Sinonim: Antennarius striatus, striated frogfish, hairy frogfish
Antennariidae ailesine ait bir balık türüdür.
Tıp terimleri sözlüğü
Zooloji, hayvanların ve hayvan yaşamının bilimsel olarak incelenmesidir. Hayvanların yapısı, davranışı, evrimi ve sınıflandırılması da dahil olmak üzere çok çeşitli konuları kapsayan bir biyoloji dalıdır. Zoologlar, hayvanları ve onların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerini inceleyen bilim insanlarıdır.
Zoologlar hayvanat bahçeleri, yaban hayatı koruma alanları ve doğal yaşam alanları da dahil olmak üzere çeşitli ortamlarda hayvanları inceleyebilirler. Tek bir türü derinlemesine inceleyebilir veya farklı türler arasındaki ilişkileri ve birbirleriyle nasıl etkileşime girdiklerini inceleyebilirler. Zoologlar ayrıca hayvan türlerinin zaman içindeki evrimi ve gelişiminin yanı sıra davranış ve iletişim kalıplarını da inceleyebilirler.
Zoologlar hayvanları incelemek için saha gözlemleri, deneyler ve laboratuvar analizleri de dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanırlar. Hayvan davranışlarını ve biyolojisini incelemek için GPS izleme cihazları, mikroskoplar ve bilgisayar simülasyonları gibi teknolojileri de kullanabilirler.
Zoologlar genellikle memeliler, kuşlar, sürüngenler veya balıklar gibi belirli bir hayvan grubunda uzmanlaşırlar. Bazı zoologlar, hayvan iletişimi, sosyal davranış veya yırtıcı davranış gibi belirli bir hayvan davranışı türünün incelenmesine odaklanabilir. Diğerleri, insan faaliyetlerinin hayvan popülasyonları ve ekosistemler üzerindeki etkisini inceleyebilir veya nesli tükenmekte olan türleri korumak için koruma çabaları üzerinde çalışabilirler.
Genel olarak, zooloji alanı, doğal dünyayı ve gezegenimizde var olan çeşitli hayvan yaşamını anlamamızda hayati bir rol oynamaktadır.
Sinonim: Antennarius striatus, striated frogfish, hairy frogfish
Antennariidae ailesine ait bir balık türüdür.
Francisella tularensis, küçük, Gram-negatif, kokobasil şeklinde, zorunlu aerop ve kapsüllü bir bakteridir. Hücre içi paraziti olarak makrofajlar içinde çoğalabilir. Dört alt türü tanımlanmıştır, ancak en fazla patojen olan alt tür Francisella tularensis tularensis (Tip A)’dir. Daha az virülan olan alt tür F. tularensis holarctica (Tip B) ise genellikle Avrupa ve Asya’da, özellikle de Türkiye’de görülmektedir.
Bu bakterinin bulaşıcılığı son derece yüksektir: yalnızca 10-50 bakteri ile enfeksiyon gelişebilir. Bu özelliği nedeniyle biyolojik silah olarak da sınıflandırılmaktadır (Kategori A patojen).
Tularemia; Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’da endemiktir. Türkiye’de de bazı bölgelerde endemik olarak bulunmaktadır. Özellikle su kaynaklı salgınlar kış aylarında daha fazla bildirilmiştir.
Tularemia doğada çok çeşitli canlılarda bulunabilir:
İnsandan insana bulaş gösterilmemiştir.
Tularemia’nın klinik formu bulaş yoluna göre değişir. Başlıca klinik formlar şunlardır:
Bu grupların kullanımının etkisiz olduğu bilinmektedir.
Francisella tularensis son derece bulaşıcı olduğu için laboratuvar çalışanlarının aerosol maruziyetine karşı Biyogüvenlik Düzeyi 3 (BSL-3) önlemlerini alması gereklidir.
Francisella tularensis‘in keşfi, 20. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Bakteri ilk kez 1911 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletindeki Tulare County bölgesinde, George W. McCoy ve Charles W. Chapin adlı bilim insanları tarafından sıçan vebası araştırmaları sırasında izole edilmiştir. Araştırmacılar bu mikroorganizmayı, ölen kemirgenlerin (özellikle sincapların) dokularında izole etmiş ve yeni bir tür olarak tanımlamışlardır.
Bu ilk izolasyonun ardından mikroorganizma, Bacterium tularense adıyla tanımlanmıştır; burada “tularense” ismi, keşfin yapıldığı Tulare bölgesine ithafen verilmiştir.
1914 yılında Amerikalı patolog Edward Francis, bir laboratuvar kazası sonucunda kendisi bu hastalığa yakalanmış ve klinik semptomlarını ayrıntılı biçimde raporlamıştır. Aynı zamanda birkaç yıl boyunca hastalığın bulaşma yolları, konakçıları ve vektörleri üzerine kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Bu katkılarından ötürü bakteri daha sonra onun onuruna yeniden adlandırılmış ve Francisella tularensis ismini almıştır.
Francis, bu bakterinin doğada tavşanlar ve kemirgenlerde yaygın olduğunu, insanlara ise çoğunlukla haşere ısırıkları veya doğrudan temas yoluyla bulaştığını göstermiştir. Ayrıca hastalığın farklı klinik formlarını tanımlamış ve özellikle ulseroglandüler formu ilk detaylandıran bilim insanı olmuştur.
II. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında, Francisella tularensis, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği başta olmak üzere bazı ülkelerin biyolojik silah programlarında incelenmiştir. Çünkü son derece düşük dozlarla enfeksiyon oluşturabilen, solunum yoluyla da bulaşabilen ve yüksek mortaliteye yol açabilen bu bakteri, potansiyel bir biyoterör ajanı olarak değerlendirilmiştir.
Bu çerçevede 1950’li yıllardan itibaren, ABD’de canlı atenüe edilmiş bir tularemi aşısı (LVS – Live Vaccine Strain) geliştirilmiştir. Ancak bu aşı yaygın kullanım görmemiş, sadece risk gruplarında (örneğin laboratuvar personeli) sınırlı olarak uygulanmıştır.
Türkiye’de tularemiye dair ilk vaka bildirimi 1936 yılında yapılmıştır. Ancak hastalık uzun yıllar boyunca tanınmamış, çoğu zaman yanlış teşhis edilmiştir (örneğin tüberküloz, bruselloz veya basit adenit vakaları olarak değerlendirilmiştir). 1988 yılından itibaren ise Sağlık Bakanlığı tarafından bildirimi zorunlu hastalıklar listesine dahil edilmiştir.
2000’li yıllarda moleküler tanı yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, Türkiye’de özellikle İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde tulareminin sanılandan daha yaygın olduğu anlaşılmıştır. Bu dönemde çevresel kaynaklar, su örnekleri ve kemirgen rezervuarları üzerine geniş çaplı epidemiyolojik araştırmalar yapılmıştır.
Bakterinin genomu ilk kez 2005 yılında tam olarak dizilenmiştir. Bu gelişme sayesinde bakterinin virülans faktörleri, hücre içi yaşam mekanizmaları ve evrimsel ilişkileri daha ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Ayrıca moleküler filogenetik analizler sonucunda, F. tularensis’in farklı alt türleri (tularensis, holarctica, mediasiatica, novicida) tanımlanmıştır.
| Yıl | Olay | Bilim İnsanları / Kurum |
|---|---|---|
| 1911 | İlk izolasyon – Tulare County | George W. McCoy & Charles W. Chapin |
| 1914 | İnsan vakası ve tanımı | Edward Francis |
| 1928 | Hastalığın adı “tularemia” olarak netleşti | ABD Sağlık Hizmetleri |
| 1950’ler | Biyolojik silah araştırmaları ve canlı aşı geliştirme | ABD Ordusu |
| 1936 | Türkiye’de ilk vaka bildirimi | Yerli sağlık otoriteleri |
| 1988 | Türkiye’de bildirimi zorunlu hastalık olarak tanımlandı | Türkiye Sağlık Bakanlığı |
| 2005 | Genom dizilimi ve moleküler sınıflama | Genomics konsorsiyumu |
Hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık zoonoz veya daha spesifik olarak, bulaşma insan olmayan hayvanlardan insanlara gerçekleştiğinde antropo-zoonoz olarak adlandırılır. Zoonotik hastalıklara bakteriler, virüsler, parazitler ve mantarlar dahil olmak üzere çeşitli patojenler neden olabilir ve hayvanlarla, vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla veya böcekler gibi vektörler yoluyla dolaylı olarak yayılabilir.
Zoonozlar, bulaşma şekillerine veya ilgili patojen türüne göre sınıflandırılabilir:
Doğrudan Zoonozlar: Bunlar, enfekte hayvan, dokuları veya vücut sıvıları ile temas yoluyla doğrudan hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklardır. Örnekler şunları içerir:
Vektör Kaynaklı Zoonozlar: Bunlar, patojeni hayvanlardan insanlara taşıyan sivrisinek veya kene gibi bir vektör aracılığıyla bulaşır. Örnekler şunları içerir:
Gıda Kaynaklı Zoonozlar: Bu hastalıklar, tipik olarak et veya hayvansal ürünler olmak üzere kontamine gıdaların tüketimi yoluyla insanlara bulaşır. Örnekler şunları içerir:
Hava Yoluyla Bulaşan Zoonozlar: Bazı zoonotik hastalıklar aerosoller yoluyla yayılır ve patojenin hayvanlardan insanlara geçmesine izin verir. Örnekler şunları içerir:
Parazitik Zoonozlar: Bazı parazitler hayvanlardan insanlara, genellikle kontamine su veya toprak yoluyla veya ara konakçılar aracılığıyla bulaşabilir. Örnekler şunları içerir:
Ortaya çıkan birçok bulaşıcı hastalık zoonotik kökenli olduğundan, zoonozların halk sağlığı açısından önemli etkileri vardır. Zoonotik hastalık salgınlarına örnek olarak şunlar verilebilir:
Zoonotik hastalıkların önlenmesi ve kontrol altına alınması, genellikle “Tek Sağlık ” olarak adlandırılan ve insan, hayvan ve çevre sağlığı stratejilerini entegre eden multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Temel önlemler şunları içerir:
Sinonim: influenz, enflüanza, flu, Influenza, „echte“ Grippe, Virusgrippe
![]()
Sinonim: Sarı Prenses, lemon yellow lab, the blue streak hap, the electric yellow or yellow prince

Pomacentridae ailesinin türlerinden biridir.
Sinonim: plankter
.jpg)

Sinonim: enzootic, Enzootic, Enzootie, enzootisch
İnsan olmayan havyanlarda belirli bir iklim, sezon veya bölgede istikrarlı, yaygın hastalıktır.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.