Vibrio
Sinonim: Vibrionen
- gram negatif, fakültatif anaerob, virgül şeklinde hareketli bakteri cinsidir.
- 1854’te kolera hastasından izole ederek bakteri cinsinin bir türünün keşfeden Filippo Pacini, bakterileri hareketlerinden dolayı bu ismi vermiştir.
Kolera
- cholera kelimesinden gelir.
- Vibrio cholerae isimli bakterinin neden olduğu bağırsak enfeksiyonuna bağlı olan, akut ve şiddetli ishal ile seyreden bir hastalıktır.


Laboratuvar teşhisi

- Mikroskop; hareketsizlik testi ile belirlenir.
- Kültür
- Serodiagnosis ile teşhis edilmez.
Tedavi ve Profilaksi
- Oral veya intravenöz olarak su ve elektrolit takviyesi yapılmalıdır.
- Antibiyotik
- Doxycyclin
- Cotrimoxazol
- Fluorchinolone
- Hastalıktan kuşku duyulduğunda yetkili makamlara bildirilimelidir.
- Hasta kişi izole eidlmelidir. 5 gün boyunca karantina altına alınmalıdır.
- Enfeksiyonlu ifrazat ve temas bulunmuş bölgeler dezenfekte edilmelidir.
- Koruma aşısı yapılmalıdır.(%60 etkili olduğu için, epidemiyi engellemez.)
- Kemoprofilaksi (Fluorchinolone, Doxycyclin) ile yakalanma riski azaltılabilir.
Cholera
Ana Hint-Avrupada *ghel- (“ışıldamak, yeşil, sarı, safra, öd” ,→ khole “boşaltma borusu, oluk.” → khlōros “soluk yeşil, yeşilimsi sarı,” →khloazein “yeşil olmak,” →χολή (kholḗ,”safra, öd” (rengi nediyle) → kholera “Sözde safranın neden olduğu ishal ile karakterize bir hastalık türü, safraya ait hastalık” (Celsus), → Latince cholera → Fransızca choléra üzerinden dilimize geçmiştir.
Geç 14yy., “safra, melankoli” → 1560’da Klasik anlamda şiddetli bir sindirim bozukluğunun adı olarak (nadiren yetişkinler için ölümcül); → 1760’da (morbus cholera olarak) Hindistan’da endemik olan ölümcül bir hastalık için, küresel salgınlarda, özellikle de 1830’ların başında İngiltere ve Amerika’ya ulaşan hastalık periyodik olarak patlak veriyordu.
Plankton
Sinonim: plankter
- Eski yunancada; şaşkın şaşkın dolanmak anlamına gelir.
- suda bulunan, hareket yeteneği akıntıya bağımlı olan canlılara verilen genel isimdir.
.jpg)
Zooplankton
Salin
Sinonim: salin solüsyonu, isotonische Kochsalzlösung, saline, saline solution
- belli ölçülerde sodyum bikarbonat ve sodyum klorür içeren distile su çözeltileridir.
- Daha çok eczacılık’ta burun içi bakımı ve nemlendirilmesi için kullanılır.
- Kontakt lens bakımı için de kullanılır.


Eksikozis
Vibrio cholerae
- Gram negatif, fakültatif anaerob, hareketli
virgül şeklinde bakterilerdir.(Bkz; Vibrio) (Bkz; cholerae) - 1854’te italyan anatomist Filippo Pacini tarafından ilk kez koleranın etkeni diye izole edilsede, bu keşfi 30 yıl sonra bağımsız olarak daha ayrıntılı aktaran ise Robert Koch’dur.Vibrio cholerae 1884’te Hindistanda Robert Koch tarafından ölmüş bir hastanın bağırsağından alınarak kültürde çoğaltılmıştır.

Robert Koch

- Alkali tolrenzı sayesinde, ortamda pH’nın artışına uyum sağlar.
- O- antijenine göre ayrılır;
- O1 (klasik kolera etkeni)
- O139 (nadir, yeni kolera etkeni)
- 01’den farklı olan V.cholerae (NAG)
Patogenez
- Oral yolla alınır.
- Asitliğin fazla olduğu yerlerde yaşayabilirler.Enfeksiyon için 10^5 etken yeterlidir.
- Enterositlere tutunurlar.
- 7 alt birimi bulunur. (A1, A2, B1-B5); B alt birimi GM1-Gangliosid Rezeptörüne tutunur. A1 ise hücre içine girerek adenilat siklazı aktive eder.
- Elektrolit ve suyun fazla salgılanmasını sağlar.
Hastalık belirtileri
Kolera- O1 ve O139 antijeni bakteriler sebep olur.
- Kuluçka süresi; 2-5 gündür.
- Günde 20 keze varan sulu diyare ve bundan dolayı günde 20 litreye kadar su kaybı gerçekleşir, takiben eksikozis oluşur. Taşikardi, anuri, tansiyon düşüşü gözlemlenir.
- Ölüm oranı; tedavi edilmezse %50.
- Diyare
- NAG’lar sebep olur.
- Farklı şiddette gözlemlenir.
- İrinleme
- nadiren NAG’lar sebep olur.
- Septikemi
- nadiren NAG’lar sebep olur.
Epidemiyoloji
- Enfeksiyon kaynağı sadece insandır.
- Hastalığın aktarımı gıda, su v.b. sayesinde olur.
- Hastalığın atılımı haftalar, aylar sürebilir.
- Belirtisiz taşıyıcılık mümkündür.
- Klasik kolera 19. yüzyılda başta hindistan olmak üzere birçok pandemiye sebep olur.
- 1960’dan itibaren, daha az virülans tipi olan El Tor Tipi yayılır.
- O139 antijenli bakteri ise Bangladeşte daha çok bulunur.
- NAG vibrinonları;
- Salin çözeltilerde (optimal aralık 0,2-1,4 % )
- Sıcaklığın 10°C’den fazla olduğu ortamlar çoğalması için gereklidir, düşük sıcaklıklarda VBNC(„viable but non culturable“) durumunda olurlar.
- sıkça zooplanktonlar ile ilişkilendirilirer.
Adenilat siklaz
Bu enzim hücresel sinyal iletim yollarında, özellikle de cAMP’ye bağlı yol üzerinden protein kinaz A’nın (PKA) aktivasyonunda kritik bir rol oynar. Burada adenilat siklazın ayrıntılı bir açıklaması, keşfi, ilgili kilit isimler ve işlevinin ve düzenlenmesinin anlaşılmasına yapılan önemli katkılar yer almaktadır.
Adenilat Siklaz: “Adenilat siklaz” adı, substratı olan adenozin trifosfat (ATP) ve ürünü olan siklik adenozin monofosfattan (cAMP) türetilmiştir. “Siklaz” terimi, enzimin döngüsel bir yapı oluşturma işlevini belirtir.
Keşif
Erken Gözlemler:
Dr. Earl W. Sutherland Jr. ve meslektaşları ilk olarak cAMP’nin karaciğerde ikincil bir haberci olarak rolünü tanımladılar ve epinefrin gibi hormonların cAMP yoluyla glikojenolizi nasıl aktive ettiğini gösterdiler. Bu çığır açan çalışma, cAMP üretiminden sorumlu enzim olarak adenilat siklazın anlaşılmasına yol açtı.
Epinefrin (adrenalin) gibi hormonların karaciğerdeki glikojenin glikoza parçalanmasını uyarabildiğini gözlemlediler. Glikojenoliz olarak bilinen bu sürece, daha önce bilinmeyen ve daha sonra cAMP olarak tanımlanan bir faktörün aracılık ettiği bulundu. Bu önemli keşif, cAMP’nin hücresel sinyal yollarındaki önemini vurgulayarak, üretiminden sorumlu enzim olan adenilat siklazın anlaşılmasına zemin hazırladı.
Enzim Karakterizasyonu:
Sutherland, E.W., Rall, T.W. (1960): Adenilat siklaz aktivitesinin keşfi, enzimin işlevinin anlaşılmasında temel teşkil etmiştir. Adenilat siklazın ATP’yi cAMP’ye dönüştürdüğünü göstererek, ikinci bir haberci olarak cAMP yoluyla hormonal etki mekanizmasını aydınlattılar.
Enzimin özelliklerini ve hormonal uyarıma verdiği yanıtı gösterdiler. Bu, biyokimyada önemli bir ilerlemeye işaret ederek, dış sinyallerin (hormonlar) cAMP üretimi yoluyla iç hücresel tepkileri nasıl tetikleyebileceğini ortaya koydu. Çalışmaları, adenilat siklazın epinefrin ve glukagon gibi hormonlar tarafından aktive edildiğini ve bunun da hücrelerdeki cAMP seviyelerini artırarak çeşitli fizyolojik tepkileri kolaylaştırdığını gösterdi.
Moleküler Anlayışlar:
Salomon, Y., Londos, C., Rodbell, M. (1974): Adenilat siklazın çeşitli hormonların sinyal yollarındaki rolünü detaylandırarak enzimin düzenleyici mekanizmalarını vurguladı.
Adenilat siklazın guanin nükleotidler, katekolaminler ve diğer ajanlar tarafından düzenlenmesini detaylandırdılar. Araştırmaları, adenilat siklaz aktivitesinin farklı moleküller tarafından nasıl modüle edilebileceğini açıklığa kavuşturarak hücresel sinyal yollarındaki rolünün daha iyi anlaşılmasını sağladı. Bu bulgular, adenilat siklaz aktivitesinin kilit düzenleyicileri olan G proteinleri üzerine yapılan sonraki araştırmalar için kritik öneme sahipti.
Yapısal Çalışmalar:
Gilman, A.G. (1984): Adenilat siklazın G proteinleri tarafından düzenlenmesine ilişkin içgörüler sağladı; bu, sinyallerin hücre yüzeyinden içine nasıl iletildiğini anlamak için çok önemliydi.
G proteinlerinin, ilgili G proteininin türüne bağlı olarak adenilat siklazı uyarabildiğini ya da inhibe edebildiğini keşfetti. Bu keşif, adenilat siklazın ikili kontrol mekanizmalarını anlamak için çok önemliydi ve Gilman’a 1994 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü kazandırdı. Çalışmaları, hücre dışından gelen sinyallerin hücre içinde nasıl hassas bir şekilde düzenlenebileceğini ve uygun fizyolojik tepkilerin nasıl sağlanabileceğini gösterdi.
Genetik ve Biyokimyasal Karakterizasyon:
Tang, W.J., Gilman, A.G. (1991): Adenilat siklazın çeşitli izoformlarının klonlanması ve ekspresyonu, çeşitli dokulardaki farklı izoformların çeşitliliğini ve spesifik rollerini vurgulamaktadır.
Adenilat siklaz izoformlarının çeşitliliğini ve farklı dokulardaki spesifik rollerini vurguladılar. Bu araştırma, farklı izoformların seçici olarak nasıl aktive edilebileceği veya inhibe edilebileceği konusunda içgörü sağlayarak hedefe yönelik terapötik müdahaleler için yollar açtı.
2000’ler – Fonksiyonel ve Patolojik Roller:
Cooper, D.M.F. (2003): Adenilat siklaz izoformlarının fizyolojik rollerini ve bunların farklı hücresel süreçler ve hastalık durumlarıyla ilgisini aydınlattı.
Cooper’ın çalışmaları, spesifik adenilat siklaz izoformlarının çeşitli hücresel süreçlerdeki önemini ve hastalık durumlarındaki etkilerini vurgulamıştır. Bu anlayış, kalp hastalığı, nörolojik bozukluklar ve bazı kanserler gibi durumlara yönelik tedavilerin geliştirilmesi için kritik öneme sahiptir.
İleri Okuma
- Sutherland, E. W., Rall, T. W. (1960). “The properties of an adenine ribonucleotide produced with cellular particles, ATP, Mg++, and epinephrine or glucagon.” The Journal of Biological Chemistry, 235(9), 2682-2689.
- Salomon, Y., Londos, C., Rodbell, M. (1974). “Adenylate Cyclase in Plasma Membranes of Rat Adipocytes. Regulation by Guanine Nucleotides, Catecholamines, and Other Agents.” The Journal of Biological Chemistry, 249(2), 5813-5820.
- Gilman, A. G. (1984). “G Proteins and Dual Control of Adenylate Cyclase.” Cell, 36(3), 577-579.
- Tang, W. J., Gilman, A. G. (1991). “Type-specific regulation of adenylyl cyclase by G protein beta gamma subunits.” Science, 254(5037), 1500-1503.
- Cooper, D. M. F. (2003). “Adenylate cyclases and the interaction between calcium and cAMP signalling.” Nature Reviews Molecular Cell Biology, 4(7), 519-529.

