Dermatofit

Sinonim: Dermatophytes, Dermatophyten

  • Deri hastalıklarına yol açan üç mantar tipinin ortak grubudur.(Bkz; Dermat-o-phyt-es)
  • Dermatofitlerin çoğu konidiyum üretir. Bunlar oldukça dayanıklıdır, yıllarca yaşayabilirler.

Sık görülen türleri:

  1. Microsporum
  2. Trichophyton
  3. Epidermophyton

Epidemiyoloji

  • Dünyaya yayılmıştır, her yerde bulunurlar.
  • Halkın %10-20’sini etkilemiştir.
  • Bulaşıcılığı direkt temas veya dolaylı temas ile mümkündür.
  • Farklı habitatları vardır;
    • Jeofil: bahçe ve tarlalardaka çalışanların ellerinde hastalıklara yol açar.
    • Zoofil: En sık kediler, köpekler ve atlarda hastalığa yol açar
    • Antrofil: Toplumun ortak kullandığı alanlarda yaygındır.(ör:  havuz, jimnastik salonları v.b.)

Patogenez ve Hastalık belirtileri

  • Derinin stratum corneum tabakasındaki keratin içeren dokuya tutunur ve kolonileşir. Bu tabakadaki keratin ve proteinler, Keratinaz ve Proteinaz yardımıyla parçalanır.(Hyperkeratosis)
  • Yaralanmalar, fazla nemli bölgeler enfeksiyon için uygun ortamlar hazırlar.
  • Derinin pullanması, tırnakların kırılganlaşmasına sebep olabilir.
  • Tinea‘ya sebep olur. Vücut bölgelerine göre farklı enfeksiyonlar gözlemlenir;
    1. Tinea corporis
    2. Tinea capitis
    3. Tinea pedis

Küf mantarı

Sinonim: moldmouldSchimmelpilze, 

  • Havada bulunan sporları nemli ve besinli ortamda çoğalarak meydana gelen mantarlardır.
  • Binlerce çok küçük mantarın bir araya gelmesiyle oluşur, küf yapmayı sağlarlar. Çevredeki atıkları çürüterek doğaya katkıda bulunurlar.
  • Sütü ekşitirler, sirke yapımını sağlarlar. Besinleri küflerken besinlere tutunurlar.
  • Bunu hif denilen organlarıyla gerçekleştirirler.
  • Bir kısmı hayvanlar ve insanların üzerinde parazit olarak yaşarlar.
  • Küf mantarları, penisilinin icadında kullanılmıştır.

Sık görülen küf cinsleri

  1. Therapeoper
  2. Aspergillus
  3. Cladosporium
  4. Fusarium
  5. Mucor
  6. Penicillium
  7. Rhizopus
  8. Stachybotrys
  9. Trichoderma

Hyphomycetes

Sinonim: Moniliales, Hyphomyceten, Fadenpilze

  • Fungi imperfecti’nin en büyük yapay grubudur.
  • Filamentöz(ipliksi) büyütler
  • Hifleri ve miselyum, septumları bulunabilir.
  • 2-10 μm çapındadırlar

 

Miselyum

Sinonim: Mycelium

  • Mantarların vejatatif kısımlarıdır. ipliğe benzer Hifler şeklinde dallanırlar.
  • Bazen bu hif topluluğuna shiro denir.

Asch’ın Uyum Deneyi: Diğerleri Sizi Ne Kadar Etkileyebilir?

Kendinizi şöyle bir durumda hayal edin: Görsel algı hakkında olan bir psikoloji deneyine katılmayı kabul etmişsiniz. Geniş bir masa etrafında oturan son kişisiniz. Araştırmacı, size ve yanınızdaki altı kişiye üzerinde 1, 2, 3 olarak numaralandırılmış üç dikey çizgi olan aşağıda gösterilen tabloyu gösteriyor:
Sonra size yeni bir tablo gösteriliyor ve bunun üzerinde de tek bir dikey çizgi var. Bu tek dikey çizgi standart çizgi olarak adlandırılıyor:
Araştırmada katılımcılardan istenen çok basit: İlk tablo ile ikinci tabloyu karşılaştırın, ilk tabloda ikinci tablodaki standart çizgiyle eş uzunlukta olan çizgiyi bulun ve cevabınızı yüksek sesle söyleyin.
İlk etap oldukça kolay geçmiştir, herkes aynı yanıtı verir. İlk tabloda, ikinci tablodaki standart çizgiye eş olan çizgi “ikinci çizgidir”. Siz de aynı yanıtı vermişsinizdir. Daha sonra standart çizginin boyu bir diğeriyle aynı olacak şekilde değiştirilir ve katılımcılardan yine aynı şey istenir. İkinci etap da bu şekilde kolay geçer.
Fakat, üçüncü etapta işler değişir. Standart çizginin uzunluğu aslında “üçüncü çizgi” ile aynıyken, birinci kişi tablolara baktıktan sonra cevabını yüksek sesle, “birinci çizgi” olarak belirtir. Siz bu ilk çocuktaki sıkıntı ne diye düşünürken, ikinci kişi de aynı şekilde, cevap bariz bir şekilde “üçüncü çizgi” iken, “birinci çizgi” cevabını verir. Üç, dört derken sizin haricinizdeki altı kişinin yanıtı da “birinci çizgi”dir. Bu durumda ne yapardınız? Doğru olduğunu düşündüğünüz “üçüncü çizgi” yanıtını mı verirdiniz, yoksa diğerlerine uyup “birinci çizgi” mi derdiniz?
Yukarıda tarif edilen olay tam olarak sosyal psikolog Solomon Asch (1956) tarafından uyum ve sosyal etki üzerine gerçekleştirilen klasik bir çalışmadır. Peki araştırmanın sonucu ne göstermiştir? Araştırmanın sonucuna göre, araştırmaya katılan katılımcıların %76’sı diğer kişilere uyarak yanlış yanıtı vermeyi tercih etmişlerdir. Toplamda 12 etap gerçekleştirilmiştir ve ortalama olarak katılımcıların 1/3’ü diğerlerine uyma davranışı göstermiştir. En sondaki katılımcı hariç diğer katılımcılar araştırmacının müttefikidir. Bu araştırmada sondaki katılımcı diğer katılımcıları tanımamasına rağmen, farklı bir yanıtı veren tek kişi olmaktan çekinmiş ve yanlış bir yanıt vermiştir. Bu da, uyum baskısının gücünün ne kadar fazla olduğunu göstermektedir.
Günlük hayatta bu deneydekine benzer olarak grup içerisinde uyum gösterme davranışı oldukça sık gözlemlenmektedir. Örneğin, pizza siparişi verirken arkadaşlarınız pizzada mantar olsun isteyebilir. Siz istemeseniz dahi gruba uymak adına garsona pizzanızda mantar istediğinizi söyleyebilirsiniz. Bu ve buna benzer birçok olayda kişiler kendi isteğinden, düşüncesinden ya da davranışından vazgeçip uyma davranışı gösterebilir.
Kaynak: Dunn, D. (2009). Research Methods for Social Psychology

 

Bilim İnsanları Çikolatayı Daha Lezzetli ve Kansere Karşı Savaşır Hale Getirdi

Çoğu insan için çikolata zayıf olunan anlarda eğlenmeyi sağlayan bir yiyecektir. Çikolata kakao çekirdeğinden yapılan bir yiyecek ve yüksek oranda sağlıklı maddeler olan polifenoller içeriyor. Şimdi ise bilim insanları bu maddelerin çikolata içerisinde daha fazla kalmasını sağlayacak bir yol buldular. Araştırmaları hakkındaki sunumu Amerikan Kimya Derneği’nin düzenlediği bir konferansta yaptılar.

Çikolata, kakao ağacından paketlenme sürecine kadar radikal değişiklikler geçiriyor. İşçiler kakaoyu ağaçtan topluyor, üzerindeki kabuğu soyuyorlar ve çekirdeği kurutuyorlar. Kurutulmuş çekirdekler şeker, süt ve diğer maddelerle birleşerek çikolatayı oluşturuyor.

Ne yazık ki bu süreç içerisinde, antioksidan özelliği olan ve kansere karşı savaşabilen polifenollerin bazıları yitiriliyor. Bilim insanları bu maddelerin devamlılığını sağlamak için üretim sürecine eklenecek bir yol buldular: Toplanan kakaolar yine güneşte bekletilecek ama bu sefer kabukları soyulmadan önce. Geleneksel olarak yapılan bir şey değil. Bu yüzden de bilim insanları bu işlemin kakao çekirdeklerinin besinsel değerleri üzerinden ne gibi etkilerinin olduğunu bilmiyorlardı. 300 kakao üzerinde bu işlem farklı süreler boyunca denendi. Araştırmaların sonucunda en iyi bekletme süresinin 7 gün olduğu görüldü, bu süre zarfında bekletilen kakaolardaki antioksidan miktarı diğerlerine nazaran daha fazlaydı. Ekip bu duruma şu yorumu getirdi: Bekleme süresi boyunca antioksidanlar çekirdek tarafından daha fazla absorbe ediliyor, 7 günden uzun bekletilenlerde ise antioksidanlar yıkılmaya başlıyor.

Ayrıca araştırmacılar uzun süre bekletmenin çikolatanın besin değerlerini azaltmasının nedenlerini de öğrenmek istedi ve en yüksek antioksidan aktivitesinin düşük derecede uzun süre bekletilen kakaolarda olduğunu gördüler. Ayrıca 7 gün bekletilenlerin performansı ise en iyisiydi. Ayrıca sadece besleyici değil ayrıca bu çekirdeklerden üretilen çikolatalar daha tatlıydı. Daha tatlı olmalarının sebebi ise antioksidan seviyesinin artmasına sebep olan olay ile aynı: çekirdek, kabuktaki tatlı kısmı daha iyi absorbe ediyor. Ekip ilerleyen dönemlerde bu işleme ince ayar çekerek üretime devam etmeyi düşünüyor.

Kaynak: popular science