Yapay Kan: Nedir, Nasıl Üretilir, Ne İşe Yarayacaktır?

Yapay kan yakında ilk defa olarak Birleşik Krallık’da (UK) test edilecek. New Scientist bu kanın nasıl ve neden yapıldığına dair kısa bir yazı yayınladı.
Yapay kan nedir?
Gerçek kana alternatif kan üretmenin (buna “kan ikamesi” deniyor) amacı, en belirgin görevi dokulara oksijen sağlamak olan gerçek kanın yerine geçmektir. Başka bir deyişle amaç, kan naklinde kullanabilmek üzere oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerine bir alternatif bulmaktır. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Örgütü, 2017’den itibaren insanlara kan naklinde yapay kan kullanımına başlamayı planladıklarını açıkladı. Bu aynı zamanda dünyadaki bu alanda ilk klinik çalışma olacak.
Ne tür yapay kan çeşitleri var?
Birçok yapay kan çeşidi bulunuyor. Bazı araştırmacılar, kırmızı kan hücrelerine oksijen bağlayan hemoglobin molekülü temelli kan ikameleri üzerinde çalışıyor. Bu tür bir ürün olup bovin hemoglobinden üretilen Hemopure, geçmişte 2001 yılında Güney Afrika’da insanlar üzerinde kullanımı için uygun olduğu saptandı. Buna ilişkin Birleşik Devletler’de (US), hayati tehditleri olan anemi hastalığını iyileştirmek adına klinik deneyler yapılıyor.
Diğer ikame türleri ise, tıpkı perflorokarbonlar gibi tamamıyla sentetik oksijen taşıyan moleküller ile kan ikameleri elde edilip edilemeyeceği üzerine… Fakat Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Örgütü’nün çalışmaları laboratuvar ortamında elde edilmiş gerçek kan hücreleri üzerine.
Bu hücreler nasıl elde ediliyor?
Kök hücrelerden. Araştırmacılar, daha önceden gönüllülerin kemik iliklerinden aldıkları kan (hematopoietik) kök hücrelerini alıp onları kimyasal gelişim faktörleriyle tetikleyerek kırmızı kan hücrelerine dönüşmelerini sağlamayı başardılar. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Örgütü de muhtemelen benzer bir yöntem kullanacak. Ancak bir başka zengin kan kök hücresi kaynağı olan göbek kordonundaki kanı da kullanarak keşifler yapmayı planlıyorlar.
Başarılı olacak mı?
 
Başarılı olması gerekiyor. Marlborough/Massachusetts’de yer alan Ocata Therapeutics’de baş bilim insanı Robert Lanza ve meslektaşları bir ilk olarak 2008 yılında büyük ölçekli bir şekilde laboratuvar ortamında kırmızı kan hücrelerini elde ettiler. 2011 yılında, Paris Pierre and Marie Curie Universitesi’nde Luc Douay ve meslektaşları da laboratuvar ortamında elde edilen kırmızı kan hücreleri ile gönüllü insanlara ilk küçük kan nakillerini gerçekleştirdiler. Bu hücreler, tıpkı normal kırmızı kan hücreleri gibi davrandılar ve nakilden 26 gün sonra dahi yaklaşık 50% oranında kan içerisinde dolaşmaya devam ettiler.
Yani aşılması gereken bir engel kalmadı mı?
 
Galiba henüz bir tane var: o da, kanın miktarı. 2011’de Douay, bu teknolojiyi daha büyük bir ölçeğe taşıyarak düzenli kan nakli için yeterli miktarda yapay kan hücresi üretmenin büyük bir sorun olacağını belirtmişti. Ekibiyle yaptığı çalışmada gönüllülere 10 milyar yapay kan hücresi enjekte ettiler, fakat bu sadece  2 mililitre kana denk düşüyor.
Lanza’nın ekibi 100 milyar kan hücresi üretebilmiş olmalarına rağmen uyguladıkları teknik tartışmalı olan embriyonik kök hücrelerini kullanıyordu. Buna rağmen, tek bir kan nakli için gereken hücre miktarının yirmide birini ürettiler.
O zaman neden bu konuda uğraşmalıyız?
 
Geçen yıl İngiltere ve Kuzey Galler’de yeni kan bağışçılarının sayısı 40% oranında düştü. Bu düşüş sebebiyle, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Örgütü alternatif kaynakların olağan günlük ameliyatlar için giderek daha fazla hayati önem taşır hale gelebileceğini söylüyor. Ayrıca yapay kan, özellikle uygun bağışçıların daha az olduğu nadir kan gruplarına sahip insanlara daha etkin olarak yardım edilebilmesini de sağlayabilir.
 

İnsansıların Evrimi: Hominoidea, Hominidae, Homininae, Hominini, Hominina ve Homo (sapiens)

İnsan, bilimsel açıdan oldukça muğlak bir terimdir. Bunun 2 temel nedeni var: İlki, “insan” sözcüğünün bilimsel bir terim olmaması. Bu, bir canlının halk arasındaki ismidir. Örneğin “çayır köpekleri” ismi, bir canlının halk arasındaki adıdır. Fakat canlı bir köpek türü değildir; Cynomys cinsi sincaplara halkın taktığı isimlerdir. Bunun birçok örneği vardır: dağ keçisi, keçi değildir. Yeleli kurt, kurt değildir. Kral kobra, gerçek bir kobra değildir. En fenası, “tavuskuşu mantis ıstakozu” ne bir tavuskuşudur, ne bir mantistir, ne de ıstakozdur. Bu sorun nedeniyle bilim camiasında türler, tür isimleriyle anılırlar. İnsan da farksızdır. İnsan sözcüğü halk arasında kullandığımız bir isimdir ve hepimiz “insan” derken ne kastettiğimizi biliriz. Ancak bilimsel terminolojide dikkatli olmak gerekir; zira terimler çok iyi tanımlanmazlarsa, iletişimde ve araştırmalarda büyük sorunlar çıkacaktır. Buna az sonra döneceğiz.

İnsan sözcüğünün bilimsel olarak pek anlamlı olmamasının ikinci nedeni ise evrimdir. Evrimsel süreçte canlılar çok yumuşak bir şekilde değişirler. Bir tür, yeni bir türe son derece ufak basamakların birikimiyle geçer. Dolayısıyla canlıları sınıflandırmak çok güçtür. Bu nedenle taksonomistler, paleontologlar, arkeologlar ve antropologlar sürekli birbirleriyle kavga ederler. Türler arası geçiş öylesine yumuşak, evrim öylesine narin bir süreçtir ki; türleri net çizgilerle birbirinden ayırmakta zorlanırız. Ne zaman ki araya yeterince zaman koyarız, o zaman iki tür arasındaki fark daha belirgin hale gelir. Fakat bu defa da eklediğimiz zamandan ötürü kimi zaman aradaki geçişte bulunan türleri atlayabiliriz. Bu nedenle bilim insanları son derece titiz bir şekilde çalışarak türleri isimlendirmeye ve birbirinden ayırmaya çalışırlar. Böylelikle evrimsel süreçte hangi türün hangisinin atası olduğu, kimin kimden evrimleştiği, hangi türlerin daha yakın, hangi türlerin daha uzak akraba oldukları anlaşılabilir.
Gelelim insana… “İnsan”, halk arasında “bildiğimiz insan”ı tanımlamak için kullanılan bir sözcüktür. Bu makuldür, zira yaşayan tek insan türü biziz. Fakat aynı genellemeyi diğer türlere yapmaya kalktığımızda, komik senaryolarla karşılaşılır. Örneğin “yarasa” bizim için spesifik bir canlıya işaret ediyor gibi gözükür. Halbuki Dünya’da 1240 farklı yarasa türü an itibariyle yaşamaktadır. “Kelebek işte.” deyip geçtiğimiz canlılar, Dünya’da 20.000 ayrı türle temsil edilirler! “Balık” der geçeriz; halbuki “balık” sözcüğü içerisinde en az 30.000 ayrı tür bulunmaktadır! Üstelik bu canlılar, şu anda yaşayan türlerdir. Bunların evrimsel süreçteki ataları ve soyu tükenmiş kuzenleri de işin içine dahil edildiğinde, işler iyice karışır. Öyle karışır ki, antik fosilleri çıkarıp, tür adlarını belirtmeksizin üzerine “balık”, “kelebek”, “yarasa” yazarak bugünkü türlere nazaran hiç değişmemiş olduklarını iddia eden tuhaf insanlar türeyebilir. 30 milyon yıl önce yaşayan bir balığın dış hatlarının kabaca bugünküne benzemesi, bu ikisinin aynı tür olduğu anlamına gelmez. Bu canlıların değişmediği anlamına hiç gelmez.
İnsan da, her zaman “insan” değildi. Hatta “insan” sözcüğü bilimde, halk arasındaki anlamından farklı kullanılır. Tıpkı “teori” sözcüğünün bilim ve halk için anlamlarının tamamen farklı (ve çoğu zaman 180 derece zıt) olması gibi… İnsan, çoğu zaman Homo isimli hayvan cinsini karşılamak için kullanılan bir sözcüktür. Ancak tek Homo türü, biz “anatomik olarak modern insanlar” (bilimsel adıyla Homo sapiens) değildir. Bugüne kadar Homo cinsi altında 14 civarında farklı tür tanımlanmıştır. Bunların hepsinin soyu tükenmiştir. Ancak, örneğin halk arasında Neandertaller olarak bilinen Homo neanderthalensis isimli insan türü, sadece 30.000 yıl önce aramızdaydı! Benzer şekilde, bir diğer insan türü olan Flores İnsanları (bilimsel adıyla Homo floresiensis türü), sadece 13.000 yıl öncesine kadar Dünya’da, biz modern insanlarla birlikte yaşamaktaydı! Bu akıl almaz olsa da, gerçektir. “İnsan”, var olmuş tek insan türü değildir. Muhtemelen son da olmayacaktır.
Bilim insanları Homo cinsi çevresinde taksonomik bir gruplar piramidi inşa etmiştir. Örneğin “insansı” olarak Türkçeleştirebileceğimiz Homonidler, biz modern insanlara kadar gelecek evrimsel soy ağacının, şempanzelerle olan ortak atamız da dahil olmak üzere, yaşayan en yakın kuzenlerimiz şempanzelere gidecek soy hattından ayrıldığımız son 6 milyon yılda yaşamış bütün atalarımız ve kuzenlerimizin ortak adıdır. İnsan, bir hominid türüdür (insansı türüdür). Hominid sözcüğünün Türkçesinin “insansı” olması, insanın “insan benzeri olan ama insan olmayan” bir tür olduğu anlamına gelmez. Taksonomide büyük bir gruba isim verilecekken, içerisinde bir temsilci seçilir. Kargagiller, İnsangiller, Gülgiller bunun örnekleridir. İnsansılar da, bu grup içerisindeki alt gruplardan sadece birisidir.
İşte “insan” merkezli “insan ve akrabaları” grubu, Homo sözcüğünden türetilen birçok terimle karşılanır. Hominidler bunlardan bir tanesidir; ancak daha birçok taksonomik seviye vardır. Bunları daha genelden, daha özele doğru sırayla derleyecek olursak:
  • Hominoidea: Kuyruksuz Maymunlar üst ailesinin (üst familyasının) adıdır. Kimi zaman “insansı maymunlar” ve “insaymunlar” olarak da anılır; ancak bunlar çok geçerli terimler değildir. İngilizce karşılığı “ape” sözcüğüdür. İçerisinde insanlar, şempanzeler, bonobolar, goriller, orangutanlar, gibonlar, siyamanglar ve tüm bu canlıların bütün türleri, ataları ve soyu tükenmiş kuzenleri bulunur.
  • Hominidae: Hominidler olarak da bilinen taksonomik ailedir (familya). Türkçede Büyük Kuyruksuz Maymunlar, İngilizcede “great apes” olarak geçer. Görselde kullanılan “hominid” sözcüğü aslen hatalıdır. İngilizcede halk arasında “insan ve ataları” kalıbı “hominid” sözcüğüyle karşılanır. Halbuki “hominid” sözcüğü, Hominidae ailesinin tamamına ait türlerin adıdır. Bu türler arasında insanlar, şempanzeler, bonobolar, goriller, orangutanlar ve tüm bu canlıların bütün türleri, ataları ve soyu tükenmiş kuzenleri bulunur. Yani Hominoidea seviyesine kıyasla sadece gibonlar, siyamanglar ve bunların soyu tükenmiş ataları ve kuzenleri dışlanır.
  • Homininae: Bu noktadan sonra artık Türkçe ve İngilizce karşılık bulmak zorlaşır. Homininae, taksonomik bir alt ailedir (alt familya). İçerisinde insanlar, şempanzeler, bonobolar, goriller ve tüm bu canlıların bütün türleri, ataları ve soyu tükenmiş kuzenleri bulunur. Yani Hominidae seviyesine kıyasla sadece orangutanlar ve bunların soyu tükenmiş ataları ve kuzenleri dışlanır.
  • Hominini: Taksonomik olarak bir oymak veya tribü olan bu grup içerisinde insanlar, şempanzeler, bonobolar ve tüm bu canlıların bütün türleri, ataları ve soyu tükenmiş kuzenleri bulunur. Yani Homininae seviyesine kıyasla sadece goriller ve bunların soyu tükenmiş ataları ve kuzenleri dışlanır.
  • Hominina: İşte gerçek “insansı”lara geldik. Görselde aslen gördüğümüz de Hominina’dır. Bunlar artık Kuyruksuz Maymunlar (Hominoidea) içerisinde yer alan şempanzelerle olan ortak atamızdan ayrıldıktan sonra modern insanlara (Homo sapiens) kadar evrimleşmiş ve yok olmuş her şeydir. İçerisinde insanların bütün türleri, ataları ve soyu tükenmiş kuzenleri bulunur. Hominini seviyesine kıyasla şempanzeler, bonobolar bunların soyu tükenmiş ataları ve kuzenleri dışlanır. Sahelanthropus, Orrorin, Ardipithecus, Australopithecus, Paranthropus, Kenyanthropus ve Homo cinslerini içerisinde barındırır. Tabii bu cinslerin altındaki bütün türleri de… Bu şekilde baktığımızda tutucu bir tahminle 19, muhtemelense 30’un üzerinde tür bu grup içerisindedir.
  • Homo: Nihayet Homo cinsine geldik… 2 milyon yıldır var olan, taksonomik bir cins. Ama dediğimizi unutmayın: tek insan türü asla değiliz, bundan sonra da muhtemelen olmayacağız. Biz, sadece son 200.000 yıldır var olanHomo sapiens türüyüz. Bize kimi zaman “modern insanlar” deniyor, kimi zamansa “anatomik olarak modern insanlar”. Halk arasında sadece “insan” olarak biliniyoruz; halbuki tek insan biz değiliz.
Görsel Çeviri ve Düzenleme: Mehmet Onurcan Kaya (Evrim Ağacı)
Kaynak: visual.ly

Ayna Nöronlar

Bir parkta yürüdüğünüzü hayal edin, çimlerde top oynayan çocuklar olsun. Çocukların oynadığı o top önünüzde yürümekte olan bir insana geldiğinde, sanki size gelmiş gibi tepki verirsiniz. Veya bir yarışı izlerken, sporcular bitiş çizgisine yaklaştıkça sizin kalbiniz de hızla atmaya başlar. Daha bilindik bir şey ise, karşınızdaki kişi yediği bir şeyden iğrendiğinde, yüzünüz sanki siz iğrenmişsiniz gibi şekil alır, hatta bazılarımızda daha ileri gider ve mideleri bulanır. Karşınızda biri esnediğinde, siz de onunla esnersiniz. Acı çeken bir canlı, kendi türünüzden olmayan bir hayvan bile görseniz, içiniz onunkisi gibi cız eder ve acır.
2005 yılında Marco Iacoboni ve bir grup bilim insanı, yaptıkları araştırma sonucu yukarıda bahsettiklerimizin sebebinin “ayna nöronlar” olduğunu öne sürdü. Bu ilk araştırmanın ardından yapılan bir dizi araştırma da bunu destekler nitelikte oldu. Biz de bu yazımızda size ayna nöronlardan bahsetmek istedik.
Ayna nöronlar ilk olarak, 1980’lerden başlayarak 1990’lara kadar bunlar üzerine araştırma yapan Giacomo Rizzolatti ve ekibi tarafından bulundu. Bu nörofizyolojistler, Macaca nemestrina türü 3 tane makağın ventral premotor kortekslerine elektrotlar yerleştirerek makakların el ve vücut hareketlerini bir süre takip ettiler. Deney boyunca, maymunların karşıdaki kişinin hareketlerini taklit etmelerini sağladılar. Bu süre zarfında F5 bölgesindeki bazı nöronların, taklit hareketlere karşılık verdiğini fark ettiler. Bu nöronlara da “ayna nöronlar” dendi. Araştırma yapıldıktan sonra Nature’a gönderilmiş olsa da, insanların ilgisini çekmeyeceği düşünülerek makale kabul edilmedi. Devamındaki araştırmalarda, bu tarz bir ayna sisteminin insan beyninin Broca bölgesinde de olduğu anlaşıldı.
Macaca nemestrina
Araştırmada da görüldüğü gibi, ayna nöronlar makakların F5 olarak da adlandırılan inferior frontal giruslarında ve ayrıca inferior parietal lobüllerinde bulunur. Makaklarda bu nöronların tam olarak görevi öğrenilememiş olsa da, bilinen tek gerçek yavru makakların dahi insanların hareketlerini taklit edebiliyor olması. Bu nöronların yetişkin maymunlarda bir başka maymunun ne yaptığını anlamaya olanak sağladığı ise üzerinde en fazla durulan tahmin durumunda.
Ayna nöronlarının keşfedildiği bir diğer hayvan ise bir kuş türü. Bataklık serçesi olarak da isimlendirilen, Melospiza georgiana türü kuşun ses algılama ve şarkı söylemekte çok aktif oldukları biliniyor. Bu tür üzerinde yapılan araştırmalarda, ötme sırasında –özellikle de şarkı söyleme ritüelleri sırasında– beyinlerinin HVC bölgesine gönderilen elektrotların daha aktif olduğu görüldü. Araştırmanın sonunda kuşların ötmesini de sağlayan bu bölgede ayna nöronlarının olduğu sonucuna varıldı.
Melospiza georgiana
Şimdi asıl işin karmaşıklaştığı hayvan türüne, biz insanlara gelelim. İnsan beyni için konuşacak olursak spesifik bir nöron üzerinde araştırma yapmak çok kolay olmadı, fakat elimizde bizlerde de ayna nöron bulunduğuna dair, direk olmasa da, birçok bulgu var.
Taklit, insanın sosyal gelişimi, öğrenmesi ve iletişimi için büyük bir role sahiptir ve enstrümantal öğrenme, ilişkisel öğrenme ve birçok duygusal süreç tabanlıdır. Yani taklit, basit bir kas hareketi sürecinden çok daha karmaşık bir süreçtir. Bilim insanları, taklit etme sürecinin başrolünde, bahsettiğimiz üzere makaklarda ve bataklık serçelerinde de bulunan ayna nöronlarının olduğunu düşünüyorlar. İnsanlar üzerinde ayna nöron bulma çalışmalarını başlatan grupların başında, bu nöronların keşfini sağlayan Giacomo Rizzolatti ve ekibi de var. Ekip araştırmalarında, makakların beynindeki F5 bölgesiyle homolog olan insan beyninin broca bölgesini incelediler. Araştırma sonucunda, insanın bir şeyi gözlemlemesi ve uygulaması sürecinde bu bölgenin son derece aktif olduğunu gördüler. Fakat en büyük gelişmenin kayıt edildiği araştırma kuşkusuz 2010 yılında makaleleri yayınlanan Roy Mukamel ve ekibine ait. Bu grup, 21 insan üzerinde yaptıkları deneyde gözlemleme ve uygulama süreci içerisinde bir grup nöronun diğer nöronlara nazaran daha fazla tepki verdiklerini gözlemledi. Bu da, insanlarda da ayna nöronların bulunduğuna dair en önemli kanıtı oluşturmaktadır. Fakat bu ekibin tek eksiği ayna nöronlarının nerede arayacaklarını seçmemeleri oldu. 21 kişinin de medial duvar (içerisinde singulat korteks, SMA ve ön-SMA bulunduruyor) ve medial temporal lobuna (içerisinde amigdala, hipokampüs, parahipokampalgirus ve entorinal korteks bulunduruyor) elektrotlar yerleştirildi ve gözlemlendi. Fakat bu bölgelerin hiç biri daha önce ayna nöronlarla ilişkilendirilmemişti. Bundan dolayı da, artık ayna nöronlarının insan beyninin çok farklı yerlerinde bulunduğunu biliyoruz.
Ayrıca yapılan başka bir araştırmaya göre insanlardaki ayna nöronlarının ilk 12 aydan sonra gelişiyor ve bu yüzden de bebekler genel olarak 1 yaşından sonra çevrelerine daha tutarlı tepkiler verebiliyor.
Peki, ayna nöronlar başka hangi süreçlerde rol alıyor?
Ayna nöronlarının evrimsel kökeni üzerine araştırmalar yapmış olan Vilayanur Ramachandran, diğer önemli görevlerinin yanında bu nöronların kendi benliğimizi tanımamıza da yardımcı oluyor ve bu teorisini şu sözlerle açıklıyor:
“Ben ayna nöronların sadece başkalarının davranışlarını gözleme ve uygulama görevinin olmadığını, erken beyin gelişimi sürecinde de benliğimizi oluşturduğunu iddia ediyorum.”
Fakat yapılan herhangi bir araştırma olmadığından bu sadece bir iddia olarak kalmıştır.
Ancak bu iddiayı bir miktar da olsa destekleyen bir araştırma Frans de Waal ve ekibinden geldi. Empati kurabilme yeteneği, benliğimizin farkında olmamızla ilişkilendiriliyor. Bu ekip de ayna nöron sistemlerinin empatiyi de içerdiğini öne sürüyorlar. Kanıtları da, bir başka insanın hareketlerini, duygusal durumunu gördüğümüzde beynimizdeki bazı bölgelerin (ön insula, ön singulat korteks, inferior frontal korteks gibi) daha fazla aktivite göstermesi.
Bir diğer araştırma, yazının başında da bahsettiğimiz ve motor taklit olarak adlandırılan süreçler hakkında. Marco Iacaboni ve ekibi tarafından yapılan deneylerde, bu bilinçsizce yapılan taklitlerin (başta bahsettiğimiz, birisine top geldiğinde, acıyı kendimizde hissetmemiz gibi) ayna nöronlar aracılığıyla gerçekleştiği bulundu. Ayrıca bu deneyde ayna nöronların bazı durumlarda motor nöronlarını da eklediği görüldü. Ek olarak, ayna nöronların aynı zamanda karşıdakinin ne yapmak istediğini ve ne hissettiğini de anlamamıza da yardımcı olduğu sonucunu çıkarabiliriz.
Peki, neden her hareketi taklit etmiyoruz, karşıdakinin her yaşadığını yaşamıyoruz?
Bu durumu Christian Keysers ve Valeria Gazzola ikilisi, bir diğer insanın yaptığı şeyi gözlemlediğimiz sırada birincil motor korteksin bazen kapalı olmasıyla açıklıyor. Yani, bazen ayna nöronların gönderdiği uyartılar motor nöronlar tarafından eyleme dönüştürülemiyor.
Başka bir araştırma cinsiyetler arasındaki farklılık üzerine. Yawei Cheng ve ekibinin yaptığı bir dizi araştırmanın sonucunda, dişilerin erkeklere nazaran, ayna nöronlardan gelen uyartılara verdikleri motor tepkilerin daha fazla olduğunu gözlemlediler. Bu da dişilerin neden empati kurmaya erkeklerden daha yatkın olduğunu açıklıyor.
Ayna nöronlarla bağlantısı bulunduğu düşünülen bir başka durum ise otizmdir. 2008 yılında IIan Dinstain ve ekibi, Iacaboni ve ekibinin ulaştığı sonuçları kullanarak otizm ile ayna nöronlar arasında ilişki kurdular. Kanıtları ise şöyle; ayna nöronlar ile motor nöronlar arasında sıkı bir bağ var. Karşıdakini anlamak için ve taklit etmek için birlikte çalışıyorlar. Fakat bu bağ, otizmli çocuklarda çok az. Yani, otizmli hastalarda ayna nöronlar sağlıklı bir insana nazaran çok daha az çalışıyor. Böyle olunca da motor nöronlarla olan ilişkileri de kısıtlı oluyor.
Cecilia Heyes’in “Ayna Nöronlar Nerden Geldi?” isimli makalesinde de açıkladığı gibi, bu nöronların doğal seçilim tarafından desteklendiği düşünülüyor. Çünkü bu nöronlar hem öğrenmemize yardımcı olmaktadır, hem de konuşularak bilginin aktarılamadığı zamanlarda, bilginin bir nesilden diğerine aktarılmasında işimizi kolaylaştırmıştır. Ve çabuk öğrenen ve uygulayan maymunlar, nesillerini devam ettirme konusunda diğerlerine nazaran önde olmuşlardır.
Kaynaklar ve İleri Okuma:

Eşcinsellikle ilgili sıkça sorulan sorular

Psikiyatrist İlker Küçükparlak “eşcinsellik”le ilgili bilinmeyenleri anlattı.

Eşcinselliğe ilişkin farkındalık özellikle Onur Yürüyüşleri sonucunda iyice artmış durumda Psikiyatrist, Uzman Dr. İlker Küçükparlak son dönemlerin en çok tartışılan konularından “Eşcinsellik” le ilgili bilinmeyeleri anlattı. İşte ABD’nin LGBTİ kararıyla yeniden dünyanın gündemine oturan “Eşcinsellik dünyasındaki” doğru bilinen yanlışlar veya bilinmeyenler…

Eşcinsellik bir hastalık mıdır?

Tıbbi olarak eşcinsellik bir hastalık değildir. Amerikan Psikiyatri Birliği 1973 yılında yenilediği psikiyatrik hastalıklar listesinden (DSM II) eşcinselliği çıkarmıştır.

Eşcinselliğin biyolojik nedenleri varsa hastalık olması gerekmez mi?

Hayır. Günümüzde artık gayet iyi biliyoruz ki insana ilişkin pek çok tutumun biyolojik nedenleri vardır. Örneğin a ürününü değil b ürününü satın alıyor olmanızın biyolojik nedenleri vardır ve bu konu nöropazarlama başlığı altında incelenmektedir. Benzer şekilde a partisi yerine b partisine oy veriyor olmanın da bazı biyolojik nedenleri vardır ve bu konu da nöropolitika başlığı altında ele alınmaktadır. Hatta beyinde VMAT2 isimli bir genetik varyasyonun spritüel ve doğa üstü olaylara inanma, dolayısıyla dini inanç sahibi olmaya eğilim yaratabileceği gösterilmiş durumdadır. Dolayısıyla bu perspektiften bir partiye oy vermek, bir marka deterjanı tercih etmek ya da inanç sahibi olmayı hastalık olarak kadar kabul edilemeyeceği gibi eşcinselliği de hastalık kapsamına almak mümkün değildir.

Eşcinsel erkeklerin erkekliğinde bir eksiklik yok mu mesela? Eksiklikse hastalık olarak kabul edilmesi gerekmez mi?

Önce erkekliğin ne olduğu üzerine düşünmemiz gerekir sanırım. Eğer erkeklik karşı cinsleri ile cinsel ilişki yaşanılması gereken bir durumsa askerlik boyunca erkekler erkek değil sonucuna varabiliriz. Bu düşünce bir cinsel partneri olmayan bütün heteroseksüel erkeklerin erkekliklerinin askıda olması gibi garip bir sonuca götürecektir bizi.

Dolayısıyla burada erkeklik denirken toplumsal cinsiyet rolü isimli bir kavrama gönderme yapılıyor aslında. Bu kavram kabaca toplumun bir erkekten nasıl davranmasını beklediğini ifade ediyor.

Soruyu yeniden şekillendirelim: Eşcinseller erkekler hetereseksüel olanlara göre daha mı az erkeksiler?

Hayır. Daha kadınsı tavır gösteren (efemine) heteroseksüel erkekler olduğu gibi gayet erkeksi tavır gösteren eşcinsel erkekler vardır. Dolayısıyla sadece hal ve hareketlerine bakarak birinin eşcinsel olup olmadığı anlaşılamaz. Aslında kırsal yerleşimde bu durum gayet iyi tanımlanmıştır. Köylerde lakabı “kız” olan, efemine davranan pek çok erkek vardır ki eşcinsel oldukları düşünülmez ve pek çoğu da değildir zaten.

Eşcinsellik özenti midir?

Hayır. Eşcinsellerin özellikle ülkemizde çektiği çileler hepimizin malumu. Eşcinsel olduğu için bizzat babası tarafından öldürülen üniversite öğrencisi Ahmet Yıldız’ı hatırlayalım ya da eşcinsel olduğunu açıkladıktan sonra hakemlik yapmasına izin verilmeyen Halil İbrahim Dinçdağ’ı. Eşcinselleri eğitim, meslek, sosyal ve aile ilişkileri boyutlarıyla hayatlarında bir dizi zorluklar bekliyor. Eşcinseller dışlanıyor, hakir görülüyor, ötekileştiriliyor, şiddete maruz kalıyor ve hatta cinayete kurban gidiyorlar. Bu haliyle eşcinselliğin özenilecek bir yaşam biçimi olduğunu söylemek mümkün değil zaten.

Ayrıca eşcinsellikle ilgili önemli bir argüman tam da buraya denk geliyor: Tercih değil yönelim. Hem eşcinsellerin yaşam öykülerinden edinilen bilgiler hem de çağdaş araştırmalar sonucunda eşcinselliğin erişkin yaşta verilen bir karar değil bireylerin doğuştan itibaren taşıdıkları bir eğilim olduğu düşünülmekte. Kişinin yönelimi eşcinsel olsa da bunu bastırmayı ve heteroseksüel ilişkiler kurmayı tercih edebilir ama bu durum yönelimini yani tabiatını değiştirmeyecek ve kişi aslında tabiatına aykırı bir yaşam kurmuş olacaktır. Empati yapmak için heteroseksüel olanlar heteroseksüelliğin çok ayıplandığı bir toplumda yaşadıklarını ve toplumsal kabul için istemeseler de kendilerini eşcinsel ilişkiye zorladıklarını düşünebilirler.

Madem eşcinsellik hastalık ya da sapıklık değil, neden hep böyle ayıplanıyor?

Hep böyle ayıplanmıyor. İzlanda eski Başbakanı Johanna Sigurdardottir eşcinsel olduğunu beyan ederek politik hayatına devam etmişti, Lüksemburg’un mevcut başbakanı Xavier Bettel de öyle, Dünya Psikiyatri Birliği mevcut başkanı Dinesh Bhugra hakeza.

O zaman eşcinsellik Batı’ya özgü ve bizim kültürümüzde mi ayıplanıyor?

Hayır. Öncelikle tarih boyunca ayıplanmış dememiz doğru olmaz. Murat Bardakçı Evliya Çelebi’den Osmanlı’da eşcinsel seks işçilerinin bir esnaf grubu olarak tanımlandığı ve resmi geçit törenlerine katıldıklarını nakletmektedir. Cevdet Paşa’nın ise Osmanlı’da Tanzimat sonrası eşcinselliğin azalmakta olduğuna ilişkin şikayetlendiğini yine Bardakçı’dan öğreniyoruz. Tanzimat, yani bir modernleşme hamlesi Osmanlı’da eşcinselliğin ayıplanır hale gelmesine neden olmuş gibi görünüyor. Osmanlı’da askerlerin cinsel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla eşcinsel erkeklerden kurulmuş olan Civelek Taburu da bahsedilmeye değer başka bir fenomen.

Kaldı ki eşcinsellik çeşitli zamanlarda Batı’da da yasaklanır olmuştur. Hitler eşcinselliği ahlaksızlık olarak tanımlamış ve Nazi rejimi pek çok eşcinselin yaşamının toplama kampında son bulmasına neden olmuştur. Çağımızda da eşcinselleri yüksek binalardan atarak infaz eden IŞİD eşcinsel karşıtlığında başı çekmekle birlikte ideolojik olarak çok farklı konumlanır görünümdeki Rusya’da da eşcinsellik karşıtı politikalar tavan yapmıştır.

Aslına bakarsanız eşcinselliğe baskı uygulayan yönetimlerin bir ortak noktası var: Boyunduruğu altındaki toplumun çeşitliliğine izin vermemek. Bu yönetimler prototip bir vatandaş tanımı yaparlar ve bu vatandaşın nasıl eğleneceği, nasıl çalışacağı ya da nasıl sevişeceği önceden belirlenmiştir. Bu yönetimler ancak vatandaşlarının özgür iradelerinin olamayacağı ve birbirlerinden de hiç farklarının bulunmadığı gibi bir yanılsama ile varlıklarını sürdürebilirler.

Bu nedenlerle ülkemizde eşcinselliğe yönelik politikalar ve bu politikalara verilen tepki sadece eşcinselleri değil ülke vatandaşlarının tamamının geleceğinde etkin olacaktır.

Son olarak sıkça sorulan sorular erkek eşcinselliği ile ilgili olsa da “kadın eşcinselliği de vardır” diye en azından hatırlatmış olmak isterim.

Kaynak: Sözcü

2025 Üniversite Tercihleri Tıp Fakültelerinin Başarı Sıralaması ve Taban Puanları

2025 yılında üniversite tercihi yapacak ve Tıp Fakültesi bölümünü seçecek adaylar için, bir önceki yılın (2024) taban ve tavan puanları ile başarı sıralamaları aşağıda sunulmuştur. Aşağıdaki puanlar ve sıralamalar, 2024 yılı üniversite yerleştirme sonuçlarına göre elde edilmiş olup, 2025 YKS’ye girip tercih yapacak adaylar için yol gösterici niteliktedir. (Veriler ÖSYM ve YÖK Atlas tarafından yayımlanan en son güncel puanlardır.)

En Yüksek Taban Puanlı Tıp Fakülteleri (2024 Yerleştirme)

Aşağıda 2024 yerleştirmelerinde en yüksek taban puana sahip (yani en yüksek başarı sırası gerektiren) ilk birkaç tıp fakültesi listelenmiştir. Bu fakültelere yerleşen son adayın puanı ve Türkiye geneli başarı sırası parantez içinde verilmiştir:

  • Koç Üniversitesi – Tıp (İngilizce, Tam Burslu) – 2024 taban puanı: 555,42 (başarı sırası ≈ 24; en yüksek puanlı ve en yüksek başarı sıralı tıp programı).
  • İstanbul Medipol Üniversitesi – Uluslararası Tıp Fakültesi (İngilizce, Tam Burslu) – 2024 taban puanı: 554,91 (başarı sırası ≈ 31).
  • Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi – Tıp (İngilizce, Tam Burslu) – 2024 taban puanı: 549,12 (başarı sırası ≈ 203).
  • İstanbul Medipol Üniversitesi – Tıp (İngilizce, Tam Burslu) – 2024 taban puanı: 545,98 (başarı sırası ≈ 363).
  • TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi – Tıp (Tam Burslu) – 2024 taban puanı: 543,69 (başarı sırası ≈ 532).
  • Hacettepe Üniversitesi – Tıp (İngilizce, Devlet) – 2024 taban puanı: 537,20 (başarı sırası ≈ 1.242).
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa – Cerrahpaşa Tıp (İngilizce, Devlet) – 2024 taban puanı: 536,62 (başarı sırası ≈ 1.311).

Yukarıdaki listede görüldüğü üzere, tam burslu vakıf üniversiteleri Koç, Medipol ve Acıbadem gibi kurumlar en yüksek puanlarla öğrenci almıştır. Özellikle Koç Üniversitesi Tıp (İng.) programına 2024’te son giren aday Türkiye genelinde ilk 30 içinden bir dereceye sahiptir. Devlet üniversiteleri arasında en yüksek taban puanlar Hacettepe (İngilizce), Cerrahpaşa (İngilizce) ve Hacettepe (Türkçe) programlarında olup, bu programlara son giren adayların başarı sıraları kabaca ilk 1.000–1.500 aralığındadır.

Not: Taban puan, ilgili programa son yerleşen (en düşük puanlı) adayın puanını; tavan puan ise o programa yerleşen en yüksek puanlı adayın puanını ifade eder. Başarı sıralamaları da taban puana karşılık gelen sıralamalardır. Örneğin, Koç Üniversitesi Tıp (Tam Burslu) programına 2024’te en son giren öğrencinin başarı sırası 24’tür; bu da programın ne denli yüksek bir derece gerektirdiğini gösterir.

En Düşük Taban Puanlı (50k Barajındaki) Tıp Fakülteleri

Tıp programları için ÖSYM’nin belirlediği başarı sırası barajı nedeniyle, 2024 yerleştirmelerinde başarı sırası ~50.000’e kadar öğrenci alınmıştır. Adayların Tıp Fakültesine yerleşebilmesi için başarı sırasının 50.000 içinde olması gerekmektedir. Bu baraj nedeniyle en düşük taban puanlı programlar yaklaşık 49 bininci sıradan öğrenci alarak kontenjanlarını doldurmuştur. İşte en düşük puanlarla öğrenci alan birkaç program (2024 taban puanları ve son sıradaki başarı sıraları ile):

  • İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi – Tıp (İngilizce, %50 Burslu) – 2024 taban puanı: 436,59 (başarı sırası ≈ 48.864).
  • Bahçeşehir Üniversitesi – Tıp (İngilizce, %50 Burslu) – 2024 taban puanı: 436,03 (başarı sırası ≈ 49.327).
  • TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi – Tıp (Ücretli) – 2024 taban puanı: 437,59 (başarı sırası ≈ 48.036).
  • Başkent Üniversitesi – Tıp (İngilizce, Ücretli) – 2024 taban puanı: 442,54 (başarı sırası ≈ 44.135).
  • İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi – Tıp (%25 İndirimli) – 2024 taban puanı: 447,20 (başarı sırası ≈ 40.626).

Görüldüğü gibi, en düşük puanlı tıp fakültelerinin başarı sıralamaları 40-50 bin bandındadır. 2024’te en düşük taban puanla öğrenci alan program Bahçeşehir Üniversitesi’nin %50 burslu İngilizce Tıp programı olup, son yerleşen adayın sırası ~49.3 bindir. Diğer birçok vakıf üniversitesinin tam ücretli veya kısmi burslu programları da 45-48 bin aralığında taban sıralamalarla kontenjanlarını doldurmuştur.

Önemli Uyarı: Tıp fakültesi tercihi yapacak adaylar için ÖSYM’nin koyduğu 50.000 başarı sırası barajı devam etmektedir. Yani 2025 YKS’de sayısal puan türünde yaklaşık ilk 50.000’e giremeyen adaylar, hiçbir tıp fakültesine yerleştirilemeyecektir. Nitekim 2024 yerleştirmelerinde bazı yeni açılan vakıf üniversitelerinin programları, yeterli sayıda 50.000 içinde aday başvurmadığı için kontenjanlarını dolduramamıştır (tablolarda bu durum “Dolmadı” şeklinde belirtilmiştir). Bu nedenle, tıp fakültesi hedefleyen adayların mümkün olan en yüksek puanı almaları ve ilk 50 bine girmeye çalışmaları kritik öneme sahiptir.

Yurt Dışında Tıp Eğitimi: Ülkelere Göre İmkanlar ve Şartlar

Üniversite giriş sınavı YKS’de (eski adıyla YGS/LYS) istediği sonucu alamayan veya Türkiye’de lise diplomasıyla doğrudan yurt dışında tıp okumak isteyen öğrenciler için pek çok ülke ve üniversite seçeneği bulunmaktadır. Birçok ülke, Türkiye’deki gibi merkezi bir sınav şartı aramadan, sadece lise diploması ve belirli belgelerle tıp fakültelerine kabul imkânı sunmaktadır. Ancak her ülkenin koşulları farklıdır. Aşağıda ülke bazında başvuru gereklilikleri, eğitim dili, başvuru süreci, kabul oranı, yıllık eğitim ücreti ve kolaylık derecesi (örneğin “çok kolay”, “orta”, “zor”) kriterlerine göre ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Ayrıca Türk öğrenciler için özel anlaşmalar, sınavsız kabul imkânı sunan okullar ve burs olanakları da vurgulanmıştır. Başlamadan önce, YÖK Denkliği konusunda bir not: 2024 Mart ayında getirilen kurala göre, yurt dışında tıp eğitimi alacak Türk öğrencilerin kayıt yaptırdıkları yıl YKS’ye girip Türkiye’de tıp için gerekli başarı sıralaması barajını (ilk 50 bin) sağlamış olmaları gerekmektedir; aksi halde mezuniyet sonrası denklik için ek sınavlara tabi olacaklardır. Bu şartı karşılayanlar ise YÖK’ten doğrudan denklik alabilmektedir.

Ülkelere Göre Tıp Eğitimi – Genel Bakış Tablosu

Aşağıdaki tabloda, istenen kriterler açısından seçili ülkelerin durumu özetlenmiştir:

ÜlkeÖrnek ÜniversitelerBaşvuru ŞartlarıEğitim DiliBaşvuru SüreciKabul OranıYıllık ÜcretKolaylık
KKTC (Kuzey Kıbrıs)Doğu Akdeniz Üniv., Yakın Doğu Üniv.Lise diploması; (TC uyruklular için) YKS baraj puanı veya diploma notu; dil yeterliliğiİngilizce veya TürkçeMerkezi (YKS kontenjanları) veya Bireysel (üniversiteye doğrudan)Yüksek (özel kontenjanlar)₺60-150 bin veya $10-20 bin (programa göre)Kolay (Özellikle ücretli programlarda)
AzerbaycanAzerbaycan Tıp ÜniversitesiLise diploması min. %65 veya TYT ≥180 puan; Skype mülakatAzerbaycan Türkçesi, İngilizce veya Rusça (hazırlık zorunlu)Merkezi (OSYM tercih listesi ile) veya Bireysel (ajans aracılığıyla doğrudan kayıt)Yüksek (Şartları sağlayan hemen herkes kabul)$6.000Çok Kolay (Sınavsız; mülakat formalite)
MacaristanSemmelweis, Peç, SzegedLise diploması; Üniversite giriş sınavı (Biyoloji, Kimya, İngilizce) (YKS puanı önemli değil)İngilizce (bazı fakültelerde Almanca da var)Bireysel (Her üniversitenin kendi sınavı, Türkiye’de de yapılabiliyor)Orta (Sınavı geçen kabul edilir; rekabet uluslararası)$16-19 binOrta (Sınav hazırlığı gerektirir)
PolonyaVarşova Tıp Univ., Lodz Tıp Univ.Lise diploması; Biyoloji ve Kimya derslerinde iyi altyapı; çoğu için üniversitenin kendi sınavı ve/veya mülakatıİngilizce (Lehçe de mümkün, fakat yabancılar genelde İngilizce okur)Bireysel (Üniversite bazında online başvuru ve sınav)Orta (Bilim sınavını geçenler alınır; kontenjan var)~€12.000 (genellikle 11-13 bin €)Orta (Sınav var ancak YKS’ye kıyasla daha az stresli)
AlmanyaHeidelberg, Charité (Berlin) vb.Mükemmel lise diploması (Abitur denkliği veya Türkiye’de tıp kazanmış olmak şart); Almanca C1 düzeyi şartAlmanca (çok az sayıda pilot İngilizce program mevcut, çoğunluk Almanca)Merkezi yerleştirme (Hochschulstart; NC sistemi)Çok düşük (Yabancı kontenjanı %6-8 ile sınırlı, en yüksek not ortalaması gerekli)Ücretsiz (harç yok, dönemlik ~€300 harcamalar)Zor (Çok rekabetçi ve dil şartı ağır)
İtalyaSapienza (Roma), Pavia, Milano Üniversitesi; Özel: Humanitas, UniCamillusDevlet üniversiteleri için IMAT sınavı puanı gerekli (uluslararası merkezi sınav); Özel üniversiteler kendi bilim sınavlarını yapar; Lise diploması; İngilizce için B2 belgesiİngilizce (bazı devlet tıp fakültelerinde) veya İtalyanca (devlet okullarının çoğu)Merkezi (Devlet okulları IMAT ile ulusal yerleştirme) veya Bireysel (Özel okullara doğrudan başvuru ve sınav)Orta (Devlet okullarında IMAT ile sınırlı kontenjan; özel okullarda sınavı geçen ve ücreti ödeyen girer)Devlet: €1.000-4.000 (aile gelirine göre); Özel: ~€20.000Orta (Devlet için sınav rekabeti yüksek; özel kolay ama maliyetli)
Çekya (Çek Cumhuriyeti)Charles Üniversitesi (Prag/Hradec), Masaryk (Brno)Lise diploması; Üniversite giriş sınavı (Biyoloji, Kimya, Fizik/İngilizce) – bazı fakülteler BMAT kabul edebiliyorİngilizce (yerli dilde okuyanlar için Çekçe mümkün)Bireysel (Her fakülte kendi sınavını yapar; bazıları sınavları Türkiye’de de düzenliyor)Orta (Sınavları zorlu; kontenjan var ancak uluslararası talep yüksek)~€13.000-16.000 (ör. Charles Hradec: ~€16.000)Orta (Sınav var, hazırlık gerektiriyor)
GürcistanTiflis Devlet Tıp ÜniversitesiLise diploması; Sınavsız kabul (üniversiteye göre basit bir mülakat veya sadece belge incelemesi)İngilizce (çoğu program), ayrıca Gürcüce veya Rusça da alternatif (yeterlilik yoksa hazırlık okutulur)Bireysel (Üniversitelere doğrudan başvuru; genelde acente desteğiyle kolay kayıt)Yüksek (Lise mezunu olan ve belgeleri tamamlayan hemen herkes kabul alır)$4.000-7.000 (ortalama ~$5.000)Kolay (Neredeyse sınavsız; düşük maliyet)
RusyaSechenov Moskova, RUDN (Halkların Dostluğu)Lise diploması; genellikle sınavsız direkt kayıt (devlet bursu için ayrı sınav olabiliyor); Rusça bilmeyenler için hazırlık eğitimiRusça (çoğunlukla; 1 yıllık hazırlık okuyarak) veya bazı üniversitelerde İngilizce seçenekBireysel (Üniversiteye doğrudan başvuru veya Rusya devlet bursu sistemiyle; kabul için genelde evrak ve vize işlemleri yeterli)Yüksek (Ücretli programlarda esnek; yeterli maddi imkânı olan kabul edilir)Rusça program: $3.000-6.000; İngilizce program: $8.000-9.500Kolay (Akademik baraj düşük; dil öğrenmek asıl zorluk)
Ukrayna (güncel durumda tavsiye edilmez)Kiev (Bogomolets), Harkov, Odessa tıp fakülteleriLise diploması; Sınavsız (YKS puan şartı yok); sağlık raporu ve vize evrakları yeterliİngilizce (birçok program), ayrıca Ukraynaca/Rusça da mümkün (hazırlık sınıfı mevcut)Bireysel (Üniversiteye online başvuru veya acente aracılığı; kayıt ve vize işlemleri basit)Yüksek (Savaştan önce yabancı öğrencilerin çoğu kabul ediliyordu)~$4.000-5.000 (İngilizce programlarda yıllık)Kolay (2022 öncesi çok kolaydı; güvenlik sorunları nedeniyle 2022 sonrası belirsiz)
RomanyaBükreş (Carol Davila), Cluj, IașiLise diploması; Fen derslerinde iyi notlar; bazı okullarda giriş sınavı (biyoloji/kimya) veya sadece diploma notu sıralamasıİngilizce veya Fransızca (birçok fakültede); Romence (isteyenler 1 yıl dil hazırlıkla)Bireysel (Her üniversitenin kabul kriteri farklı: sınav yapabilen de var, dosya incelemesi yapan da)Orta (Kontenjan sınırlı; Avrupa’dan da talep yüksek, rekabet mevcut)~€5.000-6.500 (üniversiteye göre değişir)Orta (Dil/program seçenekleri geniş ama kabul için not/sınav rekabeti var)
SırbistanBelgrad Üniversitesi, Novi SadLise diploması; Üniversitenin kendi giriş sınavı (Biyoloji ve Kimya sınavı) ve diploma denklik belgesiİngilizce (Belgrad ve Novi Sad’da İngilizce tıp programları var); Sırpça (yerel dilde okumak isteyenler için)Bireysel (Başvuru evrakları Sırpçaya çevrilip onaylanıyor; sınav genelde Belgrad’da yazılı olarak yapılıyor)Orta (Sınav barajını geçenler kabul alıyor; yabancı öğrenci kontenjanı mevcut ve YKS şartı aranmıyor)~€7.000 (İngilizce tıp programları yıllık ücreti)Orta (Biyoloji/kimya bilgisi şart; sınav hazırlığı gerekli)
BulgaristanSofya Tıp Üniversitesi, Plovdiv TıpLise diploması; İngilizce programlar için giriş sınavı (biyoloji & kimya) ve İngilizce yeterlilik; Bulgarca program için dil şartı (hazırlık imkânı)İngilizce (çoğu yabancı öğrenci için) veya Bulgarca (yerel dilde ücretsiz staj avantajıyla)Bireysel (Üniversiteler sınav yapıyor; bazıları Türkiye’de de sınav merkezi açıyor; başvuru doğrudan üniversiteye)Orta (Sınavda yeterli puanı alan kabul edilir; kontenjan var ama özellikle AB ülkelerinden yoğun talep görmekte)€8.000 civarı (İngilizce tıp yıllık harcı genelde)Orta (Sınav ve dil yeterliliği gerekiyor; ücret AB’ye göre makul)
İngiltere (Birleşik Krallık)Oxford, Cambridge, UCL, Imperial vb.Lise diploması tek başına yeterli değil; A-Levels veya IB gibi uluslararası yeterlilikler gerekiyor; tıp başvurusu için UCAT/BMAT sınav puanı ve mülakat şart; üstün akademik referanslarİngilizce (IELTS/TOEFL gibi sınavlarla C1 düzeyi kanıtlanmalı)Merkezi (UCAS üzerinden başvuru; ön eleme testleri ve mülakatlar var)Çok düşük (Her okul yılda sadece ≈5-7% oranında uluslararası öğrenci alır; dünya çapında çok rekabetçi)~£35.000-50.000 (yıllık öğrenim ücreti, üniversiteye göre değişir)Zor (Mükemmel başarı, dil yeterliliği ve maddi imkan gerekli)
Amerika Birleşik Devletleri (ABD)Harvard, Johns Hopkins, Stanford vb.Doğrudan lisans yok: Lise sonrası 4 yıllık bir lisans (Pre-med) eğitimi alıp diploma kazanmak şart; güçlü GPA; MCAT sınav puanı ile tıp fakültesine ayrı başvuru; araştırma ve gönüllü faaliyetler önemliİngilizce (uluslararası öğrenciler lisans için TOEFL/IELTS vermeli)Mezuniyet Sonrası (Tıp okulları başvurusu AMCAS sistemiyle yapılır; transkript, referans mektupları, kişisel beyan, mülakat süreci vardır)Çok düşük (ABD tıp okullarının %0.6’sı kadar öğrenci yabancı uyrukludur; birçok okul uluslararası öğrenci hiç kabul etmez veya çok sınırlı sayıda eder)$50.000-70.000 (yıllık; ABD vatandaşı olmayanlar için genelde burs çok az)Çok Zor (ABD vatandaşı/yeşil kartlı değilseniz neredeyse imkansız denebilir)
KanadaToronto, McGill, McMaster vb.Doğrudan lisans yok: En az 2-3 yıl üniversite eğitimi (çoğu tam lisans ister) sonrasında MCAT ve tıp başvurusu; uluslararası öğrenci kabulü çok sınırlı (bazı okullar sadece belli ülkelerden burslu kabul yapar)İngilizce veya Fransızca (bölgeye göre; dil sınavıyla C1 düzeyi şart)Mezuniyet Sonrası (Her okul kendi başvurusunu alır; genelde Kanada vatandaşlarına öncelik; uluslararası kontenjan çok az okulda var)Çok düşük (Kanada tıp fakültelerinin birçoğu yabancı öğrenci hiç almaz; alanlarda da genelde 1-2 kontenjanla sınırlı)CAD $30.000-60.000 (yıllık; okul ve eyalete göre, uluslararası öğrenci için yüksek ücretli)Çok Zor (Kanada PR/citizen değilseniz kabul edilmek çok zor)

Yukarıdaki tablodan görüldüğü üzere, Kuzey Kıbrıs, Azerbaycan, Gürcistan, Rusya, Ukrayna gibi ülkeler Türk öğrenciler için sınavsız veya düşük puan barajlı kolay kabul imkanları sunarken; Macaristan, Polonya, Çekya, Bulgaristan, Romanya gibi ülkeler üniversite bazında kendi sınavlarıyla orta zorlukta bir süreç gerektirmektedir. Buna karşılık Almanya, İngiltere, ABD, Kanada gibi ülkelerde ise tıp eğitimine kabul oldukça zordur ve farklı eğitim sistemleri nedeniyle kapsamlı hazırlık ve üstün akademik başarı ister. Aşağıda her bir ülke için bu bilgilerin detayları ve özel durumlar açıklanmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)

KKTC, coğrafi ve kültürel yakınlık nedeniyle Türk öğrencilerin yurt dışında tıp eğitimi için en çok başvurduğu seçeneklerden biridir. Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelerin bir kısmı Türkiye’nin ÖSYM/YKS tercih kılavuzunda yer alır ve YKS sınavı ile öğrenci kabul eder. Bunun yanı sıra birçok KKTC üniversitesi, doğrudan başvuru ile de (özellikle vakıf/özel üniversiteler) öğrenci almaktadır.

  • Üniversite Örnekleri: Lefkoşa’daki Yakın Doğu Üniversitesi (NEU) – Kıbrıs’ın ilk tıp fakültesine sahip üniversite – ve Gazimağusa’daki devlet üniversitesi statüsündeki Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) önde gelen kurumlardır. Ayrıca Girne Üniversitesi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) gibi kurumlar da tıp programları sunmaktadır.
  • Başvuru Gereklilikleri: KKTC’deki üniversiteler, Türk öğrencilerden genellikle lise diplomasını ve bazı durumlarda YKS sonucunu ister. YKS sonucunun istenmesi, çoğunlukla öğrencinin Türkiye’de üniversite sınavına girmiş olduğunu belgeleme amaçlıdır; barajı geçmiş olmak yeterli sayılabilir. Örneğin Yakın Doğu Üniversitesi’ne bireysel başvuruda lise diploma notunun en az %65 olması, diplomanın aslı, transkript ve İngilizce veya Türkçe dil yeterlilik belgesi istenmektedir. YKS puanı şartı aranmamakla birlikte, başvuru sırasında YKS sonuç belgesinin sunulması talep edilebilir (özellikle burs olanakları değerlendirmesi için). YKS’den yeterli puan almış ve OSYM tercihiyle KKTC’ye yerleşen öğrenciler zaten bu koşulu sağlamış olur.
  • Eğitim Dili: Tercihe göre Türkçe veya İngilizce. Örneğin Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi hem Türkçe hem İngilizce programlar sunarken; DAÜ Tıp Fakültesi Marmara Üniversitesi ile ortak programında eğitim dili İngilizce olarak yürütmektedir. İngilizce programlara kayıt için genellikle IELTS/TOEFL gibi bir belge veya üniversitenin İngilizce yeterlik sınavını geçmek gerekir.
  • Başvuru Süreci:
    • Merkezi Yerleştirme (YKS ile): ÖSYM tercih kılavuzunda KKTC’deki üniversitelere ayrılan kontenjanlar bulunur. Öğrenci, Türkiye’de YKS’den barajı geçmiş ise tercihlerine KKTC üniversitelerini yazarak yerleşebilir. Örneğin Yakın Doğu Üniversitesi’nin ÖSYM kontenjanı kapsamında tam burslu birkaç yeri bulunmaktadır ve bunlara genellikle Türkiye’deki tıp fakültelerine yakın puanlarla (ilk ~30 bin başarı sırası civarı) öğrenci alınır. Ücretli kontenjanlara ise daha düşük puanlı öğrenciler de yerleşebilir.
    • Bireysel Başvuru: YKS’de istediği sonucu alamayan öğrenciler, doğrudan KKTC üniversitelerine başvurarak ücretli programa kayıt yaptırabilirler. Bu durumda her üniversitenin kendi kayıt ofisi veya Türkiye temsilcilikleri aracılığıyla başvuru yapılır. Gerekli belgeler; diploma, transkript, kimlik fotokopisi, fotoğraf, ikametgah gibi belgelerdir. Başvuru genellikle online yapılabilir ve kısa sürede kabul mektubu verilir. Kayıt için çoğu zaman öğrencinin YKS’ye girmiş olması yeterli görülür (baraj puanını geçmiş olması istenir), ancak belirli bir yüksek puan şartı aranmaz.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: KKTC üniversitelerine bireysel başvuruda kabul oranı çok yüksektir. Asgari şartları (lise mezuniyeti ve baraj puanı gibi) sağlayan hemen her öğrenci kayıt hakkı elde eder. YKS ile merkezi yerleştirme ise kontenjana bağlı olduğundan puan sıralamasına göre gerçekleşir. Genel olarak, KKTC’de tıp okumak Türkiye’ye kıyasla kolaydır – sınav stresi yaşamadan, belirli bir ücret karşılığında tıp eğitimine başlanabilir. Özellikle vakıf üniversiteleri kontenjanlarını doldurmak için esnek davranır.
  • Ücretler: KKTC’de üniversiteler devlet veya vakıf (özel) olarak ikiye ayrılır. Devlet üniversitesi (DAÜ gibi) bile yabancı/T.C. uyruklu öğrencilerden harç alır. Yıllık tıp eğitimi ücreti üniversiteye göre değişir:
    • Devlet üniversitesi DAÜ’de ücretler Kıbrıs yerel para birimi veya TL üzerinden daha düşük olabilir (örneğin yıllık harç 60-70 bin TL bandında).
    • Özel/vakıf üniversitelerinde yıllık ücret genellikle 10.000 – 20.000 ABD Doları aralığındadır. Örneğin Yakın Doğu Üniv.’nde İngilizce Tıp programı ücretinin 2023 itibariyle 15.000 $ civarında olduğu bilinmektedir. Bazı üniversiteler başarılı öğrencilere %25, %50 burs da verebilmektedir.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • KKTC’de bazı üniversiteler Türkiye’deki üniversitelerle ortak programlar yürütmektedir. DAÜ Tıp Fakültesi, ilk 3 yıl eğitimini KKTC’de verip, kliniği Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde İstanbul’da tamamlama olanağı sunar. Bu sayede öğrenciler daha kaliteli hastanelerde staj yapabilir ve Türkiye diplomasına denk bir eğitim alır.
    • KKTC vatandaşı olmayan Türk öğrenciler de KKTC’deki öğrenci yurtlarından ve yaşam koşullarından yararlanabilir; KKTC’de yaşam Türkiye’ye benzer masraf düzeyindedir.
    • Denklik: KKTC üniversiteleri YÖK tarafından tanınmaktadır. Özellikle OSYM ile yerleşilen programların denkliği konusunda sorun yaşanmaz. Ancak YÖK’ün son kuralı gereği, Türkiye’de tıp barajını (50 bin sıralama) geçmeden KKTC’de tıp okuyanlar mezun olunca Tıpta Denklik Sınavı’na girmek durumunda kalabilir.
    • Burs ve Kredi Olanakları: Türkiye Cumhuriyeti, KKTC’de okuyan T.C. vatandaşı öğrencilere Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) aracılığıyla öğrenim kredisi/burs vermektedir. Öğrenciler Türkiye’deki gibi KYK burs/kredi başvurusu yapabilir. Ayrıca bazı KKTC üniversiteleri YKS başarısına göre burslu kontenjanlar da ayırmaktadır (örn. %100, %50 burslu kontenjanlar). OSYM ile tam burslu kazanmak oldukça yüksek puan gerektirirken, doğrudan başvuruda üniversiteler sınırlı sayıda başarı bursu verebilmektedir.

Azerbaycan

Azerbaycan, dil ve kültür benzerliği nedeniyle Türk öğrencilerinin rahat uyum sağlayabildiği ve sınavsız tıp eğitimi imkânı bulabildiği bir diğer önemli seçenektir. Azerbaycan Tıp Üniversitesi (Bakü), Türkiye’de tanınırlığı olan ve uzun yıllardır Türk öğrencilerin eğitim gördüğü köklü bir devlet üniversitesidir. Son yıllarda Azerbaycan üniversiteleri, yabancı öğrenci kabulünü artırmış ve Türk öğrenciler için özel kolaylıklar getirmiştir.

  • Üniversite Örnekleri: Azerbaycan Tıp Üniversitesi (Bakü) en popüler seçenektir. Ayrıca Bakü Devlet Üniversitesi bünyesinde de tıp eğitimi imkânı vardır fakat esas olarak Azerbaycan Tıp Üniversitesi yabancı öğrenci kabulüyle öne çıkar. Diş hekimliği, eczacılık, fizyoterapi gibi sağlık programları da aynı üniversitede bulunmaktadır.
  • Başvuru Gereklilikleri: Sınavsız giriş mümkündür. Azerbaycan Tıp Üniv.’ne kayıt için temel iki şarttan birini sağlamak yeterlidir: 1) Lise diploma notunun en az %65 olması, veya 2) YKS’nin Temel Yeterlilik Testi (TYT) oturumundan en az 180 puan alınmış olması. Türk öğrenciler bu iki şarttan birini karşıladığında başka bir akademik sınava girmelerine gerek kalmadan başvuru yapabilirler. Bu koşullar oldukça erişilebilirdir ve “görüldüğü gibi Azerbaycan’da tıp okumak zor koşullar gerektirmemektedir” şeklinde ifade edilmektedir.
    Ayrıca, resmi başvuru sırasında bir mülakat yapılır: Skype üzerinden çevrimiçi gerçekleştirilen bu mülakatta temel biyoloji ve kimya bilgisi ölçülür. Mülakat dilini (Azerice, İngilizce veya Rusça) öğrenci önceden seçer. Mülakat, bir formalite olup LB gibi danışmanlık firmalarının yönlendirdiği öğrenciler için başarı oranının %100 olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla ciddi bir eleme değildir, daha çok öğrenciyi tanıma amaçlıdır.
  • Eğitim Dili: Azerbaycan Tıp Üniversitesi üç dilde eğitim vermektedir: Azerice (Azerbaycan Türkçesi), İngilizce ve Rusça. Öğrenci kayıt sırasında hangi dilde eğitim alacağını seçer. Seçilen dile göre 1 yıllık hazırlık programı zorunludur. Hazırlık sınıfında hem dil (örn. Rusça veya İngilizce) hem de temel fen bilimleri terminolojisi öğretilir. Yaklaşık 5 ay süren hazırlık sonunda sınavı geçenler tıp eğitimine başlar. Eğitime başladıktan sonra da tüm dersler ve klinik eğitim seçilen dilde yürür. Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesine yakın olduğu için dil bariyeri çok düşüktür; Türk öğrenciler çoğunlukla Azerice programı tercih etmektedir. İngilizce program da uluslararası geçerlilik açısından seçilebilir.
  • Başvuru Süreci:
    • Merkezi (ÖSYM ile): Azerbaycan Tıp Üniversitesi ÖSYM tercih kılavuzunda yer alan bir üniversitedir. YKS’de ilk 40.000 başarı sırası içinde olan Türk öğrenciler, tercihlerine Azerbaycan Tıp Üniversitesini yazarak kontenjana girebilirler. Bu şekilde yerleşen öğrenciler, hazırlık okuduktan sonra 1. ve 2. sınıfı Bakü’de okur. Önemli bir avantaj olarak, 3. sınıftan itibaren Türkiye’ye yatay geçiş yapma imkânları vardır: Bu program kapsamında öğrenciler 3-6. sınıfları Türkiye’deki anlaşmalı üniversitelerde (Atatürk Üniv., Necmettin Erbakan Üniv., Trakya Üniv., Yıldırım Beyazıt Üniv. gibi) tamamlar. Bu özel anlaşma, Azerbaycan ile Türkiye arasında kontenjan dahilinde yürütülen bir işbirliğidir. YKS’de yeterli sıralamaya girebilen ama Türkiye’de tıp fakültesine yerleşemeyen öğrenciler için güzel bir seçenektir.
    • Bireysel Başvuru: ÖSYM sıralaması olmayan veya 40 binin dışında kalan öğrenciler de sınavsız doğrudan başvuru yaparak Azerbaycan’da tıp okuyabilir. Bu durumda başvurular genellikle Türkiye’deki resmi temsilcilikler veya eğitim danışmanlık şirketleri aracılığıyla yapılmaktadır. Örneğin Azerbaycan Tıp Üniversitesi’nin Türkiye’de resmi temsilcisi olan danışmanlık firmaları mevcuttur. Öğrencinin diploması ve TYT puanı kriterlere uygunsa evrakları hazırlanır, Skype mülakatı organize edilir ve üniversiteden kabul mektubu alınır. Tüm bu süreç genellikle online yürütülür. Kayıt için pasaport, diploma, transkript, fotoğraf, sağlık raporu gibi belgeler gereklidir. Azerbaycan vizesi eğitim amacıyla kolaylıkla alınır. Bireysel başvuruda kontenjan sorunu yaşanmaz, zira Azerbaycan üniversiteleri yabancı öğrenci alımına açıktır.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Azerbaycan’da tıp fakültesine kabul oranı çok yüksektir. Belirtilen asgari diploma notu veya TYT puanını karşılayan hemen her Türk öğrenci, mülakatı da geçerek kabul edilir. Üniversite yabancı öğrenci kontenjanı oldukça geniştir ve Türk öğrenciler en büyük gruplardan birini oluşturmaktadır. Bu nedenle Azerbaycan, Türk öğrenciler için “çok kolay” diyebileceğimiz bir kabul sürecine sahiptir. Örneğin “sınavsız okumak mümkün olduğu gibi, YKS’de ilk 40 binde olmayanlar da doğrudan kayıt yaptırabiliyor” ifadesi kullanılmıştır. Öğrencilerin zorlanabileceği tek nokta, hazırlık yılındaki dil eğitimidir; fakat Azerbaycan Türkçesi günlük hayatta anlaşılır olduğundan bu da aşılabilir bir engeldir.
  • Eğitim Süresi ve Kalitesi: Azerbaycan Tıp Üniversitesi’nde tıp eğitimi 6 yıl sürer (5 yıl + 1 yıl hazırlık ile toplam 6). Müfredat genel olarak Türkiye’ye benzer. İlk yıllarda temel bilimler, son yıllarda klinik stajlar vardır. Eğitim kalitesi makul düzeydedir; üniversite Sovyet mirası güçlü bir eğitim kadrosuna sahip olsa da imkanlar Türkiye’nin iyi fakültelerine kıyasla sınırlı olabilir. Ancak son sınıfı Türkiye’de tamamlama imkanı olanlar bu açığı kapatabilir.
  • Ücretler: Azerbaycan Tıp Üniversitesi bir devlet üniversitesi olmasına rağmen yabancı uyruklu öğrencilerden öğrenim ücreti alınır. Ücretler, Türkiye’deki vakıf üniversitelerine kıyasla oldukça uygundur. 2025 güncel fiyatlarına göre tıp fakültesi, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik, fizik tedavi vb. tüm lisans programlarının yıllık ücreti 6.000 ABD Doları olarak belirlenmiştir. Hazırlık sınıfı ücreti ise ayrıca (~1500-2000$ civarı) olabilir. Üniversite, 2. sınıftan itibaren harç ücretini iki taksitte ödemeye de izin vermektedir. Yaşam masrafları Bakü’de Ankara-İstanbul ayarındadır; üniversitenin kendi yurdu yıllık 1000 manat (~588 $) gibi cüzi bir ücretle konaklama imkanı sunmaktadır.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Türkiye’ye Geçiş ve Staj: Yukarıda bahsedilen 3. sınıftan sonra Türkiye’ye geçiş hakkı, sadece ÖSYM ile yerleşen öğrenciler içindir. Onun dışında kendi imkanıyla Azerbaycan’da okuyanlar da bireysel olarak Türkiye’ye yatay geçiş denemesi yapabilir; ancak bunun için Türkiye’deki tıp fakültelerinin kontenjan açması ve öğrencinin YKS puanının geçmek istediği okulun taban puanına yakın olması gerekir (zor bir ihtimal). Dolayısıyla öğrencilerin çoğu tüm eğitimini Azerbaycan’da tamamlamaktadır. Yine de isteyenler yaz aylarında Türkiye’de hastane stajı ayarlayabiliyor.
    • YÖK Denkliği: Azerbaycan Tıp Üniversitesi, YÖK tarafından tanınan bir üniversitedir ve dünya sıralamasında ilk 1000 içinde sayılmasa da (tanınırlığı mevcut), YÖK’ün 2025 kuralı gereği öğrencinin YKS 50 bin şartını karşılaması istenir. Bunu sağlamayan mezunlar, Türkiye’de denklik için STS sınavına girmek durumundadır. Ancak Azerbaycan üniversitesi diploması, YÖK tarafından tanınır olduğu için denklik süreci teknik olarak mümkündür.
    • Burs Olanakları: Azerbaycan’da lisans düzeyinde Türk öğrenciler için özel burs programı bulunmamakla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’nin Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) bursları yabancı ülke vatandaşlarına yöneliktir (Türk öğrencilere değil). Yine de Azerbaycan hükümetinin zaman zaman başarılı Türk öğrencilere dostluk bursları verdiği duyulabilmektedir ancak bu yaygın değildir. Öğrenciler, Türkiye’deki KYK burs/kredi imkanlarından yararlanmak için başvuru yapabilirler (KKTC’de olduğu gibi Azerbaycan’da okuyan T.C. vatandaşları da KYK’ya başvurabilmektedir).
    • Kardeş Ülke Avantajı: Azerbaycan halkı ve üniversite ortamı, Türk öğrencileri genellikle kardeş ülke olarak sıcak karşılamaktadır. Dil yakınlığı sayesinde öğrenciler sokakta ve hastanede iletişim kurmakta zorlanmaz. Bu da eğitimlerini kolaylaştıran sosyokültürel bir avantajdır.

Macaristan

Son yıllarda Türk öğrencilerin Avrupa’da tıp eğitimi için en çok rağbet gösterdiği ülkelerin başında Macaristan geliyor. Macaristan, Avrupa Birliği üyesi olması, diplomalarının AB genelinde tanınması ve köklü tıp fakültelerine sahip olması nedeniyle ön plana çıkıyor. Macaristan’daki tıp eğitimine kabul, Türkiye’ye göre daha ulaşılabilir olsa da, diğer bazı ülkelere kıyasla giriş sınavlı ve disiplinli bir süreç gerektiriyor. Özellikle Semmelweis Üniversitesi gibi dünya sıralamalarında üst sıralarda yer alan kurumlar, uluslararası öğrenciler arasında popüler.

  • Üniversite Örnekleri: Başkent Budapeşte’deki Semmelweis Üniversitesi, 1769’da kurulmuş olup Macaristan’ın en eski ve en iyi tıp fakültesidir. Dünya üniversite sıralamalarında tıp alanında ilk 250 içinde gösterilmektedir. Diğer önemli seçenekler arasında Pécs (Peç) Üniversitesi ve Szeged Üniversitesi bulunur – her ikisi de İngilizce tıp programları sunan, köklü devlet üniversiteleridir. Bu okullar YÖK tarafından tanınmakta ve ilk 1000 içinde yer aldıkları için denklik avantajı vardır.
  • Başvuru Gereklilikleri: Macaristan’da tıp fakültelerine giriş için üniversitelerin kendi giriş sınavlarını geçmek şarttır. Örneğin Semmelweis ve Pécs Üniversitelerinin sınavları benzer formatta olup şu bileşenlerden oluşur: Biyoloji ve Kimya (lisede görülen müfredat düzeyinde) ve İngilizce dilinde genel yetenek/medikal İngilizce soruları. Sınav yazılı ve sözlü aşamalardan oluşabilir. YKS puanınıza bakılmaz – üniversite tamamen kendi sınav sonucunu esas alır. Dolayısıyla YKS’de düşük puan almış olmanız Macaristan’a başvurmaya engel değildir; önemli olan Fen derslerindeki bilginizdir. Lise diploması tabii ki gerekiyor, ancak belirli bir diploma notu barajı genelde belirtilmiyor (fakat başarılı bir transkript avantaj sağlar). İngilizce programlara başvuranların İngilizce yeterlilikleri sınavda ölçüldüğü için ayrıca TOEFL/IELTS genelde istenmez, ancak bazı üniversiteler B2 düzeyi İngilizce belge sunmanızı talep edebilir.
  • Eğitim Dili: İngilizce Macaristan’daki tıp fakültelerinde yabancı öğrenciler için temel eğitim dilidir. Semmelweis, Szeged ve Pécs üniversitelerinin İngilizce tıp programları vardır. Hatta Semmelweis ve Pécs, İngilizcenin yanı sıra Almanca dilinde de tıp programı yürütmektedir – özellikle Almanca programlar Alman veya Avusturyalı öğrencileri çekmektedir. Macarca dilinde tıp eğitimi ise genelde yerli öğrenciler içindir; yabancılar 1 yıl Macarca hazırlık alarak isterlerse Macarca programa da katılabilir, fakat bu nadir tercih edilir (Stipendium Hungaricum bursu alan bazı öğrenciler Macarca okumayı seçebilir, aşağıya bakınız). Eğitim süresi 6 yıldır ve programlar Avrupa müfredatına uygundur.
  • Başvuru Süreci:
    Macaristan’da tıp fakülteleri merkezi bir başvuru sistemi yerine her üniversite kendi sınavını ve sürecini yürütür. Ancak Türk öğrenciler için süreci kolaylaştırmak adına bazı işbirlikleri vardır:
    • Türkiye’de Sınav Merkezi: Semmelweis, Pécs gibi üniversiteler her yıl Türkiye’de (genelde İstanbul veya Ankara’da) giriş sınavı düzenler. İntergenç gibi resmi temsilcilikler sınav organizasyonu yapmaktadır. Öğrenci sınav ücreti (örn. ~100 Euro) ödeyerek bu sınavlara katılır. Son yıllarda pandeminin etkisiyle online sınav imkânı da sunulmaya başlanmıştır.
    • Başvuru: Sınavdan önce veya sonra, üniversiteye resmi başvuru yapılır. Gerekli belgeler: diploma ve transkript (İngilizce tercümeli), pasaport, motivasyon mektubu, referans mektupları ve İngilizce yeterlilik belgesi (istenirse). Bu belgeler genelde üniversitenin online sistemine yüklenir. Resmi temsilcilikler, Türk öğrencilerden başvuru alıp üniversiteye ileterek süreci takip eder. Örneğin Semmelweis’in Türkiye resmi temsilcisi İntergenç ile öğrenciler ücretsiz başvuru yapabilmektedir.
    • Kabul ve Kayıt: Giriş sınavını başarıyla geçen öğrenciye üniversite şartlı kabul belgesi yollar. Ardından belirli bir depozito veya ilk dönem harcı ödenerek kayıt kesinleştirilir. Macaristan’da öğrenci vizesi almak nispeten rahattır; kabul mektubuyla birlikte Macaristan konsolosluğuna başvuru yapılır.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Macaristan tıp giriş sınavları, özellikle Türk öğrencilerin yoğun ilgi göstermesi nedeniyle rekabetçidir ancak Türkiye’deki YKS kadar düşük bir başarı oranına sahip değildir. Örneğin Semmelweis Üniversitesi’ne her yıl yüzlerce uluslararası aday başvurmakta ve bunların belirli bir kısmı (sınavda yeterli puanı alanlar) kabul edilmektedir. Kesin rakamlar üniversitelere göre değişir; ama genellikle sınava giren makul hazırlıktaki öğrencilerin önemli bir bölümü bir Macar üniversitesinden kabul alabilmektedir. İntergenç’in bildirdiğine göre geçmişte giriş sınavı Budapeşte’de yapıldığında Türk öğrenciler için zorluk teşkil ediyordu, ancak sınavların Türkiye’de de düzenlenmeye başlamasıyla bu engel ortadan kalkmıştır. Yani öğrenciler kendi ülkelerinde sınava girerek şanslarını denemekte ve başarılı olabilmektedir. Sonuç olarak Macaristan için “orta” zorlukta diyebiliriz – belli düzeyde biyoloji/kimya bilgisi ve İngilizce gerektirir ama kontenjan yabancılar için oldukça geniştir. Özellikle Peç ve Szeged üniversiteleri, Semmelweis’e göre biraz daha fazla öğrenci kabul edebilmektedir, bu da şansınızı artırır. Macaristan’da eğitim alan Türk öğrenci sayısı her yıl artmaktadır.
  • Ücretler: Macaristan’da tıp eğitimi, ücretsiz değildir; yabancı öğrencilerden yıllık harç alınır. Ücretler üniversiteye göre değişmekle birlikte:
    • Semmelweis Üniversitesi: Yıllık tıp eğitimi ücreti 19.200 USD’dir. Diş hekimliği de aynı tutardadır. Eczacılık gibi diğer sağlık programları ~12.000 USD’dir.
    • Pécs (Peç) Üniversitesi: Yıllık tıp ücreti 16.750 $, diş hekimliği 17.300 $, eczacılık 9.000 $ olarak belirtilmiştir. Bu rakamlar Euro bazında ~15.000 € düzeyine karşılık gelmektedir.
    • Szeged Üniversitesi: Benzer şekilde ~15.000 € civarında bir ücreti vardır (güncel rakamlar ~18.000 $ bandında).
      Bu ücretler, Batı Avrupa veya Amerika’ya göre uygun olsa da, Türkiye’deki vakıf üniversitelerine kıyasla yüksektir. Ödeme genelde dönem başlarında iki taksit halinde yapılır. Macaristan’da yaşam maliyetleri (konaklama, yeme-içme) Orta Avrupa ortalamasındadır; Budapeşte biraz pahalı olsa da Pécs ve Szeged gibi şehirler daha ekonomiktir.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik ve Uluslararası Tanınırlık: Macaristan’daki tıp fakültelerinin çoğu dünyanın saygın listelerinde ilk 1000 içindedir. Bu sayede YÖK denklik konusunda avantajlıdır (ilk 1000’deyse mezuna direkt denklik verilir). Zaten YÖK, Macaristan tıp diplomalarını tanımakta ve kabul etmektedir. Ayrıca Macaristan, Avrupa Birliği üyesi olduğundan AB ülkelerinde diplomanın tanınması gibi bir artısı vardır; örneğin Macaristan’da tıp mezunu olan biri Almanya, Fransa gibi ülkelere dil yeterliliğini sağladıktan sonra sınavsız doktorluk lisansı alabilir. Nitekim Macaristan mezunları, İngiltere’de çalışmak için sadece dil sınavı ve UKMLA lisans sınavına girerler; ABD’de çalışmak için USMLE sınavlarına girebilirler – ki Semmelweis, Pécs, Szeged mezunları bu sınavlara kabul edilmektedir. Bu akreditasyonlar Macaristan’ı eğitim kalitesi anlamında güçlü kılar.
    • Stipendium Hungaricum Bursları: Macaristan Hükümeti, Türkiye ile anlaşmalı olarak her yıl “Stipendium Hungaricum” burs programı kapsamında Türk öğrencilere kontenjan ayırmaktadır. 2025/26 akademik yılı için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına 55 lisans, 85 yüksek lisans, 55 doktora olmak üzere toplam 200 burs kontenjanı tahsis edilmiştir. Lisans bursu kazanan öğrencilerin çoğu eğitime Macarca hazırlıkla başlar; zira Macaristan bu burs kapsamında genellikle Macarca programlara yönlendirme yapmaktadır. Ancak tıp eğitimi almak isteyen bursiyerler için İngilizce programlar da mevcut olabilir. Bu burs tüm eğitim ücretini karşıladığı gibi aylık cep harçlığı (~150€), konaklama desteği ve sağlık sigortası da içerir. Başvurular her yıl MEB ve Macaristan kültür merkezi aracılığıyla alınır ve oldukça rekabetçidir. Bu bursla Macaristan’da ücretsiz tıp okuma şansı olsa da, kontenjan kısıtlı (lisans için 50 kişi civarı) olduğundan her başvurana çıkmamaktadır. Yine de Türk öğrenciler için önemli bir fırsattır.
    • Kültürel ve Akademik Uyum: Macaristan’da eğitim dili İngilizce olduğundan, Türk öğrencilerin akademik uyum sağlaması rahattır. Üniversitelerin hazırlık kursları da mevcuttur (1 yıllık tıp hazırlık programları, sınavı geçemeyenler için bir seçenek olarak sunulur). Budapeşte, Pécs gibi şehirlerde hatırı sayılır bir Türk öğrenci topluluğu bulunmaktadır. Öğrenciler Türk dernekleri kurmuş ve birbirine destek olmaktadır. Macarlar genel olarak yabancılara alışkındır, özellikle tıp fakültelerinde dünyanın her yerinden öğrenci vardır. Disiplin ve çalışma gerektiren yoğun bir eğitim olsa da, bu uluslararası ortam sayesinde mezunlar geniş bir vizyon edinir.

Polonya

Polonya, Avrupa Birliği ülkesi olması, eğitim kalitesinin iyi ve harç ücretlerinin nispeten makul olması nedeniyle uluslararası öğrenciler arasında popüler bir tıp eğitimi destinasyonudur. Türk öğrenciler de son yıllarda Polonya’daki İngilizce tıp programlarına ilgi göstermektedir. Polonya üniversiteleri genel olarak sınavsız direkt kabul yerine kendi giriş sınavlarını veya dosya incelemesini uygular; bu, Macaristan/Çekya’ya benzer bir sistemdir ancak bazı üniversitelerde süreç daha esnek olabilmektedir. Polonya’daki tıp fakültelerinin çoğu YÖK tarafından tanınmakta ve dünyanın ilk 1000 üniversitesi arasında yer almaktadır.

  • Üniversite Örnekleri: Başkent Varşova’daki Varşova Tıp Üniversitesi (Medical University of Warsaw) ülkenin en prestijli tıp okuludur ve dünya sıralamasında ilk 1000 içinde yer alır. Varşova Tıp, İngilizce tıp ve diş hekimliği programlarıyla ünlüdür. Bir diğer önde gelen kurum Jagiellonian University (Kraków) Tıp Fakültesi’dir – köklü bir üniversite olup İngilizce tıp programı sunar. Poznan Tıp Üniversitesi, Wrocław Tıp Fakültesi, Gdańsk Tıp Üniversitesi ve Łódź Tıp Üniversitesi (Medical University of Lodz) de İngilizce tıp eğitimi veren tanınmış üniversitelerdir. Özellikle Lodz Tıp Üniversitesi, modern altyapısı ve yüksek araştırma kapasitesiyle dikkat çeker.
  • Başvuru Gereklilikleri: Polonya’da üniversiteler yabancı öğrenci alımında farklı kriterler kullanabiliyorlar. Genel olarak:
    • Lise Mezuniyeti: Lise diploması ve transkript temel gereklilik. Fen derslerinde (Biyoloji, Kimya, Fizik) iyi notlar avantajlıdır. Bazı okullar başvuruda bu derslerin not ortalamasına bakar.
    • Sınavlar: Birçok Polonya tıp fakültesi, uluslararası öğrenciler için kendi giriş sınavını düzenler. Örneğin Lodz Tıp Üniversitesi, MS Teams üzerinden online sınav+mülakat yapmaktadır; Varşova Tıp Üniversitesi de bilim sınavı ve mülakat kombinasyonu uygular. Bu sınavlarda genellikle Biyoloji, Kimya ve bazen de Fizik soruları bulunur. Alternatif olarak, bazı üniversiteler SAT Subject Tests (Biyoloji/Kimya) veya MCAT gibi sınav sonuçlarını da kabul edebilir.
    • İngilizce Yeterlilik: Eğitim dili İngilizce olduğundan IELTS/TOEFL gibi sınavlardan genellikle en az B2 seviyesinde bir skor istenir (IELTS ~6.5). Ancak aday zaten tamamen İngilizce eğitim yapan bir liseden geldiyse veya giriş sınavında İngilizce bilgisini kanıtladıysa bu şart esnetilebilir.
    • Motivasyon Mektubu ve Referans: Bazı Polonya üniversiteleri, öğrenciden neden tıp okumak istediğini açıklayan bir mektup ve öğretmenlerinden referans mektubu talep etmektedir. Bu özellikle dosya üzerinden değerlendirme yapan okullarda önem kazanır.
  • Eğitim Dili: İngilizce, Türk ve diğer yabancı öğrenciler için temel eğitim dilidir. Tüm dersler, laboratuvarlar ve klinik stajlar İngilizce yürütülür. Ancak isteyen öğrenci, Polonya vatandaşlarıyla birlikte Lehçe (Polish) tıp programına da kayıt olabilir; bunun için ileri düzey Lehçe bilmek gerekir ve genelde yabancılar önce Lehçe hazırlık okurlar. Lehçe program devlet üniversitesi olduğu için AB vatandaşlarına ücretsiz olabilmektedir; fakat Türk öğrenciler AB üyesi olmadığından harç ödemeye devam ederler (fakat Lehçe program harçları İngilizce’ye göre daha düşüktür). Pratikte, yabancı öğrencilerin hemen hepsi İngilizce programlara gitmektedir. Öğrenciler eğitim süresince temel Lehçe öğrenerek hastalarla iletişim kuracak seviyeye gelirler.
  • Başvuru Süreci: Polonya’da tıp eğitimi için başvurular doğrudan üniversitelerin uluslararası ofislerine yapılır. Merkezi bir sınav veya eşleştirme sistemi yoktur. Aday, başvurmak istediği üniversitenin online sistemine kayıt olur ve istenen belgeleri yükler. Sonra üniversite, ya başvuruyu değerlendirip uygun görürse mülakata davet eder ya da giriş sınavı tarihini bildirir. Örneğin:
    • Varşova Tıp Üniversitesi: Başvuru dosyasına göre ön eleme yapar, sonra adayları genellikle bir mülakat için çağırır. Bu mülakatta bilim bilgisi ve motivasyon sorgulanabilir.
    • Lodz Tıp Üniversitesi: Belirli tarihlerde online sınav yapar (60 soru çoktan seçmeli gibi) ve bunu geçenlerle bir video mülakat yapar.
    • Poznan Tıp Üniversitesi: Adaylardan UKT (University of Poznan giriş sınavı) skoru veya SAT II Biyoloji/Kimya skorları isteyebilir.
      Her üniversitenin yöntemi farklı olsa da, genel eğilim bir sınav veya mülakat kombinasyonudur. Başvurular genellikle her yıl bahar sonu/yaz başı (Mayıs-Temmuz arası) tamamlanır, sonuçlar yaz sonunda açıklanır.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Polonya’daki tıp fakülteleri, özellikle İngilizce programlarında sınırlı sayı (her biri ~50-150 arası öğrenci) yabancı kontenjan açarlar. Bu kontenjan için dünya genelinden başvuru gelir (Norveç, Suudi Arabistan, Kanada, Nijerya vs.). Dolayısıyla rekabet vardır fakat Türkiye’deki gibi ezici bir yarış değildir. Kendi giriş sınavlarında belirli bir barajı geçen veya dosya değerlendirmede başarılı bulunan öğrenciler kabul edilir. Örneğin Varşova Tıp Üniversitesi, genelde diploması iyi ve mülakatta başarılı öğrencileri alır. Lodz, Poznan gibi okulların online sınavlarını çok sayıda öğrenci geçtiği için seçici davranmak adına mülakatı da ekledikleri biliniyor. Genel olarak kabul şansı orta düzeydedir diyebiliriz: Fen derslerinde sağlam temeli olan ve İngilizcesi iyi bir öğrenci, yeterince başvuru yapıp sınavlara girerse bir Polonya üniversitesinden kabul alma ihtimali yüksektir. Nitekim danışmanlık firmaları “YKS puanı ya da sıralama şartı olmadan, sınavsız tıp okuyabilirsiniz” diyerek Polonya’daki okulları tanıtmakta ve pek çok Türk öğrenci orada eğitim almaktadır. Burada “sınavsız” ifadesi Türkiye sınavı olmaması anlamındadır; üniversitenin kendi sınavı elbette vardır. Özetle, Polonya’da tıp okumak YKS’yle Türkiye’de kazanamayanlar için gerçekçi bir alternatif olup, çaba gösterilirse kabul almak çok da zor değildir.
  • Ücretler: Polonya, eğitim ücretleri bakımından Avrupa ortalamasındadır. İngilizce tıp programlarının yıllık harçları üniversite bazında:
    • Varşova Tıp Üniversitesi: ~11.000-12.000 Euro civarında.
    • Jagiellonian (Kraków): ~14.000 Euro (programının kalitesi ve tarihi üniversite oluşu nedeniyle biraz yüksektir).
    • Poznan Üniversitesi: ~13.000 Euro.
    • Lodz Tıp Üniversitesi: Yaklaşık 11.200 € ilk yıl, devamında 11.000 €/yıl şeklinde bildirilmektedir. Kimi kaynaklarda 13-14 bin € da geçiyor, ancak üniversitenin resmi sitesinde 6 yıllık programın toplam ücreti ~66.000 € olarak belirtiliyor (yani yıllık 11.000 €).
      Bu ücretler yıllık olarak 10.000 ila 15.000 € aralığına denk gelir. Diş hekimliği programları genelde benzer veya biraz daha yüksektir. Polonya para birimi Zloty olarak da ödeme alınabilir ama çoğu okul ücreti Euro olarak sabitlemiştir. Yaşam giderleri Polonya’da Macaristan’a benzer veya bir miktar daha ucuzdur; aylık ~400-500€ harcamayla öğrenci geçinebilir (şehirden şehre değişir).
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik ve Tanınma: Polonya’daki tıp fakültelerinin bir kısmı uluslararası sıralamalarda yüksek yerlerdedir (Varşova, Kraków gibi). Bu nedenle YÖK denkliği açısından avantajlıdırlar (ilk 1000’de olanlar denklik başvurusunda önceliklidir). Ayrıca Polonya diploması AB genelinde tanınır; mezunlar Polonya’da Lekarski Egzamin Końcowy (LEK) denilen bitirme sınavına girip lisans alır, bu lisansla tüm AB’de çalışabilir. Türkiye’ye dönmek isteyen mezunlar için YÖK, 2024 sonrası 50k YKS şartına bakacağından, eğer öğrenci Türkiye’de tıp kazanmadıysa STS sınavına girmesi gerekecektir. Ancak Polonya üniversitelerinin pek çoğu (Varşova, Lodz, Wroclaw vb) YÖK’ün tanıdığı ilk 1000 listesinde yer aldığı için denklikte ekstra zorluk çıkarmazlar.
    • Burs İmkânları: Polonya hükümeti, belirli ülkelerle anlaşmalı burs programları sunar ancak Türkiye bu kapsamda yaygın değildir. Bazı Polonya üniversiteleri kendi başarı burslarını verebilir; örneğin yıl birincisi olan öğrenciye sonraki yıl harç indirimi gibi. Fakat genelde tıp öğrencilerine burs kısıtlıdır. Türk öğrenciler, Polonya’daki Türk Büyükelçiliği aracılığıyla bilgi alarak Türkiye’den gitmeden önce MEB bursları gibi programlara bakabilir (ancak MEB genelde lisans bursunu çok sınırlı veriyor).
    • Kültürel ve Sosyal Durum: Polonya halkı İngilizce konuşma oranı yüksek ve yabancılara alışkındır. Özellikle tıp fakültelerinde yüzlerce Türk öğrenci bulunuyor. Öğrenciler kendi aralarında komüniteler oluşturmuş durumda. Örneğin Varşova Tıp’ta okuyan Türkler, yeni gelenlere kaynak/kitap konusunda yardımcı olabiliyor. Bu anlamda Polonya’ya giden bir Türk öğrenci yalnız kalmayacaktır. Yabancı öğrenciler ilk 2-3 yıl temel bilimleri öğrenirken aynı zamanda Lehçe dil kursu alır, çünkü 3. sınıftan itibaren hastanelerde Lehçe iletişim gerekebilir. Bu da ekstra bir öğrenme olsa da Türkçe ile Lehçe arasında bazı ortak tınılar olduğundan (ikisi de Hint-Avrupa olmasa da, günlük basit Lehçe öğrenmek imkansız değildir) altından kalkılabilir.
    • Staj ve Geri Dönüş: Polonya’da tıp okuyan Türk öğrenciler yaz tatillerinde Türkiye’ye gelerek, burada üniversite hastanelerinde gönüllü staj yapabiliyor. Bu sayede hem Türkçe tıbbi terimlere aşinalık kazanıp, hem de ileride Türkiye’ye dönerlerse adaptasyonu kolaylaştırmış oluyorlar. Bu da yaygın bir uygulamadır.

Almanya

Almanya, tıp ve mühendislik gibi alanlarda dünyanın en prestijli yükseköğrenim sistemlerinden birine sahip olup, tıp eğitimi tamamen ücretsiz olmasıyla da bilinir. Ancak tam da bu yüzden, Almanya’da tıp okumak yabancı bir öğrenci için belki de en zor yollardan biridir. Almanya her yıl sınırlı sayıda öğrenciyi tıp fakültelerine alır ve bu kontenjanların büyük kısmı Alman vatandaşları veya Abitur yapmış yabancılarla dolar. Türk öğrenciler için Almanya’da tıp eğitimi almanın temel koşulu, ya Almanya’da Abitur (lise) yapmış olmak ya da Türkiye’de tıp fakültesine yerleşecek yeterlilikte bir akademik geçmişe sahip olmaktır.

  • Üniversite Örnekleri: Almanya’da hemen her eyalette en az bir tıp fakültesi bulunur. En tanınmışları arasında Heidelberg Üniversitesi, Charité – Berlin Tıp Fakültesi (Humboldt & Freie Universität ortak fakültesi), Münih (LMU) Tıp Fakültesi, Tübingen, Hamburg, Köln, Frankfurt gibi okullar sayılabilir. Bu üniversitelerin tamamı dünya sıralamalarında üst sıralardadır. Fakat yabancı öğrencilere ayrılan kontenjan her okulda çok sınırlıdır (genelde %5-8 civarı).
  • Başvuru Gereklilikleri: Almanya’da tıp okumak için gerekenleri iki ana başlıkta toplarsak: akademik yeterlilik ve dil yeterliliği.
    • Akademik Yeterlilik: Alman öğrenciler tıp fakültesine lise not ortalaması (Abitur notu) ile merkezi bir sistemden (hochschulstart.de) yerleştirilir. Tıp için genelde Abitur notu 1.0 (en yüksek) gerekir. Yabancı bir öğrenci, eğer Almanya’da lise okumadıysa, başvuru yapabilmek için kendi ülkesinde üniversiteye giriş koşullarını sağladığını kanıtlamalıdır. Türk öğrenciler için bu, Türkiye’de tıp fakültesine girebilecek başarıda olmak anlamına gelir. Praktik olarak, Almanya’da tıp başvurusu yapabilmek için genellikle şu yollardan biri gerekir:
      1. Türkiye’de ÖSYM ile bir tıp fakültesine yerleşmiş olmak. (Yani YKS’de gereken puanı alıp herhangi bir tıp fakültesine kayıt hakkı kazanmış olmak.) Alman üniversiteleri, “ülkesinde tıp eğitimi almaya hak kazanmış mı?” diye bakar. Eğer kazanmışsa, sizi potansiyel bir aday olarak değerlendirirler.
      2. Hazırlık/Studienkolleg: Eğer öğrenci Türkiye’de tıp kazanamadıysa, Almanya’da doğrudan üniversiteye kabul alması mümkün olmaz. Bu durumda Almanya’da Studienkolleg denilen bir üniversite hazırlık okuluna gidip orada M-Kurs (tıp/medikal hazırlık) okuyup sınav vermesi gerekir. Studienkolleg’e kabul için de Türkiye’de belirli bir puan almış olmak aranmaya başlandı. Özetle dolaylı yol da çok kolay değil.
      3. Uluslararası Diploma: IB (International Baccalaureate) veya A-Levels gibi uluslararası bir lise diplomasıyla Almanya’ya başvuruyorsanız, bu diplomadaki notlarınız ve ders kombinasyonunuz uygun ise denklik alabilirsiniz. Bu yolla gelenler de en iyiler arasından seçilir.
        Sonuç olarak Türk öğrencilerin çoğu ancak Türkiye’de tıp kazanıp Almanya’ya yatay geçiş benzeri bir başvuruyla gelebiliyor. Zaten YÖK de Almanya’da tıp okumak isteyenlerin YKS’de ilk 50k’da olmasını şart koşuyor (denkliğe temel olsun diye).
    • Dil Yeterliliği: Almanya’da tıp eğitiminin dili %99 Almanca’dır. İngilizce tıp programı neredeyse yoktur (sadece özel bir pilot program açıldıysa da yaygın değil). Bu nedenle uluslararası öğrencilerin C1 seviyesinde Almanca bilmeleri beklenir. Başvuru aşamasında TestDaF veya DSH gibi sınav sonuçları istenir (genelde DSH-3 veya TestDaF her bölüm en az 4). Almancanız yeterli değilse, birçok üniversite sizi şartlı kabul edip 1 yıl dil kursuna göndermez; bunun yerine Studienkolleg yolundan gelmenizi ister. Yani başvuru yapmadan önce dil sertifikası almanız en iyisidir.
  • Eğitim Dili ve Süre: Eğitim dili Almancadır. Program süresi 6 yıldır (12 yarıyıl). İlk iki yıl pre-klinik, sonraki üç yıl klinik dersler, son yıl “Praktisches Jahr” (intern doktorluk) şeklinde ilerler. Tıp eğitimi sonunda “Staatsexamen” denilen devlet sınavlarını geçmek gerekir. Eğitim esnasında yabancı öğrenciler için de herhangi bir dil kolaylığı yoktur; bütün dersler, sınavlar Almanca yapılır. Bu yüzden dil konusunda gerçekten yetkin olmak şarttır.
  • Başvuru Süreci: Almanya’da devlet üniversitelerine yabancı başvurularının çoğu uni-assist adlı merkezi bir platform üzerinden yapılır. Ayrıca tıp fakülteleri kontenjan kısıtlamalı (NC’li) olduğu için Hochschulstart sistemi devrededir. Başvuru dönemleri kış dönemi için genelde 15 Temmuz, yaz dönemi için 15 Ocak’tır. Türk öğrenci, diplomasını ve gerekiyorsa YKS belgesini Alman kurumlarınca onaylı çeviri yaptırıp, dil sertifikası ile beraber ileterek başvurusunu tamamlar. Değerlendirme, üniversiteler tarafından yapılır. Genelde yabancı kontenjanı toplam kontenjanın %6 ila 8’iyle sınırlıdır. Bu kontenjan için de öncelik bazı ülkelerin hükümet burslusu gibi adaylarına verilebilir. Geri kalan yerlere en iyi not ortalamalı ve nitelikli yabancılar alınır. Yani rekabet küreseldir ve şans düşüktür. Bazı üniversiteler ek olarak mülakat yapabilir veya motivasyon mektubu isteyebilir.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Kabul oranı çok düşüktür. Almanya’nın kendi vatandaşları arasında bile tıp fakültesine yerleşemeyip yıllarca bekleyenler vardır. Yabancılar için ise her tıp fakültesi yılda belki 5-10 kişilik kontenjan açmaktadır. Örneğin Alman Büyükelçiliği’nin bilgisinde tıp fakültelerinde öğrenci kontenjanlarının %6-8’inin yabancılara ayrıldığı belirtilmiştir. Bu da yılda yaklaşık 9.500 kişilik Almanya genelindeki toplam tıp kontenjanının belki 500-600 kadarını tüm dünyadan gelen yabancıların dolduracağı anlamına gelir. Dolayısıyla Türkiye’den her yıl ancak sınırlı sayıda kişi Almanya’da tıp eğitimine başlayabilmektedir. Eğer öğrenci Almanya’da lise okumuş ve Abitur yapmış ise Alman öğrenciler kategorisinde yarışacağı için şansı artar (hatta bu durumda Alman vatandaşı olmasa bile ülke içi sayılır). Fakat Türkiye’den liseden sonra direkt gelmeye çalışanlar için süreç “çok zor” olarak nitelendirilebilir. Hatta denilebilir ki ABD’de tıp okumak kadar zordur. Örneğin bir Türk öğrenci forumunda, “Almanya’da tıp için kendi ülkenizin ulusal tıp sınavında yeterli not almış olmanız gerekir” diye özellikle vurgulanmıştır. Sonuç olarak ancak en parlak öğrenciler Alman tıp fakültelerinden kabul alabilir.
  • Ücretler: Almanya devlet üniversitelerinde eğitim ücreti (harç) yoktur – hem Almanlar hem yabancılar için ücretsizdir. Sadece dönemlik olarak ~300 Euro “dönem harcı” ödenir ki bunun içinde ulaşım kartı vs. dahildir. Bu büyük avantaj olsa da, Almanya’da yaşam masrafları dikkate alınmalıdır: Aylık yaşam gideri ~800-1000 Euro civarı hesaplanır ve vize almak için belirli bir miktarı (10.332 €) blokeli hesapta göstermek gerekir. Ailenin maddi durumu yeterli değilse ücretsiz eğitim avantajına rağmen yaşam masrafı engel olabilir. Almanya bazı öğrenciler için kısmi burslar verebiliyor (DAAD bursları gibi) ama lisans seviyesinde tıp için böyle burs bulmak zor.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Hazırlık ve Denk Okul: Türkiye’de tıp kazanamamış ancak yine de Almanya hedefleyenler, Studienkolleg denilen hazırlık okuluna başvurabilir. Bunun için de YKS’de fen ağırlıklı bir puan almak ve Almanca bilmek gerekir. Studienkolleg’de 1 yıl M-Kurs okuyup FSP sınavını yüksek notla geçenler, Almanya’daki yerlilerle birlikte tıp başvurusuna girebilir. Bu yol zahmetlidir ama imkansız değildir; çok az sayıda öğrenci başarabilir.
    • Dikey Geçiş (Famulatur): Bazı Türk öğrenciler Türkiye’de tıp okuyup Almanya’ya famulatur (gözlemci staj) veya intörnlük için gelir ve burada bağlantılar kurar. Mezun olduktan sonra Almanya’da TUS denkliği (Facharzt eğitimi) yapmak daha kolaydır. Yani lisans eğitimini Almanya’da almak yerine Türkiye’de okuyup uzmanlık için Almanya’ya gelmek birçok kişi tarafından tercih edilir. Çünkü Almanya’da doktor açığı olduğundan uzmanlık kadrolarında yabancılar daha kolay yer buluyor. Bu noktada, yurt dışında tıp planlayan biri için belki de doğrudan lisans yerine bu yolu düşünmek pragmatik olabilir.
    • YÖK Denkliği: Almanya’daki tıp fakülteleri genelde ilk 400 içinde oluyor, dolayısıyla YÖK doğrudan denklik veriyor. Ancak orada okumak bu denklik için zaten YKS ilk 50k şartını otomatik karşılamış olmanızı gerektiriyor. Almanya’da mezun olan biri Türkiye’de doktorluk yapabilir, TUS’a girebilir. Hatta Almanya’da başlayıp Türkiye’ye geçiş yapma imkanı teorik olarak var (yatay geçiş kontenjanlarıyla) ama pratikte Alman sistemi farklı olduğu için bunu yapan pek yok.
    • Dil ve Kültürel Uyum: Almanya’da üniversite hayatı Türkiye’ye kıyasla daha bağımsızdır. Devam zorunluluğu az olabilir, ama sınavlar çok ciddidir. Türk öğrenciler, dil ve alışma konusunda ilk yıl zorlanabilirler. Bazı üniversitelerde Türk öğrenci dernekleri bulunur (örneğin Berlin, Köln gibi şehirlerde). Almanya’daki Türk toplumu da öğrencilere kucak açabilir. Yine de lisans düzeyinde Almanya’ya gelip başarılı olmak gerçekten özdisiplin gerektirir.
    • Özet: Almanya, eğitim kalitesi ve ücretsiz oluşuyla cazip görünse de, kabul alma süreci ve Almanca şartı nedeniyle en zorlu seçeneklerden biridir. Bu nedenle birçok öğrenci önce Almanya’da değil de Macaristan gibi bir ülkede tıp okuyup sonra Almanya’ya uzmanlık için geçmeyi daha uygulanabilir bulmaktadır. Almanya’da tıp okumayı kafaya koyanların ise ya Almanya’da lise okuması ya da Türkiye’de dereceye girmesi tavsiye olunur.

İtalya

İtalya, son yıllarda özellikle İngilizce tıp programları ile uluslararası öğrencilerin ilgisini çekmektedir. Avrupa’nın köklü üniversitelerine ev sahipliği yapan İtalya, devlet üniversitelerinde düşük harç ve kaliteli eğitim imkânı sunar. Türk öğrenciler için İtalya’da tıp okumak, sınav sistemi dolayısıyla biraz rekabet gerektirse de ulaşılabilir bir hedeftir. İtalya’da tıp eğitimi almak isteyen bir öğrenci, öncelikle IMAT (International Medical Admissions Test) adı verilen sınavda başarılı olmalıdır.

  • Üniversite Örnekleri: İtalya’da yaklaşık 12 devlet üniversitesi İngilizce tıp programı sunmaktadır. Örneğin: University of Milan (Milano) – International Medical School, Sapienza University of Rome – Medicine and Surgery, Pavia Üniversitesi, Napoli Federico II, Torino, Bologna gibi köklü üniversitelerin İngilizce tıp bölümleri vardır. Bu okulların her biri dünya sıralamalarında ilk 500-1000 aralığında yer alır ve YÖK tarafından tanınır. Ayrıca İtalyanca tıp eğitimi veren sayısız üniversite mevcuttur (Roma, Milano, Padova, Floransa, Siena, Bari vb. hemen her şehirde). Özel üniversiteler arasında ise Humanitas University (Milano), San Raffaele (Milano), UniCamillus (Roma) gibi kurumlar İngilizce tıp eğitimi sunmaktadır.
  • Başvuru Gereklilikleri: İtalya’da tıp okumak isteyenler için iki ayrı kulvar var: Devlet üniversiteleri ve özel üniversiteler.
    • Devlet Üniversiteleri (İngilizce Tıp): Bu üniversitelere giriş tamamen IMAT sınavı sonucuna göre merkezi yerleştirme ile olur. IMAT, her yıl genelde Eylül ayında uygulanan, İngiltere Cambridge Assessment tarafından hazırlanan bir sınavdır. İçeriğinde genel bilgiler, mantık, biyoloji, kimya, fizik, matematik soruları bulunur. Tüm dünyada aynı anda yapıldığı için tarihi epey geç (Eylül) olmaktadır. Adaylar IMAT puanına göre sıralanır ve tercih ettikleri İtalyan üniversitelerine yerleştirilir. IMAT’ta başarılı olmak, Türkiye’den bir öğrenci için ciddi hazırlık gerektirir ancak imkânsız değildir; her yıl belli sayıda Türk öğrenci bu sınavla İtalya’ya girmektedir. Resmi gereklilik olarak, başvuracak öğrencinin lise diploması olması ve 12 yıllık temel eğitimi tamamlamış olması yeterlidir. Yani Türkiye’de YKS’ye girmiş olma şartı aranmaz, YKS puanı da değerlendirmede kullanılmaz. Tamamen IMAT skoru belirleyicidir.
    • Devlet Üniversiteleri (İtalyanca Tıp): Eğer öğrenci İtalyanca biliyorsa, İtalya’nın ulusal sınavı olan Test d’ingresso adı verilen sınava girerek İtalyanca tıp programlarına da başvurabilir. Bu da Eylül’de yapılır ve aslında IMAT’in İtalyanca versiyonudur (yerel adıyla Medicine and Surgery admission test). Burada AB vatandaşı olmayanlar için ayrı kontenjan bulunur. Türk öğrencilerden İtalyanca dil sertifikası (C1-C2) istenebilir. İtalyanca programlar da oldukça rekabetçidir çünkü İtalyan öğrenciler de girmektedir.
    • Özel Üniversiteler: Humanitas, San Raffaele, UniCamillus gibi özel okullar kendi sınavlarını yapar veya IMAT puanını ayrı bir tarihte uygular. Örneğin Humanitas, IMAT benzeri kendi sınavını (HUMAT) daha erken tarihte yapar; San Raffaele de ayrı bir sınav yapar. Bu okullar başvuru dosyası da isteyebilir (motivasyon mektubu, CV vb.). Özel üniversitelerde lise diploması ve dil yeterliliği (IELTS 6.0 gibi) de genelde şarttır.
  • Eğitim Dili: İtalya’da İngilizce programlar olduğu gibi, İtalyanca programlar da mevcuttur. İngilizce Tıp programları, yabancı öğrenciler için açılmıştır ve dersler tamamen İngilizce yapılır. Ancak öğrenciler 3. sınıftan itibaren hastanede staja başladığında İtalyanca öğrenmeleri zorunludur çünkü hastalarla iletişim İtalyanca olacaktır. Bu nedenle İngilizce program öğrencileri için üniversiteler ilk yıllarda yoğun İtalyanca dersi de vermektedir. İtalyanca Tıp programlarında ise eğitim dili tamamen İtalyanca olup yabancılar da eğer yeterli dil bilgisine sahiplerse katılabilirler. İtalyanca bilmeyen birinin bile, eğer İngilizce programda okuyacaksa, günlük yaşam ve klinik iletişim için zamanla İtalyanca öğrenmesi gerekecektir.
  • Başvuru Süreci:
    • IMAT Sınavı ile (Devlet İngilizce program): Öğrenci, genellikle Temmuz ayında IMAT başvurusunu yapar, sınavı Eylül’de olur. Başvuru sırasında tercih edeceği üniversiteleri sıralar. Sınav sonrası puanlar açıklanır ve Ekim gibi yerleştirme yapılır. En yüksek puan alanlar ilk tercihine girer, diğerleri puanına göre açık kontenjanlara dağıtılır. Örneğin bir Türk öğrenci 60 soruluk IMAT’te diyelim 45 net yapmışsa, bu yüksek bir puanla Milano veya Pavia’ya girebilir; neti 30 civarıysa belki daha düşük talep gören bir üniversiteye (örneğin Bari) yerleşir. Süreçte Universitaly platformu kullanılır ve İtalyan Eğitim Bakanlığı şeffaf bir şekilde kontenjanları ve puanları açıklar. Yabancı öğrencilere her İngilizce programda belli sayıda koltuk ayrılmıştır (örneğin Milano 15 AB dışı öğrenci gibi). Türkiye’den AB-dışı kategoride başvuru yapılır.
    • Özel Üniversiteler: Her birine ayrı başvuru gerekir. Örneğin Humanitas için online başvuru formu doldurulur, sınav ücreti ödenir, belirtilen günde sınava girilir. Sonuç iyi ise mülakata çağırılabilir. Özel okullar genelde Nisan-Mayıs aylarında bu süreci tamamlar ki öğrenci IMAT öncesi özel okula kabul alıp almadığını bilir. Bazı öğrenciler hem IMAT’e girip hem özel okullara başvurarak şansını artırır. Ancak özellerin ücretleri yüksektir (aşağıya bakınız).
    • Vize ve Kayıt: İtalya, Türk öğrenciler için vize sürecinde bazı belgeler ister (maddi teminat vs.). Yerleşen öğrenciler Ekim sonu gibi eğitime başlar.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: İtalya’da IMAT sınavı, rekabetçi bir sınavdır ancak uluslararası olduğu için Türk öğrenciler açısından şansı kesmez. Örneğin 2022’de IMAT’e 10.000’in üzerinde aday girmiş ve bunların ~1.500 kadarı yerleşebilmiştir (tüm dünya geneli, tüm okullar toplam). Yani genel başarı oranı %15 civarıdır diyebiliriz, ki Türkiye’de tıp fakültesine girme oranından aslında düşük değil. Ancak en iyi üniversitelere girmek için yüksek puan almak şarttır. Türk öğrenciler özellikle sayısal derslerde iyi olduklarından IMAT’te başarılı olma potansiyeline sahiptir. Burada esas zorluk, sınavın geç tarihte olmasıdır: Eylül’deki IMAT sonucuna göre Ekim’de yerleşme açıklandığında, eğer öğrenci başarılı olamadıysa Türkiye’deki ve diğer ülkelerdeki tüm fırsatlar (kayıt tarihleri) kaçmış olabiliyor. Bu bir risktir. Bu yüzden bazı öğrenciler aynı yıl Macaristan/Polonya gibi yerlere de başvurup, IMAT sonucuna göre son kararını vermektedir. Özetle, kabul oranı İngilizce programlar için orta derecede zorlu; kolaylık derecesi ise orta diyebiliriz. Özel üniversitelerde ise sınavı geçen hemen herkes kabul edilir (kontenjanları daha esnek ve paralı olduğu için), bu nedenle özel okula girmek devlet üniversitesine girmekten daha kolaydır – ancak maddi yönden herkes için mümkün değildir.
  • Ücretler: İtalya’da devlet üniversiteleri harç sistemini gelir durumuna göre ayarlar. AB dışından gelen öğrenciler için bile aile gelirine göre yıllık harç ~500 € ile 3.000-4.000 € arasında olabilir. Hatta bazı durumlarda öğrenciler minimum harç ödeyebilirler (örneğin aile geliri düşükse 500€ gibi). Bu rakamlar İtalya gibi bir ülke için çok uygundur. İtalyanca programlarda da benzer harçlar geçerlidir. Buna karşın, özel üniversiteler oldukça pahalıdır:
    • Humanitas: Yıllık 20.000 € civarında (6 yıllık toplam 120 bin €).
    • San Raffaele: Yıllık ~20.000 € civarı.
    • UniCamillus: Yıllık 15-20.000 € civarı (henüz yeni kurulduğu için ilk 1000 dışında ve ücreti yüksek bulunuyor).
      İtalyan bir danışman, Macaristan’daki üniversitelerle aynı kalitede olmasına rağmen San Raffaele’nin 20 bin € ücretle Macaristan’dan 5-6 bin € pahalı kaldığını ve fiyat/kalite dengesi açısından tercih edilmediğini belirtmiştir. Özel üniversiteler kısmi burslar sunsa da genelde yabancı öğrenciler tam ücret öder.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Burs ve Destekler: İtalya hükümeti, yabancı öğrenciler için bazı burs programları sunar (Invest Your Talent in Italy gibi), fakat bunlar genellikle yüksek lisans düzeyi içindir. Lisans tıp için spesifik bir burs yoktur. Yine de her yıl bölgelerin verdiği DSU bursları gibi imkânlar olabilir: Bu burslar düşük gelirli öğrencilere yemek, yurt ve yıllık cep harçlığı desteği verir. Türk öğrenciler de gelir durumunu belgelendirerek DSU’ya başvurabilir ve şartları uyarsa kazanabilir. Bazı Türk öğrenciler 5-6 bin € değerinde bu bursu alarak İtalya’da neredeyse ücretsiz okuma şansı yakalıyor. Ayrıca İtalya’da part-time çalışma izni öğrencilere açıktır, bu da maddi katkı sağlayabilir.
    • Denklik: İtalya üniversiteleri köklü ve tanınmış olduğundan YÖK denkliği konusunda sorun çıkmaz. İngilizce programda okuyan biri de sonuçta aynı İtalyan diplomasını alır (MD derecesi). YÖK’ün 50k kuralı burada da devreye girecek; ilk 50k içinde olmayıp İtalya’ya gidenler mezun olunca STS’ye girmek durumundadır. Ancak örneğin Sapienza, Milano gibi okullar ilk 400 içinde yer aldığı için eğer öğrenci zaten YKS şartını da karşılamışsa doğrudan denklik alabilecektir. İtalya diploması AB’de geçerli olduğu için Avrupa’da çalışma opsiyonu da vardır.
    • Dil ve Kültüre Adaptasyon: Akdeniz kültürü olması nedeniyle Türk öğrenciler İtalya’ya uyum sağlamakta zorlanmazlar. Yemekleri, iklimi Türkiye’ye yakındır. Roma veya Milano gibi büyük şehirlerde çok sayıda Türk öğrenci ve expat yaşamaktadır. İtalyanca, Latin kökenli olsa da öğrenilebilir bir dildir; Türk öğrenciler 1-2 yıl içinde günlük konuşma ve klinik iletişimde yeterli düzeye gelmektedir. Üniversiteler de zaten dil kursu vermektedir.
    • Alternatifler ve Riskler: İtalya’da tıp okumayı düşünenler için planlama önemlidir. IMAT sınavının geç tarihte olması, eğer başarısız olunursa boşta kalma riskini getirir. Bu yüzden bazı öğrenciler Türkiye’de bir bölüme kayıt yapıp Eylül’de sınavı deneyip kazanırsa kayıt dondurmak gibi stratejiler izler. Özel üniversiteler yedeğinizde ise, en kötü ihtimalle Eylül’de IMAT olmazsa özel okula gidersiniz (fakat o da pahalı). Kısacası, İtalya bir “imkânlar ülkesi” olmakla beraber, sınavlı bir sistem olduğu unutulmamalıdır. Fakat bir kez kazanıldığında, düşük harç ve kaliteli eğitim sayesinde çok avantajlıdır. Bu nedenle İtalya’da tıp, Türk öğrenciler arasında giderek popülerleşmektedir.

Çekya (Çek Cumhuriyeti)

Orta Avrupa’nın istikrarlı ve eğitim kalitesi yüksek ülkelerinden Çekya, yabancı öğrenciler için İngilizce tıp eğitimi seçenekleri sunan bir başka önemli destinasyondur. Özellikle başkent Prag’daki Charles Üniversitesi’nin tıp fakülteleri dünya çapında ünlüdür. Türk öğrenciler arasında Macaristan ve Polonya kadar bilinilirliği olmasa da, Çekya’da da hatırı sayılır bir Türk öğrenci kitlesi mevcuttur. Çekya’daki tıp programlarına giriş, Macaristan/Polonya’ya benzer şekilde üniversitelerin kendi sınavlarıyla gerçekleşir.

  • Üniversite Örnekleri: Charles University (Univerzita Karlova), 1348’de kurulmuş, Orta Avrupa’nın en eski üniversitesidir ve bünyesinde Prag’da üç ayrı tıp fakültesi (1., 2. ve 3. Fakülteler), ayrıca Hradec Králové şehrinde ve Plzeň şehrinde birer tıp fakültesi barındırır. Charles Üniversitesi’nin İngilizce tıp programları bu fakültelerin bir kısmında mevcuttur. Özellikle Charles Univ. – Hradec Králové Tıp Fakültesi, Çekya’da Türk öğrenciler tarafından tercih edilen bir fakültedir; QS dünya sıralamasında genel sıralamada 248., tıp alanında 151-200 bandındadır. Bunun dışında Masaryk University (Brno’daki tıp fakültesi) ve Palacky University (Olomouc şehrindeki tıp fakültesi) de İngilizce tıp eğitimi sunar. Bu okullar da köklüdür ve modern hastanelere sahiptir.
  • Başvuru Gereklilikleri: Çekya’da tıp eğitimi için temel gereklilikler: lise diploması (ve diploma denkliği belgesi), üniversitenin yaptığı giriş sınavında yeterli başarı, İngilizce yeterliliği ve vize için gerekli evraklar. Özellikle giriş sınavı, belirleyici faktördür. Çekya üniversitelerinin sınav formatı genelde şu şekildedir:
    • Charles Üniversitesi: Fakülteden fakülteye değişmekle birlikte, mesela Hradec Králové İngilizce Tıp için sınavda Biyoloji, Kimya, Fizik soruları sorar (genellikle çoktan seçmeli). Bu sınavlar Ankara, İstanbul gibi şehirlerde de yapılabilmektedir. Barajı geçen öğrenciler bir de kısa bir mülakata alınabilir.
    • Masaryk (Brno): Online veya Brno’da yüz yüze sınav yapar, içerik benzer (Bio, Kimya, Fizik).
    • Palacky (Olomouc): Bazı yıllar sınavsız, sadece lise notlarına ve Skype mülakatına göre de alım yapmıştır; ancak genelde onlar da test uygular.
    • İngilizce Yeterlilik: TOEFL/IELTS istenebilir. Eğer giriş sınavı İngilizce yapılıyorsa genelde bu yeterli sayılır. Yine de başvuruda TOEFL 90+ sunmak avantaj olabilir.
    • Noter Onayı ve Denklik: Çekya, başvurudan önce lise diplomasının kendi sistemlerinde denkliğini (nostrifikasyon) ister. Bu biraz bürokratik bir süreçtir, ama üniversiteler genelde yardımcı olur.
  • Eğitim Dili: İngilizce programlar, yabancı öğrenciler içindir ve müfredat tamamen İngilizcedir. Buna paralel olarak öğrencilere 1. sınıftan itibaren Çekçe dersleri verilir ki 3. sınıftan sonra hastalarla iletişim kurabilsinler. Eğer öğrenci isterse Çekçe dilinde de tıp okuyabilir (bedava eğitim için), ancak bunun için ileri düzey Çekçe gerekir ve önce 1 yıllık dil okulu tavsiye edilir. Yabancı öğrencilerin büyük çoğunluğu İngilizce programdadır. Eğitim süresi 6 yıldır.
  • Başvuru Süreci: Başvurular direkt üniversitelerin uluslararası öğrenci ofislerine yapılır. Örneğin Charles Univ. 1. Fakülte için Aralık’ta başvurular açılır, Mart’a kadar sürer; sınav genelde Nisan-Mayıs gibi yapılır. Hradec Králové gibi fakülteler, İntergenç gibi temsilciler aracılığıyla Türkiye’de sınav yapmaktadır. Öğrenci o sınava kayıt olur, sınavı geçerse kabul alır. Sonra gerekli evrakları (diploma denklik vs.) tamamlayıp Eylül’de eğitime başlar. Masaryk ve diğerleri de benzer takvim izler. Başvuru esnasında tercih edilebilecek birden çok fakülte varsa, hepsine ayrı sınavlara girilebilir.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Çekya’da özellikle Charles Üniversitesi fakültelerine girmek, Macaristan’daki kadar zorlayıcıdır, hatta belki daha rekabetçi bile olabilir. Zira Charles Üniversitesi çok saygın bir kurum olduğu için sınavlarına sadece Türkler değil, Alman, İsrailli, Norveçli birçok aday girmektedir. Bu nedenle kabul oranı düşük ila orta arasında diyebiliriz. Örneğin Hradec Králové Fakültesi sınavlarına eskiden sınırlı sayıda Türk öğrenci giriyordu ve bunların az bir kısmı kazanabiliyordu; fakat son yıllarda Türkiye’de de sınav yapmaya başladıklarından, Türk öğrenciler daha iyi hazırlıkla girip başarılı olabilmektedir. İntergenç verilerine göre Çekya, eskiden giriş sınavları ve bürokrasinin zorluğu açısından en çok “zorlanılan” ülkelerden iken, Türkiye’de yapılan sınavlar sayesinde engellerin azaldığı belirtilmiştir. Yani bir değişim var: Artık bilgiye erişim daha kolay, hazırlık kursları mevcut. Yine de bir Macaristan kadar çok Türk öğrenci bulamayabilirsiniz, dolayısıyla “kolay” demek güç. Kolaylık derecesi için orta demek uygun. Sınavı ciddiye alıp çalışanların şansı olacaktır. Çekya’da tıp okuyan öğrenciler genel olarak memnunlar ve eğitim kalitesi yüksek.
  • Ücretler: Çek Cumhuriyeti para birimi Koruna (CZK) olsa da, İngilizce program ücretleri Euro veya USD cinsinden sabittir. Örneğin:
    • Charles Univ. – Hradec Králové Tıp Fakültesi: Yıllık harç ≈ 400.000 CZK, bu da yaklaşık 16.000 € yapar. Diş hekimliği biraz daha pahalı (410.000 CZK ~ 16.500 €). Prag’daki 1. ve 2. Fakültelerin ücretleri de benzer veya biraz daha yüksek olabilir (~18.000 € civarı).
    • Masaryk (Brno): Yıllık harç ~300.000 CZK civarıdır (yaklaşık 12.000 €). Brno yaşamı Prag’a göre ucuz olduğu için bir miktar ekonomik olabilir.
    • Olomouc (Palacky): Yıllık ~ 10-11.000 € civarıydı en son.
      Görüldüğü gibi Macaristan-Polonya düzeyinde, hatta kimi yerde biraz üstünde harçlar var. Ancak Çekya’da yaşam maliyetleri, özellikle konaklama, AB ortalamasına göre uygun. Aylık 400-600 € arası bir bütçeyle öğrenci geçinebilir.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik ve İtibar: Charles Üniversitesi gibi okullar dünya sıralamalarında çok iyi durumda olduğundan, YÖK denklik konusunda avantajlıdır (genel sıralamada ilk 250 mesela). Zaten YÖK bu üniversiteleri tanımaktadır. Yine de 50k kuralı burada da geçerli olacak. Mezunlar için ayrıca ABD, İngiltere gibi lisans sınavlarına girme hakkı mevcuttur (Macaristan’da olduğu gibi) – nitekim Charles mezunları USMLE, UKMLA vs. girebiliyor. Avrupa Birliği denkliği de tabii ki var. Yani eğitim alıp dünyanın her yerinde çalışabileceğiniz bir diploma elde ediyorsunuz.
    • Burslar: Çekya hükümeti gelişmekte olan bazı ülkelere burs verse de Türkiye bunlardan biri değil. Üniversiteler kendi bursunu nadiren verir (daha çok derece yapan öğrencilere sembolik ödüller olabilir). Türk öğrenciler, Avrupa Birliği’nin Erasmus+ programları ile 5. sınıfta farklı bir AB ülkesine değişim yapma imkânına sahip olabilir. Ayrıca Türkiye’deki burs başvurularına (örn. TEV yurt dışı bursları) belki yüksek lisans seviyesinde başvurabilirler ama lisans için seçenek kısıtlı.
    • Hazırlık Eğitimi: Eğer sınavı ilk seferde başaramazsanız, Çekya’da bazı özel kuruluşlar veya üniversite devam okulları, foundation year programları sunuyor. Bir yıl boyunca hem Çekçe hem de biyoloji-kimya-fizik dersleri verip sizi sınava hazırlıyorlar. Bu ücretli bir program (6-7 bin € civarı). Kimi öğrenci bunu yapıp sonraki yıl sınavı kazanabiliyor.
    • Kültür ve Yaşam: Çekya güvenli ve düzenli bir ülkedir. Prag, expat’lerle dolu kozmopolit bir şehirdir. Brno ve Hradec gibi şehirler de öğrenci dostudur. Türk öğrenci sayısı Macaristan kadar olmasa da az da değil; Prag’da Türk toplumu mevcuttur. Çek mutfağı biraz farklı (domuz eti yaygın), ama helal yiyecek bulmak mümkün. Ulaşımla Türkiye’ye yakın sayılır (ara sıra direkt uçuşlar var). Tüm bunlar göz önüne alındığında, Çekya’da tıp okumak Türk öğrenciler için iyi bir seçenektir ancak giriş için disiplinli bir hazırlık dönemi gerektirir.

Gürcistan

Gürcistan, son yıllarda uygun maliyeti ve coğrafi yakınlığı nedeniyle Türk öğrenciler arasında popüler hale gelmiş bir diğer alternatiftir. Özellikle Türkiye’de tıp kazanamayan ancak maddi sebeplerle Avrupa’daki pahalı okullara gidemeyen öğrenciler için Gürcistan’da tıp okumak cazip olmaktadır. Gürcistan üniversiteleri, genellikle sınavsız, sadece lise diplomasıyla öğrenci kabul edebilmektedir. Eğitim dili seçenekleri de bulunur. Tiflis başta olmak üzere Gürcistan’daki üniversiteler YÖK tarafından tanınmakta olup, bir kısmı dünya sıralamalarında ilk 1000’e girmese de denkliği mümkündür.

  • Üniversite Örnekleri: Tiflis State Medical University (Tiflis Devlet Tıp Üniversitesi), Gürcistan’ın en büyük ve devlet destekli tıp fakültesidir. İngilizce ve Gürcüce programları vardır. Ayrıca Ivane Javakhishvili Tbilisi State University (Tiflis Devlet Üniversitesi) de tıp eğitimi verir. Batumi State University ve Kutaisi gibi şehirlerde de tıp fakülteleri bulunur. Bunun yanı sıra özel üniversiteler de mevcuttur: Örneğin New Vision University (Tiflis’te özel, İngilizce tıp var), European University (Tiflis, İngilizce tıp), David Tvildiani Medical University (AIETI) – Sovyet sonrası dönemde kurulmuş İngilizce eğitim veren bir özel tıp fakültesi. Bu özel okullar da uluslararası öğrencilerce tercih ediliyor.
  • Başvuru Gereklilikleri: Gürcistan’da çoğu üniversite için YKS puanı şartı yoktur. “Yurtdışında Tıp Fakültesi’ne kayıt olmak için herhangi bir puan şartı aranmamaktadır. Lise mezunu olmak yeterlidir.” gibi ifadeler Gürcistan için de geçerlidir. Yani temel gereklilik lise diplomasına sahip olmak ve belirli bir not ortalamasını aşmaktır (genellikle %50-60 yeterli). Bazı üniversiteler, başvuran öğrencilerle bir online mülakat yapabilir veya kısa bir bilgi testi uygulayabilir ama bu formalitedir. Örneğin Orbis danışmanlık, “Türk öğrenciler lise diploması ile YKS’ye girmeden başvuru yapabilmektedir” diye belirtmiştir. Bazı bölümlerde kontenjan sınırlı ise YKS puanına bakılması gibi bir durum olabiliyormuş ama tıp için genelde yok.
    Başvuru için gereken belgeler: Lise diploması (apostilli), transkript, pasaport fotokopisi, fotoğraf, sağlık raporu gibi evraklardır. Gürcistan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan denklik onayı almak gerekebilir (üniversite bu konuda yardımcı olur). Yani diplomanızı Gürcistan’da tanıtmanız lazım ki üniversiteye resmi kayıt olabilsin.
  • Eğitim Dili: Gürcistan’da tıp eğitimi İngilizce, Gürcüce veya Rusça dillerinde alınabilir. Birçok üniversite, yabancı öğrenciler için İngilizce tıp programı açmıştır. Örneğin Tiflis Devlet Tıp Üniversitesi’nin İngilizce programı vardır ve yabancıların çoğu buradadır. İngilizce programlara girmek için genellikle IELTS 6.0 gibi bir belge istenir; eğer yoksa üniversite kendi İngilizce yeterlilik sınavını yapabilir veya hazırlık eğitimi sunabilir. Gürcüce programlar yerliler içindir ama isteyen yabancılar 1 yıl Gürcüce hazırlıkla katılabilirler. Rusça programlar da Sovyet geleneği nedeniyle mevcuttur; bazı Türk öğrenciler Rusça bildiğinden bu programları da tercih edebiliyor. Dil seçimine göre, genelde 1. yıl hazırlık vardır: İngilizce programdaysanız eğer lise eğitimini Türkçe aldıysanız önce bir temel İngilizce hazırlık okumanız gerekebilir (üniversiteye göre değişir). Gürcüce veya Rusça seçecekler mutlaka hazırlık okurlar. Hazırlık genelde 8-10 ay sürer ve sonunda sınavı geçip tıp fakültesine başlarsınız.
  • Başvuru Süreci: Başvurular genelde acente/danışmanlıklar aracılığıyla yapılıyor, çünkü Gürcistan üniversiteleriyle iletişim ve denklik işlemleri biraz karmaşık olabiliyor. Örneğin Türkiye’de bazı ofisler (Eurostar, Orbis vs.) tüm evrak işlerinizi halledip sizi doğrudan üniversiteye kayıt ettiriyor. Öğrenci bir form doldurup gerekli belgeleri veriyor, okuldan bir kabul mektubu alınıyor. Sonrasında Gürcistan Eğitim Bakanlığı’ndan onay yazısı (denklik) çıkınca öğrenci gidip kaydını yapıyor. Tüm bu süreç birkaç hafta içinde halledilebiliyor ve genellikle sınav yok, sadece belge incelemesi var. Bazı üniversiteler, özellikle çok başvuru varsa, Skype/Zoom üzerinden kısa bir mülakat yapıyor (temel biyoloji bilgisi ve neden bu okulu seçtin gibi sorular). Ancak danışmanlık firmaları bu mülakatlara öğrenciyi önceden hazırlıyor ve neredeyse %100 geçmesini sağlıyor. Dolayısıyla kabul neredeyse garantidir denebilir. Kayıt genelde Eylül ayında yapılır, ancak Gürcistan üniversiteleri Ocak/Şubat gibi “Spring intake” dedikleri bahar dönemi öğrenci alımı da yapabilmektedir – bu da esneklik sağlar (yani YKS’den sonra yetişemeyen, kışın da başlayabilir).
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Gürcistan’da tıp okumak için kabul oranı çok yüksek olduğu gibi, süreç de oldukça kolaydir. Sınav stresi olmadan, belge işlerini hallederek yerleşmek mümkündür. “Lise diplomanızı alıp gelen her Türk öğrenci Gürcistan üniversitelerine kaydolabilir” şeklinde ifadeler tanıtımlarda geçer. Bu abartı sayılmaz çünkü gerçekten de şu ana kadar Gürcistan’a başvurup da reddedilen bir Türk öğrenci duymak zordur (belgelerinde sorun yoksa tabii). Orbis’in belirttiği gibi, bölüme göre belki çok sınırlı bir kontenjan varsa ve aşırı talep gelirse o zaman bir eleme yapılabilir, fakat tıp için genelde her başvuranı alacak kapasite oluyor (özellikle özel üniversiteler için para getiren öğrenci kıymetli). Yani Gürcistan için “çok kolay” demek yanlış olmaz. Tabii bunun bir bedeli var: Denklik ve eğitim kalitesi açısından dezavantajlar olabiliyor, aşağıda değineceğiz.
  • Ücretler: Gürcistan’da tıp eğitimi ücretleri birçok ülkeye göre oldukça düşüktür. Bu, ülkenin ekonomik koşullarıyla da alakalı. Devlet üniversitelerinde dahi yabancılar harç öder ama tutar makuldür. Bazı güncel rakamlar:
    • Tiflis Devlet Tıp Üniversitesi: İngilizce veya Gürcüce tıp programı yıllık $5.000 civarındadır. Diş hekimliği ~$3.700, eczacılık ~$2.500 olarak belirtilmiş. Hazırlık (dil eğitimi) ücreti ise $1.700 civarında.
    • Özel Üniversiteler: Örneğin New Vision Üniversitesi Tıp yıllık ~$7.000, European Univ. Tıp ~$5.500, AIETI (Tvildiani) ~$6.000 şeklinde rakamlar bulunuyor. Genel olarak $4.000 ile $7.000 aralığında diyebiliriz. Orbis verisi olarak tıp için yıllık ortalama $4.000 demiş, muhtemelen devlet üniv. baz alarak. Başka bir kaynakta en ucuz üniversitede $4.800 ve en pahalısında $12.500 rakamı verilmiş ama $12.500 istisnai yüksek kalıyor – belki özel bir üniv. hazırlık + ilk yıl paketi falan olabilir.
      Bu ücretler TL’ye çevirince (2025 itibariyle) Türkiye’deki vakıf üniversitelerinin çok altındadır. Dolayısıyla maddi açıdan oldukça avantajlıdır. Üstelik Gürcistan’da yaşam da ucuz sayılır: Aylık 300-400 $ rahat yetebilir (Tiflis’te kiralar biraz arttı ama yine de Avrupa’dan ucuz). Türk Lirası Gürcü Larisi karşısında değer kaybetse de, orada da enflasyon olduğundan, genele vurunca masraflar Türkiye ayarındadır.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik ve YÖK Şartları: Gürcistan üniversiteleri YÖK tarafından tanınmaktadır, yani denkliği reddedilmez. Ancak birçoğu dünya sıralamalarında ilk 1000’de değildir (Tiflis State Medical belki ilk 1200 civarı). Bu nedenle, YÖK’ün 2024 yönetmeliğine göre, öğrenci eğer YKS’de 50k şartını karşılamadan gittiyse, diploma sonrası Türkiye’de STS (Seviye Tespit Sınavı)’na girmek zorunda kalacaktır. Bu sınavı geçerse diplomasını denkleştirip pratisyen doktor olarak çalışabilir. Bu önemli bir husus: Son dönemde birçok Türk öğrenci Gürcistan’da okumuş ama STS’ye takılmış, defalarca denemek zorunda kalmıştır – medyada “Yurtdışında tıp okuyan Türk doktorların denklik mağduriyeti” diye haberler çıkmıştır. Bunun bilincinde olmak gerekir. Gürcistan’daki tıp eğitiminin temel bilimleri belki iyi ama klinik becerileri Türkiye standardında olmayabilir, bu da STS’de zorlanmaya yol açabilir. Özetle Gürcistan’a gitmeden, ileride bu sınava hazırlanmayı göze almak lazım (ya da YKS’de 50k yaptıysanız zaten sorun yok, denklik alırsınız).
    • Kalite ve Dil: İngilizce programlar bazen bir sınıfta 100’den fazla yabancı öğrenciyle kalabalık olabiliyor. Bu heterojen öğrenci kitlesi içinde eğitim kalitesi biraz öğrencinin kendi çabasına bakıyor. Yine de Gürcistan’dan mezun olan ve USMLE gibi sınavlarda başarılı olan öğrenciler var. Eğitim dili İngilizce olsa da, çoğu hocanın ana dili değil, aksan sorunları olabiliyor. Hastanelerde ise Gürcüce bilmek şart. Türk öğrenciler için Gürcüce, akraba dil olmadığından zordur; ancak Rusça bilenler için alternatif, zira Gürcistan’da bir kısım doktor Rusça iletişim kurabiliyor. Yine de çoğu öğrenci temel Gürcüce öğreniyor. Bu kültürel/dil uyumuna dikkat etmek gerek.
    • Coğrafi Yakınlık: Gürcistan, Türkiye’ye karayolu ile bile ulaşılabilen bir ülke. Bu yakınlık, ailelerin ziyareti, öğrencinin tatillerde eve gelmesi gibi konularda kolaylık sağlar. Karadeniz üzerinden uçuşlar da kısa ve ucuz olabilmektedir. Ayrıca yemek kültürü, yaşam tarzı olarak da çok yabancılık çekilmeyecek bir ortam.
    • Burslar: Gürcistan devleti Türk öğrencilere özel burs vermiyor; ancak Türkiye’de bazı vakıflar (TEV gibi) yurtdışında okuyan başarılı öğrencilere burs verebiliyor. Gürcistan’daki bazı üniversiteler de yıl birincilerine küçük bir indirim yapabilir. Genel olarak masraflar düşük olduğundan burs konusu çok gündemde değil.
    • Diğer Avantajlar: Gürcistan ile Türkiye arasında kimlikle seyahat anlaşması var; yani pasaportsuz gidip gelinebiliyor. Öğrenciler için oturum izni vs. işlemleri de oldukça basit. Hatta birçok Türk öğrencisi orada araç alıp kullanıyor, hayatlarını ikinci memleket gibi sürdürebiliyorlar. Bu da Gürcistan’ı cazip kılan yan faktörlerden biri.
    • Özet: Gürcistan’da tıp eğitimi, sınav stresi olmadan ve makul ücretlerle doktor olma fırsatı sunduğu için çok kolay bir seçenek olarak öne çıkıyor. Ancak mezuniyet sonrası denkliğin zahmeti ve oradaki eğitimin bazı limitleri dikkate alınmalıdır. İyi planlandığında (örneğin öğrenci erkenden TUS/STS için çalışmaya da başlarsa) Gürcistan diplomasıyla da Türkiye’de veya başka ülkelerde kariyer yapmak mümkündür.

Rusya

Rusya, Sovyetlerden beri güçlü tıp eğitim geleneği olan, aynı zamanda yabancı öğrencilere oldukça ekonomik koşullarda yükseköğrenim sunan bir ülkedir. Türk öğrenciler 1990’lardan beri Rusya’da (ve Belarus, Ukrayna gibi eski Sovyet ülkelerinde) tıp okumaya gitmektedir. Rusya’da dil engeli önemli bir faktör olsa da, son yıllarda bazı üniversiteler İngilizce tıp programları da açmıştır. Rusya’da tıp eğitimi almak isteyen bir Türk öğrenci için kabul süreci genellikle sınavsız veya basit bir sınavla gerçekleşir ve koşullar oldukça esnektir. Rusya aynı zamanda her yıl Türkiye’ye belli sayıda devlet bursu da sağlamaktadır, bu yolla tamamen ücretsiz okumak da mümkündür.

  • Üniversite Örnekleri: Moskova ve St. Petersburg, Rusya’nın en iyi tıp fakültelerine ev sahipliği yapar. Örneğin: Sechenov University (Birinci Moskova Devlet Tıp Üniversitesi) – Rusya’nın ilk tıp fakültesi ve en prestijlilerinden. Pirogov Rusya Ulusal Araştırma Tıp Üniversitesi (Moskova) ve Peoples’ Friendship University (RUDN) – özellikle yabancı öğrenciler arasında popülerdir, İngilizce tıp programı vardır. St. Petersburg’da Pavlov Devlet Tıp Üniversitesi meşhurdur. Ayrıca bölgelerde Kazan Federal Üniversitesi, Novosibirsk Devlet Üniversitesi, Volgograd, Rostov, Nijni Novgorod gibi şehirlerin tıp fakülteleri de yabancı kabul etmektedir. Türkiye’den gidenlerin bir kısmı da Kazan, Volgograd, Rostov gibi şehirlere yönelmektedir (hem yaşam masrafı daha düşük hem de Türk öğrenci ajansları oralarda aktiftir).
  • Başvuru Gereklilikleri: Rusya’da tıp fakültelerinin yabancı öğrenci alım şartları oldukça temel düzeydedir: Lise diploması yeterlidir, herhangi bir üniversite giriş puanı aranmaz. Çoğu üniversite, öğrenciyi bir yeterlilik sınavına tabi tutmaz; sadece kayıt için lise ders dökümüne bakıp Biyoloji, Kimya notlarının geçer olduğundan emin olurlar. Bazı üniversiteler (özellikle devlet bursu ile gelenleri) ön eleme yapmak için bir sınav yapar, bu genelde lise seviyesinde biyoloji-kimya sorularından oluşur ve Rusça yapılır (burs programının parçası). Ancak kendi imkânınızla (ücretli) gidecekseniz, genelde sınavsız alım olur. Bazı okullar sembolik bir giriş testi koysa da danışmanlar bu konuda öğrenciyi önceden bilgilendirip hazırlamaktadır. Kayıt için gereken belgeler: lise diploması (noter onaylı Rusça çeviri), transkript, pasaport, sağlık raporu (HIV negatif vs.), fotoğraf ve bazı formlardır.
  • Eğitim Dili: Rusya’da tıp eğitiminin ana dili Rusça’dır. Yabancı öğrencilerin çoğu da Rusça eğitim alır, zira kontenjanlar ve en iyi hocalar Rusça programdadır. Bunun için öğrenciler 1 yıl Rusça hazırlık (podgotovitelniy fakultet) okurlar. Hazırlıkta yoğun Rusça dil dersi ve temel bilim terminolojisi verilir. Yıl sonunda üniversitenin dil sınavını geçenler tıp fakültesine başlayabilir. Alternatif olarak, bazı üniversitelerin İngilizce tıp programları vardır (RUDN, Sechenov, Kazan Federal gibi). İngilizce programlarda ilk yıllar dersler İngilizce yapılır fakat yine de Rusça dil dersleri de alırsınız çünkü klinik yıllarda hastanelerde Rusça iletişim gerekecek. İngilizce programların ücreti daha yüksektir (aşağıda belirtilecek). Eğer öğrenci Rusça biliyorsa direk sınavsız Rusça programa da başlayabilir (ancak çoğunluk önce hazırlık alıyor). Türk öğrencilerin bir kısmı, özellikle 90lardaki jenerasyon, Rusça programlarda okumuş ve dil öğrenmiştir. Günümüzde de bu tercih ediliyor çünkü Rusça bilen bir doktor olmak, Rus nüfusunun olduğu ülkelerde çalışma imkanı da yaratıyor.
  • Başvuru Süreci:
    Rusya’da üniversiteler yabancı başvurularını genelde doğrudan kabul eder ancak dil, vize gibi konular nedeniyle öğrenciler çoğunlukla Türkiye’deki ajanslar vasıtasıyla gider. Süreç şöyle işler: Öğrenci belgerini (diploma vs.) ajansa verir, üniversiteye kabul mektubu sağlanır. Ardından davetiye belgesiyle Rusya öğrenci vizesi alınır ve öğrenci gider kayıt olur. Kayıt Eylül başında olur, ancak hazırlık okuyacaklar genelde Kasım’a kadar esnek başlayabilir (bazı hazırlık programları sürekli alım yapar). Ücretli programlarda genelde sınav olmadığı için, kabul mektubu almak formalitedir. Devlet bursu ile gitmek isteyenler için ise süreç farklıdır: Her yıl Rusya, Türkiye’ye belli kontenjan açar (örn. ~200 kişi civarı Türk öğrenciye tam burs). Burs başvuruları Aralık-Şubat arası alınıp, mülakat/sınav ile seçilir. Burs kazanırsanız üniversiteniz kura/yerleştirme ile belirlenir ve Eylül’de başlarsınız. Bu burs eğitim ücretini, hazırlık dahil, komple karşılar; hatta ayda küçük bir cep harçlığı da verir (mevcut burs aylığı ~15.000 ruble civarı yani ~150-200$). Bursla gidenlerin çoğu Rusça programlara yerleşir (örneğin 2024’te 232 kişilik burs kontenjanı vardı ve bunun bir kısmı tıp/diş içindi).
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Rusya’da ücretli programlarda kabul oranı neredeyse %100’dür. Yeter ki belge eksiğiniz olmasın, maddi olarak da ilk yıl ücretini ödeyebilin, sizi kabul ederler. Çünkü yabancı öğrenci üniversitelere döviz girdisi demektir. Bazı üniversitelerin Türkiye temsilcilikleri “%100 kayıt garantisi” gibi ifadeler kullanır gerçekten de öğrenci gönderirler. Devlet bursunda ise rekabet vardır; 200 kişilik bursa 1000’e yakın başvuru olabiliyor, ama gene de o da çok imkansız değildir, notları iyi ve biraz Rusça bilenler kazanabilir. Sonuç olarak Rusya ücretli okumak isteyen biri için çok kolay bir seçenektir. Hatta bir ajansın sitesinde “Rusya’da üniversite Tıp Fakültesi’ne kayıt olmak için herhangi bir puan şartı aranmamaktadır” denilerek sınavsız oluşu vurgulanmıştır.
  • Ücretler: Rusya, eğitim ücretleri bakımından oldukça ekonomiktir. Birçok üniversitede tıp eğitimi yıllık $3.000 – $6.000 arası bir harçla mümkün. Bazı örnekler:
    • Ulusal bir danışman site şu ortalamaları veriyor: “Tıp (Rusça) 6 yıl = $3.600 yıllık; Tıp (İngilizce) 6 yıl = $5.750 yıllık”. Yani İngilizce program ~ %50 daha pahalı.
    • Başka bir kaynak, Rusya genelinde tıp için $1.500 – $4.500 arası eğitim ücreti olabileceğini söylüyor (muhtemelen en ucuzdan en pahalıya). En düşük rakamlar genelde taşra üniversiteleri veya kısmi burslu durumlar içindir.
    • Moskova ve St.Petersburg gibi büyük şehirlerde İngilizce program ücretleri $8.000 – $10.000 civarına çıkabilir. Nitekim bir tabloda “Tıp $8.500; Tıp (İngilizce) $9.500” olarak verilmiş. Bazı üst düzey üniversiteler yabancıdan fazla isteyebiliyor.
      Genel olarak, Rusça program seçerseniz 4-5 bin dolar bandında, İngilizce seçerseniz 6-9 bin dolar bandında bir yıllık harç beklemelisiniz. Hazırlık fakültesi ücreti genelde ayrıdır (mesela 1 yıl ~ $2000). Devlet bursu kazananlar ise bu ücretlerden muaf olur (tam burs). Ayrıca yaşam masrafları şehir seçiminize göre değişir: Moskova pahalı (ayda en az 600-700$), küçük şehirler çok ucuz (ayda 300$ bile yetebilir). Üniversitelerin yurtları aylık $30-50 gibi sembolik ücretlerdir ancak 2-3 kişilik odalar.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik: Rusya’daki üniversitelerin bir kısmı dünya sıralamasında iyi konumdadır (Moskova’dakiler, St.Pete’dekiler genelde ilk 500-1000 içindedir). Bu okullardan mezun olanlar YÖK denkliğini daha kolay alır. Ancak daha düşük profilli bir üniversiteden mezun olunsa bile YÖK tanıyorsa (çoğu tanınıyor), denklik şartları gene YKS 50k ve STS kuralına tabi olacaktır. Yani öğrenci Türkiye’de 50k’yı yapmadıysa STS sınavı ile uğraşacak. Yine de Rusya özellikle Sovyet ekolü güçlü bir temel bilim eğitimi verir, bu da STS/TUS sınavlarında teorik bilgide işe yarayabilir. Öte yandan, dil nedeniyle klinik pratikte eksik kalınabilir.
    • Dil ve Kültür: Rusça öğrenmek 1 yılda tamamen olmasa da tıp eğitimini sürdürecek seviyede mümkündür. Türk öğrencilerin kimisi Rusçayı çok iyi öğrenip orada meslek icra edecek düzeye geliyor. Kültürel olarak Rusya Türkiye’den epey farklı; disiplin, soğuk iklim, farklı alfabe gibi konular adapte olmayı gerektirir. Ama özellikle Kazan gibi Türk/Müslüman nüfusun da olduğu bölgelerde Türk öğrenciler daha rahat edebiliyor. Bazı üniversitelerde hatırı sayılır Türk toplulukları var, bu destek olabilir.
    • Burslar: Yukarıda bahsedilen Rusya Hükümeti bursları çok önemli bir imkândır. 2024 için 199 Türk öğrenciye verildiği basında çıkmıştır. Bu burs başvuruları her yıl abdigm.meb.gov.tr üzerinden duyurulur. Tıp için belki 20-30 kişilik kontenjan olur. Bursla gidenler için eğitim tamamen ücretsizdir, konaklama da çoğu zaman ücretsiz yurtta sağlanır. Bu bursu alanlar Rusça okuyacağı için önceden biraz Rusça öğrenmekte fayda var. Türk öğrenciler ayrıca Türkiye’den KYK kredi/burs alabilir. KYK bursu kazanırlarsa yurt dışında okumaları engel değil, almaya devam edebilirler (ancak bunun için her yıl başarı belgesi vs. sunmaları gerekebilir).
    • Uluslararası Fırsatlar: Rusya diploması, özellikle eski Sovyet coğrafyasında (Orta Asya, Doğu Avrupa) kolayca tanınır. Ayrıca Rusya mezunları ABD USMLE sınavlarına girebilir (bazı üniversiteler ECFMG listesine kayıtlı). Örneğin Sechenov veya RUDN mezunları ABD’de de staj yapabiliyor. Yani istenirse farklı rotalara açılmak mümkün.
    • Zorluklar: Rusya’da üniversite ortamı biraz “okul-okul” kafasındadır, öğrenciyi çok serbest bırakmazlar. Devam zorunluluğu, her gün küçük sözlü sınavlar, sıkı disiplin gibi uygulamalar olabilir. Ayrıca bürokrasi ve vize işlemleriyle uğraşmak gerekebilir (her yıl oturum uzatma vs.). Bu göze alınmalı.
    • Özet: Rusya, kolay kabul ve uygun maliyet açısından cazip, ancak dil ve coğrafi zorluklar barındıran bir seçenektir. Türk öğrenciler için orada okumak büyük bir deneyim olabilir; mezun olduktan sonra ister Türkiye’ye dönüp denklikle uğraşabilir, ister Rusya’da kalarak (veya mesela orada uzmanlık yapıp) uluslararası bir kariyer kovalayabilirler.

Ukrayna

Ukrayna, 2010’lar boyunca Türk öğrenciler için neredeyse “sınavsız tıp cenneti” olarak anılmış bir ülkeydi. Pek çok öğrenci uygun ücretlerle, sadece lise diplomasıyla Ukrayna üniversitelerine gidip tıp okumaya başladı. Özellikle Odessa, Kiev, Harkov gibi şehirlerde yüzlerce Türk tıp öğrencisi bulunmaktaydı. 2022 yılında patlak veren savaş sebebiyle şu an Ukrayna’da eğitim almak riskli hale gelmiştir ve bir kısmı çevrimiçi yürütülmektedir. Ancak tarihsel açıdan ve belki gelecekte durum düzelirse diye, Ukrayna’nın sunduğu imkanlara değinmek faydalı olacaktır.

  • Üniversite Örnekleri: Bogomolets Ulusal Tıp Üniversitesi (Kiev), Kharkiv National Medical University (Harkov), Odessa National Medical University, Lviv Medical University, Donetsk National Medical University (savaş nedeniyle şu an Kirovohrad’da faaliyet sürdürüyor), Vinnitsa National Medical gibi devlet üniversiteleri önde gelirdi. Bu okullar Sovyet kökenli, köklü fakültelerdir. Ayrıca Uzhgorod, Ternopil, Ivano-Frankivsk gibi şehirlerde de tıp fakülteleri vardı. Yabancı öğrenciler en çok Kiev, Harkov, Odessa’yı tercih ederdi.
  • Başvuru Gereklilikleri: Ukrayna’da tıp fakültesine girmek için hiçbir ÖSS/YKS puan şartı aranmazdı. Lise mezunu olmak yeterliydi. “Ukrayna Tıp Fakültesi’ne kayıt olmak için herhangi bir puan şartı yoktur. Lise mezunu olmak yeterlidir.” şeklinde bilgi ajanslarca verilmekteydi. Dolayısıyla doğrudan diplomayla başvuru yapılırdı. Bazı üniversiteler sembolik bir giriş sınavı veya mülakat öngörse de (örn. Odessa bazen test yapardı), genelde bu formaliteydi. Belgeler (diploma, transkript, pasaport, sağlık raporu) hazırlanıp, üniversiteden davet mektubu alınıp vize süreci tamamlanırdı.
  • Eğitim Dili: İngilizce programlar Ukrayna’da çok yaygındı. Özellikle Harkov, Kiev, Odessa üniversiteleri İngilizce tıp, diş hekimliği programlarını yıllardır yürütüyorlardı. İngilizce programlarda ilk yıldan itibaren tüm dersler İngilizce görülür, ancak öğrencilere 1-2 yıl Rusça/Ukraynaca dersi de verilirdi ki 3. sınıftan sonra hastalarla iletişim kurabilsinler. Bazı öğrenciler baştan Rusça/Ukraynaca programı seçip hazırlık okuyor ve o dilde devam ediyordu (bu programlar daha ucuzdu). Özellikle Ukrayna’nın batısında (Lviv, Ternopil) eğitim dili yerel dil Ukraynaca idi; diğer pek çok yerde Rusça da kullanılıyordu. Türk öğrencilerin çoğunluğu İngilizce programlardaydı çünkü dil öğrenme zahmetine girmek istemiyorlardı.
  • Başvuru Süreci: Süreç Rusya ve Gürcistan’a benzerdi. Eğitim danışmanlıkları üzerinden başvurular yapılır, üniversiteden resmi kabul/davet yazısı alınır, bununla vizeye gidilirdi. Ukrayna öğrenci vizesi için de bankada belli bir miktar para göstermek gibi prosedürler vardı ama çok sıkı değildi. Kayıt Eylül’de yapılır, Ekim gibi derslere başlanırdı. 2022 sonrasında birçok üniversite eğitimini online sürdürdü ve yabancı öğrencileri ülkelerine göndermedi bir süre. Hatta bazı Türk öğrenciler online okumaya devam edip Ukrayna’ya hiç gitmeden yıl geçirdiler. Bu durum geçici olabilir, fakat savaş belirsizliği sürüyor.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Savaş öncesi dönemde Ukrayna’da tıp fakültelerine kabul oranı %100’e yakındı. “Yurtdışında Tıp Okumak için taban puanları yoktur, yalnızca lise notlarıyla kabul edilebilirsiniz” şeklindeki ifadeler tam olarak Ukrayna’yı tarif ediyor. Dolayısıyla Ukrayna, Türk öğrenciler için en kolay ülkelerden biriydi. Bu kolaya kaçmanın bedeli de eğitim kalitesinin düşüklüğü olabiliyordu: Bazı üniversiteler maalesef diploma fabrikası gibi görülüyordu, derslere katılım azdı, ciddi bir öğrenim disiplini yoktu diyenler oluyordu. Yine de denklik açısından 2016 öncesi mezunlar STS’ye girmeden dönebildiği için çok kişi tercih etti. Yeni kurallarla STS zorunlu hale geldi ve Ukrayna mezunları topluca STS’ye hazırlanır oldu. Bu durum Ukrayna’nın cazibesini bir nebze azaltsa da gene de 2022’ye kadar popülerliği sürdü.
  • Ücretler: Ukrayna, özellikle 2014 ekonomik krizinden sonra döviz bazında çok uygun hale gelmişti. İngilizce tıp programı yıllık $4.000-4.500 civarındaydı. Rusça/Ukraynaca programlar 3000$ civarıydı. Örneğin 2019’da Harkov Tıp Üniv. İngilizce program $4.300 idi. Diş hekimliği genelde 1 yıl daha kısa (5 yıl) ve yıllık ücreti tıpla benzerdi. Eczacılık gibi bölümler $2-3 bin civarında ucuzdu. Yaşam maliyetleri de Türkiye’ye benzer veya daha ucuzdu. Yurtlar aylık 30-50$, ev kiraları Kiev’de bile makul düzeydeydi. Savaş sonrası ekonomi bozulduğu için belki ücretler değişti ama şu an fiili durum eğitimlerin bir kısmının diaspora gibi diğer ülkelere kayması (örneğin bazı üniversiteler geçici olarak Polonya’da ofis açtı vs.). Sonuç olarak, ücret açısından bakıldığında Ukrayna en uygun seçeneklerden biriydi.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Savaş Durumu: 2022’de Rusya-Ukrayna Savaşı başlayınca, Ukrayna’daki Türk öğrencilerin bir kısmı tahliye edildi. Bir kısmı eğitimine başka ülkelerde devam etti (Türkiye’ye dönüp yatay geçiş yapanlar oldu; özellikle Azerbaycan ve Türkî cumhuriyetlere yatay geçiş yapıldı). Bazıları ise Ukrayna üniversitelerinde online derslerle ilerledi. Savaşın ne zaman biteceği belirsiz; bitse bile şehirlerin durumu, üniversite altyapıları zarar gördü. Bu nedenle günümüz itibariyle Ukrayna’ya yeni öğrenci gönderilmesi riskli ve tavsiye edilmiyor. Ancak ileride barış olursa, Ukrayna muhtemelen yine yabancılar için cazip hale gelmek isteyecek ve belki yeniden yapılanma bursları vs. sunacaktır. Bu yüzden adı akılda tutmak lazım ama mevcut koşullarda güvenli değil.
    • Denklik: Ukrayna üniversiteleri tanınma açısından genelde sorun yaşamazdı. Bazıları (örneğin Bogomolets) ilk 1000’e girebiliyordu. Yine de YÖK kuralı gereği 50k şartı var. Ukrayna mezunları STS’de epeyce kalabalık gruplar oluşturmaktaydı (2020’lerde). STS’yi geçmekte zorlanan da çok oldu çünkü belki eğitim açıkları vardı. Bu mağduriyet epey gündem oldu Türkiye’de. Yani kolay girip okuması nispeten rahat olan yerden mezun olunca denklik sınavında zorlanmak bir paradoks olarak duruyor.
    • Kültürel: Ukrayna’da yaşam ve dil, Rusya’ya benzer. Gençler biraz İngilizce bilse de günlük hayat için biraz Rusça öğrenmek gerekirdi. Türkler için çok yabancı bir kültür sayılmazdı çünkü binlerce Türk öğrenci oradaydı, Türk restoranları vs. vardı. Hatta esprili şekilde bazı şehirler “Türk Kolonisi” olmuş denirdi.
    • Burslar: Ukrayna hükümeti yabancılara pek burs vermezdi. Ancak Türkiye’deki bazı hayır kurumları 2014 öncesi Kırım Tatarları için falan burs vermiş olabiliyordu (spesifik durumlar). Şu an fiili olarak burs mevzusu kalmadı, üniversiteler ayakta durmaya çalışıyor.
    • Özet: Ukrayna, barış zamanında çok kolay ve ucuz bir opsiyondu, ancak mezuniyet sonrası denkliği zahmetli idi. Mevcut durumda ise pek önerilmiyor. Eğer ileride durum düzelirse, belki yeniden değerlendirmeye alınabilir.

Romanya

Romanya, Avrupa Birliği üyesi olduktan sonra tıp eğitimine uluslararası öğrenci akını olan bir ülke haline gelmiştir. Özellikle Fransız, İtalyan ve İsrailli öğrenciler yoğun olarak Romanya’nın İngilizce veya Fransızca tıp programlarına gitmektedir. Türk öğrenciler de Romanya’da tıp okuyan gruplar arasındadır. Romanya’nın avantajı AB diploması vermesi ve bazı programlarının İngilizce olmasıdır; dezavantajı ise sınırlı kontenjan ve başvurularda nispeten seçici olmalarıdır – yani Gürcistan/Ukrayna gibi tamamen kolay değildir, biraz rekabet barındırır.

  • Üniversite Örnekleri: Carol Davila University of Medicine and Pharmacy (Bükreş) – ülkenin en eski tıp fakültesi; Bükreş’te Fransızca ve Romence program sunar, İngilizce tıp programı ise yoktur (eczacılıkta İngilizce var). Cluj-Napoca Iuliu Hațieganu University of Medicine and Pharmacy – İngilizce, Fransızca ve Romence tıp programları olan saygın bir fakülte. Iași Grigore T. Popa University of Medicine and Pharmacy – İngilizce ve Fransızca tıp programları mevcuttur. Târgu Mureș (Marosvásárhely) University of Medicine – İngilizce ve hatta Macarca tıp programı var (o bölge Macar azınlık nedeniyle). Timișoara Victor Babeș University, Craiova, Oradea, Arad Vasile Goldis University gibi şehirlerde de tıp fakülteleri var; bazıları İngilizce program açtı. Yine de en çok bilinenler Bükreş, Cluj, Iași üçlüsüdür.
  • Başvuru Gereklilikleri: Romanya’da üniversiteler yabancı öğrenci kabulünde ya dosya değerlendirmesiyle ya da giriş sınavıyla öğrenci seçer, üniversiteden üniversiteye değişir:
    • Dosya Değerlendirmesi: Bükreş Carol Davila mesela yabancı öğrenciler için bir giriş sınavı yapmıyordu; onun yerine lise diploma notlarına (özellikle Biyoloji, Kimya ders notlarına), motivasyon mektubuna ve referanslara bakarak bir puanlama yapıyor ve en yüksek puanlıları kabul ediyordu. Bu durumda YKS puanı vs. istenmez ama lise başarı düzeyi önemli olur.
    • Giriş Sınavı: Cluj ve Iași bir dönem (özellikle AB dışı aday çok olunca) İngilizce program için giriş sınavı uyguladılar. Örneğin Cluj İngilizce Tıp, 2015’lerde falan bir test + essay sınavı yapıyordu. Son yıllarda ise not + bilim sınavı kombinasyonu var diye duymuştum. Yani biraz esnek bir sistem.
      Ortak koşullar: Lise mezunu olmak (12 yıl eğitim), Fen derslerini almış olmak (Biyoloji ve Kimya lise transkriptinde bulunmalı, aksi halde başvuru kabul edilmiyor), İngilizce program için dil belgesi (IELTS 6.0 gibi) sunmak. Ayrıca her aday motivasyon mektubu yazmalı ve genelde 1-2 referans mektubu eklemeli. Üniversiteler bu belgeleri çok önemser çünkü akademik olarak yakın adaylar arasından mektuptaki ifadelerle seçim yapabiliyorlar. Romanya’ya başvuruda YKS puanınızın bir etkisi yoktur (sunulmaz bile).
  • Eğitim Dili: Romanya’da İngilizce, Fransızca ve Romence tıp programları mevcuttur. Bazı üniversiteler iki yabancı dil seçeneği de sunar (Iași hem İngilizce hem Fransızca gibi). Türk öğrenciler genel olarak İngilizce programları tercih etmektedir. Fransızca programlarda ise Afrika’dan, Lübnan’dan vs. frankofon öğrenciler olur. Romence programlar yerliler içindir, ancak Romen asıllı olmayan AB dışı öğrenciler de isterlerse 1 yıl Romence hazırlıkla katılabilirler (bu durumda harç daha düşük olabilir). Eğitim süresi 6 yıldır. İngilizce/Fransızca okuyanlar da 3. sınıftan itibaren stajlarda hastalarla iletişim için Romence öğrenmelidir. Okullar ilk yıllarda dil kursu sağlıyor.
  • Başvuru Süreci: Her üniversite kendi yabancı öğrenci başvurusunu alır ve genelde Temmuz ayı gibi sonlandırır. Adaylar istenen belgeleri (diploma, transkript, dil belgesi, mektuplar vs.) bir dosya halinde üniversiteye gönderir. Dosya incelemesiyle veya sınavla sonuç Ağustos gibi belli olur. Kontenjanlar sınırlıdır: mesela Cluj İngilizce Tıp programı AB-dışı 50 öğrenci alıyor diyelim, bu 50 kişi için bazen 200’den fazla başvuru olur. Bu yüzden seçici davranılır. Bazı öğrenciler birden fazla Romanya üniversitesine başvurup şansını artırır. Kabul alanlar Eylül’de kayıt için gelir, ayrıca Romanya Eğitim Bakanlığı’ndan bir kabul mektubu (Letter of Acceptance) alınması süreci var – üniversite sizi seçince bakanlığa bildirir, Bakanlık resmi kabul yazınızı gönderir, onunla öğrenci vizesi alırsınız. Bu bürokratik süreçler biraz yavaştır, sabır ister.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Romanya’nın kabul oranı, kolay ülkeler kadar yüksek değildir ama imkânsız da değildir – orta düzeydedir. Özellikle notları iyi, motivasyonu yüksek öğrencilerin kabul şansı artar. Romen okulları, Macaristan-Polonya gibi doğrudan sınav yapmadığı durumlarda bile “kaliteyi” transkript üzerinden süzmeye çalışıyor. Örneğin Cluj 2021 İngilizce tıp alımında, kabul edilen AB dışı öğrencilerin lise ortalamaları 85/100 üzerindeydi genelde. Yani zayıf bir lise karnesiyle kabul almak zor olabilir. Bu nedenle “her başvuran girer” diyemeyiz, eleyici bir süreç var. Yine de Türkiye’de tıp kazanamamış ama lisede çalışkan bir öğrenci, Romanya’da bir yere girebilir. Bazen kura benzeri bir durumlar da olabiliyormuş talep çok yüksek olursa. Genel olarak kolaylık derecesi orta diyebiliriz. Zor tarafı başvuru yarışı; eğitime başladıktan sonra ise Romanya’daki tıp eğitimi de oldukça meşakkatli ve ciddidir (Avrupa standardında).
  • Ücretler: Romanya, AB üyesi olmasına rağmen yabancılardan batıdaki gibi astronomik ücretler istemiyor; harçlar Orta Avrupa seviyesinde. İngilizce/Fransızca tıp programları için yıllık harç: €5.000 – €7.500 aralığında. Örneğin:
    • Iași İngilizce Tıp: yıllık €7.500 (daha yeni zamlandı, eskiden 5000’di, AB dışı için yükselttiler).
    • Cluj İngilizce Tıp: ~€6.000.
    • Târgu Mureș İngilizce Tıp: ~€6.000.
    • Oradea, Arad gibi daha “yeni” yerler: €5.000 civarı.
    • Bükreş Fransızca Tıp: ~€7.000.
      Romanya vatandaşları ve AB vatandaşları çok daha az (hatta Romence okurlarsa bedava) ödüyor ama Türkler AB dışı kategoride olduğu için bu rakamlar geçerli. Yaşam maliyetleri Romanya’da Makul: aylık €400-600 öğrenci için yeterli. Ev kiraları Cluj, Bükreş gibi yerlerde biraz arttı ama hala İstanbul’dan ucuz.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik: Romanya diplomaları YÖK tarafından tanınıyor. Ayrıca Romanya okullarının bir kısmı ilk 1000’de (Bükreş Carol Davila mesela ~800. sırada). Romen diploma AB geçerli, mezunlar isterlerse Almanya, Fransa vs. ülkelerde çalışabiliyor (o dilde sınavlar/verifikasyon gerekiyor tabii). Türkiye’ye dönmek isteyen mezunlar YÖK’ün 50k şartını karşılamıyorsa STS’ye girecek, ama bir artıları: Romanya’daki tıp eğitimi müfredatı AB standartlarında olduğu için, buralardan mezun Türkler genelde STS/TUS sınavlarında fena performans göstermiyor. Yani Macaristan/Polonya’da olduğu gibi, sağlam bir eğitim almış oluyorlar.
    • Burslar: Romanya hükümeti belli ülkelere burs verse de (bazı Afrika ülkeleri vs.), Türkiye için özel bir burs programı yok. Ancak Erasmus+ kapsamında Türkiye’den giden AB dışı öğrenciler de Romanya’da öğrenim görürken hareketlilik bursları alabiliyor (gerçi bu daha lisans sırasında bir dönem için). Türk öğrenciler Türkiye’deki vakıf burslarına başvurabilir, belki TEV veya diğer kuruluşlar yurtdışı eğitimi için burs verir ama lisans tıp için çok yaygın değil.
    • Topluluk: Romanya’da Türk öğrenci sayısı Macaristan kadar olmasa da hatırı sayılır. Özellikle köklü üniversitelerde her dönem birkaç Türk mutlaka olur. Ayrıca Romanya’nın Dobruca bölgesinde (Konstanta civarı) Tatar/Türk azınlık yaşadığı için, Türk kültürüne aşinalık kısmen vardır. Yine de dil Romen dili (Latin kökenli) olduğu için ortam biraz farklı gelebilir. Neyse ki İngilizce programlarda her milletten (İskandinav, Arap, Hindistan, Afrika vs.) insan olduğundan adaptasyon kolaylaşıyor – herkes yabancı çünkü.
    • Zor Yanlar: Başvurunun zorluğundan bahsettik; buna ek olarak bazen bürokrasi (evrak denklikleri, geç kabul mektupları) sıkıntı çıkarabiliyor, sabır lazım. Bir de Romanya tıp fakülteleri dersleri ve sınavları ciddiye alır, eleyici sınavlar yapar; sınıfta kalma durumu olabilir, okulu uzatan çok olur. Bu eğitim zorluğu belki iyi de bir şey (diploma değeri için) ama öğrenciye stres getirebilir.
    • Özet: Romanya, orta zorlukta ancak kaliteli ve AB onaylı bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Hem İngilizce eğitim alayım hem Avrupa’da olsun diyenler için Macaristan/Polonya’ya alternatif olarak düşünebilir. Kabul alması biraz uğraştırsa da, mezuniyet sonrası avantajları sayesinde uğraşa değebiliyor.

Sırbistan

Sırbistan, son dönemde yabancı öğrenciler için İngilizce tıp programları açmaya başlayan Balkan ülkelerinden biridir. AB üyesi olmamakla beraber Avrupa kıtasında yer alır ve eğitim maliyetleri düşüktür. Özellikle komşu ülke olarak Türkiye’den de öğrenciler çekmeye başlamıştır. Sırbistan’da tıp okumak, Bulgaristan/Romanya gibi AB ülkelerine kıyasla biraz daha az bürokratik olabilir ve kültürel yakınlık barındırır; ancak yine de giriş sınavı gibi süreçler içerir.

  • Üniversite Örnekleri: Belgrad Üniversitesi Tıp Fakültesi – ülkenin en büyük ve eski tıp fakültesi (1919’dan beri). 2017’den itibaren İngilizce tıp programı açtı. Novi Sad Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1960’lardan kalan köklü bir okul, İngilizce tıp programı var. Niš Üniversitesi Tıp Fakültesi – İngilizce program açmış olabilir. Ayrıca Kragujevac Üniversitesi de tıp alanında bilinir ama yabancı dili var mı emin değilim. En çok bilineni Belgrad’dır diyebiliriz.
  • Başvuru Gereklilikleri: Sırbistan’da tıp fakültelerine giriş için temel şartlar: lise diploması (fen dersleri içermeli), ve üniversitenin giriş sınavını geçmek. Örneğin Belgrad Tıp Fakültesi, yabancı öğrenciler için kendi hazırladığı bir giriş sınavı uygular; bu sınav tipik olarak Biyoloji ve Kimya derslerinden oluşur ve İngilizce olarak yapılır. Adayların sınav öncesi diplomalarının Sırp makamlarınca denkliğinin yapılmış olması gerekir (lise denklik belgesi). Ayrıca Sırbistan’da üniversiteye girmek isteyen yabancıların belki basit bir Sırpça testi de olabilir ama İngilizce programda muhtemelen muaf tutulurlar. İngilizce yeterlilik belgesi istenebilir (ya da sınavı İngilizce verdiği için kabul edilebilir). Mülakat pek duymadım, esas eleme sınavladır. YKS puanı yine geçersizdir burada, yerine Sırbistan’ın prijemni ispit dedikleri sınav vardır.
  • Eğitim Dili: Sırbistan’da yerliler için eğitim dili Sırpça’dır. Yabancılar için Belgrad ve Novi Sad gibi fakülteler İngilizce tıp programları sunuyor. Bu programlarda ilk 3 yıl dersler İngilizce, fakat 4. sınıftan itibaren hastane stajları için Sırpça öğrenmek gerekiyor. Üniversiteler ilk yıl temel Sırpça dersi veriyorlar yabancılara. Dileyen öğrenci (örneğin birçok Balkan Türkü veya akraba topluluk mensubu) Sırpça yeterliyse doğrudan Sırpça programda da okuyabilir; fakat Türk öğrencilerin çoğu İngilizce programı tercih edecektir. Eğitim süresi 6 yıl. Not: Sırpça, Kiril alfabesiyle de yazıldığı için, dil öğrenmek biraz uğraştırır, ama Türkçeyle ortak birkaç kelime vs. var.
  • Başvuru Süreci: Başvurular doğrudan üniversiteye yapılır. Belgrad için son başvuru tarihi genelde Temmuz’da, sınav tarihi Ağustos gibi oluyor. Sınav Belgrad’da yüz yüze yapılır (bazen çevrimiçi yaptığı da olmuş). Öğrenci, sınava girebilmek için öncelikle belgesini Sırpçaya çevirip noter tasdikli lise denklik belgesi çıkartmalıdır – bu biraz zaman alan bir prosedür (Sırbistan Eğitim Bakanlığı yapar). Bu halledilince fakülteye başvuru tamamlanır. Aday sınava girer, sonuçlar açıklanır. Genellikle herkes sınava girer ve puana göre en yükseklerden kontenjan kadarını alırlar. Örneğin Belgrad İngilizce Tıp kontenjanı 20 kişi ise, en yüksek puanlı 20 aday kazanır. Bu nedenle, yarışma mevcuttur. Eurostar gibi danışmanlar sınav öncesi hazırlık kursu vs. sağladıklarını belirtiyor. Sınav zorluğu aşırı değildir belki, ama gene de çalışmayı gerektirir. Kazananlar Eylül’de kayıt olur, vize işlemleri halledilir (Sırbistan vizesi AB kadar zorlayıcı değil, hatta kısa süreliğine vizesiz seyahat bile var Türkiye ile 90 güne kadar).
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Sırbistan için kabul oranı orta denilebilir. Eğer senede 20-50 arası yabancı alınıyorsa, genelde başvuran da çok aşırı olmuyor; dolayısıyla sınavı geçen çoğu kişi yerleşiyor. Ancak sınav varlığı süreci “kolay” kategorisinden çıkarıyor, orta yapıyor. Sophia Academy gibi bir kurum, Mart 2024 itibariyle YÖK kuralına göre Sırbistan’da tıp eğitimi almak için YKS şartı yok, ama yine de giriş sınavında başarılı olma ve diğer işlemleri yapma şartı var diye belirtmiş. Giriş sınavı Sırbistan’da sanıldığı kadar basit olmayabilir; özellikle Belgrad, Balkanların en iyi fakültelerinden, kendi ülkesinde de tıp için epey seçici (yerli öğrenciler en yüksek puanlılardan girer). Yabancılara belki biraz daha toleranslı yaklaşabilirler ama neticede belirli bir bilgi düzeyini görmek isterler. Dolayısıyla Sırbistan opsiyonu, Türkiye’de YKS’de orta düzey başarı gösterip de istediği yere giremeyen, ama bir miktar Biyoloji-Kimya temeli olan öğrenciler için daha uygun olabilir.
  • Ücretler: Sırbistan’da tıp eğitimi ücreti, komşu Bulgaristan’la yakın seviyededir. Örneğin Novi Sad Üniversitesi İngilizce Tıp yıllık harcı €7.000 olarak belirtilmiştir (taksitle ödeme imkanı var). Belgrad Üniversitesi de 2020’lerde 7000 € civarıydı. Belki ufak tefek artış olabilir ama genel bant €6.000-8.000 aralığında diyebiliriz. Sırpça programda okuyan Sırbistan vatandaşları ise ücretsiz okur; yabancılar Sırpça okusa da harç öder ama daha düşük (örneğin 3000-4000 €) olabilir. Ancak pratikte çoğu yabancı İngilizce programda. Yaşam maliyetleri Sırbistan’da uygundur: Belgrad’da bile öğrenciler aylık 400-500 € bütçeyle geçinebilir (ev kiraları nispeten ucuz, gıda ucuz). Üstelik Türk vatandaşları 90 güne kadar vizesiz gidebildiği için aile ziyaret vs. kolay olur.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik: Sırbistan üniversiteleri (Belgrad özellikle) YÖK tarafından tanınır. Hatta Belgrad Üniversitesi 2019 QS’a göre ilk 600’de idi. Dolayısıyla YÖK denkliği konusunda bir problem yaşanmaz, ama 50k kuralı tabii ki aynı şekilde var. Sırbistan’da tıp okuyup mezun olan bir Türk (henüz çok fazla örneği olmayabilir, programlar yeni), YÖK’e başvurup denklik alabilir, muhtemelen STS’ye girmesi gerekebilir eğer YKS şartını sağlamadıysa. Ama Belgrad gibi bir fakültede eğitim almış birinin STS’de başarılı olma ihtimali yüksek çünkü Balkan eğitim sistemi sıkı ve temel bilim öğretimi kuvvetli.
    • Burslar: Sırbistan hükümeti yabancılara spesifik bir burs programı yürütmüyor. Ancak Türk öğrenciler, Sırbistan Eğitim Bakanlığı’nın “World in Serbia” gibi nadir burs programları varsa onlardan yararlanabilir (geçmişte Kosova göçmenleri vs. için olmuştu). Şu an için burs pek beklememek lazım, tamamen kendi imkânla gitmek esas. KYK burs/krediye yine başvurulabilir, yurt dışında okuyan Türkler de yararlanabiliyor.
    • Kültür ve Konum: Sırbistan, Türkiye’ye yakın sayılabilir (İstanbul’dan uçakla 1.5 saat). Tarihsel bağlar var; ülkenin güneyinde Türkçe bilen nüfus (Sancak bölgesi Boşnaklar) de var. Yemekler, yaşam, insan ilişkileri bakımından Türk öğrenciler fazla yabancılık çekmeyecektir. Özellikle Belgrad kozmopolit ve eğlenceli bir öğrenci şehridir. Tek zorluk dili öğrenmek olabilir, ama o da zamanla aşılır.
    • Özet: Sırbistan, eğitim kalitesi yüksek, AB adayı bir ülkede, makul ücretli bir tıp eğitimi imkânı sunar. Girişte sınav olması, burayı gerçekten isteyen öğrencileri seçeceği anlamına gelir ki bu aslında diploma değerini de yükseltir. Kolaylık derecesi Macaristan/Polonya ile benzer diyebiliriz; fakat coğrafi ve kültürel yakınlık gibi artıları vardır. Türk öğrenciler için yeni bir rota olduğu söylenebilir, ileride daha da popüler hale gelebilir.

Bulgaristan

Bulgaristan, özellikle 2010’lu yıllardan itibaren tıp eğitimi için İngiltere, Almanya, Yunanistan gibi ülkelerden birçok öğrencinin tercih ettiği bir ülke haline geldi. Bunun nedeni, AB içinde diplomasının geçerli olması, eğitim dilinin İngilizce olabilmesi ve harçların Batı Avrupa’ya nazaran uygun kalmasıdır. Türk öğrenciler için de komşu ülke olması ve bazı kültürel yakınlıklar (ülkedeki Türk azınlık vb.) dolayısıyla caziptir. Bulgaristan’da tıp okumak, Avrupa’daki seçenekler arasında orta derece zorlukta ama sonucu itibariyle avantajlı bir opsiyondur.

  • Üniversite Örnekleri: Sofya Tıp Üniversitesi – ülkenin başkentindeki en büyük tıp fakültesi, İngilizce tıp programı vardır. Plovdiv Tıp Üniversitesi – İngilizce tıp ve diş hekimliği programları sunar, kaliteli bir okul olarak bilinir. Varna Tıp Üniversitesi – Karadeniz kıyısında, İngilizce tıp programı mevcut. Pleven Tıp Üniversitesi – İngilizce tıp programını ilk başlatan okullardandır (1997’den beri). Ayrıca Sofya St. Kliment Ohridski Üniversitesi bünyesinde bir tıp fakültesi var, ama yabancı dilde program açmıyor. Genelde yabancılar ilk saydığım dört üniversitede toplanıyor. Bu okulların tamamı devlet üniversitesidir.
  • Başvuru Gereklilikleri: Bulgaristan’da tıp fakültelerine girişte temel şart lise diplomasına sahip olmak ve biyoloji, kimya derslerinden lise mezuniyet notunun belirli bir ortalamanın üstünde olmasıdır (genelde 10 üzerinden 6 veya 100 üzerinden 60 gibi asgari bir not). Bunun dışında yabancı öğrenciler için hemen her üniversite giriş sınavı yapar. Örneğin Sofya, Plovdiv, Varna – hepsi İngilizce olarak Biyoloji ve Kimya sınavı yapıyor. Bu sınavlar çoktan seçmeli + bazen açık uçlu olabiliyor ve aslında lise bilgisini ölçüyor ama biraz özenli hazırlanmak lazım. Bazı üniversiteler (örneğin Pleven) kendi sınavını kendisi yaparken, bazıları (Sofya, Plovdiv, Varna) ortak veya benzer sınav soruları kullanabiliyorlar. İngilizce yeterlilik belgesi istenebilir (IELTS 6.0 gibi), eğer yoksa üniversitenin kendi İngilizce testine girilebilir. Başvuruda motivasyon mektubu da isteniyor ama not/sınav daha belirleyici. Son olarak, Bulgaristan’da eğitime başlamadan önce tüm yabancıların Bulgarca temelini öğrenmeleri beklendiğinden, okullar ilk yıl Bulgarca dersi koyuyor, ama program İngilizce sürdüğü için bu ön koşul sayılmaz.
  • Eğitim Dili: İngilizce programlar yabancı öğrenciler için mevcuttur ve oldukça popülerdir. Sofya, Plovdiv, Varna, Pleven hepsinde İngilizce tıp programı var. Eğitim 6 yıl, tüm dersler İngilizce ancak hastanedeki pratiklerde öğrenciler Bulgarca iletişim kurabilecek düzeye gelmek zorunda (genelde 3. sınıftan itibaren). Bu yüzden Bulgarca dili de öğretiliyor. Dileyen yabancı öğrenci Bulgarca programda da okuyabilir (1 yıl hazırlık okuması gerek). Bulgarca programda harç biraz daha düşük olabilir. Ancak yabancıların çoğu İngilizce okumayı tercih ediyor. Not: Bulgarca, Türkçeden birçok kelime almıştır, Türk öğrenciler temelini öğrenmede genelde zorlanmaz.
  • Başvuru Süreci: Başvurular genellikle yaz başında yapılır. Aday öğrenci, seçtiği üniversiteye gerekli belgeleri iletir (diploma, transkript, sağlık raporu, pasaport, vs., hepsi Bulgarcaya çevrilip apostillenmiş olmalı). Sonra üniversitelerin giriş sınavları genelde Ağustos ayında yapılır (bazıları Eylül başında da yapıyor). Örneğin Plovdiv genelde Ağustos’ta sınav yapar, Sofya’da da benzer tarihler. Bazı üniversiteler, yabancı öğrencilerinin Türkiye gibi ülkelerde de sınava girmesine olanak tanıyabiliyor (Türkiye’de sınav merkezi açan oldu mu emin değilim, belki pandemi döneminde online yaptılar). Sınav sonuçlarına göre kontenjan dahilinde sıralama yapılır. Örneğin Sofya İngilizce Tıp 50 kişi alacaksa, en iyi sınav+not kombinasyonuna sahip 50 kişi seçilir. Taban puan oluşur ama bu genelde açıklanır. Örneğin 2021’de Sofya İng. Tıp taban başarı sırası ~70% doğruydu (örnek rakam). Bu sınavlarda özellikle İngiltere’den gelen öğrenciler de yarıştığı için seviye ciddiye alınmalı. Sonuçlar Eylül’de açıklanır ve hemen kayıtlar başlar.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Bulgaristan, Ukrayna gibi sınavsız almadığı için kolaylık derecesi ortadır. Fakat Polonya/Macaristan’dan biraz daha basit de denebilir, zira sınavları eğer iyi hazırlanırsanız geçilebilir seviyede ve okullar çok yüksek mükemmellik beklemiyor, yeter ki barajı aşın. Örneğin ajanslar “Bulgaristan’da Tıp Fakültesi’ne kayıt olmak için herhangi bir puan şartı aranmamaktadır… taban puan uygulaması yoktur” diyerek YKS olmadığını vurguluyor ama aslında giriş sınavı şartı var. Bu, “kendi puan şartı” diyebileceğimiz bir sistem. O sınavlarda her sene kontenjana göre değişen bir taban puan oluşuyor. Genel olarak, hazırlık yapanların önemli bir kısmı sınavı geçip kabul alıyor diyebiliriz. Kabul oranı belki %50-60 civarı diye varsayabiliriz (başvuranlardan). Sonuçta her okul 100-150 civarı yabancı alıyor, ve genelde talep bu sayının 1.5-2 katı olabiliyor. Yine de bu, İngiltere gibi yerlere kıyasla oldukça rahat. Yani çok zor değil ama biraz emek gerek diyebiliriz.
  • Ücretler: Bulgaristan’da İngilizce tıp programlarının yıllık harçları €8.000 civarında sabittir. Birçok kaynakta Sofya, Plovdiv, Varna hepsi 8.000 € olarak belirtilir. Pleven Tıp belki 7500 € civarıydı. Bulgarca program okursanız ~7000 € gibi bir ücret olur. Bu rakamlar AB için aslında oldukça makul. Diş hekimliği ücretleri de benzer (bazı okullarda 8000-9000 arası). Eczacılık vs. 6000 € civarı. Yaşam masrafları ise Bulgaristan’da Türkiye ayarındadır – belki büyük şehirlerde kira Euro bazlı olduğu için öğrenciye biraz maliyetli gelebilir ama yine de aylık 400-500 € ile yaşam idame ettirilebilir.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik: Bulgaristan AB üyesi olduğu için diploması tüm AB’de geçer. YÖK de Bulgaristan’daki üniversiteleri tanır. Ancak bir dönem (2016 öncesi) Sofya Tıp Üniversitesi ilk 1000 dışında kalmıştı, bu yüzden YÖK denklik için STS’ye sokuyordu. Şu an Sofya Tıp QS 2024’te ~1200. sırada (yani ilk 1000 dışında) görünmekte. YÖK kuralına göre bu durumda mezun STS’ye girecek, eğer 50k kuralını sağlamadıysa. Bu önemli bir detay: Bulgaristan’da tıp okuyanlar, eğer girdiği okul ilk 1000’de değilse (ki Sofya, Plovdiv muhtemelen değil), denklik için STS gerekecek. STS sınavında Bulgaristan mezunları genelde başarılı oluyorlar, zira güçlü bir eğitim alıyorlar. Ama bu yine de bir engel. Tabii 50k YKS kuralını sağladıysanız YÖK belki direk denklik verir, orası net değil (yeni kuralda yurtdışında okurken de YKS’ye girmiş olman lazım deniyor). Neyse, denklik halledilebilir bir şey, asıl AB diploması aldığınız için isterseniz Türkiye’ye hiç dönmeden Avrupa’da da çalışabilirsiniz; bu bir avantaj.
    • Burslar: Bulgaristan’da yabancılar için burs pek yok. AB vatandaşı olsaydınız belki AB burslarından yararlanırdınız ama Türk vatandaşları normalde tam ücret öder. Bazı durumlarda, Türkiye ve Bulgaristan arasındaki kültürel anlaşmalar gereği sınırlı sayıda burs olabiliyor (mesela Bulgaristan’da Türk azınlığın dernekleri vs. bazı öğrencilere burs verebiliyor). Bunlar çok istisnai. Öğrenciler genelde aile desteği veya Türkiye’deki burs vakıflarına başvurarak (belki TEV vb.) idare ediyor.
    • Topluluk ve Kültür: Bulgaristan’da yaklaşık 8-9 yüz bin civarı Türk ve Müslüman nüfus var. Bu nedenle ülkeye yabancılık çekmek az, özellikle Kırcaali, Razgrad gibi bölgelerde Türkçe konuşuluyor bile. Sofya gibi şehirlerde de Türk restoranları, dernekler bulunur. Bu, Türk öğrenciler için bir güven hissi yaratır. Bir de coğrafi yakınlık: Otobüse atlayıp 8-9 saatte İstanbul’a gelinebilir, bu da önemli bir artı. Pek çok öğrenci hafta sonu kaçamak yapabiliyor ailesini görmeye.
    • Eğitim Zorluğu: Bulgaristan tıp fakülteleri, özellikle Sovyet tarzı sıkı bir eğitime sahip. Devamlı sözlü sınavlar, pratik imtihanlar vs. yapılıyor. Öğrenciler biraz şikayet etse de, aslında iyi bir hekim olmanın temelini atıyorlar. Yani orada okumak keyifli Erasmus hayatı gibi değil, ders çalışmak gerekiyor.
    • Özet: Bulgaristan, Türk öğrenciler tarafından mantıklı ve makul bir rota olarak görülüyor: Sınavına hazırlanan ve kazanan bir öğrenci, AB’nin kapısını aralayarak iyi bir tıp eğitimi alıyor. Denklik süreciyle uğraşmayı göze alır veya AB’de kalırım derse, uzun vadede karlı çıkabiliyor. Kolay değil ama Türkiye’de tıp kazanma zorluğuyla kıyaslanınca kesinlikle denemeye değer bir seçenek.

İngiltere (Birleşik Krallık)

İngiltere, tıp eğitimi bakımından dünyanın en prestijli okullarına sahip olsa da, bir Türk öğrencinin doğrudan lise diplomasıyla İngiltere’de tıp okuması çok zorlu bir hedef olarak değerlendirilebilir. Bunun temel sebebi, İngiltere’de tıp fakültelerinin kontenjanlarının sınırlı olması ve uluslararası öğrenci kabulünün oldukça düşük bir oranda tutulmasıdır (her tıp fakültesi uluslararası öğrenci kontenjanını genelde %7 civarında sınırlar). Ayrıca İngiltere’ye kabul olmak için farklı bir lise eğitimine sahip olmak veya bir hazırlık programı okumak gerekebilir. Yine de konuyu kapsamlı inceleyelim:

  • Üniversite Örnekleri: Dünya çapında ünlü İngiliz tıp fakülteleri arasında University of Oxford, University of Cambridge, Imperial College London, University College London (UCL), King’s College London, University of Edinburgh, University of Manchester ve University of Birmingham gibi okullar sayılabilir. Tıp eğitimi veren toplam 30 civarı üniversite vardır (İngiltere, İskoçya, Galler dahil). Hepsi 5 yıllık lisans programı (İskoçya’da 6 yıl).
  • Başvuru Gereklilikleri: İngiltere’de tıp eğitimi için genellikle öğrenciler A-level veya IB (International Baccalaureate) gibi uluslararası geçerliliği olan lise bitirme yeterliliklerine sahip olurlar. Türk lise diploması ile doğrudan kabul almak hemen hemen mümkün değildir; genelde öğrenciye bir foundation (hazırlık) yılı önerilir. Bu hazırlık yılını başarıyla geçip üniversiteye öyle başlayabilir. Dolayısıyla YKS puanının burada bir rolü yok; ama diyelim ki öğrenci Türkiye’de çok iyi bir Anadolu lisesinden mezun ve bilimsel dereceleri, olimpiyatları vs. var, belki nadir durumlarda hazırlık yılını atlayıp kabul alabilir (yine de bu istisnai).
    Akademik olarak beklenti: Mükemmel notlar. A-level üzerinden konuşursak, genelde AAA veya A*AA gibi notlar istenir ve derslerden biri Kimya, biri Biyoloji olmalıdır. IB üzerinden genelde minimum 38-40 puan arası istenir, 7-7-6 level HL dersler (Kimya/Biyoloji HL).
    Bunun yanı sıra BMAT veya UCAT gibi tıp adaylarına yönelik sınavlara girmek şarttır. Örneğin Oxford, Cambridge, UCL gibi okullar BMAT sınavı skoru ister; diğer birçok tıp fakültesi ise UCAT (eski adı UKCAT) sınavı ister. Bu sınavlar öğrencinin tıbbi düşünme yeteneğini, mantık ve temel bilim bilgisini ölçer. Çok iyi puan almak gerekir.
    Bir diğer aşama mülakattır. İngiliz tıp fakülteleri, başvuru dosyası ve sınav skorlarına göre eleme yapıp uygun bulduklarını mülakata çağırır. Mülakatlar son derece ciddi ve detaylı geçer; kimi zaman MMI (Multiple Mini Interviews) formatında, birden fazla istasyonlu mülakatlar yapılır (adayın empatisi, etik anlayışı, tıp motivasyonu, iletişimi vs. ölçülür).
    Başvuru dosyasında Personal Statement (kişisel niyet mektubu) ve referans mektupları da çok kritik rol oynar. Öğrencinin ayrıca lise döneminde tıbbi bir gönüllülük veya staj deneyimi göstermesi beklenir (örneğin hastanede gönüllü yardım, yaşlı bakım evinde çalışma gibi).
    Dil olarak IELTS 7.0+ istenir.
    Gördüğünüz gibi, İngiltere’de tıp eğitimi için muazzam bir hazırlık süreci gerekmekte ve Türk eğitim sisteminden gelen bir öğrenci genelde bu koşulları sağlamakta zorlanmaktadır. Bu nedenle birçok Türk öğrenci, eğer İngiltere’de doktor olmak istiyorsa, önce Türkiye’de tıp okuyup sonra İngiltere’ye uzmanlık veya PLAB sınavıyla lisans almak yolunu seçer.
  • Eğitim Dili: Tabii ki İngilizce. Ancak uluslararası öğrenci için de yüksek seviyede akademik İngilizce gerekir. Tıp terminolojisi İngiltere’de öğrenildiğinde uluslararası arenada büyük avantajdır.
  • Başvuru Süreci: Başvurular UCAS adı verilen merkezi sistemle yapılır. Her aday en fazla 4 tıp fakültesine başvurabilir UCAS üzerinde (5. tercih tıp-dışı olmalı, çünkü 4 tıp sınırı var). Başvuru deadline’ı tıp için her yıl 15 Ekim’dir (normale göre daha erkendir). Sonuçlar genelde yılbaşından sonra netleşir: bazıları “conditional offer” alır (A-level/IB puanına bağlı şartlı kabul), bazıları red alır. Adaylar bahar gibi mülakatlara girerler (Oxbridge mülakatları Aralık gibi de olabiliyor). Nihai kabuller, öğrencinin yazın aldığı A-level sonuçlarına göre kesinleşir. Yani çok uzun ve stresli bir süreçtir.
    Türkiye’den çok az sayıda öğrenci bu yolu dener. Genelde İngiltere’de lise okumuş Türk vatandaşları orada tıp fakültesine giriyor; Türkiye’den direkt giden belki birkaç kişi anca vardır.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Çok düşük ve çok zor. İngiliz tıp fakülteleri, İngiliz öğrenciler için bile oldukça rekabetçidir. Kabaca her 10 başvurandan 1’i belki kabul alır. Uluslararası öğrenciler için ise bu oran daha da düşüktür, zira kontenjan sınırlıdır (her okul yılda 5-7 arası yabancı alır, mesela Oxford toplam 150 öğrenci alıyorsa bunun sadece 7’si uluslararası olabilir). Medical Schools Council verisine göre standard tıp programına bir okuldaki mülakat adayı sayısı ~32 ile sınırlı tutuluyor uluslararası için, yani belki 6-7 kişi alacaklar, 30 kişiyi anca mülakata çağırıyorlar. Reddit gibi platformlarda “International students are capped ~7%… it is very competitive” diye özellikle altı çiziliyor. Yani Türk öğrenci için İngiltere’ye girmek imkansıza yakın diyebiliriz.
  • Ücretler: İngiltere’de eğitim ücreti AB dışı öğrenciler için oldukça yüksektir. Tıp fakülteleri genelde laboratuvar ve klinik masraflar yüzünden en pahalı programlardır. Yıllık ücretler üniversiteden üniversiteye değişmekle birlikte ortalama £40.000 civarındadır. Örneğin UCL 2024 girişi için tıp yıllık ücreti ~£50.000 olarak ilan etmiş olabilir. Ek olarak Londra’da yaşam pahalı (yıllık £15k kadar harcama düşünebilirsiniz). 5-6 yıllık bir programın toplam maliyeti 300 bin £’a kadar çıkabilir ki bu müthiş bir rakam. Burs olanakları da tıp alanında kısıtlıdır; bazı kolejler ufak burslar verse de tam burs neredeyse yoktur. Yani İngiltere’de tıp okumak finansal olarak da büyük bir külfettir.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik: İngiltere’den alınan tıp diploması YÖK tarafından tanınır ve eğer okul dünya ilk 400’deyse (çoğu öyledir) ve YKS 50k şartınız varsa denklik direkt olur. Olmasa bile STS’ye girip kolayca geçersiniz muhtemelen. Zaten İngiltere mezunu birinin Türkiye’ye dönmesi pek beklenmez; belki uzmanlık için dönmek isteyebilir. Ancak halihazırda İngiltere’de doktor olabildiyseniz her yerde çalışabilirsiniz.
    • Alternatif Yol: Bir Türk öğrenci İngiltere’de doktor olmak istiyorsa, doğrudan lisans yerine belki şu yolu düşünür: Türkiye’de iyi bir tıp fakültesini kazanıp bitirip sonra İngiltere’de USMLE benzeri PLAB sınavlarına girip veya bir uzmanlık programına girip orada çalışmak. Bu, lisansa girmekten daha mantıklı olabilir. Çünkü lisans konusunda İngiltere oldukça korumacı bir tavır sergiliyor (kendi vatandaşını bile istediği kadar tıp okutamıyor, hükümet kontenjanı sınırlı tutuyor).
    • Burslar: Neredeyse yok. Fulbright bile tıp için burs vermez. Chevening İngiltere bursu var ama o da yüksek lisans için ve çok istisnai. Yani ciddi maddi kaynak olmadan orada okumak mümkün değil.
    • Sonuç: İngiltere, en zor seçenek olarak listemizde yer alıyor. O yüzden Türkiye’den İngiltere’ye doğrudan giden pek görülmez. Bu zorluğa rağmen hayal eden öğrenciler tabii ki var; onlara yolun ne kadar çetin olduğunu belirtmek gerekir.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)

ABD, tıp eğitimi konusunda farklı bir sisteme sahip: Tıp fakülteleri lisansüstü (graduate/professional) okul kabul edilir ve ancak 4 yıllık bir lisans eğitimi (undergraduate) tamamlamış öğrenciler tıp fakültesine başvurabilir. Yani ABD’de lise mezunu biri doğrudan “medical school”a giremez. Bu durum, Türk öğrencilerin ABD’de tıp okumasını neredeyse imkansız hale getiriyor, çünkü önce ABD’de bir üniversitede 4 yıl okuyup mükemmel notlarla mezun olmanız, MCAT sınavına girip harika puan almanız ve sonra Amerikan tıp fakültelerine başvurmanız lazım – üstelik uluslararası öğrenci olarak bu süreçte finansman bulmak da çok zor. Kısacası ABD’de tıp eğitimi, yabancı bir öğrenci için muazzam derecede zor ve maliyetli bir hedeftir.

  • Üniversite Örnekleri: ABD’de 155 civarı tıp fakültesi var (MD veren). En ünlülerinden bazıları: Harvard Medical School, Johns Hopkins University School of Medicine, Stanford University School of Medicine, Mayo Clinic Alix School, University of Pennsylvania (Perelman), Columbia University Vagelos, Duke University, University of California San Francisco (UCSF), Yale School of Medicine vb. Bu okullar dünyanın en seçkin hekimlerini yetiştirmektedir.
  • Başvuru Gereklilikleri: Bir Amerikan tıp fakültesine başvurmak için adayın öncelikle bir Bachelor’s (4 yıllık lisans) derecesi olmalıdır (genellikle B.Sc veya B.A). Bu lisans programında Pre-med denilen, tıp fakültesine hazırlık için gereken dersleri almış olmak gerekir (Genel kimya, organik kimya, biyoloji, fizik, matematik, İngilizce gibi). Çoğu Amerikalı öğrenci biyoloji veya kimya gibi bir alanda lisans yapıp pre-med derslerini toplar. Lisans not ortalaması (GPA) çok yüksek olmalıdır (ortalama kabul alanların GPA’si ~3.7/4.0 civarı).
    Sonrasında adaylar MCAT (Medical College Admission Test) denilen sınava girer. MCAT, oldukça zor bir sınavdır; biyoloji, kimya, fizik, psikoloji/sosyoloji ve okuma analiz bölümleri içerir. 528 üzerinden puanlanır ve üst okullara girebilmek için 515+ gibi skorlar gerekebilir.
    Başvuru esnasında adaylar tüm notlarını, MCAT skorunu, referans mektuplarını ve “Extracurricular” denen ders dışı faaliyetlerini (gönüllülük, araştırma, klinik gözlem vs.) sunar. Kişisel beyanat (Personal Statement) yazar. Tıp fakülteleri bu başvuruları değerlendirir ve uygun gördüklerini mülakat için çağırır. Mülakatlar sonucunda kabul alıp almama belli olur.
    Görüldüğü gibi, lisans notlarından sınava, faaliyetlerden mülakata epey meşakkatli. Ancak bu sürecin ötesinde, uluslararası öğrenci olmanın getirdiği dev bir engel var: ABD tıp fakültelerinin çoğunluğu sadece ABD vatandaşlarını veya Green Card sahiplerini kabul eder. Yaklaşık 155 okuldan sadece 50 kadarı yabancı öğrenci kabul edeceğini politikalarında belirtir. Pratikte ise her yıl ABD’de tıp öğrenimine başlayan 21 bin öğrencinin sadece ~130 kadarı yabancı uyrukludur. Bu da %0.6 gibi bir oran demektir – yani neredeyse yok denecek kadar az. Bu 130 kişi de genelde liseyi ABD’de bitirmiş, Amerikan kadar donanımlı kişilerdir ya da ülkelerinde doktor olup ABD’de tekrar okuyan vs. istisnai durumlardır.
    Özetle, bir Türk öğrenci ABD’de tıp okumak isterse önce ABD’de bir üniversite kazanıp lisans okuyacak (bu da tek başına epey zor, belki mümkün), orada mükemmel bir CV yapacak, sonra ABD tıp fakültelerine başvuracak ve belki, belki bir iki okuldan kabul almaya çalışacak. Kabul alsa bile finansman meselesi var (aşağıda).
  • Eğitim Dili: İngilizce tabii ki. Yabancı öğrenci için TOEFL gerekecektir lisans aşamasında ve belki tıp başvurusunda.
  • Başvuru Süreci: ABD’de tıp fakültelerine başvuru süreci AMCAS adı verilen ortak başvuru sistemiyle yapılır. Her yıl Haziran’da başvurular açılır, adaylar Temmuz gibi gönderir. Sonra okullar ikincil başvuru (secondary application) ister, ek sorular sorar, ek ücret alır. Sonbaharda mülakatlar olur. Sonuçlar kademeli olarak kıştan bahara kadar açıklanır. Uluslararası öğrenciler genelde en son düşünülür.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Rakamlarla ifade edersek, ABD vatandaşı olan öğrenciler için bile genel kabul oranı ~%17’dir (her 6 başvurandan 1’i girebilir). Uluslararası öğrenciler için ise < %1 diyebiliriz. Yani olasılık çok çok düşük. Bunu kolaylaştırmanın tek yolu, ya ABD vatandaşlığınız olması (örneğin ABD doğumlu bir Türk iseniz), ya da Kanada vatandaşı olmak (bazı okullar Kanadalıları kabul ediyor). Onun dışında çok parası olan için bir yol: Kar amacı güden birkaç özel okul var (Ross University vb. Karayipler’de) bunlar yabancı alıyor ama oradan mezun olunca ABD’de doktor olmak zor, ayrıca eğitim kalitesi tartışmalı ve inanılmaz pahalı.
  • Ücretler: ABD’de tıp eğitimi ücreti yıllık $50.000-70.000 arasında değişir (okula göre). Mesela Harvard Med birinci yıl $70k civarıdır (ek masraflarla $100k’ı bulur). Devlet okulları bile uluslararasıya $50k’den az olmaz. 4 yılın toplam sticker price’ı $250k-300k civarı. Bu da TL olarak 7-8 milyon yapıyor (2025 kuru ile). Üstelik uluslararası öğrenciler federal öğrenci kredilerine başvuramaz; burs ise tıp fakültelerinde yok denecek kadar sınırlı (belki Harvard gibi zengin okullar needy öğrencilerine burs verebiliyor ama yabancıya vermezler pek). Yani finansmanı çözmek neredeyse imkansız. Maliyeti bir kenara koysak bile, en iyi ihtimalle bir Türk öğrenci burs bulsa bile gene de kabul alma olasılığı çok düşük.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik: ABD’de MD derecesi alan biri YÖK tarafından tanınır. İlk 400 kuralı onlarda genelde sağlanır (Harvard vs. ilk 10). Dolayısıyla denklik zaten sorun olmaz. Ama ABD’den mezun olan bir doktor muhtemelen USMLE’lerini de geçip ABD’de kalmak ister; Türkiye’ye dönmez. Dönse de TUS vs. uğraşacağı için genelde dönmüyorlar.
    • Burs vs.: Yukarıda belirttiğimiz gibi, ciddi burs imkanı yok. “Full ride” burs ABD vatandaşlarına bile tıp için verilmiyor. Bazı az sayıda özel vakıflar var belki ama onlara da dünyanın en olağanüstü genci olmanız lazım.
    • ABD Vatandaşı olmak: Bazı Türk öğrenciler ABD vatandaşı veya Green Card sahibi olabiliyor (ailesi göç etmiş vs.). Eğer öyle bir durumdaysanız kapılar epey aralanıyor; o zaman ABD’lilerle aynı seviyede değerlendiriliyorsunuz. Bu da gene zor ama en azından imkansız değil. Mesela ABD’de lise okuyup çok iyi bir üniversitede pre-med yapıp tıp fakültesine giren Türk asıllı öğrenciler var. Bu gibi durumlar tabii burada konumuzun dışında, çünkü onlar ABD eğitim sistemine entegre bireyler.
    • Sonuç: ABD’de tıp eğitimi planlayan birine tavsiyem, önce ABD’de bir lisans programı kazanmaya çalışması olur. O da burs vs. ister. Bunu yapabiliyorsa belki sonrasında tıp hayaline devam eder. Ama Türkiye’den direkt ABD’ye tıp hayali kurmak realist değil. Bu yüzden ABD’yi en zor ve neredeyse imkansız kategorisine koyuyoruz.

Kanada

Kanada, tıp eğitimi konusunda ABD’ye çok benzer bir yapıya sahip: Tıp fakülteleri lisans sonrası kabul eder (graduate-entry). Dahası, Kanada’da tıp fakültelerinin büyük çoğunluğu sadece Kanada vatandaşlarına veya kalıcı oturum (PR) sahiplerine açıktır. Uluslararası öğrenci alımı çok nadir ve kısıtlıdır. Bu nedenle Kanada’da doğrudan tıp okumak, Türk bir öğrenci için pratikte gerçekleşmesi en zor şeylerden biridir (ABD kadar zor belki, belki daha bile zor zira okul sayısı az).

  • Üniversite Örnekleri: University of Toronto Faculty of Medicine – ülkenin en büyük ve ünlü tıp fakültesi. McGill University (Montreal) – İngilizce eğitim veren köklü fakülte. University of British Columbia (UBC), McMaster University, Queen’s University, University of Alberta, University of Calgary, Dalhousie University gibi okullar tıp fakültesi olan başlıca kurumlardır. Toplam 17 tıp fakültesi var Kanada’da.
  • Başvuru Gereklilikleri: ABD gibi, adayın 3 veya 4 yıllık bir üniversite eğitimi yapmış olması beklenir. Bazı Kanada tıp fakülteleri 2. veya 3. sınıf üniversite öğrencisini de kabul edebiliyor (özellikle Quebec bölgesinde, koleje benzer CEGEP sonrası alanlar var). Ama pratikte lisans diploması veya 90 kredi tamamlanmış olması gerek. Adaylar MCAT sınavına girer (Kanada okulları MCAT’i kullanır, Fransızca eğitim yapanlar hariç). Yine lisans not ortalaması (GPA) çok önemlidir. Referanslar, gönüllü faaliyetler, mülakat gibi unsurlar ABD’ye benzer. Farkı: Kanada’da bazı okullar kendi vatandaşlarına daha toleranslı davranır (örneğin Fransızca konuşulan Quebec’de McGill dışındaki fakülteler Fransız kanadalılara öncelik verir).
    Uluslararası öğrenci olarak, sadece birkaç okul teorik olarak kabul alabilirliğiniz var: McGill, Toronto, McMaster belki. Bu okullar bile genelde sadece belli yabancı hükümet burslusu öğrencileri kabul ediyor (örneğin Kuveyt hükümeti ile anlaşmalı kontenjan gibi). Yani parasıyla bile girmek kolay değil, çünkü “sadece şu ülke burs verirse o öğrenciyi alırız” diyen okullar var.
    Sonuç: Bir Türk öğrenci Kanada’da tıp hedefliyorsa, en iyi şansı önce Kanada’da lisans okumak (özellikle vatandaşlık almasına yarayacak bir durum yaratmak), belki PR elde etmek, notlarını mükemmel tutmak ve öyle başvurmak.
  • Eğitim Dili: Kanada’da tıp eğitimi İngilizce ve Fransızca dillerinde verilir. Quebec’teki bazı okullar (Montreal, Laval, Sherbrooke) tamamen Fransızca’dır, McGill ikili dillidir. Geri kalanların çoğu İngilizce eğitim yapar.
  • Başvuru Süreci: Kanada’nın tıp fakülteleri başvuruları her okulun kendi sistemiyle veya eyalet sistemiyle alır. Örneğin Ontario’dakiler OMSAS denilen sistemle (Ontario Medical School Application System) alınıyor. Takvim olarak, bir yıl önceden başvurular başlar ve mülakatlar kışın yapılır, yazın sonuçlanır. Uluslararası birine yer kaldı mı kalmadı mı belli olmaz, genelde kalmaz.
  • Kabul Oranı ve Kolaylık: Kanada’da tıp fakülteleri yerli halk için dahi zor girilen kurumlardır. Türkiye gibi çok nüfuslu bir ülkede yılda 14 bin kişi tıp kazanırken Kanada toplamında yılda sadece ~2800 kişi tıp fakültesine başlıyor. Bu nedenle bir Kanadalı için bile girmek müthiş başarı sayılır. Uluslararası öğrenciler neredeyse hiç alınmıyor diyebiliriz. Bazı yıllar hiç yabancı öğrenci almayan okullar var. Yani bu bahiste, ABD kadar hatta daha da kısıtlı.
  • Ücretler: Kanada’da yerliler daha düşük harç öder (yıllık $15k-20k gibi), ancak yabancı öğrenciler için (sayı az da olsa) eğer alınırlarsa yıllık CAD $30.000-60.000 gibi rakamlarla karşılaşırlar. Örneğin Toronto yabancı öğrenciden yıllık ~$60k CAD isteyebilir. McGill daha “ucuz” ~45k CAD civarı. Bu da ABD’den çok farklı değil dolar bazında. Yaşam masrafı da şehirine göre (Toronto, Vancouver pahalı; küçük şehirler daha ucuz) eklenir. Burs olarak, yerli öğrencilere bile kredi-borç sistemine dayalı fonlar var; yabancıya yok denecek kadar az.
  • Türk Öğrenciler için Özel Durumlar:
    • Denklik: Kanada MD diploması YÖK’çe tanınır. Okullar genelde dünya sıralamalarında üstlerde olur. Denklik zaten planlayan biri için sorun değil, asıl mesele orada mezun olabilmek. Zaten Kanada’da doktor olan biri de kolay kolay Türkiye’ye dönmek istemez; sistem çok iyi çünkü orada.
    • Göçmenlik: Kanada, göçmen dostu bir ülke olduğundan, eğer bir öğrenci lisans okumak için gidebilirse belki sonradan PR alıp tıp fakültesi şansını yükseltebilir. Bu diğer ülkelere göre bir avantaj sayılabilir (ABD vatandaşı olmak çok daha zor mesela, ama Kanada PR belki yapılabilir). Yine de bu uzun ve pahalı bir yol.
    • Özet: Kanada’da tıp eğitimi, Türk öğrenciler için olasılık dışı bir ihtimal gibidir. Bu yüzden, pratikte bu yolu deneyen çıkmıyor pek. Zaten Kanada sağlık sistemi hekim açığını genelde yurtdışından doktorları (örneğin Pakistan, Hindistan veya Güney Afrika mezunları) ülkeye çekerek dolduruyor; kendi tıp eğitimi kapasitesini bile bilerek sınırlı tutuyor. Yani yabancı yetiştirmek yerine yabancı mezunu transfer etmeyi tercih ediyor. Dolayısıyla tavsiye edilebilecek bir yol değildir.

Sonuç olarak, yurt dışında tıp eğitimi konusunda pek çok ülke ve üniversite seçeneği mevcuttur. Yukarıda incelediğimiz her ülkenin kendine özgü avantajları ve zorlukları vardır. Kıbrıs, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkeler sınavsız ve kolay kabul sağlarken, mezuniyet sonrası denklik süreçleri ekstra sınav gerektirebilir (YÖK’ün son şartları nedeniyle). Macaristan, Polonya, Çekya, Romanya, Bulgaristan gibi Avrupa ülkeleri, girişte kendi sınav/dosya değerlendirmeleriyle orta zorlukta bir süreç sunsa da, AB diploması avantajı ve güçlü eğitim kalitesiyle öne çıkarlar. Almanya, İngiltere, ABD, Kanada gibi Batı ülkeleri ise eğitim kalitesi mükemmel olsa da kabul edilme açısından en zor ve rekabetçi seçeneklerdir – bunlar için genellikle ya o ülkenin vatandaşı olmak ya da çok özel şartları sağlamak gerekir.

Türk öğrenciler için karar verirken en önemli hususlar: YÖK denklik şartları, ailenin maddi imkânları, öğrencinin akademik seviye ve dil hazırlığı, ve tabii ki ülkenin güvenlik ve yaşam koşulları olmalıdır. Ayrıca bazı özel fırsatlar (örn. Stipendium Hungaricum bursu, Rusya devlet bursu veya Azerbaycan-Türkiye ortak programı gibi) takip edilmelidir. Bunlar, yurt dışında tıp hayalini kuranlar için maliyetleri azaltabilir veya eğitimi kolaylaştırabilir.

Unutulmamalıdır ki hangi ülkede okunursa okunsun, tıp eğitimi özveri ve disiplin gerektiren bir maratondur. Öğrenciler, yurtdışında okumanın ek zorluklarına (yabancı dilde dersler, farklı bir kültüre uyum, aileden uzak kalma gibi) hazırlıklı olmalıdır. Ancak doğru tercih yapıldığında ve gereken şartlar sağlandığında, yurt dışında tıp okumak Türk öğrenciler için ulaşılabilir bir hedef olabilir.

Her bir ülkenin yukarıda sunulan bilgilerinin, adayların kendi durumlarına ve önceliklerine göre değerlendirilmesi önemlidir. Son olarak, bu karar aşamasında mümkünse profesyonel eğitim danışmanlarından ve o ülkelerde okuyan öğrencilerin tecrübelerinden de faydalanmak yararlı olacaktır.

Kaynakça: Verilen bilgiler, güncel üniversite kılavuzları ve ilgili web sitelerinden derlenmiştir. İlgili kaynaklar köşeli parantez içinde belirtilmiştir. Bu kaynaklar, başvuru şartları, ücretler ve denklik konularında daha ayrıntılı bilgi almak isteyen okuyucular için referans niteliğindedir. Çok kapsamlı bir karar süreci olduğu için, adayların bu kaynakları da incelemesi tavsiye edilir.

2024 Taban Puanlarının 2025 Tercihlerine Etkisi

2024 yılı verilerine göre hazırlanmış olan yukarıdaki tablo ve bilgiler, 2025’te tıp fakültesi tercih edecek adaylar için yol gösterici olacaktır. Tercih yaparken taban puanları bir önceki yılın en düşük giriş puanını gösterdiği için, adaylar puanlarını ve sıralamalarını bu değerlerle kıyaslayarak hangi okullara girme şansları olduğunu değerlendirebilirler. Unutulmamalıdır ki her yıl sınavın zorluk derecesi, kontenjan sayıları ve adayların tercih eğilimleri değişebildiğinden, taban puanlar ve sıralamalar da küçük dalgalanmalar gösterebilir. Ancak genel olarak, en yüksek puanlı okulların sıralaması her yıl benzer kalmakta (örneğin Koç, Hacettepe, Cerrahpaşa gibi okulların üst sıralarda yer alması) ve 50k barajı altında kalan en düşük puanlı programlar da genellikle vakıf üniversitelerinin ücretli kontenjanları olmaktadır.

İnce bağırsak hastalıklarına kameralı endoskopi

ıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Osman Ersoy, ucunda kamera bulunan hap büyüklüğündeki kapsül yutularak, ince bağırsak hastalıklarının tespit edilebildiğini bildirdi

Ersoy, “kapsül endoskopi” olarak adlandırılan işlemde hastaların kamerayı kapsül olarak yuttuktan sonra  belirterek, uygulama hakkında bilgi verdi.

8 SAAT SÜRESİNCE FOTOĞRAF ÇEKİYOR

Buna göre, 26-11 mm boyutunda ve 3-4 gram ağırlığındaki kapsül, kayıt sistemi ve bilgisayardan oluşuyor. Kapsülün içerisinde ışık kaynağı, pil ve fotoğraf çekme ünitesi yer alıyor ve saniyede 2 fotoğraf çekilebiliyor. Bu fotoğraflar radyo dalgaları ile kayıt cihazına ulaşarak burada depolanıyor. Kapsülün pil ömrü ise yaklaşık 8 saat. Bu sürenin sonunda fotoğraf çekme işlemi sona eriyor. Kayıt cihazında depolanan fotoğraflar özel geliştirilmiş programlar ile bilgisayar ortamında video haline dönüştürülüyor.

Prof. Dr. Ersoy, “Kapsül kamerası ile 8 saat kayıt alıyor, böylelikle sebebi bilinmeyen kanamada kanamanın yeri veya sebebi, demir eksikliğinin nedeni, crohn hastalığı, ince bağırsak tümörleri başta olmak üzere pek çok hastalık saptanabiliyor?” değerlendirmesinde bulundu.

KAPSÜLÜ SU İLE İÇTİKTEN SONRA İŞİNE DÖNEBİLİYOR

İşlemin aşamaları hakkında da bilgi veren Ersoy, şunları kaydetti:

“Hasta kayıt bilgileri bilgisayara giriliyor. Daha sonra kayıt cihazı hasta üzerine bağlanıyor. Daha sonra hasta kapsülü yaklaşık bir bardak su ile içiyor. Böylece işlem başlatılmış oluyor. Hastanın hastanedeki işi bitmiş oluyor. Hasta günlük aktivitelerine dönebiliyor. İşine gidebiliyor, sporunu yapabiliyor. Hastanın işlemden sonra yaklaşık 2 saat sonra su içmesine, 4 saat sonrada yemek yemesine izin veriliyor. Hasta bu esnada hiçbir şey hissetmiyor. Kapsül insan vücudunda ince bağırsak peristaltik hareketleri ile ilerlediğinden normal dışkılama ile atılıyor. Kapsülün pil ömrü 8 saat olduğu ve daha fazla fotoğraf çekemediği için 8 saat sonra kayıt cihazı hastadan çıkarılıyor. Daha sonra video haline getirilen görüntülerin uzman doktorlar tarafından 2-3 saatlik süre içinde incelenip, kanamanın ve ince barsak lezyonunun olup olmadığı değerlendirilerek kayıt ediliyor.”

Kaynak: Hürriyet