curvō

Sinonim: kurvatura.

Latincedeki curvus +‎ ‘dan türemiştir. Bu fiilin anlamları:

  1. Ben bükerim, kıvırırım,
  2. Ben eğerim, döndürürüm.
  •  Şimdiki zaman (mastar); curvāre,
  • Geçmiş zaman
    • Etken; curvāvī,
    • Edilgen; curvātum
  • Gelecek zamandaki etken ortaç hali; curvātūrus
Sayı Tekil Çoğul
Hal / Cins Mask. Fem. Nötr Mask. Fem. Nötr
nominatif curvātūrus curvātūra curvātūrum curvātūrī curvātūrae curvātūra
genitif curvātūrī curvātūrae curvātūrī curvātūrōrum curvātūrārum curvātūrōrum
datif curvātūrō curvātūrō curvātūrīs
akusatif curvātūrum curvātūram curvātūrum curvātūrōs curvātūrās curvātūra
ablatif curvātūrō curvātūrā curvātūrō curvātūrīs
vokatif curvātūre curvātūra curvātūrum curvātūrī curvātūrae curvātūra

Antik-biyotik: Bin Yıllık Tedavi Günümüz Hastalığına Çare Olabilir

Nottingham Üniversitesi’nde alışılmadık bir işbirliği sonucu, göz enfeksiyonlarına karşı kullanılmış 1000 yıllık bir Anglo-Sakson ilacının, günümüzde antibiyotiklere dirençli olduğu için “süper bakteri” olarak adlandırılan MRSA bakterisini öldürdüğü fark edildi. Araştırma ekibi, Orta Çağ göz enfeksiyonu reçetesinin MRSA bakterisi tedavisinde %90 oranında başarılı olduğunu gösteren veriler elde etti.

balds2

Birleşik Krallık Milli Kütüphanesi (Royal 12 D xvii)

Çok zor tedavi edilen MRSA, dünyada anti biyotiklere karşı en dirençli bakterilerden biri ve sık sık hastanelerde kapıldığı için sağlık hizmetlerinde büyük sorunlara neden oluyor.  Bakteriyi öldüren tedavi, İngiltere’deki Birleşik Krallık Milli Kütüphanesi’nde bir el yazmasında bulunuyor.

Anglo-Sakson uzmanı Dr Christina Lee, 9. yüzyıldan kalma Eski İngilizceyle yazılmış bir kitap olan “Bald’s Leechbook”ta bulunan göz enfeksiyonu iksirinin, gerçekten bir antibakteriyal ilaç olarak  işe yarayıp yaramadığını görmek için üniversitedeki mikrobiyologlardan yardım istedi. İçinde Anglo-sakson tıbbi tavsiyeleri ile ilaç, merhem ve tedavi reçeteleri bulunan Bald’s Leechbook’un, bilinen en eski tıp kitaplarından olduğu düşünülüyor.

balds

Araştırmacılar, iki sarımsak ve soğan türü, şarap ve inek midesindeki safranın pirinçten bir kazanda demlendirilip 9 gün beklemeye bırakıldığı reçeteden dört parti hazırladı. Reçetenin bir kısmı şöyle :

aynı miktarda cropleek (bir tür sarımsak) ve sarımsağı alın ve birlikte iyice dövün, aynı miktarda şarap ve inek safrasını alın, sarımsakla karıştırın, bunu pirinçten bir kaba koyun, pirinç kapta 9 gün bekletin, bir bezle suyunu sıkarak süzün ve iyi temizleyin, bir boynuza (ya da boru) koyun, ve geceleyin bir kuş tüyüyle göze uygulayın; en iyi tedavi bu.

İksir önce laboratuvarda deney tüplerindeki MRSA bakterisi kültürleri üzerinde, sonra da deney fareleri üzerinde denendi. Reçetenin bileşenlerinden hiçbiri tek başına bakteriler üzerinde etkili olmadı. Fakat malzemelerin pirinç kazanda karışımı neredeyse bütün bakterileri öldürmeyi başardı ve bakterilerin sadece binde biri hayatta kaldı.

balds3

Sulandırılmış dozlarda ise merhem bakteriyi öldürmese de iletişimlerini engelleyerek, dokulara zarar vermelerini engelledi. Bazı uzmanlar bir süredir bakteriler arasındaki iletişimi kesen yöntemlerin anitibiyotiğe dirençli bakterilere karşı bir tedavi olup olamayacağını araştırıyordu.

Dr Lee açıklamasında “Laboratuvar sonuçları bizi gerçekten çok şaşırttı” diyor. Gelecek araştırmalar bu karışımın nasıl ve neden işe yaradığı üstünde yoğunlaşacak. Araştırmacılar modern hastalıklara ve bakterilere karşı işe yarayıp yaramayacağını görmek için başka eski iksirleri de denemeyi umuyor.


Kaynak:

The University of Nottingham,

Popular Science, 30 Mart 2015

Orjinal yazı: Arkeofili

İnsan Beyni Nasıl Bu Kadar Büyüdü?

Bu fare embriyosunun sağ korteksindeki kıvrılma, beynin bu bölgesine insan geni eklenmesinin neden olduğu büyümeyi gösteriyor. Görsel Telif: Marta Florio, Wieland B. Huttner Kaynak: https://bilimfili-gviyjobj4nghvd2id1.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2017/07/insan-beyninin-evrimi-bilimfilicom.jpg

Yaklaşık 6 milyon yıl önce, insan atalarımız primat soy ağacından ayrılarak, kuzenleri olan şempanze atalarını Afrika düzlüklerinde bıraktı. Basit araçlar yaptılar, bunları kuşandılar ve en sonunda Afrika’nın dışına yolculuk yaptılar. Bu evrimsel sıçrama, insan beyninin mantar gibi büyüme yolculuğunu başlattı. Modern insan beyni, bir şempanzenin beyninden 3 kat daha büyüktür. En büyük bölgesi, mantık ve dil merkezi serebral korteksin bir parçası olan altı katmanlı neokortekstir.

Peki Bu Devre Güncellemesi Nasıl Meydana Geldi?

Geçmiş on yıl boyunca, bilim insanları, ipuçları bulmak için insan DNA’sı ile şempanze DNA’sını karşılaştırdılar. En son keşif, Max Planck Enstitüsü’ndeki Wieland Huttner’ın laboratuvarından geldi. Aralık 2016’da Science Advances‘da yayımlanan çalışmada, bir genin DNA’sındaki tek bir harfin değişiminin, “bazal radyal gliya” adı verilen kök hücrelerinde artışı tetiklediği gösterildi. Bu hücrelerin, insan serebral korteksinin genişlemesini sağladığı düşünülüyor. Bu çarpıcı keşif, insan beynindeki DNA güncellemeleriyle alakalı bir dizi keşfin sonuncusu. İnsan ve şempanze genomu % 98,8 oranında aynı. İlginç bir biçimde, birbirinden farklılık gösteren bölgelerin pek çoğunda, insandaki DNA parçaları kopyalanmış gibi duruyor, yani insanlar, bazı genlerin “yedek kopyalarını” almış. Bu da onları evrimsel tamir için olgun bir hale getiriyor; eğer kopya, birkaç kodlama hatası verirse; bu durum büyük bir sorun teşkil etmiyor, çünkü genin işlevsel orijinali hala elimizde. Yine de, bazen bir kopyalama hatası, kullanışlı bir işleve neden olabiliyor. 6 milyon yıl önce, insan atalarımız primatlardan ayrıldığı sıralarda, bu gen kopyalamalarında bir patlama yaşandı. Ancak sorun şuydu ki; bu genlerden binlercesi vardı. İnsan beyninin güncellemesinde hangilerinin rol oynadığına dair bir ipucu bulabilmek amacıyla, araştırmacılar bu genlerin, farelerde beyin gelişiminde rol oynayıp oynamadığını test ettiler. 2012 yılında, Scripps Araştırma Enstitüsü’nden araştırmacılar, SRGAP2C isimli kopyalanmış insan genine daha yakından bakma fırsatı elde ettiler. Bu gen, orijinali şempanzelerde ve farelerde bulunan genin kısmen değişmiş bir kopyasıydı ve bu canlıların gelişen beyinlerinde aktif haldeydi. Araştırma ekibi buna bağlı bir deney fikri öne sürdü: Genin düzenlenmiş kopyasını, fare embriyosuna eklemek. Nöronlar geliştikçe, diğer nöronlardan mesaj almak için anten görevi gören saçaklara sahip oldular. Fakat nöronlar olgunlaştığında, bu saçaklar filizlenmeyi durduruyordu. Araştırma ekibi, insan yedek geni SRGAP2C’yi işlevsel kıldığında; genin nöronlardaki bu olgunlaşmayı geciktirdiğini, böylelikle saçakların filizlenmeye devam ederek, daha fazla bağlantı oluşturmaya neden olduğu bulgusuna ulaştılar. Deney, tek bir genin kopyalanması ve ayarlanmasıyla, evrimin insan beynindeki devre karmaşıklığını nasıl arttırdığını gösteriyor.

Telif: Cosmos Magazine Düzenleme: BilimFili.com

Yapılan son çalışma da, benzer bir hikayeye sahip. Huttner laboratuvarından Marta Florio, insanlarda bulunan ancak şempanzeler ve farelerde bulunmayan bir başka yedek gen olan, ARHGAP11B‘yi inceledi.  Bu genin insan versiyonu, farelere eklendiğinde, beyin kök hücrelerinin (bazal radyal gliyalar) belirli bir popülasyonunun çoğalma döngülerinde artışa neden olduğu görüldü. Bu sadece farelerde kök hücrelerin sayısının ikiye katlanmasını sağlamakla kalmadı, bazı durumlarda büyüyen beyinlerinin, kafatasına sığmak için sıkışmasını da sağladı, tıpkı primatlarda olduğu gibi. 2015 yılında Science’da yayımlanan bu araştırma, ARHGAP11B DNA’sındaki tek bir harf değişiminin bazal radyal gliyaları çoğaltabildiğini ortaya koydu. Peki bu fareler daha mı zeki? Araştırma ekibi, henüz bunu test etmedi. Ancak en azından bir fare türünün, insan DNA’sına sahip olduğu için bugün daha zeki olduğunu söyleyebiliriz. Düşünceleri sese dönüştürmek için FOXP2 geni gerekiyor. Bu genin eksikliğini yaşayan insan soyları dil ve konuşma konusunda bozukluklar gösteriyor. 2014 yılında Max Planck Enstitüsü’nden araştırmacılar tarafından yayımlanan bir makaleye göre, bu genin insan formu farelere aktarıldığında, fareler labirentleri öğrenmede daha başarılı oldular ve daha sık ses çıkardılar. Bu sonuçlar ne kadar dikkat çekici olursa olsun, araştırmacılar insan beynine yapılmış güncellemelere dair tam bir liste açıklamaktan çok uzak. Evrim milyonlarca yıl boyunca deneme ve yanılmalardan oluşan bir süreçle ilerledi. Dolayısıyla sayısız değişimin var olması gayet normal.

Kaynak ve İleri Okuma:

Human-specific gene ARHGAP11B promotes basal progenitor amplification and neocortex expansion. Science. March, 2015. http://science.sciencemag.org/content/347/6229/1465

Inhibition of SRGAP2 Function by Its Human-Specific Paralogs Induces Neoteny during Spine Maturation. CELL. May, 2012. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S009286741200462X

A single splice site mutation in human-specific ARHGAP11B causes basal progenitor amplification. Science Advances. December, 2016. http://advances.sciencemag.org/content/2/12/e1601941

– Elizabeth Finkel. Evolving a human brain. https://cosmosmagazine.com/biology/evolving-a-human-brain

Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/insan-beyni-nasil-bu-kadar-buyudu/