Ticari ad: Dobutrex®.
- Sentetik bir katekolamindir. Akut kalp yetmezliği veya kardiyojen şok durumlarında kullanılır.
- α1-, β1- und β2-Agonist.
Tıp terimleri sözlüğü

Ticari ad: Dobutrex®.
Sinonim: Dipyridamolum, dipyridamole.
Ticari ad: Aggrenox®, Persantine®.

Ticari adı; Anexate®
Kimyasal adı: Ethyl 8-fluor-5-methyl-6-oxo-5,6-dihydro-4H-imidazo[1,5-a] [1,4]benzodiazepin-3-carboxylat
Ticari Marka; Rohypnol®, Fluninoc®

Piritramid, μ-reseptör aracılı güçlü analjezik etkisi, parenteral uygulama esnekliği ve kurumsal deneyim birikimi nedeniyle postoperatif ve akut ağrı yönetiminde önemli bir araçtır. Güvenli ve etkin kullanım, titiz hasta seçimi, dikkatli titrasyon, yan etki profilaksisi ve yakın izleme ile mümkündür.
Piritramid, özellikle Almanya ve Avusturya’da yaygın kullanılan, parenteral uygulamaya yönelik formülasyonlarla (enjeksiyon çözeltisi) pazarlanan güçlü bir opioid analjeziktir (ticari: Dipidolor®). Molekül, klinik etkilerini başlıca μ-opioid reseptörlerine (MOR) agonist bağlanma yoluyla gösterir ve analjezik etkisinin yanı sıra sedatif ve antitussif özellikler sergiler. Cerrahi sonrası ağrı, travma ağrısı ve yoğun bakım ünitelerinde kontrollü analjezi protokollerinde yerleşik bir seçenektir.
“Piritramid” Uluslararası Jenerik İsim (INN) sistematiği uyarınca türetilmiş bir addır. İsimlendirmede yer alan “-ramid(e)” eki, amide fonksiyonelliğine sahip ilaç sınıflarında sık görülen bir sonluktur; “piri-” öneki, molekülün azotlu halkasal iskeletine (piperidin/piridin kökenli adlandırma gelenekleriyle ilişkili) atıf olarak yorumlanır. Ticari ad “Dipidolor®”, Latincede “ağrı” anlamına gelen dolor köküne gönderme yapan ve markanın analjezik endikasyonunu vurgulayan bir yapıdadır.
Sentetik opioidlerin gelişim tarihi, morfin iskeletinden uzaklaşarak güçlü, hızlı etkili ve kontrol edilebilir farmakokinetik profiller arayışının ürünüdür. Piritramid, 20. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa merkezli klinik analjezi uygulamalarının standardizasyonu sırasında, postoperatif ağrıda damar yolu üzerinden titre edilebilen ajanlara duyulan gereksinime yanıt olarak geliştirilmiştir. Bu “evrimsel” çizgide piritramid; morfin türevleri, fenilpiperidinler ve anilidopiperidinler gibi ailelerle kimi yapısal/işlevsel benzerlikler taşırken, klinik uygulamada özellikle Almanya ve Avusturya’da kalıcı bir niş edinmiştir.
Piritramid, MOR üzerinde tam agonist davranır.
Opioid sınıf etkilerine paralel bir yan etki profili beklenir:
Piritramid, sınıf etkisi gereği tolerans ve fiziksel/psikolojik bağımlılık potansiyeli taşır. Uzun süreli veya yüksek doz maruziyetlerinde tolerans gelişimi, doz gereksiniminde artışa yol açabilir. Kötüye kullanım potansiyeli bulunan tüm opioidlerde olduğu gibi, piritramid de öfori ve sedasyon arayışıyla yasa dışı ya da uygunsuz kullanım riski taşır. Klinik uygulamada reçete kontrolü, risk değerlendirmesi ve kademeli kesme (tapering) protokollerine uyum esastır.
Almanya ve Avusturya’da hastane içi analjezi protokollerinin bir parçası olan piritramid, PCA şemaları ve anestezi sonrası bakım ünitelerinde sık kullanılır. Kurumsal protokoller genellikle multimodal analjezi (NSAİİ/paracetamol, lokal/raudal bloklar, gabapentinoidler vb.) ile birlikte opioid tasarrufu sağlayacak şekilde tasarlanır. Hemşirelik gözlemleri; sedasyon skoru, solunum sayısı, SpO₂, bulantı/kusma ve barsak fonksiyonlarının izlenmesini içerir. Antiemetik profilaksi (ör. setronlar, droperidol, deksametazon) ve opioid kaynaklı kabızlık için profilaktik yaklaşım (laksatifler, gerektiğinde periferik μ-antagonistler) hasta konforu ve güvenliğini artırır.
Piritramid, Almanya’da Betäubungsmittelgesetz (BtMG) kapsamındaki narkotikler arasında yer alır; Avusturya’da benzer biçimde sıkı reçete ve depolama düzenlemelerine tabidir. Bu durum, reçete yazımı, stok yönetimi ve iade/atıksızlık süreçlerinde ayrıntılı mevzuata uyumu gerektirir.
Dipidolor® yazısı yeşil bir iz bırakır gibi kutunun üzerinde beliriyor; üç ampulün camında ışık kırılırken, Avrupa ameliyathanelerinin paslanmaz çelik parlaklığına, farmakoloji laboratuvarlarının asetondan keskin kokusuna ve bir patentin kâğıt liflerine uzanan bir yol açılıyor. Bu yol, binlerce yıllık afyon tarihinden değil, 20. yüzyılın ikinci yarısında Belçika’da küçük ama çok üretken bir araştırma laboratuvarından başlıyor: Janssen Pharmaceutica. Orada, Paul Adriaan Jan Janssen ve ekibi—4-aminopiperidin mimarisini sahneye davet eden kimyasal sezgiyle—1960’ta klinikte güçlü, hastanede yönetilebilir bir ağrı kesici ararken piritramidi sentezliyor; birkaç yıl içinde de buluş, önce Belçika ve ABD patent ailelerine, sonra da Avrupa ameliyathanelerinin standart ilaç tepsilerine yerleşiyor.
Arka plan sahnesinde, opioid biliminin baş kahramanı Sertürner’in 1803/04’te morfini kristal hâlde izole etmesi, 19. yüzyıl cerrahisinin eter ve kloroformla yeni bir çağa açılması ve 20. yüzyıl ortasında “dozlanabilir, hızlı, öngörülebilir” sentetik agonist arayışı var. Paul Janssen’in laboratuvarı bu arayışın yoğunlaştığı düğüm noktalarından biri: norpetidin çizgisinden türeyen fenoperidin, aniden yoğun bakımın dili hâline gelen fentanil ve hemen ardından klinikte kullanılan ilk “potent” 4-aminopiperidinlerden piritramid, aynı araştırma programının ardışık meyveleri. Bu çizgide piritramid, Janssen’in tipik kimyasal estetiğini taşıyor: difenilpropil omurgası, piperidin üzerinden ikinci bir piperidine bağlanan karboksamid köprü ve μ-reseptöre tam agonist yaklaşımı. Kimyasal eskiz, 1960 tarihli Belçika patentinden 1963 tarihli ABD patentine; oradan da 1964 tarihli erken dönem tıbbi-kimya literatürüne sızarak standart reçetelere dönüşüyor.
Klinik sahne 1970’lerin başında açılıyor: İngiliz Anesteziyoloji camiası, postoperatif ağrıda piritramidin morfine karşı hız ve tolerabilite dengesini not düşüyor; Almanca konuşulan ülkelerde—özellikle Almanya ve Avusturya’da—hastane içi protokoller piritramidi IV bolus, aralıklı IM/SC ve hasta kontrollü analjezi (PCA) içinde güvenli bir “çalışma atı” gibi kullanmayı öğreniyor. “Dipidolor®” adıyla raflara giren ilaç, MOR aracılı analjeziye eşlik eden sedasyon ve antitussif etkiyi, daha düşük histamin salınımı eğilimi ve öngörülebilir başlangıç-süre profiliyle birleştiriyor; bu yüzden PACU’da (post-anestezi bakım ünitesi) hemşire gözlem formlarında solunum sayısı, sedasyon skoru ve SpO₂ değerleri piritramid satırının yanına işleniyor.
Piritramidin “karakter gelişimi” mu-reseptörün biyofiziğinde okunuyor: arka boynuzda presinaptik kalsiyum girişinin kısılması ve postsinaptik hiperpolarizasyon üzerinden çıkan ağrı sinyali zayıflıyor; PAG-RVM ekseninde inen inhibitör yollar kolaylaşıyor; beyin sapının öksürük merkezinde fren, solunum merkezinde ise CO₂ duyarlılığında azalma beliriyor. Yan masada farmakokinetik tablo açılıyor: yüksek lipofilisiteyle hızlı dağılım, karaciğerde esasen inaktif metabolitlere biyotransformasyon, eliminasyonda belirgin biliyer-intestinal yolak ve küçük renal pay; tek dozda “kısa-orta” etkiden, yineleyen dozlarda genişleyen dağılım hacmine uzanan bir eğri. Klinik anekdotlar bu tabloya tutarlı: IV uygulamada dakikalar içinde başlayan analjezi, morfine kıyasla benzer solunum depresyonu eşiği ama daha belirgin sedasyon; PCA’da küçük bolus-kilitlenme ayarlarıyla iyi konfor.
Keşif dosyasına döndüğümüzde, isimlerin netleştiği sayfayı görüyoruz: Piritramid, Janssen Pharmaceutica’nın 1960 tarihli Belçika başvurusu ile (BE 606850) başlayıp 1963’te ABD patentine (US 3,080,366) açılan bir zincirin ürünü; buluş sahibi olarak Paul A. J. Janssen imzası taşıyor. O yıllarda laboratuvar, “difeni(l)-propil + piperidin” motifini türevleyerek sadece piritramidi değil, aynı eponim sınıftaki kuzeni bezitramidi de klinik literatüre kazandırıyor; daha uzakta difenoksilat ailesi ve bir üst halka olarak fentanil şeridi görünür oluyor. Böylece piritramid, Avrupa-kıtasal pratikte yerleşik, Anglo-Amerikan sahnede ise daha az bilinen bir oyuncu kimliği kazanıyor.
Hastane koridorlarında geçen yıllar boyunca piritramid, iyi eğitilmiş ellerde güven veriyor; kötü kullanıldığında ise sınıfının tüm karanlık yanlarını açık ediyor. Uyuşukluk ve sersemlikten bulantı ve kusmaya; vazodilatasyona bağlı hipotansiyondan doz-bağımlı solunum depresyonuna kadar beklenen opioid yan etkileri, protokollerin kemiklerine kazınıyor. PONV profilaksisi için setronlar/droperidol/deksametazon kombinasyonları; bağırsak disfonksiyonu için laksatif profilaksisi ve gerekirse periferik μ-antagonistler; OIRD riskli popülasyonlarda yakın solunumsal monitörizasyon… Piritramid, “güçlü ama yönetilebilir” mottosunu, bu klinik koreografiyle sürdürüyor.
Güncel araştırma cephesinde öykü, iki büyük başlıkta ilerliyor. Birincisi, ERAS zihniyetinin gerektirdiği opioid tasarruflu çok bileşenli analjezi: piritramid; parasetamol, NSAİİ/COX-2 seçiciler, ketamin-düşük doz, deksmedetomidin ve rejyonal-lokal bloklarla birlikte, toplam opioid yükünü düşürmek için “bu orkestrada” yer alıyor. İkincisi, öngörülebilirlik: popülasyon farmakokinetik-farmakodinamik modelleme ile PCA’daki bolus büyüklüğü, kilitlenme süresi ve saatlik üst sınırın PONV, sedasyon ve OIRD ile ilişkisi sayılara dökülüyor; pediatrik ve neonatal hastalarda verinin seyrek olduğu bölgeler, yeni prospektif PK/PD çalışmalarına konu oluyor; erişkinde kronik dozlamada artan dağılım hacmi ve uzayan yarı ömür, “birikim yönetimi” tartışmasının nicel temelini güçlendiriyor. Piritramidin Anglo-Amerikan pazarda onaylı olmaması kimileri için görünürlüğünü azaltsa da, kıta Avrupası veri tabanları bu boşluğu klinik seri ve gözlemsel kayıtlarla dolduruyor.
Laboratuvardan sahaya akan bu güncel akış, son yıllarda farmakogenetik merakla da birleşiyor: μ-reseptör geninde yaygın varyantların (ör. OPRM1 A118G) opioid duyarlılığı ve yan etki eşiği üzerinde oynadığı rol, piritramid için de “hasta-özel titrasyon” umudunu besleyen genel çerçeveye eklemleniyor; klinik teknolojide ise sedasyon-solunum depresyonu riskine karşı gelişmiş kapnografi ve akıllı PCA cihazları, riskli hasta gruplarında uyarı eşiklerini daha incelikli ayarlamaya imkân veriyor. Piritramid özelinde “biased agonizm” (G-protein yanlı sinyal vs. β-arrestin) gibi moleküler nüansların translasyona yansıması henüz erken aşamada; ama multimodal strateji ve dikkatli titrasyonla risk-fayda dengesinin optimize edilebildiği pratiğe her yeni veri seti bir zımba daha atıyor.
Ve bugün, o üç cam ampulün karşısında durduğumuzda, hikâyenin bütün katmanları birlikte görünür oluyor: keşif laboratuvarında Paul Janssen’in kimyasal sezgisi; patent metinlerinde difenilpropil zincirin kıvrımları; ameliyathanede hızlı başlangıcın getirdiği klinik konfor; yoğun bakımın sükûnetinde monitörlerin mavi ışığı; kılavuzların “daha az opioid, daha çok akılcı kombinasyon” çağrısı. Piritramid—kısa, berrak, enjeksiyona hazır bir çözelti—tam da bu yüzden Avrupa’nın ağrı tıbbında kalın bir parantez açıyor: kuvvetli ama özen gerektiren, tanıdık ama titiz, hızlı ama kontrollü bir parantez.
Sinonim: 5-FU, 5-Fluoruracil.
Ticari Marka: Adrucil.
DNA eşlenmesi için gereken timidin nükleosidinin sentezini engeller.

Etki mekanizması:
Antimetabolit ve Pirimidin analoğu sayılır. Bir başka pirimidin bazı olan Urasil’e benzerliğinden dolayı, RNA’da onun yerine bağlanır. Bu sayede hücre için gerekli olan proteinlerin sentezi engellenir.

Kimyasal formül: (Z)-2-[4-(1,2-Diphenylbut-1-enyl)phenoxy]-N,N-dimethylethylamin
tamoksifen kelimesi trans-, oxy ve clomiphene kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Trans- ön eki, klomifenin trans izomeri olan ilacın kimyasal yapısını ifade eder. Oxy son eki moleküldeki oksijen atomunu ifade eder. İsmin klomifen kısmı, tamoksifenin başlangıçta kısırlığı tedavi etmek için kullanılan bir ilaç olan klomifenin potansiyel bir ikamesi olarak geliştirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Tamoksifen film kaplı tabletler (jenerik) şeklinde mevcuttur. 1962’de sentezlenmiş ve doğum kontrol hapı (“ertesi gün hapı”) olarak test edilmiş, ancak bu amaç için uygun bulunmamıştır. 1970’lerin başında ilk kez meme kanseri ilacı olarak kullanılmıştır. 1976 yılından beri ruhsatlıdır. Orijinal Nolvadex® artık satılmamaktadır.
Ticari isimleri: Ebefen®, Mandofen®, Nolvadex®
Öncül molekül olan Tamoxifen, östrojen reseptörlerine bağlanır.
Tamoksifen, öncelikle meme kanserini tedavi etmek ve önlemek için kullanılan bir ilaçtır. İşte daha ayrıntılı bir genel bakış:
Tamoksifen, seçici östrojen reseptör modülatörleri (SERM’ler) olarak bilinen bir ilaç sınıfının parçasıdır. Genellikle hem erkeklerde hem de kadınlarda östrojen reseptörü pozitif meme kanserini tedavi etmek için kullanılır. Meme kanseri gelişme riski yüksek olan kadınlarda önleyici bir tedavi olarak da kullanılabilir.
Tamoksifen, meme hücrelerindeki östrojen reseptörlerine bağlanarak çalışır ve böylece kanser hücrelerinin büyümesini teşvik edebilen bir hormon olan östrojenin etkilerini bloke eder.
Her ilaçta olduğu gibi, tamoksifenin de potansiyel yan etkileri vardır. Yaygın olanlar arasında sıcak basması, mide bulantısı, adet düzensizlikleri, vajinal akıntı veya kanama ve kilo kaybı yer alır. Daha az yaygın olmakla birlikte daha ciddi yan etkiler arasında görme değişiklikleri, olağandışı vajinal kanama ve göğüs ağrısı, nefes darlığı ve bir bacakta şişme veya sıcaklık gibi kan pıhtılaşması belirtileri yer alır.
Uzun süreli tamoksifen kullanımı endometriyal ve uterin kanserler, katarakt ve diğer sağlık sorunları riskinde artış ile ilişkilendirilmiştir. Tamoksifen kullanan bireylerin sağlık hizmeti sağlayıcıları ile düzenli takipler yapmaları ve olağandışı semptomları derhal bildirmeleri önemlidir.
Tamoksifen doğmamış bir bebeğe zarar verebilir. Tedavi sırasında ve tamoksifen kesildikten sonraki birkaç ay boyunca etkili doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması gereklidir.
Her zaman olduğu gibi, tamoksifen almanın yararları ve riskleri bir sağlık hizmeti sağlayıcısı ile görüşülmelidir.
Tamoksifen ilk olarak 1962 yılında İngiliz ilaç şirketi Imperial Chemical Industries’deki (ICI) bilim insanları tarafından sentezlenmiştir. İlaç başlangıçta potansiyel bir ertesi gün doğum kontrol hapı olarak geliştirildi, ancak hayvanlarda anti-östrojenik etkilere sahip olduğu bulundu. 1971 yılında tamoksifen, meme kanseri tedavisi için ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmıştır.
Tamoksifen seçici bir östrojen reseptör modülatörüdür (SERM), yani hem östrojenik hem de anti-östrojenik etkileri vardır. Tamoksifen vücuttaki östrojen reseptörlerine bağlanarak çalışır. Tamoksifen meme dokusundaki östrojen reseptörlerine bağlandığında, östrojenin etkilerini bloke eder ve bu da meme kanseri hücrelerinin büyümesini önlemeye yardımcı olabilir.
Tamoksifen meme kanseri tedavisi için güvenli ve etkili bir ilaçtır. Genellikle günde bir kez hap olarak verilir. Tamoksifenin sıcak basması, vajinal kuruluk ve ruh hali değişiklikleri gibi bazı yan etkileri olabilir. Ancak bu yan etkiler genellikle hafiftir ve birkaç hafta sonra geçer.
Tamoksifenin, hastalık teşhisi konmuş kadınlarda meme kanseri nüks riskini önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir. Tamoksifen ayrıca hastalık için yüksek risk altında olan kadınlarda meme kanserini önlemek için de kullanılır.
Tamoksifen milyonlarca kadının hayatını kurtaran çığır açıcı bir ilaçtır. Bilimin gücünün ve araştırmanın öneminin bir kanıtıdır.
İlaç, anksiyolitik özellikleri için kullanılan bir benzodiazepin olan Medazepam ve bulantı, kusma ve hareket hastalığını tedavi etmek için kullanılan bir antikolinerjik ajan olan Scopolamine butylbromide içerir.
10 mg hiyosin-N-bütil bromür (bir antispazmodik) ve 10 mg medazepam (anksiyolitik ve kas gevşetici özelliklere sahip bir benzodiazepin türevi) içeren bir kombinasyon ürünüdür.
Kişiselleştirilmiş tavsiyeler almak ve yan etkileri bildirmek için her zaman bir sağlık uzmanına danışın. Bu kombinasyon belirli durumlar için yararlı olabilir, ancak ikili mekanizması ve ciddi yan etki potansiyeli nedeniyle dikkatli izleme gerektirir.
Lisans sahibini Levent, İstanbul’daki Actavis Pharmaceuticals Inc. ve üretim sahasını Gebze, Kocaeli’ndeki Bilim Pharmaceuticalsbelirtildi. Actavis’in şu anda Teva tarafından satın alınan ve Türkiye’de varlığı bulunan küresel bir ilaç şirkettir. Türk bir şirket olan Bilim Pharmaceuticals, ilaç üretimi ve pazarlamasıyla tanınıyor ve Türkiye pazarında en üst sıralarda yer alıyor. Hipotez, Actavis’in (veya Teva’nın) sağlanan roller göz önüne alındığında, Bilim ile belirli ürünleri üretmek için bir lisans anlaşmasına sahip olmasıydı.
Daha önce Watson Pharmaceuticals ve Actavis plc olarak bilinen Actavis Pharmaceuticals, çeşitli kaynaklarda belirtildiği gibi 2016 yılında Teva tarafından satın alındı.
Actavis’in ürün portföyü, CNS ve gastroenteroloji gibi terapötik alanlara odaklanan Botoks ve jenerikler gibi markalı ilaçları içerir. Küresel varlıkları ve Teva tarafından satın alınmaları göz önüne alındığında, potansiyel olarak Türkiye de dahil olmak üzere çeşitli yerlerde üretilen ürünler için lisanslara sahip olmaları muhtemeldir.
1953 yılında kurulan Bilim İlaç, Bilim İlaç Web Sitesi tarafından doğrulandığı üzere, Gebze, Kocaeli’de üretim tesisleri bulunan %100 Türk sermayeli bir ilaç üretim ve pazarlama şirketidir. İngiliz Sağlık Bakanlığı (MHRA) tarafından onaylanan Gebze tesisleri, önemli üretim kapasitesini destekleyen kapalı alanıyla Türkiye ve Avrupa’nın en büyük ilaç üretim tesislerinden biridir. Yaklaşık 200’ü aktif olarak piyasada olmak üzere 480 lisanslı ilaca sahiptirler ve 50 ülkeye ihracat yaparak sağlam bir üretim operasyonuna işaret etmektedirler.
Bilim’in faaliyetleri, büyük tesisleri ve uluslararası standartlarıyla ima edildiği gibi sözleşmeli üretimi içerir, ancak belirli ortaklıklar kamu kaynaklarında ayrıntılı olarak açıklanmamıştır. 4.500 m²’lik bir laboratuvar alanına sahip Ar-Ge merkezleri, patent bekleyen ilaçların jenerik versiyonlarını geliştirmektedir ve bu da Actavis gibi uluslararası şirketler için lisans altında üretim yapabileceklerini göstermektedir.
Bilim’in Actavis (şimdiki adıyla Teva) ile bir lisans veya sözleşmeli üretim anlaşması kapsamında ürün üretmesi muhtemeldir. Jenerik ilaçlarda küresel bir lider olan Teva’nın dünya çapında üretim tesisleri vardır, ancak özellikle Türkiye gibi bölgelerde maliyet ve düzenleyici avantajlar için sözleşmeli üreticileri de kullanır.
Bilim’in Actavis tarafından Türkiye veya bölgesel pazar için lisanslanan jenerik veya markalı ürünler üretmesi olasıdır. Bu, Küresel Sözleşmeli Üretim Şirketleri: İlaç ve Biyoteknoloji‘de belirtildiği gibi, ilaç endüstrisinin üretimi dış kaynak kullanımına yönelik eğilimiyle desteklenmektedir; burada Teva gibi şirketler genellikle üretim için yerel üreticilerle ortaklık yapmaktadır.
Sinonim: pharmacon.
Ana Hint-Avrupa’daki *bʰer-(“kesmek, delip geçmek, kazımak”; Şifalı bir bitkinin yaprağının kesilmesi veya kökünün toprak kazılarak alınmasını ifade eder)’dan sırasıyla türeyen φάρυγξ (phárunx, “boğaz”) ve φαρόω (pharóō, “sabanla sürmek”)’un kökü olan φαρ-, φάρμακον (phármakon)’nın da köküdür. Anlamları:

Sinonim: Mydriaticum, Mydriatikum,
(Çoğulu; Midriyatika, Mydriatica, Mydriatika)
Göz bebeğinin genişleyip büyümesini sağlayan maddeye denir.