Kahve Tüketimi Tip 2 Diyabetini Önlüyor!

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Harvard Kamu Sağlığı Okulu’nca yapılmış bir araştırmaya göre, kahve içmek sanılanın aksine şeker hastalığını tetiklemiyor; tam tersine şeker hastalığını önleyici etkiye sahip! Kahve tüketimi ile Tip 2 şeker hastalığı riski arasındaki ilişkiyi inceleyen ve dünyanın farklı yerlerinde yapılmış 28 adet çalışmanın sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, farklı miktarlarda kahve tüketen kişilerin hiç kahve içmeyenlere göre şeker hastalığına yakalanma riskinin %33 daha düşük olduğunu ortaya koydu.
Buna göre, araştırmaya dahil edilen 1.109.272 deneğin sadece yüzde 4’ü uzun vadede Tip 2 şeker hastalığına yakalanmış. Araştırmaya göre, kafeinli ya da kafeinsiz içilen günde altı fincan kahve, tip 2 şeker hastalığına yakalanma oranını yüzde 33 azaltıyor. Ancak, uzmanlar, kahve tüketiminin şeker hastalığını önlemede tek başına yardımcı olamayacağını, bunun yanısıra, sağlıklı yeme alışkanlığı ve düzenli egzersizin de önemli rol oynadığını belirtiyorlar.
Araştırma Referansı: “Caffeine Increases Ambulatory Glucose and Postprandial Responses in Coffee Drinkers With Type 2 Diabetes.”
James D. Lane, Mark N. Feinglos, and Richard S. Surwit.
Diabetes Care 31: 221-222.
Published online before print as 10.2337/dc07-1112.

Sizin Bellek Tipiniz Hangisi?

Yalnızca olayların hatırlanmasına karşın epizodik detayları hatırlama eğilimi karmaşık beyin paternleriyle açıklanıyor. Neden bazı insanlarin geçmiş olaylara dair anıları çok ayrıntılıyken (epizodik bellek) diğerleri ayrıntı olmaksızın sadece olayların kendisini hatırlar (semantik bellek)?

Sağlık Bilimleri Rotman Araştırma Enstitüsü’nde (Rotman Research Institute at Baycrest Health Sciences’da Baypcrest ) bir araştırma ekibi ilk kez, geçmişi farklı şekillerde deneyimlemenin bireyde doğuştan gelen ve ömür boyu süren bir “bellek özelliği” olarak kabul edilen belli beyin bağlantı paternleriyle ilişkili olduğunu gösterdi.

Çalışma yakın zamanda Cortex dergisinde çevrimiçi olarak yayınlandı.

McGill  Üniversitesi, Psikoloji Bölümü’nde Assis. Prof.  Dr. Signy Sheldon “Onlarca yıldır, bellek ve beyin fonksiyonu üzerine yapılan çalışmaların neredeyse hepsi  bireyleri belli ortalama içinde kabul ederek insanları aynı şekilde ele aldı,” diye ifade etti.

“Deneyimlerden ve hafızamızın diğerlerininkiyle mukayesesinden anladığımız kadarıyla insanların hafıza özellikleri farklılık gösteriyor. Çalışmamız, tarama testinde insanlardan bellek görevleri gerçekleştirmelerini istemiyorken dahi, bu bellek özelliklerinin beyin fonksiyonunda istikrarlı farklılıklara karşılık geldiğini gösteriyor.”

Çalışmada, 66 genç yetişkin (ortalama yaş 24 olmak üzere) The Survey of Autobiographical Memory (SAM) (Otobiyografik Bellek Araştırması) adında çevrimiçi bir anketi doldurdu. Bu anket katılımcıların olayları ve olguları ne kadar iyi hatırladıklarını belirliyor. Yanıtlar, bellek araştırmacılarının yakın zamandaki açıklamalarına göre, üst düzeyde otobiyografik belleğe sahip olanlar ya da ciddi düzeyde otobiyografik bellek yetersizliği olanlar arasında iki uç dağılım gösterdi. Bu sonuç, araştırmacıların otobiyografik bellekteki normal varyasyonu araştırmalarına imkân verdi.

Çevrimiçi anketi doldurduktan sonra, 66 katılımcı dinlenme hali – manyetik rezonans görüntüleme tekniğiyle beyin tarama testinden geçirildi. Bu teknik beyin bağlantı paternlerini ya da farklı bölgeler arasında beyin aktivitesinin nasıl ilinti kurduğunu haritalandırıyor.

Araştırmacılar, beynin medial temporal lobları ve beynin diğer bölgeleri arasındaki bağlantılara odaklandılar. Medial temporal lobların temel olarak bellek fonksiyonuyla ilintili olduğu iyi bilinir. Ayrıntılı otobiyografik belleğe sahip olduğu anlaşılan kişilerin görmeyle ilgili işlemleri kapsayan beynin arka kısmındaki bölgelerle güçlü medial temporal lob bağlantısallığı vardı. Buna karşın geçmişi sadece olaylar düzeyinde hatırlama eğiliminde olanlar (çeşitli ayrıntıların olmayışı da hesaba katılmalı) oraganizasyon ve akıl yürütmeyi kapsayan beynin ön kısmındaki alanlarla güçlü medial temporal lob bağlantısallığı gösterdi.

Bu bulgular bilişsel alanda çalışan bilim insanları açısından yaşlanma ve beyin sağlığıyla ilgili ilginç soruları akla getiriyor. Daha provokatif sorulardan biri de şu: Belli bellek özellikleri, ileriki yıllarda yaşlanmayla ilgili bilişsel gerilemenin belirtilerini geciktirmekte koruyucu olabilir mi?

Dr. Brian Levine “Yaşlanmayla ve erken bunmayla ilgili ilk farkedilenlerden biri olayların detaylarını anımsamadaki zorluktur,” diye belirtti. Çalışmanın başyazarı Dr. Brian Levine Toronto Üniversitesi, Psikoloji Profesörü ve Baycrest’s Rotman Araştırma Enstitüsü’nde kıdemli bilim adamıdır.

“Henüz bunun bellek özellikleriyle nasıl ilişkili olduğunu kimse incelemedi. Ayrıntılı halde anıları hatırlayanlar yaşlandıkça küçük hafıza değişimlerine çok duyarlı olabiliyorken, yalnızca olayları temel alan bir bellek tipine dayalı olanlar bu tür değişimlere daha dirençli çıkabiliyorlar,” diye ifade etti.

Bir insanın bellek özelliklerinin profili hayatının ileriki yıllarında hafızayla ilgili sorunlarının tedavisinde yol göstermeye yardımcı olabilir mi? The Rotman bulguları daha çok bilimsel araştırma gerektiren heyecan verici olasılıkların kapısını açıyor, diye ifade etti Dr. Levine. Kişilik, depresyon, bilişsel ölçümlerdeki performans gibi psikolojik şartlar ve genetikle bellek özellikleri arasındaki ilişkiye dair takip çalışmaları halen yürütülmektedir.

Bu araştırma sağlıklı insanlardaki beyin yapısı ve fonksiyonu üzerindeki farklılıklara odaklanan yeni bir akımın bir parçasıdır. Bu çalışma, bu tür beyin farklılıklarıyla günlük otobiyografik bellek işleyişi farklılıklarını ilişkilendiren ilk araştırmadır.

Kaynak :  GerçekBilim

Araştırma Referansı :  Signy Sheldon, Norman Farb, Daniela J. Palombo, Brian Levine.Intrinsic medial temporal lobe connectivity relates to individual differences in episodic autobiographical remembering. Cortex, 2015; DOI: 1016/j.cortex.2015.11.005 Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases/2015/12/151210125637.htm

Taşıt Tutmasının Genetik Kökeni Tespit Edildi!

Taşıt tutması, vücudunuzun denge algılayıcı sisteminin parçalarından (iç kulak, gözler ve duyu sinirleri) bazılarının hareket halinde olduğunuzu algılayıp, diğerlerinin algılamamasından kaynaklanan bir hastalıktır. Örneğin, hareket eden bir geminin gövdesindeyseniz, iç kulağınız dalgaların hareketini algılayabilir; ancak gözleriniz bu hareketi görmediği için hareket algılamaz. Duyular arasındaki bu uyuşmazlık, mide bulantısı, baş ağrısı, terleme gibi semptomlarla kendini gösteren taşıt tutmasıyla (veya “hareket hastalığıyla”) sonuçlanır. 3 kişiden 1’ini etkileyen taşıt tutmasının kalıtsal olduğu bilindiği hâlde altında yatan genetik faktörler açığa kavuşturulamamıştı.
İlk kez yapılan bir çalışmada 80.000 kişiden alınan genom örneklerinin incelenmesi sonucunda, taşıt tutmasıyla ilişkili 35 genetik faktör bulundu. Denge, göz, kulak ve kafatası gelişimiyle ilgili veya sinir sistemi ve glikoz dengesinde rol alan genlerde bulunan bu faktörler, kadınları 3 kat daha fazla etkiliyor.
Araştırma Referansı: . Reavley,C.M., Golding,J.F., Cherkas,L.F., Spector,T.D. and MacGregor,A.J. (2006) Genetic Influences on Motion Sickness Susceptibility in Adult Women: A Classical Twin Study. Aviat. Space Environ. Med., 77, 1148–1152.

Fareler Uykudayken Beyinlerine Yeni Hafızalar Nakledildi !

Inception ya da Total Recall filmlerini hatırlıyor musunuz?

Hafıza nakli (implantasyonu) bilim kurgu filmlerinde bilinen senaryolardan birisidir. Fakat bu kez kurgular bilim sayesinde gerçeğe dönüştü. İlk defa olarak, farelerin beyinlerine uyku esnasında bilinçli bellek aktarımı sağlandı.

Paris’teki Industrial Physics and Chemistry Higher Educational Institution ‘dan bilimciler farelerin beyinlerine yeni bir hafızayı naklettiler.Çalışmada; düşünmeyi başlatan ya da spesifik bir yerdeki nöronlar hedeflendi ve “geri çağırma süreci” çıkarıldı. Çalışmanın başarısı aynı tekniğin günün birinde insanlarda sık sık akla gelen travmatikolaylar gibi bazı kötü hafızaları değiştirmede kullanılabilir olacağı ümidini artırıyor.

İnsanlar ya da hayvanlar uyku sırasında genellikle o günün aktivitelerini hatırlarlar, düşünürler, geri çağırırlar. Bu geri çağırma yeni bir aktivitenin öğrenilmesine ve pekiştirilmesine katkı sunar.

Uzmanlar; kemirgenlerin beynindeki bu geri çağırma işlemi bozulduğunda, bir önceki gün öğrendiklerini hatırlama yetilerinin de bozulduğu sonucuna ulaştılar. Örneğin; fare bugün yeni bir ambar keşfetti ve nerede olduğunu öğrendi, beynindeki geri çağırma işlemi bozulduğunda ertesi gün fare bu yeni ambarla ilgili bir şey hatırlayamıyor.

Araştırmacılar; fareler uykudayken beyinlerinde yeni hafızalar oluşturmak için beyindeki bu geri çağırma işlemini kullandılar. Karim Benchenane öncülüğündeki araştırma ekibi; beyindeki düşünmeyi başlatan ya da spesifik bir yerdeki nöronları hedefledi.

hafiza-implantasyonu-bilimfilicomFare uyuyorken, araştırma ekibi canlının beyin aktivitelerinigözlemledi ve spesifik bölge hücreleri “canlandığında”, ödülle ilişkili beyin bölgeleri bir elektrotla uyarıldı.

Fareler uyandığında, hızlıca ödül hissiyle ilişkilendirilen bölgeye doğru koşuşturdukları görüldü. Bu durum da; bu yeni ödülle ilişkili hafızanın bilimciler tarafından oluşturulduğunu gösteriyor.

Bu durum; uyku sırasında gerçekleşen ilk bilinçli bellek aktarımı olurken, daha öncesinde de bilimciler uyku sırasında insanların beyinlerinde bilinçaltı ilişkiler oluşturmayı başarmıştı. Örneğin, sigara kullanan insanlar için yapılan bir çalışma neticesinde, sigara kullananlar sigarayı çürük yumurta kokusu ile ilişkilendirmişti.

Farenin ödülle ilişkilendirilen bölgeye doğru hedef odaklı bir davranış geliştirdiğini söyleyen Dr. Benchenane:

“Bu da, bu davranışın otomatik bir davranış olmadığını kanıtlıyor. Oluşturduğumuz şey; farenin ödülle ilişkilendirilen bölgeye bilinçli bir şekilde erişim sağlamasıdır” diyor.

Araştırma ekibi, tekniğin; yetenek gibi daha farklı türde hafızaların aktarımını yapabilecek duruma gelmesinin yıllar alacağını düşünüyorlar, ancak tekniğin insanlarda travmatik olaylarla ilgili hafızaları değiştirme noktasında geliştirilebileceğini ümit ediyorlar.

Eğer insan beynindeki korku-ilişkili tecrübelerin tekrar aktive olduğu yer tam olarak saptanabilirse, burada pozitif bir ilişki geliştirilebilir. Böylelikle travmatik olayların etkisiyle sürekli kabuslar gören insanlarda kötü hafızalar pozitif düşünceler ile eşleştirilebilir.


Araştırmanın Makalesi İçin: Naure Neuroscience, http://www.nature.com/doifinder/10.1038/nn.3970
Kaynaklar: Bilimfili, Jessica Hamzelou, “New memories implanted in mice while they sleep”, http://www.newscientist.com/article/dn27115-new-memories-implanted-in-mice-while-they-sleep.html#.VSLzQfmsUYO

Btech Innovation, medikal 3 boyutlu üretim konusunda öncü rol üstleniyor

Btech InnovationHacettepe Teknokent’te konumlanan Btech Innovation, endüstriyel 3 boyutlu üretim dikeyinde gelecek vaad ediyor. BTech Group’un sağlık alanındaki faaliyetlerini üstlenen yeni nesil girişim, 3 boyutlu baskı teknolojilerinde öncü rol üstleniyor.

Kısaca bahsetmek gerekirse Btech kanser, yaralanma ve kaza gibi sebeplerle kaybedilen kemik dokuları yerine kişiye özel protezler geliştiren bir teknoloji şirketi. Dünyada oldukça yeni olan bu dikeyde Türkiye’yi temsil eden girişim 2014 yılından bu yana medikal 3 boyutlu üretime odaklanıyor.

Protezler ve fiziksel modeller

Üç boyutlu üretim konusunda tecrübeli bir ekip tarafından kurulan Btech Innovation, sıkça ihtiyaç duyulan kafa, yüz, çene, kalça ve diz bölgesi protezlerini üretiyor. Savunma sanayisinden yatırımcıların da desteğini alan girişm, bu protezleri üretmek için de özel geliştirilmiş titanyum ile üretim yapabilen 3 boyutlu yazıcıları kullanıyor.

Btech‘in diğer bir faaliyet alanı ise 2 boyutlu radyolojik görüntüleri 3 boyutlu fiziksel modellere çevirmek. Bu modeller sayesinde cerrahlar ameliyatlara 3 boyutlu modeller üzerinde çalışma yapabiliyor. Hem önemli ameliyatlarda prova yapabiliyor, hem de tümörlü veya riskli bir bölge varsa bunu 3 boyutlu olarak tüm dokularla ilişkisini görebiliyor.

3 boyutlu baskı teknolojisinden faydalanan kaplumbağa

Genel Müdür Kuntay Aktaş‘tan aldığımız bilgiye göre Btech Innovation yaptığı çalışmalarla uluslararası kanalların da dikkatini çekmiş ki BBC ve Discovery Channel belgesellerine giren kaplumbağa çalışması da bunlardan biri.

3d-kaplumbaga-btech

Dünyanın en büyük ikinci sağlık fuarı olan Arab Health’te bu sene ilk defa medikal ‘3D printing’ bölümü kurulduğunu paylaşan Kuntay Aktaş, bu fuarda yer alacaklarını ve küresel bir büyüme hedeflediklerini ekliyor. Türkiye pazarında ise diğer oyuncularla birlikte tecrübe paylaşımına dayalı ilişki sürdürdüklerini ve pazarı hep birlikte büyütmeye çalıştıklarını dile getiriyor.

Kuntay Aktaş, şu anda ürettikleri 3 boyutlu protezlerin parasının hastalar tarafından ödendiğini ama devlet tarafından ödeme yapılmasına dair çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu da paylaşıyor.

Bu yıl de YFYİ’de sağlık kategoriside TEB Büyük Ödülü ve 25 bin TL değerinde ABD Kampı Özel Ödülü kazanan Btech, umuyorum bu ayrıntılı tanıtımımızla çalışmalarını daha ileri bir noktaya taşıyacaktır.

Kaynak: Webrazzi