Vücut pletismografisi

  • (bkz; vücut)
  • Yunanca “plethysmos” (artmak, genişlemek, dolmak) ve “graphein” (yazmak) kelimelerinden —> Pletismograf, bir organın veya tüm vücudun hacmindeki değişiklikleri ölçmeye yarayan bir alettir (genellikle içerdiği kan veya hava miktarındaki dalgalanmalardan kaynaklanır).

Pulmonolojide, akciğer ve nefes parametrelerini ölçmek için kullanılan tekniktir.

Pletismografi ne için kullanılır?

Pletismografi vücudun farklı bölgelerindeki hacim değişikliklerini ölçmek için kullanılır. Test, kollarda ve bacaklarda kan pıhtısı olup olmadığını kontrol etmek için yapılabilir

Pletismografi vücut kutusu nedir?

Vücut Kutusu Pletismograf Testi nedir? Vücut Pletismografisi, akciğerlerinizin ne kadar iyi çalıştığını görmek için yapılan bir akciğer fonksiyon testidir. Test, derin bir nefes aldıktan sonra akciğerlerinizin ne kadar hava tutabildiğini ve mümkün olduğunca çok nefes verdikten sonra akciğerlerinizde ne kadar hava kaldığını gösterir.

Vücut pletismografisi FRC’yi nasıl ölçer?

A: Fonksiyonel rezidüel kapasite (FRC) deklanşörün kapanması sırasında ölçülür. Denek daha sonra TLC’ye vital kapasite (VC) nefesi almadan önce RV’ye nefes verir. B: FRC, deklanşörün kapatılması sırasında ölçülür. Denek daha sonra RV’ye bir VC nefesi vermeden önce TLC’ye bir inspiratuar kapasite (IC) nefesi alır.

TGV nasıl ölçülür?

Akciğer hacimleri bir pletismografta ölçüldüğünde, gerçek ölçüm Torasik Gaz Hacmi (TGV) olarak adlandırılır. Bu, deklanşör kapandığında ve denek nefes alma manevrası yaptığında akciğerdeki hava hacmidir.

Vücut pletismografisi rezidüel hacmi nasıl ölçer?

Vücut Pletismografisi

Testi yapmak için hasta kapalı bir odaya yerleştirilir ve basınç ve hacimdeki değişiklikleri ölçebilen bir spirometre aracılığıyla nefes alır. Bir süre gelgitli solunumdan sonra, spirometre ekspirasyon sonunda kapatılır ve hasta buna karşı nefes alır.

Farklı vücut pletismografisi türleri nelerdir?

Üç tür pletismograf vardır: basınç, hacim ve basınç-hacim.

Normal Pletismogram nedir?

Ekstremite Pletismografisi

Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü’ne göre normal bir ABI 0,90 ile 1,30 arasındadır. ABI değeriniz bu aralığın dışındaysa, dar veya tıkalı bir arteriniz olabilir. Doktorunuz sorunun tam niteliğini belirlemek için ek testler isteyebilir.

Normal nabız hızı nedir?

Nabız hızı

Normal bir yetişkin için ve normal koşullar altında kalp atış hızı dakikada 60 ila 100 atım (bpm) arasında değişir. İyi antrenmanlı sporcularda kalp atış hızı 40bpm’ye kadar düşebilir. Taşikardi, kalbin 100 bpm’den fazla atmasına neden olan bir kalp rahatsızlığıdır.

Body box neyi ölçer?

Body box PFT’ye genel bir bakış

Spirometri, akciğer fonksiyonunun ölçülmesinde kritik bir amaca hizmet eder (solunan veya dışarı verilen hacimle ilgili olarak). Ancak, toplam akciğer kapasitesini (TLC) veya fonksiyonel rezidüel hacmi (FRC) ölçemez.

Nabız pletismografı neyi ölçer?

Pletismograf, bir organın veya tüm vücudun hacmindeki değişiklikleri (genellikle içerdiği kan veya hava miktarındaki dalgalanmalardan kaynaklanan) ölçmeye yarayan bir alettir.

Parmak pletismografisi nasıl çalışır?

Vücutta yayılan kardiyo-vasküler nabız dalgasını tespit etmek için bir ışık kaynağı ve bir dedektör içeren bir prob kullanır. PPG sinyali, kalpten parmak uçlarına ve ayak parmaklarına kadar kan damarları boyunca dalga benzeri bir hareketle giden damardaki kan hareketini yansıtır [ Şekilde gösterildiği gibi.

Pletismografi ne kadar sürer?

Bu testte çok fazla rahatsızlık hissetmemelisiniz. Sadece kan basıncı manşetinin basıncını hissetmelisiniz. Testin gerçekleştirilmesi genellikle 20 ila 30 dakikadan az sürer.

Akciğer hacim pletismografisi nedir?

Akciğer pletismografisi, akciğerlerinizde ne kadar hava tutabildiğinizi ölçmek için kullanılan bir testtir.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Spirometri

Genellikle spirografi olarak adlandırılan spirometri, solunum sağlığının değerlendirilmesinde temel taş görevi görür. Bu solunum fonksiyon testi (SFT), akciğer fonksiyonunun önemli yönlerini, özellikle de solunabilen ve solunabilen havanın hacmini ve akışını ölçer. Bu makalede spirometrinin inceliklerini, teşhis edebileceği koşulları ve testi gerçekleştirmek için kullanılan cihazı inceleyeceğiz.

‘Spirometri’ terimi, Yunanca nefes anlamına gelen “spiro” ve ölçme eylemi anlamına gelen “metri” kelimelerinden gelmektedir. Spirometri, özünde solunumun mekaniğini, özellikle de nefes alma (nefes alma) ve ekspirasyon (nefes verme) tarafından oluşturulan hava hacmini ve ventilasyon çıkışını ölçer.

Spirometre Cihazı
Test, spirometre adı verilen özel bir cihaz kullanılarak gerçekleştirilir. Ölçümleri kaydeden bir makineye bağlı bir ağızlıktan oluşur. Test sırasında derin bir nefes almanız ve ardından ağızlığa kuvvetli bir şekilde nefes vermeniz istenir. Spirometre daha sonra verileri yakalayarak Zorunlu Yaşam Kapasitesi (FVC) ve Zorunlu Ekspirasyon Hacmi (FEV) gibi temel ölçümleri sunar.

Spirometriyle Teşhis Edilen Hastalıklar

  • Astım: Solunum yollarının iltihaplanmasıyla karakterize kronik bir durum olan astım, hırıltıya, öksürüğe ve nefes almada zorluğa neden olabilir. Spirometri, hava yolu tıkanıklığının miktarını ölçerek astımın tanı ve tedavisine yardımcı olur.
  • Kistik Fibrozis: Bu, vücuttaki birden fazla sistemi etkileyen ancak akciğerleri belirgin şekilde etkileyen genetik bir hastalıktır. Spirometri testleri, kistik fibroz hastalarında akciğer fonksiyon bozukluğunun derecesini değerlendirebilir.
  • Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH): Bu terim, akciğer fonksiyonunu ciddi şekilde engelleyebilen kronik bronşit ve amfizem gibi durumları kapsar. Spirometri, KOAH tanısı koymak, tedavi stratejilerini yönlendirmek ve hastalığın ilerlemesini izlemek için önemli bir araç görevi görür.

Temel Parametreler

  • Zorunlu Yaşam Kapasitesi (FVC)
    FVC, maksimum nefes alma sonrasında kuvvetli bir şekilde dışarı verilebilen toplam hava hacmini ölçer. Azalan FVC değerleri, pulmoner fibrozis gibi kısıtlayıcı akciğer hastalıklarının göstergesi olabilir veya diğer göstergelerle eşleştirildiğinde obstrüktif koşulların sinyalini verebilir.
  • Zorunlu Ekspirasyon Hacmi (FEV1)
    FEV1, derin bir nefes alındıktan sonraki ilk saniyede kuvvetli bir şekilde dışarı verilebilen hava hacmini ölçer. Genellikle astım ve KOAH gibi obstrüktif akciğer hastalıklarının güçlü bir göstergesidir.
  • FEV1/FVC Oranı
    FEV1/FVC oranı, kişinin zorunlu nefes verme süresinin ilk saniyesinde sona erebileceği hayati kapasitenin oranını belirlemek için hesaplanır. Oranın azalması obstrüktif akciğer hastalığını gösterir.
  • Tepe Ekspirasyon Akışı (PEF)
    PEF, havanın akciğerlerden dışarı atılabileceği maksimum hızı ölçer. Gün içinde dalgalanabilir ve astım şiddetinin izlenmesinde faydalı olabilir.
  • Gelgit Hacmi (TV)
    • Gelgit hacmi, normal bir nefes sırasında alınan veya verilen hava miktarını ölçer. Standart spirometride doğrudan ölçülmese de akciğer fonksiyon değerlendirmesinde önemli bir kavramdır.
  • Ekspirasyon Yedek Hacmi (ERV)
    • ERV, normal nefes verme sonrasında akciğerlerden atılabilen ilave hava miktarıdır. Azalan ERV, kısıtlayıcı veya obstrüktif solunum bozukluklarını gösterebilir.
  • İnspiratuar Yedek Hacmi (IRV)
    • IRV, normal bir nefes almanın üzerinde ve üzerinde solunabilen ekstra hava hacmidir. Bu ölçüm kısıtlayıcı akciğer hastalıklarının değerlendirilmesinde yararlı olabilir.

Spirometri testinde bu temel parametrelerin anlaşılması, akciğer fonksiyonunun kapsamlı bir değerlendirmesine olanak sağlar. Sağlık hizmeti sağlayıcıları bu değişkenleri değerlendirerek çeşitli solunum koşullarını etkili bir şekilde teşhis edebilir, yönetebilir ve izleyebilir.

Tarih

Spirometri, akciğerlerden solunabilen ve solunabilen havanın hacmini ve akışını ölçen bir akciğer fonksiyon testidir. Bir doktorun muayenehanesinde veya başka bir sağlık hizmeti ortamında yapılabilecek basit, invazif olmayan bir testtir.

Spirometrinin tarihi eski Yunanlılara kadar uzanmaktadır. Tıbbın babası Hipokrat M.Ö. 5. yüzyılda akciğer fonksiyonlarını ölçen basit bir test tanımlamıştı. Test, hastanın bir su tüpüne üflenmesini içeriyordu. Hasta baloncuk üfleyebiliyorsa bu, akciğer fonksiyonlarının iyi olduğunun bir işaretiydi.

  1. yüzyılda İngiliz doktor John Evelyn, akciğerlerden dışarı verilen havanın hacmini ölçen bir cihaz olan spirometreyi icat etti. Spirometre bugün hala akciğer hastalıklarını teşhis etmek ve izlemek için kullanılmaktadır.

19. ve 20. yüzyıllarda spirometri daha karmaşık hale geldi. Hava akışı hızı ve akciğer zarı boyunca oksijenin difüzyonu gibi akciğer fonksiyonunun diğer yönlerini ölçmek için yeni testler geliştirildi.

    1960’lar: Spirometri klinik uygulamada yaygın olarak kullanılmaya başlandı.
    1980’ler: Standartlaştırılmış spirometri kılavuzları geliştirildi.
    1990’lardan günümüze: Spirometri, testi daha doğru ve erişilebilir kılmak için yeni teknolojilerin geliştirilmesiyle geliştirilmeye ve geliştirilmeye devam ediyor.

    Spirometri akciğer hastalıklarının teşhis ve tedavisinde önemli bir araçtır. Akciğerlerin sağlığı hakkında değerli bilgiler sağlayabilen güvenli ve ağrısız bir testtir.

    Kaynak:

    1. Miller, M. R., Hankinson, J., Brusasco, V., Burgos, F., Casaburi, R., Coates, A., … & Crapo, R. (2005). “Standardisation of spirometry,” European Respiratory Journal, 26(2), 319-338.
    2. Pellegrino, R., Viegi, G., Brusasco, V., Crapo, R. O., Burgos, F., Casaburi, R., … & van der Grinten, C. P. (2005). “Interpretative strategies for lung function tests,” European Respiratory Journal, 26(5), 948-968.
    3. Graham, B. L., Brusasco, V., Burgos, F., Cooper, B. G., Jensen, R., Kendrick, A., … & Thompson, B. (2019). “2017 ERS/ATS standards for single-breath carbon monoxide uptake in the lung,” European Respiratory Journal, 53(1).
    4. Carmody, T. P., Duncan, C., Simon, J. A., Solkowitz, S., Huggins, J., Lee, S., & Delucchi, K. (2008). “Hypnosis for smoking cessation: a randomized trial,” Nicotine & Tobacco Research, 10(5), 811-818.
    5. Elkins, G. R., Rajab, M. H. (2004). “Clinical hypnosis for smoking cessation: preliminary results of a three-session intervention,” International Journal of Clinical and Experimental Hypnosis, 52(1), 73-81.
    6. Miller, M. R., Hankinson, J., Brusasco, V., Burgos, F., Casaburi, R., Coates, A., … & Crapo, R. (2005). “Standardisation of spirometry,” European Respiratory Journal, 26(2), 319-338.
    7. Quanjer, P. H., Tammeling, G. J., Cotes, J. E., Pedersen, O. F., Peslin, R., & Yernault, J. C. (1993). “Lung volumes and forced ventilatory flows,” The European Respiratory Journal, 6, 5-40.

    Click here to display content from YouTube.
    Learn more in YouTube’s privacy policy.

    Echo

    • Bir dalganın yansıyarak geri dönmesi ile geçen sürenin çok uzun olması durumunda, geri gönen bu geç yansımanın farklı bir dalga olarak algılanması durumu, Yankı, Eko.
    • İsmini Yunan mitolojisindeki echo’dan almıştır.

      Echo (Alexandre Cabanel, 1887, Metropolitan Museum of Art, New York)

    Ekokardiyografi

    Ekokardiyografi, kalbin yapısal ve fonksiyonel özelliklerini değerlendirmek amacıyla yüksek frekanslı ultrasonik ses dalgalarının kullanıldığı, non-invaziv (girişimsel olmayan) bir görüntüleme ve tanı yöntemidir. Bu yöntemle kalbin duvarları, kapakçıkları, boşlukları (ventriküller ve atriyumlar), büyük damarlarla olan bağlantıları ve kan akım paternleri detaylı bir şekilde incelenebilir. Ekokardiyografi, kardiyovasküler hastalıkların tanı, tedavi takibi ve prognoz değerlendirmesinde modern tıbbın temel araçlarından biri haline gelmiştir.


    1. Etimolojik ve Terminolojik Yapı

    Kelime kökeni, Yunanca ve Latince’den türetilmiştir:

    • Echo (Yunanca): yankı, yansıma
    • Kardia (καρδία): kalp
    • Graphy (γραφή): yazmak, görüntülemek

    Dolayısıyla echo-cardio-graphy, “kalbin yankılanarak (ultrasonla) görüntülenmesi” anlamına gelir.


    2. Çalışma Prensibi

    Ekokardiyografi, bir transdüser (prob) aracılığıyla vücuda gönderilen yüksek frekanslı ses dalgalarının, kalp dokularına çarpıp geri dönmesiyle oluşan yansımaları (eko) algılayarak bilgisayar ortamında görüntüye dönüştürmesi prensibine dayanır. Bu ses dalgaları insan kulağının duyamayacağı frekanstadır (genellikle 2–10 MHz arası). Farklı dokuların yansıtma yoğunlukları farklı olduğu için görüntüde kontrast elde edilir.


    3. Temel Ekokardiyografi Türleri

    Ekokardiyografi, uygulama şekline göre farklı alt tiplere ayrılır:

    a. Transtorasik Ekokardiyografi (TTE)

    • En yaygın kullanılan yöntemdir.
    • Prob göğüs duvarına yerleştirilerek kalp görüntülenir.
    • Non-invaziv ve hasta açısından konforludur.

    b. Transözofageal Ekokardiyografi (TEE)

    • Özofagus içine yerleştirilen bir prob yardımıyla yapılır.
    • Kalbe daha yakın bir anatomik konumdan görüntü alındığı için özellikle kapakçık hastalıklarında ve endokardit gibi durumlarda yüksek çözünürlük sağlar.

    c. Stres Ekokardiyografi

    • Egzersiz (treadmill/bisiklet) veya farmakolojik ajanlarla (örneğin dobutamin) kalp hızı artırılarak uygulanır.
    • Koroner arter hastalığının tanısında kullanılır.

    d. Kontrast Ekokardiyografi

    • Damar yoluyla enjekte edilen mikrobaloncuklar sayesinde, kan akımı ve endokard yüzeyleri daha net görüntülenir.

    e. 3D ve 4D Ekokardiyografi

    • Kalbin üç boyutlu ve zaman içinde hareketli (4D) görselleri elde edilir.
    • Cerrahi öncesi planlama ve karmaşık kapak patolojilerinde değerlidir.

    4. Klinik Kullanım Alanları

    Ekokardiyografi, kardiyoloji pratiğinde çok geniş bir kullanım alanına sahiptir:

    • Kapak hastalıkları (stenoz, yetmezlik, prolapsus vb.)
    • Kalp yetersizliği ve ejeksiyon fraksiyonunun değerlendirilmesi
    • Doğumsal kalp anomalileri
    • Perikardiyal efüzyon ve tamponad tespiti
    • İntrakardiyak trombüs ve tümörlerin görüntülenmesi
    • Enfektif endokardit tanısı
    • Pulmoner hipertansiyon değerlendirmesi
    • Aort diseksiyonu ve diğer büyük damar patolojileri

    5. Avantajları

    • Girişimsel değildir, dolayısıyla hasta açısından düşük risklidir.
    • Radyasyon içermez, bu nedenle gebelikte de güvenle kullanılabilir.
    • Yatak başında uygulanabilir, taşınabilir cihazlarla acil durumlarda hızlı tanı sağlar.
    • Tekrarlanabilir ve tedavi sürecinde izlem için uygundur.

    6. Kısıtlılıkları

    • Obezite, akciğer hastalıkları (örneğin amfizem) gibi durumlar görüntü kalitesini düşürebilir.
    • Kullanıcıya bağımlıdır; deneyimli bir uygulayıcı gerektirir.
    • Bazı durumlarda TTE yetersiz kalabilir; TEE veya ileri görüntüleme gerekebilir (örneğin kardiyak MR).

    7. Güncel Gelişmeler

    Son yıllarda yapay zekâ algoritmaları ile otomatik ölçümler, otonom değerlendirme sistemleri ve uzaktan ekokardiyografi uygulamaları gelişmektedir. Ayrıca mobil cihazlara entegre taşınabilir ultrason prob sistemleri ile “point-of-care” ekokardiyografi, klinik karar verme süreçlerini hızlandırmaktadır.


    Keşif

    Ekokardiyografi, modern tıbbın en yaygın kullanılan görüntüleme tekniklerinden biri hâline gelmiş olsa da, kökeni 20. yüzyılın ortalarındaki fiziksel ve mühendislik temelli gelişmelere dayanmaktadır. Bu yöntem, esas olarak ultrason teknolojisinin tıp alanına adaptasyonu ile doğmuş, kalp hastalıklarının tanı ve izleminde devrim yaratmıştır.


    1. Öncesi: Ultrasonun Fiziksel Temelleri

    • 1880’ler: Fransız fizikçi Pierre Curie ve kardeşi Jacques Curie, piezoelektrik etkiyi keşfettiler. Bu olgu, elektrik akımıyla kristallerin titreştirilmesiyle ses dalgası üretilebileceğini ve ses dalgasıyla bu kristallerin elektrik sinyali üretebileceğini gösterdi – bu prensip ultrason teknolojisinin temelidir.
    • 1912: Titanik faciası sonrası, su altı buzdağlarını tespit etmek amacıyla sonar sistemleri geliştirildi. Bu gelişmeler daha sonra tıpta ultrason kullanımının temelini oluşturdu.
    • 1940’lar: II. Dünya Savaşı sırasında sonar teknolojisindeki gelişmeler, tıpta tanı aracı olarak ultrasonun kullanılabileceğini gösterdi.

    2. Tıpta Ultrasonun Kullanımı

    • 1942: Avusturyalı nörolog Karl Dussik, insan vücudunda ultrasonik görüntüleme uygulayan ilk kişi olarak kayıtlara geçti. Beyin tümörlerini tanımak amacıyla “transkraniyal ultrason” kullanmaya çalıştı.
    • 1950’ler: İsveçli doktor Inge Edler ve fizikçi Carl Hellmuth Hertz, kalbin hareketli yapılarının incelenmesi amacıyla ultrasonik yöntemler geliştirmeye başladı.

    3. Ekokardiyografinin Doğuşu

    • 1953: Inge Edler ve Hellmuth Hertz, ilk kez insan kalbinin ultrasonla sistematik görüntülenmesini başardı. Kullanılan cihaz esasen sanayi tipi bir ultrason cihazıydı. Bu gelişme, bugün ekokardiyografi olarak adlandırdığımız tekniğin doğuşudur.
      • Edler, bu yöntemi kalp kapakçığı hastalıklarını değerlendirmek için kullandı.
      • Bu ilk teknik, M-mod (motion mode) ekokardiyografi olarak adlandırılır; kalbin yapılarını tek bir düzlemde zamana göre izlemeye olanak sağlar.

    4. 1960’lar – 1970’ler: B-Mod ve 2D Ekokardiyografi

    • 1960’lar: B-mod (brightness mode) ile iki boyutlu görüntülemeye geçildi. Bu mod, farklı dokulardan yansıyan sinyalleri parlaklık yoğunluğuna göre göstererek anatomik yapıların şekilsel değerlendirmesini mümkün kıldı.
    • 1971: İlk ticari 2D ekokardiyografi cihazı piyasaya sürüldü. Bu dönemde cihazlar daha taşınabilir ve hastane ortamında uygulanabilir hâle geldi.
    • 1970’lerin sonları: Doppler ekokardiyografi geliştirildi. Bu teknik, kalpteki kan akımının hızını ve yönünü değerlendirme imkânı sağladı.

    5. 1980’ler – 1990’lar: Renkli Doppler, TEE ve 3D

    • 1980’ler: Renkli Doppler teknolojisi ile kan akımının yönü ve hızı renklendirilerek görselleştirildi. Bu, özellikle kapak yetmezliklerinin derecelendirilmesinde çığır açtı.
    • 1987: Transözofageal ekokardiyografi (TEE) yaygın klinik kullanım kazandı. Bu teknik ile kalbin arka yapıları, daha net şekilde görüntülenmeye başlandı.
    • 1990’lar: İlk 3D ekokardiyografi sistemleri geliştirildi; bu sistemlerle kalbin hacimsel ölçümleri ve cerrahi öncesi planlamalar mümkün hâle geldi.

    6. 2000’ler – Günümüz: 4D, Otomasyon ve Yapay Zekâ

    • 2000’ler: 4D ekokardiyografi (gerçek zamanlı 3D) ve gelişmiş görüntüleme algoritmaları devreye girdi.
    • 2010 sonrası: Yapay zekâ ile desteklenen otomatik ölçümler, görüntü tanıma sistemleri ve uzaktan ekokardiyografi uygulamaları klinik pratikte yer almaya başladı.
    • Günümüzde: Minimal invaziv kardiyolojik girişimlerde, intraoperatif değerlendirmelerde ve taşınabilir el cihazlarıyla hasta başında hızlı tanıda ekokardiyografi temel görüntüleme yöntemi olmuştur.



    İleri Okuma
    1. Dussik, K. T. (1942). Über die Möglichkeit hochfrequente mechanische Schwingungen als diagnostisches Mittel zu verwenden. Zeitschrift für die gesamte Neurologie und Psychiatrie, 174(1), 153–168.
    2. Hertz, C. H., & Edler, I. (1954). The use of ultrasonic reflectoscope for the continuous recording of the movements of heart walls. Acta Medica Scandinavica, 151(5), 417–430.
    3. Joyner, C. R. Jr., Reid, J. M., & Bond, J. P. (1963). Ultrasound cardiography: Principles and applications. Circulation, 27(4), 537–548.
    4. Weyman, A. E. (1994). Principles and Practice of Echocardiography. Lippincott Williams & Wilkins.
    5. Feigenbaum, H. (2005). Feigenbaum’s Echocardiography. Lippincott Williams & Wilkins.
    6. Lang, R. M., Bierig, M., Devereux, R. B., et al. (2005). Recommendations for chamber quantification. European Journal of Echocardiography, 6(5), 307–309.
    7. Lang, R. M., et al. (2015). Recommendations for cardiac chamber quantification by echocardiography in adults. European Heart Journal–Cardiovascular Imaging, 16(3), 233–270.
    8. Nagueh, S. F., Smiseth, O. A., Appleton, C. P., et al. (2016). Recommendations for the evaluation of left ventricular diastolic function by echocardiography. Journal of the American Society of Echocardiography, 29(4), 277–314.
    9. Otto, C. M., & Pearlman, A. S. (2018). Textbook of Clinical Echocardiography. Elsevier.
    10. Zamorano, J. L., Badano, L. P., Bruce, C., et al. (2020). EAE/ASE recommendations for the use of echocardiography in new cardiovascular technology. European Heart Journal–Cardiovascular Imaging, 21(10), 1173–1193.


    Kronik obstrüktif akciğer hastalığı

    1 | ICD-10 Kodları

    • J44.0 Akut alt solunum yolu enfeksiyonlu KOAH
    • J44.1 Akut alevlenme ile birlikte KOAH, tanımlanmamış
    • J44.8 Diğer tanımlanmış KOAH
    • J44.9 KOAH, tanımlanmamış

    2 | Tanım

    Kronik bronşitle amfizemin patolojik birlikteliği sonucu geri dönüşsüz hava akımı kısıtlanmasına yol açan, progresif, sistemik etkileri de olan kronik bir inflamatuar akciğer hastalığıdır. Tipik yakınmalar kronik balgamlı öksürük, dispne ve egzersiz intoleransıdır.

    3 | Epidemiyoloji (Almanya, 2015)

    • Yatarak tedavi edilen KOAH olgusu: 241 742
    • Ortalama yaş: 70,5 yıl
    • Ölüm sayısı: 31 073 (6’ncı en sık ölüm nedeni)

    4 | Etiyoloji & Risk Faktörleri

    • Tütün dumanı ≈ %90
    • Hava kirliliği (ince toz, SO₂, NOₓ)
    • Mesleki maruziyet (organik-inorganik toz, gaz, çözücü buharı)
    • Tekrarlayan çocukluk İYE
    • Genetik yatkınlık (örn. α-1 antitripsin eksikliği)

    5 | Patoloji

    • Bronş/bronşiyol duvarında kronik inflamasyon
    • Bazal membran kalınlaşması
    • Goblet hücre hiperplazisi + mukus artışı
    • Alveolar septa yıkımı → amfizem boşlukları
    • Pigmente makrofaj birikimi (antrakozis)

    6 | Semptomlar ve Klinik Değerlendirme

    • Kronik öksürük ± balgam (beyaz → viral, sarı/yeşil → bakteriyel)
    • Efor dispnesi, göğüste sıkışma
    • CAT (0-40) ve mMRC (0-4) skorlamalarıyla semptom yükü
    • Son evrede “barel göğüs”, hiperinflasyon, amfizem bulguları

    7 | Tanı Yaklaşımı

    YöntemBulgular / Amaç
    SpirometriPost-BD FEV₁/FVC < 0,70 → tanısal
    Kan gazı (BGA)Kronik/akut hiperkapni, asit-baz durumu
    Göğüs radyografisi / BTPnömoni, pnömotoraks dışlama, amfizem
    Balgam kültürü & mikrobiyolojiAlevlenmede patojen belirleme
    Kan sayımı & CRPEnflamasyon, poliglobüli
    PFT (DLCO, RV, TLC)Hiperinflasyon, diffüzyon kusuru

    8 | Sınıflandırma

    a. Hava akımı kısıtlanması (GOLD derecesi)

    • GOLD 1 ≥ %80
    • GOLD 2 50–79 %
    • GOLD 3 30–49 %
    • GOLD 4 < %30 (FEV₁, post-BD)

    b. Semptom/alevlenme matrisi (ABCD/2023 E-REFORM)

    • A Düşük semptom & düşük risk
    • B Yüksek semptom & düşük risk
    • C Düşük semptom & yüksek risk
    • D Yüksek semptom & yüksek risk

    9 | Ayırıcı Tanı

    Bronşiyal astım, bronşektazi, kistik fibroz, sarkoidoz, bronşiolit obliterans.

    10 | Uzun Süreli Tedavi Stratejisi

    HedefMüdahaleler
    Risk azaltmaSİGARA BIRAKMA, grip & pnömokok aşısı
    İlaçBronkodilatörler:  • SABA/SAMA (gerektiğinde) • LABA veya LAMA (1’inci basamak) • LABA + LAMA (semptom yüksek) • LABA + ICS (eoz ≥ 300/mm³ veya ≥2 alevlenme/yr) • LABA + LAMA + ICS (ileri) • PDE-4 inh. (roflumilast) – kronik bronşit + FEV₁ < %50 • Teofilin (3’üncü seçenek)
    Spesifik biyolojikDupilumab (IL-4Rα); eoz ≥ 300/mm³, T2-yüksek fenotip
    Non-farmakolojikPulmoner rehabilitasyon, direnç-egzersiz, hasta eğitimi, uzun süreli O₂ (PaO₂ ≤ 55 mmHg veya SaO₂ ≤ %88), ev mekanik ventilasyonu
    Cerrahi/EndoskopikBulektomi, LVRS, endobronşiyal valf (heterojen amfizem & CV–), akciğer transplantasyonu (FEV₁ < %20 veya BODE ≥ 7)

    11 | Akut Alevlenme Yönetimi

    a. Farmakolojik

    • Sistemik kortikosteroid: Prednizon 40 mg p.o. × 5 gün
    • Bronkodilatör nebül: Berodual®, Combivent® (SABA + SAMA)
    • Antibiyotik (süpüratif balgam ± CRP↑):
      • Sefazolin 2 g i.v. 8-12 s
      • Piperasilin/Tazobaktam 4,5 g i.v. 8-12 s
    • İntravenöz kortikosteroid: Deksametazon 25-50 mg (Solu-Dac®)
    • İnhale mukolitik/serum fizyolojik nebul: NaCl %0,9

    b. Solunum desteği

    • NIV başlama eşiği: pH 7,30–7,35 & PaCO₂ > 45 mmHg (Yoğun bakım dışı)
    • pH < 7,25 → Yoğun bakım değerlendirmesi/intübasyon olasılığı

    12 | İleri Tedaviler

    YöntemUygun Hasta ProfiliKlinik Kazanç
    Endobronşiyal Valf (Zephyr®, Spiration®)Tek lob‐dominant heterojen amfizem, Chartis® ile CV(–)FEV₁ +%20, 6-DKY +35 m, SGRQ –7
    DupilumabEoz ≥ 300/mm³, T2-yüksek KOAHAlevlenme –%30, FEV₁ +160 mL
    Akciğer TransplantasyonuFEV₁ < %20, BODE ≥ 7, ≥3 ağır alevlenme/yılYaşam süresi & QoL artışı


    Keşif

    Erken Keşifler:

    • 1814: Charles Badham, günümüzde KOAH’ın erken bir belirtisi olarak kabul edilen bronşiti tanımlamak için “nezle” terimini kullandı.
    • 1837: René Laennec, stetoskopla yaptığı çalışmalarla KOAH’ın önemli bir bileşeni olan amfizemin ilk net tanımlarını yaptı.

    20. Yüzyıl Gelişmeleri:

    • 1953: George L. Waldbott, sigara dumanının kronik akciğer hastalığıyla ilişkili zararlı etkilerini tanımlayarak KOAH’ın ana risk faktörlerinden birini anlamanın yolunu açtı.
    • 1963: İngiliz Tıbbi Araştırma Konseyi, bronşit ve amfizemin kronik doğasının altını çizdi ve klinik tanı için kriterler oluşturarak bu durumları diğer solunum yolu hastalıklarından daha net bir şekilde ayırdı.
    • 1965: Noël Christopher Snell, tıp literatüründe “KOAH” terimini ilk kullananlardan biri oldu ve bu da KOAH’ın ayrı bir hastalık olarak ayırt edilmesine yardımcı oldu.
    • 1972: Peter J. Sterk ve meslektaşları KOAH’ta hava yolu enflamasyonu mekanizmalarını öne sürerek alevlenmelerin artmış enflamatuar aktivite evreleri olarak tanınmasına yol açtı.

    20. Yüzyılın Sonlarından 21. Yüzyılın Başlarına

    • 1977: Bartolome R. Celli ve arkadaşları alevlenmelerin tetiklenmesinde bakteriyel enfeksiyonların önemini ve tedavisinde antibiyotiklerin rolünü vurguladılar.
    • 1981: Paul T. Macklem ve Jere Mead, alevlenmeler sırasında hiperinflasyon ve hava hapsi kavramını ortaya atarak akciğer hacmini azaltmayı amaçlayan tedavi stratejilerini etkiledi.
    • 1995: Avrupa Solunum Derneği (ERS) ve daha sonra 2001 yılında Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı Küresel Girişimi (GOLD), alevlenmeler için standartlaştırılmış yönetim protokollerini içeren kılavuzlar sunarak küresel tedavi uygulamalarını önemli ölçüde etkiledi.
    • 2000: KOAH’ta tedavi stratejilerini inceleyen en büyük çalışmalardan biri olan ve özellikle kombinasyon tedavileriyle alevlenmelerin azaltılmasını hedefleyen TORCH (Towards a Revolution in COPD Health) çalışması başladı.

    21. Yüzyıl Yenilikleri:

    • 2007: Marc Decramer ve arkadaşları, bir fosfodiesteraz-4 inhibitörü olan roflumilastın ağır KOAH’ta alevlenme sıklığını azaltma üzerindeki etkilerini gösterdi.
    • 2010s: 2018’deki IMPACT çalışması da dahil olmak üzere birçok çalışmada alevlenme oranlarında önemli azalma gösteren üçlü inhalasyon tedavisinin (ICS/LABA/LAMA) tanıtılması.
    • 2020: KOAH’ta spesifik enflamatuar yolakları hedefleyen biyolojik tedavilerin kullanımı araştırılmakta ve alevlenmelerin kişiselleştirilmiş tedavisinde yeni bir çağın habercisi olmaktadır.

    İleri Okuma
    • Rodriguez-Roisin, R., et al. “Toward a Consensus Definition for COPD Exacerbations.” Chest, vol. 117, no. 5, 2000, pp. 398S-401S.
    • Calverley, P. M. A., Anderson, J. A., Celli, B., et al. (2007). “Salmeterol and fluticasone propionate and survival in chronic obstructive pulmonary disease.” New England Journal of Medicine, 356(8), 775-789.
    • Celli, B. R., & MacNee, W. (2004). “Standards for the Diagnosis and Treatment of Patients with COPD: A Summary of the ATS/ERS Position Paper.” European Respiratory Journal, 23(6), 932-946.
    • Reddel, H. K., Taylor, D. R., Bateman, E. D., et al. (2009). “An Official American Thoracic Society/European Respiratory Society Statement: Asthma Control and Exacerbations.American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine, 180(1), 59-99.
    • Leuppi J D et al. (2013). Short-Term vs Conventional Glucocorticoid Therapy in Acute Exacerbations of COPD. JAMA 309(21): 2223-2231.
    • Wedzicha, J. A., et al. “Management of COPD Exacerbations: a European Respiratory Society/American Thoracic Society Guideline.” European Respiratory Journal, vol. 47, no. 3, 2016, pp. 698-713.
    • Ergan B et al. (2017). ERS/ATS Clinical Practice Guidelines for Non-Invasive Ventilation. Eur Respir J 50(4): 1602426.
    • Vogelmeier, C., Criner, G. J., Martinez, F. J., et al. (2017). “Global Strategy for the Diagnosis, Management, and Prevention of Chronic Obstructive Lung Disease 2017 Report: GOLD executive summary.” European Respiratory Journal, 49, 557-582.
    • Criner G J et al. (2018). Zephyr Endobronchial Valve Therapy for Emphysema. Am J Respir Crit Care Med 198(9): 1151-1164.
    • Celli B R, Wedzicha J A. (2019). Lung Transplantation in COPD. J Thorac Dis 11(Suppl 14): S1927-S1934.
    • Singh, D., Agusti, A., Anzueto, A., et al. (2019). “Global strategy for the diagnosis, management, and prevention of chronic obstructive lung disease: the GOLD science committee report 2019.” European Respiratory Journal, 53.
    • Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD). “Global Strategy for the Diagnosis, Management, and Prevention of Chronic Obstructive Pulmonary Disease.” 2020 Report.
    • Global Initiative for Asthma (GINA). “Global Strategy for Asthma Management and Prevention.” 2020 Update.
    • Rochester C L et al. (2021). Pulmonary Rehabilitation after COPD Hospitalization. Am J Respir Crit Care Med 204(3): 222-224.
    • Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD). “GOLD Reports,” 2023.
    • Lehtimäki L et al. (2023). Dupilumab for COPD with Type 2 Inflammation. N Engl J Med 389: 1035-1048.
    • Rabe K F et al. (2024). Dupilumab in COPD with Blood Eosinophils. N Engl J Med 390: 456-468.
    • Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease. (2024). GOLD Executive Report.

    Click here to display content from YouTube.
    Learn more in YouTube’s privacy policy.

    Propedötik

    Antik Yunancadaki πρό (próönce) + παιδεύω (paideúōben öğretirim) → προπαιδεύω (propaideúō“Hazırlık talimatı veriyorum)

    • Ön eğitim veya hazırlanma dersi olarak çevrilir.
    • Bir bilim dalının methodik ve terminolojik olarak tanıtılmasıdır.
      • Psikolojide, bir hastanın ilgili psikoterapinin ve prosedürlerinin temel unsurlarına ve ilkelerine tanıtılması için kullanılan terim. Bu, özellikle bir zihinsel bozukluğun semptomlarının ve nedenlerinin açıklamasını, psikoterapi gereksinimlerini ve olağan veya beklenen eylem tarzını içerir.