Sinonim: Psoas kas apsesi, Psoas-Abszess, Psoas muscle abscess
- iliopsoas’ta oluşan apsedir.
- lumbar tuberculosis‘dan şüphelenilir.

Tıp terimleri sözlüğü
Sinonim: Psoas kas apsesi, Psoas-Abszess, Psoas muscle abscess


Yıllardan yıllara ve kültürlerden kültüre bu deyiş farklı formlar alabilir. Ancak mantığı aynıdır: “Penisin boyu değil, işlevi önemlidir.” Her ne kadar kulağa, daha kısa penisli erkeklerin durumlarını kurtarma çabasıyla sarf edilmiş bir söz gibi geliyor olsa da, özü itibariyle anlamı isabetli gibi de gözükmektedir. Peki gerçekten böyle mi? Dişilerin erkek seçiminde penis boyutunun bir rolü var mı? Ya da daha uzun bir penis, dişileri daha fazla tatmin etmeye yarıyor mu?

Psikolojik açıdan bunu yenmek mümkün. Bunun için çok basit bir teknik var: Garsonları izlemek. Bir müşteri hesap istediği zaman, garson hemen siparişi hatırlar ve hesap dökümünü yapar. Hesap masaya gelir, müşteri öder. Buraya kadar her şey garsonun kontrolü altındadır. Hesap kasaya ulaşır, para üstü ve hesap dökümü masaya geri döner, müşteri bahşişini verir ve tam bu noktada garson için konu tamamen kapanır. Eğer denk gelirseniz dikkat edin, hesap işlemi tamamen bittikten bir süre sonra müşteri hesaba itiraz edecek olursa, garson bu kez ayrıntıları hatırlamakta zorlanır. Ödemeyi almış olmak, garson için konunun kapanmış olduğu ve hafızadaki bu bilgilerin artık işe yaramadığı anlamına gelir. Bu bilgiler hafızada gereksiz bir yer işgal etmemesi için bir kenara atılır ve hemen yeni masanın siparişi için yer açılır.
Aynı şekilde, insanlara basit görevler verildiğinde, bitirmeden önce verdikleri raporlar daha detaylı ve doğru olurken, görev tamamlandığında hatırlanan ayrıntılar azalmaya ve daha yüzeysel olmaya başlar. Bunun nedeni, yeni başlanan her aktivitenin zihinde endişe yaratıyor olması.
Erteleme huyu da genelde görevin şartlarının ağırlığı ya da büyüklüğü nedeniyle yaşanıyor. Yani bir işe başlamanın, onu gerçekleştirmenin en zor aşaması olduğu doğru. Erteleyen insanlar, anlık bir itkiyle harekete başladıkları anda, uzunca bir süre erteledikleri bu işi bir an önce bitirme isteğiyle doluyorlar. Araştırmalar, “sadece birkaç dakikada bu bakış açım değişecek,” diyerek karar verip işe koyulmanın, onu bitirmenin en kestirme yolu olduğunu ispatlıyor.
Prof. Dr. Ahmet rasim küçükustanın D vitamini ile ilgili yazısı;
Sağlıklı insanların vitaminlerle, minerallerle, omega 3’ lerle, antioksidanlarla işi olmadığını bunlara harcanan paranın çöpe gitmesi bir tarafa sağlığa zararları da olduğunu savunurum.
Elbette ki tüm bu besin ögeleri sağlıklı yaşamamız için şarttır ama altta yatan bir hastalığı veya özel bir durumu olmayanlar dışında bunların hap olarak alınmasının hiçbir faydası yoktur.
Biliyorsunuz, son senelerde bir “D vitamini modası” var.
Herkes kanında D vitamini seviyesine baktırıyor, düşük çıkan da yüksek çıkan da D vitamini haplarına sarılıyor.
Şüphesiz ki D vitamini sağlıklı olmak, hastalıklardan korunmak için olmazsa olmaz bir madde fakat “standart beslenen” ve derisi her gün “güneş gören” insanların ne kanlarında D vitamini seviyesine baktırmasına ve ne de D vitamini hapları almasına gerek var.
Bu tezime USA’ dan yeni bir destek daha geldi.
Kısa adı USPSTF olan Amerikan Koruyucu Hizmetler Sağlık Kolu’ nun (U.S. Preventive Services Task Force) Annals of Internal Medicine isimli tıp dergisinde D vitamini raporu yayınlandı.
1984’ de kurulan USPSTF, kanıta dayalı ve önleyici tıp alanında ülkenin önde gelen bağımsız uzmanlarından oluşuyor ve bunların endüstri ile çıkar ilişkileri olmamasına dikkat ediliyor.
Temel amacı Amerika’ lıların sağlığını korumak olan USPTSF, her sene yaptığı değerlendirmelerle ilgili olarak Amerikan Kongresi’ ne bir rapor sunuyor.
USPSTF’ nin D vitamini raporu:
D vitamini eksikliği veya total serum 25-hidroksivitamin D (D vitamininin kandaki ana formu) tanımı konusunda bir fikir birliği yoktur.
Bazı çalışmalarda, genellikle 50 veya 75 nmol/L olarak alınan eşik değere göre, düşük D vitamini seviyelerinin kırıklar, fonksiyonel sınırlamalar, kanser, diyabet, kalp-damar hastalıkları, depresyon ve ölüm riskini artırdığı gösterilmiştir.
Total serum 25-hidroksivitamin D seviyelerini ölçen birçok test vardır.
Bununla beraber, bu testlerin D vitamini eksikliğini teşhisteki doğruluğunu belirlemek zordur zira hem enternasyonal olarak geçerli referans standartlarını kullanan araştırmalar ve hem de D vitamini eksikliğini tanımlayan laboratuar değerleri için fikir birliği yoktur.
Neticelerin test metoduna göre ve hatta aynı test metodunu kullanan laboratuarlar arasında da farklı olduğu belirlenmiştir.
Erişkinlerde D vitamini taramasının doğrudan faydasını inceleyen hiçbir araştırma yoktur.
Belirti vermeyen D vitamini eksikliğinin tedavi edilmesinin, kanser, tip 2 diyabete, toplum içinde yaşayan yaşlılarda ölüm riskine ve kırık bakımından yüksek risk altında oldukları belirlenmemiş kişilerde kırık riskine faydasını gösteren yeterli delil yoktur.
Belirtisiz D vitamini eksikliğinin tedavisinin, psiko-sosyal ve fiziki fonksiyonlar dâhil diğer sonlanımlara faydasını gösteren deliller de yetersizdir.
Birkaç sınırlı sonlanım için yeterli deliller varsa da erişkinlerde taramayla teşhis edilen ve belirti vermeyen D vitamini eksikliğinin erken tedavisinin genel sağlık sonlanımlarını düzelttiğini gösteren deliller yetersizdir.
D vitamini eksikliği için yapılan taramaların doğrudan zararını gösteren bir araştırma yoktur.
Yeterli olmayan delillere göre D vitamini eksikliğini tedavi etmenin zararları az veya yoktur.
Hiçbir araştırmada D vitamini eksikliğinin tedavisinin total yan etkilerde artış, hiperkalsemi böbrek taşı veya mide-bağırsak belirtilerini önemli ölçüde artıran zararları bildirilmemiştir.
USPTSF’ nin kararı
Belirti olmayan erişkinlerin daha sağlıklı olmaları için D vitamini taramasının delilleri yetersizdir ve taramanın fayda ve zarar dengesi ile erken tedavinin faydası değerlendirilememiştir.
D vitamini azalığı neden olur?
Kanda D vitamini düşüklüğüne sebep olan başlıca durumlar şunlardır:
BİR: Yeteri kadar güneşlenmemek (derinin esmer olması veya güneş kremleri)
İKİ: Obezite
ÜÇ: Yağ emilim bozukluğu (Çölyak hastalığı)
DÖRT: Obezite cerrahisi
BEŞ: Nefrotik sendrom
ALTI: İlaç katabolizması (HIV ve epilepsi ilaçları)
YEDİ: Granüloma yapan hastalıklar, lenfoma ve primer hiperparatoidi
Gelelim neticeye
USPTSF benim görüşümü aynen doğruluyor:
BİR: Adam gibi beslenmez, güneş yüzü görmezseniz elbette D vitamininiz düşük olur.
İKİ: Herhangi bir sağlık sorunu olmayan insanlara “D vitamini seviyesine bakılmasının hiçbir faydası yoktur”.
ÜÇ: Taramalarda D vitamini eksikliği tespit edildiği için D vitamini verilerek kanda “D vitamini seviyesinin yükseltilmesi kanseri de, diyabeti de, kırıkları da, kalp-damar hastalıklarını da, astımı da önlemez”.
DÖRT: D vitamini de dâhil tüm vitaminler çöpe, duydunuz mu?
Kaynaklar:
http://annals.org/article.aspx?articleid=1938934
http://annals.org/article.aspx?articleid=1938935
http://www.uspreventiveservicestaskforce.org/Page/Name/about-the-uspstf
Baş ağrısı (sefalji) baş, boyun veya sırtın üst kısmında ağrı anlamına gelir. En yaygın ağrı şikayetleri arasında yer alır ve çoğu insan zaman zaman baş ağrısı yaşar. Genellikle geçici ve iyi huylu olsa da, bazı vakalar ciddi durumlara işaret eder.

Birincil Baş Ağrıları: Altta yatan hastalıktan kaynaklanmaz.
İkincil Baş Ağrıları: Altta yatan koşullardan kaynaklanır.
Kraniyal Nevraljiler: Sinirle ilişkili ağrı (örn. trigeminal nevralji), keskin, vurucu ağrı ile karakterizedir.
Yaygın Tipler ve Yönetim
Yaygın ve Ciddi Nedenler
Kırmızı Bayraklar: Ne Zaman Acil Bakım İstemelisiniz
Baş ağrısı aşağıdaki durumlarda acil tıbbi yardım alın:

Trigeminal otonomik baş ağrısı; küme baş ağrısı, paroksismal hemikrani, hemikrani kontinua, SUNCT (konjonktival enjeksiyon ve yırtılma ile birlikte kısa süreli tek taraflı nöralgiform baş ağrısı atakları) ve SUNA’yı (kraniyal otonomik semptomlarla birlikte kısa süreli tek taraflı nöralgiform baş ağrısı atakları) içerir. Ortak özellikler, ipsilateral kraniyal parasempatik semptomlarla (gözyaşı, konjonktival enjeksiyon, burun tıkanıklığı) birlikte tek taraflı, kısa, şiddetli baş ağrısı ataklarıdır.
Dördüncü grup birincil baş ağrıları şunları içerir:

(Hedeflenen tanı ve tedavi gerektiren altta yatan tıbbi rahatsızlıklardan kaynaklanan baş ağrıları)
Baş ağrısı şu şekildeyse hemen değerlendirme isteyin:
Not: Kırmızı bayrakların zamanında tanınması morbidite/mortaliteyi önlemek için kritik öneme sahiptir.
Kronik günlük baş ağrılarının (birincil olmayan) yaygın ikincil nedenleri şunlardır:
SSNOOP kısaltması (Amerikan Baş Ağrısı Derneği) kritik uyarı işaretlerini vurgular:

Ek kırmızı bayraklar:
| Sunum | Olası Nedenler |
|---|---|
| Aniden gelen “gök gürültüsü” baş ağrısı | Subaraknoid kanama, geri dönüşümlü serebral vazokonstriksiyon sendromu (RCVS). |
| Sabah baş ağrısı + kusma | Beyin tümörü, idiyopatik intrakraniyal hipertansiyon. |
| Baş ağrısı + ateş/ense sertliği | Menenjit, ensefalit. |
| Pozisyonel baş ağrısı | BOS sızıntısı (düşük basınç), IIH (yüksek basınç). |
| Baş ağrısı + çene topallaması | Dev hücreli arterit. |
Not: İlaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı yaygın, geri döndürülebilir bir nedendir; mutlaka ilaç geçmişinizi değerlendirin.

Not: En iyi sonuçlar için tedaviyi bireysel risk faktörlerine, eşlik eden hastalıklara ve yaşam tarzına göre uyarlayın.
Tarih Öncesi Zamanlar (yaklaşık MÖ 7000)
Antik Mısır (M.Ö. yaklaşık 2700–1200)
Antik Mezopotamya (M.Ö. yaklaşık 2000)
Antik Yunan (yaklaşık MÖ 1200-323)
Bizans ve İslam İlerlemeleri (MS 500-1200)
Orta Çağ Avrupası (MS 1000-1500)
Rönesans (1500-1700)
18. Yüzyıl
1800’lerin başı
1850’ler–1860’lar
1870’ler
1899
1900’lerin başı
1950’ler–1960’lar
1980’ler
1990’lar
2000’ler
2018–2020
Günümüz
Sinonim: dermatome

Sinonim: tüberküloz (kısaca TB), ince hastalık,
Arapça wrm —>warima َوَرِم “şişti” —> waram وَرَم “ur, tümör”
Latince tūberculum‘dan (tūber’in küçüğü (“yumrucuk”)) + -osis’ten (“hastalıklı durum”) (patolojide küçük yumrular (tüberküller) gibi görünebilen akciğer tüberkülozunda akciğerlerdeki kapsüllü Mycobacterium tuberculosis kolonileri için adlandırılmıştır.
Hastalık, insan yaşamı boyunca var olmuştur ve bilimsel tıp, 19. yüzyılın ortalarında (1840’lar civarında) Latince bir terimle yeniden adlandırmadan önce, bin yıl boyunca başka isimlere sahipt.


İlk enfeksiyon durumunda, 6 ila 8 haftalık bir kuluçka döneminden sonra, aşağıdakiler gibi spesifik olmayan semptomlar:
Bununla birlikte, ilk enfeksiyon asemptomatik olabilir ve bu da tanıyı zorlaştırır.
Tüberküloz primer kompleks (Ghon kompleksi) gelişirse veya seyir esas olarak pulmoner ise, aşağıdakiler de meydana gelebilir:

Bir enfeksiyonun immünolojik testler kullanılarak ölçülmesi genellikle altı ila sekiz hafta sürer. Açık akciğer tüberkülozu enfeksiyondan yaklaşık altı ay sonra ortaya çıkar. Gizli odakların yeniden aktivasyonları, onlarca yıl sonra bile ortaya çıkabilir.
Tüberküloz, hastalığın farklı aşamalarında çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Bireysel aşamalardaki olası ilerlemeler şunlardır:



| Method | Süre | Biyolojik Hassaslık | Klinik Hassaslık |
| Mikroskop | 30 dakika | 10^5 mikrop /ml | 30-40% |
| PCR | Saatler | 10^1 mikrop /ml | 70-100% |
| Kültür | 1-6 hafta | 10^1 mikrop /ml | 80-90% |
Sinonim: Miliary tuberculosis, disseminated tuberculosis, tuberculosis cutis acuta generalisata, Tuberculosis cutis disseminata, Miliartuberkulose


Sinonim: hücre çeperi, cell wall, Zellwand
