xiphoid

Antik Yunancada ξιφοειδής (xiphoeidḗs“kılıç şeklinde);

1. kılık şeklinde, kaması, hançersi;
2. (Anatomi) sternumun en alt bölümü, ksifoid;  Xiphisternum’a ait veya onunla ilgili.

tracheal cartilages

trakea kıkırdakları anlamına gelir. trakea’nın iskeletini oluşturan, tam kapanmamış halka şeklinde 16-20 adet kıkırdak; ( trakea kıkırdaklarının arkaya bakan açıklığını düz kas lifleri ve elastik lifler kapatır.) (bkz: trachea) (bkz: cartilago)

Tarsus

Etimoloji

Tarsus terimi, “ayak tabanı” anlamına gelen eski Yunanca ταρσός (tarsós) kelimesinden türemiştir. Latincede, terim vücuttaki çeşitli anatomik yapıları ve bölgeleri belirtmek için kullanılmıştır.

HalTekilÇoğul
nominatiftarsustarsī
genitiftarsītarsōrum
datiftarsōtarsīs
akusatiftarsumtarsōs
ablatiftarsōtarsīs
vokatiftarsetarsī


Anatomide Tarsus’un Anlamları

Göz Kapakları (Tarsus Superior ve Tarsus Inferior):

    • Tarsus, göz kapaklarına yapısal sertlik ve şekil veren bağ dokusu tabakasını ifade eder.
    • Göz kapağı kenarları için destekleyici bir çerçeve görevi görür.
    • Anatomik referanslar:
      • Tarsus Superior Palpebrae: Üst göz kapağı tarsal plakası.
      • Tarsus Inferior Palpebrae: Alt göz kapağı tarsal plakası.

    Ayak (İskelet Yapısı):

      • İnsan vücudunda tarsus, alt bacağın tibia ve fibula alt uçları ile her ayaktaki metatarsus arasında bulunan yedi eklemli kemik kümesidir.
      • Ayak iskeletinin arka yarısını oluşturur, ayrıca ayak bileği bölgesi olarak da bilinir.
      • Tarsus anatomik olarak şu şekilde ayrılır:
        • Arka ayak: Talus (tibia ve fibula ile eklemlenerek ayak bileği eklemini oluşturur) ve kalkaneus (topuk kemiği) içerir.
        • Orta ayak: Küpoid, naviküler ve üç küneiform kemik (medial, middle ve lateral) içerir.
        • Naviküler, arka ayak ile orta ayak arasındaki ara kemik görevi görür.

      Tarsal Kemikler Ayrıntılı

      • Arka Ayak:
        • Talus: Ayak bileği eklemini oluşturur ve bacak kemiklerini ayağa bağlar.
        • Kalkaneus: Topuğu oluşturan en büyük kemiktir.
      • Orta Ayak:
        • Küboit: Ayağın lateral tarafında yer alır.
        • Kuneiformlar: Orta ayağın orta kısmında bulunan üç kemik (medial, middle, lateral).
        • Naviküler: Arka ayak ile orta ayak arasında köprü görevi görür.

      Önemli Bilgiler

      • Göz Kapağı Tarsusu:
        • Göz kapağına sertlik sağlar ve kenarını destekler.
      • Ayak Tarsusu:
        • Ayağın arkasını oluşturan yedi kemikten oluşur.
        • Alt bacağı ön ayağa bağlar ve hareket sırasında vücut ağırlığını destekler.


      Keşif

      Tarsus terimi, “ayak tabanı” anlamına gelen eski Yunanca ταρσός (tarsós) kelimesinden türemiştir. Latince kullanımı, göz kapağı ve ayak dahil olmak üzere insan vücudunun çeşitli yapısal unsurlarını tanımlamak için gelişmiştir. Tarsus ilk olarak göz kapaklarının bağ dokusu çerçevesi olarak kabul edilmiş, üst ve alt göz kapağı kenarlarına sertlik, şekil ve destek sağlamıştır. Bu anlayış, tarsusu göz yapısı ve işlevinde kritik bir anatomik bileşen olarak belirlemiştir.

      Ayaktaki tarsus çalışması, tibia ve fibula’nın alt uçları ile metatarsal kemiklerin proksimal uçları arasındaki bölgeyi oluşturan yedi kemik kümesi olarak tanımlanmasıyla başlamıştır. Arka ayak ve orta ayağı kapsayan bu iskelet segmenti, ayak mekaniği ve stabilitesi için önemli olarak kabul edilmiştir. Arka ayak, ayak bileği eklemini oluşturmak için tibia ve fibula ile eklemlenen talus ve topuğu oluşturan en büyük tarsal kemik olan kalkaneus içerir. Orta ayak, arka ayak ile ön ayak arasında bir köprü görevi gören küboid, naviküler ve üç küneiform kemikten (medial, ara ve lateral) oluşur.

      Zamanla, tarsusun arka ayak ve orta ayak olarak anatomik ve işlevsel olarak bölünmesi, ağırlık taşıma, hareket ve denge üzerindeki rolünün daha kesin bir şekilde incelenmesine olanak sağladı. Naviküler kemiğin temel bir ara yapı olarak tanımlanması, tarsal kemiklerin birbirine bağlı doğasını ve ayak esnekliğine ve dayanıklılığına katkılarını vurguladı. Benzer şekilde, göz kapağı tarsusu, gözün konturunu ve işlevselliğini korumada temel bir yapı olarak giderek daha fazla anlaşıldı.

      Anatomik bilgideki bu ilerlemeler, hem oftalmoloji hem de ayak hastalıkları alanında tarsusun klinik öneminin anlaşılması için temel oluşturdu. Tarsus, vücuttaki hem yapısal destek hem de işlevsel performans açısından önemini yansıtarak, araştırma ve tıbbi uygulamaların önemli bir odağı olmaya devam etmektedir.


      İleri Okuma

      cartilages

      larynx iskeletini oluşturan kıkırdaklar; gırtlak kıkırdakları(tiroid kıkırdak, krikoid kıkırdak , aritenoid kıkırdaklar v.b)
      (bkz: tarsal cartilage)
      (bkz: throid cartilage)
      (bkz: tracheal cartilages)
      (bkz: xiphoid cartilage)

       

      Vallecula


      1. Etimolojik Köken

      • Köken Sözcük: vallēs (Latince) – anlamı: vadi
      • Küçültme Eki: -cula – Latince’de küçültme eki; “küçük” veya “az” anlamı katar
      • Türeyen Sözcük: vallecula – anlamı: küçük bir vadi, çukurluk, oyuk
      • İlk Belirgin Kullanımı: 1859 itibariyle belgelenmiş Latince tıbbi ve bilimsel metinlerde

      2. Genel Anlam ve Tanım

      • Vallecula, Latince kökenli bilimsel bir terimdir.
      • Sözlük anlamı: “Küçük bir vadi” ya da “küçük bir çöküntü”.
      • Bilimsel alanlarda ise çöküntü, oluk, kanal veya anatomik çukurluk gibi yapılar için kullanılır.

      3. Anatomi Alanında Kullanımı

      • Tanım: Vücutta, özellikle kafa, boyun, beyin ve diğer organ yüzeylerinde bulunan küçük çöküntü ya da oluklardır.
      • Örnek Kullanımlar:
        • Vallecula epiglottica: Epiglot ile dil kökü arasında yer alan çukur. Özellikle entübasyon ve yutma refleksi açısından önemlidir.
        • Cerebellar vallecula: Beyincik (cerebellum) ile beyin sapı arasında yer alan çukurluk.

      4. Botanikte Kullanımı

      • Tanım: Bitki organlarında, genellikle yaprak, gövde ya da tohum yüzeylerinde görülen oluk veya girinti benzeri yapılardır.
      • Fonksiyonel Anlamı:
        • Su akışının yönlendirilmesi
        • Tohumda aerodinamik yapı sağlanması
        • Epidermal koruma alanlarının genişletilmesi
      • Örnek Kullanımlar:
        • Tohum kabuklarında veya meyve yüzeyinde görülen çöküntüler
        • Bitki saplarında iletim demetlerinin geçtiği oluk benzeri yapılar

      5. Disiplinlerarası Kullanım Özeti

      AlanAnlamÖrnek
      AnatomiAnatomik çöküntü, çukurVallecula epiglottica
      NöroanatomiBeyin bölgesinde olukCerebellar vallecula
      BotanikBitki dokusunda çöküntü/olukTohum yüzeyinde vallecula benzeri yapı
      FilolojiEtimolojik yapıVallēs (vadi) + -cula (küçültme eki)

      6. İlgili Latince Terimler

      • vallēs – “vadi”
      • fossa – “çukur”, genellikle kemik veya organ yüzeylerinde daha geniş anatomik çöküntü
      • sulcus – “oluk”, daha ince ve uzun çöküntü yapıları için
      • cisterna – “depo, hazne”, sıvı biriken çukurlar için kullanılır

      7. Terminolojik Notlar

      • “Vallecula” terimi çoğu zaman “fossa” ve “sulcus” gibi terimlerle karıştırılır.
      • Fark:
        • Vallecula: genellikle daha küçük ve daha lokal çöküntüdür.
        • Fossa: daha geniş anatomik çukurdur.
        • Sulcus: uzunlamasına oluk yapıları için kullanılır.


      Keşif

      1. Terimin İlk Belgelenişi

      • Latince “vallecula” teriminin yazılı kaynaklardaki ilk doğrulanabilir kullanımı 1859 yılına tarihlenmektedir.
      • Bu dönemde vallecula, özellikle anatomik yapıları tanımlamak amacıyla Latince kökenli teknik terminolojinin bir parçası olarak kullanılmaya başlanmıştır.
      • Anatomik bağlamda ilk yaygınlaşması 19. yüzyılın ikinci yarısında, anatomi atlasları, tıp ders kitapları ve diseksiyon kılavuzlarında olmuştur.

      2. Erken Dönem Anatomik Kullanım

      • 19. yüzyılda, özellikle Henry Gray‘in klasikleşmiş çalışması “Gray’s Anatomy” (ilk baskı: 1858) gibi eserler, vallecula terimini epiglot çevresindeki çukurlukları tanımlamak üzere kullanmıştır.
      • Terim, özellikle vallecula epiglottica olarak, epiglot ile dil kökü arasındaki anatomik çöküntüyü belirtmek için terminolojik olarak sabitlenmiştir.

      3. Terminolojide Standartlaşma

      • Terminologia Anatomica (1998) gibi modern anatomik terminoloji kılavuzlarında vallecula, standart bir anatomik terim olarak yer alır.
      • Aynı şekilde botanik literatürde de terim, 19. yüzyılın sonlarından itibaren bitkisel yapılardaki çöküntü ve olukların tanımlanmasında kullanılmaya başlamıştır.

      4. Öncesinde Dolaylı Kullanımlar (Latince ve Ortaçağ Metinleri)

      • Her ne kadar vallecula terimi modern anlamda 1859’da belgelenmişse de, Ortaçağ Latince metinlerde veya klasik dönem sonrası derlemelerde, yerel coğrafi veya morfolojik tanımlamalar bağlamında benzer türevler bulunmuştur.
      • Ancak bu kullanımlar modern bilimsel anlamıyla örtüşmez ve genellikle topografik anlamlarla sınırlıdır.

      5. Günümüzdeki Durum

      • Günümüzde vallecula, hem insan anatomisinde hem de zoolojik ve botanik yapılar içinde yaygın bir terimdir.
      • Tıbbi uygulamalarda özellikle entübasyon, görüntüleme ve nörolojik muayenelerde önem taşır.
      • Botanikte ise morfolojik tanımların parçası olarak, özellikle tohum morfolojisi ve sap segmentleri tanımında kullanılır.


      İleri Okuma
      • Gray, H. (1858). Anatomy: Descriptive and Surgical. London: John W. Parker and Son.
      • Lewis, C.T., & Short, C. (1879). A Latin Dictionary. Oxford: Clarendon Press.
      • Smith, W. (1894). A Dictionary of Greek and Roman Antiquities. London: John Murray.
      • Gray, H. (1918). Anatomy: Descriptive and Surgical (20th ed., ed. G. J. Romanes). Philadelphia: Lea & Febiger.
      • Stearn, W.T. (1992). Botanical Latin (4th ed.). Portland: Timber Press.
      • Federative Committee on Anatomical Terminology. (1998). Terminologia Anatomica: International Anatomical Terminology. Stuttgart: Thieme.
      • Beare, J.H. (2004). Latin Word-Building. London: Kessinger Publishing.

      cartilago epiglottica

      • epiglottica nın kıkırdağı manasına gelir. elastik kıkırdaktan oluşmuş ince bir tabakadır.epiglottis i oluşturur. caudal kısıma doğru, petiolus epiglottidise doğru incelir. (bkz: cartilago) (bkz: epiglottica)