri/mukoza yırtıklarından anal sfinkter yırtıklarına kadar sınıflandırmış ve doğumla ilişkili Obstetrik Anal Sfinkter Yaralanması (OASIS) kavramını literatüre kazandırmıştır. Bu tarihten sonra DR III ve DR IV yırtıklar, ayrı bir klinik durum olarak ele alınmaya başlamış; bu vakaların doğum sırasında dikkatle tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
2000’li yıllarda Royal College of Obstetricians and Gynaecologists (RCOG) ve International Urogynecological Association (IUGA) gibi kurumlar, doğum sırasındaki perineal yırtıkların sınıflandırılması ve yönetimi konusunda rehberler yayımlamıştır. Bu kılavuzlar çerçevesinde DR I-IV sınıflaması uluslararası standart haline gelmiş, sfinkter onarımı için cerrahi teknikler belirlenmiş ve doğum sonrası pelvik taban rehabilitasyonunun önemi vurgulanmıştır.
Günümüzde doğum sırasında perineal travmaları önlemeye yönelik birçok müdahale stratejisi geliştirilmektedir. Perine koruma teknikleri, kontrollü doğum çıkışları, sıcak kompres uygulamaları, vakum ve forseps doğumlarında dikkatli teknikler gibi uygulamalarla travma riski azaltılmaya çalışılmaktadır. Aynı zamanda yüksek çözünürlüklü ultrasonografi, anal manometri ve EMG gibi araçlarla sfinkter hasarları doğum sonrası erken dönemde saptanabilmektedir. Ayrıca son yıllarda makine öğrenmesi temelli algoritmalar, travma riskini doğumdan önce öngörmeye yönelik kullanılmaktadır.
Perineal yırtıkların tıpta tanınma ve sınıflandırılma süreci, kadın bedenine dair tıbbî bilginin uzun yüzyıllar boyunca göz ardı edilmesinden modern doğum pratiğinin bilimsel temellere oturtulmasına kadar geçen çok katmanlı bir tarihsel sürecin ürünüdür. Bugün geldiğimiz noktada bu travmalar sadece anatomik değil, aynı zamanda psikoseksüel, fonksiyonel ve sosyal boyutlarıyla da ele alınmakta; multidisipliner bakım ve takip önerilmektedir.
yağ anlamında.
eski yunancada; bahis savaşçısı.
Genellikle somatotip teorisi olarak anılan William Sheldon’ın Yapısal Teorisi, insanın vücut yapısı ile kişilik özellikleri arasında bir ilişki olduğunu öne süren bir yaklaşımdır. Sheldon’a göre, insan fiziği üç farklı tipte kategorize edilebilir:
Vücut yapısı tipleridir. (bkz: somat-o-tip)
Somatotipleme, insanların vücut yapılarına göre tipler halinde sınıflandırılmasıdır. Somatotip teorisi, ayırt edici vücut tiplerini kişilik özellikleriyle ilişkilendirir ve suç davranışını vücut tipleriyle ilişkilendirir. Somatotip teorisi en yaygın olarak William Sheldon ile ilişkilendirilir.
En yaygın somatotip erkekler için endomorfik mezomorf ve kadınlar için mezomorf-endomorf idi.


Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.