Anemi

Eski Yunanca ἀναιμία’dan (anaimía), ἀν- (an-, “değil”) + αἷμα (haîma, “kan”) + -ia.

Halk arasında kansızlık da denir. Eritrositlerin azalması veya hemoglobin sayisindaki azalma, 3. bir varyasyonda ikisinin görülmesidir.

  • Anemide kanda yeterli sayıda işlevsel kırmızı kan hücresi (eritrosit) bulunmaz ve akciğerlerden dokulara oksijen taşınması kısıtlanır.
  • Aneminin olası belirtileri arasında soluk cilt, halsizlik, yorgunluk, kalp ritim bozukluğu, baş dönmesi ve soğuk eller ve ayaklar yer alır.
  • Yaygın bir neden demir eksikliğidir. Ancak B12 vitamini veya folik asit eksikliği, ilaçlar, kronik hastalıklar ve kan kaybı da anemiye neden olabilir.
  • Tedavi nedene bağlıdır. Örneğin demir, B12 vitamini, folik asit, eritropoietin ve kan transfüzyonları kullanılır.

Çeşitleri;

  1. Normokromik anemi (Sin: Normochromic anemia, normo-chrome Anämie); Alyuvarlardaki hemoglobin derişiminin normal olması dolayısıyla renklerinin normal olmasına karşın sayılarının az olmasıdır.
  2. Hipokromik anemi (Sin: Hypochromic anemia, hypo-chrome Anämie); Alyuvarlardaki hemoglobin derişiminin az olması dolayısıyla renk yoğunluğu az ve eritrosit sayısı da düşüktür. Hipermenorö, premenopozal kadınlarda rastlanılan en sık sebeptir.
    1. Ferritin değerinin kontrol edilmesi gerekir.
  3. Hiperkromik anemi (Sin: Hyperchromic anemia, hyper-chrome Anämie); Alyuvarlardaki hemoglobin derişiminin çok olması dolayısıyla renk yoğunluğu fazla ve eritrosit sayısı da düşüktür.
Kaynak: http://images.slideplayer.com/26/8782793/slides/slide_52.jpg
Kaynak: http://cf.ppt-online.org/files/slide/7/7MSwliy0zenb5OoEGNZQrWIqFHc1uj4Vd8p6PY/slide-2.jpg
  • Kadınlarda adet döneminde, kan kaybından dolayı hemoglobin ve ferritin değerlerinin düşük çıkması doğaldır.
  • Erkeklerde ve postmenopozal kadınlarda ise Gastrointestinal yollarda meydana gelebilecek kanama anemiye yol açan önemli bir sebeptir.
  • Hemolitik anemi

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

vital kapasite

  • -akçiğer tanısı için spirometriede ölçülen bir değerdir. kısaca Vc.
    -akçiğerin kullanım hacmidir.
    -Vc = erv + azv + ırv
    -3.3 ve 4.9 litre arasında olmalıdır.
    -inspiratorik ,exspiratorik ve solunum yollarındaki hava hacimlerin toplamıdır.

resideō

Latincede “Resideo” ise ‘geri’ ya da ‘tekrar’ anlamına gelen “re-” ön eki ile ‘oturuyorum’ anlamına gelen “sedeo” ön ekinden gelmektedir. Dolayısıyla, mecazi olarak, “resideo” ‘tekrar oturmak’ veya ‘kalmak’ olarak tercüme edilebilir. re +‎ sedeō (“oturmak, bulunmak”); Anlamları;

  • Ben ikamet ediyorum, dayanıyorum, katlanıyorum, oyalanıyorum; yerleşmek kalmak
    • Oturmaya devam ediyorum.
    • (mecazi olarak) Boştayım, hareketsizim.
    • Ben geride kaldım.
  • Şimdiki zaman (mastar) residēre,
  • Geçmiş zaman;
    • Etken; resēdī,
    • Edilgen; resessum

resid(eō) +‎ -uus –> residuus sıfatının anlamları;

  • Kalan (yapılacak)
  • Devam eden, hayatta kalan
  • Fazla
SayıTekilÇoğul
Hal / Cins.Mask.Fem.NötrMask.Fem.Nötr
Nominatifresiduusresiduaresiduumresiduīresiduaeresidua
Genitifresiduīresiduaeresiduīresiduōrumresiduārumresiduōrum
Datifresiduōresiduōresiduīs
Akusatifresiduumresiduamresiduumresiduōsresiduāsresidua
Ablatifresiduōresiduāresiduōresiduīs
Vokatifresidueresiduaresiduumresiduīresiduaeresidua

Eski Fransızcada residu –> residual (rezidüel): Kalıntıyla ilgili veya kalıntı olarak kalan.

“Residuum” terimi Latince “residuus” kelimesinden gelmektedir ve ‘kalan’, ‘artık’ anlamına gelmektedir. “resid(eō)” kökü Latince “resideo” fiilinden gelir ve “kalmak” veya “ikamet etmek” anlamına gelir. “-uus” son eki, sıfat oluşturmak için kullanılan Latince bir son ektir.

Sürfaktan

  • ingilizce kökenlilidir; Surfactant (surface active agent). anlamı; sınır yüzeyi aktiv maddesi .
  • alveolen tarafından sentezlenir. küçük solunum yolunda (bronchioli) hava- doku arasında bir tabaka oluşturarak. yüzey gerilimini azaltır ve ‘alveolarkollaps’ ı engeller.

Plevra visseralis

Sinonim: visseral plevra, Plöra visseralis, pleura visceralis.

plöra’nınn iç tabakasıdır. iki akçiğer kanadında vardır. (bkz: Plevra ) (bkz: visseralis)

Kaynak: http://www.knowyourbody.net/wp-content/uploads/2012/04/Parietal-pleura-Image.jpg

Pulmo

AHA pléwmō → Latincede(m); Akciğer.

Hal Tekil Çoğul
nominative pulmō pulmōnēs
genitif pulmōnis pulmōnum
datif pulmōnī pulmōnibus
akusatif pulmōnem pulmōnēs
ablatif pulmōne pulmōnibus
vokatif pulmō pulmōnēs
  • Akciğerin üstünü plöra örtmüştür, ardından kas, kaburga, yağ ve deri gelir.
  • Akciğer kendi elastikliği ve üst katmanlarının gerilmesi ile hacmini arttırabilir.
  • Eğer yabancı bir hücre solunum yoluyla vücudun içine girerse, sağ akciğere gider. Bunun sebebi sol bronşun soluk borusundan sağ bronşuna göre daha sapmış olmasıdır.

→ pulmōnārius Halk dilindeki Latincede pulmōnāris; pulmonalis İngilizcede pulmonal; akciğere ait.

Latincede pulmō (“akciğer”) +‎ itis pulmonitis, akciğer yangısıdır.

Ekspirasyon

  • Nefes vermeyi ifade eder. exspirare‘ e (latince) kelimesinden türemiştir. (Bkz; Ekspir-asyon)
  • Akciğerin yeniden rahatlama evresine geçerken ,içinde bulunan havayı dışarı verirken, nefes alma-verme kaslarının yardımını almasını ifade eder.
  • nefes vermeye yardımcı olan kas;
    musculus intercostales internus

Fizyoloji

Dinlenme koşulları altında, ekspirasyon büyük ölçüde pasif olarak akciğerlerin ve toraksın elastik geri yükleme kuvvetleri ve diyaframın gevşemesi yoluyla gerçekleşir. Zorlu ekspirasyon, solunum kaslarının, özellikle Musculi intercostales interni, Mm. intercostales intimi ve Mm. subcostales’in yanı sıra yardımcı solunum kaslarının (özellikle Musculus serratus posterior inferior) istemli yardımıyla da gerçekleşebilir.

Normal ekspirasyon sırasında, solunabilecek gazın sadece bir kısmı akciğerlerden boşaltılır. Akciğerlerde kalan gaz hacmine ekspirasyon sonu akciğer hacmi veya fonksiyonel rezidüel kapasite denir. Ekspiratuar rezerv hacmi, daha fazla eforla hala nefes verilebilen bir kısımdan ve rezidüel hacim olan nefes verilemeyen bir kısımdan oluşur.

Klinik

Obstrüktif akciğer hastalığında, hava yollarının daralması ve/veya tıkanması nedeniyle ekspirasyon zorlaşır. Bu da ekspirasyonun yavaşlamasına ve akciğerlerin aşırı şişmesine neden olur. Ekspirasyon sırasında hareket eden gaz hacimlerinin kantitatif ölçümü, akciğer fonksiyonu teşhisi çerçevesinde gerçekleşir (örn. spirometri sırasında).