yaşlı insan doktoru. (bkz: ger-iatrie)
geron
yunancada; yaşlı adam.
traumatology
yara bilimi. (bkz: trauma- logy)
Ortopedi
Yunancada orthos “düz, doğru” + paideia “çocuk yetiştirme” (←pais (genitif paidos) “çocuk” ) → Fransızcada orthopédique, orthopédie (Fransız doktor Nicholas Andry (1658-1742) tarafından icat edilmiştir) → 1840’larda ise ‘çocuklarda veya genel olarak kişilerde bedensel bozuklukların tedavisi ile ilgili veya bunlarla ilgili disiplin’

Ortopedik Yaralanmaların İlk Değerlendirmesi ve Yönetimi
- Kas-iskelet travması, aşağıdaki yapılardan bir veya daha fazlasının yaralanmasını içerir:
- Kemik: En sert bağ dokusundan oluşan bir iskelet birimi. Kemikler vücuda şekil ve destek verir. Hayati organları çevreleyen ve korumaya ek olarak, uzuvların kasları için bağlantı noktaları görevi görür ve hareketi mümkün kılar.
- Eklem: İki veya daha fazla kemiğin birbiriyle birleştiği alan. Eklemler genellikle artikülasyonda izin verilen hareket miktarına göre sınıflandırılır. Ekstremitelerin çoğu eklemi, en fazla miktarda harekete izin veren sinovyal eklemlerdir.
- Ligament: Bir eklemi çevreleyen ve ona bağlanan lifli kapsülün bir parçasını oluşturan bir bağ dokusu demeti. Ekstremitelerin her eklemi, amacı hareketlerini belirli düzlemlerle sınırlandırarak ve fizyolojik sınırların ötesinde hareketi engelleyerek eklemi stabilize etmek olan iki veya daha fazla bağ ile güçlendirilir.
- Tendon: bir kası kemiğe, kıkırdağa veya bağlara bağlayan lifli yapı. Tendonlar, kasların bağlı oldukları eklem veya vücut bölgesinde hareket etmesini sağlar. Bu yapıların ortopedik yaralanmaları şunları içerir:
- Kırık: Kemik dokusunun bozulması. Kırıklara
- kemiğin gücünü aşan bir kuvvet uygulaması,
- tekrarlayan stres veya
- kemiğin bütünlüğünü zayıflatan bir invaziv süreç neden olabilir.
- Kırık: Kemik dokusunun bozulması. Kırıklara
- Çıkık: Bir eklemin, eklemi oluşturan kemiklerin eklem yüzeylerinin artık birbiriyle temas halinde olmayacak şekilde tamamen bozulması.
- Subluksasyon: Eklem yüzeyleri arasında bir dereceye kadar temasın kaldığı bir eklemin kısmi bozulması.
- Kırık çıkığı veya kırık subluksasyonu: Eklemde yer alan kemiklerden en az birinin kırılmasıyla birlikte bir eklemin bozulması.
- Diyastaz: Radius ile ulna ve tibia ve fibula arasında görüldüğü gibi iki sindesmotik eklemi birbirine bağlayan interosseöz membranın ayrılması.
- Zorlanma: Aşırı gerginlik veya aşırı kullanımdan kaynaklanan kas liflerinde yırtılma yaralanması. Suşlar, ağrı düzeylerine ve fonksiyonel yeteneklerine bağlı olarak birinci, ikinci ve üçüncü olarak daha da alt gruplara ayrılabilir.
- Burkulma: Eklem normal hareket düzlemlerinin sınırlarının ötesine geçmeye zorlandığında ortaya çıkan bir eklemin bir veya daha fazla bağında yırtılma yaralanması. Bu yaralanmalar, kapsamlarına bağlı olarak birinci, ikinci ve üçüncü derece burkulmalar olarak sınıflandırılabilir.
paedia
çocuk
Anestezi
Antik Yunancadaki ἀν- (an–, “Olumsuzluk ön eki”)

ile αἴσθησις (aísthēsis, “his, algı”)’nın birleşmesinden türemiş olan ἀναισθησία (anaisthēsía)’den türemiştir. Anlamı; algısız, ağrısız.
Tıp literatüründe acıyı dindirmek için uygulanan bir uygulamadır. Ağrı duymama hali tıbbi terimidir.
Anestezinin Tarihçesi:
Anestezinin tarihi, bilinçsizliği veya uyuşukluğu tetiklemek için çeşitli maddelerin kullanıldığı eski zamanlara kadar uzanmaktadır. Ancak modern anestezi dönemi 19. yüzyılda eter ve nitröz oksitin inhalasyon anestezik ajanları olarak kullanılmaya başlanmasıyla başlamıştır. Bir diş hekimi olan William T. G. Morton, 1846 yılında bir cerrahi işlem sırasında eter anestezisini başarıyla göstermiştir. O zamandan bu yana anestezi, güvenlik ve etkinliği artırmak için yeni ajanlar ve teknikler ile önemli ölçüde gelişmiştir.
Anestezi Türleri
Lokal Anestezi
a. Topikal Anestezi (yüzeysel anestezi): Kremler, jeller veya spreyler kullanılarak deri ve mukoza zarlarının uyuşturulması.
b. İnfiltrasyon Anestezisi: Anestezik bir maddenin doğrudan tedavi edilecek bölgeye enjekte edilerek belirli bir bölgenin uyuşturulması.
Merkezi Sinir Bölgesi (Bölgesel) Anestezisi
a. Periferik Bölgesel Anestezi: Belirli bir vücut bölgesinden gelen hisleri engellemek için bir sinir veya bir grup sinirin yakınına anestezik madde enjeksiyonunu içerir.
i. Sinir İletim Blokajı: Büyük sinirlerin iletimini durdurma işlemi.
ii. Sinir Ağı (Pleksus) Blokajı: Bir sinir pleksusunu hedef alarak belirli bir vücut bölgesinden gelen duyumları bloke etmek.
Omurilik Bölgesel Anestezisi
a. Subaraknoid Anestezi (Spinal): Anestezik maddelerin subaraknoid boşluğa enjeksiyonu, vücudun geniş bir bölgesini etkiler.
b. Peridural Anestezi (Epidural Anestezi): Anestezik maddelerin epidural boşluğa enjeksiyonu, uyuşma ve ağrı kesici sağlar.
i. Göğüs (Torasik) Epidural Anestezi: Torasik bölgeyi hedef alan epidural anestezi.
c. Kombine Spinal ve Epidural Anestezi: Hızlı ve uzun süreli ağrı kesici sağlayan spinal ve epidural anestezi kombinasyonu.
Genel Anestezi
a. İnhalasyon Anestezisi: Anestezik ajanlar gaz veya buhar olarak solunur ve bilinç kaybına neden olur.
b. Total İntravenöz Anestezi: Bilinç kaybına neden olmak için anestezik ajanlar intravenöz olarak uygulanır.
c. Dengeli Anestezi: İnhalasyon ve intravenöz anestezinin bir kombinasyonu, optimum ağrı kesici ve kas gevşemesi sağlar.
d. Maskeli Anestezi: Maske aracılığıyla uygulanan inhalasyon anestezisi.
e. Laringeal Maske Anestezisi: Anestezik gazları vermek ve hava yolunu korumak için bir laringeal maske yerleştirilir.
f. Entübasyon Narkozu: Anestezi, hava yolunu korumak ve anestezik gazları vermek için trakeaya yerleştirilen bir endotrakeal tüp aracılığıyla uygulanır.
Uygulama
Anestezi uygulamasından önce çeşitli önlemlerin alınması gerekir:
- İntravenöz (IV) erişimin sağlanması
- Hastanın bir elektrokardiyogram (EKG) monitörüne bağlanması
- Oksijen satürasyonunu izlemek için bir nabız oksimetresi takılması
- Reanimasyon önlemlerinin (resüsitasyon ekipmanı) hazır bulundurulmasını sağlamak
- Seçilen anestezi yöntemi için kontrendikasyonların kontrol edilmesi.
Anestezi Komplikasyonları:
Anestezi yıllar içinde daha güvenli hale gelmiş olsa da, komplikasyonlar hala ortaya çıkabilir. Bazı potansiyel komplikasyonlar şunlardır:
- Anestezik maddelere karşı alerjik reaksiyonlar
- Hava yolu tıkanıklığı veya aspirasyon dahil solunum güçlükleri
- Hipotansiyon veya hipertansiyon
- Bölgesel anestezi tekniklerinden kaynaklanan sinir hasarı veya yaralanması
- Ameliyat sonrası bulantı ve kusma
- Anesteziden çıkışın gecikmesi
- Genel anestezi sırasında farkındalık (nadir)
Anestezi Endikasyonları:
Anestezi için birincil endikasyon, cerrahi prosedürler sırasında ağrı kesici ve/veya bilinç kaybı sağlamaktır. Diğer endikasyonlar şunları içerir:
- Endoskopi veya bronkoskopi gibi ağrı veya rahatsızlığa neden olabilecek tıbbi prosedürleri kolaylaştırmak
- Ağrı yönetimi için bölgesel anestezi durumunda olduğu gibi akut veya kronik ağrının yönetilmesi
- Teşhis veya tedavi prosedürleri uygulanan hastalar için sedasyon ve amnezi sağlanması,
Anestezide Son Teknolojik Gelişmeler:
Güvenliği, etkinliği ve hasta konforunu artırmak için anestezi alanında çeşitli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bazı yeni gelişmeler şunlardır:
- Hedef kontrollü infüzyon (TCI) sistemleri: Bu bilgisayarlı sistemler, intravenöz anestezik ajanların hassas bir şekilde kontrol edilmesini sağlayarak daha istikrarlı ve öngörülebilir ilaç konsantrasyonları sağlar.
- Ultrason kılavuzluğunda bölgesel anestezi: Ultrason teknolojisinin kullanımı, bölgesel anestezide iğne yerleştirme doğruluğunu önemli ölçüde artırmış, komplikasyon riskini azaltmış ve sinir bloklarının başarı oranını artırmıştır.
- Ameliyat sonrası gelişmiş iyileşme (ERAS) protokolleri: Bu kanıta dayalı protokoller, ağrı kontrolünü optimize ederek, komplikasyonları en aza indirerek ve erken mobilizasyonu kolaylaştırarak ameliyat sonrası sonuçları iyileştirmeyi amaçlamaktadır.
- İzleme teknolojileri: Bispektral indeks (BIS) monitörleri ve işlenmiş elektroensefalografi (EEG) gibi gelişmiş izleme cihazları, anestezi derinliğinin değerlendirilmesine ve ameliyat sırasında farkındalık riskinin en aza indirilmesine yardımcı olabilir.
- Yeni anestezik ajanların geliştirilmesi: Araştırmacılar, daha iyi güvenlik profillerine, daha hızlı başlangıç ve dengeleme sürelerine ve daha az yan etkiye sahip yeni anestezik ilaçlar geliştirmeye devam etmektedir.
Sonuç olarak anestezi, ağrısız cerrahi prosedürlere olanak tanıyan ve hasta sonuçlarını iyileştiren modern tıbbın kritik bir bileşenidir. Teknolojideki ilerlemeler ve yeni teknik ve ajanların kullanıma sunulması, anesteziyi daha güvenli ve daha etkili hale getirmeye devam etmektedir.
aísthēsis
Eski Yunanca αἴσθησις (aísthēsis) kelimesi, sizin de doğru bir şekilde belirttiğiniz gibi, “algılamak” veya “hissetmek” anlamına gelen αἰσθάνομαι (aisthánomai) ile bir eylem veya süreci belirten -σις (-sis) sonekinin birleşiminden gelmektedir. Kelime, hem duyular hem de akıl yoluyla algılama ile ilgili geniş bir anlam yelpazesini kapsar.
Antik Yunanca αἴσθησις (aísthēsis) kelimesinin anlamları:
Duyular aracılığıyla algılama:
- Görerek, işiterek ve hissederek algılamak**: Klasik Yunancada *αἴσθησις* öncelikle beş duyu -görme, işitme, dokunma, tat ve koku- aracılığıyla algılama gibi duyusal algı anlamına gelir. Dış dünyadan uyarıcıları alma ve bunları vücudun duyusal yetileri aracılığıyla işleme kapasitesini ifade eder.
Entelektüel algı:
- Duyularla olduğu kadar zihinle de algılamak**: Fiziksel duyumların ötesinde, *αἴσθησις*, *bilişsel* veya entelektüel algı eylemini tanımlamak için kullanılmıştır. Felsefi bağlamlarda, özellikle Aristoteles’in çalışmalarında, bu, duyusal verilere ek olarak akıl kullanımı yoluyla formları, kavramları veya fikirleri algılamak anlamına geliyordu.
Zihin tarafından algılama:
- Daha soyut ya da entelektüel anlamda algı**: Antik felsefede, özellikle *Platoncu ve Aristotelesçi geleneklerde*, *αἴσθησις* aynı zamanda anlama ya da fikirlerin tanınması gibi maddi olmayan varlıkların algılanmasını da içeriyordu ve daha geniş bir sezgi ya da zihinsel kavrayış biçimine işaret ediyordu.
Koku algısı (olfaktör algı):
- Algılanan; koku: αἴσθησις kelimesi, eski Yunan metinlerinde duyusal algının özel uygulamalarından biri olan koku (olfactory perception**) gibi belirli duyusal deneyimlerin algılanmasıyla da ilişkilendirilebilir.
Algılama yeteneği (sezgi):
- Sezgi ya da içgüdüsel algı**: αἴσθησις, bazen *sezgi* ile aynı hizada olan, bireylerin bilinçli düşünce ya da muhakemeye ihtiyaç duymadan şeyleri algılayabildiği ya da duyumsayabildiği daha doğuştan gelen bir algılama ya da anlama yeteneğine de atıfta bulunur.
Felsefi Bağlam ve Genişleme:
Antik Yunan felsefesinde, αἴσθησις özellikle Aristotelesçi epistemolojide kritik bir kavramdı. Aristoteles’in algı hakkındaki görüşleri, insanların dünyayla nasıl etkileşime girdiği ve dünyayı nasıl anladığı konusundaki anlayışının merkezinde yer alıyordu:
Aristoteles’in Algı Görüşü (αἴσθησις):
- Aristoteles De Anima (Ruh Üzerine) gibi eserlerinde αἴσθησις konusunu detaylandırmış ve burada duyu algısı ile entelektüel biliş arasında ayrım yapmıştır. Aristoteles’e göre algı duyusal deneyimlerle başlar ama aynı zamanda aklın aktif katılımını da içerir ve bilgi (epistēmē) oluşumuna yol açar. Duyular ham verileri sağlarken, akıl bu verileri işler ve yorumlar.
- Aristoteles ayrıca bir tür birleşik duyusal farkındalığı ifade eden ortak duyu (κοινὴ αἴσθησις) ile daha yüksek zihinsel süreçleri içeren aísthēsis’in daha soyut biçimleri arasında ayrım yapmıştır.
Platon ve Algı:
- Platon αἴσθησις kavramına da atıfta bulunmuştur, ancak bunu genellikle akıl ve zihin kavramlarına tabi kılmıştır. Onun metafizik sisteminde duyusal algı, entelektüel kavrayıştan daha az güvenilir bir bilgi kaynağı olarak görülüyordu, çünkü duyular yoluyla erişilen fiziksel dünya, formlar dünyasından daha aşağı görülüyordu.
Stoa Felsefesi:
- Stoacılıkta αἴσθησις, dış dünyadan gelen izlenimlerin (φαντασίαι, phantasiai) insanın yargılarını ve muhakemesini nasıl etkilediğini anlamak için önemliydi. Stoacılar algının duyularla başladığına, ancak bir izlenimin doğru mu yanlış mı olduğunu belirlemek için rasyonel düşünce tarafından kontrol edilmesi gerektiğine inanıyorlardı.
Etimoloji ve Soydaşlar:
- Kök αἰσθάνομαι (aisthánomai) geniş anlamda algılama ile ilgilidir. Yunancadan türetilen birkaç İngilizce terimle bağlantılıdır, örneğin:
- Estetik**: Sanat ve algı ile ilgili güzellik ve *duyusal deneyimlerin* incelenmesine atıfta bulunan αἴσθησις kelimesinden türetilmiştir.
- Anestezi**: “Olmadan” anlamına gelen *ἀν- (an-)* ve αἴσθησις sözcüklerinden, genellikle tıbbi bağlamlarda kullanılan duyunun veya algının yokluğu** anlamına gelir.
Kökeni αἰσθάνομαι (aisthánomai) fiiline dayanan αἴσθησις (aísthēsis) terimi, hem duyusal hem de entelektüel algı ile ilgili geniş bir anlam yelpazesini kapsar. Uygulamaları, görme, koklama ve diğer duyular yoluyla fiziksel algılama eyleminden, daha soyut zihinsel anlama ve sezgi sürecine kadar uzanır.
İleri Okuma
- Aristotle. (1984). De Anima (J. A. Smith, Trans.). In The Complete Works of Aristotle (Vol. 1, pp. 641-692). Princeton University Press.
- Plato. (1997). Theaetetus. In J. M. Cooper (Ed.), Plato: Complete Works (pp. 157-234). Hackett Publishing.
- Liddell, H. G., Scott, R., & Jones, H. S. (1940). A Greek-English Lexicon (9th ed.). Oxford University Press.
- Long, A. A., & Sedley, D. (1987). The Hellenistic Philosophers (Vol. 1). Cambridge University Press.
tuber cinereum
kül grisi kambur. (bkz: tuber) (bkz: cinerum)
andrology
ars obstetrica
doğum yardımcısı, ebe.