Herkes Size Gülüyorken Beyniniz Buna Nasıl Tepki Veriyor?

Herkes Size Gülüyorken Beyniniz Buna Nasıl Tepki Veriyor?

Gülme eylemini genellikle sevinç ve neşenin bir yansıması olarak görürüz, ancak bazı durumlarda bu eylem alaycılık gibi olumsuz anlamları da barıdırıyor. Social Neuroscience ‘da yayımlanan bir araştırma şöyle başlıyor: “Birisinin sizi değersiz bir kişilik olarak tanımladığını hayal edin.” Oldukça yaralayıcı bir durum. Ancak devam edin, şimdi de; bir grup insanın bu duruma şahit olduğunu ve size güldüğünü hayal edin. Peki kendinizi aşağılanmış hissetmenize sebep olan ve bir de bu durumunuza gülen bir kalabalığın etrafınızda olduğu böylesi anlarda beyninizde neler oluyor?

46 katılımcının yer aldığı çalışmada, katılımcılar tek seferde ekranda 60 adet aşağılayıcı ve 60 adet övgü içeren cümleyi okudular. Aşağılayıcı cümlelerin (örneğin; “Asosyal ve sinir bozucu bir insansın”) ve övgülerin (örneğin; “Güçlü ve bağımsız bir insansın”) yarısında her ekran; altında rol yapan kalabalık bir grup silüeti gösterilerek sunuldu. Övgü ya da aşağılama içeren cümlelerin ardından son ekranda;“ve onlar da senin hakkında aynı şeyi düşünüyor”cümlesiyle birlikte 2 saniye boyunca süren kahkaha sesi verildi.  Tüm bu süreç boyunca, araştırma ekibi EEG kullanarak katılımcıların beyin dalgalarını kaydettiler.

Aşağılayıcı cümlelerin işitilmesinin ardından, katılımcıların beyinlerinde övgü dolu cümlelere kıyasla oldukça yüksek duygusal işlem işaretleri görüldü. Ve dahası, aşağılayıcı durumlara, bir grup kalabalığın da kahkahayla eşlik etmesi; bu duygusal işlem aktivitesinin övgü dolu durumlara kıyasla daha güçlü ve daha uzun sürmesine sebep oluyor.

Bir övgü duyarsınız ve üzerine çok fazla düşünmeden devam edersiniz. Fakat aşağılayıcı bir söz, kendisini beyninizde hapsediyor ve bu sözün anlamı üzerine övgü dolu bir sözün anlamına harcadığınızdan daha fazla zaman harcayarak düşünüyorsunuz. Ve araştırma; insanların bir de size güldüğünü hissettiğinizde bu etkinin çok daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Bunun; olumsuzun olumluya kıyasla daha güçlü yerleşme eğiliminde olduğunu belirten bir kavram olan olumsuzluk ön yargısının nörolojik bir örneği olduğunu düşünebilirsiniz. Şöyle ki; çoğunlukla olumlu performans gösterdiğiniz bir işte, kendinize yönelik birkaç olumsuz eleştiri almanız sonrasında bu eleştirilere takılıp kaldığınız durumlarda olumsuzluk ön yargısı deneyimlemiş olursunuz.

Bir başka deyişle, beyniniz övgü dolu cümlelere kıyasla aşağılayıcı cümleleri işleme sürecinde daha uzun ve zorlu bir süreci işletiyor.


Araştırma Referansı: Otten, M., Mann, L., van Berkum, J., & Jonas, K. (2016). No laughing matter: How the presence of laughing witnesses changes the perception of insults. Social Neuroscience, 1-12 DOI: 10.1080/17470919.2016.1162194

Kaynak:

  • Jarret, C. “A laughing crowd changes the way your brain processes insults” http://digest.bps.org.uk/2016/05/a-laughing-crowd-changes-how-your-brain.html
  • Bilimfili

Neden İnsanlar Topluluk Halindeyken Saçma Kararlar Verebiliyorlar?

Neden İnsanlar Topluluk Halindeyken Saçma Kararlar Verebiliyorlar?

Genellikle barların alt katları, karar verme üzerine deneyler yapan psikologların tercih ettikleri yerler değildir. Fakat, University College London’dan Daniel Richardson bu mekanların idealolduğunu düşünüyor. Richardson, insanların düşünme sistematiklerinin etraflarındaki insanlar tarafından nasıl etkilendiği  üzerine –örneğin, diğer insanların seçimlerinin sizin seçimlerinizi etkilemesi durumu gibi– çalışma yürüten bir bilim insanı.

Bu konu üzerine araştırma yapabilmek için Richardson’un, tipik bir karantina bölgesi olarak adlandırabileceğimiz laboratuvardan çok insanların birbirleri ile kaynaştıkları vesosyalleştikleri gerçek hayattan örneklere ihtiyacı vardı.

Bir gece, 50 kadar kişi Richardson’un ‘’kitlesel katılım’’ çalışmalarının bir parçası olmak için bir barda toplandı. Çalışmanın yapıldığı sırada ortam her ne kadar neşeli olsa da, bu ciddi bir bilimsel çalışmaydı. Araştırmaya katılanların hepsi, dokunmatik cihazlarının ekranında hareket ettirebildikleri bir noktanın olduğu özel olarak tasarlanmış bir internet sitesine giriş yaptılar. Dokunmatik cihazlardaki hareket ettirilebilen her bir nokta da, odaya yerleştirilmiş dev ekrandaki başka bir noktayı hareket ettirecek şekilde uyumlu çalışıyordu. Herkes elindeki cihazdan noktayı hareket ettirdiğinde, dev ekranda sanki bir arı kolonisi varmış gibi karmaşık bir görüntü oluşuyordu. Aslında her bir kişinin ekrandaki noktasını hareket ettirmesiyle oluşan bu görüntü, kolektif düşüncenin bir ürünüydü.

Araştırmaya katılan kişiler, artık noktalarını kullanmayı öğrendikten sonra Richardson ilk soruyu sordu: ‘’Bu test boyunca hiç kopya çektiniz mi?’

‘’Hayır’’ cevabını verenler kendi noktalarını sol tarafa doğru çektiler ve ‘’evet‘’ cevabını verenler de kendi noktalarını sağ tarafadoğru çektiler. İlk olarak katılımcılar bu soruya ayrı ayrı cevap verirlerken ekranda noktalar görünmüyordu ve daha sonra aynı soruya bir de grup halinde cevap verdiler. Richardson’un bu deneyde öğrenmek istediği, grup halinde cevap verilirken kararların değişip değişmediğiydi.

Daha sonra, esas deney başladı ve katılımcılara verilen argümanlara katılıp katılmadıkları hakkındaki fikirleri soruldu. İlk olarak Richardson’un sunduğu; ‘’İngiltere, Avrupa Birliği’nden ayrılmalı,’’ argümanıydı. Neredeyse bütün noktalar sola doğru yani ‘’hayır’’ cevabını temsil eden tarafa doğru yöneldi. Diğer argüman; ‘’Londra metro grevleri, yasaklanmalıdır,’’ oldu. Bu argüman sunulduğundaki noktaların davranışı daha tedirgin gibiydi ve insanlar sayıca çok olan tarafa doğru yöneliyorlardı. ‘’Eğer birisi arkadaşları için yiyecek  almaya gidiyorsa, kendine daha büyük payı alma hakkı olmalı,’’ argümanında ise insanlar bir miktar tereddüt yaşadıktan sonra, noktalarını sol tarafa doğru yönelttiler. Peki katılımcılardan kaç tanesi, aynı sorularda noktalar gizli iken duraksamıştı?

Richardson’un yaptığı çalışma, aslında neredeyse 60 yıl öncesine dayanan deneysel psikolojinin bir geleneğini takip ediyor. 1950’li yıllarda, Harvard’da psikolog Solomon Asch; insanların açık bir şekilde yanlış olmasına rağmen, çoğunluğun görüşünü takip ettiğini gösteren çalışmalar yapmıştı. Yine aynı yıllarda, Unversity of California’dan Read Tuddenham’ın bulgularına göre; Tuddenham’ın öğrencileri benzer sorulara saçma cevaplar verebiliyorlardı. Örnek olarak, erkek bebeklerin 25 yıl yaşamayı umdukları görüşüne, diğer öğrencilerin verdikleri cevapları düşündüklerinde aynı eksende cevaplar veriyorlardı.

Araştırma henüz yayımlanmadı fakat, Ricardsona’a göre; insanlar bireysel olarak verdikleri kararlara nazaran grup eğilimine göre kararlar verdiklerinde daha yanlı ve daha az anlaklı oluyorlar. ‘’İnsanlar etkileşim halinde olduklarında, bu genellikle kabul etme ile sonuçlanıyor ve kötü kararlar veriyorlar. İnsanlar bilgi paylaşmak yerine önyargıları paylaşıyorlar. Bu durumun neden böyle olduğunun ve kolektif kararları daha iyi yöne nasıl çevrilebileceğinin üzerinde çalışıyoruz.’’

Grupça alınan kararlarda, çok sayıda insanın fikrinin kümelenmesi ile cevapların ya da tahminlerin bireysel alınan kararlara nazaran çok daha isabetli olması olarak tanımlanabilecek ‘’kalabalıkların bilgeliği’’ (wisdom of crowds) ekseninde ilerlemiyor. Bu durum yalnızca, her bir birey kendi yargısına ayrı ayrı vardıktan sonra alınan topluluk kararlarında geçerli olabiliyor. Aynı zamanda bu durum, topluluk ne kadar çeşitli ise o kadar etkili oluyor. Birbirleriyle, aynı kimliğe sahip olmak gibi bağları olan gruplarda ise, topluluğun dürtüsü bütün görüşlere baskın geliyor.


Kaynak:

  • Bilimfili,
  • Michael Bond ( January 14,2016) ”Why People Get More Stupid in a Crowd” BBC Retrieved on 19 January 2016 from http://www.bbc.com/future/story/20160113-are-your-opinions-really-your-own?ocid=fbfut
  • Asch, S. E. Effects of group pressure upon the modification and distortion of judgment. In H. Guetzkow (ed.) Groups, leadership and men. Pittsburgh, PA: Carnegie Press; 1951.
  • Asch, S. E. Group forces in the modification and distortion of judgments; 1952.
  • Asch, S. E. Studies of independence and conformity: A minority of one against a unanimous majority. Psychological Monographs, 70; 1956.
  • Morris, W., & Miller, R. The effects of consensus-breaking and consensus-pre-empting partners of reduction in conformity. Journal of Experimental Social Psychology, 11, 215-223; 1975.

Beynin uyku durumuna nasıl geçtiği keşfedildi

Scientists Have Found The Switch That Sends The Brain To SleepBilim insanları, gün geçtikçe uykunun gizemini çözmeye başlıyor.

Şimdilik, tam uykuya dalış anında beyinde neler olduğu biliniyor. Araştırmacılar, beynin uyku durumuna geçme anındaki fizyolojik değişimlerini izleyen “uyku homeostatı”nı vücuda yerleştirmeye çalışıyor. Nature’da yayınlanan çalışmanın araştırmacılarına göre; uykunun deşifre edilmesi henüz tam anlamıyla gerçekleşmedi fakat en azından uyku tuşunun işleyişi anlaşıldı.

Araştırmacılar, çalışmayı meyve sineğinin beyninde gerçekleştirdiler. Daha önceleri, meyve sineğinin beyninde uyku durumuna geçişi kontrol eden nöron kümesi görüntülenmişti ve dorsal fan-shaped body (dFB) ismi verilmişti. İnsan ve diğer pekçok memelide, bu nöronlar uyanıklık durumunda pasif, uykuya geçiş durumunda ise aktif halde bulunuyorlar.

Araştırmacılar çalışmaya ışık tutması amacıyla, meyve sineklerinde dopamin salımını yapay olarak artırdılar. Bu artırım, sineklerin beyinlerinin dFB nöronları kısmını aktive ederek uykuya dalmalarına neden oldu. Aksi bir çalışma olarak da, dopamin salımı azaltıldığında dFB nöronları pasif hale gelerek, uyku durumundaki sineklerin uyandığı görülmüştür.

Araştırmacılara göre, dFB nöronlarının aktiviteleri, potasyum iyonlarının hücre zarından geçişini düzenleyen potasyum kanalları ile kontrol ediliyor. Sandman kanalları ismi verilen bu kanallar hücre içinde bulunuyor ve potasyum iyonlarının geçişini kontrol ediyor fakat dopamin ortamda arttığında, kanallar zarın dışına hareket ediyor ve potasyum iyonlarının bariyeri geçmesine ve nörünları aktive etmesine neden oluyor.

Araştırma grubundan Miesenböck’e göre, bu çalışma uyku homeostatının nasıl çalıştığına dair sorulara cevap vermekle birlikte henüz homeostatın nasıl ölçüleceği konusunda yeterli bilgi vermiyor.

Kaynak

  • Fizikist
  • http://www.iflscience.com/brain/scientists-have-found-the-switch-that-sends-the-brain-to-sleep/
  • Diogo Pimentel, Jeffrey M. Donlea, Clifford B. Talbot, Seoho M. Song, Alexander J. F. Thurston & Gero Miesenböck Operation of a homeostatic sleep switch Nature (2016) doi:10.1038/nature19055 Received 14 October 2015 Accepted 24 June 2016 Published online 03 August 2016
  • Jeffrey M. Donlea, Diogo Pimentel, Gero Miesenböck Neuronal Machinery of Sleep Homeostasis in Drosophila Neuron Volume 81, Issue 4, p860–872, 19 February 2014 DOI: http://dx.doi.org/10.1016/j.neuron.2013.12.013
  • Donlea JM, Thimgan MS, Suzuki Y, Gottschalk L, Shaw PJ Inducing sleep by remote control facilitates memory consolidation in Drosophila. Science. 2011 Jun 24;332(6037):1571-6. doi: 10.1126/science.1202249.
  • PDB

Müzik eşliğinde spor yapmak neden daha kolay?

Why music makes us feel good: It releases brain's painkillers‘Müzik, beynin “ağrı kesici” salgılamasına yol açıyor ve sporun neden olduğu ağrıları azaltıyor’. Kanada’da yapılan araştırmadan çıkan bu sonuç, müzik eşliğinde spor yapmanın neden daha kolay olduğunu açıklıyor.

Spor yapmanın müzik dinleyerek daha kolay hale gelmesinin nedeninin bazı ağrı kesicikimyasalların salgılanması olduğu belirlendi.

Kanada’daki McGill Üniversitesi’nden David Levitin ve ekibinin araştırması, sevilen parçalar dinlenirken beynin morfin gibi etki gösteren opioid kimyasalını salgıladığını ve bunun sporun yol açtığı ağrıları azaltmaya yardımcı olduğunu gösterdi.

Bilim insanları, müzik dinlerken spor yapanların salgıladığı kimyasalları inceledi.

Opioidin ağrı kesici özelliğinden yola çıkarak, uyuşturucu tedavisinde kullanılan bir ilaç yardımıyla bu kimyasalın salgılanmasını önledi. Tekrar müzik eşliğinde spor yapan katılımcılar bu kez daha az zevk aldı.

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN MÜZİK AĞRI TEDAVİSİNDE KULLANILABİLİR

Müziğin ağrıların dindirilmesinde daha sık kullanılabileceğine ışık tutan araştırmanın sonuçları “New Scientist” dergisinde yayımlandı.

Levitin ve ekibinin 2 yıl önceki araştırması, müziğin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve stresi azalttığını ortaya koymuştu.

Kaynak ve İleri Okuma:

  • AA
  • Menon, V. & Levitin, D.J. The rewards of music listening: response and physiological connectivity of the mesolimbic system. Neuroimage 28, 175184 (2005).
  • Valorie N Salimpoor, Mitchel Benovoy, Kevin Larcher, Alain Dagher & Robert J Zatorre Anatomically distinct dopamine release during anticipation and experience of peak emotion to music Nature Neuroscience 14, 257–262 (2011) doi:10.1038/nn.2726 Received 07 October 2010 Accepted 25 November 2010 Published online 09 January 2011
  • Cepeda MS, Carr DB, Lau J, Alvarez H. Music for pain relief. Cochrane Database Syst Rev. 2006 Apr 19;(2):CD004843.

Uzun Yolculuklarda Bacaklarınızı Çalıştırın!

Image not available.
Uzun yolculuklar sırasında bacağımız uzun süre dizden bükük kalır, çok hareket edemeyiz. Biz hareket etmeyince damarlarımızdaki kan akışı da yavaşlar, kanın pıhtılaşması riski artar. Özellikle yakın zamanda geçirilen ameliyat, doğum kontrol veya hormon hapları kullanma, hamilelik, kanser, kalp rahatsızlıkları, ileri yaş, aşırı kilo, çok uzun veya çok kısa olma ve aşırı pıhtılaşmaya neden olan genetik faktörler gibi nedenler bu riski artırır.
Toplardamar pıhtılaşması, bacak toplardamarlarında oluşan pıhtının kalbe kan akışını engellemesidir. Genellikle bacaklarda şişkinlik ve baldırlarda ağrıya sebep olabileceği gibi bazı durumlarda da hiçbir belirti göstermez. Bu pıhtının yerinden kopup dolaşıma katılması ve akciğer atardamarına gelerek burada bir tıkanmaya yol açması sonucu ise akciğer embolisi oluşur. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, öksürürken kan tükürme gibi belirtiler gösteren akciğer embolisi, ciddi vakalarda ölüme bile neden olabilir.
Bacaklardaki kan akışını hareketlendirerek kan pıhtılaşmasını önlemek için sık sık ayağa kalkıp bacakları çalıştırmak, önce ayak ucunuzu sonra topuğunuzu kaldırarak kan akışını pompalamak, rahat giysiler giymek, bacak çevresinde bagaj bulundurmamak ve bol su içmek yapabileceğimiz en basit ama en etkili yöntemlerdir. Doktor önerisiyle varis çorabı giyme veya kan sulandırıcı iğne yaptırma da önleyici tedbir olarak uygulanabilir.
 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Harvey J. Sugerman, MD; Bo G. Eklöf, MD; William D. Toff, MD; Alison E. Burke, MA; Edward H. Livingston, MD Air Travel–Related Deep Vein Thrombosis and Pulmonary Embolism JAMA. 2012;308(23):2531. doi:10.1001/jama.2012.4098.
  2. Patient