Bilim İnsanları, Omurilikte Zarar Görmüş Sinir Hücrelerini Yenilemeyi Başardılar!

Amerika’da felçli fareler üzerinde çalışma yürüten bilim insanları, sakatlıktan sonra omurganın yenilenmesi sağlanarak felçli insanların yürüyebilmelerinin mümkün olabileceğini müjdelediler. Bilim insanları bu çalışmalarını Proceedings of the National Academy of Science’ da yayımladılar. Araştırmacılara göre; artemin tedavisiyle, büyük ve küçük duyumsal nöronların yenilenmesi mümkün.

Tufts University School of Medicine’dan araştırmacılar, omurgaya dallanan ana sinir lifleri demeti olan ve vücuttan hisleri beyne taşıyan dorsal kökten, omurgaları ezilmiş laboratuvar fareleri üzerinde çalıştılar. Ezilmiş omurgayı, nöronların büyümesine ve çalışmasına yardımcı olan, ‘artemin’ adı verilen protein ile tedavi etmeyi denediler. Tedaviden birkaç hafta sonra sinir lifleri, başarılı bir şekilde yenilendi ve sinyalleri 4 santimetre iletebildi.

Fizyolog Eric Frank’ın belirttiğine göre; “Bu rakam (4cm) Merkezi Sinir Sistemi yenilenmesi üzerine yapılan çalışmalarda daha önce elde edilenden, dikkate değer bir şekilde fazla.” Fakat, bilim insanlarının kat etmesi gereken daha çok uzun bir yol var.

Dört santimetrenin önemine gelecek olursak, Frank’ın belirttiğine göre: “Yenilenen sinir lifleri, omurilik ve beyin sapına doğru tekrar büyüyor.” Ayrıca, bunun çok genç sayılmayacak birkaç aylık laboratuvar farelerinde elde edildiği de düşünülürse, bu mesafenin ne kadar etkileyici olduğu ortaya çıkıyor.

Sonuçlar gösteriyor ki, kimyasal yönlendirme ile sinir liflerinin hedeflenen alanlara, dirençli yaşlı omurilikte bile bağlanabilmesi mümkün. Yani, artemin bütün sinir liflerinin yenilenmesini sağlayamasa bile- çünkü bazı sinir lifleri artemini kabul etmiyor- diğer nöronların yenilenmeye bir yardımı dokunacağı kesin.

Bilim insanlarının karşılarındaki zorluk ise, yenilenen sinir hücrelerinin bağlanmasının sağlanması. Eğer bu başarılabilirse, araştırmacılar felçli insanların hayatlarını iyileştirmeyi sağlayabilirler.


Kaynak: Bilimfili, ScienceAlert (May 7, 2015), Scientists have regenerated nerves after spinal cord injury, Sciencealert.com, Retrieved 9 May 2015 from http://www.sciencealert.com/scientists-have-regenerated-nerves-after-spinal-cord-injury

Sabahlamak, Beyinde Kalıcı Hasara Yol Açıyor mu?

Sabahlamanın kaçınılmaz olduğu anlar vardır. Sabaha hazırlanan bir ödev, acilde yatan bir aile üyesine refakat etme ya da yoğun bir iş dönemi sabahlamak için geçerli sebepler olabilir. Ancak bunun vücudunuzda yarattığı zararların farkında olmalısınız. Norveçli nörobilimciler (sinirbilim) gece boyunca uyumamanın sağlık üzerindekipotansiyel yansımalarına yakından baktılar. Çalışmanın sonunda, sabahlayanlar için hiç de hoş olmayan bulgulara rastlandı.

Çalışma için 21 sağlıklı erkeğe bir dizi Yayınımsal MRI testiyle (DTI) tensör görüntülemesi yaptılar. Bu sistem vücuttaki su difüzyonunu ve dolayısıyla sinir sisteminin sağlığını gösteriyor. Gönüllüler 23 saat boyunca uyanık kaldılar. Kontrol koşullarını sağlamaları için, çalışma esnasında, kendilerine alkol, kafein ve nikotin tüketmeleri için izin verilmedi. DTI taramasından önce ise herhangi bir şey yiyemiyorlardı.

Rapor, beyindeki beyaz maddenin içinde, uykusuz geçen bir geceden sonra mühim sayılabilecek değişikliklere rastlandığını söylüyor. Bulgular, uyku yoksunluğunun yaygın fraksiyonel anizotropi ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Diğer bir deyişle, uykusuzluk beyindeki bağlantı ağlarını bozuyor. Zaten, siz de uykusuz kaldığınız bir geceden sonra düşüncelerinizi toplamakta zorluk çektiğinizi fark ettiyseniz, bunu birinci elden test ettiniz demektir. Beyinde bahsi geçen değişikliklerin, korpus kallozum, beyin sapı, talamus, frontotemporal ve parieto-oksipital bölgede gerçekleştiği gözlendi.

Kesin olmayan konu ise bu zararın ne kadar kalıcı olduğu. Örneğin; uykusuz geçen gecenin ardından gelecek gecede çekilen uzun bir uyku verilen bu zararı tamir edebilir mi? Ayrıca bir diğer soru da, diğer faktörlerin sinirsel dokunun tamirinde ne kadar etkili olduğu.

Raporun başyazarı Torbjørn Elvsåshagen, “Benim hipotezim uykusuz bir gecenin beyaz madde üzerindekivarsayılan etkilerinin kısa dönemli olduğu ve bir ya da daha fazla geceden sonra bunun normale döneceği yönünde,” dedi. “Ancak, kronik uykusuzluğun beynin yapısında uzun süreli değişikliklere yol açabileceği de güçlü bir hipotez,” diye ekledi.

Çalışmanın şaşırtıcı sonuçlarından birisi de, katılımcılardan ikisinin diğerleriyle aynı beyin özelliklerini göstermemesi oldu. Bu belki de bazılarımızın uykusuzluğa karşı daha iyi korunduğu fikrini akıllara getirdi. Bir devam çalışması, daha fazla beyin ve sinir testi yaparak ek taramalar gerçekleştirebilir ve daha kısa zaman aralıklarıyla çalışabilir. Böylece sorulan diğer sorulara daha ayrıntılı cevaplar verilebilir.

Şimdiye kadar birçok çalışma aynı soruya yöneldi: Uykusuzluk beynimize müdahale ettiği kadar genlerimize de müdahale ediyor mu? Bu yüzden de bunun oldukça mühim bir konu olduğunu söyleyebiliriz. Bu yılın başında, İsveç’ten bazı araştırmacılar vücutlarımızdaki biyolojik saati bir gecede herhangi bir ilaç almadan değiştirmenin yolunu buldular. Yani ömrümüzün yarısını geçirdiğimiz uykuyla ilgili çalışılacak daha pek çok konu, ortaya çıkması beklenen pek çok sır var.


Kaynak: Bilimfili, “Here’s what happens to your body when you stay up all night,” http://www.sciencealert.com/here-s-what-happens-to-your-body-when-you-stay-up-all-night