Simfizis intervertebralis’in tarihî keşfi, antik dönem anatomi bilgisiyle başlasa da, detaylı yapısal özelliklerinin anlaşılması özellikle Rönesans sonrası kadavra diseksiyonları ve mikroskobik çalışmalar ile mümkün olmuştur. Bu yapının keşfi, omurganın genel anatomik yapısının anlaşılmasına paralel olarak gelişmiştir.
Antik Dönem ve Galen’in Katkıları
Antik Roma’da hekim Galen (129–ca. 216), omurganın yapısını hayvan diseksiyonları yoluyla incelemiş ve omurlar arası “yumuşak doku”dan söz etmiştir. Ancak insan omurgasındaki disk yapısını tam anlamıyla tanımlayamamıştır çünkü insan kadavrası üzerinde çalışması Roma yasaları nedeniyle kısıtlıydı.
Rönesans Dönemi: Andreas Vesalius (1514–1564)
Anatomide devrim yaratan Andreas Vesalius, 1543 yılında yayımladığı De humani corporis fabrica adlı eserde omurgayı detaylı biçimde tanımlamış ve ilk kez intervertebral diskleri, omurlar arası özel yapılar olarak göstermiştir. Vesalius, omur gövdeleri arasında jelatinöz bir yapı bulunduğunu ifade etmiş, bu yapı daha sonra nucleus pulposus olarak adlandırılmıştır.
17. ve 18. Yüzyıl Gelişmeleri
- yüzyılda William Harvey ve çağdaşları sayesinde mikroskop kullanımının artması, bağ dokularının histolojik olarak incelenmesini mümkün kılmıştır. Bu dönemde anatomistler, discus intervertebralis’in sadece bir yastık olmadığını, kendine özgü bir yapısal bütünlüğe sahip olduğunu göstermiştir.
- yüzyıl sonlarında ve 19. yüzyıl başlarında Albrecht von Haller ve Xavier Bichat, dokuların sınıflandırılmasına katkı sağlayarak, omurlar arası diskin fibröz ve jelatinöz bölümlerden oluştuğunu daha sistematik bir biçimde tarif etmişlerdir.
Modern Dönem ve Klinik Anatomideki Yeri
- yüzyılda yapılan biomekanik ve radyolojik çalışmalarla birlikte, intervertebral disk yapısının omurganın hareketliliği, yük taşıması ve disk hernilerinin patofizyolojisi üzerindeki önemi daha iyi anlaşılmıştır. Özellikle Modic değişiklikleri, disk dejenerasyonu, disk herniasyonu gibi terimler modern klinik literatürde yer bulmuştur.
Ligamentum longitudinale anterius ve posterius gibi yapılar da tarih boyunca kadavra diseksiyonları ile tanımlanmış, bunların omurgadaki stabilizasyon rolü daha sonra biomekanik çalışmalarla belgelenmiştir.