Veziküler solunum

Sinonim: Periferal solunum

Normal solunum veya daha yeni terminolojiye göre periferik solunum sesi, merkezi solunum sesinin (‘bronşiyal solunum’) akciğer dokusu, plevra ve göğüs duvarı tarafından oluşan kısmıdır. (Bkz; Veziküler) (Bkz; solunum)

Temel bilgiler

  • Akciğerlerin çevresinde, yani alveollerde adından da anlaşılacağı gibi veziküler solunum meydana gelmez. Burada karşılaşılan laminer hava akışı herhangi bir gürültü oluşturmaz.
  • Ses kaynağı ile stetoskop başlığı arasındaki doku katmanları tarafından oluşan merkezi solunum sesidir.
  • Ses, stetoskop zarına, azaltılmış bir ses genliği ve daha düşük bir yüksek frekans oranı ile ulaşır.

Oskültasyon

  • Periferik akciğer alanları üzerinden veziküler solunum duyulabilir.
  • İnspirasyon sırasında ve ekspirasyonun başlangıcında duyulabilen yumuşak, düşük frekanslı bir sestir.
https://soundcloud.com/adamin-teki/2-vesikueler-nefes

Zatürre

Tanım ve Etimoloji

Zatürre (pnömoni), akciğer dokusunun iltihaplanması ile karakterize edilen, çeşitli patojen mikroorganizmalar (bakteriler, virüsler, mantarlar) tarafından oluşturulan ciddi bir solunum yolu enfeksiyonudur. Türkçede halk arasında “zatürre” olarak bilinen bu hastalığın kökeni Arapçada “riˀa(t) رئة” (akciğer) ve “ḏāt ḏāt ذات” (özlenme, iltihap) sözcüklerinin birleşimiyle oluşan “ḏātu’r-riˀa(t) ذات الرئة” (akciğer iltihabı) ifadesine dayanmaktadır. Yunancada ise hastalığın karşılığı “πνευμονία (pneumonia)” olarak geçmektedir.

Zatürreye, başta Streptococcus pneumoniae olmak üzere, otuzdan fazla farklı mikroorganizma neden olabilmektedir. Özellikle alkol, sigara, uyuşturucu maddeler kullanımı, kötü yaşam koşulları ve ağır geçirilen grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları, zatürre gelişimi için önemli risk faktörleridir. Zatürre; kızamık, boğmaca, grip, difteri, suçiçeği, tifo gibi hastalıklar sırasında veya vücudu zayıf düşüren diğer enfeksiyonlar sonrasında ortaya çıkabilir.

Epidemiyoloji ve Etkenler

Çocuklarda toplum kökenli pnömoninin en sık nedeni Mycoplasma pneumoniae’dir. Yetişkinlerde ve yaşlılarda ise başlıca etkenler Streptococcus pneumoniae ve Haemophilus influenzae’dir. Ayrıca toplum kökenli zatürreye (community-acquired pneumonia, CAP) aşağıdaki patojenler neden olabilmektedir:

  • Bakteriler: Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Streptococcus pyogenes, Moraxella catarrhalis, Staphylococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa, Legionella pneumophila
  • Atipik bakteriler: Mycoplasma pneumoniae, Chlamydia pneumoniae, Chlamydia psittaci, Coxiella burnetii
  • Virüsler: Respiratory Syncytial Virus (RSV), Influenzavirus, Parainfluenzavirus, Adenovirus
  • Mantarlar: Pneumocystis jirovecii (özellikle immünsuprese hastalarda)

Hastane kökenli zatürrelerde (hospital-acquired pneumonia, HAP) ise;

  • Gram-negatif bakteriler: Escherichia coli, diğer enterobakteriler, Acinetobacter baumannii, Pseudomonas aeruginosa
  • Gram-pozitif bakteriler: Staphylococcus aureus
  • Virüsler ve mantarlar: Cytomegalovirus, Aspergillus fumigatus

Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda pnömokok ve Pneumocystis jirovecii gibi etkenlerle daha ağır seyirli enfeksiyonlar gelişebilmektedir.

Klinik Bulgular ve Belirtiler

Zatürrenin tipik klinik belirtileri arasında ateş (veya hipotermi), öksürük (çoğunlukla balgamlı), nefes darlığı (dispne), göğüs ağrısı ve halsizlik bulunur. Göğüs röntgeninde yeni infiltrasyonların saptanması tanı için gereklidir. Laboratuvar testlerinde lökositoz veya lökositopeni, CRP ve prokalsitonin gibi inflamatuar belirteçlerde yükselme izlenebilir. Ağır vakalarda dudaklarda siyanoz (mavi-mor renk değişikliği), taşipne, düşük oksijen satürasyonu ve bilinç değişiklikleri gözlenebilir.

Çocuklarda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pnömoni, öksürük veya nefes almada zorluk ve hızlı nefes almayla birlikte göğüs çekilmesi veya bilinç değişikliği olarak tanımlanmaktadır. Yaşa göre hızlı nefes alma eşikleri:

  • 2 aydan küçük bebeklerde >60/dk
  • 2 ay-1 yaş arası >50/dk
  • 1-5 yaş arası >40/dk

Çocuklarda düşük oksijen satürasyonu ve göğüs çekilmesi, stetoskop bulgularından daha güvenilirdir. Ayrıca homurdanma, burun kanatlarının genişlemesi önemli diğer bulgulardandır.

KOAH hastalarında akut alevlenmelerin %30’u bakteriyel kökenlidir. Trakeobronşitte ise bakteriyel neden sıklığı %5’in altındadır. Ancak toplumdan alınan alevlenmelerde bu oran %90’a kadar çıkabilmektedir.

Tanı ve Ayırıcı Tanı

Tanı, klinik bulgularla birlikte göğüs radyografisi ve laboratuvar incelemeleri ile desteklenir. Hafif vakalarda ileri tetkik gerekmeyebilir, ancak hastaneye yatış gereken durumlarda kan sayımı, CRP, prokalsitonin, elektrolitler ve oksijen saturasyonunun ölçümü önerilir. Prokalsitonin düzeyleri antibiyotik gerekliliği konusunda yol göstericidir; 0,25 ng/mL üzerinde antibiyotik başlanması, 0,1 ng/mL altında ise verilmemesi önerilir.

Hızlı antijen testleri (örn. idrar antijen testi) Streptococcus pneumoniae ve Legionella pneumophila gibi ajanların tanısında faydalıdır.

Risk Değerlendirmesi ve Skorlamalar

CRB-65 skoru, hastalığın ciddiyetini ve hastaneye yatış gerekliliğini değerlendirmede kullanılır. Skor düşükse ve oksijen saturasyonu %92’nin üzerindeyse, hasta ayaktan tedaviyle evde izlenebilir. Tansiyonun düşük olması, böbrek yetmezliği gibi ek riskler yoğun bakım ihtiyacını artırır.

Tedavi Yaklaşımı

Tedavi, etken mikroorganizmaya yönelik uygun antibiyotiklerin seçilmesiyle başlar. Hafif vakalarda oral antibiyotikler kullanılırken, hastane yatışlarında intravenöz tedavi gereklidir. Tedaviye başlandıktan sonra üçüncü günde hasta değerlendirilerek gerekirse tedavi düzenlenir. Ağır ve komplikasyonlu vakalarda kortikosteroid kullanımı araştırılmış olsa da, örneğin 200 mg hidrokortizonun 7 gün verilmesinin plaseboya göre anlamlı ek fayda sağlamadığı gösterilmiştir.

Evde tedavi edilen hafif vakalarda bol sıvı alımı, dinlenme, beslenmeye dikkat etme ve sigaradan uzak durmak prognoz üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Şiddetli zatürre vakalarında veya eşlik eden hastalık durumunda ise hastaneye yatırılarak tedavi uygulanmalıdır.

Prognoz

Zatürre genellikle tedaviyle 1-3 hafta içinde iyileşir. Ancak bebekler, yaşlılar, sigara içenler ve kronik hastalığı olan bireylerde komplikasyon riski yüksektir ve iyileşme süresi bir ayı bulabilir. Prognoz, hastanın genel durumu, eşlik eden hastalıklar ve zamanında tedavi başlanmasına bağlı olarak değişir.


Keşif

Pnömoni, insanlık tarihi boyunca önemli bir ölüm nedeni olmuş ve antik çağlardan beri bilinen bir hastalık olarak tıp literatüründe yer almıştır. Antik Yunanca’da “πνεύμων (pneumon)” kelimesi “akciğer” anlamına gelir ve hastalığın ismi olan “pnömoni” de buradan türetilmiştir. Hastalık, antik dönem tıp yazarları tarafından, özellikle ateşli akciğer iltihabı şeklinde tanımlanmıştır.

Hipokrat (MÖ 460–370), “Aforizmalar” adlı eserinde pnömoniyi, ateş, göğüs ağrısı, öksürük ve balgam çıkarma gibi semptomlarla birlikte tanımlamıştır. Ancak Hipokrat’ın tarifleri modern mikrobiyolojik sınıflamadan uzaktır; zira etiyolojisi o dönemde bilinmemekteydi. Roma dönemi hekimi Galen (MS 129–216) ise akciğer dokusunda oluşan iltihaplanmaları ve bunun klinik sonuçlarını daha detaylı şekilde açıklamıştır.

İslam Altın Çağı’nda, İbn Sina (Avicenna, 980–1037), “El-Kanun fi’t-Tıbb” adlı eserinde zatürreyi “iltihabı akciğer” olarak tanımlamış ve göğüs ağrısı, ateş ve öksürük gibi klasik bulguların yanı sıra farklı klinik seyirlerden de bahsetmiştir. Arapça tıp literatüründe “ḏātu’r-riˀa(t) ذات الرئة” olarak adlandırılan bu hastalık, akciğer dokusunda iltihaplanmaya işaret eder.

Mikroorganizmaların keşfiyle pnömoninin mikrobiyal kökenli olduğu, 19. yüzyılın sonlarında bilimsel olarak gösterilebilmiştir. 1875’te Edwin Klebs, pnömoni dokularında bakteri gözlemledi. 1882’de Carl Friedländer, pnömonide “Friedländer basili” (Klebsiella pneumoniae) tanımladı. 1884’te ise Albert Fraenkel, pnömoninin ana nedeni olarak Streptococcus pneumoniae’yi (o dönemde Pneumococcus olarak adlandırdı) izole etti. Bu keşifler pnömoninin bakteriyel kökenli olduğunu doğruladı ve antibiyotiklerin geliştirilmesiyle pnömoninin tedavisi mümkün hale geldi.

Modern tıp terminolojisinde, “zatürre” kelimesi Osmanlı Türkçesi’ne Arapçadan, oradan da Türkçeye geçmiş olup; “akciğer iltihabı” anlamında kullanılır. “Pnömoni” ise doğrudan Yunanca kökene sahiptir ve uluslararası tıp literatüründe standart terim olarak kullanılmaktadır.



Kaynak
  1. Hippocrates. (ca. 400 BC). Aphorisms. In: Hippocrates Collected Works. (Loeb Classical Library).
  2. Galen. (ca. 200 AD). On the Causes of Disease. In: Galen’s Works, Ed. R. Walzer. Oxford University Press.
  3. Ibn Sina (Avicenna). (1025). The Canon of Medicine (Al-Qanun fi al-Tibb). Book II, Oxford University Press (transl. 1999).
  4. Klebs, E. (1875). Beiträge zur Kenntniss der Mikrokokken. Archiv für experimentelle Pathologie und Pharmakologie, 3, 426–436.
  5. Friedländer, C. (1882). Ueber die Schizomyceten bei der acuten fibrösen Pneumonie. Virchows Archiv, 87(2), 319–324.
  6. Fraenkel, A. (1884). Über die Aetiologie der Pneumonie. Berliner klinische Wochenschrift, 21, 645–649.
  7. Niederman, M. S., Mandell, L. A., Anzueto, A., Bass, J. B., Broughton, W. A., Campbell, G. D., … & Bartlett, J. G. (2001). Guidelines for the management of adults with community-acquired pneumonia. Diagnosis, assessment of severity, antimicrobial therapy, and prevention. American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine, 163(7), 1730-1754.
  8. Mandell, L. A., Wunderink, R. G., Anzueto, A., Bartlett, J. G., Campbell, G. D., Dean, N. C., … & Whitney, C. G. (2007). Infectious Diseases Society of America/American Thoracic Society consensus guidelines on the management of community-acquired pneumonia in adults. Clinical Infectious Diseases, 44(Supplement_2), S27-S72.
  9. Woodhead, M., Blasi, F., Ewig, S., Garau, J., Huchon, G., Ieven, M., … & Torres, A. (2011). Guidelines for the management of adult lower respiratory tract infections–full version. Clinical Microbiology and Infection, 17(s6), E1-E59.
  10. WHO guidelines for the management of common childhood illnesses. World Health Organization. 2013.
  11. Thomas, M. (2016). The historical evolution of pneumonia diagnosis and management. Respiratory Medicine, 113, 1–5.
  12. Schuetz P, Wirz Y, Sager R, et al. Procalcitonin to initiate or discontinue antibiotics in acute respiratory tract infections. Cochrane Database Syst Rev. 2017;10:CD007498.
  13. Rochwerg, B., Oczkowski, S. J., Siemieniuk, R. A., Agoritsas, T., Belley-Cote, E., D’Aragon, F., … & Guyatt, G. (2017). Corticosteroids in patients with severe community-acquired pneumonia: a systematic review and meta-analysis. Annals of Internal Medicine, 166(7), 507-513.
  14. Metlay JP, Waterer GW, Long AC, et al. Diagnosis and treatment of adults with community-acquired pneumonia. An official clinical practice guideline of the American Thoracic Society and Infectious Diseases Society of America. Am J Respir Crit Care Med. 2019;200:e45–e67.
  15. Metlay, J. P., Waterer, G. W., Long, A. C., Anzueto, A., Brozek, J., Crothers, K., … & Whitney, C. G. (2019). Diagnosis and treatment of adults with community-acquired pneumonia. An official clinical practice guideline of the American Thoracic Society and Infectious Diseases Society of America. American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine, 200(7), e45-e67.
  16. De Brabander, J., Van Laethem, J., & Verbeken, E. (2020). Community-acquired pneumonia in children and adults: Causes and risk factors. European Respiratory Review, 29(157), 190133.
  17. Torres, A., Cilloniz, C., Niederman, M. S., Menéndez, R., Chalmers, J. D., Wunderink, R. G., & van der Poll, T. (2021). Pneumonia. Nature Reviews Disease Primers, 7(1), 25.

Click here to display content from SoundCloud.
Learn more in SoundCloud’s privacy policy.

Lingula pulmonis sinistri

This content is available to members only. Please login or register to view this area.

This content is available to members only. Please login or register to view this area.

Anatomi

Sol akciğer dili iki kısımdan oluşur;

  1. Segmentum lingulare superius (Segment IV) 
  2. Segmentum lingulare inferius (Segment V)

This content is available to members only. Please login or register to view this area.

Lobus superior pulmonis sinistri

Lobus superior pulmonis sinistri, anatomik olarak sol akciğerin üst lobunu ifade eder. Bu yapı, Latin terminolojisiyle aşağıdaki şekilde analiz edilebilir:

  • Lobus: Lobal yapıyı, yani bir organın belirgin ve sınırlı bir bölümünü ifade eder.
  • Pulmonis: Latince “pulmo” kelimesinin genitif hâli olup “akciğerin” anlamına gelir.
  • Sinistri: “Sol” anlamına gelen “sinister” kelimesinin genitif hâlidir ve “sola ait olan” demektir.
  • Superior: “Üst” konumu belirtir.

Dolayısıyla lobus superior pulmonis sinistri, “sol akciğerin üst lobu” anlamına gelir.


Anatomik Bölümleri

Sol akciğerin üst lobu, sağ akciğerin üst lobuna göre biraz farklılık gösterse de fonksiyonel ve morfolojik olarak kendi içinde segmentlere ayrılır. Lobus superior pulmonis sinistri üç ana segmentten oluşur:

  1. Segmentum apicoposterius (1 & 2. segmentler birleşik)
    • Bu segment, genellikle birleşik olarak değerlendirilir.
    • Apex” tepe, “posterior” ise arka anlamına gelir.
    • Üst lobun en üst ve arka kısmını oluşturur.
  2. Segmentum anterius (3. segment)
    • Anterior” önde yer alan anlamına gelir.
    • Üst lobun öne bakan kısmını oluşturur.

Bazı kaynaklar, lingula adı verilen yapıyı ayrı bir yapı olarak da ele alır. Lingula, sağ akciğerdeki orta loba karşılık gelir ve alt lobun bir parçası değil, üst lobun uzantısıdır. Ancak yukarıda verilen sınıflama, lingula’yı dışarda bırakarak sadece klasik segmentasyon üzerinden değerlendirilmiştir.


Notlar

  • Klinik pratikte bu segmentlerin bilinmesi, bronkoskopi, akciğer rezeksiyonu ve segmentektomi gibi cerrahi işlemler açısından büyük önem taşır.
  • Segmentler, kendi bronşial ve vasküler yapılarıyla birlikte anatomik ve fonksiyonel olarak bağımsız alt birimler olarak kabul edilir.
Klinik

Lobus superior pulmonis sinistri (sol akciğerin üst lobu), hem anatomik yerleşimi hem de fonksiyonel yapısı açısından klinikte çok çeşitli durumlarla ilişkili olup, özellikle torasik cerrahi, pulmonoloji, radyoloji ve onkoloji alanlarında önemli bir yapıdır. Bu lobun klinik önemi, segmental anatomisi sayesinde hem tanısal hem de tedavi edici müdahalelerin hassas ve hedefe yönelik yapılabilmesini sağlar.


1. Torasik Cerrahi ve Segmentektomi

Lobus superior pulmonis sinistri, genellikle rezektabl akciğer kitlelerinin veya metastatik lezyonların yerleştiği bölgelerden biridir. Bu nedenle:

  • Segmental anatominin iyi bilinmesi, segmentektomi veya lobektomi gibi cerrahi girişimlerde sağlıklı doku korunarak hastalıklı dokunun çıkarılmasına olanak tanır.
  • Özellikle segmentum apicoposterius (1+2) ve segmentum anterius (3) ayrımı, segmentektomi sırasında bronş ve vasküler yapıların ayrıştırılabilmesi açısından kritiktir.
  • Torakoskopik cerrahiler (VATS) ve robotik cerrahi uygulamaları için segmental bilgi gereklidir.

2. Bronkoskopi ve Endoskopik Müdahaleler

Sol üst lobun segmental bronşları (B1+2 ve B3), bronkoskopi sırasında sıklıkla görüntülenen ve biyopsi alınan bölgeler arasındadır:

  • Bu segmentlerde yer alan lezyonların lokalizasyonu, endobronşiyal tedavi ve bronşiyal lavaj işlemlerinin planlamasında önemlidir.
  • Bronşiyal karsinomlar, sıklıkla üst loblara yerleştiğinden, sol üst lobun segmentlerine yönelik bronkoskopik değerlendirme tanısal değeri yüksek bir adımdır.

3. Solunum Fizyolojisi ve Ventilasyon-Perfüzyon Dengesizliği

  • Sol akciğerin üst lobu, genellikle iyi havalanan ancak yerçekimi nedeniyle daha az perfüze edilen bir bölgedir.
  • Pulmoner emboli, atelektazi veya interstisyel akciğer hastalıkları gibi durumlarda bu lobda ventilasyon-perfüzyon dengesizliği görülebilir.

4. Enfeksiyöz Hastalıklar

  • Tüberküloz, klasik olarak üst lobları tercih eder; bu nedenle lobus superior pulmonis sinistri, aktif veya sekonder tüberküloz olgularında lezyonların sıklıkla izlendiği bölgedir.
  • Bakteriyel pnömoniler veya fungal enfeksiyonlar (özellikle Aspergilloma), bu lobda kaviter lezyonlar oluşturabilir.

5. Onkoloji ve Sol Üst Lob Tutulumu

  • Adenokarsinom, skuamöz hücreli karsinom gibi primer akciğer kanserleri sıklıkla üst loblarda, özellikle sol üst lobda gelişir.
  • Sol üst lob, mediastinal yapılara yakınlığı nedeniyle tümörlerin hızla komşu yapılara yayılmasına neden olabilir:
    • N. recurrens basısı → ses kısıklığı
    • Özofagus kompresyonu → disfaji
    • Perikardiyal tutulum → perikardit, efüzyon

6. Radyolojik Görüntüleme ve Segmental Analiz

  • Toraks BT (özellikle Yüksek Çözünürlüklü BT – HRCT), lobar ve segmental dağılımı değerlendirmek için kullanılır.
  • Segmentlere göre yapılan sınıflama, özellikle yaygın akciğer hastalıklarının (örneğin sarkoidoz, pulmoner fibrozis) dağılımının tanımlanmasında kullanılır.
  • Sol üst lobdaki infiltrasyonlar, konsolidasyonlar veya nodüller segmental bronş ve damar anatomisiyle birlikte değerlendirilir.

7. Kardiyotorasik İlişkiler ve Komşuluk

  • Sol üst lobun ön kısmı, kalbin sol ventrikülü ve perikard ile komşudur.
  • Bu nedenle perikardiyal hastalıkların veya sol ventrikül yetmezliğinin sekonder etkileri bu lobda pulmoner konjesyon veya ödem şeklinde görülebilir.

8. Diğer Klinik Durumlar

  • Atelektazi: Sol üst lob atelektazisi, sıklıkla hilus yukarı çekilmesi ve mediastinal kayma ile sonuçlanır.
  • Plevral effüzyon: Üst lobu çevreleyen plevral sıvılar, lokalize parapnömonik efüzyonlar şeklinde ortaya çıkabilir.
  • Fibrotik hastalıklar: Özellikle kronik inhalasyon maruziyetlerinde (örneğin silikozis) üst lob tutulumu tipiktir.


Keşif

Antik Dönem: Galen Dönemi (M.S. 2. yüzyıl)

  • Galen (Claudius Galenus), akciğerlerin genel yapısını tanımlamış, ancak segmentlere ayırmamıştır.
  • Galen’in anatomi bilgisi, hayvan diseksiyonlarına dayanıyordu. Bu nedenle insan akciğerlerinin detaylı lobar ve segmental yapıları hakkında sınırlı bilgiye sahipti.

Rönesans Dönemi: Vesalius ve İlk Ayrıntılı Tanımlar (1543)

  • Andreas Vesalius, 1543 yılında yayımladığı De humani corporis fabrica adlı eserinde, akciğerlerin insanlardaki gerçek anatomik yapısını tanımlamıştır.
  • Vesalius, sağ ve sol akciğerin loblarını açıkça ayırt etmiş ve sol akciğerin iki lobdan (üst ve alt) oluştuğunu belirtmiştir.
  • Ancak bu dönemde bronkopulmoner segmentasyon henüz tanımlanmamıştı.

19. yüzyıl: Lobar Segmentasyonun Gelişimi

    1. yüzyılda anatomik diseksiyonların yaygınlaşmasıyla birlikte lobus superior gibi anatomik terimler daha standart hâle gelmiştir.
  • Lober ayrımın morfolojik değil, fonksiyonel olarak da önem taşıdığı anlaşılmıştır.

20. yüzyıl: Bronkopulmoner Segmentasyonun Tanımı

  • 1940’lı yıllarda anatomist Chevalier Jackson ve cerrah J. A. B. Fraser, akciğerlerin segmental anatomi sistemini tanımlamışlardır.
  • Sol akciğerin üst lobu bu çalışmalarda segmentum apicoposterius (1+2) ve segmentum anterius (3) olarak sınıflandırılmıştır.
  • Bu segmentasyon, bronşiyal ağaç ve pulmoner arterlerin dağılımına göre yapılmıştır ve cerrahi anatomide hâlâ esas alınan sistemdir.



İleri Okuma
  • Vesalius, A. (1543). De humani corporis fabrica libri septem. Basel: Johannes Oporinus.
  • Gray, H. (1858). Anatomy: Descriptive and Surgical. London: John W. Parker.
  • Gray, H. (1918). Anatomy of the Human Body. Philadelphia: Lea & Febiger.
  • Jackson, C., & Fraser, J. A. B. (1940). The surgical anatomy of the bronchopulmonary segments. Annals of Surgery, 111(3), 337–361.
  • Hollinshead, W. H. (1971). Anatomy for Surgeons, Vol. 2: The Thorax, Abdomen, and Pelvis. Harper & Row.
  • Netter, F. H. (1989). Atlas of Human Anatomy. CIBA-Geigy Corporation.
  • Müller, N. L., & Fraser, R. S. (2001). Diagnosis of Diseases of the Chest (4th ed.). Saunders.
  • Felson, B. (2003). Chest Roentgenology. W.B. Saunders.
  • Netter, F. H. (2006). Atlas of Human Anatomy. Saunders Elsevier.
  • Moore, K. L., Dalley, A. F., & Agur, A. M. R. (2013). Clinically Oriented Anatomy (7th ed.). Lippincott Williams & Wilkins.
  • Standring, S. (Ed.). (2020). Gray’s Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice (42nd ed.). Elsevier.
  • Travis, W. D., Brambilla, E., Nicholson, A. G., et al. (2021). WHO Classification of Tumours: Thoracic Tumours (5th ed.). IARC.