Cinsel Seçilimin Cevapladığı Kritik Soru: Erkekler Neden Var? 

“Erkek” diye bir cinsiyetin var olma nedeni, uzun bir süredir bilim insanlarının kafasını kurcalamaktadır. Yüzeysel olarak bakıldığında eşeyli üreme verimsiz ve masraflıdır; ancak buna rağmen çokhücreli canlıların ezici bir çoğunluğu genlerini gelecek nesillere aktarmak için bu yöntemi seçmiştir. Bu durumda… Erkekler neden var? Güney Angliya Üniversitesi’nden bilim insanları, bu soru işaretini aydınlatmayı başardıklarını düşünüyor. Cevap, evrimsel biyolojiden anlayanların büyük oranda öngörecekleri gibi: Cinsel Seçilim. Ancak araştırmacılar, cinsel seçilimin toplum sağlığı üzerinde etkisi olduğunu ve böylece türleri yok olmaktan koruyucu bir görev gördüğünü de gösterdiler. Böylece ikinci bir cinsiyetin varlığının, soyun kırılmasını önleyici bir mekanizma görevi gördüğünü ortaya koymuş oldular.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmada Tribolium cinsi un böcekleri üzerinde çalışılarak, çokhücreli canlıların üremek için neden sekse başvurduğu anlaşılmaya çalışıldı. Kontrol altındaki laboratuvar koşullarında araştırmacılar, 10 yıllık bir süre boyunca böceklerin 50 neslini adım adım takip ettiler ve cinsel seçilimin böceklerin evrimi üzerindeki etkisini incelediler. Charles Darwin tarafından ortaya konduğu gibi cinsel seçilim, genellikle erkeklerin dişileri elde etmek için birbiriyle mücadele etmesi sürecidir. Makalenin baş yazarı Matt Gage şöyle söylüyor:
“Dünya üzerindeki çok hücreli canlıların neredeyse hepsi seks yaparlar. Ancak seksin varlığını açıklamak çok kolay değildir, çünkü seks yapmak büyük bir yüktür. Bu yükün başında, yavrularınızdan sadece yarısının (dişi olanların) yavruyu meydana getirebilecek cinsiyete sahip olmasıdır. Bu durumda tüm bu türler neden erkeklerle zaman kaybetmektedir?
 
Bizler, Darwinci seçilimin bu kadar yaygın ama aynı zamanda bu kadar da müsrif gibi gözüken bir üreme sisteminin devamlılığını neden sağladığını anlamak istedik. Çünkü örneğin sadece dişilerden oluşan aseksüel popülasyonlarda seks yapmadan, çok daha fazla sayıda yavru üretebilmek daha avantajlı gözükmektedir.”
 
Araştırmacılar cinsel seçilimin etkisini ortadan kaldırdıklarında böceklerin tek eşli olacak şekilde çiftlere ayrıldıklarını gördüler. Bundan hemen sonra, böceklerin sağlığı hızla kötüleşti ve sadece 10 nesil sonra tamamen yok oldular! Bunun tam tersi şekilde, 90 erkeğin sadece 10 dişiyle çiftleşmek için mücadele etmek zorunda olduğu, üzerlerinde yoğun miktarda cinsel seçilim baskısı bulunan böcekler soy tükenmesine çok daha dirençliydiler. Gage şöyle diyor:
“Rakipleri elemekte iyi olmak ve üremek üzere eşleri üzerine çekmek için bir bireyin birçok farklı açıdan iyi olması gerekmektedir. Dolayısıyla cinsel seçilim, popülasyonların genetik sağlığını korumak ve geliştirmek için çok etkili bir filtredir. Bulgularımız, üreme için seks yapmanın baskın yöntem olmasının sebebinin, cinsel seçilimin bu önemli genetik faydaları sağlaması olduğu fikrini doğrulamaktadır.”
 
Araştırma, cinsel seçilimin zararlı genetik mutasyonları elemek konusunda kritik bir rol oynadığını da göstermektedir. Erkekler arasında rekabet oldukça, dişiler genetik olarak zayıf erkeklerle üremekten uzak duracaktır. Araştırmanın gösterdiğine göre sadece 20 nesil boyunca bile yapılan iç döllenme (ensest çiftleşme) sonrasında cinsel seçilim etkisi altında olan böceklerin daha yüksek uyum başarısı vardı ve popülasyonlarının sağlık durumu çok daha iyiydi; üstelik yok olmaya karşı çok daha dirençlilerdi.
Aslında araştırma, çok uzun bir süredir cinsel seçilimin cinsiyetlerin ortaya çıkmasında ve onları pekiştirmesindeki role bir diğer açıdan, pratik ve deneysel bir kanıt sunmuş oluyor. Eşeyli üreme her ne kadar eşeysiz üremeye göre daha masraflı olsa da, getirileri de eşeysiz üremeyle kıyaslanamayacak kadar fazladır. Örneğin, evrimsel sürecin devamlılığı ve türlerin varlıklarını koruyabilmesi için çeşitlilik vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Eşeyli üremede, eşeysiz üremeye nazaran çok daha fazla çeşitlilik üretilip korunabilmektedir. Böylece eşeyli üreyen canlılar daha fazla çeşitlenebilmekte, evrime de çalışabileceği malzeme yaratılmış olmaktadır. Bu çeşitlilik arasında ortam şartlarına en uyumlu olanlar daha kolay hayatta kalıp üremekte ve kendilerini güçlü/uyumlu kılan genleri daha fazla gelecek nesillere aktarabilmektedir. Dolayısıyla çeşitliliği pekiştiren her mekanizma (eşeyli üreme gibi), evrimsel süreçte de avantaj sağlayacaktır. Bu nedenle canlılar, tek cinsiyet yerine iki cinsiyetli bir sisteme doğru evrimleşmektedir.

Kaynak: Cinsel Seçilimin Cevapladığı Kritik Soru: Erkekler Neden Var? – Evrim Ağacı

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır? 

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır?

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.
Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.
Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.
Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.
Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Kaynak: Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır? – Evrim Ağacı