Nefroz

Sinonim: Nephrose, Nephrosis

Böbreklerde görülen hastalıklara verilen genel ad, durum. Bkz; Nefroz

Kardit

Sinonim: Karditis, Carditis

Kalp dokusunun tabakalarının iltihaplanmasıdır. Bkz; kardit

Gastrit

Sinonim:  mide iltihabı (Gastroenteritis), Gastritis

Mide tabakalarında oluşan iltihaplanma, mide iltihaplanması. Bkz; Gastrit

Kaynak:
https://www.practostatic.com/health-wiki/images/45199e0985aff107a8d4a4b14ed0f70f.jpg
Sınıflandırma
1)Seyirine göre;
2)Nedenine göre;
  • Tip-A-Gastrit: Nadir, oto immün kaynaklı kronik bir mide iltihabı formudur. Kronik Gastritlerin 5%’ini oluşturur.
  • Tip-B-Gastrit: Sıkça görülür, bakterilerin sebep olduğu bir kronik mide iltihabı formudur. Genellikle bu bakteri, helicobacter pylori‘dir.
  • Tip-C-Gastrit: Kimyasal kaynaklı mide iltihabıdır. Örn; NSAR alınımı veya safra sıvısının reflüsü gibi sebeplerden meydana gelir.
  • Tip-D-Gastrit: Diğer bir çok mide iltihabı çeşidinin üst başlığıdır. Örn; Morbus Crohn-Gastriti
  • Tip-R-Gastrit: Reflü özofajitteki mide iltihabıdır.
  • Tıkanık gastrit: Sağ kalp yetmezliğindeki mide iltihabıdır.z

Dermatit

Sinonim: Dermatitis, eczema, 

Derinin iltihaplanmasıdır. Bkz; Dermatit

Kaynak: http://qsota.com/wp-content/uploads/2015/09/Dermatitis-causes-symptoms-and-treatment.jpg

Tıbbi terminoloji

Tıbbi terimlerin dilsel yapı taşları

Anatomik terminoloji (Nomenklatür; terimler topluluğu, Bir konu alanı veya bilim dalının, genel olarak geçerli teknik terimleri ve adları sistemi olan) insan vücudunun bölümlerini adlandırır ve sistematize eder.

Tıbbi anatomik terimlerle ilgili ilk düzenlemeler 1895 yılında Basel‟de (İsviçre) uluslararası düzeyde yapılan bilimsel toplantılarla belirlenmiştir. Basel Nomina Anatomica (BNA) toplantısında anatomi terimlerinde sadeleştirmeye gidilmiş, 30 000‟i aşkın terim Latince temel alınarak 4.500’e kadar indirilmiştir.

1998’de kurulan Terminologia Anatomica (TA) şu anda geçerlidir.
Bu, Avustralya’da, Rusya’da ve Almanya’da, Türkiye’de ve Azerbeycan’da anatomik aynı terimin kullanıldığı anlamına gelir.

TA’nın aşağıdaki ilkeleri oluşturulmuştur:

  • Her organ sadece bir ifade ile tanımlanmalıdır.
  • Tanımlamalar mümkünse Latinceden gelmelidir.
  • İfadeler mümkün olduğunca kısa olmalıdır.
  • Yakın bir topografik ilişki varsa benzer isimler kullanılmalıdır.
    • Örnek: Arteria femoralis – Vena femoralis
  • Ayırt edici nitelikler zıt çiftler olmalıdır
    • Örn.: majör – minör
  • Tüm özel isimlerden (eponyms) kaçınılmalıdır.
    • Örnek: Tuba Auditiva – işitsel trompet (Keşfi Bartholomaeo Eustachius’tan sonra Tuba Eustachii’nin yerine)

Buna karşılık, hastalıkları adlandırmak için onları açıkça sınıflandıran genel olarak bağlayıcı bir sistem hala yoktur. Hastalık isimlerini sistematize etmek için bazı girişimlerde bulunulmuştur, örneğin SNOP (Sistematize Patoloji İsimlendirmesi), tüm tıbbın SNOMED (Sistematik Tıp İsimlendirmesi) uzantısı ile. ICD (Uluslararası Hastalık Sınıflandırması) dokümantasyon amacıyla (doktor muayenehaneleri, hastaneler, sağlık sigortası şirketleri vb.) hastalıklara, semptomlara ve şikayetlere numara verme geliştirilmiştir. Anatomik terminolojinin aksine, tıbbi terminolojide bazı özellikler daha sık görülür:

  • Çok sayıda özel isim (eponym) vardır Down Sendromu, Graves hastalığı
  • Ağırlıklı olarak Yunanca teknik terimler kullanılmaktadır Spondilit = vertebral inflamasyon (Inflammatio vertebrae değil)
  • rooming in, baypas, petit mal gibi birçok yabancı dil etkisi vardır.
  • Kısaltmalar ve akronimler sıklıkla kullanılır.
    • AIDS = Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu, SIDS = Ani Bebek Ölümü Sendromu
  • Hastalıkların birden fazla isimlendirilmesi
    • Tüberküloz = Koch hastalığı
    • Schistosomiasis = Bilarziyos

Tıbbi terminoloji için International Nomina Anatomica’da olduğu gibi bir standardizasyon henüz sağlanamadı.

Kelimenin kökü bir kelimenin özünü oluşturur ve kelimenin anlamının değişmez taşıyıcısıdır. Latince terimlerle, kök, bir kelimenin tamlayan-tekil sonunu ayırdığınızda kalan kelime öğesidir.

Latinleştirilmemiş ve dolayısıyla reddedilmemiş Yunanca terimler söz konusu olduğunda, kelimenin kökünü belirleyebilmek için tüm terimin kelime öğelerine bölünmesi gerekir.

Yazım ve telaffuz

Telaffuz:

  • a, o, u ve ünsüzlerden önce c varsa yerine ksöylenir.
  • e, i, y, ae, oe’den önce c varsa yerine z söylenir.

Sondan bir önceki hece genellikle vurgulanır.

Öğeleri;

1)Substantif: Bir nesneyi tanımlayan unsur, isimdir.

  1. Nervus

1.1)Diminutif: Substantiflerin küçültülmüş hali, küçültme eki almış halidir.

  1. Saccus–>sacculus

2)Adjektif: Substantifleri betimleyen kelimelerdir; sıfat.

2.1)Komperatif, Süperlatif; Karşılaştırma manası içeren sıfatlardır.

  1. Longus(uzun)–> longior (Komparatif; daha uzun), longissimus (Süperlatif; en uzunu)

Kökler

Latin Dili Ekleri;

Substantiflere eklenip anlam katarlar.

PREFİKSES

  • İçeriden dışarıya anlamı katan ek; ek-,  eks-, ex-
  1. Ektomi
  2. Ekspirasyon
  • Olmama, olumsuzluk, eksiklik belirten ek; a-, an-.
  1. Asepsi
  • Ters etme, geri alma, yoğunlaştırma, kapatma anlamındaki ön ek; de-
  1. Depresyon
  • Bozukluk, yanlışlık veya anormal durumu belirtmek için kullanılan ek; dis-, dys-.
  1. Dispne.
  • İçeri, içeriye anlamını kelimeye katan ek; in-.
  1. İnspirasyon.
  2. İnsomniya
  • Yineden, geri, tekrar eden anlamındaki ek; re-.
  1. Reflü
  • Latincede ad(ileri) kelimesinden türeyen ve -e doğru, -e kadar, Buraya, yakına, gibi yönelim eklerini ifade eden ek;; ad-.
  1. adnectō
  2. Addüksiyon
  • Ana Hint-Avrupa dilindeki *ne ‎(değil) kelimesinden türemiş ve kelimeye olumsuzluk katan ek;  ne-.
  1. nullus
  • Burdan,  burdan uzağa gibi yönelim eklerini ifade eden ek; ab-
    1. Abdüksiyon

İNFİKSES

Kelime köklerini bağlayarak, yeni kelimelerin oluşmasını sağlayan ek; -o-

Eklendiği fiilde eylemi pekiştiren ektir; b, m, p harflerinden önce gelirse -m- olur; -n-

  1. iugō  + -n-iungō 
  2. coniugō  + -n-coniungō 

Nomina Anatomica

  • Latince bir kelimede “i” harfi iki ünlünün arasında veya ünlüden önce ise “J” diye okunur.

ieiunum—> jejunum

  • qu > kw
    1. aqua =akwa
  • ph > f
    1. pharynx= farenks
  • v > w
    • valva = walwa
  • c harfi;
    • ünsüzlerden önce veya a, o, u, harflerinden önce geliyorsa = “k”,
    • e, i, y, ae ve oe’den önce geliyorsa = “z”
    • ch şeklinde bulunuyorsa ayrılamaz.

SUFFİKSES

  • Durum bildiren (genellikle anormal durum bildiren)  ekler; -oz, -ose, -osis
  1. Nefroz
  2. Psikoz
  • Kelimenin kökünden, başka bir kelime oluşmasını sağlayan ekler; -i, -ie, -y
  1. Hepatopati
  2. Kardiyopati
  3. Anjiyokardiyopati
  4. Flebopati
  5. Dermopati
  • Aitlik, sahiplik bildiren, kelimenin kökünü etkileyen ekler;
    • Mask.: -acus, -arius, -ēus, -inus, -ine, -in, -alis, -aris, -ikus, -icus, -ical, -ic, -ikal, -ik, 
    • Fem.: -aca, -aria, -ea, -ica, -ina.
    • Nötr: -acum, -arum, -eum, -icum, -inum, -e.
  1. Dermal
  2. Kardiyal
  3. Nöral
  4. Ovaryal
  5. Adrenalin
  • Tümör, şişkinlik, yeni bir oluşum bildiren ek; -om
  1. Anjinom
  2. Miyom
  • Biçimine veya formuna yakınlığı belirten, benzerlikliği belirten ek; -oid, -id
  1. Karsinoid
  2. Adenoid
  3. Lenfoid
  • Fiilleri fillimsi yapan ek; –ter
  1. praeter
  • Bir kelimenin başında kullanıldılgında, içinde anlamı taşıyan latince ek; ἐν ‎(en), ἐνῐ́ ‎(ení), ἐνῑ́ ‎(enī́), εἰν ‎(ein), εἰνῐ́ ‎(einí). Bu ekin kökü Ana Hint-Avrupa dilinde h₁éndır. Eski ermenicede ի ‎(ive İngilizcedeki in edatı da bu kelimeden türemiştir.
  • Latincede ekten kelime veya sıfat oluşmasını sağlayan ek; -in, -en
  1. Toksin
  2. Ekstrauterin
  • Antik Yunancadaki ἐν ‎(en, “içeri, içinde”) kelimesinden türeyen ve içeri anlamındaki e; -em.
  1. Embriyo
  • Hastalıklı, anormal durumu belirtmek için kullanılan ek; -iyaz, -iasis
  1. Litiazis
  • Yunancadaki deín kelimesinden türeyen bağlamak anlamına gelen ek; –dez, -dese, -desis.
  1. Plörodez
  • Enstürman, damar, mekan veya kişiyi ifade eden isim eki; –brabula, bulumbrum
  1. Vertebra
  • Eklendiği isme, boyun küçük olması veya daha genç olması anlamlarını katan küçültme ekidir; -ulus, -olus
    Sayı Tekil   Çoğul
    Hal / Cinsiyet Maskülen Feminen Nötr Maskülen Feminen Nötr
    nominatif -ulus -ula -ulum   -ulī -ulae -ula
    genitif -ulī -ulae -ulī -ulōrum -ulārum -ulōrum
    datif -ulō -ulō -ulīs
    akusatif -ulum -ulam -ulum -ulōs -ulās -ula
    ablatif -ulō -ulā -ulō -ulīs
    vokatif -ule -ula -ulum -ulī -ulae -ula
    1. ‎Calculus
SayıTekil Çoğul
Hal / CinsiyetMaskülenFeminenNötrMaskülenFeminenNötr
nominatif-olus-ola-olum -olī-olae-ola
genitif-olī-olae-olī-olōrum-olārum-olōrum
datif-olō-olō-olīs
akusatif-olum-olam-olum-olōs-olās-ola
ablatif-olō-olā-olō-olīs
vokatif-ole-ola-olum-olī-olae-ola
  1. malleolus 
  • Antik Yunancadaki -ία (-ía) ve -εια(-eia) eklerinden türemiş, genellikle sıfat kökenli kelimeleri isimleştiren ektir; -iya, -ia.
    1. İnsomniya
  • Sıfata eklendiğinde tezatlık belirten veya karşılaştırma anlamı katan ek; –teros.
  • Eylem veya eylem sonucunu ifade eden isim yapan ek; -tio, -atio, -ing-, -asyo, -asyon.
  • Eylem veya eylem sonucunu belirten ek; –at
    • assassinat (“Suikast”)
  • Latincede sonuna geldiği kelimeyi sıfat çeviren ek; -us
  • İsimlere gelen alet, gereç anlamını veren Latince ek -ula
  • Latincede sıfatlara 1. kademe karşılaştırma manası katan ek;
  • Sıfatlara 2. kademe karşılaştırma manası katan ek;
    • Mask: -issimus
    • Fem: -issia
    • Nötr: –issium
  • Latince’de isimlere gelen ön eklerle yeni bir kelime oluşmasını sağlan ek; -is
    1. Kaudalis
    2. Kraniyalis
  • …’le dolu olmak, dolgunluk anlamlarına gelen ek;
    • Mask: -lentus, -osus,
    • Fem: -lenta, -osa,
    • Nötr: -lentum, -osum.
  • Madde ve şekil benzerliğini ifade eden ek;
    • Mask: -eus, -formis, -(o)ideus.
    • Fem: -ea, -forme, -(o)idea.
    • Nötr:  -eum, -(o)ideum.
  • …’yı taşıyan, taşıyıcılık anlamı katan ek;
    • Mask: -fer(us), -fereous, –iferous.
    • Fem: -fera,
    • Nötr: -ferum.
  • Bir varlığın veya bir niteliğe sahipliği, bir olayın sonucunu, benzerliğini ifade eden isimleri sıfat yapan ek;
  • Yeteneği, olasılığı, yapabilmeyi ifade eden ekler;
    • Mask: -ivus, -orius, -bilis,
    • Fem: -iva, oria, 
    • Nötr: -ivum, -orium, -bile.
  • Latincedeki küçültme eki olan -ittus (veya -ettus), Fransızcaki –et ( feminin hali –ette)’nin kökenidir.
  • Antik Yunancadaki -ισμός (-ismós)’dan türeyen -ism, -izm ise isme durum, konum, hareket anlamlarını katar. Genelde bitmiş bir eylem, yapılmış bir iş için kullanılır;

Köken

Tıbbi kelimelerinin bir çoğunun kökeni Hipokratın (M.ö 460-377) yazmış olduğu Corpus Hiipocraticum adlı eserine kadar takip edilebilmiştir.

Kaynak: https://openi.nlm.nih.gov/imgs/512/236/2654856/PMC2654856_1748-7161-4-6-10.png

Ardından gelen diğer önemli bilgin ise;

  1. Galen (M.S. 129-200, bergama)
  2. Celsus
  3. Yaşlı Plinius (d. 23, Como – ö. 24 Ağustos 79, Stabiae)
  4. İbn-i Sina (d. 980 Afşana Köyü, Buhara – ö. 21 Haziran 1037 Hamedan); Kendinden önceki alimlerin Yunanca eserlerini çevirerek günümüzde kullandığımız kelimelerin kökenini oluşturmuştur.
  • İslamın altın zamanında çevrilmiş bir çok eser, 11. yüzyılda ispanyanın Salerno, toledo, cordoba’da açılan okullarla Avrupa dillerine geri çevrilerek tıbbın anlaşılmasını ve gelişmesini sağladı. Bir çok kelime doğu dillerinden tekrar Latinceye çevrilerek Avrupa’da yayılması sağlandı.

Andreas Vesal (MS 1514/1515-1564); Arabça kökenli anatomik yapıları Latinceye çevirmiştir. 

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Bitkiler İçin Elektronik Çevirmen Hazır

Bitkiler İçin Elektronik Çevirmen Hazır

İnsanlar eskiden beri çiçekleriyle konuşur. Çiçekler bizim konuşmalarımızı anlar gibi fiziksel yanıtlar verirken, biz sadece görünümlerine bakarak durumlarını anlamaya çalışıyorduk. Karşılıklı iletişim bunun ötesine geçemiyordu. Fakat artık iki ayrı alemin mensupları olsalar da aynı gezegenin çocukları olan çiçekler ve insanlar, birbirlerini daha yakından tanıyabilecek.

Vivent firmasının kurucularından Nigel Wallbridge liderliğinde geliştirilen yeni bir aygıt, bitkilere elektronik bir ses kazandırıyor. PhytlSigns adı verilen bu cihazı çiçeğinize bağlayarak, onun neler düşünüp hissettiğini eşzamanlı olarak izleyebiliyorsunuz. Böylece onların gereksinimlerine daha iyi yanıt verebilir ve dostluğunuzu ileri bir boyuta taşıyabilirsiniz.

PhytlSigns iki elektrot kullanarak, bitkideki gerilimi ölçüyor. Elektrotlardan biri toprağa, diğeri ise yaprağa veya köke bağlanıyor. Gerilimde bir değişiklik olduğu zaman, hoparlörden buna karşılık gelen bir ses duyuyorsunuz. Ses ne kadar yüksekse, değişim o denli hızlı gerçekleşmiş demek oluyor.

Bitkiler kendi uzuvları üzerindeki değişimleri, örneğin yaprağına dokunulduğunu ya da su püskürtüldüğünü hissettiğinde elektriksel sinyallerde değişimler oluyor. Hatta geçtiğimiz yıllarda yapılan araştırmalarda, bir bitkinin bulunduğu ortamda bir başka bitki zarar gördüğünde, bitkinin yoğun sinyaller vermeye başladığı görülmüştü. Daniel Chamovitz’in Bir Bitki Neler Bilir (İng. What a Plant Knows – A Field Guide to the Senses) adlı kitabında, bitkilerin çevrelerinde olup bitenlere ilişkin verdiği tepkiler, ayrıntılı olarak ele alınmıştı.

Bitki bilimciler yine de bir sinyal değişimi olduğunda bitkilerde tam olarak ne olduğuna ilişkin net bir bilgiye sahip değil. Avusturya Salzburg Üniversitesi’nden bitki biyofizikçisi Gerhard Obermeyer şöyle anlatıyor: “Bir bitkinin elektriksel sinyalleri ne zaman ve niçin kullandığı, bunların bitkisel iletişimde nasıl bir rolü olduğu pek anlaşılmış sayılmaz.”

PhytlSigns iki elektrot kullanarak, bitkideki gerilimi ölçüyor.

İsviçre Lozan Üniversitesi’nden bitki biyoloğu Edward Farmer, aygıt tarafından algılanan sinyallerin gerçekten bitkiden geldiniği doğrulamak istemiş. Laboratuvarda kaydettiği bitki elektriksel olaylarını (örneğin bitkinin yaralanma karşısında verdiği tepkiyi),PhytlSigns sinyalleri ile karşılaştırmış. Aygıtın sinyalleri oldukça iyi bir doğrulukla yakaladığını belirten Farmer, biyolojik işlevleri bilinmeyen küçük sinyalleri bile cihazın dedekte edebildiğini ekliyor. Aygıtı kendi ofisindeki ve evindeki çiçekler üzerinde deneyen New Scientist yazarı Penny Sarchet ise zambağının önünden her geçişinde, sanki çiçek onun geçişini fark etmiş gibi ses verdiğini belirtiyor.

 


Kaynaklar:
  • Bilimfili,
  • New Scientist, “Wonder what your plants are ‘saying’? Device lets you listen in”
    < https://www.newscientist.com/article/2095620-wonder-what-your-plants-are-saying-device-lets-you-listen-in/ >
  • Nature World News, “This Device Lets You Listen to What Your Plants are Saying”
    < http://www.natureworldnews.com/articles/24584/20160701/device-listen-what-plants-saying.htm >

El Kemiği Fosili, ‘Modern’ Elin En Az 2 Milyon Yıl Önce Var Olduğunu Gösterdi!

Bilim insanları, modern insan elini andıran, şu ana kadar ki bilinen en eski el kemiği fosilini keşfettiler. Önermelere göre, bu el kemiği fosili çağdaşlarından daha uzun boylu ve büyük olan, şu ana kadar bilinmeyen bir insan akrabasına ait.

kemik 3

Yeni bulgular ayrıca modern insan-benzeri ellerin fosil kayıtlarında ne zaman belirginleşmeye başladığıyla ilgili ip uçları da veriyor. Araştırmacılara göre, bu bulgular antik akrabalarımız düşünülenden daha uzun olabileceklerine işaret ediyor. İnsanları bugün yaşayan bütün diğer türlerden ayıran en önemli özellik karmaşık aletler yapabilme ve kullanabilme yeteneğidir. Bu kabiliyet, yalnızca harikulade insan beyninden değil aynı zamanda insan elinin maharetinden de kaynaklanır. Complutense University of Madrid’den paleantolojist ve araştırmanın baş yazarı Manuel Domínguez-Rodrigo’ya göre el, insanları tanımlayan en önemli anatomik özelliktir. Elimiz çeşitli şekilde tutma fonksiyonlarına sahip olmamızı sağlayacak şekilde evrimleşti ve yeterli tutuş gücü de herhangi bir primatta görülmemiş en geniş kullanım aralığını sundu. Beynimizle etkileşim halinde olan bu kullanım yeteneğimiz de zekamızın geliştirdi.

El Nasıl Evrimleşti?

İnsanımsıların (insanları ve şempanze soyundan ayrıldıktan sonraki insan akrabalarını içerir) fosillerinin daha öncelerde yapılmış analizlerine göre, antik insanımsılar hayatlarını ağaçlarda geçirmeye adapte olmuşlardı. Örneğin, antik insanımsıların elleri genellikle eğimli parmak kemiklerine sahipti. Bu eğimli parmak kemikleri ağaç dallarından sallanmak için oldukça uygundu. Modern insanlar ise düz parmak kemiklerine sahip şayan en gelişmiş primat.

Bilim insanlarının önermelerine göre modern insan eli, taş aletleri kullanmak üzere evrimleşti. Fakat; son insanımsı fosilin keşfi, elin evrimleşmesinin arkasında daha karmaşık bir hikaye olduğunu gösteriyor. Örneğin, antik insanımsı soyların bazı el kemiği fosilleri, daha çok modern insan eline benziyor.

Domínguez-Rodrigo: ’’ Geçmişteki modern-benzeri el bizlere insanların tamamen toprakla ilgilendiklerini ve aletleri ne kadar verimli kullandıklarını gösterdi. ‘’

Modern elin evriminin daha iyi anlaşılabilmesi için bilim insanları Tanzanya Olduvai Gorge’de keşfedilmiş 1.84 milyon yıldan daha öncesine ait olduğu belirlenen el kemiğini incelediler. Olduvai’de daha önce yapılmış kazılar da Afrika’nın insanlığın anavatanı olduğunun doğrulanmasına yardımcı olmuştu.

Bulunan el kemiği fosili büyük ihtimalle düzenli şekilde yaptıkları araçları tutabilen Homo erektus’a benzeyen tanımlanamamış insanımsı soydan bir yetişkinin sol elinin serçe parmağına ait. Kemik yaklaşık olarak 3.6 santimetre uzunluğunda- bu uzunluk modern insanın sol el serçe parmağının uzunluğu ile aynı.

Bu kemiğin düzlüğü ve diğer özellikleri, yaşam adaptasyonlarının ağaçlardan çok yerde olduğu önermesinin yapılmasını sağlıyor. Ayrıca bu yeni kemiğin özelikleri eski bulgulara ‘’modern insan vücudunun şeklinin, insanımsı evriminin oldukça erken aşamalarında belirdiği’’ önermesini de ekliyor.

Daha öncelerde yapılan araştırmalar insanımsıların iki ayaklarının üzerinde yaklaşık 6 milyon yıl önce durmaya başladıkları fikrini öne sürüyordu. İki ayak üzerinde durmak aynı zamanda ellerin de araç-gerek kullanımı için serbest kalması anlamına geliyor. 2 milyon yıl öncesine kadar da, bilinen büyün insanımsıların elleri iki fonksiyonu aynı anda gerçekleştiriyor- hem ağaçlara tırmanmak için hem de iki ayak üzerinde yürürken denge sağlamak için. ( İnsan soyu Homo’nun 2 milyon yıl ila 3 milyon yıl önce evrimleştiği düşünülüyor; bilinen en eski soyu tükenmiş insan türü Homo Habilis de en az 1.8 milyon yıl önce yaşadığı belirtiliyor. )

En eski tarihli el kemiği fosili keşfedilmeden önce, bilim insanları insanımsıların ellerinin kullanım açısından, modern insan elleri gibi göründüğü konusunda emin değildiler.  Domínguez-Rodrigo’nun belirttiğine göre. ‘’ Keşfimiz bir boşluğu dolduruyor- modern insan eline benzeyen el, en az 1.85 milyon yıl öncesine ait. ‘’

kemik 1

Büyük İnsanımsı

Bulgular ayrıca gösteriyor ki, ne olduğu bilinmeyen bu insanımsı aynı dönemde ya da daha öncesinde yaşayanlardan daha büyük. Eğer bulunan bu el kemiği moder bir insana ait olsaydı, 1.75 boyunda olacaktı.

Domínguez-Rodrigo: ’’Peki bu neden önemli? Arkeolaglar Olduvai benzeri bölgelerden yeterli bilgiyi topladılar ve bulgularına göre bu bölgelerde yaşayan insanımsılar avladıkları hayvanların 350 kilogramdan fazla olan ölülerini defalarca taşıdılar. Bu alanın bir uzmanı olarak ben, Homo habilis’lerin yaklaşık 1 boylarıyla bu kadar büyük hayvanları verimli bir şekilde nasıl avladıklarını anlamakta hep güçlük çekmişimdir.’’ diyor ve ekliyor, ‘’ Artık, yeni keşifler gösteriyorki daha büyük ve daha modern görünüşlü insanımsılar bu bölgelerin biçimlendiği zamanlarda varlardı.’’ Domínguez-Rodrigo’ya göre, bulunan fosillerin tarif ettiği insanımsı tipi, bu arkolojik kazı yerlerinin oluşumunun açıklanmasında daha iyi bir aday.

 


Kaynak: Bilimfili,

İlgili Makale: Manuel Domínguez-Rodrigo, Travis Rayne Pickering, Sergio Almécija, Jason L. Heaton, Enrique Baquedano, Audax Mabulla & David Uribelarrea, Earliest modern human-like hand bone from a new >1.84-million-year-old site at Olduvai in Tanzania Nature Communications 6, Article number: 7987 doi:10.1038/ncomms8987 Received 20 April 2015 Accepted 03 July 2015 Published 18 August 2015

İlk Kez Beyin Kimyasallarını Yiyen Bir Bağırsak Bakterisi Saptandı

İlk Kez Beyin Kimyasallarını Yiyen Bir Bağırsak Bakterisi Saptandı

Bağırsaklarımızda, hayati önemdeki beyin kimyasallarımızdan birine bağımlı olan bir bakteri keşfedildi. Bu bakteri, beynin sakinleşmesinde oldukça önemli bir molekül olan GABA’yı tüketiyor. GABA’yı neredeyse silip süpüren bu bakteriler esasında bağırsak mikrobiyomlarının duygu durum halini neden etkilediğini açıklamada yardımcı olabilir.

Boston’daki Northeastern University’den Philip Strandwitz ve beraberindeki ekip; yalnızca GABA molekülü sağlandığında büyümesini gerçekleştiren KLE1738 isimli bir bağırsak bakterisi türü keşfetti. Geçtiğimiz ay American Society for Microbiology’nin geleneksel toplantısında konuşan Strandwitz; GABA dışında hiçbir şeyin bu türün büyümesini sağlamadığına dair bulgularını açıkladı.

GABA molekülleri, sinir hücrelerinden gelen sinyalleri inhibe ederek beyindeki aktivitede sakinleşmeye sebep oluyor. Dolayısıyla, bir bağırsak bakterisinin, büyümesi ve üremesi için bu moleküle ihtiyaç duyuyor olması oldukça şaşırtıcı bir durum. Anormal biçimde düşük GABA seviyelerine sahip olmak duygu durum hastalıkları ve depresyonla ilişkilidir ve elde edilen bu bulgu bağırsak bakterilerimizin beyinlerimiz etkileyebileceğine dair görüşlere daha fazla delil sağlamış oluyor.

Depresyon Tedavisi

2011 yılında yapılan bir araştırmadaLactobacillus rhamnosus isimli farklı bir bağırsak bakterisi türünün fare beyinlerindeki GABA aktivitesinde dramatik değişimlere sebep olurken, aynı zamanda da strese dair nasıl tepki verildiğini de etkilediği ortaya koyulmuştu. Bu çalışmada, araştırmacılar, sindirim organlarımız ve beyin arasındaki bağlantı olan vagus sinirini cerrahi bir müdahaleyle aldıklarında bu etkinin ortadan kaybolduğu bulgusuna ulaşmışlardı. Bu da bağırsak bakterilerinin –bir şekilde– beyni etkileme noktasında bir rol sahibi olduklarını ortaya koyuyor.

Araştırma ekibi, artık GABA tüketen ya da üreten başka bir bağırsak bakterisi arayışına girdi ve beyin üzerindeki ve hayvan davranışları üzerindeki bu etkileri test etmeyi planlıyor. Bu tip çalışmalar depresyon ya da anksiyete gibi duygu durum hastalıklarının tedavilerine dair yeni yaklaşımlar geliştirilmesine sebep olabilir.


Kaynak ve İleri Okuma:

Bilimfili
– Coghlan, A. “Gut bacteria spotted eating brain chemicals for the first time.NewScientist. https://www.newscientist.com/article/2095769-gut-bacteria-spotted-eating-brain-chemicals-for-the-first-time (Reached on 2016, July 6)
-“Gaba Modulating Bacteria of the Human Gut Microbiome.Asmmicrobe. http://www.abstractsonline.com/pp8/#!/4060/presentation/18619 (Reached on 2016, July 5)
– Cryan, J., Dinan, T. “Psychobiotics: How gut bacteria mess with your mind.NewScientist. https://www.newscientist.com/article/mg22129530-400-psychobiotics-how-gut-bacteria-mess-with-your-mind (Reached on 2016, July 5)
– Bravo, Javier A., Paul Forsythe, Marianne V. Chew, Emily Escaravage, Hélène M. Savignac, Timothy G. Dinan, John Bienenstock, and John F. Cryan. “Ingestion of Lactobacillus strain regulates emotional behavior and central GABA receptor expression in a mouse via the vagus nerve.Proceedings of the National Academy of Sciences 108, no. 38 (2011): 16050-16055.