Sigarayı Bırakmaya Hazırlanırken Beynin Yapısı Değişiyor

Geçtiğimiz aylarda Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmada, sigarayı bırakabilen tiryakilerin bu başarılarında beyin donanımlarının payı olabileceği anlaşıldı. Sonuçları Neuropsychopharmacology dergisinde yayımlanan bir makale ile paylaşılan çalışmadan elde edilen bulgulara göre, sigarayı bırakmaya çalışıp bırakamayanlara kıyasla, bırakabilen kişilerin beyinlerindeki belli bölgeler arası bağlantıların daha yoğun olduğu saptandı.

Araştırmacılar 85 kişinin sigarayı bırakma çabasına girmeden 1 ay önce çekilmiş MR görüntülerini inceledi. Katılımcıların tümü sigarayı bıraktı ve ekip tarafından süreç 10 hafta boyunca takip edildi. 41 katılımcı tekrar sigaraya başladı. Kesin olarak sigarayı bırakan diğer 44 kişinin beyin taramalarını inceleyen bilimciler, bu kişilerin sigarayı bırakmadan önce ortak bir noktalarının olduğunu fark etti: İstek ve arzuların bölgesi olan insula ile dokunma duyusu ve hareket kontrol merkezi olan somatosensoriyel korteks arasındaki eşzamanlılık (koordineli etkinlik) daha iyi durumdaydı.

“Basitçe anlatmak gerekirse, insula beynin diğer bölümlerine mesaj gönderiyor ve bunun ardından bir sigara alıp almamak konusunda karar veriliyor,” diyor makalenin baş yazarı Dr.Merideth Addicott. Serebral korteksteki büyük bir bölge olan insula, pek çok sigara bırakma araştırmasına konu olmuş ve tiryakilerin canı sigara istediğinde, beynin bu bölgesinin aktifleştiği keşfedilmiştir. Ayrıca insula bölgesi hasarlanan tiryakilerin de birdenbire sigaraya ilgilerini yitirdikleri gözlemlenmiştir.

“Sigara tiryakiliğinde insula’nın kilit yapı olduğu ve özellikle insula’nın işlevini düzenleyen sigara bıraktırma araçları geliştirmek gerektiği konusunda görüş birliği var. Peki ama insula’yı nasıl ve kim üzerinde düzenleyebilliriz? Elimizdeki veri bu iki açıdan bazı kanıtlar sunuyor ve insula ile somatosensoriyel korteks arası bağlantıyı hedef almanın iyi bir strateji olabileceğine işaret ediyor,” diyor ekipten Dr.Joseph McClernon.

Depresyon tedavisinde kullanılan sinirsel geri bildirim ve kafatasından manyetik uyarma teknikleri, beyin etkinliğini düzenleyen yöntemler arasında bulunuyor. Bu çalışmada elde edilen bulgular sayesinde araştırmacılar artık incelemeyi nerede yoğunlaştıracaklarını biliyor. “Plan elimizde,” diyor McClernon. “Eğer tiryakilerde bu iki beyin bölgesi arasındaki iletişimi artırabilirsek, sigarayı bırakmayı başarabilenlerinkine benzetebilirsek, iyi bir başlangıç olabilir. Ayrıca bu iki bölge arası bağlantıların tam olarak nasıl başarı olasılığını yükselttiğini de anlamamız gerek.”

150513093356_1_900x600
Grafikte beyin etkiniği, katman katman görülüyor. Renklendirilmiş bölgeler insula’daki ortalama işlevsel bağlantıyı temsil ediyor. Üst sırada sigarayı başarıyla bırakan 44 kişinin ortalama bağlantıları, alt sırada ise bırakamayanların durumu görülüyor. Telif: Duke Medicine

Kaynak:

  • Bilimfili,
  • News Wise, “Brains of Smokers Who Quit Successfully Might Be Wired for Success”
    < http://www.newswise.com/articles/brains-of-smokers-who-quit-successfully-might-be-wired-for-success >

İlgili Makale: Merideth A Addicott, Maggie M Sweitzer, Brett Froeliger, Jed E Rose and Francis J McClernon Increased Functional Connectivity in an Insula-Based Network is Associated with Improved Smoking Cessation Outcomes Neuropsychopharmacology (21 April 2015) | doi:10.1038/npp.2015.114

Kapak Görsel: Shutterstock / PEPPERSMINT

Tramvay İkilemi: Beş İnsanı Kurtarmak İçin Bir İnsanı Öldürür müydünüz?

Bir tramvay rayının yanında durduğunuzu hayal edin. Uzakta, kontrolden çıkmış bir tramvayın, onun gelişini duymayan beş işçiye doğru hızla geldiğini görüyorsunuz. İşçiler tramvayı görse bile, raydan zamanında ayrılamayacaklar.

Felaket belli belirsiz göründükçe, yere bakıyorsunuz ve raylara bağlı bir kaldıraç olduğunu görüyorsunuz. Eğer kaldıracı çekerseniz, tramvayın beş masum işçinin bulunduğu raylardan ikinci bir ray takımına yönleneceğini farkediyorsunuz. Ancak, yan taraftaki bu rayın aşağısında, iş arkadaşları kadar habersiz, yalnız bir işçi bulunuyor. O halde kaldıracı kaldırıp, bir insanın ölümüne yol açar fakat beş kişiyi kurtarır mıydınız?

Bu düğüm noktası, tramvay ikilemi olarak bilinen bir klasik düşünce deneyidir ve 1967 yılında düşünür Philippa Foot tarafından geliştirilip, 1985’te Jarvis Thomson tarafından uyarlanmıştır. Tramvay ikilemi, bir eylemin sonuçlarını baştan sona düşünmemizi ve eylemin ahlaki değerinin, yalnızca sonuçları tarafından belirlenip belirlenmediğini dikkate almamızı sağlar.

tramvay-problemi-bilimfilicom

Tramvay ikilemi, o zamandan beri ahlaki sezgilerimizi araştırmak için kayda değer derecede esnek bir araç olduğunu kanıtlamış ve savaş, işkence, dronlar, kürtaj ve ötanazi gibi diğer çeşitli durumlara uygulanmak üzere uyarlanmıştır.
Şimdi bu ikilemin ikinci değişkenini göz önüne alın. Tramvay raylarının üstündeki bir üst geçitte duruyor olduğunuzu hayal edin. Tramvayın, beş habersiz işçiye doğru kontrolden çıkmış şekilde savrulduğunu görebiliyorsunuz, fakat onu yönlendirecek bir kaldıraç bulunmuyor.

Ancak, üst geçitte sizin yanınızda duran büyük bir adam var. Bu cüssenin tramvayı durduracağından kuşkunuz yok. O halde, tramvayı durdurmak ve bu sayede diğer beş kişiyi kurtarmak için adamı raylara itip kurban eder misiniz?

ust-gecit-problemi-bilimfilicom
Bu senaryonun sonucu, kaldıracı çekip tramvayı diğer raya yönlendiren senaryo ile aynı: bir kişi ölüyor; beş kişi yaşıyor. İlginç olan şey ise, çoğu insan kaldıracı çekerken, çok az insanın şişman adamı üst geçitten atmayı uygun görmesidir.

Thompson ve diğer düşünürler, tramvay ikileminde ayrıca korkutucu şekilde eğlenceli olan başka değişkenler de vermişlerdir.
Bir doktor olduğunuzu ve yaşamak için hepsi de nakle ihtiyaç duyan beş hastanız olduğunu hayal edin. İki tanesinin birer akciğere, diğer iki tanesinin de bir böbreğe ve beşincisinin bir kalbe ihtiyacı var.
Sonraki koğuşta başka bir kişinin bacağı kırılmış. Fakat kaynaşan kemikleri haricinde, mükemmel derecede sağlıklı.
Peki, sağlıklı hastayı öldürüp, diğer beş kişiyi kurtarmak için organlarını alır mısınız?
Yine, bunun sonuçları da ilk ikilem ile aynı, fakat çoğu insan, sağlıklı hastayı öldürme fikrini kesinlikle reddediyor.

Eylemler, niyetler ve sonuçlar

Eğer yukarıdaki bütün ikilemler aynı sonuca sahipse, fakat çoğu insan sadece kaldıracı çekmeye istekliyse ve şişman adamı aşağı atmaya veya sağlıklı hastayı öldürmeye istekli değilse, bu durum, ahlaki sezilerimizin her zaman güvenilir, mantıklı ve tutarlı olmadığı anlamına mı geliyor? Belki, ahlaki sezgilerimizi etkileyen sonuçların ötesinde başka etmen bulunuyordur?
Foot, burada öldürmek ve ölmesine izin vermek arasında bir ayrım bulunduğu iddia etmişti. Birinci durum etkin iken, ikinci durum pasiftir. İlk tramvay ikileminde, kaldıracı çeken kişi, beş işçinin hayatını kurtarıyor ve bir insanın ölmesine izin veriyor. Sonuçta, kaldıracı çekmek, yandaki rayda bulunan kişiye doğrudan zarar vermez. Fakat üst geçit senaryosunda, şişman adamı raya itmek, kasıtlı öldürme eylemidir.
Bu bazen çift etki ilkesi olarak tanımlanır ve eğer eylem çok daha iyi bir şeye önayak olursa, dolaysız olarak zarar vermenin izin verilebilir olduğunu söyler. Yine de, daha iyi bir şeyin peşinde olunsa bile, doğrudan zarar vermek izin verilemezdir.

Thompson farklı bir yaklaşım sunmuştur. Sonuççuluk veya yararcılık gibi, sadece sonuçlarına dayalı olarak bir eylemin izin verilebilirliğini değerlendiren ahlaki kuramların, öldürmeye sebep olan bazı eylerim izin verilebilir iken neden diğerlerinin böyle olmadığını açıklayamadığını öne sürmüştür.
Eğer herkesin eşit haklara sahip olduğunu göz önüne alırsak, o halde niyetimiz beş kişiyi kurtarmak olsa bile, bir kişiyi kurban etmekte yanlış bir şey yapıyor oluruz.

Sinirbilimciler tarafından yapılan araştırmalar, insanlar tramvay ikileminin ilk iki değişkenini düşündüğü zaman hangi beyin bölgelerinin etkin hale geldiğini araştırdı.
İlk örneğin bizim mantıksal, akılcı zihnimizi etkin hale getirdiğini ve bu nedenle eğer kaldıracı çekmeye karar verdiysek, bunun sebebinin daha çok sayıda hayat kurtarmaya niyetlenmemiz olduğunu belirlediler.
Ancak, kenarda duran kişiyi itmeyi düşündüğümüz zaman, duygusal mantığımız devreye giriyor ve bu yüzden beş kişiyi kurtarmak için bir kişiyi öldürmek konusunda farklı hissediyoruz.
Bu aşamada duygularımız bizi doğru eyleme mi yönlendiriyor? Beş kişiyi kurtarmak için olsa bile, bir kişiyi kurban etmekten kaçınmalı mıyız?

Gerçek Hayat İkilemleri

Tramvay ikilemi ve çeşitleri, çoğu insanın, zarara neden olan bazı eylemleri uygun bulduğunu, fakat aynı sonuca sahip olan diğer eylemlerin izin verilebilir olmadığını düşündüğünü gösteriyor.
Herkes ikilemlere aynı cevabı vermez ve insanlar aynı fikirde olsalar bile, savundukları eylemin sahip olduğu haklı nedenlerde farkılık gösterebilirler.
Bu düşünce deneyleri, öldürmek ve ölmesine izin vermek arasındaki fark konusunda tartışmaya teşvik etmek için kullanılmıştır ve Eye In The Sky filmi gibi, popüler kültürde farklı şekillerde bile ortaya çıkmıştır.


Kaynak:

  • Bilimfili,
  • ScienceAlert, “The trolley dilemma: would you kill one person to save five?“<http://www.sciencealert.com/the-trolley-dilemma-would-you-kill-one-person-to-save-five>
  • Joshua D. Greene, R. Brian Sommerville, Leigh E. Nystrom, John M. Darley, Jonathan D. Cohen An fMRI Investigation of Emotional Engagement in Moral Judgment SCIENCE VOL 293 14 SEPTEMBER 2001
  • Joshua D. Greene, Leigh E. Nystrom,1 Andrew D. Engell, John M. Darley, The Neural Bases of Cognitive Conflict and Control in Moral Judgment Neuron, Vol. 44, 389–400, October 14, 2004
  • Joshua D. Greene , Sylvia A. Morelli, Kelly Lowenberg, Leigh E. Nystrom, Jonathan D. Cohen Cognitive load selectively interferes with utilitarian moral judgment Cognition 107 (2008) 1144–1154 doi:10.1016/j.cognition.2007.11.004
  • Joseph M. Paxton, Leo Ungar, Joshua D. Greene Reflection and Reasoning in Moral Judgment Cognitive Science (2011) 1–15 Copyright ! 2011 Cognitive Science Society, Inc. All rights reserved. ISSN: 0364-0213 print / 1551-6709 online DOI: 10.1111/j.1551-6709.2011.01210.x

Politik Görüşünüz Psikolojinizin Yansıması mı?

Politik görüşünüzü nasıl tanımlarsanız tanımlayın, bu görüşlerin arasında politik ve sosyal idealler bakımındanbüyük farklılıklar bulunduğunun farkındasınızdır. Yeni bir araştırmanın bulgularına göre de; bu farklılıklarınpsikolojik temelleri olabilir.

University of Nebraska’dan bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma; eşit yoğunlukta karşılaşılan şeyler içerisinde daha olumsuz doğası olanların, bireyin psikolojik hali üzerinde normal ya da olumlu olanlara kıyasla daha büyük etki yaratması durumu olarak tanımlanabilecek olumsuzluk önyargısının, politik olarak tutucu olanlarda daha güçlü olduğunu ve bu durumun da bireyin uyaranları  hatırlama biçimini etkilediğini açığa çıkardı. Başka bir deyişle, bilim insanları; araştırmaya katılan tutucuların, negatif duygularıliberallere göre daha fazla hatırladığının bulgularına ulaştılar.

Yapılan çalışmada bilim insanları, katılımcıların politik görüşlerini göre gündemdeki 20 önemli politik konuyu onaylayıp onaylamadıkları üzerinden sınıflandırdılar. Daha sonra katılımcılara 120 adet olumsuz, olumlu venormal olarak sınıflandırılan fotoğrafları (kapak fotoğrafında bunların örneklerini görebilirsiniz) bir hafıza testi uygulamak için gösterdiler.

Katılımcılar, içerisinde aynı fotoğrafların da olduğu 240 adet fotoğrafa baktılar; daha sonra bilim insanları, katılımcılardan daha önce gördükleri fotoğrafları belirlemelerini istediler. Bulgulara göre; tutucular ve liberaller olarak sınıflandırılabilecek politik görüşte olanların, olumlu ve olumsuz fotoğrafları hatırlamalarının arasında farklılıklar var. Aşırı tutucu katılımcılar olumsuz fotoğrafların yaklaşık %91’ini hatırlarken, yaklaşık %80 oranında olumlu olanları hatırlayabiliyorlar. Aşırı liberal katılımcılar ise, %84 oranında olumsuz olanları hatırlarken, %86 oranında olumlu fotoğrafları hatırlıyorlar.

İnsanların duyguları işleme biçiminde farklıklar olmasının birçok sebebi var. Araştırmanın bir kısmında ise, bu değişkenlerin ne kadarının politik ideolojilerden kaynaklandığı belirlenmeye çalışılıyor. Araştırmacılara göre; katılımcıların duyguları işleme biçimi arasındaki bu uyuşmazlıkların yaklaşık %45’i, politik görüşlerle açıklanabiliyor. Olumsuzluk önyargısı ve politik ideoloji arasında bir ilişki olduğu belirtiliyor. İnsanların olumlu ve olumsuz resimleri ne kadar iyi hatırladıklarını etkileyen bütün değişkenlerin içerisinde, politik ideolojinin bu sebeplerin yaklaşık yarısını karşılayabildiği öne sürülüyor.

Olumsuzluk önyargısına, her ne kadar ismi kötü bir şey olduğu izlenimi kazanmanızı sağlayabilecek olsa da,herkesin sahip olduğunu belirtelim.

Siyaset bilimi profesörü Kevin Smith’e göre;

‘’Eğer çevrenizdeki pozitif uyarıcıları göz ardı ediyorsanız, yemeği kaçırma ihtimaliniz vardır. Fakat eğer çevrenizdeki negatif uyarıcıları göz ardı ediyorsanız, yemek olma ihtimaliniz vardır. Yani, olumsuzluk önyargısına sahip olmamızın da bir sebebi var.’’


İlgili Makale: Mark Mills, Frank J. Gonzalez, Karl Giuseffi, Benjamin Sievert, Kevin B. Smith, John R. Hibbing, Michael D. Dodd. Political conservatism predicts asymmetries in emotional scene memoryBehavioural Brain Research, 2016; 306: 84 DOI: 10.1016/j.bbr.2016.03.025

Kaynak:

  • Bilimfili,
  • University of Nebraska–Lincoln, Study: Is your political ideology in your head?, Retrieved from http://news.unl.edu/newsrooms/unltoday/article/study-is-your-political-ideology-in-your-head/

Travma Sonrası Stres Bozukluğu için İlk Tıbbi Esrar Tedavi Denemesini Onayladı!

Araştırma, ağırlıklı olarak stres bozukluğunu en şiddetli şekilde yaşayan gaziler üzerinde uygulanacak.
Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA), esrarın travma sonrası stres bozukluğu tedavisindeki yardımcı rolünü araştırıyor. Uyuşturucu kullananları yakalamasıyla bilinen Daire, kenevir bitkisinden üretilecek bir ilaç için ilk klinik onayı verdi. Rastgele yapılan kontrollü deney, travma sonrası stres bozukluğundan ağır olarak etkilenen 76 gazi üzerinde yapılacak. Esrar içmenin etkilerini ortaya koyacak olan deneye alternatif tıp destekçisi MAPS (Multidisciplinary Association for Psychedelic Studies) sponsor oluyor.DEA ile birlikte, Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, NIDA (National Institute on Drug Abuse) ve PHS’in (U.S. Public Health Service) de aralarında dâhil olduğu bütün ilişkili federal kurumlar araştırmaya yeşil ışık yaktı. MAPS’e göre, tıbbi amaçlı kullanılacak olan esrarın NIDA’den alınması durumunda, çalışmanın bu yıl başlaması bekleniyor.Esrarın, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan hastalar üzerindeki olumlu etkisine dair belirgin kanıtlar olsa da, U.S. Department of Veterans Affairs (Amerika Gazi İşleri Bakanlığı) “travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde kullanılması amaçlanan esrarın verimliliği ve güvenilirliği için, kontrollü çalışmaların değerlendirmede bulunmadığı” gerekçesiyle yasal eyaletler içerisinde dahi esrarın ilaç olarak kullanılmasını yasakladı. Bu durum, bilinmeyen sayıdaki travma sonrası stres bozukluğu yaşayan gazilerin alınan karara karşı çıkmalarına ve yasadışı yollarla esrar elde etmenin yollarını aramalarına sebep oldu.
Kaynak: