Carina


1. Etimoloji ve Genel Tanım

Karina” terimi, Latince carina (geminin omurgası ya da alt kısmı) kelimesinden türetilmiştir. Bu terim, geminin alt kısmında bulunan, yapının her iki yanını ayıran merkezi sırtı tanımlar. Anatomi ve tıbbi terminolojide ise “karina”, genellikle iki yapının ayrım noktasında yer alan, sırt benzeri bir çıkıntıyı veya yapısal bölünmeyi tanımlamak için kullanılır. Bu tür oluşumlar genellikle hem yapısal sınır hem de klinik yön bulma işareti (landmark) olarak önemlidir.


2. Klinik Anatomide “Karina”nın Başlıca Kullanımları

2.1. Trakeal Karina (Carina tracheae)

  • Tanım: Trakeal karina, trakeanın alt ucunda, sağ ve sol ana bronşlara ayrıldığı yerde yer alan, sagittal düzlemde yerleşmiş, kıkırdak yapısında sırt benzeri bir çıkıntıdır.
  • Anatomik Konum: Genellikle sternal açı (Angulus sterni / Louis açısı) seviyesinde, yani T4-T5 intervertebral disk hizasında yer alır. Ancak istirahat halindeki bireylerde yaklaşık 5. torasik omur (T5) hizasında bulunduğu kabul edilir. Bu seviye inspirasyon ve ekspiryona göre hafif değişkenlik gösterebilir.
  • Histolojik Özellik: Karinanın üzeri çok katlı silli psödostratifiye epitel ile örtülüdür. Mukosiliyer temizlik fonksiyonu burada belirgindir. Aynı zamanda submukozada yer alan sinir uçları, karinanın uyarılmasıyla öksürük refleksini tetikleyebilir.
  • Klinik Önemi:
    • Endotrakeal entübasyon: Entübasyon tüpünün karinanın üstünde konumlandırılması gerekir. Aksi takdirde tüp tek bir bronşa (çoğunlukla sağ ana bronş) ilerleyerek yalnızca bir akciğerin ventile edilmesine neden olur.
    • Bronkoskopi: Trakeal karina, bronkoskopik girişimlerde önemli bir yönlendirme noktasıdır.
    • Patolojik değişiklikler: Karinanın genişlemesi, yer değiştirmesi veya şekil değişikliği; lenfadenopati, tümöral kitleler veya bronkopulmoner patolojiler gibi durumları düşündürebilir.

2.2. Uterin Karina (Carina uteri)

  • Tanım: Uterusun serviks (rahim ağzı) ile korpus (rahim gövdesi) arasında yer alan iç birleşim yerindeki anatomik sınırdır. Özellikle endoservikal kanalın üst sınırında tanımlanır.
  • Klinik Bağlamda Önemi: Görsel olarak belirgin olmasa da, cerrahi, radyolojik ve obstetrik prosedürlerde uterusun bölümlerini ayırmak açısından önemlidir. Uterin karina, bazı kaynaklarda iç os (ostium internum uteri) ile eşanlamlı kullanılabilir.

2.3. Nasal Karina (Carina nasi)

  • Tanım: Burun vestibülünde, her iki burun deliğini ayıran, anterior nasal septumun oluşturduğu çıkıntıya verilen addır.
  • Anatomik Bağlam: Özellikle burun içi endoskopik muayenelerde, nazal valv alanının değerlendirilmesinde yön belirleyici yapıdır.
  • Klinik Önemi: Burun delikleri arasındaki geçişi sınırlayan bu yapı, rinoplasti ve septoplasti gibi cerrahi işlemlerde referans noktası olarak kabul edilir.

2.4. Oral Karina (Carina oris)

  • Tanım: Ağız tabanında, dil altı bölgesinde yer alan, iki yapının birleştiği veya ayrıldığı sırt benzeri yapıdır. En sık olarak frenulum linguae (dil bağı) etrafında tanımlanır.
  • Histolojik Özellik: Bu bölge, mukozal olarak zengin ve vasküler bir yapıdadır. Dil altı venöz yapılar bu bölgeden kolayca gözlemlenebilir.
  • Klinik Önemi: Oral karina bölgesi, sublingual ilaç emilimi (örneğin nitrogliserin) açısından farmakokinetik öneme sahiptir. Aynı zamanda çocuklarda ankiloglossi (dil bağı kısalığı) değerlendirmesinde dikkat edilen anatomik yapılardan biridir.

3. Diğer Olası Kullanım Alanları

Karina terimi, literatürde başka yapısal sınırların veya çıkıntıların tanımlanmasında da metaforik olarak kullanılabilir. Örneğin:

  • Larinks karinası: Vestibüler ve vokal plikalar arasındaki sınır.
  • Bronşial karina: Sağ ve sol loblar arasında yer alan sekonder ayrım noktaları.



Keşif

  1. yüzyılın sonunda, insan bedeninin karmaşık yapısı, bilimin meraklı elleri tarafından adım adım açığa çıkarılmaya başlandığında, Avrupa’daki diseksiyon salonları yeni keşiflerin sessiz tanıkları haline gelmişti. O dönemde yaşamış olan anatomistlerin gözleri, yalnızca organları değil, aynı zamanda bu organların birbirleriyle olan ilişki biçimlerini de anlamaya çalışıyordu. Bu çabaların bir meyvesi de, bugün “trakeal karina” olarak adlandırdığımız, hayati bir yapının tanımlanmasıydı.

İlk Gözlemler: Valsalva’nın Gözünden Trakeanın Çatalı

Trakeanın uç kısmında, sağ ve sol ana bronşlara ayrıldığı noktada yer alan bu çıkıntılı yapı, ilk kez Antonio Maria Valsalva (1666–1723) tarafından dikkatlice tanımlandı. Valsalva, özellikle solunum yolları üzerine yaptığı diseksiyonlarda, trakeanın alt ucunda yer alan ve iki bronşun ayrımını belirgin kılan bu anatomik oluşumun yalnızca morfolojik değil, fonksiyonel bir öneme de sahip olduğunu ileri sürdü.

Valsalva’nın gözlemleri, daha sonra “karina” olarak adlandırılacak bu yapının, solunum yollarının savunma refleksleriyle olan ilişkisine de dikkat çeker. Özellikle karinanın mekanik uyarıya verdiği güçlü öksürük refleksi, onun solunum sisteminin “bekçisi” gibi işlev gördüğünü düşündürüyordu.

Terimin Sabitleşmesi: ‘Karina’ Adının Kullanıma Girişi

Yapının kendisi tanımlanmıştı; ancak bugünkü “karina” adlandırması hemen kullanılmaya başlamamıştı. Bu terim, 18. yüzyılın sonlarına doğru, özellikle Fransız ve Alman anatomistler tarafından trakeobronşiyal ayrımı tanımlarken kullanılmaya başlandı. Latince “carina” – yani gemi omurgası – terimi, bu yapının anatomik görünümünü son derece isabetli şekilde yansıttığı için hızla kabul gördü. Nitekim karina, tıpkı bir geminin suyu yaran sırtı gibi, trakeanın iki yöne ayrıldığı noktada yükselerek belirgin bir sınır çizer.

Klinik Anatomide Karinanın Yükselişi: 19. ve 20. Yüzyıl

  1. yüzyılda bronkoskopi tekniklerinin gelişmesiyle birlikte karina, yalnızca diseksiyon masalarında değil, canlı hastaların bedeninde de gözlemlenebilir hale geldi. Özellikle Chevalier Jackson gibi bronkoskopinin öncülerinin çalışmaları sayesinde, karina, klinik yön bulmada önemli bir referans noktası haline geldi.
  2. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, karina artık sadece bir anatomik yapı değil, aynı zamanda entübasyon, akciğer cerrahisi, bronkoskopi ve torasik onkoloji gibi birçok alanın merkezinde yer alan bir klinik kavşak noktasıydı. Bu süreçte yapılan histolojik çalışmalar da, karinanın zengin sinir uçları ve mukosiliyer savunma sistemi ile donatılmış olduğunu ortaya koydu. Böylece karinanın anatomik sınırdan ibaret olmadığı, aynı zamanda fonksiyonel bir bariyer görevi gördüğü anlaşıldı.



İleri Okuma
  1. Gray, H. (1918). Anatomy of the Human Body. Philadelphia: Lea & Febiger.
  2. Standring, S. (2008). Gray’s Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice (40th ed.). Churchill Livingstone.
  3. Moore, K. L., Dalley, A. F., & Agur, A. M. R. (2010). Clinically Oriented Anatomy (6th ed.). Lippincott Williams & Wilkins.
  4. Netter, F. H. (2014). Atlas of Human Anatomy (6th ed.). Elsevier.
  5. Drake, R. L., Vogl, W., & Mitchell, A. W. M. (2019). Gray’s Anatomy for Students (4th ed.). Elsevier.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.