


Tıp terimleri sözlüğü







Üç boyutlu yazıcılar, inşaattan yemek yapımına kadar geniş alanlarda kullanılırken medikal sahada da bir çığır açtılar: Prostetik eller, diş implantları, işitme cihazları gibi kişiye özelleştirilerek üretilen cihazlardan sonra, şimdi de çalışabilir organlar yolda.
Günümüzde kalp nakli için binlerce insan sıra beklerken, birçok başarıya imza atan Carnegie Mellon Üniversitesi (CMU) güzel bir haberle umut kaynağı oldu. Yapılan yeni çalışmayla, CMU önümüzdeki yıllarda hasarlı organlar için gereken organ nakli ihtiyacını ortadan kaldırabilecek bir işe imza attı. Science Advances bilimsel dergisinin 23 Ekim sayısında yayınlanan çalışmaya göre, yakında 3 boyutlu (3B) yazıcılar; çalışabilen kalp, beyin, atar damar ve kemik üretebilecekler.
Carnegie Mellon Üniversitesi, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği ve Biyomedikal Mühendisliği öğretim üyesi olan Doç. Dr. Adam Feinberg “Koroner arteritlerin MRI fotoğraflarını ve embriyonik kalplerin 3B fotoğraflarını çekebiliyor ve kolajen, aljinat ve fibrin gibi oldukça yumuşak malzemelerle, çözünürlüğü ve kalitesi eşsiz 3B biyobaskılar yapabiliyoruz” diyor. Bu işlem sayesinde gelecekte organ oluşturmak için, içinde yaşayan dokuların büyüyebildiği 3B yumuşak implantlar oluşturulabilecek. CMU Mühendislik Fakültesi Dekanı Jim Garrett, “3B biyobaskıyı, medikal uygulamalarda artarak kullanılacak önemli bir araç olarak görmeyi beklemeliyiz” diyor.
Geleneksel 3B yazıcılar, plastik ya da metalden nesneleri 3B olarak üretebiliyorlar. Bu işlem sırasında her bir katmanın basılması sırasında, bir alttaki katmandan güçlü destek ihtiyacı doğuyor. Dolayısıyla, jel gibi yumuşak malzeme ile yapılabilecekler daha limitliydi. CMU Biyomedikal mühendisliği doktora öğrencisi TJ Hinton, “Doku mühendisliğinde daha önce farklı malzemelerin 3B baskısı denendiyse de, kimse kolojen ya da fibrin gibi tipik doku mühendisliği jellerini kullanmak için bir metot geliştirmedi” diyor.
Yumuşak malzemelerle 3B baskının zorluğunu anlatan Feinberg, “Yumuşak malzemeleri yenilen jöleye benzetiyor, 3B baskı sırasında bu malzeme kendi ağırlığı altında eziliyor” diyor ve bu engeli aşmak için geliştirdikleri metodu şöyle anlatıyor: “Bu engeli aşmak için bir baskı metodu geliştirdik; yumuşak malzemeyi kendine destek olacak jelatin tozu içeren dayanacağı bir malzeme içinde baskı aldık. İşin aslı, biz bir jeli diğer jelin içinde oluşturduk. Bu da yumuşak malzemenin doğru şekilde yerleşmesi ve katman katman basılmasını sağlıyor.”
Araştırmacıların kullandığı yeni teknik kısa adıyla FRESH (Freeform Reversible Embedding of Suspended Hydrogels), 3B baskının etrafındaki destek jel yapının vücut ısısı sıcaklığında kolayca erimesini ve ortadan kalkmasını sağlıyor. Bu sıcaklık hassas biyolojik moleküllere ya da yaşayan hücrelere zarar vermiyor.
3B biyoyazıcılar 100 bin ABD dolarından daha fazla olan yüksek fiyatlarıyla dikkatleri çekse ve kullanımları özel uzmanlık gerektirse de, ekibin çalıştığı teknik için kullanılan cihaz açık kaynak yazılım ve donanım kullanması sebebiyle bin dolardan daha az bir fiyatla çok daha ucuza mâl oluyor. Açık kaynak yazılım kullanmak sadece fiyatı düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda baskı parametrelerini daha iyi ayarlayarak, üretilen organın kalitesini de en iyi hale getiriyor.
Kaynak: Biyomühendislik

Kalıcı Hatıralar Oluşmasındaki Beyin Mekanizması
Sussex Üniversitesi’nin yaptığı yeni bir araştırmaya göre; bir bilgiyi öğrenir öğrenmez tekrar etmek, o bilgiyi daha kalıcı yapmak için ihtiyacınız olan tek şey olabilir. Psikologlar, hafızayı dinlendirirken aktif olan beyin bölgesinin, belleği tekrar ederken de aktif hale geldiğini keşfettiler.
Çalışma, 27 Ekim 2015’te Journal of Neuroscience dergisinde yayınlandı. Çalışma, bir kazaya veya suça şahit olmak gibi, bir olayın net bir şekilde anımsanmasının önemli olduğu durumlar için çıkarımlarda bulunuyor.
Çalışmaya göre; beynin posterior singulat (posterior cingulate) denen bölgesi -çoğunlukla Alzheimer hastalarında hasarlı olduğu gözlenen beyin bölgesi- kalıcı anılar oluşturmakta önemli bir rol oynuyor.
Bu bölge sadece, bir olayın detaylarını parça parça çağırmamıza yardımcı olmakla kalmayıp; ayrıca belleği, bilgimiz ve anlayışımıza entegre ederek, unutmaya dirençli kılıyor.
Araştırmada, katılımcılara içeriğinde bir hikaye bulunan, yaklaşık 40 saniye uzunluğunda, YouTube’dan alınmış 26 kısa video gösterildi. Örneğin, “yaramaz komşular” adlı bir tanesinde, iki adam birbirlerine şakalar yaparken gösteriliyordu. Videoların 20 tanesinde, katılımcılara her videonun ardından videodaki olayları ilişkilendirmeleri veya gördükleri detayları anlatmaları için yaklaşık 40 saniye süre verildi. Geriye kalan 6 video için, bu tekrar süresi verilmedi.
2 hafta sonrasına kadar, tekrar edilmemiş videolar büyük çoğunlukla unutulmuş olmasına rağmen, katılımcılar tekrar ettikleri videoların pek çok detayını hatırlayabiliyorlardı.
MR görüntüleri, beynin aynı bölgesinin –posterior singulat-, tekrar etmenin faydalarıyla en ilişkili bölge olduğunu açığa çıkardı. Burada, videoların izlenirken veya tekrar edilirken eşleştikleri beyin aktivitesinin derecesi ile 1 hafta sonra videoların ne kadar iyi hatırlandığı tahmin edildi. Baş araştırmacı Dr. Chris Bird; “Mevcut anılarımızın, pekiştirme sürecinin sonuna kadar unutulmaya yatkın olduğunu biliyoruz. Bu çalışmada; kısa bir tekrar süresinin, karmaşık, hayata benzer olayları, 1-2 haftalık süre içerisinde yeniden hatırlamamız üzerinde büyük etkisi olduğunu göstermiş olduk. Ayrıca bu tekrar etkisinin, beynin özel bir bölgesiyle –posterior singulat- ile bağlantılı olduğunu görmüş olduk.” diye aktarıyor.
“Bulgularımız, bir suça veya kazaya tanık olmak gibi, kesin bir şekilde hatırlamanın önemli olduğu bazı durumlar için çıkarımlarda bulunuyor. Tanıklar, bir olayın ardından olaylar dizisini tekrar ettiklerinde, hafıza bu olay için önemli ölçüde gelişiyor.” diye ekliyor Dr. Bird.
Dr. Bird’in araştırma ekibi, bu süreçlerin Alzheimer hastalığında hafıza kaybıyla ilişkisini araştırmak için yeni bir çalışma başlatıyor.
Kaynak: Bilimfili
Makale Referans : : The Journal of Neuroscience “Consolidation of Complex Events via Reinstatement in Posterior Cingulate Cortex” http://www.jneurosci.org/content/35/43/14426.short
Sinonim: protein immunoblot, Westernblot, Immunblot
Tekniğin kökeni 1979’da Friedrich Miescher Enstitüsündeki Harry Towbin’in laboratuvarına dayanır.Bu tekniğin ismi W. Neal Burnette tarafından verilmiştir, “Southern blot“(Güney lekesi) DNA üzerinde , “Northern Blot” (Kuzey lekesi) RNA üzerine tekniklerdir.Protein üzerine olan bu teknikte, bu iki teknik isminden yola çıkarak Western blot(Batı lekesi) adını almıştır.


Membran üzerindeki nonspesifik bağlanma bölgeleri bloke edilir. Bloke etmek için süt veya sığır serum albumini kullanılır.


Membrana bu aşamada birincil antikor eklenir, yani teşhis için yapılırsa test incelenecek serum eklenir.Ardından fazla antikorların membrandan uzaklaşması için yıkama yapılır.



tespit edilebilir. ELISA testinin avantajı yüksek duyarlılığı, dezavantajı özgüllüğün düşük olmasıdır. Bu sebeble elisa testinde yanlış pozitif sonuçlar çıkabilir. Diğer yandan Western Blot testi yüksek özgüllüğe ve düşük duyarlılığa sahiptir. Bundan dolayı tanı için elisa testi kullanılır. Eğer pozitif sonuç çıkarsa ikincil ELISA ile doğrulanır. Eğer ikinci testin sonucu doğru çıkarsa Western blot ile onaylanır, eğer western blot testi de pozitif çıkarsa, ikinci bir serum örneği ile tasdik edilir.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.