HoloLens Bizi Daha Zeki Mi Yapacak?

Bu yılın Ocak ayında Microsoft, sanal ve artırılmış gerçekliğe (AR) dayanan bir teknoloji olan HoloLens’i tanıttı. HoloLens, 3 boyutlu resimler bindirerek gördüğünüz şeyleri tamamlıyor. Ayrıca yapay zeka (AI – Artificial Intelligence) kullanarak giyen kişinin içinde bulunduğu duruma bağlı olarak konu ili ilgili bilgi üretiyor. Bu bilgi daha sonra sanal gerçeklik (VR) kullanılarak normal görüşünüzde çoğaltılıyor.

Birçoğumuz, bilgisayar oyunlarından tıbbi bilimlere kadar sahip olduğu potansiyeli hayal ediyoruz. Fakat HoloLens ayrıca geleneksel yapay zekanın ötesine geçen bir fikri anlamamızı sağlayabilir: söz yapay zekadan açılınca sıklıkla bahsedildiği gibi, bu teknoloji bizim zekamızın yerini almak yerine onu tamamlayabilir.

AI’den IA’ya

Yapay zekanın (AI) ilk tanımlandığı zamanlarda, başka bir fikir ortaya çıkmıştı: zeka yükseltmesi (IA), aynı zamanda algı yükseltmesi veya makine tarafından yükseltilen zeka gibi çeşitli şekillerde biliniyor. İnsan ile aynı veya ondan daha iyi şekilde bilgi işleme yeteneğine sahip bağımsız bir yapı olan yapay zekaya zıt olarak, IA aslında insan zekasını tamamlayıcı ve yükseltici olarak tasarlandı. IA, AI üzerinde büyük bir üstünlüğe sahip: AI zekayı baştan inşa ederken, IA milyonlarca yıl boyunca evrimleşmiş insan zekası üzerine inşa ediliyor.

IA, insanların ilk iletişim kurmaya başladığı zamandan beri vardı, en azından çok geniş bir anlamda böyle. Yazmak,IA olarak düşünülebilecek ilk teknolojilerden olabilir ve yaratıcılığımızı, algılayışımızı, verimliliğimizi ve sonunda zekamızı geliştirmemize olanak sağlamıştır.
Örneğin atalarımız, onların ataları tarafından gösterme üzerinden ve sözlü olarak aktarılan bilginin yardımıyla deneme ve yanılma yöntemlerine dayanan araçlar ile yapılar inşa ettiler. Fakat herhangi bir bireyin dıştan gelen yardım olmadan aklında tutabileceği çok fazla bilgi bulunuyor. Bugün yüksek teknoloji ölçüm araçları ve yüksek tutarlılığa sahip yazılımların yardımıyla karmaşık yapılar inşa ediyoruz. Ayrıca bizden önce gelmiş sayısız diğerlerinin kaydettiği deneyimler sayesinde sahip olduğumuz bilgiler de epey gelişti. Bir insanın hatırlayabileceğinden daha fazla bilgiye şimdi bir tuşa basarak dış cihazlar üzerinden kolayca ulaşabiliyoruz. IA prensipte pek çok yıldır buralarda olmasına rağmen, geniş ölçüde bilinen bir konu olmamıştı. Fakat HoloLens gibi sistemler ile, IA şimdi açıkça geçmişte olduğundan daha hızlı bir şekilde geliştirilebilir.

AR’den IA’ya

Artırılmış gerçeklik, IA’yı mümkün kılan, zekamızı tamamlayan ve onu geliştiren sadece son teknoloji. Microsoft’un HoloLens ile gerçekleştirdiği sıçrama, AI’yi kullanarak IA’yı yükseltmek. Bu daha önce çeşitli ve bambaşka sistemlerde yapılmış olsa da, Microsoft daha küçük olan bütün bileşenleri toplamayı ve zengin bir deneyim ile geniş bir ölçek üzerinde sunmayı başardı.

Artırılmış -çoğaltılmış- gerçeklik deneyimi
Artırılmış -çoğaltılmış- gerçeklik deneyimi

Örneğin, kanun uygulama organları HoloLens’i kullanarak talep üzerine bilgiye erişebilir. Bir şüphelinin tehlikeli olup olmama ihtimaline karar vermek için kaydına hızlıca erişebilir. Şüphelinin bir kovalamaca esnasında gidebileceği güzergahları önceden tahmin edebilir. Bunlar, polisleri alanda etkin bir şekilde daha “zeki” hale getirecektir. Cerrahlar zaten, ameliyat işlemlerinin örneğini önceden çıkarmak için 3 boyutlu yazdırma teknolojisinden faydalanıyorlar ve daha önce hiç mümkün olmamış bazı çok karmaşık ameliyatları gerçekleştirebiliyorlar. Örnekler HoloLens gibi bir AR cihazı üzerinden yansıtılarak benzer benzeşimler gerçekleştirilebilir.

Bulanıklaşmış çizgiler

Son zamanlarda, süperzeki AI tarafından yöneltilen tehdit hakkında bazı önemli tahminler oldu. Nick Bostrom gibi düşünürler, bu alandaki pekçok meseleyi keşfettiler. AI bugün herhangi bir insanın sahip olduğu zekanın çok gerisinde. Fakat bu durum değişebilir. Hatta süperzeki AI korkusu, AI ile bizim aramızdaki açık bir fark üzerine kurulu. AI ile bu ayrım daha bulanık hale geliyor, AI ile bizim aramızda bir çatışma olması ihtimali de öyle.
Zeka yükseltmesi eski bir fikir, fakat yeni artırılmış gerçeklik cihazlarının geliştirilmesi ile gündeme oturuyor. Teknoloji ile eşi görülmemiş bir arayüzey sayesinde, düşüncelerinizin süperinsan seviyelerine yükselmesi uzun sürmeyebilir.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.


Referans :

  • Bilimfili,
  •  Opinion: Intelligence amplification will make us as smart as the machines, phys.org/news/2015-10-opinion-intelligence-amplification-smart-machines.html

Alerjileri Tamamen Ortadan Kaldırmaya Adım Adım…

Başınıza bela olan şey saman nezlesi, gıda alerjisi ya da astım olsun, bağışıklık sistemimiz düzgün çalışmadığı zaman bunların gerçek bir eziyet olabildiği inkar edilemez. İşte bu yüzden, araştırmacıların yalnızca, vücutlarımızı yer fıstığı veya polenler gibi zararsız nesneleri düşman yerine dost olarak tanımaya zorlayarak, kuramsal olarak bütün alerjilere son verebilecek bir sistem bulmuş olabileceklerini duymak çok heyecan verici.
Ne düşündüğünüzü biliyoruz, bu durum gerçek olamayacak kulağa iyi geliyor değil mi? Çünkü bilim insanları, bağışıklık sistemimizin kedi tüyü veya polen gibi zararsız şeyleri görünce kendini kaybetmesini durdurmak için on yıllardır bir yol bulmaya çalışıyorlardı ve şimdiye kadar hiçbir şey gerçekten işe yaramamıştı. Fakat bu yeni yaklaşım farklı. Araştırmacılar bağışıklık sistemini sakinleştirmek yerine, alerji yapan maddeleri bağışıklık sisteminin savunmasından gizlice geçirmek ve resmî olarak zararsız şekilde kabul edilmelerini sağlamak için nanoparçacıkları bir ‘Truva atı’ olarak kullandılar.
Araştırma şimdiye kadar sadece fareler üzerinde yapıldı ve piyasaya sürülmeden önce daha pek çok onaydan geçmesi gerekiyor, bu yüzden henüz çok fazla heyecanlanmayın. Fakat aynı yöntem zaten, otoimmün (doğuştan olan bağışıklıklar) durumlar için bir tedavi olarak klinik denemelerde kullanılmaya devam ediyor ve şimdiye kadar gerçekten umut vaat ediyor gibi görünüyor. Şikago’daki Northwestern Üniversitesi’nden baş araştırmacı Stephen Miller şöyle konuşuyor:
“Bu, evrensel bir tedavi. Hangi alerjiyi ortadan kaldırmak istediğinize bağlı olarak, nanoparçacıkları saman nezlesi poleni veya bir yer fıstığı proteini ile doldurabilirsiniz. Bulgular, yaşamı tehdit eden solunum alerjisi ve gıda alerjisi olan hastaları tedavi etmek ve muhtemelen ‘iyileştirmek’ için yeni, güvenli ve etkili bir uzun vadeli yöntem sunuyor. Bu, akciğer alerjisini tedavi etmek için yaşam boyu ilaç kullanımı ihtiyacını ortadan kaldırabilir.”
Belli ki, iş bakteri ile virüsleri uzak tutmaya geldiğinde, bağışıklık sistemimiz inanılmaz derecede etkili. Fakat bazen (henüz anlamadığımız sebepler dolayısıyla) bağışık sistemi, yumurta ve köpek tüyü gibi zararsız bir şeyi düşman olarak algılıyor. Bu durum, bağışıklık sisteminin bu alerji yapıcı maddelere karşı antikorları artırmasına neden olarak iltihaba, sümüğe ve alerjisi olanlarımızın aşina olduğu bütün o korkunç şeylere yol açıyor. Üstelik çocukları küçük yaşta alerji yapıcı maddelere maruz bırakmak dışında bunun için yapabileceğimiz pek bir şey bulunmuyor.
Vücudun geri kalanına bir şeyin zararlı olduğunu söylemekten sorumlu olan bağışıklık sistemi dalına ‘doğuştan gelen bağışıklık sistemi’ adı veriliyor, fakat maalesef, alerji yapıcı bir madde ‘kötü’ olarak etiketlendiği zaman, bir daha asla bu doğuştan gelen bağışıklık sistemi ile tekrar görüşme şansı elde edemiyor. Yani, en azından, siz onu bir şekilde gizlice içeri sokana kadar… Kaldı ki, bu araştırma ekibinin yapmış olduğu şey de bu.
Ekip, FDA onaylı bir polimerden eriyebilen nanoparçacıklar geliştirdiler ve ardından, bunları yumurtalara alerjisi olan bir fareye şırınga etmeden önce yumurta proteini ile doldurdular. Genelde bu fareler astım benzeri bir tepki geliştirirdi, fakat yumurta proteininin arkadaş görünümlü nanoparçacıklar içinde güvenli şekilde depolanması yüzünden, farelerin vücutları tepki vermedi. Daha da güzeli, nanoparçacıklar daha sonra, kan akışında bulunan herhangi bir atığı ‘süpürmek’ ile görevli olan makrofajlar tarafından temizlendi. Üstelik bu makrofajlar doğuştan gelen bağışıklık sisteminin parçasıdırlar, yani bu demek oluyor ki, alerji yapıcı maddeler demek ki normal olarak işlenmişti. Miller şöyle aktarıyor:
 
“Süpürücü hücre, alerji yapıcı maddeyi veya antikoru bağışıklık sistemine ‘Endişeye gerek yok, bu buraya ait’ diyen bir şekilde sunuyor.” 
Ardından bağışıklık sistemi, bu alerji yapıcı maddeye uyguladığı saldırıyı kapatıyor ve normale geri dönüyor. Tedaviden sonra fareler, yumurtalara karşı alerjik bir tepki göstermedi ve bağışıklık sistemleri aslında daha güçlü hale geldi. Araştırmacılar şöyle açıklıyor:
“Bu yöntem, alerjiye sebep olan tehlikeli Th2 T hücrelerini kapatıyor ve iyi, yatıştırıcı olan düzenleyici T hücrelerini yayıyor.”
Ekip şimdi farelerde ve en sonunda insanlarda ileri denemeler yapmaya odaklandı. Hedef, bunun gıda alerjilerinden astıma ve saman nezlesine kadar her şeye karşı denendiğini görmek. Ayrı bir grup ise aynı yöntemin multipl skleroz (çoklu sertleşim) ve çölyak hastalığı gibi doğuştan olan bağışıklık sistemi durumlarına karşı kullanımıyla ilgileniyor.  Bu günlerde hem alerjilerdeki, hem de doğuştan bağışıklık sorunlarındaki hızlı artış göz önüne alındığında, bunun işe yaramasını kesinlikle istiyoruz.
Araştırma, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlandı.
 
Düzenleyen: Ayşegül Şenyiğit (Evrim Ağacı)
 
Kaynak:
  • ScienceAlert
  • Charles B. Smarra,b, Woon Teck Yapc, Tobias P. Neefa, Ryan M. Pearsond, Zoe N. Huntera, Igal Ifergana, Daniel R. Gettsa, Paul J. Brycea, Lonnie D. Shead,1, and Stephen D. Miller Biodegradable antigen-associated PLG nanoparticles tolerize Th2-mediated allergic airway inflammation pre- and postsensitization PNAS, Proceedings of the National Academy of Sciences vol. 113 no. 18 > Charles B. Smarr, 5059–5064, doi: 10.1073/pnas.1505782113

Odanızda Hangi Bitkilere Yer Vermelisiniz?

Evrim Ağacı’nın hazırladığı informatiği paylaşarak, okurlarımıza son derece sıradan konularda bile bilimin en üst düzey kaynaklarından veriler derlemeye ve bilgiler vermeye çalışıyoruz. Bu konu “evdeki süs bitkileri” olunca da olabilecek en iyisinden bir gıdım azını vermeyelim istedik. Odanızın havasını temizlemek için hangi bitkilerin en iyisi olduğu konusunda NASA’nın verdiği bilgiler çerçevesinde hazırlanan bu görseli Türkçeye kazandıralım istedik. Bu görselde sadece odanızın havasını süzmek ve temizlemek için hangi bitkilerin katkı sağlayabileceğini öğrenmekle kalmayacaksınız; aynı zamanda odanızda bulunması muhtemel kimyasallar ve onların üzerinizdeki etkisini de öğreneceksiniz.

Umuyoruz ki faydalı olur.
 
Görsel Çeviri ve Düzenleme: Mehmet Onurcan Kaya (Evrim Ağacı)
 

İnsanlar Neden Art Arda Üç Kez Hapşırır ve Neden “Çok Yaşa” Denir?

Alerji döneminizde hiç dışarıda dolaşmaya çıkıp, neredeyse kafanızı yere indiremeyecek kadar seri, bir dizi“Hapşuu” tepkisini deneyimlediniz mi? Eğer siz de büyük çoğunluğun içinde yer alıyorsanız cevabınız muhtemelen; ‘evet’tir. Ancak bu hapşırma nöbetleri bazen rahatsız edici olsa da, birden fazla hapşırmanın bilimsel bir nedeni var.

Öncelikle, ilk etapta hapşırığa sebep olan şeyin ne olduğuna ve  hapşırdığınızda vücudunuzda neler olduğuna değinerek başlayalım.

Hapşırma, toz ve hastalıktan tutun da duygusal tepkilere ve hatta güneş ışığına kadar çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir. Fakat hapşırığın asıl sorumlusu, burnunuzun ve boğazınızın içerisindeki mukus zarlarıdır.

Öte yandan bir hapşırık anında, göğüs kaslarınız ciğerlerinize basınç yapar ve bu durum da ani bir havanın dışarı çıkmasına sebep olur. Bu sırada boğazınız sıkı bir şekilde kapanır ve bu da havanın burnunuzdan yaklaşık olarak saatte 160 km hızlara ulaşabilen bir hızda atılmasına sebep olur.

Ve asıl hikaye şimdi başlıyor. Çünkü saatte 160 km hızlara ulaşabilen bir hava yaklaşık olarak 2000 ila 5000 kadarbakteri damlacıklarıyla doludur (miktar/ağırlık).

Peki neden sıklıkla üçleme şeklinde hapşırırız?

Hapşırıklar genellikle burnumuza girerek burun mukozamıza ulaşan yabancı bir parçacıkla ya da dış bir uyarıcıyla başlar. Bu durum da histamin salınımını tetikler ve histaminler de burnumuzdaki sinir hücrelerini rahatsız eder. Bu rahatsızlık da burunda bulunan ve kaşıntı yapan şeyi, güçlü bir hava püskürtmesiyle dışarı atma isteği olarak hapşırığı ortaya çıkarıyor.

Tek bir hapşırık, sistemimizden zararlıları atmak için bazen yeterlidir. Ancak tek bir hapşırıktan sonra hala burnunuzun direği sızlıyorsa, burnunuz ikinci bir hapşırığı ortaya çıkarır. Yani; ikinci hapşırığınız, ilk hapşırığınızın görevini yeterince yerine getirmediğinin bir göstergesidir. Peş peşe üç kez hapşırmak ise sistemimizin çok daha derinlerdeki rahatsız edici şeyleri dışarı atmak istediğinin işaretidir.

Dolayısıyla, üçlemedeki ilk hapşırık derinlerdeki rahatsız edici şeyleri koparmaya yarıyor, ikincisi onları burnumuza getiriyor, üçüncüsü ise bütün bu rahatsızlık verici, kaşındırıcı şeyleri dışarı atıyor. Bu işleyiş, mukozanızın rahatsızlık verici her ne varsa onu temizlemesi için gerekli bir işleyiştir. Eğer ki, etrafınızda birden fazla hapşıran insanlar görüyorsanız ya da siz defalarca hapşırıyorsanız, bu durum hapşırıkların zayıf olduğunu gösterir.

Bunun yanı sıra; hapşırma davranışı da tıpkı gülüşlerimizde olduğu gibi kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Kahkahaların kişiden kişiye farklılık göstermesine sebep olan her şey, hapşırıklar için de geçerlidir. Fakat art arda gelen hapşırıklar, vücudunuzun hava yollarını normal olarak temizlemesinden biraz daha fazlasını içerir.

Peki, birisi hapşırdığında, insanlar neden “çok yaşa” derler? 

Murat Songu

ve Metin Önerci‘nin geçtiğimiz yıl Nasal Physiology and Pathophysiology of Nasal Disorders ‘da yayımlanan “Physiology and Pathophysiology of Sneezing and Itching: Mechanisms of the Symptoms” başlıklı makalesine göre; Antik Yunan ve Antik Romalılarda; hapşırmanın iyi bir sağlığın işareti olduğu düşünülürdü, bu yüzden de “çok yaşa” tepkisi bu durumu kutlamak için kullanılırdı.

Yani, art arda birden fazla hapşırmamız; boğazımızda ya da geniz bölgemizde sıkışmış potansiyel olarak tehlikeli ve rahatsızlık verici şeyleri vücuttan uzaklaştırma noktasında üç aşamalı bir sürecin işlemesinden kaynaklıdır. Eğer hapşırmaya devam ederseniz, söz konusu rahatsızlık verici şey etrafınızdaki havaya saçılır ve vücudunuz rahatlayana kadar bir süre bu şeyden uzaklaşmış olursunuz.

Aşağıdaki yavaş çekim görüntüde rahatsızlık verici maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında hapşırığın ne kadar işlevsel olduğunu görebilirsiniz.

Click here to display content from Vimeo.
Learn more in Vimeo’s privacy policy.


Kaynaklar:  Bilimfili
1- Songu, Murat, and T. Metin Onerci. “Physiology and Pathophysiology of Sneezing and Itching: Mechanisms of the Symptoms.” In Nasal Physiology and Pathophysiology of Nasal Disorders, pp. 139-152. Springer Berlin Heidelberg, 2013.
2- American Institute of Physics (AIP). “The complex sneeze, caught on tape.” ScienceDaily. www.sciencedaily.com/releases/2015/11/151123102939.htm (accessed April 30, 2016).
3- Geggel, L. “Why Do People Sneeze in Threes?” LiveScience. http://www.livescience.com/54498-why-people-sneeze-three-times.html (accessed May 1, 2016)
4- Dockrill, P. “Watch: Slow-motion sneezing is totally gross but helps explain how we get sick.” ScienceAlert. http://www.sciencealert.com/watch-slow-motion-sneezing-is-totally-gross-but-helps-explain-how-we-get-sick (accessed May 1, 2016)
5- Kirschner, C. “What happens to your body when you sneeze?” Mother Nature Network. http://www.mnn.com/health/allergies/questions/what-happens-to-your-body-when-you-sneeze (accessed May 1, 2016)