Ensefalit


Tanım ve Genel Bilgiler

Ensefalit, beyin parankiminde enflamasyonla karakterize, potansiyel olarak hayatı tehdit eden nörolojik bir hastalıktır. Sıklıkla herpes simpleks virüsü tip 1 (HSV-1) ile ilişkili olup, özellikle frontomediobazal ve temporal lob bölgelerinde hemorajik-nekrotik değişikliklere neden olur. Tedavi edilmediği takdirde mortalite oranı yaklaşık %70’e ulaşır. Bu nedenle, hastalıktan sadece şüphelenilmesi bile intravenöz asiklovir tedavisinin hızla başlatılması için yeterlidir. Klinik seyri nadiren hafif olabilir. Toplumda görülme sıklığı yılda yaklaşık 1 / 500.000 kişi olarak tahmin edilmektedir.


Etiyoloji

Ensefalitin nedenleri oldukça çeşitlidir ve enfeksiyöz etkenlerin yanı sıra immünolojik süreçler de hastalığın patogenezinde rol oynayabilir. Başlıca nedenler şunlardır:

1. Viral Etkenler

  • Herpes simplex virüsleri (özellikle HSV-1): En yaygın ensefalit nedenidir.
  • Herpes simplex virüs tip 2 (HSV-2): Yenidoğanlarda ve immünsüprese bireylerde görülür.
  • Varicella zoster virüsü
  • Epstein-Barr virüsü (EBV)
  • Cytomegalovirus (CMV)
  • Toga, flavi ve arbovirüsler: Özellikle Japon ensefaliti, Batı Nil virüsü, TBE (kene kaynaklı ensefalit) ve kuduz.
  • Kızamık virüsü: Subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişimiyle ilişkilidir.

2. Bakteriyel Etkenler

  • Treponema pallidum (frengi)
  • Borrelia burgdorferi (nöroborreliyoz)
  • Tifüs grubu bakteriler

3. Mantarlar

  • Özellikle immünsüprese bireylerde: Cryptococcus neoformans, Histoplasma capsulatum

4. Protozoa

  • Toxoplasma gondii (özellikle AIDS hastalarında)
  • Schistosoma spp.

5. Parazitler

  • Nadir de olsa Taenia solium (sistiserkozis) gibi helmint enfeksiyonları

6. Otoimmün Nedenler

  • Multipl skleroz gibi demiyelinizan hastalıklar
  • Anti-NMDA reseptör ensefaliti gibi otoimmün ensefalit alt tipleri

Klinik Bulgular

Ensefalit, genellikle fulminant bir başlangıç gösterir ve birkaç gün içinde ağır bir klinik tabloya evrilir. Prodromal dönemde ateş, baş ağrısı, miyalji, genel halsizlik ve bilişsel bulanıklık gibi nonspesifik semptomlar görülebilir.

Farklı etiyolojik alt tiplerde klinik belirtiler büyük oranda benzer seyretmektedir:

Başlıca Semptomlar

  • Yüksek ateş
  • Fotofobi (ışığa duyarlılık)
  • Bozulmuş bilinç durumu (konfüzyondan komaya kadar)
  • Baş ağrısı ve ense sertliği
  • Pozitif Lasègue belirtisi
  • Meningeal irritasyon bulguları

Nörolojik Bulgular

  • Fokal nörolojik defisitler: Özellikle frontotemporal ensefalitlerde konuşma bozuklukları, hemiparezi, davranışsal değişiklikler
  • Epileptik nöbetler: Ensefalitin hem başlangıcında hem de seyri sırasında sık görülür
  • Artmış kafa içi basınç: Özellikle kusma, papil ödemi, bilinç bulanıklığı ile kendini gösterebilir
  • Vejetatif disfonksiyon: Bradikardi gibi semptomlar

Spesifik Motor Belirtiler

  • Opistotonus (vücudun arkaya doğru yay gibi gerilmesi) gibi tonik postür bozuklukları
  • Parezi ve görme bozuklukları

Tanı

Ensefalit, klinik şüphe temelinde, özellikle belirgin nörolojik semptomlar başka bir neden ile açıklanamıyorsa acilen değerlendirilmelidir. Ayırıcı tanıda menenjit, akut disseminan ensefalomiyelit (ADEM), intrakraniyal tümörler ve metabolik ensefalopatiler dikkate alınmalıdır.

Tanı Yöntemleri

  1. Lomber ponksiyon (LP)
    • Beyin omurilik sıvısında (BOS) genellikle lenfositik pleositoz, artmış protein ve normal glukoz düzeyleri görülür.
    • HSV ensefalitinde PCR ile HSV-DNA tespiti tanı koydurucudur.
  2. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI)
    • Özellikle temporal ve frontobazal loblarda hiperintens sinyaller (T2 / FLAIR sekanslarında) tipiktir.
    • Hemorajik komponentler saptanabilir.
  3. Elektroensefalografi (EEG)
    • Diffüz yavaşlama ve periodik lateralize epileptiform deşarjlar (PLEDs) gözlenebilir.
  4. Serolojik Testler
    • Akut ve konvalesan faz serum örnekleriyle spesifik virüs antikorlarının tayini yapılabilir.

Tedavi

Tedavi etiyolojiye göre değişmekle birlikte, viral ensefalit şüphesi varsa — özellikle HSV kaynaklı ise — empirik asiklovir tedavisine gecikmeksizin başlanmalıdır (genellikle 10–14 gün süreyle intravenöz uygulama).

Diğer tedavi yaklaşımları:

  • Antibiyotik ve antifungal tedaviler: Bakteriyel veya fungal nedenli ensefalitlerde
  • Antikonvülsanlar: Epileptik nöbetlerin kontrolü için
  • Steroidler: Edinsel otoimmün ensefalit vakalarında
  • Yoğun bakım desteği: Koma, solunum yetmezliği gibi ağır durumlarda

Keşif

19. yüzyıl: Ensefalit Kavramının İlk Tanımları

  • 1800’lerin ortaları: Ensefalit terimi ilk kez genel anlamıyla beyin dokusunun inflamasyonu olarak kullanıldı. Bu dönemdeki bilgiler, çoğunlukla postmortem bulgulara dayanıyordu ve etiyolojik sınıflandırmalar mevcut değildi.
  • 1805: Fransız nörolog Philippe Pinel, akut mental bozulma ve ateş ile seyreden bazı olguları “beyin yangısı” (inflammation cérébrale) olarak tanımladı.

1900–1930: Viral Ensefalitlerin Ayrımı

  • 1916–1917: Encephalitis lethargica salgını dünya çapında yaygınlaştı. Bu tablo başlangıçta herpes ensefalitiyle karıştırıldı, ancak sonradan farklı bir viral kökenli ensefalit olduğu anlaşıldı.
  • 1920’ler–1930’lar: Virüslerin laboratuvar koşullarında izole edilebilmesiyle birlikte, enfeksiyöz ensefalitlerin farklı etiyolojik alt tipleri belirlenmeye başlandı.

1940–1950: HSV-Ensefalit İlişkisinin İlk Fark Edilişi

  • 1941: Herpes simplex virüsünün nörotropik karakteri, ilk kez laboratuvar ortamında gösterildi. HSV’nin merkezi sinir sistemine ulaşarak enfeksiyon yapabileceği hayvan modellerinde ispatlandı.
  • 1949: Meyer et al. tarafından yayımlanan bir çalışmada, insanlarda görülen akut nekrotizan ensefalitin, HSV ile ilişkili olabileceği hipotezi öne sürüldü. Ancak o dönem için kesin tanı yöntemleri henüz geliştirilmemişti.

1950–1960: Klinik Tanımlamanın Netleşmesi

  • 1954: Greenfield ve meslektaşları, otopsi materyallerinde temporal lob tutulumu ile karakterize nekrotizan ensefalit tablolarını ilk kez ayrıntılı şekilde tanımladılar. Bu olguların viral kökenli olduğu düşünülmekteydi.
  • 1959: Johnson & Wildy, herpes simpleks virüsünün insan sinir dokusuna affinitesini ve latent kalma yetisini in vitro olarak gösterdi. Bu bulgu, HSV’nin ensefalit oluşturma potansiyelini biyolojik düzeyde temellendirdi.

1960–1970: Deneysel Modeller ve Tanıdaki Gelişmeler

  • 1967: HSV-1 ile oluşturulmuş deneysel hayvan modellerinde temporal lobda hemorajik nekroz ve ensefalit bulguları gözlemlendi. Bu model, insanlardaki klinik tabloya çok benzediği için hastalığın patogenezine dair güçlü bir model oluşturdu.
  • 1969: Plummer ve arkadaşları, HSV ensefalit tanısında BOS’ta antikor düzeylerinin artışını gösteren ilk serolojik testleri geliştirdiler. Bu, tanıya yönelik ilk özgül laboratuvar aracıdır.

1970–1980: Klinik-Tanısal ve Terapeutik Dönüm Noktaları

  • 1974: HSV-1’e bağlı ensefalit, ilk kez özgül histopatolojik, radyolojik ve klinik özellikleriyle birlikte uluslararası düzeyde tanımlandı. Temporal loblarda asimetrik tutulum ve nekroz tanımlayıcı özellikler olarak saptandı.
  • 1977: HSV-ensefalitli hastalarda EEG’de “periodik lateralize epileptiform deşarjlar (PLEDs)” görülmesi, tanısal kriter olarak kabul edildi.

1980’ler: Tedavide Devrim

  • 1981: Asiklovir, HSV-1’e karşı selektif etkinlik gösteren ilk antiviral ajan olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilaçla yapılan ilk kontrollü çalışmalarda mortalitenin %70’lerden %20’lere düştüğü gösterildi.
  • 1986: Whitley et al. tarafından yürütülen büyük ölçekli randomize kontrollü çalışma, intravenöz asiklovirin herpes ensefalitinde mortaliteyi ve morbiditeyi anlamlı derecede azalttığını gösterdi. Bu çalışma, asiklovirin standart tedavi olarak kabul edilmesini sağladı.

1990–2000: Moleküler Tanı ve PCR

  • 1991: HSV DNA’sının polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ile beyin omurilik sıvısında tespiti, tanıda çığır açtı. PCR yöntemi, hem duyarlılığı hem de özgüllüğü çok yüksek olduğundan günümüzde de altın standart kabul edilmektedir.
  • 1996: HSV-PCR testi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ensefalit tanısında önerilen ilk tanı aracı haline geldi.

2000’ler ve Sonrası: Moleküler Varyantlar ve Nadir Alt Tipler

  • 2003: Genetik çalışmalar, bazı bireylerde özellikle Toll-like reseptör 3 (TLR3) mutasyonları gibi doğuştan bağışıklık sistemi defektlerinin HSV ensefalitine yatkınlıkta rol oynadığını ortaya koydu.
  • 2011: Anti-NMDA reseptör ensefaliti ile HSV ensefaliti arasında klinik ve immünolojik bir korelasyon tanımlandı. HSV sonrası gelişen otoimmün ensefalitler tanınmaya başlandı.



İleri Okuma

  1. Meyer, H. M., Johnson, R. T., & Crawford, I. P. (1949). The pathogenesis of herpes simplex encephalitis. The American Journal of Pathology, 25(3), 455–471.
  2. Greenfield, J. G. (1954). Encephalitis with involvement of the temporal lobes. Brain, 77(2), 230–254.
  3. Plummer, G. (1969). Demonstration of antibodies to herpes simplex virus in cerebrospinal fluid of patients with herpes encephalitis. Lancet, 2(7636), 388–390.
  4. Whitley, R. J., et al. (1986). Acyclovir therapy of herpes simplex encephalitis: National Institute of Allergy and Infectious Diseases Collaborative Antiviral Study Group. New England Journal of Medicine, 314(3), 144–149.
  5. Lakeman, A. D., & Whitley, R. J. (1995). Diagnosis of herpes simplex encephalitis: application of polymerase chain reaction to cerebrospinal fluid from brain-biopsied patients and correlation with disease. Journal of Infectious Diseases, 171(4), 857–863.
  6. Tyler, K. L. (2004). Herpes simplex virus infections of the central nervous system: encephalitis and meningitis, including Mollaret’s. Herpes: The Journal of the IHMF, 11(Suppl 2), 57A–64A.
  7. Whitley, R. J., & Kimberlin, D. W. (2005). Herpes simplex encephalitis: children and adolescents. Seminars in Pediatric Infectious Diseases, 16(1), 17–23.
  8. Zhang, S. Y., et al. (2007). TLR3 deficiency in patients with herpes simplex encephalitis. Science, 317(5844), 1522–1527.
  9. Tunkel, A. R., et al. (2008). The management of encephalitis: clinical practice guidelines by the Infectious Diseases Society of America. Clinical Infectious Diseases, 47(3), 303–327.
  10. Granerod, J., et al. (2010). Causes of encephalitis and differences in their clinical presentations in England: a multicentre, population-based prospective study. The Lancet Infectious Diseases, 10(12), 835–844.
  11. Armangue, T., et al. (2011). Autoimmune post–herpes simplex encephalitis of adults and teenagers. Neurology, 77(10), 900–906.
  12. Venkatesan, A., & Geocadin, R. G. (2014). Diagnosis and management of acute encephalitis: a practical approach. Neurologic Clinics, 32(4), 1037–1053.



Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Herpes simpleks

  • Herpesviridae ailesine ait  Simplexvirus cinsinin türleridir.
  • Genomu çift iplikli DNA’dır. Kılıfı bulunur. Büyüklüğü 150-200nm arasındadır.

Formları

  • Küçük çocukların yaşlarında belirtisiz olabileceği gibi yüksek ateşli bir enfeksiyon(stomatit) tablosuyla da kendini gösterebilir.
  • Virüsün bulaşması mukus tabakası veya deri teması ile mümkündür.
  • Virüsün kaynağı, Herpes labialise sahip kişilerin belirtisiz şekilde onları salgı yolu ile atmalarıdır.
  • Kuluçka süresi, 2-12 gündür.
  • Deri veya mukus tabakasını etkileyen çevresi kırmızı, sıvı ile dolu baloncuk şeklinde tipik egzemaya yol açar.
  • Trigeminus gangliyonunda gizlenir. ardından tekrar aktif olarak olabilir.
  • Teşhis; PCR veya Seroloji ile mümkündür.
herpes II
Herpes simpleks virüsünün 1. tipi
Herpes simpleks virüsünün 2. tipi
  • Virüsün bulaşması mukus tabakası, deri teması veya cinsel ilişki ile mümkündür.
  • Kuluçka süresi: 2-12 gündür.
  • Deri veya mukus tabakasını etkileyen çevresi kırmızı, sıvı ile dolu baloncuk şeklinde tipik egzemaya yol açar.
  • Özellikle genital bölge çevresinde enfeksiyon oluşur.(HSV1 yüzünden de enfeksiyon oluşabilir.)
  • Sakral gangliyonda gizlenir. Tekrar aktif olabilir.(sekunder enfeksiyon)
  • nadir de olsa Ensefalit, sıkça da aseptik Meningitis’e sebep olur.

Enfeksiyon

Keratitis

  • Primer enfeksiyon ve sekunder enfeksiyonda oluşabilir.
  • Korneanın şişmesi ve enfeksiyon merkezinde iz oluşması sonucu, görüş alanının kısıtlanmasına yol açar.
  • Tedavi: Acyclovir

Ensefalit

  • Primer ve sekunder enfeksiyonda(çoğunlukla HSV 1) görülür.
  • Çoğunlukla beyinin frontomediobazal ve temporal kısımlarda hemorajik- nekrotik iltihaplanma görülür.
  • Sıkça fulminant olarak başlar. Prodromi olarak baş ağrısı, ateş, artan akıl bulanıklığı v.b. görülür.
  • Eğer tedavi edilmezse ölüm oranı %70’dir.
  • Hastalıktan kuşku duyulsa bile hızlıca Acyclovir tedavisine başlanmalıdır.
  • Nadirde olsa hafif formları görülür.
  • Hastalığın görülme sıklığı yılda yaklaşık 1 / 500.000 kişidir.

Epidemiyoloji

Herpes simpleks virüsleri dünyadaki birçok insanda tükürük, idrar ve dışkıda bulunur. Enfeksiyon derecesi yüksektir: dünya nüfusunun yaklaşık% 85-90’ı seropozitiftir.

Kaynak: https://www.who.int/bulletin/volumes/98/5/BLT-19-237149-F2.jpg

Klinik

  • Konjenital (çok seyrek) HSV 2 veya HSV 1
    • diyaplasental fetal
    • hipotrofik, mikrosefalik, büllöz döküntü, koryoretinit, katarakt
  • Neonatal (tip 2) çoğunlukla semptomatik
    • Özellikle yaşamın ilk 2 haftasında, yaşamın 6. haftasına kadar
    • 3 tezahür:
      • Cilt, SH, gözler 35%
      • MSS (ensefalit) %33
      • Yayılmış sistemik enfeksiyon +/- MSS %32
  • Profilaksi: genital herpes için: ergenlik yaşından sonra sezaryen

HSV-1

  • Birincil enfeksiyon genellikle 5 yaşından önce ortaya çıkar ve vakaların % 99’unda asemptomatiktir.
  • Birincil enfeksiyon ile nöronal yayılım, hassas innervasyon aksonları yoluyla gerçekleşir.
    • Kuluçka süresi birkaç gün
    • Yaş: 10 aydan 3 yıla kadar
  • Virüsler yaşam için trigeminal sinirin ve trigeminal gangliyonun nöronlarında kalır ve gizli bir enfeksiyon oluşur.
  • Gizli bir enfeksiyon asemptomatiktir, ancak her zaman labial herpes olarak ortaya çıkan akut enfeksiyon salgınlarına yol açabilir.
  • Virüsler, aksonları aracılığıyla nöronlardan, akut semptomları (dudak yaraları) tetikledikleri çevreye geri döner.
  • Akut bir atakta kabarcıkları, diğer insanların birincil enfeksiyonu için en yaygın enfeksiyon kaynağıdır.
  • Bununla birlikte, psikolojik stres de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerin rol oynadığı görülmektedir.
    • Örneğin, Artan stres ile, artan enfeksiyon sıklığı.
  • Yeniden etkinleştirme: ateş kabarcıkları

HSV-2

  • HSV-2 genellikle cinsel temaslar yoluyla bulaşır.
    • Bu nedenle birincil enfeksiyon daha sonra ergenlerde ve genç yetişkinlerde – HSV-1’in aksine – ortaya çıkar ve kendini genital herpes olarak gösterir.
  • Akut bir salgının semptomları, penis veya vajinada kabarcıklanma ve küçük ülserlerdir.
    • Vulvovaginitis herpetica
    • Herpetik vulvovajinit
  • Genital herpes: penis, vulva, rektum
    • Perianal ve rektal belirtiler de zaman zaman ortaya çıkar.
    • HSV-2 ayrıca, birincil enfeksiyondan sonra lumbosakral bölgenin ganglion hücrelerinde de gizli kalır ve bu da sıklıkla asemptomatiktir.
  • ikincil enfeksiyon (stres altında yeniden etkinleştirme, güneşe maruz kalma, adet kanamaları)

Komplikasyonlar

Nadir durumlarda, herpes simpleks virüsü ile enfeksiyon, herpes simpleks meningoensefalitine yol açabilir.

Tedavi

Herpes simpleks enfeksiyonları antivirallerle (örneğin asiklovir) tedavi edilir. Zayıf tezahür durumunda tedavi lokaldir, şiddetli istila da ise tedavi sistemiktir. Kutanöz enfeksiyon durumunda, semptomlar kortikosteroidler ve antiseptikler uygulanarak azaltılabilir.

  • Immunsupprimierte
  • Bağışıklığı baskılanmış
  • Egzama herpeticatum (genel enfeksiyon)
  • Şüpheli H. simpleks ensefaliti (%70 tip 1)
    • HSV genital enfeksiyon
    • 7-10-21 güne kadar (bebekler için muhtemelen 1 yıla kadar)

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Hydroxyethyl starch

Sinonim: HAES, HES, Hydroxyethylstärke

Yapay olarak üretilmiş bir kan plazması taklididir. Intravasküler kolloidal hacim dengeleyici olarak kullanılır. Mısır ya da patates nişastasından üretilir. Vücudun su kaybını, verilen sıvının uzun süre vücutta tutulmasını sağlayarak azaltır. İstenmeyen yan etkilerinden dolayı (bkz: Pruritus, Sepsis, böbrek yetmezliği, gibi) yalnızca acil müdahale edilmesi gereken büyük kan kayıplarında kullanılır.

Prodrom

Sinonim: prodromeProdromi, Prodroma

  • prodromus‘tan gelmektedir.
  • Enfeksiyon hastalığının ilk belirtisi.
  • Çoğunlukla özgül değildir. Ör: ateş, bulantı. v.b.

Nöraminidaz inhibitörü

Sinonim: Neuraminidase inhibitors, Neuraminidase-Hemmer

  • Nöraminidazı engelleyen ilaç sınıfıdır.
  • Hastalık başladıktan sonra 48 içinde hastaya verilmesi gerekir. Hastalığın şiddeti ve süresini etkiler.
  • İlaç verildikten sonra nöraminidazın aktif merkezini etkiler. Bu sayede yeni oluşmuş virüsler enfekte olmuş hücrelerden serbest kalması engellenir.
  • Oseltamivir (Tamiflu®)
  • Zanamivir (Relenza®)

postural

İngilizce duruş anlamına gelen posture kelimesinden türemiştir.

Duruş şekliyle, vücudun pozisyonu ile ilgili anlamına gelir.

Kinesin

  • ökaryot hücrelerde bulunan bir tür taşıyıcı motor proteindir.
  • Bir maddeyi yürüyüş davranışı sergileyerek iletir. İleteceği maddeyi mikrotübüller üzerinde taşır. Kinesin mikrotübül üzerinde artı uca doğru ilerler. Dinein ise karşıt davranarak eksi uca doğru ilerler.
  • ATP’nin hidrolizi ile enerjisi tedarik edilir.
  • Kinesinin hareketi mitoz, mayoz ve hücre içi taşıma işlemlerinde önemli bir görevi vardır.

Hemaglütinin

Sinonim: Hemagglutinin, haemagglutinin, Hämagglutinin

  • İnfluenza virüslerinin yüzeylerinde bulunan glikoproteindir.
  • Virüslerin hücrelere bağlanmasını sağlar.