Bol Su içmenin Sağlığa Olan Faydası Ortaya Kondu

Bazen  kilo vermek için , bazen de şeker ,sodyum ve doymuş yağ oranlarını düşürmek için ya da doktor tavsiyesiyle su alımı arttırabilir. ABD’de yapılan yeni bir araştırmada, büyük kısmı bol su tüketen 18,300 kişi üzerinde yapılan testler günlük kalori alınımının % 1’e kadar düştüğü ve doymuş yağ, şeker, sodyum ve kolesterolün düştüğü görüldü.

İllinois Üniversitesi tarafından yayınlanan araştırmada, günlük 1,2 veya 3 bardak daha fazla su tüketimi yapan kişilerde,günde 68 ila 205 kalori azalma, sodyum miktarında 78 ila 235 mg azalma tespit edildi. Ayrıca İllinois Üniversitesi’nden kinesiyoloji ve toplum sağlığı profesörü Ruopeng An  tarafından yayınlanan araştırmada günlük 5 g ile 18 g daha az şeker ve kolesterol  ve 7 ila 21 mg azalması olduğu da belirtildi.

Beslenmede su alımı etkisinin etnik ırk, eğitim, gelir ve vücut ağırlığı ile benzer bir ilişkisi olduğu belirtiliyor. Bu bulgular sayesinde beslenmede su tüketiminin önemi belirtilerek, yüksek kalorili içeceklerin tüketiminin azaltılması yönünde spotlar yapılabilir.

Uluslararası Sağlık ve Beslenme Araştırması’ndan 2005-2012 yılları arasında alınan 4 dalga verisi, Sağlık İstatistikleri Ulusal Merkezi tarafından işlendi. Katılımcılara her iki günlük planda ne yiyip , içtikleri sorularak 3 ile 10 günlük aralıklarda incelendi.

Her kişinin içtiği su miktarı ve günlük beslenmedeki oranı hesaplandı. Şekersiz siyah çay,bitki çayı ve kahve su kaynağı olarak sayılmadı, fakat Prof. An’in hesaplamalarında beslenmede toplam su tüketimi de yer aldı.

Ortalama olarak katılımcılar günde 4,2 bardak su içti ki, bu toplam diyetsel su alımının % 30’una denk geliyordu. Katılımcılar ortalam 2157 kalori alırken, bunun 125 kalorisi şekerli içeceklerden ve 432 kalorisi isteğe bağlı yiyeceklerden, bunlar besleyiciliği düşük tatlı , pasta atıştırma karışımlardan sağlanabilir.

Aslında çok küçük olsa da katılımcıların su tüketiminde % 1 artış günlük kalori alımında 8,6 kalori azalmasıyla ilişkilendirildi. Su alımıyla yağ, şeker, sodyum ve kolesterol tüketimi hafif azalma görüldü.

Prof. An, kalori azalmasının en fazla orta yaşlı erkek ve kadınlarda olduğunu ve bunun grubun yüksek kalori alımıyla alakalı olabileceğini belirtti.

Kaynak:

Referans:  An, J. ‎McCaffrey. Plain water consumption in relation to energy intake and diet quality among US adults, 2005-2012. Journal of Human Nutrition and Dietetics, 2016; DOI: 10.1111/jhn.12368

Çok Sayıda Dövme Yaptırmak Bağışıklık Sistemini Güçlendirebiliyor

Hep istediğiniz o Schrödinger’in kedisi dövmesini yaptırmak için sağlam bir neden mi arıyorsunuz? İşte artık size bilim tarafından sunulan ikna edici bir gerekçeye sahipsiniz. Geçtiğimiz günlerde sonuçları yayımlanan bir çalışmada, çok sayıda dövme yaptırmanın bağışıklık sistemi tepkilerini kuvvetlendirebildiği ortaya kondu. Böylece enfeksiyonlarla daha iyi başa çıkabileceksiniz. Güçlendiğinizi görmek içinse birden fazla dövme yaptırmanız gerekiyor.

Alabama Üniversitesi’nden bir ekibin yaptığı ve sonuçları American Journal of Human Biology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre çok sayıda dövme yaptırmak, bedensel çalışma yapmaya benziyor. İlk başladığınızda vücudunuz bu yeni stresten ötürü zayıf düşer. Spor salonunda bu ağrıyan kaslar anlamına gelir. Dövme stüdyosunda ise genellikle yorgun düşmüş hissedersiniz, çünkü bedeniniz cildinizin derinlerine neden yabancı bir madde girdiğini anlamaya çalışmaktadır.

Spor salonunda birkaç gün geçirdikten sonra kaslarınız güçlenmeye başlar ve artık ilk günkü gibi acı çekmez olursunuz. Bu sürecin kaslar için nasıl işlediğini dikkate alan araştırmacılar, aynı şeyin dövme yaptırırken de geçerli olup olmayacağını merak etmiş. Birden fazla sayıda dövme yaptırma işlemi acaba bir nevi bağışıklık egzersizigörevi görebilir mi?

Araştırma sonuçlarına bakılırsa yanıt evet. Çalışmalarına katılan gönüllülerin kaç tane dövmesi olduğunu ve her bir dövme yaptırma seansının ne kadar sürdüğünü hesaba katan ekip bunu doğrulamayı başardı. Ellerindeki verileri, analiz ettikleri kan örnekleri ile karşılaştırıp, katılımcıların immünoglobulin A (vücudun enfeksiyon savaşçısı) vekortizol (stres hormonu) düzeylerine baktıklarında yaptıkları saptamalar şöyle: İlk kez dövme yaptıran kişilerin immünoglobulin A düzeyinde, artan kortizolden ötürü büyük bir düşüş oluyor. Daha önce çok kez dövme yaptıranların ise immünoglobulin A düzeyi çok az bir düşüş gösteriyor. Araştırmacılar bunun nedeninin vücudunbağışıklık tepkilerindeki güçlenme olduğunu belirtiyor.

“Strese verdiği tepkiden sonra beden denge durumuna geri döner. Bununla birlikte, eğer bedeninize bu stresi tekrar tekrar uygularsanız aynı denge durumuna düşmek yerine, daha yüksek bir durumu denge olarak ayarlamaya başlıyor,” şeklinde açıklıyor ekipten Dr.Christopher Lynn. Yani bağışıklık sisteminiz güç kazanıyor.

Her ne kadar bu sonuçlar mantıklı olsa da, çalışmanın sadece 24 kadın ve 5 erkekten oluşan bir katılımcı grubuyla yapıldığını akılda tutmak gerek. Ortada dikkate değer bir şeyler olduğunu söylemek için bu yeterli bir sayı olsa da, kurulan bağlantının netleşmesi için başka gönüllülerle benzer deneylerin yinelenmesi de gerekli görünüyor.

 


Kaynaklar:

  • Bilimfili,
  • Science Alert, “Getting multiple tattoos can strengthen your immune system”
    < http://www.sciencealert.com/getting-multiple-tattoos-can-strengthen-your-immune-system >
  • MedicalXpress, “Want to avoid a cold? Try a tattoo or twenty, says researcher”
    < http://medicalxpress.com/news/2016-03-cold-tattoo-twenty.html >

İlgili Makale: Christopher D. Lynn et al. Tattooing to “Toughen up”: Tattoo experience and secretory immunoglobulin A, American Journal of Human Biology (2016). DOI: 10.1002/ajhb.22847
< http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/ajhb.22847/full >

Gençken Fazla Televizyon İzlemenin Beyne Etkileri

20’li yaşlarında çok fazla televizyon izleyip az hareket edenlerin orta yaşlarına geldiklerinde bilişsel fonksiyonlarında gerileme yaşayabileceği ortaya çıktı.

Yapılan araştırmaların çoğu, çok az hareket etmenin vücuda zarar verdiğini gösteriyordu. Ancak bu son çalışma, saatlerce televizyon başında oturmanın uzun vadede beynimize de zarar verebileceğini ortaya koydu. Amerika Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü tarafından desteklenen araştırma, genç yaşlarda fazla televizyon izlemenin orta yaşlarda bilişsel faaliyetlere olumsuz etki ettiğini ortaya koyan ilk çalışma oldu.

Sonuçlanması 25 yıl süren bu ilginç araştırmada, 18-30 yaş arasındaki 3 binden fazla katılımcı, her 5 yılda bir televizyon izleme ve fiziksel aktiviteleriyle ilgili bilgileri araştırmacılara sundular. Erkek ve kadın katılımcı sayısının eşit olduğu çalışmada hemen hemen herkes en az lise mezunuydu.

Günde 3 saatten fazla televizyon izleyenlerin “çok televizyon izleyenler” grubuna girdiği çalışmada, geriye kalanlar “az/orta düzey televizyon izleyenler” olarak gruplandırıldı.

binge-watch-tv-860x442Katılımcılara 25 yılın sonunda 3 farklı test uygulandı. Bunlardan ilk ikisi zihnimizin ne kadar hızlı, düzenli ve organize çalışabildiğini ölçerken (DSST ve Stroop test), üçüncü test ise sözel hafızayı, yani art arda söylenen bir dizi kelimenin ne kadarının doğru şekilde tekrar edilebildiğini ölçtü.

Katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi, sigara tüketimi, alkol kullanımı, vücut kitle endeksi ve diğer bazı özellikleri hesaba katılarak yapılan değerlendirmede, “çok televizyon izleyenler” ve düşük fiziksel aktivite içerisinde olanların ilk iki testte ortalamanın altında bir performans gösterme olasılığının diğer katılımcılara göre iki kat daha fazla olduğu tespit edildi. Sözel hafızada gruplar arası böyle bir farka rastlanmadı.

Uzun lafın kısası, orta yaşlarınızı zihinsel anlamda daha aktif geçirmek istiyorsanız şimdiden hayatınıza ufak tefek de olsa hareket katmanız gerekiyor.

Kaynak:

  • nBeyin
  • WashingtonPost
  • Kotagal M, Carle AC, Kessler LG, Flum DR. Limited impact on health and access to care for 19- to 25-year-olds following the Patient Protection and Affordable Care Act. JAMA Pediatr. 2014 Nov;168(11):1023-9. doi: 10.1001/jamapediatrics.2014.1208.

Meme kanserini 11 günde küçülten ilaç

Image copyrightSPL
Image captionİngiltere’de her yıl 50 bin kadına meme kanseri teşhisi konuyor.

İngiltere’de doktorlar, birlikte kullanılan iki ilacın bazı meme kanseri türlerini 11 günde küçültüp yok ettiğini gösterdi.

Avrupa Meme Kanseri Konferansı’nda duyurulan “sürpriz” bulguların, kadınların artık kemoterapiye ihtiyaç duymayacağı anlamına gelebileceği belirtiliyor.

257 kadın üzerinde denenen ilaçlar, her on meme kanserinden birinde görülen bir zayıflığı hedef alıyor.

Uzmanlar bu bulguların hastaya özel kanser tedavisi bakımından “sıçrama tahtası” olduğunu söylüyor.

Araştırmayı yürüten doktorlar böylesi çarpıcı bir sonuca ulaşmayı beklemiyordu.

Doktorlar, tümörün teşhisinden ameliyat aşamasına kadar olan kısa süre içinde ilaçların kansere nasıl etki ettiğini araştırıyordu.

Ameliyat zamanı geldiğinde bazı hastalarda tümör ortadan kaybolmuştu.

Londra’daki Kanser Araştırmaları Enstitüsü’nden Profesör Judith Bliss sonuçların “etkileyici” olduğunu söyledi.

BBC’ye yaptığı açıklamada Bliss, “Bu kısa dönemli bir deneme olduğu için bu sonuçlar daha da şaşırtıcı oldu. Bazıları tam sonuç aldı. O kadar hızlı oldu ki, gerçekten çok ilginç” dedi.

İlaç nasıl işliyor?

Meme kanseri tedavisinde kullanılan ve daha çok Herceptin adıyla bilinenen ilaç lapatinib ve trastuzumab içeriyor.

Image copyrightSPL

Her iki ilaç da bazı meme kanserlerinin büyümesine neden olan HER2 adlı proteini hedef alıyor.

Herceptin kanser hücrelerinin yüzeyinde etkili olurken lapatinib hücrenin içine nüfuz edip HER2 proteinini etkisiz kılıyor.

Araştırmada tümör büyüklükleri 1 ila 3 cm olan kadınlara tedavi uygulandı.

İki haftadan daha kısa süren tedavide, vakaların yüzde 11’inde kanser tümüyle kaybolurken, yüzde 17’sinde 5 mm’den daha küçük hale geldi.

HER2 içeren meme kanserlerine uygulanan mevcut tedavi, ameliyat ve sonrasında uygulanan kemoterapi ve Herceptin tedavisini içeriyor.

Prof Bliss, bu bulguların bazı kadınların kemoterapiye ihtiyaç duymayacağı anlamına gelebileceğini söylüyor.

Fakat bu yönde daha geniş araştırmaların yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Çünkü HER2 içeren kanserlerde kanserin geri dönem riski daha yüksek.

Meme kanserinin en az on ayrı türünün olduğu, her birinin farklı nedenleri olduğu ve farklı tedavilere ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Kanser ilaçları üzerindeki çalışmalar, tümördeki zayıflıkların belirlenerek onlara yönelik özel tedavi uygulanmasını hedefliyor.

Meme kanserleri ve özellikle HER2 içeren tümörlere yönelik tedavi bu alandaki çalışmaların başını çekiyor.

Araştırmayı finanse eden İngiltere Kanser Vakfı, uzun vadede aynı bulguların elde edilmesi halinde bu sonuçların çok ümit verici olduğunu ve bu kanser türlerinde yeni bir adım anlamına gelebileceğini belirtti.

Kaynak: