exfoliation
Latincedeki; exfoliare kelimesinden türemiştir. Yaprakları uzaklaştırmak anlamında kullanılır. Aynı zamanda cildin bir tabakasının uzaklaştırılması anlamında da kullanılabilir.
Latincedeki; exfoliare kelimesinden türemiştir. Yaprakları uzaklaştırmak anlamında kullanılır. Aynı zamanda cildin bir tabakasının uzaklaştırılması anlamında da kullanılabilir.
Sinonim: PVL, Leukozidin Hücre zarında delikler açan virülan faktörlerden Leukozidin’in Staphylococcus aureus bakterisinden üretilmiş haline verilen isimdir. Bu protein, granulocyt ve makrofajlara zarar vererek bir imun kaçışına sebep olur.(Yani patojenler mutasyon ya da kendilerine has özellikler sayesinde imun sisteminde yakalanmadan dolaşabilirler.) Leukozidinler ilk kez 1894 yılında Belçika’da Louvain Üniversitesi’nin Patoloji ve Deneysel Tıp bölümünde çalışan bir … Devamını oku
Sinonim: BCS Bu semptom grubunun temelinde, tamamen ya da kısmen tıkanan (Thrombose) karaciğer toplar damarları yatar. Genellikle orta yaşlı kadınlarda görülen bu hastalığa nadir rastlanır. Thromboseye yatkın olma durumundan (Thrombophilie) kaynaklandığı düşünülse de asıl sebebi henüz kesin olarak bulunmamıştır. Kısmen ya da tamamen tıkanan karaciğer toplar damarları, kan basıncının artmasına, karaciğere yeterli kanın ulaşamaması sonucu … Devamını oku
Jinekolojide; yumurtalık fibromu, ascites ve pleura akıntısı durumlarının bir arada görülmesine verilmiş isimdir. 1954 yılında ilk kez bahsi geçen bu hastalık onu ilk adlandıran doktorun adıyla anılır; Joe Vincent Meigs. Ascitesin sebebi henüz tam olarak bulunamamıştır. Pleura akıntısının sebebi ascites’dir. Karın boşluğunda oluşan sıvı, diyaframdaki doğuştan gelen bozukluklar sonucunda pleura boşluğuna dolar. Hastalık, fibromun ya da … Devamını oku
Sinonim: Teleangiectasia hereditaria haemorrhagica, Morbus Osler-Rendu-Weber, Hereditäre hämorrhagische Teleangiektasie Genellikle 9. ve nadiren de 12. kromozomlarda görülen hata sonucunda, küçük damarların endotel tabakasında bulunan “Endoglin” proteinin yanlış kodlanmasıyla oluşan, vücudun değişik bölgelerinde semptomların oluşmasıyla görülen genetik bir hastalıktır. Taşıyıcılarda 30-50 yaşlarında hastalık kendini göstermeye başlar. Proteinin yanlış kodlanmasıyla görülen etkiler şöyledir; Küçük damarcıkların genişlemesi, Arteriol ve … Devamını oku
Sinonim: HAES, HES, Hydroxyethylstärke Yapay olarak üretilmiş bir kan plazması taklididir. Intravasküler kolloidal hacim dengeleyici olarak kullanılır. Mısır ya da patates nişastasından üretilir. Vücudun su kaybını, verilen sıvının uzun süre vücutta tutulmasını sağlayarak azaltır. İstenmeyen yan etkilerinden dolayı (bkz: Pruritus, Sepsis, böbrek yetmezliği, gibi) yalnızca acil müdahale edilmesi gereken büyük kan kayıplarında kullanılır.
Damarlara ve Vagus sinirine ait olan anlamındadır. (bkz: vas-o-vagus-al)
İngilizce duruş anlamına gelen posture kelimesinden türemiştir. Duruş şekliyle, vücudun pozisyonu ile ilgili anlamına gelir.
Feokromositoma, epinefrin, norepinefrin ve daha az oranda dopamin de dahil olmak üzere katekolaminlerin üretiminden sorumlu olan adrenal medullanın kromaffin hücrelerinden kaynaklanan nadir bir tümördür. Bu tümörler bu hormonları aşırı miktarda salgılayarak çeşitli klinik semptomlara yol açabilir. Feokromositomalar iyi huylu veya kötü huylu tümörler olarak ortaya çıkabilir ve vakaların yaklaşık %10’u kötü huyludur. Kötü huylu feokromositomalar … Devamını oku
1. Giriş ve Etimolojik Köken Supraventriküler taşikardi (SVT) terimi, Latince supra (“üzerinde”) ve ventriculum (“karıncık”) sözcüklerinin birleşiminden türemiştir; kavram, kalp ritim bozukluğunun kaynağının ventriküllerin üzerinde, yani atriyumlar veya atriyoventriküler (AV) bileşke dokuda lokalize olduğunu ifade eder. Tıbbi terminolojideki bu anatomik temelli sınıflandırma, kardiyak elektrofizyolojinin temel prensibi olan “ritmin kökeninin, klinik prezentasyonu ve yönetim stratejilerini belirler” … Devamını oku