Antik Yunancada ξιφοειδής (xiphoeidḗs, “kılıç şeklinde”);
1. kılık şeklinde, kaması, hançersi;
2. (Anatomi) sternumun en alt bölümü, ksifoid; Xiphisternum’a ait veya onunla ilgili.

Tıp terimleri sözlüğü
Antik Yunancada ξιφοειδής (xiphoeidḗs, “kılıç şeklinde”);
1. kılık şeklinde, kaması, hançersi;
2. (Anatomi) sternumun en alt bölümü, ksifoid; Xiphisternum’a ait veya onunla ilgili.

Tarsus terimi, “ayak tabanı” anlamına gelen eski Yunanca ταρσός (tarsós) kelimesinden türemiştir. Latincede, terim vücuttaki çeşitli anatomik yapıları ve bölgeleri belirtmek için kullanılmıştır.
| Hal | Tekil | Çoğul |
|---|---|---|
| nominatif | tarsus | tarsī |
| genitif | tarsī | tarsōrum |
| datif | tarsō | tarsīs |
| akusatif | tarsum | tarsōs |
| ablatif | tarsō | tarsīs |
| vokatif | tarse | tarsī |
Göz Kapakları (Tarsus Superior ve Tarsus Inferior):
Ayak (İskelet Yapısı):
Tarsus terimi, “ayak tabanı” anlamına gelen eski Yunanca ταρσός (tarsós) kelimesinden türemiştir. Latince kullanımı, göz kapağı ve ayak dahil olmak üzere insan vücudunun çeşitli yapısal unsurlarını tanımlamak için gelişmiştir. Tarsus ilk olarak göz kapaklarının bağ dokusu çerçevesi olarak kabul edilmiş, üst ve alt göz kapağı kenarlarına sertlik, şekil ve destek sağlamıştır. Bu anlayış, tarsusu göz yapısı ve işlevinde kritik bir anatomik bileşen olarak belirlemiştir.
Ayaktaki tarsus çalışması, tibia ve fibula’nın alt uçları ile metatarsal kemiklerin proksimal uçları arasındaki bölgeyi oluşturan yedi kemik kümesi olarak tanımlanmasıyla başlamıştır. Arka ayak ve orta ayağı kapsayan bu iskelet segmenti, ayak mekaniği ve stabilitesi için önemli olarak kabul edilmiştir. Arka ayak, ayak bileği eklemini oluşturmak için tibia ve fibula ile eklemlenen talus ve topuğu oluşturan en büyük tarsal kemik olan kalkaneus içerir. Orta ayak, arka ayak ile ön ayak arasında bir köprü görevi gören küboid, naviküler ve üç küneiform kemikten (medial, ara ve lateral) oluşur.
Zamanla, tarsusun arka ayak ve orta ayak olarak anatomik ve işlevsel olarak bölünmesi, ağırlık taşıma, hareket ve denge üzerindeki rolünün daha kesin bir şekilde incelenmesine olanak sağladı. Naviküler kemiğin temel bir ara yapı olarak tanımlanması, tarsal kemiklerin birbirine bağlı doğasını ve ayak esnekliğine ve dayanıklılığına katkılarını vurguladı. Benzer şekilde, göz kapağı tarsusu, gözün konturunu ve işlevselliğini korumada temel bir yapı olarak giderek daha fazla anlaşıldı.
Anatomik bilgideki bu ilerlemeler, hem oftalmoloji hem de ayak hastalıkları alanında tarsusun klinik öneminin anlaşılması için temel oluşturdu. Tarsus, vücuttaki hem yapısal destek hem de işlevsel performans açısından önemini yansıtarak, araştırma ve tıbbi uygulamaların önemli bir odağı olmaya devam etmektedir.
larynx iskeletini oluşturan kıkırdaklar; gırtlak kıkırdakları(tiroid kıkırdak, krikoid kıkırdak , aritenoid kıkırdaklar v.b)
(bkz: tarsal cartilage)
(bkz: throid cartilage)
(bkz: tracheal cartilages)
(bkz: xiphoid cartilage)
| Alan | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| Anatomi | Anatomik çöküntü, çukur | Vallecula epiglottica |
| Nöroanatomi | Beyin bölgesinde oluk | Cerebellar vallecula |
| Botanik | Bitki dokusunda çöküntü/oluk | Tohum yüzeyinde vallecula benzeri yapı |
| Filoloji | Etimolojik yapı | Vallēs (vadi) + -cula (küçültme eki) |
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.