Tıbbi bulgular

Latincesi; medicinae inventa.

Tıbbi muayenelerin sonucu, örneğin fiziksel muayene, psikolojik keşif veya laboratuvar ve tıbbi cihaz muayeneleri, tıbbi bir bulgu veya sadece bir bulgu olarak adlandırılır.

Temel bilgiler

  • ‘Bulgu’ terimi, kısmi sonuçların yanı sıra tüm inceleme sonuçlarının tamamına atıfta bulunabilir. Muhtemelen birbiriyle ilişkili olan birkaç bulgu aynı anda mevcutsa, bir bulgu kümesinden söz edilir. Doktor, hastanın tıbbi geçmişi de dahil olmak üzere tüm bulgulara dayanarak tanı koyar.
  • Bulgular, bir bulgu raporu şeklinde yazılı olarak derlenir. Rapor, kantitatif (‘toplam kolesterol 200 mg / dl’) ve kalitatif ifadeler (‘bronş içermez’) içerebilir.
  • Nedensel olarak hastanın ana hastalığı ile ilişkili olmayan bulgular ikincil bulgular olarak adlandırılır. Bir soruşturma sırasında özel olarak aranmadan yapılan bir bulgu tesadüfi bir bulgudur.

Monosit

Sinonim: Monocyt, monozyt

  • leukozytlerin bir grubudur.  (bkz: mono-cyt) .
    -neutrophile granulocytenden sonra kanda fagositoz eden ikinci önemli popülasyondur.
    -kanda dolaşabilirler. dokuda makrophag olarak farklılaşabilirler.
    -fagositoz yeteneği ve antijen tanıma.(bu sayede spesifik immunsystem de önemli bir görev üstlenir.
    -tek çekirdekli fagositler aynı zamanda şunlara da aittir.
    -mikroglia hücreleri(beyinde)
    -kupffer hücreleri(karaciğerde)
    -cytokine sayesinde aktive edilir.

    • leukocyt’lerin ~5-8% ını oluşturur.

histiocyt

doku hücreleri adındaki bu hücreler, kanda makrofaj ile bakteri ve hücre dışı mekanizmaları parçalar.(Bkz; histi-o-cyt)

 

Bazofil granülosit

Sinonim: basophilic leukocyteBasophile Granulozyten, Basophiler, Granulocytus basophilicus

  • Bazik bir boya ile boyanmış tanecikli yapılardır. (Bkz: Bazofil ) (Bkz; granülosit).
  • Akyuvarların alt koludur. Lökositlerin ~0-1% ını oluşturur.
  • Histamin ve heparin proteinlerinin üretimini sağlar.
  • Kendi sitoplazmasında, bazofil bir keseye sahiptir.
  • Edinilmiş bağışıklık hücresi sayılır.
  • Kimyasalla hedef hücreyi cezbeder.
  • Parazit savunmasında önemlidir.

    Kaynak: http://www.laborlexikon.de/images/Heama-basophile%20Granulozyten%20combination.jpg

Eritrosit 

  • Sinonim: Erythrocyt, Erythrozyt.
  • Yunancada; Erişkin kırmızı hücreyi ifade eder. Dilimizde Alyuvar olarak da bilinir. (bkz: Eritr-o-sit)
  • Eritrositler içlerinde bulunan hemoglobin molekülü sayesinde kırmızı renklidir.
  • Eritropoez (Sin: erythropoiesis, erythr-o-zyt-o-poese); Eritrositlerin kemik iliğinde üretilmesidir.
  • Erişkin olmayan kırmızı kan hücrelerine Eritroblast (Sin: Erythr-o-blast) denir.
  • 1 mikrolitre kanda yaklaşık olarak 4.5-5 milyon bulunur.
  • Oksijen-karbondioksit alışverişini kanda yapımını sağlar.

    Kaynak: http://faculty.une.edu/com/abell/histo/Hemopoesis3w.jpg

Kaynak: http://www.dartmouth.edu/~anatomy/Histo/lab_4/bonemarrow/DMS104/12.gif

  • Normal renkli kırmızı kan hücrelerine Normokromatik eritrosit (Sin: normochromatic erythrocyt, Normochromer Erythrozyt) denir. Az renkli olmasına Hipokromik eritrosit, çok renkli olmasına Hiperkromik eritrosit denir.

Kaynak: http://www.medical-labs.net/wp-content/uploads/2015/03/Summary-of-red-blood-cellsmorphology.jpg

  • Sağlıklı bireylerde eritrositlerin büyüklüğü ve şekli birbirine çok yakındır. Hasta bireylerde ise eritrositler farklı büyüklüklerde olabilir. Buna Anizositoz (Sin: Anisocytosis, Anisozytose) denir.

    Kaynak: http://www.medical-labs.net/wp-content/uploads/2015/03/Anisocytosis.png

basophil

  • baz seven anlamına gelir. yunancada; base ve philia kelimelerinden gelmektedir.(Bkz;bas-o-phil)
  • bir kimya terimidir. anlamı , maddenin baza karşı asidik bir reaksiyon gösteren fonksiyonal bir grup yada iyonik özellikle asit-baz tepkimesi gösterdiklerini ifade eder.

Nötrofil Granülosit

Sinonim: Neutrophil granulocyt, neutrophilic leukocyte, Neutrophiler, Granulocytus neutrophilicus, Neutrophile Granulozyten.

  • Sitoplazmasındaki granüller, boyalara özel bir afinite (bağlanma eğilimi) göstermediği için “nötrofil” olarak adlandırılmıştır.. (bkz: Nötrofil ) (bkz: Granülosit).
  • Lökositlerin ~60-65% ını oluşturur.
  • Doğuştan kazanılmış bağışıklık sistemi hücresi olarak kabul edilir.
  • Düz çekirdekli(genç) ve segment çekirdekli(olgun) hücre tipleri vardır.
  • Yaşam süreleri çok kısa olan nötrofiller (ortalama olarak bir günden az) kemik iliğinde üretililer.
  • Aktif fagositozlardır. Özellikle organizmayı mikroorganizmaların istilasından korurlar. Bazen küçük partikülleri de fagosite ederler. Bu yüzden büyük partikülleri fagosite eden makrofajlardan ayırmak için mikrofajlar da denir. (Psödopod, fagozom)
  • Ölmüş nötrofiller, bakteriler, yarı yarıya sindirilmiş yapılar iltihaplı bölgede kıvamlı ve sarı renkte “cerahat-irin” birikmesine sebep olur.
  • Nötrofil sayısının azalmasına nötropeni, artmasına ise nötrofili denir. Konjenital (kalıtsal bozukluk) olabileceği gibi çeşitli sebeplerden de ortaya çıkabilir. Kemoterapi gibi tedavilerin yan etkisi olarak da oluşabilir. Sistemik bir infeksiyon ya da yangı sonucu kandaki miktarları artar.
  • Genel olarak viral enfeksiyonlarda nötrofil sayısı artmaz. (feline ınfectious peritonitis hariç)
  • Kan damarı yoluyla organlara gidebilir. Fakat nötrofillerin yarısı, kan damarı duvarına yapışır.
  • Kimyasallar ile hedef hücreyi kendilerine çekerler.
  • İltihaplanma sırasında mediyatörlerin serbest kalmasını kontrol ederler.

neutrophil

bir hücre veya dokunun nötral, alkalik veya asidik bir boya ile boyanması işlemidir.(bkz; neutr-o-phil)