Gastroenterostomi

Mide ve ince bağırsak arasında cerrahi olarak bir ağız veya geçit oluşturulması. (bkz: gastr-o- enter-o-stom-i)

Genellikle pankreatikoduodenektomi veya klasik Whipple prosedürü ile ilişkili bir cerrahi prosedür olan gastroenterostomi, sindirim sistemi içindeki birden fazla organın veya organ parçasının çıkarılmasını içerir. Prosedürü derinlemesine anlamak için, bu operasyon sırasında hangi parçaların çıkarıldığını bilmek önemlidir. Whipple’ın orijinal tekniğine göre, prosedür kısmi gastrektomi içerir, bu da midenin bir kısmının çıkarıldığı anlamına gelir1.

Ek olarak, pankreasın başı da çıkarılır. Pankreas, sindirim ve kan şekeri regülasyonunda kritik bir rol oynayan hayati bir organdır. İnce bağırsağın ilk kısmı olan duodenum da çıkarılır. Bunların yanı sıra, ince bağırsağın orta kısmı olan jejunumun ilk 15 cm’lik kısmı da çıkarılır1. Son olarak, safra üretim ve salgılama sisteminin temel bileşenleri olan ortak safra kanalı ve safra kesesi çıkarılır1.

Sindirim sistemi ameliyatları bağlamında gastrojejunostomi sıklıkla karşılaşılan bir diğer terimdir. Tıbbi olarak gastrojejunostomi, midenin bir kısmını jejunuma bağlayan bir prosedürdür2. Bu bağlantı, gıdanın üst ince bağırsağı atlayarak doğrudan mideden ince bağırsağın orta kısmına geçmesini sağlamak için oluşturulur.

Bu durum şu soruyu akla getirebilir:

Gastrojejunostomi büyük bir ameliyat sayılır mı?

Sindirim sisteminde yaptığı önemli değişikliklere rağmen, gastrojejunostomi tipik olarak minimal invaziv bir prosedür olarak kategorize edilir3. Bu ameliyat sırasında, gastrojejunostomi tüpü olarak adlandırılan uzun, kateter benzeri bir tüp, karından ince bağırsağa yerleştirilir3. Bu işlem, beslenme desteği için doğrudan bir yol sağlar ve özellikle ağızdan gıda alamayanlar için faydalıdır.

Her iki prosedür de, gastroenterostomi ve gastrojejunostomi, özellikleri ve amaçları farklı olsa da, çeşitli sindirim sistemi patolojilerinin yönetiminde çok önemli müdahalelerdir. Tüm cerrahi prosedürler gibi, bu prosedürler de optimal iyileşme için kapsamlı postoperatif bakım ve yaşam tarzı değişiklikleri gerektirir.

Ameliyat Öncesi Hazırlık

Ameliyattan önce hastanın genellikle birkaç saat aç kalması gerekir. Sıvı ve ilaçların verilmesi için intravenöz hatlar oluşturulur. Hastanın işlem sırasında bilinçsiz ve ağrısız olmasını sağlamak için anestezi uygulanır.

Prosedür Adımları

  • İnsizyon: Açık yöntemde cerrah mide ve ince bağırsağa erişmek için karında büyük bir kesi yapar. Laparoskopik cerrahide, laparoskopu (küçük bir kamera) ve cerrahi aletleri yerleştirmek için birkaç küçük kesi yapılır.
  • Midenin tanımlanması ve mobilizasyonu: Cerrah, ince bağırsağa güvenli bir şekilde bağlanabilmesini sağlamak için mideyi tanımlar ve bitişik yapılarından kurtarır.
  • Jejunumun tanımlanması: Cerrah, ince bağırsağın jejunum adı verilen ve mideye bağlanacak olan kısmını tanımlar. Jejunum tipik olarak mideye bağlanmak üzere bir halka şeklinde yukarı kaldırılır.
  • Anastomozun oluşturulması: Cerrah daha sonra mide ve jejunumu birbirine diker veya zımbalar, böylece gıdanın mideden jejunuma geçmesi için yeni bir yol oluşturur. Böylece ince bağırsağın ilk kısmı olan duodenum bypass edilmiş olur.
  • Anastomozun kontrol edilmesi: Anastomoz tamamlandıktan sonra, cerrah mideye bir boya veya salin vererek ve yeni bağlantıdan herhangi bir sızıntı olup olmadığını gözlemleyerek sızıntı olup olmadığını kontrol eder.
  • Kapatma: Cerrah anastomozdan memnun kaldığında, açık ameliyat durumunda karın kesisi dikilerek kapatılır veya laparoskopik cerrahide küçük kesiler sütür veya zımba ile kapatılır.

Ameliyat Sonrası Bakım

İşlemden sonra hasta bir iyileşme alanında yakından izlenir. Ağrı yönetimi, tedavi sonrası bakımın çok önemli bir yönüdür. Başlangıçta, yeni bağlantı iyileşmeye ve doğru şekilde çalışmaya başlayana kadar hasta bir IV hattından beslenebilir.

Riskler ve Komplikasyonlar

Her cerrahi prosedürde olduğu gibi gastroenterostomi de enfeksiyon, kanama, anastomozdan sızıntı ve genel anestezi riskleri dahil olmak üzere potansiyel riskler taşır. Hastanın genel sağlık durumu bu riskleri önemli ölçüde etkileyebilir.

Hastalar, prosedürü, potansiyel faydaları, riskleri ve gerekli ameliyat sonrası bakımı anlamak için cerrahları ve anestezi uzmanları da dahil olmak üzere sağlık ekipleriyle her zaman ayrıntılı bir görüşme yapmalıdır.

Tarih

İlk gastroenterostomi 1881 yılında Alman bir cerrah olan Theodor Billroth tarafından gerçekleştirilmiştir. Billroth prosedürü mide kanseri olan bir hastaya uygulamış ve hasta hayatta kalmıştır.

İlk yıllarda gastroenterostomi riskli bir işlemdi ve birçok hasta komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetti. Ancak cerrahlar daha deneyimli hale geldikçe prosedürün riskleri azaldı.

1950’lerde Billroth II prosedürü gibi yeni cerrahi tekniklerin geliştirilmesi gastroenterostomiyi daha da güvenli hale getirdi. Billroth II prosedürü, mide ile ince bağırsağın ilk kısmı olan jejunum arasında bir bağlantı oluşturmayı içerir. Bu prosedür orijinal Billroth prosedüründen daha karmaşıktır, ancak mide çıkış tıkanıklığını gidermede de daha etkilidir.

Günümüzde gastroenterostomi nispeten yaygın bir cerrahi prosedürdür ve genellikle laparoskopik olarak gerçekleştirilir. Laparoskopik cerrahi, karındaki küçük kesilerden gerçekleştirilir ve açık cerrahiye göre daha az ağrı ve daha kısa iyileşme süresi ile ilişkilidir.

İşte gastroenterostomi tarihindeki bazı önemli olaylar:

1881: Theodor Billroth ilk gastroenterostomiyi gerçekleştirdi.
1900’lerin başı: Gastroenterostomi daha yaygın bir cerrahi prosedür haline gelir.
1950’ler: Yeni cerrahi tekniklerin geliştirilmesi gastroenterostomiyi daha güvenli hale getirir.
Günümüzde: Gastroenterostomi nispeten yaygın bir cerrahi prosedürdür.

Gastroenterostomi, çeşitli durumları tedavi etmek için kullanılabilen güvenli ve etkili bir cerrahi prosedürdür. Cerrahın silah deposunda değerli bir araçtır ve birçok hastanın hayatını iyileştirmeye yardımcı olmuştur.

Kaynak:

  1. Cameron, J. L., & Cameron, A. M. (2014). Current Surgical Therapy E-Book. Elsevier Health Sciences.
  2. Townsend, C. M., Beauchamp, R. D., Evers, B. M., & Mattox, K. L. (2016). Sabiston Textbook of Surgery E-Book. Elsevier Health Sciences.
  3. Beger, H. G., Warshaw, A., Büchler, M., Kozarek, R. A., Lerch, M. M., & Neoptolemos, J. P. (2008). The Pancreas: An Integrated Textbook of Basic Science, Medicine, and Surgery. John Wiley & Sons.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Sectio caesarea

Sinonim: Caesarean section, 

  1. Kelime anlamı kral dilimidir. (Bkz; Sectio) (Bkz; caesarea)
  2. Karşılığı sezeryan doğum için açılan kesiktir.
  3. Eski zamanlarda sezeryan doğumu yalnızca kral aileleri yaptırabiliyor, maddi olarak onlar karşılayabiliyordu. Çünkü bu kesim için steril bir ortama ihtiyaç vardır. Bu yüzden bebeğin anne karnından kesilerek çıkartılması işlemine bu isim verilmiştir.

Epidemiyoloji

2015 yılında, hastanelerdeki oranı% 31,2 iken 2011’e kadar sürekli bir artış görülmüştür (1991:% 15,3). Bu oran 2011’den beri kabaca sabit kalmıştır. DSÖ,% 10-15 arasındaki bir kesit oranının tıbbi açıdan makul olduğunu düşünmektedir. Almanya’da sezaryen operasyonlarının yaklaşık% 2’si tıbbi endikasyon olmadan sadece annenin isteği üzerine gerçekleşir.

Endikasyon

Önemli, ancak her zaman mutlak olmayan endikasyonlar şunlardır:

  • Primer sezaryen: mutlak orantısızlık, plasenta paevia, enine pozisyon, makat son pozisyonu, fibroid çekirdeklenmesinden sonraki durum, yüksek dereceli katlar, annenin isteği
  • Sekonder sezaryen: fetal hipoksi, plasentanın erken ayrılması, bağıl orantısızlık, göbek kordon prolapsusu, uzun süreli doğum seyri, açılış döneminde doğumun durması.

Prosedür

Bir kesi genel anestezi (nadir) veya bölgesel anestezi (spinal anestezi veya peridural kateter) altında yapılır. Alt karın bölgesindeki bir deri insizyonundan sonra, altındaki tabakalar büyük ölçüde körelmiş olarak gerilir (‘nazik sezaryen’, Misgav-Ladach tekniği). Rahim genellikle alt uterin segment boyunca açılır, daha sonra çocuk ve plasenta karın duvarından geliştirilir. Katmanlar daha sonra kademeli olarak kapatılır.

Makat gelişi için sezaryen

Yakın geçmişte, klasik obstetrik operasyonların yerini büyük ölçüde sezaryenle doğum almıştır. Ancak, bu tekniğin bilinmesi ve uygulanmasının, sezaryen durumunda çocuğun per uterotomiam gelişimi için de büyük önem taşıdığı göz ardı edilmemelidir. Sezaryen durumunda çocuğun pelvis ucundan gelişimi, pelvis ucundan vajinal doğumla aynı şekilde ilerler.

  1. Uterotomiden sonra, vajinal pelvik sunumda olduğu gibi, kolların gelişimi için Veit-Smedie tekniği ve başın gelişimi için Bracht tekniği kullanılmalıdır.
  2. Kusurlu ayak pozisyonunda, vajinal ayak pozisyonunda olduğu gibi, ayak önce uterotomi ile doğar.
  3. Vajinal doğumda olduğu gibi, ikinci bacağın doğması için işaret parmağının kalça fleksiyonuna yerleştirilmesi gerekir. O zaman burada da Klasik Armiusung ve Wide-Sm çocuğun gelişimi için kullanılır.
  4. Sol 2. ila 5. parmak ve birinci asistanın elinin arkası ile doğaçlama bir destek noktası oluşturmayı yararlı bulmaktadır.
  5. Doğum uzmanı gövdeyi ve bacakları her iki eliyle birlikte tutar, iki başparmak uyluklara paralel durur ve başparmakların uçları kalçaya bakar.
  6. Birinci asistan uterotominin üst kenarını sol elin 2 ila 5. parmağıyla kavrar ve cerrah çocuğu asistanın elinin arkası üzerinden geliştirir.
  7. Asistanın sol elinin arkası, pelvik uç pozisyonundan vajinal gelişim sırasında Bracht’a göre çocuğun gelişiminin en iyi simfiz gibi kalafat noktasını oluşturur.

Komplikasyonlar

Yenidoğan: kesim, vajinal doğumdan sonra daha sık doğum sonrası uyum bozuklukları
Anne: anestezik komplikasyonlar, artan kanama, komşu organlarda yaralanma (mesane, bağırsak, üreter), enfeksiyonlar, skarlaşma, adezyonlar
Sonraki gebelikler: plasenta bozuklukları (plasenta previa, plasenta increta ve perkreta) ve uterus rüptürleri riskini önemli ölçüde arttırdı.

Phyllochinon

vitamin k eksikliğine bağlı olarak, pıhtılaşma faktörü 2,7,9 ve 10 özelliklerini kaybederler.

niacin

-vitamin b3 olarak adlandırılır.
-oluşturduğu co-faktorler, glykolyse, glukoneogenese gibi önemli reaksiyonlarda bulunurlar.