Sinonim: Arteria colica sinistra, Left colic artery, LCS.
Kalın bağırsağın sol kısmına ait atardamar anlamına gelir. (Bkz; Arterya) (Bkz; kolika) (Bkz; sinistra)

Tıp terimleri sözlüğü
Arteria colica dextra, kalın bağırsağın sağ kesimlerine (çekumun üst bölümü, çıkan kolon ve hepatik fleksura) oksijenlenmiş kan sağlayan, genellikle üst mezenterik arterin (SMA) bir dalı olan atardamardır. Latin adı Terminologia Anatomica’da “arteria colica dextra” olarak geçer; “kolika” kolonla ilişkili oluşları, “dekstra” sağ tarafı ifade eder.
Embriyolojik olarak midgut kökenli bağırsak segmentlerinin arteriyel beslenmesi SMA üzerinden düzenlenir. Sağ kolik arter, bu midgut damarsal ağının periferik bir elemanı olup kolon duvarına uzanan arkad-marjinal arter-vasa recta sisteminin sağ kanadını tamamlar. Bu mimari, peristaltizmi sürdüren kas tabakası ile mukozal epitelin yüksek metabolik gereksinimlerini güvence altına alır.
SMA’dan çıktıktan sonra arter, genellikle retroperitoneal yağ dokusu içinde sağa doğru seyreder:
Sağ kolik arter çoğunlukla iki ana dala ayrılır:
Otonom lifler SMA pleksusu üzerinden arterle seyreder. Submukozal ve miyenterik pleksuslara ulaşan bu lifler, vasküler tonusu ve peristaltizmi modüle eder. Vasa recta düzeni, kolon duvarında lamina muscularis ve mukozanın metabolik farklılıklarına göre dağılım gösterir; bu, iskemik hasarın sıklıkla mukozadan başladığını açıklar.
Hepatik fleksura, orta kolik sağ dal ve sağ kolik üst dal arasında paylaşılan “sınır” alanıdır. Sistemik hipotansiyon, vazokonstriksiyon veya embolik olaylarda bu bölgede mukozal iskemi daha erken belirti verir. Marjinal arter sürekliliğinin bozulduğu anatomik varyantlarda risk artar.
“Sağ kolik arter” terimi, bazı atlas ve klinik metinlerde değişken köken paternleri nedeniyle “süreksiz/opsiyonel dal” olarak değerlendirilebilir. Bu, arterin yokluğu anlamına gelmez; sulama ileokolik-orta kolik üzerinden telafi edilir.
Kalın bağırsağın sağ yarımına kan götüren sağ kolik arterin (arteria colica dextra) öyküsü, “tek bir buluş anı”ndan ziyade, yüzyıllara yayılan gözlem, tartışma ve isimlendirme evrelerinin bir toplamı olarak okunmalıdır. Bu hikâye, önce bütüncül bir “bağırsak memesi” (mezenter) anlayışından başlar; damarlar, sinirler ve lenf yolları parça parça görünür oldukça, kolonun bölgesel atardamarları—sağ kolik de dâhil—metinsel anatominin sabit unsurları haline gelir.
Damar ağının sürekliliği fikri güçlendikçe, kolon boyunca kıyı şeridi gibi uzanan bir kenar arter hattı—bugün “marjinal arter” dediğimiz yapı—kavramsallaştı. Bu kavrayış, “kolik dalların” birbirine devrettiği kollateral dolaşımın açıklanmasında dönüm noktasıydı. Kenardaki bu süreklilik fikri yerleştikçe, sağ kolik arterin varlığı/ yokluğu tartışması da yeni bir bağlam kazandı: Bazen sağ kolik dal, marjinal hatta katılan bağımsız bir katılımcıydı; bazen de o hattın sağ segmenti komşu arterlerce tamamlanıyordu.
Savaş sonrası yıllar ve onu izleyen on yıllar, anatomi ve cerrahi metinlerinde varyasyon dillerinin olgunlaştığı dönemdir. Büyük seri diseksiyonları, anjiyografiler ve derlemeler; sağ kolik arterin bulunma oranlarını, köken kombinasyonlarını ve dallanma tiplerini nicel olarak raporlamaya başladı. “Tek, çift, zayıf, yok” gibi betimlemelerden “üst dal–alt dal”, “ortak gövde”, “marjinal hatta katılım paterni” gibi daha işlevsel sınıflamalara geçildi. Kolon vaskülaritesinin marjinal arter–vasa recta mimarisiyle açıklanması, sağ kolik arterin “olduğunda neyi üstlendiği, olmadığında nasıl telafi edildiği” sorusuna standardize bir cevap getirdi.
Çok kesitli BT anjiyografi (CTA) ve üç boyutlu rekonstrüksiyonlar, sağ kolik arterin preoperatif haritalamasını gündelik pratiğe taşıdı. Artık bir kolon kanseri vakasında cerrah, ameliyat öncesi sağ kolik arterin var mı yok mu, nereden doğuyor, marjinal hatta nasıl katılıyor ve yakınındaki venöz/lenfatik eşlik ilişkileri gibi sorulara kişiye özgü yanıtlar hazırlayabiliyor. Bu bireyselleştirme, iki alanda çarpıcı sonuçlar doğurdu:
Güncel literatürde sağ kolik arter, üç ana eksende çalışılıyor:
Sağ kolik arterin öyküsü, mikroskobun bulunuşu gibi tekil bir dönüm noktasıyla anlatılamaz; çünkü varlığı, görünürlüğü ve anlamı anatominin ilerleyen her sayfasında biraz daha şekillendi. İlk diseksiyonların bütüncül bağırsak damarları anlatısı, kenar hattın sürekliliğinin kavranışıyla güçlendi; 20. yüzyıl, klinik kırılganlık bölgelerini ve varyasyon oranlarını metinleştirdi; 21. yüzyıl ise her hastaya ayrı bir damar atlası çıkarma imkânını gerçek kıldı. Bu nedenle “sağ kolik arterin kaşifleri”, tek tek kişilerin isimlerinden çok, birbirine eklemlenen kuşakların oluşturduğu bir topluluk keşfi olarak görülmelidir: erken disektörlerin bütüncül gözlemleri; kenar arter kavramını yerleştiren klinik anatomistler; varyasyonları sayan-çizen atlasçılar; ve bugün, görüntülerden ameliyat senaryosu kuran dijital cerrahlar.
“Arteria colica dextra” ifadesi, kolonla ilişkili “kolik” ve sağ tarafı belirten “dekstra” köklerinden gelir. Modern uluslararası terminoloji (Terminologia Anatomica), bu adı standartlaştırarak, farklı dillerdeki öğretimi ortaklaştırdı. Ancak terminolojik birlik, anatominin değişkenliğini ortadan kaldırmaz: Ad aynı kalsa da, dalın varlığı, kaynağı ve seyri her insanda yeniden “keşfedilmeyi” bekler. Günümüz pratiğinde bu keşif, ameliyattan günler önce, radyoloji ekranında başlar; ameliyat sahasında, floresanla doğrulanır; patoloji raporunda, lenfatik zincir boyunca son cümlesini kurar.