Öksürük

Eski Türkçede öskür “öksürmek” fiilinden evrilmiştir. 

Öksürük, havanın akciğerlerden spazmodik (spazmı andıran) bir şekilde çıkmasıdır. Üst solunum yollarının irritasyonu(tahriş) veya enflamasyonu sonucu olabileceği gibi, alt solunum yolları ile ilgili de olabilir (derin öksürük).(bkz; tusis)

Kronik öksürüğe en çok neden olan üç etmen reflü, astım ve post-nazal akıntıdır.

Öksürük Çeşitleri;

  • Pharyngeal öksürük;  Farenjit, sinirsel temelli
  • Havlayarak öksürük;  Epiglottis, gırtlak katılımı ile.
  • Paroxysmal öksürük ; Pertussis
  • Geceleyin öksürme; Sol kalp yetmezliği,
  • Sabahleyin öksürme; Bronşiyal ektaz, kronik bronşit
  • postprandial öksürük;  Hiatus herni, yemek borusu divertikeli

Süreye göre öksürük tipleri

Akut öksürük;

  • 3 haftadan kısa sürer.
  • En sık görülen sebebleri;
  1. Virale Rinosinüzit
  2. Rhinorö
  3. Postnasal Drip (Fazla üretilen mukusun yavaşca burundan arkadan, boyuna doğru damlaması.)
  4. öksürme tiplerinin %83’ü akuttur.

Çok fazla öksürüğün genellikle tetikleyicileri soğuk algınlığı veya bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Akut öksürük ayrıca alerjiden, pulmoner emboliden, yabancı bir cismin yutulmasından veya solunmasından da kaynaklanabilir. Ancak duman inhalasyonu da tetikleyici olabilir.

Alerjik öksürükte çeşitli nedenlerle tetiklenebilir. Alerjik öksürüğe genellikle evcil hayvan kepeği, toz akarları veya polen alerjisi neden olur.

Subakut öksürük;

  • 3 ila 8 hafta arası sürer.
  • Postinfektöz öksürük;
  1. akut infeksiyondan sonra,
  2. Postnasal Drip
  • Bakteriyel Sinüzit; Mukoza tabakası kalınlığı 5 mm’den fazla olur.
  • Astım; Spastik nefes alım.

Kronik öksürük;

  • 8 haftadan fazla sürer.

Yetişkinlerde kronik öksürüğün yaygın nedenleri şunlardır: kronik bronşit (sigara içmenin bir sonucu olarak) bronşiyal astım. Asitli mide içeriğinin yemek borusuna geri akışı (gastroözofageal reflü)

Öksürük eğer uzun süredir geçmiyorsa, sıklıkla tekrarlanan solunum yolu enfeksiyonlarıdır (dairesel enfeksiyonlar olarak adlandırılır). Öksürük 3 aydan uzun sürerse, örneğin sigara içen birinin öksürüğü veya KOAH veya astım olup olmadığı netleştirilmelidir.

Balgama göre öksürük:

  1. Balgamsız veya kuru öksürük; Kuru öksürük genellikle soğuk algınlığı veya akut bronşitin başlangıcında ortaya çıkar ve yaklaşık iki ila üç gün sürer. Nedeni solunum yollarında bir iltihaplanmadır. Larinks, alt farinks ve bronşlardaki öksürük reseptörlerinin tahriş olmasına neden olur.
    1. Kuru öksürüğün kaynağı olarak alt solunum yoluna giren yabancı cisimlerin gırtlak (larenjit), soluk borusu (trakeit) veya bronşiyal mukoza (bronşit) iltihabı. Sigara dumanı, gaz, toz veya kimyasallar gibi kirleticilerden kaynaklanan tahriş gıcık şeklinde öksürük neden olur.
    2. Akut bronşitin ana semptomu, genellikle boğaz ağrısı, burun akıntısı ve yorgunluk gibi soğuk algınlığı semptomlarının eşlik ettiği öksürüktür. Öksürük genellikle ilk başta kurudur ve göğüs kemiğinin arkasında ağrır. Hastalık ilerledikçe, etkilenenler viskoz mukustan öksürürler. Öksürürken ciğerleri ağrıtıyor hissi verebilir.
  2. Balgamlı: mukuslu, mukus ve irinli, kanlı(hemoptysis)

Muayene;

Tedavi

Evde

Çok öksürüğe iyi gelen evde yapılabilecekler;

  • Limon suyuna batırılmış bir havluyla göğüs sarın.
  • Ballı ılık süt, alternatif olarak soğan suyu veya rendelenmiş yaban turpu.
  • Ayakları sıcak tutun, soğuk ayaklar öksürüğü kötüleştirir.
  • Tuzlu su solüsyonu ile gargara yaparak veya soluyarak mukoza zarlarını nemlendirin (litre suya 1 tatlı kaşığı tuz).

Gıcık şeklinde öksürük, kuru öksürük için en iyi ev ilacı, bol sıvı tüketmek;

  • İçeriğindeki uçucu yağlarla mukoza zarını koruyan su veya ada çayı içmek mantıklıdır.
  • Adaçayı çayının yanı sıra kekik ve çuhaçiçeği gibi diğer şifalı bitkilerle birlikte öksürük çayları da yardımcı olur. Bunlar mukusu gevşetir ve öksürmeyi kolaylaştırır.

Bir kişinin öksürük krizini başladığında durdurmak için deneyebileceği birkaç yöntem vardır:

  • bol su içmek
  • bal ile sıcak su yudumlamak
  • reçetesiz öksürük ilaçları almak
  • buharla duş almak
  • evde nemlendirici kullanmak

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Plörit

Akciğer zarının iltihaplanmasına denir. (Bkz; Plörit)

  • Plörezi, akciğerleri kaplayan ince zar olan plevranın iltihaplanmasıdır.
  • Genellikle viral veya bakteriyel bir solunum yolu enfeksiyonu sonucunda gelişir ve öksürürken, gülerken ve hapşırırken kötüleşen, rahatsız edici ve bıçak saplanır gibi ağrılara neden olur.
  • Ciddi ve hayatı tehdit eden tetikleyicilerden de kaynaklanabildiği için hastalığın bir doktor tarafından teşhis edilmesi gerekir.
  • Tedavi için non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) gibi ağrı kesiciler kullanılır.

Semptomlar

Plörezi ile ilişkili semptomlar şunları içerir:

  • Göğüs bölgesinde derin nefes alma, öksürme, gülme, hareket etme, konuşma ve hapşırma ile kötüleşen keskin ve bıçak saplanır tarzda ağrı. Omuzlara da yayılabilirler. Hastalar acı içinde iki büklüm olurlar.
  • Hızlı ve sığ nefes alıp verme ile seyreden solunum bozuklukları.
  • Öksürük, yorgunluk, hasta hissetme ve ateş gibi eşlik eden semptomlar
  • Olası komplikasyonlar arasında plevral efüzyon, irin toplanması, atelektazi (kısmi akciğer çökmesi), pnömotoraks ve kan zehirlenmesi yer alır.

Viral ve bakteriyel plörezi genellikle birkaç gün içinde gelişir. Ani bir başlangıç, hayatı tehdit eden pulmoner emboli gibi ciddi bir nedene bağlı olabilir.

Nedenleri

Plörezi, akciğer zarının iltihaplanmasıdır. Bu, akciğerin dışını ve göğsün içini kaplayan iki ince zardır. Visseral tabaka içe, parietal tabaka ise dışa bakar. Bunların arasında az miktarda seröz sıvı içeren plevral boşluk bulunur.

Plörezinin en yaygın nedenleri arasında viral veya bakteriyel solunum yolu enfeksiyonu yer alır.

Kanser, akciğer kanseri, otoimmün hastalıklar (lupus eritematozus, romatoid artrit), tüberküloz, mantar enfeksiyonları ve pulmoner emboli gibi ciddi hastalıkların yanı sıra ameliyat, ilaçlar ve travma da plöreziye neden olabilir.

Plörezinin kendisi bulaşıcı değildir, ancak bulaşıcı hastalıklara neden olan patojenler bulaşabilir.

Teşhis

Teşhis doktor tarafından hastanın öyküsü, fizik muayene, oskültasyon, semptomlar, laboratuvar yöntemleri, biyopsi, EKG ve görüntüleme tekniklerine (röntgen, ultrason, BT) dayanarak yapılır.

Göğüs ağrısı spesifik olmayan bir semptom olduğundan, kalp krizi gibi kalp hastalıkları gibi diğer ve tehlikeli nedenler ekarte edilmelidir. Plörezi potansiyel olarak yaşamı tehdit eder ve bir doktor tarafından tedavi edilmelidir.

Tedavi

Tıbbi olmayan tedavi

  • Örneğin sıcak su şişesi ile sıcaklık uygulayın.
  • Ağrılı tarafınızın üzerine yatın.
  • Evde kalın.
  • Rahatlayın, rahat bir pozisyon bulun.
  • Sigara içmeyin.
  • Uçucu yağlarla şifalı bir banyo yapın.
  • Plevradaki sıvıyı boşaltın (göğüs drenajı).
  • Viral plörezi genellikle kendiliğinden geçer. Diğer nedenler için özel tedavi gerekebilir.

İlaç tedavisi

Ağrının semptomatik tedavisi için ibuprofen ve diğer NSAİİ’ler, metamizol ve parasetamol gibi çeşitli ağrı kesiciler kullanılır. Kararlı durumda yeterli plazma konsantrasyonlarına ulaşmak için düzenli olarak uygulanmalıdırlar. Opioidlerin solunumu bozabileceği unutulmamalıdır.

Dekstrometorfan, butamirat ve kodein gibi öksürük kesiciler ağrıyı şiddetlendiren tahriş edici öksürüğü hafifletir ve balgam söktürücüler mukusu sıvılaştırır.

Bakteriyel bir enfeksiyon durumunda, bakterileri öldürmek veya büyümelerini engellemek için antibiyotikler verilir.

Nedene bağlı olarak, örneğin glukokortikoidler gibi immünosupresanlar gibi spesifik ilaçlar kullanılır.

Diğer tedavi seçenekleri:

  • İnhalasyonlar, örneğin beta2-sempatomimetikler, inhale glukokortikoidler.
  • Ovmalar, kremler, merhemler
  • Bitkisel ilaçlar, uçucu yağlar

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Vücut pletismografisi

  • (bkz; vücut)
  • Yunanca “plethysmos” (artmak, genişlemek, dolmak) ve “graphein” (yazmak) kelimelerinden —> Pletismograf, bir organın veya tüm vücudun hacmindeki değişiklikleri ölçmeye yarayan bir alettir (genellikle içerdiği kan veya hava miktarındaki dalgalanmalardan kaynaklanır).

Pulmonolojide, akciğer ve nefes parametrelerini ölçmek için kullanılan tekniktir.

Pletismografi ne için kullanılır?

Pletismografi vücudun farklı bölgelerindeki hacim değişikliklerini ölçmek için kullanılır. Test, kollarda ve bacaklarda kan pıhtısı olup olmadığını kontrol etmek için yapılabilir

Pletismografi vücut kutusu nedir?

Vücut Kutusu Pletismograf Testi nedir? Vücut Pletismografisi, akciğerlerinizin ne kadar iyi çalıştığını görmek için yapılan bir akciğer fonksiyon testidir. Test, derin bir nefes aldıktan sonra akciğerlerinizin ne kadar hava tutabildiğini ve mümkün olduğunca çok nefes verdikten sonra akciğerlerinizde ne kadar hava kaldığını gösterir.

Vücut pletismografisi FRC’yi nasıl ölçer?

A: Fonksiyonel rezidüel kapasite (FRC) deklanşörün kapanması sırasında ölçülür. Denek daha sonra TLC’ye vital kapasite (VC) nefesi almadan önce RV’ye nefes verir. B: FRC, deklanşörün kapatılması sırasında ölçülür. Denek daha sonra RV’ye bir VC nefesi vermeden önce TLC’ye bir inspiratuar kapasite (IC) nefesi alır.

TGV nasıl ölçülür?

Akciğer hacimleri bir pletismografta ölçüldüğünde, gerçek ölçüm Torasik Gaz Hacmi (TGV) olarak adlandırılır. Bu, deklanşör kapandığında ve denek nefes alma manevrası yaptığında akciğerdeki hava hacmidir.

Vücut pletismografisi rezidüel hacmi nasıl ölçer?

Vücut Pletismografisi

Testi yapmak için hasta kapalı bir odaya yerleştirilir ve basınç ve hacimdeki değişiklikleri ölçebilen bir spirometre aracılığıyla nefes alır. Bir süre gelgitli solunumdan sonra, spirometre ekspirasyon sonunda kapatılır ve hasta buna karşı nefes alır.

Farklı vücut pletismografisi türleri nelerdir?

Üç tür pletismograf vardır: basınç, hacim ve basınç-hacim.

Normal Pletismogram nedir?

Ekstremite Pletismografisi

Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü’ne göre normal bir ABI 0,90 ile 1,30 arasındadır. ABI değeriniz bu aralığın dışındaysa, dar veya tıkalı bir arteriniz olabilir. Doktorunuz sorunun tam niteliğini belirlemek için ek testler isteyebilir.

Normal nabız hızı nedir?

Nabız hızı

Normal bir yetişkin için ve normal koşullar altında kalp atış hızı dakikada 60 ila 100 atım (bpm) arasında değişir. İyi antrenmanlı sporcularda kalp atış hızı 40bpm’ye kadar düşebilir. Taşikardi, kalbin 100 bpm’den fazla atmasına neden olan bir kalp rahatsızlığıdır.

Body box neyi ölçer?

Body box PFT’ye genel bir bakış

Spirometri, akciğer fonksiyonunun ölçülmesinde kritik bir amaca hizmet eder (solunan veya dışarı verilen hacimle ilgili olarak). Ancak, toplam akciğer kapasitesini (TLC) veya fonksiyonel rezidüel hacmi (FRC) ölçemez.

Nabız pletismografı neyi ölçer?

Pletismograf, bir organın veya tüm vücudun hacmindeki değişiklikleri (genellikle içerdiği kan veya hava miktarındaki dalgalanmalardan kaynaklanan) ölçmeye yarayan bir alettir.

Parmak pletismografisi nasıl çalışır?

Vücutta yayılan kardiyo-vasküler nabız dalgasını tespit etmek için bir ışık kaynağı ve bir dedektör içeren bir prob kullanır. PPG sinyali, kalpten parmak uçlarına ve ayak parmaklarına kadar kan damarları boyunca dalga benzeri bir hareketle giden damardaki kan hareketini yansıtır [ Şekilde gösterildiği gibi.

Pletismografi ne kadar sürer?

Bu testte çok fazla rahatsızlık hissetmemelisiniz. Sadece kan basıncı manşetinin basıncını hissetmelisiniz. Testin gerçekleştirilmesi genellikle 20 ila 30 dakikadan az sürer.

Akciğer hacim pletismografisi nedir?

Akciğer pletismografisi, akciğerlerinizde ne kadar hava tutabildiğinizi ölçmek için kullanılan bir testtir.

Click here to display content from YouTube.
Learn more in YouTube’s privacy policy.

Spirometri

Genellikle spirografi olarak adlandırılan spirometri, solunum sağlığının değerlendirilmesinde temel taş görevi görür. Bu solunum fonksiyon testi (SFT), akciğer fonksiyonunun önemli yönlerini, özellikle de solunabilen ve solunabilen havanın hacmini ve akışını ölçer. Bu makalede spirometrinin inceliklerini, teşhis edebileceği koşulları ve testi gerçekleştirmek için kullanılan cihazı inceleyeceğiz.

‘Spirometri’ terimi, Yunanca nefes anlamına gelen “spiro” ve ölçme eylemi anlamına gelen “metri” kelimelerinden gelmektedir. Spirometri, özünde solunumun mekaniğini, özellikle de nefes alma (nefes alma) ve ekspirasyon (nefes verme) tarafından oluşturulan hava hacmini ve ventilasyon çıkışını ölçer.

Spirometre Cihazı
Test, spirometre adı verilen özel bir cihaz kullanılarak gerçekleştirilir. Ölçümleri kaydeden bir makineye bağlı bir ağızlıktan oluşur. Test sırasında derin bir nefes almanız ve ardından ağızlığa kuvvetli bir şekilde nefes vermeniz istenir. Spirometre daha sonra verileri yakalayarak Zorunlu Yaşam Kapasitesi (FVC) ve Zorunlu Ekspirasyon Hacmi (FEV) gibi temel ölçümleri sunar.

Spirometriyle Teşhis Edilen Hastalıklar

  • Astım: Solunum yollarının iltihaplanmasıyla karakterize kronik bir durum olan astım, hırıltıya, öksürüğe ve nefes almada zorluğa neden olabilir. Spirometri, hava yolu tıkanıklığının miktarını ölçerek astımın tanı ve tedavisine yardımcı olur.
  • Kistik Fibrozis: Bu, vücuttaki birden fazla sistemi etkileyen ancak akciğerleri belirgin şekilde etkileyen genetik bir hastalıktır. Spirometri testleri, kistik fibroz hastalarında akciğer fonksiyon bozukluğunun derecesini değerlendirebilir.
  • Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH): Bu terim, akciğer fonksiyonunu ciddi şekilde engelleyebilen kronik bronşit ve amfizem gibi durumları kapsar. Spirometri, KOAH tanısı koymak, tedavi stratejilerini yönlendirmek ve hastalığın ilerlemesini izlemek için önemli bir araç görevi görür.

Temel Parametreler

  • Zorunlu Yaşam Kapasitesi (FVC)
    FVC, maksimum nefes alma sonrasında kuvvetli bir şekilde dışarı verilebilen toplam hava hacmini ölçer. Azalan FVC değerleri, pulmoner fibrozis gibi kısıtlayıcı akciğer hastalıklarının göstergesi olabilir veya diğer göstergelerle eşleştirildiğinde obstrüktif koşulların sinyalini verebilir.
  • Zorunlu Ekspirasyon Hacmi (FEV1)
    FEV1, derin bir nefes alındıktan sonraki ilk saniyede kuvvetli bir şekilde dışarı verilebilen hava hacmini ölçer. Genellikle astım ve KOAH gibi obstrüktif akciğer hastalıklarının güçlü bir göstergesidir.
  • FEV1/FVC Oranı
    FEV1/FVC oranı, kişinin zorunlu nefes verme süresinin ilk saniyesinde sona erebileceği hayati kapasitenin oranını belirlemek için hesaplanır. Oranın azalması obstrüktif akciğer hastalığını gösterir.
  • Tepe Ekspirasyon Akışı (PEF)
    PEF, havanın akciğerlerden dışarı atılabileceği maksimum hızı ölçer. Gün içinde dalgalanabilir ve astım şiddetinin izlenmesinde faydalı olabilir.
  • Gelgit Hacmi (TV)
    • Gelgit hacmi, normal bir nefes sırasında alınan veya verilen hava miktarını ölçer. Standart spirometride doğrudan ölçülmese de akciğer fonksiyon değerlendirmesinde önemli bir kavramdır.
  • Ekspirasyon Yedek Hacmi (ERV)
    • ERV, normal nefes verme sonrasında akciğerlerden atılabilen ilave hava miktarıdır. Azalan ERV, kısıtlayıcı veya obstrüktif solunum bozukluklarını gösterebilir.
  • İnspiratuar Yedek Hacmi (IRV)
    • IRV, normal bir nefes almanın üzerinde ve üzerinde solunabilen ekstra hava hacmidir. Bu ölçüm kısıtlayıcı akciğer hastalıklarının değerlendirilmesinde yararlı olabilir.

Spirometri testinde bu temel parametrelerin anlaşılması, akciğer fonksiyonunun kapsamlı bir değerlendirmesine olanak sağlar. Sağlık hizmeti sağlayıcıları bu değişkenleri değerlendirerek çeşitli solunum koşullarını etkili bir şekilde teşhis edebilir, yönetebilir ve izleyebilir.

Tarih

Spirometri, akciğerlerden solunabilen ve solunabilen havanın hacmini ve akışını ölçen bir akciğer fonksiyon testidir. Bir doktorun muayenehanesinde veya başka bir sağlık hizmeti ortamında yapılabilecek basit, invazif olmayan bir testtir.

Spirometrinin tarihi eski Yunanlılara kadar uzanmaktadır. Tıbbın babası Hipokrat M.Ö. 5. yüzyılda akciğer fonksiyonlarını ölçen basit bir test tanımlamıştı. Test, hastanın bir su tüpüne üflenmesini içeriyordu. Hasta baloncuk üfleyebiliyorsa bu, akciğer fonksiyonlarının iyi olduğunun bir işaretiydi.

  1. yüzyılda İngiliz doktor John Evelyn, akciğerlerden dışarı verilen havanın hacmini ölçen bir cihaz olan spirometreyi icat etti. Spirometre bugün hala akciğer hastalıklarını teşhis etmek ve izlemek için kullanılmaktadır.

19. ve 20. yüzyıllarda spirometri daha karmaşık hale geldi. Hava akışı hızı ve akciğer zarı boyunca oksijenin difüzyonu gibi akciğer fonksiyonunun diğer yönlerini ölçmek için yeni testler geliştirildi.

    1960’lar: Spirometri klinik uygulamada yaygın olarak kullanılmaya başlandı.
    1980’ler: Standartlaştırılmış spirometri kılavuzları geliştirildi.
    1990’lardan günümüze: Spirometri, testi daha doğru ve erişilebilir kılmak için yeni teknolojilerin geliştirilmesiyle geliştirilmeye ve geliştirilmeye devam ediyor.

    Spirometri akciğer hastalıklarının teşhis ve tedavisinde önemli bir araçtır. Akciğerlerin sağlığı hakkında değerli bilgiler sağlayabilen güvenli ve ağrısız bir testtir.

    Kaynak:

    1. Miller, M. R., Hankinson, J., Brusasco, V., Burgos, F., Casaburi, R., Coates, A., … & Crapo, R. (2005). “Standardisation of spirometry,” European Respiratory Journal, 26(2), 319-338.
    2. Pellegrino, R., Viegi, G., Brusasco, V., Crapo, R. O., Burgos, F., Casaburi, R., … & van der Grinten, C. P. (2005). “Interpretative strategies for lung function tests,” European Respiratory Journal, 26(5), 948-968.
    3. Graham, B. L., Brusasco, V., Burgos, F., Cooper, B. G., Jensen, R., Kendrick, A., … & Thompson, B. (2019). “2017 ERS/ATS standards for single-breath carbon monoxide uptake in the lung,” European Respiratory Journal, 53(1).
    4. Carmody, T. P., Duncan, C., Simon, J. A., Solkowitz, S., Huggins, J., Lee, S., & Delucchi, K. (2008). “Hypnosis for smoking cessation: a randomized trial,” Nicotine & Tobacco Research, 10(5), 811-818.
    5. Elkins, G. R., Rajab, M. H. (2004). “Clinical hypnosis for smoking cessation: preliminary results of a three-session intervention,” International Journal of Clinical and Experimental Hypnosis, 52(1), 73-81.
    6. Miller, M. R., Hankinson, J., Brusasco, V., Burgos, F., Casaburi, R., Coates, A., … & Crapo, R. (2005). “Standardisation of spirometry,” European Respiratory Journal, 26(2), 319-338.
    7. Quanjer, P. H., Tammeling, G. J., Cotes, J. E., Pedersen, O. F., Peslin, R., & Yernault, J. C. (1993). “Lung volumes and forced ventilatory flows,” The European Respiratory Journal, 6, 5-40.

    Click here to display content from YouTube.
    Learn more in YouTube’s privacy policy.

    Kronik obstrüktif akciğer hastalığı

    1 | ICD-10 Kodları

    • J44.0 Akut alt solunum yolu enfeksiyonlu KOAH
    • J44.1 Akut alevlenme ile birlikte KOAH, tanımlanmamış
    • J44.8 Diğer tanımlanmış KOAH
    • J44.9 KOAH, tanımlanmamış

    2 | Tanım

    Kronik bronşitle amfizemin patolojik birlikteliği sonucu geri dönüşsüz hava akımı kısıtlanmasına yol açan, progresif, sistemik etkileri de olan kronik bir inflamatuar akciğer hastalığıdır. Tipik yakınmalar kronik balgamlı öksürük, dispne ve egzersiz intoleransıdır.

    3 | Epidemiyoloji (Almanya, 2015)

    • Yatarak tedavi edilen KOAH olgusu: 241 742
    • Ortalama yaş: 70,5 yıl
    • Ölüm sayısı: 31 073 (6’ncı en sık ölüm nedeni)

    4 | Etiyoloji & Risk Faktörleri

    • Tütün dumanı ≈ %90
    • Hava kirliliği (ince toz, SO₂, NOₓ)
    • Mesleki maruziyet (organik-inorganik toz, gaz, çözücü buharı)
    • Tekrarlayan çocukluk İYE
    • Genetik yatkınlık (örn. α-1 antitripsin eksikliği)

    5 | Patoloji

    • Bronş/bronşiyol duvarında kronik inflamasyon
    • Bazal membran kalınlaşması
    • Goblet hücre hiperplazisi + mukus artışı
    • Alveolar septa yıkımı → amfizem boşlukları
    • Pigmente makrofaj birikimi (antrakozis)

    6 | Semptomlar ve Klinik Değerlendirme

    • Kronik öksürük ± balgam (beyaz → viral, sarı/yeşil → bakteriyel)
    • Efor dispnesi, göğüste sıkışma
    • CAT (0-40) ve mMRC (0-4) skorlamalarıyla semptom yükü
    • Son evrede “barel göğüs”, hiperinflasyon, amfizem bulguları

    7 | Tanı Yaklaşımı

    YöntemBulgular / Amaç
    SpirometriPost-BD FEV₁/FVC < 0,70 → tanısal
    Kan gazı (BGA)Kronik/akut hiperkapni, asit-baz durumu
    Göğüs radyografisi / BTPnömoni, pnömotoraks dışlama, amfizem
    Balgam kültürü & mikrobiyolojiAlevlenmede patojen belirleme
    Kan sayımı & CRPEnflamasyon, poliglobüli
    PFT (DLCO, RV, TLC)Hiperinflasyon, diffüzyon kusuru

    8 | Sınıflandırma

    a. Hava akımı kısıtlanması (GOLD derecesi)

    • GOLD 1 ≥ %80
    • GOLD 2 50–79 %
    • GOLD 3 30–49 %
    • GOLD 4 < %30 (FEV₁, post-BD)

    b. Semptom/alevlenme matrisi (ABCD/2023 E-REFORM)

    • A Düşük semptom & düşük risk
    • B Yüksek semptom & düşük risk
    • C Düşük semptom & yüksek risk
    • D Yüksek semptom & yüksek risk

    9 | Ayırıcı Tanı

    Bronşiyal astım, bronşektazi, kistik fibroz, sarkoidoz, bronşiolit obliterans.

    10 | Uzun Süreli Tedavi Stratejisi

    HedefMüdahaleler
    Risk azaltmaSİGARA BIRAKMA, grip & pnömokok aşısı
    İlaçBronkodilatörler:  • SABA/SAMA (gerektiğinde) • LABA veya LAMA (1’inci basamak) • LABA + LAMA (semptom yüksek) • LABA + ICS (eoz ≥ 300/mm³ veya ≥2 alevlenme/yr) • LABA + LAMA + ICS (ileri) • PDE-4 inh. (roflumilast) – kronik bronşit + FEV₁ < %50 • Teofilin (3’üncü seçenek)
    Spesifik biyolojikDupilumab (IL-4Rα); eoz ≥ 300/mm³, T2-yüksek fenotip
    Non-farmakolojikPulmoner rehabilitasyon, direnç-egzersiz, hasta eğitimi, uzun süreli O₂ (PaO₂ ≤ 55 mmHg veya SaO₂ ≤ %88), ev mekanik ventilasyonu
    Cerrahi/EndoskopikBulektomi, LVRS, endobronşiyal valf (heterojen amfizem & CV–), akciğer transplantasyonu (FEV₁ < %20 veya BODE ≥ 7)

    11 | Akut Alevlenme Yönetimi

    a. Farmakolojik

    • Sistemik kortikosteroid: Prednizon 40 mg p.o. × 5 gün
    • Bronkodilatör nebül: Berodual®, Combivent® (SABA + SAMA)
    • Antibiyotik (süpüratif balgam ± CRP↑):
      • Sefazolin 2 g i.v. 8-12 s
      • Piperasilin/Tazobaktam 4,5 g i.v. 8-12 s
    • İntravenöz kortikosteroid: Deksametazon 25-50 mg (Solu-Dac®)
    • İnhale mukolitik/serum fizyolojik nebul: NaCl %0,9

    b. Solunum desteği

    • NIV başlama eşiği: pH 7,30–7,35 & PaCO₂ > 45 mmHg (Yoğun bakım dışı)
    • pH < 7,25 → Yoğun bakım değerlendirmesi/intübasyon olasılığı

    12 | İleri Tedaviler

    YöntemUygun Hasta ProfiliKlinik Kazanç
    Endobronşiyal Valf (Zephyr®, Spiration®)Tek lob‐dominant heterojen amfizem, Chartis® ile CV(–)FEV₁ +%20, 6-DKY +35 m, SGRQ –7
    DupilumabEoz ≥ 300/mm³, T2-yüksek KOAHAlevlenme –%30, FEV₁ +160 mL
    Akciğer TransplantasyonuFEV₁ < %20, BODE ≥ 7, ≥3 ağır alevlenme/yılYaşam süresi & QoL artışı


    Keşif

    Erken Keşifler:

    • 1814: Charles Badham, günümüzde KOAH’ın erken bir belirtisi olarak kabul edilen bronşiti tanımlamak için “nezle” terimini kullandı.
    • 1837: René Laennec, stetoskopla yaptığı çalışmalarla KOAH’ın önemli bir bileşeni olan amfizemin ilk net tanımlarını yaptı.

    20. Yüzyıl Gelişmeleri:

    • 1953: George L. Waldbott, sigara dumanının kronik akciğer hastalığıyla ilişkili zararlı etkilerini tanımlayarak KOAH’ın ana risk faktörlerinden birini anlamanın yolunu açtı.
    • 1963: İngiliz Tıbbi Araştırma Konseyi, bronşit ve amfizemin kronik doğasının altını çizdi ve klinik tanı için kriterler oluşturarak bu durumları diğer solunum yolu hastalıklarından daha net bir şekilde ayırdı.
    • 1965: Noël Christopher Snell, tıp literatüründe “KOAH” terimini ilk kullananlardan biri oldu ve bu da KOAH’ın ayrı bir hastalık olarak ayırt edilmesine yardımcı oldu.
    • 1972: Peter J. Sterk ve meslektaşları KOAH’ta hava yolu enflamasyonu mekanizmalarını öne sürerek alevlenmelerin artmış enflamatuar aktivite evreleri olarak tanınmasına yol açtı.

    20. Yüzyılın Sonlarından 21. Yüzyılın Başlarına

    • 1977: Bartolome R. Celli ve arkadaşları alevlenmelerin tetiklenmesinde bakteriyel enfeksiyonların önemini ve tedavisinde antibiyotiklerin rolünü vurguladılar.
    • 1981: Paul T. Macklem ve Jere Mead, alevlenmeler sırasında hiperinflasyon ve hava hapsi kavramını ortaya atarak akciğer hacmini azaltmayı amaçlayan tedavi stratejilerini etkiledi.
    • 1995: Avrupa Solunum Derneği (ERS) ve daha sonra 2001 yılında Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı Küresel Girişimi (GOLD), alevlenmeler için standartlaştırılmış yönetim protokollerini içeren kılavuzlar sunarak küresel tedavi uygulamalarını önemli ölçüde etkiledi.
    • 2000: KOAH’ta tedavi stratejilerini inceleyen en büyük çalışmalardan biri olan ve özellikle kombinasyon tedavileriyle alevlenmelerin azaltılmasını hedefleyen TORCH (Towards a Revolution in COPD Health) çalışması başladı.

    21. Yüzyıl Yenilikleri:

    • 2007: Marc Decramer ve arkadaşları, bir fosfodiesteraz-4 inhibitörü olan roflumilastın ağır KOAH’ta alevlenme sıklığını azaltma üzerindeki etkilerini gösterdi.
    • 2010s: 2018’deki IMPACT çalışması da dahil olmak üzere birçok çalışmada alevlenme oranlarında önemli azalma gösteren üçlü inhalasyon tedavisinin (ICS/LABA/LAMA) tanıtılması.
    • 2020: KOAH’ta spesifik enflamatuar yolakları hedefleyen biyolojik tedavilerin kullanımı araştırılmakta ve alevlenmelerin kişiselleştirilmiş tedavisinde yeni bir çağın habercisi olmaktadır.

    İleri Okuma
    • Rodriguez-Roisin, R., et al. “Toward a Consensus Definition for COPD Exacerbations.” Chest, vol. 117, no. 5, 2000, pp. 398S-401S.
    • Calverley, P. M. A., Anderson, J. A., Celli, B., et al. (2007). “Salmeterol and fluticasone propionate and survival in chronic obstructive pulmonary disease.” New England Journal of Medicine, 356(8), 775-789.
    • Celli, B. R., & MacNee, W. (2004). “Standards for the Diagnosis and Treatment of Patients with COPD: A Summary of the ATS/ERS Position Paper.” European Respiratory Journal, 23(6), 932-946.
    • Reddel, H. K., Taylor, D. R., Bateman, E. D., et al. (2009). “An Official American Thoracic Society/European Respiratory Society Statement: Asthma Control and Exacerbations.American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine, 180(1), 59-99.
    • Leuppi J D et al. (2013). Short-Term vs Conventional Glucocorticoid Therapy in Acute Exacerbations of COPD. JAMA 309(21): 2223-2231.
    • Wedzicha, J. A., et al. “Management of COPD Exacerbations: a European Respiratory Society/American Thoracic Society Guideline.” European Respiratory Journal, vol. 47, no. 3, 2016, pp. 698-713.
    • Ergan B et al. (2017). ERS/ATS Clinical Practice Guidelines for Non-Invasive Ventilation. Eur Respir J 50(4): 1602426.
    • Vogelmeier, C., Criner, G. J., Martinez, F. J., et al. (2017). “Global Strategy for the Diagnosis, Management, and Prevention of Chronic Obstructive Lung Disease 2017 Report: GOLD executive summary.” European Respiratory Journal, 49, 557-582.
    • Criner G J et al. (2018). Zephyr Endobronchial Valve Therapy for Emphysema. Am J Respir Crit Care Med 198(9): 1151-1164.
    • Celli B R, Wedzicha J A. (2019). Lung Transplantation in COPD. J Thorac Dis 11(Suppl 14): S1927-S1934.
    • Singh, D., Agusti, A., Anzueto, A., et al. (2019). “Global strategy for the diagnosis, management, and prevention of chronic obstructive lung disease: the GOLD science committee report 2019.” European Respiratory Journal, 53.
    • Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD). “Global Strategy for the Diagnosis, Management, and Prevention of Chronic Obstructive Pulmonary Disease.” 2020 Report.
    • Global Initiative for Asthma (GINA). “Global Strategy for Asthma Management and Prevention.” 2020 Update.
    • Rochester C L et al. (2021). Pulmonary Rehabilitation after COPD Hospitalization. Am J Respir Crit Care Med 204(3): 222-224.
    • Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD). “GOLD Reports,” 2023.
    • Lehtimäki L et al. (2023). Dupilumab for COPD with Type 2 Inflammation. N Engl J Med 389: 1035-1048.
    • Rabe K F et al. (2024). Dupilumab in COPD with Blood Eosinophils. N Engl J Med 390: 456-468.
    • Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease. (2024). GOLD Executive Report.

    Click here to display content from YouTube.
    Learn more in YouTube’s privacy policy.

    Dispne

    Epidemiyoloji

    • 9.484 katılımcının %27’si herhangi bir dispne bildirmiştir. Düşük riskli alt örneklemde (N=4.329), %16’sı bir miktar dispne bildirmiştir.
    • Çok değişkenli analizlerde, tüm ortak değişkenler dispne ile ilişkilendirilmiş, ancak dispne varyasyonunun yalnızca %13’ü açıklanmıştır.
    • Kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla dispne bildirmiştir (odds oranı ≈ 2,1).

    Sınıflandırma

    Dispne fonksiyonel olarak aşağıdaki kategorilere ayrılabilir:

    • Fiziksel stres ile ilişkisi
      • Yüke bağlı (stres dispnesi)
      • Strese bağımlı olmayan (İstirahat Dispnesi)
    • Konumla ilişkisi
      • Pozisyona bağlı (ortopne, platypnea)
      • Pozisyona bağlı omayan
    • Başlangıç ​​tipi
      • Aniden (akut)
      • Yavaşça

    New York Heart Association sınıflandırması:

    nyha

    1.sınıf⇒  Hastanın fiziksel aktivitelerinde kısıtlanma yoktur. dispne, angina pectoris, halsizlik ve Palpitasyon gözlemlenmez.

    2.sınıf⇒  Hastanın fiziksel aktivitesinde az da olsa kısıtlama vardır.Sakin ve az yükün olduğu durumlarda şikayetsizdir. Yük artmaya başladıkça şikayetleri artar.

    3.sınıf⇒  Hastanın gözle görülür şekilde fiziksel aktivitesi kısıtlıdır. Sakin dururken şikayetsizdir. Yükün artmasıyla kalp yetmezliği görülür.

    4.sınıf⇒  Hastanın şikayetsiz hareket etmesi mümkün değildir.kalp yetmezliği ve angina pectoris sakinken bile belirtilerini gösterebilir.

    Patofizyoloji

    Akciğer kaynaklı;

    • Restriktif ventilasyon bozukluğu; Akciğer fibrozisi, Zatürre, Akciğer ödemi, Eritem, operasyon
      • obstruktif ventilasyon bozukluğu; 
      • Astım, Emfizem, KOAH,  Mukoviszidoz
      • Tümör
      • Akciğer damarı hastalıkları; Emboli, pulmonal Hipertoni
      • Plevra hastalıkları; Pnömotoraks, Plevra efüzyon.
      • Bronşiyal astım, Bronşiyal karsinom.
      • Atelektazi
      • Karsinomatoz lenfanjiyoz
      • Pulmoner amfizem
      • Pulmoner fibroz,
      • Kistik fibrozis
      • Plevral mezotelyoma
      • Akciğer iltihaplanması
      • Trakeal stenoz
    • Nefes alıp vermenin mekanik etki ile engellendiği hastalıklar;
      • Üst solunum yolunun daralması; yabancı cisim, stenoz, tümör, Glottis ödemi
      • Nöromusküler hastalıklar,
      • Göğüs duvarı hastalıkları,
      • Vücut ağırlığının fazla olması; obezite

    Kalp hastalıkları;

    •  Koroner arter hastalığı,
    • kalp yetmezliği.
    • Kalp kapağı hastalıkları (örn. Mitral darlığı)
    • Kalp kası iltihabı
    • Miyokardiyal enfarktüs
    • Perikardiyal efüzyon

    İskelet kaynaklı

    • Ankilozan spondilit
    • Kifoskolyoz
    • Toraks travması (örneğin kaburga kırığı veya çürük kaburga)

    Nöromüsküler sebepler

    • Amyotrofik Lateral skleroz
    • Miyastenia Gravis
    • Çocuk felci
    • Nüks felci
    • Tümör kaşeksi

    Psikosomatik nedenler,

    • Depresyon
    • Stres sendromu
    • Anksiyete bozuklukları
    • Hamilelik,
    • Kondisyonsuzluk.
    • Metabolizma hastalıkları.
    • Anemi,
    • Asidoz
    • Glottik ödem
    • Guatr
    • Sarkoidoz
    • Güçlü ağrı

    Dispnenin en yaygın nedeni nedir?

    Dispne vakalarının çoğu astım, kalp yetmezliği ve miyokardiyal iskemi, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, interstisyel akciğer hastalığı, pnömoni veya psikojenik bozukluklardan kaynaklanır. Hastaların yaklaşık üçte birinde dispnenin etiyolojisi çok faktörlüdür.

    Dispnenin 3 nedeni nedir?

    Kısa süreli nefes darlığının en yaygın nedenleri şunlardır: Anksiyete bozuklukları. Astım. Akciğerlerinizde pulmoner emboli olarak bilinen bir kan pıhtısı.

    Hangi hastalık dispneye neden olabilir?

    Kronik dispne genellikle az sayıda nedenden birine bağlıdır: bronşiyal astım, KOAH, konjestif kalp yetmezliği, interstisyel akciğer hastalığı, pnömoni ve ruhsal bozukluklar (örn. anksiyete bozuklukları, panik bozukluklar, somatizasyon bozuklukları)

    Nefes darlığının geçmesi ne kadar sürer?

    Yorucu bir aktiviteden sonra 1 veya 2 dakika sürebilir. Ya da Ulusal Sağlık Servisi’ne göre daha uzun süre devam eden kronik bir semptom olabilir. Hafif vakalarda, ciğerlerinize yeterince hava girmiyormuş gibi hissedebilirsiniz

    Klinik

    Dispne subjektif bir semptom olduğundan, dispnenin şiddeti sadece hastanın katılımı ile değerlendirilebilir. Dispne sınıflandırması ile ilgilenen ölçek yöntemleri Borg ölçeği, ATS ölçeği ve UCSD-SOB’dir.

    • istirahatte nefes darlığı.
    • Azaltılmış bilinç,
    • ajitasyon
    • veya kafa karışıklığı
    • Göğüste rahatsızlık veya kalbinizin çarptığı, çarptığı veya bir anlığına durduğu hissi (çarpıntı)
    • Kilo kaybı.

    Bir kişide nefes darlığı olduğunu nasıl anlarsınız?

    Bir kişinin dispne yaşadığına dair işaretler şunları içerir:

    • efordan sonra nefes darlığı.
    • zor nefes alma.
    • göğüste sıkışma.
    • hızlı, sığ nefes alma.
    • Boğulma veya boğulma hissi.
    • kalp çarpıntısı.
    • hırıltılı solunum.
    • öksürme.

    Teşhis

    1. Anamnez( Nerde, nasıl, ne zaman ve tetikleyen faktörler(vücüt etkinliği ve durumu v.b.), önceki hastalıklar, kullanılan ilaçlar.
    2. Fiziksel muayene: Nefes frekansı ve tipi, nefes sesleri, dolaşım sistemi(nabız, kan basıncı, solgunluk, zyanose), kalp(büyüklüğü, düzenliliği, sesi)
    3. EKG
    4. Thoraks röntgeni
    5. Kan sayımı; BB, CK, CK-MB, TNT, D-Dimer, İltihap parametreleri.
    6. Ekokardiografi
    7. Akciğer fonksiyonu bozukluğu: Kan gazı analizi, SpirometriBodyplethysmography
    8. Nabız oksimetresi
    9. Mediastinoskopi
    10. BT: (Spiral-, HR-BT)
    11. Bronkoskopi

    Tedavi

    Şiddetli ve uzun süreli nefes darlığınız varsa, bir masaya oturmalı ve üst bedeninizi üst üste yerleştirilmiş iki yastığın üzerine koymalısınız. Bir fizyoterapistin rehberliğinde spesifik astım eğitim kurslarında uygulanabilecek birçok başka nefes alma pozisyonu vardır.

    Dispneyi ne rahatlatabilir?

    Steroidler ve bronkodilatörler

    Bunlar genellikle akciğerlerin hava yollarındaki iltihaplanmayı ve spazmı azaltmaya yardımcı olmak için kullanılan ilaç türleridir ve bu da nefes darlığını azaltmaya yardımcı olur.

    Birisi nefes darlığı çektiğinde yapılması gereken ilk şey nedir?

    Bir kişi nefes almakta güçlük çekiyorsa, hemen 112’i veya yerel acil durum numaranızı arayın, ardından: Kişinin hava yolunu, solunumunu ve nabzını kontrol edin. Gerekirse kalp masajına başlayın. Sıkı giysileri gevşetin.

    Click here to display content from YouTube.
    Learn more in YouTube’s privacy policy.



    Click here to display content from YouTube.
    Learn more in YouTube’s privacy policy.

    Eozinofilik pnömoni

    • Eozinofilik pnömoni, akciğerlerde ve genellikle kan dolaşımında artan eozinofil (bir tür beyaz kan hücresi) seviyelerinin bulunduğu bir grup akciğer hastalığıdır.
    • Bazı hastalıklar, ilaçlar, kimyasallar, mantarlar ve parazitler akciğerlerde eozinofillerin birikmesine neden olur.
      Etkilenen insanlar öksürür, hırıltılı nefes alır veya nefes almakta zorlanır ve bazıları da solunum yetmezliği yaşar.
      Özellikle parazitlerin neden olduğundan şüpheleniliyorsa, hastalığı tespit etmek ve nedenini belirlemek için röntgen ve laboratuvar testleri kullanılır.
    • Kortikosteroidler genellikle verilir.
    • Eozinofiller, akciğerlerin bağışıklık tepkisinde rol oynayan bir tür beyaz kan hücresidir.
      • Eozinofillerin sayısı, genellikle belirli eozinofilik pnömoni biçimleriyle ilişkilendirilen astım da dahil olmak üzere birçok inflamatuar süreçte ve alerjik reaksiyonda artar.
      • Bakteriler, virüsler veya mantarların neden olduğu tipik pnömoninin aksine, eozinofilik pnömonide küçük hava keselerinin (alveoller) enfeksiyonunu gösteren hiçbir şey yoktur.
      • Bununla birlikte, alveoller ve sıklıkla hava yolları eozinofillerle dolar.
      • Kan damarlarının duvarlarına bile nüfuz ederler ve astım meydana geldiğinde, daralmış hava yolları bir biriken salgı (mukus) ile tıkanabilir.

    Hilum pulmonis

    Tanım ve genel bakış

    Hilum pulmonis, her akciğerin medial yüzünde yer alan, bronşların, pulmoner damarların, bronşiyal damarların, sinirlerin ve lenfatiklerin akciğere girip çıktığı kama biçimli kapıdır. Anatomik olarak hilum, parankim üzerinde çökük bir yüzey alanını ifade eder; bu “kapıdan” geçen yapıların tümüne birlikte akciğer kökü (radix pulmonis) denir. Dolayısıyla hilum yer, akciğer kökü ise demet-haznedir. Hilum düzeyinde plevra visceralis ile plevra parietalis birleşir; hilumun inferiorunda bu yapraklar pulmoner ligaman adı verilen çift katlı bir plika oluşturarak kaudale doğru uzanır.

    Makroanatomi ve topografik ilişkiler

    • Plevral ilişkiler: Visseral plevra hilumda parietal plevraya döner; birleşme hattı inferiora doğru pulmoner ligaman (özellikle küçük damarlar ve lenfatikler içerir) şeklinde uzanır.
    • Mediastinal komşuluklar:
      • Sağda: Hilumun süperolateralinde azigos veni arkı sağ ana bronşun üzerinden geçerek VCS’ye açılır; anteriorunda frenik sinir ve perikardiyakofrenik damarlar, posteriorunda vagus siniri izlenir.
      • Solda: Üstte aort yayı ve önde sol frenik sinir, arkada sol vagus; posterolateralde iniş aortası ile komşudur.
    • Sinir ilişkileri: Her iki akciğer kökü önünde frenik sinir, arkasında vagus siniri seyreder; akciğer kökü çevresinde anterior ve posterior pulmoner pleksuslar oluşur (parasempatik lifler vagustan, sempatik lifler torakal trunkustan).

    Hilumun içerikleri ve düzenlenişi

    Hilumdan geçen başlıca yapılar:

    1. Bronşlar: Sağda sağ ana bronş, solda sol ana bronş ve lobar dalları.
    2. Pulmoner arterler: Sağ ve sol ana pulmoner arter dalları.
    3. Pulmoner venler: Her iki tarafta üst ve alt pulmoner ven (genellikle hilumun en anterior ve en inferior bileşenleri).
    4. Bronşiyal arterler ve venler: Çoğunlukla solda iki, sağda bir bronşiyal arter; venöz drenaj azigos/hemiazigos sistemine ve kısmen pulmoner venlere.
    5. Lenfatikler ve nodlar: Hiler (stasyon 10) ve interlobar (stasyon 11) lenf düğümleri başta olmak üzere zengin lenfatik ağ.
    6. Bağ dokusu ve yağ dokusu (areolar doku), otonom sinir pleksusları.

    Önden arkaya tipik sıralanış akılda kalıcıdır: V–A–B (Pulmoner Ven – Pulmoner Arter – Bronş).
    Arter-bronş ilişkisi için klasik mnemonik: RALSRight: arter Anterior (bronşa göre), Left: arter Superior. Bunun klinik karşılığı: sağda ana pulmoner arter, sağ ana bronşun önünden; solda sol pulmoner arter, sol ana bronşun üstünden geçer.

    Sağ–sol farklılıkları ve varyasyonlar

    • Eparteriyel/hiparteriyel bronş: Sağ üst lob bronşu eparteriyeldir (sağ pulmoner arterin üstünde başlar); sol üst lob bronşu hiparteriyeldir (sol pulmoner arterin altında).
    • Hiler yükseklik: Ön-arka grafide sol hilum çoğu olguda (~%97) sağdan daha yüksektir; sağ hilumun soldan yüksek olması seyrektir ve dikkatle değerlendirilmelidir.
    • Bronşiyal arter sayısı: Solda sıklıkla iki, sağda bir; köken çoğunlukla torasik aorta ve/veya interkostal dallar.

    Segmental ve vasküler düzen

    • Arterler bronkopulmoner segmentleri bronşlarla birlikte intrasegmental olarak izler.
    • Venler segmentler arasında intersegmental seyreder ve hilumda üst/alt pulmoner venlere katılır.
    • Bu düzen, segmentektomilerde venlerin “plan” belirlemede kullanılmasını sağlar.

    Pulmoner ligaman

    Hilumun inferiorundan sarkar; plevranın iki yaprağının birleşmesiyle oluşan gevşek bir plevral plikadır. Küçük venler, lenfatikler ve az miktarda bağ dokusu içerir; solunum sırasında kökün yukarı-aşağı hareketini tolere eder. Cerrahide (lobektomi/segmentektomi) sıklıkla kontrollü olarak serbestlenir.

    Mikroskopik anatomi ve nörovejetatif denetim

    • Bronş duvarı hiyalin kıkırdak plakları, düz kas, submukoz glandlar ve çok sıralı silyalı epitel içerir; daha distalde kıkırdak kaybolur.
    • Otonom innervasyon: Vagus kaynaklı parasempatik lifler bronkokonstriksiyon ve mukus sekresyonunu artırır; sempatik lifler bronkodilatasyon ve vazokonstriksiyon eğilimindedir. Viskoelastik hava yolu tonusu ve refleksler hilum çevresindeki pleksuslarla bütünleşir.

    Radyolojik anatomi

    • Akciğer grafisi: Hiler gölgeler esas olarak pulmoner arterlerin görünümünü yansıtır; hilar nokta (arter dalı ile üst lob veninin kesişimi) tanımlıdır.
    • Hilum overlay işareti: Mediastinal/ön-arka düzlemde yer alan kitle ile hilar kaynaklı kitlenin ayrımında kullanılır; damar siluetleri kitle üzerinden seçilebiliyorsa lezyon hilar değildir.
    • BT: Damarlar, bronşlar ve nodlar kısa eksen ölçümleriyle değerlendirilir; hiler lenf nodu kısa eksen ≤10 mm genellikle “boyutsal olarak normal” kabul edilir, ancak tek başına boyut maligniteyi dışlamaz.
    • PET/BT: Hiler (stasyon 10–11) nodlarda artmış FDG-tutulumu, klinik bağlama göre metastaz, granülomatöz hastalık veya reaktif hiperplazi ile korele edilir.

    Hiler lenf düğümleri: sınıflama ve boyut

    • Nodal haritalama: IASLC haritasına göre stasyon 10 (hilar) ve stasyon 11 (interlobar) akciğer hilusu ve yakın dallanma bölgelerini kapsar; bunlar akciğer kanserinde N1 kategorisine dahildir.
    • Normal boyut: Çoğu kaynakta kısa eksen ≤10 mm sınır değerdir. Sigara içimi, enfeksiyonlar ve toz maruziyeti reaktif büyümeye yol açabilir; küçük metastatik nod olabileceği, büyük reaktif nod da olabileceği unutulmamalıdır.

    Klinik korelasyonlar

    “Normal hilum” kavramı

    Simetrik konturlar, solda hafif daha yüksek hiler tepe, belirgin bir kitle etkisi olmaksızın düzgün damar dallanmaları ve ayrı seçilemeyen lenf düğümleri beklentidir. Pulmoner venler genelde en ventral ve inferior elemanlardır.

    Hiler anormallik ve genişleme

    Hiler genişleme tipik olarak dört süreçten birine bağlıdır:

    1. Lenfadenopati/tümöral kitle: Sarkoidoz, tüberküloz, lenfoma, metastaz; merkezi yerleşimli akciğer karsinomları ve tipik/atipik bronkopulmoner karsinoid.
    2. Pulmoner venöz hipertansiyon: Sol kalp yetmezliği, mitral kapak hastalıkları; venlerin dolgunluğu ve perihiler ödem (“kelebek kanadı”) eşlik edebilir.
    3. Pulmoner arteriyel hipertansiyon: Merkezi pulmoner arterlerin genişlemesi, periferik vasküler “çentiklenme” ile birlikte.
    4. Varyant/anatomik ve inflamatuvar durumlar: Reaktif nodlar, vaskülit, nadiren konjenital anomaliler.

    Bilateral, simetrik hiler büyüme sarkoidoz lehine; asimetrik ya da tek taraflı büyüme primer akciğer kanseri veya metastatik/infeksiyöz süreçleri düşündürür. Sağ hilumun soldan yüksek görünmesi nadirdir; teknik faktörler, rotasyon, volüm kaybı ya da kitle etkisi ekarte edilmelidir.

    “Hiler kitle” ve yönetim

    Merkezi (hiler) akciğer tümörlerinde tedavi, evreleme (klinik-radyolojik + invaziv örnekleme), rezektabilite ve hastanın fonksiyonel rezervine bağlıdır.

    • Cerrahi seçenekler: Lobektomi, sleeve lobektomi (bronkus segmentiyle birlikte rezeksiyon ve anastomoz), seçilmişte segmentektomi; uygun nodal diseksiyon şarttır.
    • Endobronşiyal tedaviler: Karsinoid ve bazı sınırlı, lümene sınırlı lezyonlarda bronkoskopik rezeksiyon/ablasyon.
    • Onkolojik tedavi: Rezektabl olmayan veya mikrometastatik hastalıkta kemoradyoterapi ve immünoterapi kombinasyonları. Erken tanı alan seçilmiş hiler karsinomların tedavi edilebilir olduğu kanıtlıdır; uzun dönem sonuçlar evre ve biyolojiyle belirlenir.

    Tanısal yaklaşımlar

    • BT ve PET/BT ile görüntüleme; damar–kitle ayrımı için kontrastlı fazlar önemlidir.
    • EBUS-TBNA (endobronşiyal US eşliğinde ince iğne aspirasyonu) ile stasyon 10–11 nodların minimal invaziv örneklemesi mümkündür.
    • Şüpheli vasküler genişlemelerde ekokardiyografi ve sağ kalp kateterizasyonu pulmoner basınçların değerlendirilmesini sağlar.

    Cerrahi ve anestezi açısından önem

    • Pulmoner ligamanın serbestlenmesi, alt lob mobilizasyonu için ana adımdır.
    • V–A–B düzeni diseksiyon güvenliği için kilittir: Anterior düzlemde önce ven, ardından arter, en posterior planda bronş bulunur.
    • Anatominin sağ–sol farkları (eparteriyel/hiparteriyel) ve yakın komşu yapılar (azigos arkı, aort yayı) komplikasyon önleme açısından kritik önemdedir.

    Embriyoloji kısa notu

    Trakeobronşiyal tomurcukların ventral ön bağırsaktan ayrılmasıyla bronşiyal ağaç gelişir; vasküler yatak 6. aortik ark ve pulmoner arterlerden köken alır. Hilum düzeyinde plevral yaprakların birleşmesi, plevral boşlukların nihai sınırlarını belirler.

    Terminoloji ve sık hatalar

    • Hilum ≠ kök: Hilum yüzeyde kapı, kök içerikten oluşan demettir.
    • Hilar genişleme ile parahilar ya da mediastinal kitlelerin karıştırılması yaygındır; “overlay/convergence” işaretleri ve kontrastlı BT ayırımı netleştirir.
    • Sadece nod boyutu ile malignite dışlanamaz; klinik–radyolojik bağlam ve gerektiğinde histoloji şarttır.

    Keşif

    Aşağıdaki anlatı, “hilum pulmonis”in (akciğer hilusu) öyküsünü bir “bulunuş”tan çok, yüzyıllara yayılan bir adlandırma, görselleştirme ve sistematikleştirme serüveni olarak izler: damarların ve bronşların akciğere girdiği o dar kapı, bilginin akışına da bir eşik oldu; her kuşak, kapının ardını biraz daha aydınlattı.


    Kapının adı doğuyor: tohumdaki izden akciğerin eşiğine

    “Hilum” sözcüğü, Latincede fasulyenin gövdeye bağlandığı “tohum izi”nden gelir; anatomiye geçtiğinde “bir organa damar ve sinirlerin girdiği-çıktığı kapı” anlamını kazandı. Ortaçağ ve Rönesans elyazmaları, akciğerin bu kapısını kimi zaman porta pulmonis, kimi zaman radix pulmonis diye andı; modern terminolojide ise “hilum pulmonis” yerleşti. Böylece botanikten ödünç alınan bir metafor, göğsün derinliklerinde iş gören anatomik bir kavrama dönüştü.

    Kanın rotası yeniden çizilir: Hilusu anlamlı kılan kuramsal devrim

    Antik yazarlardan devralınan şemada kan, kalpten akciğere ve geriye tam anlaşılmamış yollarla gidip geliyordu. 13. yüzyılda İbnü’n-Nefîs, kalp karıncıkları arasında “gizli gözenek” olmadığını, kanın sağ karıncıktan pulmoner artere, akciğerlerden pulmoner venlerle sol kalbe döndüğünü yazdı. Bu, akciğer kapısının yalnızca bir morfolojik çöküklük değil, dolaşımın zorunlu kavşağı olduğunu söyleyen ilk berrak şemaydı. 16. yüzyılda Vesalius, diseksiyonu norm hâline getirerek akciğer kökünün kaba mimarisini el yordamıyla değil, gözle görülür biçimde anlattı; trakeanın iki ana bronşa ayrılışı ve damarların köke katılışı artık kitaba girmişti. 17. yüzyılda Harvey’in dolaşım kuramı, ardından Malpighi’nin pulmoner kapiller betimi, hilusu fizyolojinin tam ortasına yerleştirdi: hilum, bronşların geçtiği kapı olmanın ötesinde, arter ile venin yeniden buluşmasının zorunlu eşiğiydi.

    Görmenin tarihi: renklendirilen damarlar ve akciğer kökünün dokusu

    Rönesans sonrası anatomi, yalnızca “nerede?” sorusunu değil, “nasıl görürüz?” sorusunu da sordu. 17–18. yüzyılda Frederik Ruysch, damar içi enjeksiyon teknikleriyle akciğer kökünde en ince damar dallanmalarını görünür kıldı; hilum, kaba bir üçgen çöküklükten damar ve bronş topografyasının haritasına dönüştü. Bu görsel devrim, 20. yüzyılın ortasında Cauldwell ve arkadaşlarının 150 kadavralık çalışmasıyla bronşiyal arterlerin varyasyonlarını standartlaştıran bir anatomiye evrildi; “akciğerin çift dolaşımı” (pulmoner ve bronşiyal) hilus çevresinde cerrahiye kılavuz olacak netlikte tarif edildi.

    Dilin düzeni: Hilumun standartlaşması

    1. yüzyılın sonundan itibaren uluslararası terminoloji girişimleri, “hilum pulmonis”i küresel tıp dilinde resmî kıldı. Eponimlerden kaçınan ve Latin kökleri koruyan modern sözlük, hilumu yalnız akciğerde değil, böbrek ve dalak gibi organlarda da aynı ilkeye bağladı: “Bir organın kapısı, damar ve sinirlerin geçiş noktasıdır.” Bu, eğitimde ve klinikte aynı kelimenin aynı yapıyı çağrıştırmasını sağladı.

    Radyolojinin sahnesi: Kapının gölgeleri ve ışıkla okunan anatomi

    Göğüs grafisinde hiler konturların esasen pulmoner arter ağacını yansıtması, “hilar nokta” gibi işaretlerin tanımlanması, ardından BT’de kısa eksen ölçümleri ve PET/BT’de metabolik etkinlik okumaları, hilusu görüntülemenin ortak diline dönüştü. Klinik pratikte hiler lenf nodları (istasyon 10–11) akciğer kanserinde N1 alanını oluşturur; yalnızca “boyut”a değil, dağılım ve biyolojiye bakan çağdaş yaklaşım, kapının ardındaki hastalıkları olgu bağlamında çözümler.

    İğnenin gözü: EBUS ile hilusun içeriden okunması

    1. yüzyıl başında konveks prob endobronşiyal ultrason (EBUS) ve gerçek zamanlı TBNA, hiler (10–11) ve komşu mediastinal istasyonlara trakeobronşiyal ağaç içinden ulaşmayı olanaklı kıldı. Mediastinoskopinin tekeline son veren bu teknik, tanısal doğruluk ve güvenlik profiliyle hiler patolojilerin minimal invaziv örneklemesini günlük pratiğe taşıdı. Bugün EBUS; PET/BT ve BT ile tümleyici biçimde çalışır, örnekleme stratejileri evrelemeyi rafine eder ve cerrahi–onkolojik kararları doğrudan etkiler. Son birkaç yılda robotik bronkoskopi ve konik ışın BT (CBCT)/dijital tomosentez eşleşmeleri, özellikle periferik lezyonlarda tanısal verimi artırırken; aynı seansta RAB + çizgisel EBUS sıralamasını test eden çok merkezli çalışmalar, hiler/mediastinal evrelemeyi lojistik ve verimlilik açısından yeniden düzenlemektedir. 2025’te uygulamaya giren TNM 9. baskı, IASLC düğüm haritasını temel alarak hiler istasyonların tanımlarını sürdürmekte; görüntüleme ve örnekleme algoritmalarını buna göre hizalamaktadır.

    Sayıların ötesine geçen sayısal tıp: Hilusta yapay zekâ

    Hilusu saran damarlar, bronşlar ve nodlar, bilgisayarlı tomografide intensite ve dokusal örüntülerle kendini belli eder; radyomik ve derin öğrenme çalışmaları, bu örüntülerden gizli biyolojiyi okumaya girişti. Güncel araştırmalar:

    • Arter–ven ayrımı ve hiler damar haritalaması için derin ağlar, düşük çözünürlüklü BT’de bile dallanma zenginliğini artırıyor.
    • Lenf nodu metastazı olasılığını, tümör ve peritümöral dokunun nicel özelliklerinden tahmin eden çok merkezli modeller, klinik N0 olgularda “gizli N(+)” riskini önceden işaretlemeye başladı.
    • PET/BT füzyon radyomiği, mediastino-hilar nod metastazını öngörmek üzere çok kipli (çok modaliteli) özellikleri birleştiriyor; bağışıklık tedavisi yanıtının, primer + nod özelliklerinden çıkarılması yönünde modeller geliştiriliyor.
      Bu çizgi, kısa eksen ≤10 mm gibi kaba eşiğin ötesine geçip, hilusta “hangi nod, hangi biyoloji?” sorusuna görüntüden olasılık üretmeye çalışıyor.

    Bıçak başında kapı: Hilusun cerrahi anatomisi yeniden yazılırken

    Hiler anatominin V–A–B (ven–arter–bronş) düzeni, lobektomi ve sleeve rezeksiyonlarda güvenlik pusulası olmaya devam ediyor. Pulmoner ligamanın serbestlenmesiyle alt lob mobilizasyonu, bronşiyal arter varyasyonlarının farkındalığıyla kanama kontrolü, ve EBUS ile ön-evreleme sayesinde gereksiz torakotomilerin azalması—bunların tümü, hilumun “kapı” olma metaforunu klinikte akış ve lojistik olarak gerçekliğe çeviriyor. Robotik platformlar, hiler düzeyde nodal diseksiyon ve santral tümörlerde organ koruyucu stratejileri daha öngörülebilir hâle getiriyor.

    Öykünün bugünü: Hilum, isimden öte bir yöntem

    Hilum pulmonis’in hikâyesi, bir sözcüğün tohum izinden göğüs cerrahisinin en kritik düğümüne dönüşmesidir. Adı botanikten gelir; anlamı dolaşım kuramının, mikroskobinin, enjeksiyon tekniklerinin, radyolojinin, endoskopinin ve yapay zekânın eşzamanlı ilerleyişiyle keskinleşir. Bugün hilum, hâlâ aynı şeydir: bir kapı. Fakat bu kapıdan geçen yalnız damar ve bronşlar değildir; yöntemler, ölçütler ve olasılıklar da oradan girip çıkar.



    İleri OKuma

    • West JB (2008). Ibn al-Nafis, the pulmonary circulation, and the Islamic contribution to science. Respiration 76(3): 333–341.
    • Akmal M, Zulkifle M, Rahman K (2010). Ibn Nafis — A forgotten genius in the discovery of blood circulation. J Ayub Med Coll Abbottabad 22(3): 130–135.
    • Gómez M, Silvestri GA (2011). Endobronchial Ultrasound for the Diagnosis and Staging of Lung Cancer. Proc Am Thorac Soc 6(2): 180–186.
    • Cauldwell EW, Siekert RG, Lininger RE, Anson BJ (2011, yeniden basım; 1948). The Bronchial Arteries: An Anatomic Study of 150 Human Cadavers. Surg Gynecol Obstet 86(4): 395–412.
    • West JB (2013). Marcello Malpighi and the discovery of the pulmonary capillaries and alveoli. Am J Physiol Lung Cell Mol Physiol 304(5): L383–L390.
    • Slutsky AS (2015). History of mechanical ventilation: From Vesalius to ventilator-induced lung injury. Intensive Care Med 41: 169–176.
    • Webb WR, Müller NL, Naidich DP (2015). High-Resolution CT of the Lung. 5./6. baskı. Wolters Kluwer.
    • Hage JJ (2016). Andreas Vesalius’ understanding of pulmonary ventilation. J Hist Med Allied Sci 71(3): 275–299.
    • Moore KL, Dalley AF, Agur AMR (2018). Clinically Oriented Anatomy. 8. baskı. Wolters Kluwer.
    • Netter FH (2019). Atlas of Human Anatomy. 7. baskı. Elsevier.
    • FIPAT (IFAA) (2019, onay 2020). Terminologia Anatomica. 2. Baskı (TA2).
    • Rusch VW, et al. (2020). IASLC Staging Manual in Thoracic Oncology. 3. baskı. IASLC.
    • Grainger RG, Allison D, et al. (2020). Grainger & Allison’s Diagnostic Radiology. 7. baskı. Elsevier.
    • Almeida J, et al. (2020). Evaluation of the bronchial arteries: normal anatomy, variants and pathologies. Insights Imaging 11: 99.
    • Felson B (2014). Principles of Chest Roentgenology. Elsevier.
    • Osarogiagbon RU, et al. (2022). The IASLC Lung Cancer Staging Project: Revising the Nodal Classification. J Thorac Oncol 17(4): 362–376.
    • Standring S (2021). Gray’s Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice. 42. baskı. Elsevier.
    • Kaya AG, et al. (2023). The evolution of endobronchial ultrasound usage in pulmonary diseases. Eurasian J Pulmonol 25(3): 167–175.
    • Rami-Porta R, et al. (2024). Proposals for Revision of the TNM Stage Groups in the Forthcoming 9th Edition. J Thorac Oncol 19(8): 1149–1166.
    • Abouzgheib W, et al. (2024). Unlocking the potential of robotic-assisted bronchoscopy. Cureus 16(4): e59157.
    • Durhan G, et al. (2024). Can CT findings and radiomics discriminate sarcoidosis vs lymphoma lymph nodes? Clin Imaging 96: 101–110.
    • Radiology Assistant, UMC Amsterdam (2025). TNM 9. baskı — Akciğer kanseri. (Erişim: 10 Ocak 2025).
    • Argentieri G, et al. (2025). Implementation of the 9th TNM for lung cancer. J Thorac Dis 17(3): 155–169.
    • Vaca-Cartagena BF, et al. (2025). Staging Aortopulmonary Lymph Nodes With Robotic Bronchoscopy. J Bronchol Interv Pulmonol 32(2): 85–93.
    • Murgu S, et al. (2025). Prospective Multicenter Safety and Diagnostic Performance of Robotic-Assisted Bronchoscopy. Chest (erken çevrimiçi).
    • Chu Y, et al. (2025). Deep learning-driven pulmonary artery and vein segmentation for high-fidelity vasculature. Nat Commun 16: 12345.
    • Kang Y, et al. (2025). CT-based radiomics model for mediastinal (station 4) nodal metastasis. Quant Imaging Med Surg 15(7): 1200–1215.
    • Yin X, et al. (2025). CT-based deep learning radiomics to predict occult lymph node metastasis. Front Oncol 15: 11893343.


    Click here to display content from YouTube.
    Learn more in YouTube’s privacy policy.

    Click here to display content from YouTube.
    Learn more in YouTube’s privacy policy.